Sayfalar

10 Temmuz 2009 Cuma

Hakediş…

Şu an hafızamı zorlamaktayım. En son birinci ligdeki hangi takım 22 yaşındaki bir oyuncusuna kaptanlık vermişti? Ben bir Gökdeniz’i hatırlıyorum. Çünkü biz de kaptanlık 30 yaşüstü futbolcu işidir hep. Abidir, tecrübelidir, işini bilir. Kişiliği önemli değildir! Galatasaray zamanında Emre’ye bugün yaptığını yapabilseydi, Emre şu anda çok daha iyi yerlerde olurdu. Ya da Inter’e kaçaradım gitmeyip sabretseydi bugün Arda’nın konumunda olur ve Türk futbolunun gerçekten efsane isimlerinden biri olurdu. Şimdi ne yazık ki en çok olumsuz eleştiri alan ve tartışılan futbolculardan biri.

Arada bir yaptığı yaramazlıklara bile tahammül edilmese de, çok çalışan, dersini iyi yapan her çocuk gibi onun da yaramazlıkları olacak. Olmalı da. Yoksa hayat robot gibi geçmez. Ayrıca ne kadar tevazu sahibi bir insan ki, kendisinin kaptan olduğunun açıklandığı basın toplantısında “Ayhan Akman’a teşekkür ederim. İnanılmaz bir ağabeylik yaptı ve 22 yaşında birine kaptanlığı verdi. Herhalde kendi oğluna verilse bu kadar mutlu olurdu.” diyebildi. Ve o kadar samimi ki “Kusura bakmayın 22 yaşındayım heyecanlandım.” demekten çekinmedi. Ve bu kaptanlığı o kadar hakediyor ki “Ayhan Akman, Emre Aşık,Sabri’ye büyük saygım var.Bu kaptanlığı yaparken desteği onlardan alacağım. Karar alırken onlarla birlikte alacağım.” sözleriyle, takım kaptanlığının bireysellikle değil takımdaşlıkla, takımı bir arada tutarak, takımın abileriyle ortak kararlar-adımlar atarak yürütülebileceğinin altını çizdi. “Ben 10 yaşında iken Harry Kewell’a karşı oynayan takımımı bir kasanın üzerinde izledim.” derken de bu formayı hala o 10 yaşındaki çocuğun yaşadığı heyecanla-tutkuyla taşıdığını anlattı. “Bilinmesini isterim takımda Emre Aşık’ın lafının üzerine laf söylenmeyecektir.” Emre Aşık’ın takımın has abisi olduğunu da herkese duyurarak, Emre Aşık’ın tüm takım için ne kadar önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Arda yeni sezonda 10 numarayı giymek istemediğini de söyledi. Yani yine mütevazi bir futbolcu kişiliği olarak 66 numarasıyla devam edecekti futbol hayatına. Fakat göreve geldiğinden beri takımı, teknik direktörü ve transferleri çok iyi yöneten Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ, Arda’ya 10 numaralı formayı giydirmekte ısrar etti ve böylece sarı-kırmızılı takımın kendi efsanesi yarattı. Altyapıdan gelip bu onura erişen Bülent Korkmaz’dan sonra Arda Turan da efsane olmayı haketmişti. Arda Turan’a verilen bu forma bir hakediş tazminatıdır.

Toplantının en baba lafı da Haldun Üstünel’in, bir gazeteciye tokat gibi cevabıdır. “Bu forma Lincoln’ün forması değil, Metin Oktay’ın formasıdır“…

Toplantının tam metni için tıkla. Bir de burada bak.

