Sayfalar

12 Eylül 2009 Cumartesi

Tanjevic'ten Özür Diliyorum

Turnuva öncesinde;

* Çılgınca rotasyon yapmaktan vazgeçebileceğine,

* Zamanında ve doğru oyuncu değişiklikleri yapacağına,

* En doğru anda mola alacağına,

* Takımdaki her oyuncuya adaletle davranacağına inanmadığım için

Bogdan Tanyevic'ten özür diliyorum. Belki Orhun, belki Harun ya da bir başkası katkı yapmıştır bu dengeyi ve istikrarı yakalamasında ama sonuçta takımın Baş Antrenörü O ve O ne derse o olur. Bu yüzden tekrar tekrar özür diliyorum Tanjevic'ten. Aleyhinde tek kelime söylemeyeceğim turnuva bitene kadar, hala Milli Takımın başında görmek istemiyor olsam da kendisini turnuva bitene kadar bütün defterleri rafa kaldırıyorum kendi açımdan. Bu turnuvayı böyle iyi götürürken kendisine tek laf söylemek ancak ayıptır. Önce özür sonra başarı diliyorum Tanjevic'e.

Derbi Öncesi Artılar Eksiler

Eksiler

1. Leo Franco'nun ne zaman nasıl oynayacağını çözmeyi hala daha başaramadım. Bir maçta bakıyorsun helal olsun diyorsun, başka maçta bakıyorsun tamamen dip yapabiliyor. Derbide özellikle Beşiktaş kanat akınlarında kaleci zaafiyetimiz olacağı aşikar. Leo yan toplarda ne zaman çıkıp çıkmayacağına karar veremiyor. Daha doğrusu kaleden hiç ayrılmıyor. Çok büyük bir handikap bizim için.

2. Servet milli takımdan çok yorgun döndü. Bosna maçının istediğimiz sonuçla bitmemesi sebebiyle mental olarak zayıf durumda. Onu hızlı bir şekilde Beşiktaş maçına konsantre etmek gerekiyor.
3. Gökhan Zan'ın sakatlığı sebebiyle derbide büyük ihtimalle Emre Aşık oynayacak. Tam bir profesyonel. Oyna deyince giriyor oynuyor bekle deyince kulübede sıkıntı yaratmıyor. Ancak oyunda iken tam bir ayaklı bomba. Tek hamlelik oyuncu dediğimiz türden. Artı bu maçta karşısında Holosko gibi tren katarı gibi bir oyuncu olduğu düşünülürse ona karşı hamlelerinde olabilecek zamanlama hataları kart görmesine hatta takımı yalnız bırakmasına sebep olabilir.
4. Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın ikisinin de eksiği son oynadığımız lig maçında ortaya çıktı. İkisi de iyi kesiciler ancak Ayhan gibi defanstan topu alıp orta sahada dağıtım görevini yapacak kapasiteye sahip değiller ki yine son maçta orta sahada tehlikeli bölgelerde çok kritik pas hataları yaptılar. Bu yüzden bu iki oyuncu ile birlikte geriden topu alma görevi de Arda'ya yüklenebilir; bu da Arda'nın daha çok yorulmasına sebep olabilir.
5. İlk onbirde Aydın'ın olması daha etkili bir başlangıç sağlanabilmesi açısından önemli idi. Çünkü Beşiktaşlı oyuncular henüz yorulmamışken onlarla daha çok savaşabilecek kondüsyona sahip ve uzun süre alabilirdi maçta. Ancak ne var ki sakatlığı sebebiyle oynamayacak ve yerine büyük ihtimalle Harry oynayacak. Ortada Arda, solda Harry, sağda Keita. Harry daha dengeli oynamak zorunda maçın sonunu getirebilmesi için. Aslında maça Arda, Elano ve Keita ile başlayıp ikinci yarıda bir Elano-Harry değişikliği ile yorgun Beşiktaş defansına zinde bir Harry olması daha avantajlı olurdu. Fakat Elano da milli maçlar sebebiyle yorgun ve bu sebeple maça yedekte başlayacak gibi görünüyor.

6. Arda. Estonya maçında o kadar çok efor sarfetti ki Bosna maçında gerçek oyununu gösteremedi. Çok yorgun. Bir haftada üç maçı çıkaracak kondüsyondan uzak. Bosna maçında da görüldü ki sinirleri de yıpranmış durumda. İstediklerini yapamama onda sinir yaptı Bosna maçında. Onun da hızlı bir terapiye ihtiyacı var. Eğer bu sorunlar bu maçta da devam ederse O da rakibin agresifliğinin derecesine göre sinirlenebilir ve itiraz sebebiyle kart alabilir.
7. Beşiktaş'ın sakat oyuncularının her ne kadar %100 hazır olmasalar da iyileşmeleri ve takımla çalışmalara katılmaları takıma pozitif bir güç katacaktır. Kalede özellikle hazır bir Rüştü'nün olması Galatasaray açısından dezavantaj.

8. Maçta favori olarak gösterilmek bu tür maçlarda favori takım üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu baskıyı kaldırabileceklerine inanıyorum. Ancak yine de sıkıntılı bir durum bu da.