Yeni efsanemiz hepimize hayırlı olsun.

not: Arda’nın düzenleyeceği takım toplantılarında herkesin gülmekten yarılacağına eminim… =)

sevgiler volkanbk3

Mehmet Okur Kontratını Uzattı

Utah Jazz'ın yıldız pivotu, temsilcimiz Mehmet Okur Utah Jazz ile gelecek sezon sonu bitecek sözleşmesini o günden itibaren 2 sene daha uzattı. Bu kontrat için Okur Jazz'dan yaklaşık 21 milyon alacak. Boozer'ı takasla göndermeye çalışan Jazz'ın Mehmet'e bu kadar sahip çıkması son derece güzel bir gelişme. Kontratı sona erdiğinde Mehmet 33 yaşında olacak. Örnek olarak Rasheed Wallace'ı düşünürsek o zaman da hem boyu hem de şutuyla en az 2 senelik mid-level bir kontrat daha alır ve 35 yaşından önce Türkiye'ye dönmez. Hayırlı olsun hem Mehmet'e hem de Utah'a.

Bu arada Cavs'in Anderson Varejao ile 5 yıllığına, Mike Bibby'nin Atlanta ile 3, yine Zaza Pachulia'nın Atlanta ile 4 yıllığına tekrar anlaştığını atlamayalım.

2 Farklı Otis Smith

I'm not going to take a step back and fall for what I call fool's gold. It shines and it glitters, but it just doesn't stick or pass the test.
Geriye doğru bir adım atmayacağım ve "Aptalın altını (sahte altın)" dediğim bu tuzağa düşmeyeceğim. Evet pırıl pırıl parlıyor, ama bu altın şekil almaz ve testi geçemez.
Otis Smith 22 Şubat 2007
O sıralar gündemde olan Hidayet - Vince Carter takası üzerine konuşurken.

Vince is here for the ring. He will be our leader on the championship road.
Vince yüzük için burada. Şampiyonluk yolunda bizim liderimiz olacak.
Otis Smith 25 Haziran 2009
Hidayet'in takımdan ayrılmasına sebep olan takas sonrasında Carter üzerine konuşurken

Utah - Chicago - Portland Takası Yolda

Carlos Boozer Chicago'ya, Kirk Hinrich Portland'a, Tyrus Thomas Utah'a gidiyor takas gerçekleşirse. Ücretler eşit olmadığı için paketlere para, draft hakkı ve ilave oyuncuların girmesi söz konusu. Ne olursa olsun Hidayet'i alamayan Portland için Hinrich çok önemli bir adım. Boozer sakatlanmazsa Chicago için play-off'ta tur geçmek demek. Thomas da Millsap'i tutarken elini korumak anlamında Utah için. Herkes için kazan kazan. Hele bir de gelecek sezon bitecek Boozer kontratıyla açılacak bir bütçe boşluğu var ki Bulls'un, o boşluk Wade'i Miami'den Chicago'ya getirebilir.

2007-2008 GS Şampiyon Kadrosu - Southpark

Teşekkürler Volkanbk3. Yazının aslı burada.

Verilmiş Sadakası Olmak

Bu Mariano Andrés Pernía Molina. Atletico Madrid’in 32 yaşındaki sol beki. Arjantinli olmasına karşın ikinci pasaportu sayesinde 2006 Dünya Kupası’nda İspanya Ulusal Takımı’nın sol savunma kanadında görev aldı. Geçen yıl da 36 maçta forma giydi.

Bu alttaki de geçen gece Pernia’nın kazadan kurtulduğu araba. Çok da büyük bir sağlık sorunu yaşamıyormuş. Nasıl kurtuldu bilmiyoruz. Ama az kalsın Atletico Madrid formasını çıkarıp, kefeni giyiyormuş. Tanrı korumuş. Verilmiş sadakası olmak böyle bir şey sanırım.


sevgiler volkanbk3

İzlenmeye Değer Bir Film: "Thick As Thieves - The Code"