Artılar

1. Hakan Balta en güvendiğimiz isim konumunda. Muhtemelen karşısında oynayacak olan Holosko'ya kolay kolay koşabilecek koridor bırakabileceğini düşünmüyorum.

2. Servet eğer gücünü yerine getirirse defansın ortasında Emre'nin de açıklarını kapatabilecek kapasitede.

3. Sabri'nin son maçlardaki dengeli oyunu artı karşısında oynayacak olan Tello'daki form düşüklüğü maçtaki en önemli avantajlarımızdan biri olacak.

4. Topal ve Sarp ileriye yeterince destek veremeyecekler ancak Tabata'ya da rahat top kullandırmamak için ellerinden geleni yapacaklardır.

5. Ofansif anlamda en güvendiğim oyuncu Keita olacak. Karşısında kim oynarsa oynasın o oyuncuyu ofansa çıkartmayacaktır artı her zamanki gibi ters çalımları ile gollük pasları ile takımına skor avantajını yakalatabilir.
6. Harry Kewell kondüsyon sorunu yaşayabilir ancak ilk otuz dakikalık bölümde ön direkten yapılabilecek bir kafa vuruşu veya uzaktan atılabilecek bir şut ile golü bulabilir. Sonuçta büyücü bu.

7. İleri uçta oynayacak Baros son milli maçında attığı 4 gol ile mental olarak en üst düzeyde ve fiziksel yorgunluğunu bu sebeple kısa sürede atabilecektir. Yine Galatasaray'ın en önemli gol silahıdır. Ayrıca rakip defansı sağa sola çekerek ortadan açılacak koridorlardan defansı delme girişimlerine yardımcı olacaktır. Bu yolla özellikle Mustafa Sarp ve Mehmet Topal gol bulabilir.

8. Duran toplar yine en önemli silahımız olacak. Özellikle serbest vuruş kullanılabilecek noktalarda yapılan ve önceden çalışılmış pozsiyonlar ile gol bulunabilir.

9. Arda. Eğer aklını maça verebilirse maçı alıp götürür.
10. Arda'dan bile önemlisi maçı ASY'de oynayacak olmamız.

11 Eylül 2009 Cuma

Fatih Terim Yüzünden Bosna'yı Tuttum!

Mehmet Tezkan

Vatan Gazetesi'nin siyaset ile ilgili karalamalar yapan elemanı Mehmet Tezkan bakmış ki politikada yazılan yazılarda ekmek yok, ülkenin en popüler aktivitesi olan futbol ve onun en öndeki isimlerinden birine çamur atmak ile futbol sektörüne geçiş yapmış. Daha okumayanlar için yazısı burada.

Şimdi Sevgili Mehmet Tezkan. Bende sana sallayayım biraz bakalım nasıl olacak?

1. Siyasetle ilgili yazdığın yazıları kimse okumadığı için görülüyor ki futbola geçiş yapmışsın. Ama ilk önce şunu bil, senin gibi çamur at izi kalsın tipindeki insanlar ancak televizyonlarda kendine yer edinebilirler. Köşe yazarlığıyla reytingini atttıramazsın. Sen de çık ki yüzü teneke kaplı, utanmaz bu insanın kim olduğunu iyice bilelim.

2. Fatih Terim üç günlük adam değil. Senin gibi oynak da değil. 10 sene önce nasılsa şimdi de aynı. Yürüyüşünü, duruşunu vs. senin işinde yaptığın gibi hiç kıvırtmadı. Neyse o oldu. Hatta İtalya'dan dönünceki o İtalyanvari hali hiçbirimizin hoşuna gitmemişti ki tekrar özüne döndü daha sonra. Peki sen neredeydin 10 sene boyunca. Nasıl da büyütmüşsün içindeki kini Fatih Terim'e olan. Tabi Terim o kadar başarılı ve sarsılmazdı ki için içini yemesine rağmen yazamıyordun o zamnalar. Biraz sendeledi şimdi diye hemen sırtına vurup iyice çökertme zamanı değil mi? Aman kaçırma bu fırsatı.

3. Sen eğer Fatih Terim yüzünden Bosna maçında Bosna'yı tuttuysan geçen senelerde Yunanistan'ı da tutmuşsundur. Muhakkak Fatih Terim önderliğinde Yunanistan'ı Yunaistan'da farklı mağlup edince esas o zaman ağlamış, üzülmüşsündür. Çünkü senin içindeki Fatih Terim kompleksi o kadar büyümüşki gözün hiçbirşeyi göremez olmuş.

4. Yıl 2000. Fatih Terim 43 yaşında UEFA Kupası'nı kazanan takımın başında olup bu milleti sevinçten ağlatırken sen üç kuruş fazla para alabilmek için gazeteler arasında kapı kapı dolaşıyordun. Kıçın bir koltukta 3-5 sene rahat gördü diye, yazıların kesilmedi diye sevildiğini, yazılarının okunduğunu ve ona buna saldıracağını mı zannettin?

5. Tezkan, ben futboldan fazla anlamam ama senden daha çok anladığım aşikar. Fatih Terim bu zamana kadar kazandığı başarılarının arkasında senin laf ettiğin siniri, asiliği, yenilgiyi kabul etmezliği, heyecanı, hırsı, içindeki ruh halini dışarıya yansıtıp futbolcuyu etkileme vasfı vardır. Oyüzden senin anlam veremediğin onca hareketi futbolcusuna anlamlı gelir ve futbolcusu da hırslanır onun hareketlerinden sonra. Bunları futbolcularına empoze etmiş ve bu sayede bunca başarıların altında hep onun imzası olmuştur. Ben onun sayesinde onlarca, yüzlerce kez sevinmişim. Kişiliği yüzünden 3-5 maç ceza alalım ne olacak varsın olsun eğer o başarılara tekrar ulaşılacaksa ben razıyım.

6. Fatih Terim bu takımın başında olursa ve gelecekte yine başarılı olursa utanmadan bu sefer de başarısını takdir etmek için nağmeler düzecek misin? Hayır tabiki bunu yapmayacaksın. Neden mi? Biraz araştırma yaptım. Avrupa Şampiyonası'nda Milli Takım'ın kazandığı onca maça rağmen hiçbir yazın yok ortalıkta. Politika'dan antin kuntin yazılarına devam etmişsin.

7. Senin içindeki Fatih Terim kompleksini ben Fenerbahçeli arkadaşlarımda bile görmedim. Arkadaşlarım en azından Fatih Terim'den nefret ediyorum ama Milli Takım sonuçta desteklemeyecek miyiz diyor ama sen ne kadar zavallısın ki içindeki komplekse yenik düşmüşsün ve bu sebeple utanmadan bu kompleksi yazıya döküp gazeteye köşene koymuşsun. Yazık sana acıyorum.

8. Yazık şu an seni o Vatan Gazetesi'nde o koltukta tutan zihniyete. Yazık ki ne yazık. Madem sen Fatih Terim yüzünden Bosna'yı tutmuşsun; ben de senin yüzünden bundan sonra Vatan gazetesini okumuyorum.

10 Eylül 2009 Perşembe

Lee Sharpe

Sen ne güzel abimizdin be Lee Sharpe. Kıymetini bilemediler senin, CM'de bizim verdiğimiz değeri veremediler. Erken göçtün çimlerden. O 5 numara ne de yakışıyordu sana. Bu 5 numara uğursuz mu kardeşim, giyenin beli doğrulmuyor.

Gökhan Cam

Gökhan en az 3 hafta yok ki bu bence en az 1 aydır. Doktorların tam iyileşmeden oynamasına izin vereceğini sanmıyorum. Gökhan'ın kasık adelesi kopma noktasına gelmiş, iyi de nasıl olmuş bu çok merak ediyorum. Adam stoper, devamlı depara kalkan bir kanat adamı ya da sprinter bir forvet değil ki aniden koparsın kasık kaslarını ya da yırtsın.

"Herkes bana Cam adam diyor, öyle olmadığımı iyi çalışıp sakatlanmadan göstereceğim" demişti imzayı attıktan sonra. Hani be Gökhan Zan, nerede o sağlam adam. Beşiktaşlılar bir kez daha düşünmeli, Gökhan'ı kayıp mı etmiş oldular yoksa ondan kurtulmuş mu oldular?

Huzurlarınızda, maalesef ve üzülerek Gökhan Cam!

G. Afrika'ya gitmek için büyü gerek

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Manşette 'Yazık!' dedik. Bence yazık mazık değil! Bilakis hak ettik biz bunu. Bakalım ders çıkarabilecek miyiz? Ya da yine bir mucize -veya Afrika büyüsü- gerçekleşir de gidersek hataları pas pas altı mı edeceğiz? Bunu zaman gösterecek.

İlk yarı hızlı başlayıp golü getirmemiz hayra alamet değildi. Çünkü biz skor olarak öndeyken oynamasını bilmiyoruz. Topu ayağımızda tutamıyoruz. Baskıyı görünce ayaklarımız birbirine dolaşıyor. Yıllardır bu durum böyle ve biz çözüm üretemedik. Euro 2008'den itibaren sayarsak, İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan maçlarında hep geriye düştük ve sonrasında 'mucize' galibiyetler geldi. Bunun sebebi Amerikalı kondisyonerlerdi dense de yüreğini ortaya koyan oyuncuların yarattığı sonuçlar olduğunu da unutmamak gerek. Keza Dünya Kupası eleme grubunda oynadığımız, ilk Bosna maçı, Belçika (beraberlik) ve son Estonya maçlarında da geriye düştüken sonra maçları-puanları kazandık. Belki rakiplerimiz de bizimle aynı sorunu, yani geriye düşünce skoru koruyamamadıkları için alabildik o puanları da. Ve elbette sürekli ileri oynama arzusunda olan oyuncularımız etkisi de vardı. Estonya maçı da son kanıtıydı.