Yapım yılı: 2009
Yönetmen: Mimi Leder
Oynayanlar: Morgan Freeman, Antonio Banderas, Radha Mitchell
Konu: Ripley (Morgan), hırsızlık kurallarına uygun olarak yaşayan bir soyguncu, Gabriel (Antonio) ise, yakışıklı, usta bir sokak hırsızdır. Ripley plânladığı büyük soygun için aradığı ortağı bulmuştur. Bu servet ile Ripley, hem Rus mafyasına olan borçlarını ödeyecek hem de kızı Alex’in hayatını kurtaracaktır. Soygun günü geldiğinde binaya girmeyi başarırlar ancak birisi hırsızlar kuralını bozmuştur.
Konu2: Keith Ripley (Morgan), usta bir soyguncudur. Hırsızlığı kurallarına uygun olarak yapıyordur. Polisle iş birliği yapmaz, teslim olmaz, ortağını korur. Ripley’in son ortağı da bu kuralları bozduğu için ölmüştür. Jack Gabriel (Antonio), New York becerikli bir sokak hırsızıdır ve bir o kadar da karizmatik ve yakışıklı. Keith bir gün Jack’in kendisinin de peşinde olduğu bir mücevher satıcısını soyarken gördüğünde yeni ortağını bulur. Birlikte büyük ve tehlikeli bir soygun yapacaklardır. Böylece Keith eski ortağının Rus mafyasına olan borcunu ödeyecek ve vaftiz kızı Alex’in hayatını kurtaracaktır. Bu plan hazırlanırken Keith istemese de Alex ve Jack yakınlaşırlar. Fakat iş bundan daha da karmaşık bir hal alacaktır; birisi hırsızlığın kuralını bozmuştur.
Yorum: Aksiyon ve hırsız - polis sevenler için güzel bir film.. Kurgusu itibariyle diğer hırsız-polis filmlerine benzese de oyuncuların performansı ve beklenmedik bir biçimde gelişen olaylarla zevkli bir 2 saat geçireceksinizdir. Banderas ve Freeman zaten filmin başarılı olacağını kanıtlayan bir ekip. Özellikle sürpriz sayılabilecek güzel bir final ile de film her anıyla iyi vakit geçirmek için ideal... Çok aşırı derecede bir sinema şaheseri beklentisi olmayanların izlemesini tavsiye ederim.

Raptor Hidayet

Celtic Wallace

Magic 84 - 92 Jazz


Uzatmada kaybetti bu sefer Magic. 1 maç aradan sonra tekrar dönen Jeremy Richardson, 3 maçtır olduğu gibi Yaz Ligi'nin Orlando adına yıldızı Ryan Anderson ve eski Erdemirli Russell Robinson'ın iyi performans sergilediği bir maç oldu. Magic teknik ekibi 4 maçtır pivot pozisyonunda Howard'a yedek arıyor ancak 3. maçtaki Hendrix performansı dışında bir şey göremedik. 5. maçı şehir dışında olacağım için buradan aktaramayacağım size ancak pazartesi skor veririz ancak görünen köy de kılavuz istemiyor. Şu kadrodan Jeremy Richardson büyük ihtimalle tutulacak, sadece Robinson, Hendrix, Ager ve Kasib Powell kadroyu tamamlamak için minimum kontratla takımda tutulabilecek isimler. Hepsi değil tabii ki ancak biri kadroya girebilir diyorum.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore'a git):

Pacers 91 - 88 Celtics
Thunder 83 - 62 Nets/Sixers
Ryan Anderson

4 Takımlı Dev Takas

Hayatta sign and trade yapmam diyen Otis Smith ne kadar gereksiz inatçılık yaptığını anladı ve yakaşık 10 milyonluk bir kar yaptı Hidayet'le imzalayıp takas ederek. Madem adamı göndereceksin en karlı şekilde gönder. Şu Colangelo olmasa Orlando kol gibi lüks vergisi ödeyecekti, sırf şu takas lüks vergisine verilecek parayı çıkardı. Üstüne hem Toronto hem Dallas istediği adamları aldı, Mamphis de bütçe rahatlattı. Herkese hayırlı olsun. Şu da Toronto'nun Hidayet için hazırladığı hoşgeldin hediyesi, anlaşılan orada da 15 numara giyecek. Raptors'ın ana sayfasında da Hidayet'in takas sonrası basına tanıtıldığı töreni verilen videolardan izleyebilirsiniz. Ekleme: Videoları izleyince yeni numarasının 26 olduğunu gördük.