Turkey Spain World Cup Soccer

Çok enteresandır ki, kritik olan ve kimisinde de favori olmadığımız karşılaşmalarda öne geçip, "ulan geliyoruz be!" dediğimiz maçları da yitirdik. Bakınız ki, çok geçmişten bir maç 2002 Dünya Kupası Brezilya (1-0) 1-2 bitmişti. Euro 2008'deki Almanya maçında 1-0 öne geçmemize karşın 3-2 kaybetmiştik. İspanya'yla Sami Yen'de oynadığımız maçta da yine 1-0 öne geçmiştik ama ve yine 2-1 mağlup olmuştuk.

Yine aynı senaryoyu yaşadık işte. Öne geçtik erkenden ve "Ulan geliyoruz be!" dedik ama yine kaybettik puanı ve G. Afrika yolu hakikaten tıkandı. Peki neden?

TR-BH-9

İlk sebebi skoru korumak adına bir oyun planı sergileyememiş olmamızdı. İlk devrenin başlarında 1-0 öndeyken ve daha golü yememişken bir ara iyi bir şekilde tek paslarla rakibin alan presinden kurtulmuşsak da o kısa pas dönemi uzun sürmedi ne yazık ki. Yediğimiz gol kaleci hatasıydı. Çünkü o kadar uzaktan kullanılan bir baraja 5 kişi istedi F.Bahçe'li kaleci. Kendi solundaki direğe hizaladı barajı. Ve barajın,Volkan'a göre sağına rakip takımdan da adam gelince baraj uzadı. O adamı engellemek isteyen Hamit de ona ekelnince 6'lı baraj oldu. Bu yüzden Volkan da topun gittiği direğe uzak bir yerde pozisyon alınca gol kaçınılmaz oldu. Aynı uzaklıktan kullandığımız serbest atışta, vasat bir takımda oynayan rakip kaleci Suphic ise sadece 3 kişilik baraj kurdurttu.

TR-BH-10

İkinci yarının başında oyuna yine iyi başladık. Önder ve Hamit değişikliği sonrası 3-5-2'ye döndük. Orta sahadaki dizilişin 1*-2-2 olması fazla cesur bir karardı. Bu karar gol pozisyonu sayımızı arttırdı ama topu ağlara göndermekte zorlandık. Şanssızdık da. Önce Sercan'ın kaçırdığı, sonra direkten dönen toplar ve düşen orta saha direnci galibiyeti getirmedi.

TR-BH-13

Orta saha direncinin düşmesinin en büyük sebebi de 5'li orta sahadaki 1* pozisyonunda oynayan Emre'nin yalnız kalması ve yorulmasıydı. 1'den sonraki iki, yani kanatlarda oynayan 2'lide özellike sağda Gökhan Gönül ve solda İsmail Köybaşı pozisyon üretebilmemizdeki en önemli etkenlerdi. Fakat yine sonuç alamadık. Beşlinin sonundaki ikili, Arda ve Tuncay ise ikinci yarı sahada yoklardı resmen. Son yirmi dakika bir şeyler yapmaya çabaladılar. Fakat sonuç gelmedi.

TURKIYE - BOSNA HERSEK (A) MILLI FUTBOL MACI

Orta saha direncini yükseltmek için maç boyu faulden başka hiç bir şey yapmayan Semih'in yerine Sabri'yi almak kimsenin aklına gelmedi. Fatih Terim'in kulübede değil de tribünde olması takımı kötü etkiledi. Çünkü ne Oğuz Çetin, ne Metin Tekin, ne de Müfit Erkasap insiyatif alamadı. Olan da ne yazık ki Arda'ma, Tuncay'ıma, Servet'ime, oldu. Kariyerlerinde bir turnuva daha yitirdiler egosu yüksek teknik direktörlerimiz yüzünden. Dünya Kupası'na gidebilmek için artık o reklamlardaki Güney Afrika'lı küçük çocukların bir araya gelip idollerini izlemek için büyü yapmaları gerekecek.

Terim'in Yerine Rijkaard - Neden Olmasın?

Absürd bir futbol mucizesi yaşamazsak 2010 Dünya Kupası bizim için artık bir hayal. Her ne kadar Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük Teknik Direktör olsa da Fatih Terim artık istenmeyen adam konumuna gelmiş durumda. Ne kadar sevsek, başarılarında göklere çıkarsak da, başarısızlığında eleştirilmeye hiç açık değil Fatih Hoca. Doğruları paylaşabiliyor ama yanlışları üstüne alamıyor, hep başka sebepler ya da kişiler var. Daha bir sürü şey anlatırız ama gerçek şu ki Milli Takım Teknik Direktörlüğü ve Fatih Terim artık birbirine uymuyor.

Bu noktada naçizane ve bireysel olarak benim de, gayet subjektif bir önerim var. Şu şartlar altında "karizması olmadığı" iddia edilen Şenol Güneş'in, Terim gibi neredeyse basının her kanadıyla birbirine girmiş olan Mustafa Denizli'nin, tecrübe eksikliği nedeniyle, abartarak da söylüyorum, Ertuğrul Sağlam, Abdullah Avcı gibi isimlerin alternatif olma ihtimali gözükmediğine göre Milli Takımın başına yabancı bir isim getirilmesi ihtimali yüksek. O zaman bu yabancı isim Türkiye'ye küllüm yabancı bir adam olacağına ülkeyi tanıyan, milli sporcuların önemli kısmıyla birlikte çalışmış, uluslararası tecrübesi çok fazla bir isim olsa hiç birimiz itiraz edebilir miyiz? Peki bu isim neden Rijkaard olmasın? Neeskens ile birlikte bu yükü taşıyamayacak bir adam mı Rijkaard? Hem Galatasaray'ı hem Milli Takımı çalıştırşa kimin itirazı olur, ya da şöyle sorayım, objektif bakan kim itiraz eder buna?