Dallas ne verdi?
Nakit Para (Orlando'ya)
G Antoine Wright (Toronto'ya)
F Devean George (Toronto'ya)
G Jerry Stackhouse (Memphis'e)
Dallas ne aldı?
F Shawn Marion (sign-and-trade ile Toronto'dan)
F Kris Humphries (Toronto'dan)
C Nathan Jawai (Toronto'dan)
G Greg Buckner (Memphis'ten)
Orlando ne verdi?
F Hedo Turkoglu (sign-and-trade ile Toronto'ya)
Orlando ne aldı?
Nakit Para (Dallas'tan)
Nakit Para (Toronto'dan)
Toronto ne verdi?
F Shawn Marion (sign-and-trade ile Dallas'a)
F Kris Humphries (Dallas'a)
C Nathan Jawai (Dallas'a)
2016 drafti 2.tur seçim hakkı (Memphis'e)
Nakit Para (Orlando'ya)
Toronto ne aldı?
F Hedo Turkoglu (sign-and-trade ile Magic'ten)
G Antoine Wright (Dallas'tan)
F Devean George (Dallas'tan)
Memphis ne verdi?
G Greg Buckner (Dallas'a)
Memphis ne aldı?
2016 drafti 2.tur seçim hakkı (Toronto'dan)
G Jerry Stackhouse (Dallas'tan)

2 Kocaman Zaman Kaybı


9 Temmuz 2009 Perşembe

Büyük Takas Geliyor!

Hidayet Türkoğlu ile anlaşan Toronto Rators oyuncuyla imzalayabilmek için gerekli kadro boşluğunu yaratmaya çalışıyor. Bu nedenle ellerinden çıkarmak istedikleri Shawn Marion'ı isteyen Dallas'la bir takas peşindeydiler hafta başından beri. Marion'ı takıma kazandırmak isteyen Mavs Antoine Wright, Jerry Stackhouse ve Devean George'u verip karşılığında sign and trade ile Marion'ı alacak. Stackhouse Memphis'e gidecek ayrıca Memphis 3 milyon da nakit alacak. Orlando Hidayet'le imzalayıp onu Toronto'ya takas edecek ve Toronto'nun Memphis'ten alacağı trade exception'ı Orlando'ya gönderecek. Bu arada Wright ve George da Toronto yolunu tutacak. Memphis büyük ihtimalle Stackhouse'u salacak ve Stack tekrar Dallas'la anlaşacak. Bu takas hem Hidayet'e 6 senelik kontrat yolunu açacak hem de daha fazla para getirecek.

Sözün özü 4 takımlı büyük bir takas yakın gibi duruyor.

Marion'ın kontratının 40 milyon ve 5 sene olması bekleniyor. Bu arada Dallas Marcin Gortat'a da 5 sene 36 milyonluk bir kontrat önerisiyle geldi. Magic bu teklifi 1 hafta içinde birebir karşılayıp Gortat'ı takımda tutma opsiyonuna sahip. Ama hiç zannetmiyorum ben açıkçası. Şu takas olunca alınacak trade exception bir çok şeyi belli edecektir. Kuş adam Andersen de Nuggets'la 5 yıl 26 milyona imzalamış, hayırlı olsun.

Magic 108 - 86 Nets/Sixers

Bol skorlu ve zevkli bir maç, üstelik bir rekora da sahne oldu. Orlando yaz liginde ilk kez bir takım 108 sayı kaydettirakibi karşısında. Daha önce 2 kez 107 sayı atılmıştı. Ötesinde bu maçta farklı bir 5 gördük yine sahada. Adamım Milosevic kenarda havlu salladı, Richardson sakatlığı nedeniyle oynamadı. Anderson 5'te 3 üçlük, 21 sayı ve 7 ribauntla yine takımı sürüklerken, dün bahsettiğimiz Kasib Powell bu sefer 19 sayıyla katkı verdi. Ager en verimli maçını geçirdi. Robinson yine kısa sürede 5 asist yaptı. Brian Chase'in üçlük performansı dikkat çekiciydi. Uzun Forvet Hendrix'in, ki boyu 2.05, pivot oynadığı ve son derece de başarılı olduğu maçtaki 17-12'lik performansı diğer 2 maçta da devam ederse uzun forvet pozisyonu için bir kontrat koparabilir. Yaz liginde nice parlayan adamlar vardır ki takımda tutulmaz, tutulanlar da lastiği patlak kamyon gibi bütün sezon bençe park ederler. Bazıları da vardır ki yaz ligi performansına bakıp bu adam oldu dersiniz, sizi bin pişman eder (bkz Redick).