Rijkaard ülke topraklarına kazandırılmış çok önemli bir değer. Galatasaray'ın değil de Fener'in Beşiktaş'ın başında olması bir şeyi değiştirmezdi benim için. Geçmişi ve bugünü ile Türk Futbolu'na çok şey vaad eden bir futbol insanı Frank Rijkaard. Arkasında hiç bir skandalı ve utancı olmayan, futbolla yaşayan bir adam, üstelik Galatasay'ı uzun vadeli bir proje olarak gören, seneler sürecek bir çalışmanın temellerini atmış bir isim. Hazır bu kadar Türkiye'ye yerleşmiş ve buraları bu kadar benimsemişken ben onu Milli Takım'da fazlasıyla görmek isterim. Ne kaybederiz ki? 1 büyük turnuva görüp 2 tanesini kaçırır mıyız? Zaten öyle yapmıyor muyuz?

Bence risk almaya değer. 10 Kasım'da o ilk satırlarda bahsettiğim mucize gerçekleşmez, 15 Kasım'da Terim de yapması gerekeni yapar ve istifa ederse 15 Kasım'da Rijkaard'la anlaşırdım ben. Bu benim dünyam, acaba gerçek dünya bu kadar dürüst ve gerçekçi olabilecek mi merak ediyorum.

Mecaz

MECAZ
Bir sözcüğün gerçek anlamlarından (temel ve yan anlamlarından) sıyrılarak,başka bir sözcüğün yerinde kullanılmasıdır. Sözcükler cümle içerisinde ya da en azından başka sözcüklerle öbekleşerek mecazlı anlam kazanır. Deyimler,mecazlı öbeklerin en tipik örnekleridir. Atasözlerinde de mecaz bolca kullanılır.
* " Günler akıp gidiyor."
Akmak sözcüğü mecazlıdır. Günler,akıcı bir maddeye,mesela bir suya benzetilerek mecaz gerçekleştirilmiştir."akıp" sözcüğü,değişmece yoluyla "geçip" sözcüğünün yerini almıştır.

UYARI!!!!!!!!!
Mecazlı kullanımı ayırt etmenin bir yolu da, sözcüğün yeni kazandığı anlamın gerçekte mümkün olup olmadığına bakmaktır. Mesela yukarıdaki kullanımda günlerin, gerçek bir su gibi akması mümkün değildir.

Sabri ile Gökhan aynı odalarda kalsa bile ayrı yataklarda yatacaklardır. Bu da onların gay oldukları anlamına gelmez. Yazıda geçen sürtünme, kol sürtünmesi ya da omuz sürtünmesi anlamındadır. Başka bir şekil aklına gelenler varsa bu onların kendi fesatlıklarındandır. Burada yapılan Sabri üzerinden Gökhan'ın iğnelenmesidir ki buna edebiyatta "tariz" adı verilir.
Kamuoyunun Bilgisine Sunulur...

İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir: 5 - 1

Yeni Gözdem

Dzeko
Yaw nasıl bir adam bu? Tamam boy-pos tam yerinde, kabul ediyorum geçen sezonun da Bundesliga gol kralı ama ilk yarıda 4 ikinci yarıda 3 defans oyuncusu ki içlerinden biri Servet gibi hayvani gücü var diye düşündüğümüz bir adam, ileri şişirilen her topta bu adamın altında ezildiler. Ben Semih'i bilirdim kendini marke eden adama air-bag'i dayar, rakibe top bırakmaz ama bu ne biçimmiş böyle!

Açıklama: Air-bag dayama, defanstan ileri atılan uzun toplarda rakibe arka tarafını (sırt, bel, popo çevresi dediğimiz bölge)iyice dayayıp rakibin, senin sağından ya da solundan topa ulaşmasını engellemek demektir.

Tabi bu açıklamayı neden yaptım diye düşünen olabilir. Malum "Sabri'yle mi Yattın Be Kardeşim?" postundan sonra Cenky'nin Gökhan ve Sabri'nin gay olduğunu iddia ettiğini düşünen mantıklar ortaya çıktı. Ben de şaşırdım açıkçası. Şimdi bunun üstüne de Semih'e de aynı yakıştırmayı bu sefer ben yaptım zannedecek kadar düz mantık ve sığ düşünceli birileri olabilir.