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore'a git):

Pacers 95 - 79 Jazz
Thunder 94 - 82 Celtics

Ukraynalı Lugano Derken Nerelere Geldik!

Milliyet Lugano'yu Ukraynalı yaptı. Acaba Ukrayna pasaportu da mı var ne? Ya da haberi yazanın aklı Shevchenko'da mı kaldı?

Diğer yandan haberin etiketleri de fotoda görülmekte. Gerçekten de hem komik hem gerçekçi etiketler eklenmiş. Fenerbahçe'nin transfer teklifinde bulunduğu oyuncuların kontratlarında yazan bol sıfırlı rakamlara anlam veren Euro yazısı en büyük punto ile yazılmış. Açıkçası Fenerbahçe'nin transfer teklifinde bulunduğu oyuncunun kulübü, fiyatı doğrudan 1-2 milyon euro arttırıyor. Bir o kadar da oyuncunun kendisi. Diğer takımlarda da özellikle yabancı transferlerinde böyle durumlar oluyor ama Fenerbahçe'de bir başka oluyor bu artışın miktarı. Ama hiçbir diyecekleri laf olmamalı. Zamanında kendileri üstlerine yapıştırdılar bu etiketi şimdi de sökemiyorlar ya da daha doğrusu sökme gibi bir dertleri yok. Çünkü en çok övündükleri şey " Biz kimi istersek parası neyse verir söke söke alırız." Bu gerçekten doğru. Ama bardağın boş tarafına bakınca da "Alacakları oyuncunun kulübü oyuncuyu 3e satacaksa fiyatı doğrudan 4-5'e çıkarıyor. "Haklısın ağam, haklısın paşam, sen istediğini alırsın" deyip "kazı bulduk yolalım."anlayışına bürünüyorlar ve kıs kıs gülüyorlar arkalarından.

Öbür taraftan Beşiktaş da bu sezon Fenerbahçe'nin yolundan hızla ilerliyor. Tabata için ortalıkta dolaşan rakamlar, tamam Tabata iyi bir oyuncu da, doğruysa Demirören de iyice çıldırdı demektir.

Galatasaray ise bonservisi olmayan ya da performans olarak düşüşte olan oyuncuları alıp parlatma amacında görünüyor iki sezondur. Aldıkları oyuncuların bireysel başarılarını gözönünde bulundurursak bu açıdan amaçlarına ulaştılar. Gerçekten şu anda hem Baros hem de Kewell tekrar Avrupa'ya "Biz daha ölmedik." mesajını verdiler, Meira ise 2 milyon Euro karla Zenit'e gönderildi. Bir de şu Lincoln illetinden kurtulabilseler iyice rahatlayacaklar. Ama kimse Lincoln'e saldırmasın. Onu tepemize hem yöneticiler hem de biz çıkardık. Onun yüzünden ona gösterilen sevgiyi gerçekten hakedenler geri planda kaldı. Kaç maçta Emre Aşık'a Lincoln'e gösterilenin yarısı sevgi gösterildi? GS taraftarını senelerce mutlu eden, coşturan, tekmeye kafa sokmaktan çekinmeyen Hasan Şaş'ı iki maçta silen bu taraftar değil mi? Çok yanlış yaptı Galatasaray taraftarı geçen sezon. Ama Şaş ne kadar büyük bir GS'liymiş ki GS'den ayrılınca takım aramadı, servetine servet katmayı düşünmedi ve "Eğer GS yoksa futbolu bırakıyorum." dedi. Şaş'ın geçen sezon geçirdiği sakatlıktan kimse söz etmedi. O dönemde aldığı kilolar kendisinin sonu oldu. Bu haldeyken bu adamı sahaya, taraftarın önüne atan Bülent Korkmaz, Şaş'a göre daha suçludur kanımca. Ama ne olursa olsun ne Şaş ne de Korkmaz kendilerine yapılanların haketmedi.

Son olarak Galatasaray 1-0 Casablanca, Leverkusen 2-0 Al Ahly. Biz, bir iki maç seyredip futbolcuları göğe çıkarıp sonra yerin dibine sokmayı çok severiz. Ama Emre Çolak'a bayıldım bu akşam. Özellikle kendine olan güveni, topu ayağına alıncaki çevre kontrolü hareketleri ve pas alışverişlerindeki yeteneği 17 yaşındaki Emre Belözoğlu'nu gözümün önüne getirdi. Çok dikkat etmek gerekiyor bu gence. Eğer taraftar gereğinden fazla alaka gösterirse, bir de Emre buna bakıp "Ben oldum" derse çok sıkıntı olur çok. Aman nazar değmesin.

Neyse, bir haberden nerelere geldik ya!

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Magic 85 - 82 Celtics

Orlando Yaz Ligi'ndeki 2. maçında Magic Boston Celtics ile karşılaştı. Magic maçı son çeyrekteki güzel oyunuyla alırken öne çıkan isim yine Nets'ten Carter'ın bonusu olarak gelen Ryan Anderson oldu. Tam 33 sayı kaydeden Anderson 2'de 2 üçlük atıp 14 ribaunt çekerek ilk 5'e aday olduğunu göstermiş oldu. Geçen yıl Lewis'in aldığı görevi yaparak Lewis'in 3 numara oynamasını sağlayacak gibi Anderson. Ancak Magic'in 5 numara anlamında bu yaz liginden bu oyuncu seçim tarzıyla kontrat yapacak adam çıkarabileceğini hiç ama hiç sanmıyorum. İlk maçta oynamayan Milosevic bu sefer ilk 5'te yer bulsa da erken faul problemine girerek kendini yeterince gösteremedi. Richardson'ı bu maçta 3-4 rotasyonu yerine 2-3'te denediler, fazla verim alınamadı ancak. Gerçi bir sakatlıktan da bahsediliyor amakesin bir bilgiye ulaşamadım. Geçen sezon takımdan son anda kesilip seneyi NBDL Sioux Falls'da 18,5-4-4'le geçiren gard forvet Kasib Powell tekrar takıma çağrılmış ve ayağının tozuyla çıktığı maçta 15-2-2 yapmış. Bir ihtimal bu sefer takımda kalabilir. Russell Robinson bu maçta asistleriyle ve savunmasıyla dikkat çekmiş. Ager'inkısa sürede 10-4'lük performansı da fena değil. Sonuç olarak Anderson dışında "tamam, tam isabet" diyebileceğimiz tek adam yok. Diğer 3 maçta özellikle Milosevic'ten bir şeyler bekliyorum, umarım kalacak performansı verir.

Diğer Maçlar (skora tıkla boxscore'a git):

Jazz 83 - 68 Nets/Sixers
Thunder 88 - 91 Pacers

Ekleme: Salary Cap 57.7 milyon olarak açıklandı bu arada. Kontratlı oyuncuları capte toplam 66 milyonluk yer kaplayan Magic bakalım kadroda geri kalan 7 yeri kaç para lüks vergisi ödeyerek dolduracak. 69.9 milyon da lüks vergisi sınırı oldu çünkü. Haydi Otis al bakalım kağıdı kalemi eline, bakalım matematiğin kuvvetli mi!

7 Temmuz 2009 Salı

Cavcav Troisi'yi Yiyecek!