Milli Takımın F Grubu ve Maç Programı

GROUP F
RankTeamPWLP forP agGoal avg.Points
1. Turkey2201711451,179 4
2. Slovenia2111641591,031 3
3. Serbia2111351370,985 3
4. Spain2111471500,980 3
5. Poland2111551620,957 3
6. Lithuania2021511700,888 2

12.09.2009
F/3Turkey
Spain
-- Lodz, POL 16:45
F/1Poland
Serbia
-- Lodz, POL 19:15
F/2Lithuania
Slovenia
-- Lodz, POL 22:00
14.09.2009
F/4Spain
Lithuania
-- Lodz, POL 16:45
F/5Slovenia
Poland
-- Lodz, POL 19:15
F/6Serbia
Turkey
-- Lodz, POL 22:00
16.09.2009
F/8Lithuania
Serbia
-- Lodz, POL 16:45
F/7Poland
Spain
-- Lodz, POL 19:15
F/9Turkey
Slovenia
-- Lodz, POL 22:00

Are You Referee!!!

Kezman'a "Are You Player!!!" diye avaz avaz bağıran efsane ağabeyimize selam olsun. Ben de Olegario BENQUERENCA denilen Portekizli hakeme soruyorum bağıra bağıra "Are You Referee!!!". Son yıllarda uluslarası maçlarda gördüğüm en eyyamcı hakemdi, bu tip adamlar nasıl barınabiliyor uluslararası camiada hayret ediyorum.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Sabriyle mi Yattın Be Kardeşim!

Sabri ile aynı odada mı kalıyorsun, onun yediği tabaktan mı yiyorsun, devamlı sürtünüyor musun, napıyorsun Gökhan, sinirlerimiz koptu be kardeşim. Bırak, görüşme Sabriyle!

Boz Ayıların Sonuncusu

1 yıllığına Memphis Grizzlies ile anlaştı AI. "Tanrı kariyerime devam edeceğim yer olarak Memphis'i seçti" diyor Iverson. Kontratı 3.5 milyon değerinde ve 1 senelik. Amacı belli ki FA piyasası çılgınlığı yaşanacağı 2010 yazında vitrinde olabilmek. Boz Ayıların sonuncusu "Cevap" oldu, o formayı giyecek bu zamana kadar ki en büyük oyuncu Iverson ve gençlerle yakalayacağı ya da yakalayamayacağı uyum hem onun hem de o gençlerin kariyerine yön verecek. En azından onu 1 sezon daha izleyebileceğiz, o bir çok sorumuzun cevabı olacak.

'Lokum gibi'den kader maçına!

TURKIYE-ESTONYA MILLI MACI

Akşamki maç kader maçı diyorlar. Doğrudur. Ama kader maçı derken aslında normal bir maç olması gereken Bosna maçını bu hale getiren Fatih Terim'i eleştiren yok. Tek başlı yönetim sergilediğini söyleyerek bu tutumu eleştirenler şimdi 'O işini bilir' tadında başlıklar atılyor. Evet şu durumda bir adamı koltuğundan etmeye kadar varabilecek eleştirilerin yapılması Türk futbolunun gelişimine taş koymak olacaktır. Fakat birini 'yüceltirken' yaptığı hataları paspas altı etmek bu durumu kısır döngü haline getiriyor ve biz her dönem hep 'lokum gibi' kura çekip, grubun son karşılaşmalarında kader maçları oynuyoruz.

İntikam Alınmadı mı?

İntikamı, ingilterede kaybedilen maçı ingilterede kazanmak olarak niteliyorsak Cenky haklı.

İntikamı, şampiyonadan eden takımı şampiyonadan etmek olarak niteliyorsan onda da Cenky haklı.

Ama eklemek isterim ki asıl intikam geçen yıl alınmamış mıydı?

Hırvatistan'ı Hırvatistan'da 4-1 yenmek intikamların en güzeli olmuştur İngilizler için. Bu özgüvenle sahada olacak İngiltere rahat oynar ve kazanır bile. Ama Eduardo'dan, Niko'dan, Srna'dan korkarım. Beni heyecanlandıran karşılaşmadaki güzel futbolun potansiyeli.

Gceye ısınmak için Theo Walcott'un Hırvatistan'a karşı ilk maçtaki mükemmel hat trick'ini izleyelim... =)

sevgiler volkanbk3


İntikam Zamanı

21 Kasım 2007 İngilizlerin hatırlamaktan nefret ettiği bir tarih. 90 bine yakın taraftar önünde yenilmeseler gidebilecekleri Euro 2008 finallerine kendi sahalarında o gece Hırvatistan'a kaybettikleri için gidememişlerdi. Bilic'in öğrencileri Kranjcar ve Olic'le daha 15. dakikada 2-0 öne geçmişti. İngiltere can havliyle saldırmış ve Lampard'ın penaltısından sonra Crouch'la bulduğu golle skoru eşitlemiş kapıyı aralamıştı. Herkesin dağılmasını beklediği Hırvatlar inadına saldırmaya devam etmiş, Petric'in 25 metereden attığı şutla maçı 3-2 kazanıp Euro 2008'e yollanan ülke olmuştu.

O gecenin faturası bir çok isme kesildi. Richards, Campbell ve Scott Carson bir daha Milli forma yüzü göremediler. Hatta Campbell o derece gözden düştü ki şu anda İngiltere 4. Ligi'nde Notts County'de. Lescott yeni yeni takıma dönmeye çalışıyor. Bridge, Philips gibi isimler de Milli Forma devamlılıklarını kaybetmiş durumdalar. Teknik Direktör McLaren ise bu maç sonrası kovulduktan sonra şu anda Hollanda'da Twente'yi çalıştırıyor.

Bugün Avrupa Elemeleri 6. grupta İngiltere lider ve Hırvatistan'la bu gece kendi sahasında oynayacağı maçı kazanırsa Dünya Kupası biletini garantileyecek. Hırvatlar ise 9. maçlarına çıkıyorlar ve bir maçı eksik Ukrayna 3 puan gerilerinde. Kısacası Ukrayna Hırvatların mağlubiyet haberini bekliyor iştahla. İngilizlerin tek hedefi de 21.11.07'nin intikamını almak. Bu gece feci bir maç olacak. 22'de başlayacak maçı NTVSpor naklen verecek. Tarihin tekerrürden ibaret olup olmadığını merak edenlerle aynı anda ekran karşısında olacağız. Transfer tekliflerinden, paradan, endüstriyelleşmeden arınmış bir 90 dakika bekliyor olacak bizi. Eski hesaplar, yeni hesaplara karışacak, bizler çok mutlu olacağız.

8 Eylül 2009 Salı

Dün Geceye Dair - Kendime Cevap

1- Bogdan Tanjevic
1. çeyreğin sonu ve 2. çeyrekteki oyuncu tercihleri oldukça başarısızdı ancak Litvanya koçu da aynı hataya düşüp, Litvanya düşük yüzdeyle atınca handikapımız ortadan kalktı. Baskı kurabilecek nitelikte kısa bir beşle başlaması da Litvanya'nın oyun kurmasını zorlaştırdı.
2- Ribauntlardaki muhtemel Litvanya üstünlüğü
Beklenmedik şekilde maça konsantre olamamış Javtokas faul problemine de girince iş Petravicius'a kaldı ancak ne kadar skorer olsa da Litvanya karakterinde bir uzun değil bu oyuncu. Kısalar ribaunta yardıma gitmeyince haliyle bir anda ribauntlarda öne çıktık.
3- Sarunas Jasikevicius'un olmaması
Tek adamlı sistemlere karşı daha başarılı olduğumuzu gördük hep bugüne kadar. O tek adama yardım getirecekleri kilitlediğimiz zaman yorulan yıldız takımı alıp götüremiyordu. Jasikevicius ve o yokken Maciujkas'ın da olmamasının Litvanya'da rolleri eşit paylaştıracağını düşünmüştüm. Üzerine son İspanya galibiyetinin görüntülerinde izlediğimiz paylaşımcı oyun kurucuları ve setleri koyunca bir adım öndeydi Litvanya. Ama kısaya baskılı savunma sonuç verdi.
4- Aşırı üçlük denememiz
Sanırım Ömer Onan'ın olmayışı bir etken oldu bunda. Kutluay sonrası en iyi üçlükçümüz olmayınca uzak mesafe yerine perde üzerinden katlar, tepe ikili oyunları ve orta mesafe şutlarıyla yüklendik hep. Litvanya'nın 25'te 9 soktuğu bir gecede sadece 13 üçlük deneyip 7'sini sokmak mental bir başarıdır.
5- İkili oyunlara çare bulamayışımız
Bulamadık. Türk basketbolunun sanırım en büyük eksiği bu. İkili oyunları bir türlü durduramıyoruz. Bunu bildikleri ve ikili oyunları en iyi okuyan adam da Hidayet olduğu çin, onun adamını köşeye çekip yaptılar hep bu oyunları. Durduramadık defalarca kez, o pas hep geçti uzuna. Çok şükür ki oyun kurucuların pasları ya çok kötüydü ya da uzunlar olması gerektiği gibi kontrol sağlayamadılar. Ancak bize karşı o pasları düzgün atan-tutan bir takım ikili oyundan hem çok ekmek yer hem de bizi yer.
6- Aşırı rotasyon
İlk yarı çok sinirlendim. Bir ara sahada Sinan-Ender-Semih-Bekir-Oğuz beşi vardı. O dönem çok az sayı üretebildik. Hep zorlama atışlara kaldık. Bu milli takımda pas ve oyun organizasyonunu sağlayabilmek istiyorsak Hidayet ve Kerem'den biri mutlaka sahada olmalı. İlk 5'in bütün adamları kenarda oturuyor, daha maçın 10-11. dakikasında tüm yedekler sahada ve organizasyon ziyadesiyle bozuk. Sadece enerjiyle basketbol oynanmaz. 2. yarı bu işten vazgeçildi ki tahminim bu sene Orhun Ene'nin Tanjevic üzerinde fazlaca etkili olduğu yönünde.
7- Hidayet'i olması gerektiği kullanamayacak olmamız
Kullanamadık. Hücumda 2. topu onun eline veremedik. Ne zaman ki ribauntunu çekti, topunu kaptı rakibin o zaman Hidayet'in organizesinde çok güzel hücumlar izledik. Çok iyi tepe ikili oyunu oynayan adama bu işi yaptırmadık maç boyu. Hep kendi şutunu yaratmak zorunda kaldı. Oyuncularda bir de otomatikman top Hidayet'e gelince durup izleme refleksi gelişmiş. O nedenle hücum hareket etmeyince onun işi de zorlaştı. Top Hidayet'te iken mutlaka dolaşan adamlara ihtiyaç var. Sen pozisyon alacaksın ki topu sana indirebilsin. Bu iş üzerine çok çalışmak gerek.
8- Oyuna en çok müdahale etmesi gerektiği anlarda yapacağı hatalarla yine Bogdan Tanyevic
4. çeyrekte oyuna hiç müdahale etmemesini hayretle izledim. En müspet müdahalesi de buydu zaten oyuna. Suskun e daha az bağırıp çağıran bir Tanjevic beni şaşırttı. Yukarıda dediğim gibi kenar yönetim bu turnuvaya Ruanda ve Efes faciaları sonrası mental olarak sağlam gelmiş. Usta bir pg sakinliğinde idi kenardakiler. Burada Orhun Ene'nin ciddi bir etkisi olduğu kanaatindeyim dediğim gibi. Tanjevic sonrası için sanki o hazırlanıyor, çok da iyi oluyor. Tanjevic'in rotasyon çılgınlığını dizginleyebildikçe ileri gideriz.

Bir de ilave bu kadar iyi faul atabileceğimizi maçtan önce söyleseler inanmazdım. Seneler sonra rakipten fazla gidip çok daha isabetli faul attık ve rakip Litvanya idi. İspanya galibiyetinin gözümüzü fazlasıyla boyadığını zaten Sırbistan'ın İspanya'yı perişan etmesiyle de görmüş olduk. Akılcı ve sakin oynayarak neler yapacağımızı da gördük. Bugün eksiklere yoğunlaşıyordur umarım Tanjevic, o görmediyse de Orhun görmüştür.

2012 - Hala Beklemedeyiz





Büyük bütçeli felaket filmlerinin değişmez yönetmeni Roland Emmerich yine benzer bir yapımla karşımızda. Bazı teorisyenlere göre 21 Aralık 2012 tarihinde dünyanın sonunun geleceğini öngören Maya medeniyetinin bu öngörüsünün doğru çıktığı bir geleceğin anlatıldığı 2012 adlı filmde insanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz. Filmin kadrosu oldukça sağlam: John Cusack , Thandie Newton , Woody Harrelson , Amanda Peet , Danny Glover , Oliver Platt ve Chiwetel Ejiofor ilk göze çarpan isimler. (Kaynak: Sinemalar.com)

Mutluluğun Tarifi Yok!

2 aşağıdaki postun çıktısını aldım yiyorum şu anda. O kadar mutluyum ki! Sanırım biri Tanjevic'e büyü, muska falan yapmış! Orhun Ene'nin işi bu, evet evet onun işi.

7 Eylül 2009 Pazartesi

O olmasa...


ardaturan-yazılı

Litvanya'ya Kaybedecek Olmamızın 8 Nedeni

1- Bogdan Tanjevic
2- Ribauntlardaki muhtemel Litvanya üstünlüğü
3- Sarunas Jasikevicius'un olmaması (edit: Herkes kadroda yok diye uyarıda bulunmuş da ben de adam yok diye yazdım zaten, olmaması diye ekledim)
4- Aşırı üçlük denememiz
5- İkili oyunlara çare bulamayışımız
6- Aşırı rotasyon
7- Hidayet'i olması gerektiği kullanamayacak olmamız
8- Oyuna en çok müdahale etmesi gerektiği anlarda yapacağı hatalarla yine Bogdan Tanyevic

Dayan Be İlker Ağabey!

İlker Ateş beyin kanaması geçirmişti geçtiğimiz aylarda, uzun süren bir tedaviden sonra sağlığına kavuşup dönmüştü. Radyospor'da programına tekrar başlamıştı ve 3000. program için kutlama hazırlağındaydı. Futbol gündeminin çok yoğun olmadığı bir gün bekliyorum demişti kutlama için. Dün yine fenalaşmış ve hastaneye kaldırılmış, yoğun bakımdaymış. Dürüst, düzgün ve eğlenceli bir adam İlker Ateş, umarım en kısa zamanda iyileşip geri döner evine, radyosuna, kutlamasını da yapar sağlıkla. Haydi dayan be İlker Ağabey!

6 Eylül 2009 Pazar

Bakış Açısı

Hediye

Bursa'nın Türk futboluna yeni hediyesi. Şu duruşu boynuzu geçiren boğa edasında. O zaman onun adı da Bursa'nın Boğası olsun!

Foto: Emre Oktay

Vefakar Kakha

Kaladze senelerdir ekmeğini yediği İtalyanlar'a bu gece çok önemli bir vefa gösterinde bulundu. İtalya adına 2 gol attı Kakha Kaladze bu gece kendi ağlarına. Biz geçen sezon Emre Toraman'ı bitirmiştik benzer bir performansı sonrası, bakalım Gürcistan da Kaladze'yi bitirecek mi?

Hürriyet Video'larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!