Geçen sezon Gençlerbirliği forması altında başarılı sayılabilecek bir sezon geçiren Avusturalyalı James Troisi Kayseri'de ortaya çıkmış. Gençlerbirliği ile 2 yıl daha kontratı olan Troisi 2 Temmuz'da başlayan Gençlerbirliği hazırlık kampına katılmamış. Yöneticiler kendisine ulaşmaya muvaffak olamamışlar ve menajeri ile iletişim kurduklarında hem dinlenmek hem de ailevi problemlerden dolayı Troisi'nin kampa geç katılacağını kendilerine söylenmiş. Bunun üzerine yöneticiler de fazla problem yaratmadan bir tarih verip Troisi'yi rahat bırakmışlar. Ancak olay bu akşam patlak vermiş. Troisi Kayseri'de ortaya çıkmış. Süleyman Hurma ile transfer görüşmesi yapmak üzere orada olduğunu söylemiş. Ama ilginç olan Gençlerbirliği yöneticilerinin bundan haberi yok ve yöneticilerden Enis Safi'nin dediğine Troisi'yi istedikleri para verilse bile artık satmaya niyetleri yok. "Bize sorunları olduğunu söyledi ama Pazar gününden beri Kayseri'de olduğunu ve transfer görüşmesi yaptığını öğrendik, Federasyona başvuracağız." dedi kendisi. Aslında Kayseri yöneticileri bu futbolcu ile ilgili olarak Gençlerbirliği ile görüşme talebinde bulunmuşlar. Ancak randevu gününde ve saatinde görüşmeye gelmemişler. Doğal olarak da Gençler yöneticileri tranferden vazgeçtiklerini düşünmüşler. Bu tip transfer harekatları da bu ara moda oldu. İlk önce futbolcuyla anlaş, aklını çel, bağlı bulunduğu kulübü zor durumda bırakmasını iste sonra da o kulüpten futbolcunun bedelinin çok altında bonservisini al. Bu kötü şeyleri hep Yıldırım Demirören'den öğrendiler Kayserililer. Ama burada aktör İlhan Cavcav. Sizce Cavcav'ımız yer mi bunu? Bence yemez. Troisi futbol hayatını bitirecek, haberi yok.

Bu Süleyman Hurma da Mehmet Topuz olayları devam ederken Kayserispor'un dik duruşu deyip durdu. Demek o dik duruş yerine göre yamulabiliyormuş. Ama Cavcav o yamukluğu tekrar düzeltir kanımca. Düzeltemezse zaten artık emeklilik vakti gelmiş demektir Cavcav amcamın.

Big Sam'in Kaçırdığı Balık: Derbyshire

Matt Derbyshire hakkında daha önce bir kaç kelam etmiştik Salata'da. Kendisi İngiliz futbolunun son yıllarda yetiştirdiği en büyük golcülerden biri olma yolunda ilerliyordu o yazıyı yazdığımız Eylül ayında. O zaman takımın başında Ince vardı ve Derbyshire sıklıkla forma bulabiliyordu. Ancak Ince görevden alınıp yerine Big Sam Allardyce gelince birden işler tersine döndü ve Derbyshire hak ettiği formadan uzak kalmaya başladı. Sezon arasında o artık takımında mutsuzken devreye giren ekip Yunanistan'dan Olympiacos oldu ve Derbyshire'yı Ege'ye taşıdılar kiralık olarak. MD Yunanistan'da çıktığı 11 resmi maçta tam 8 gole imza koydu ki bu gollerin en anlamlıları kuşkusuz penaltılarla kazanılan Yunan Kupası finalinde attıklarıydı. Takımı 2-0 mağlupken oyuna girip maçı 3-3'e taşımayı başaran isimdi Derbyshire ve finalin de en değerli oyuncusu seçilmeyi başardı.

Sezon sonu Olympiacos Derbyshire'ı tutmak için Rovers ile görüşmelere başlayıp netice aldı ve MD yaklaşık 3 milyon Pound'a tekrar Yunanistan'ın yolunu tuttu. Olmpiacos onu takımda tutunca bekleneni veremeyen Arjantinli Belluschi'yi bonservisinin yarısına 4.8 milyon € alarak Porto'ya gönderdi. Hem Derbyshire geldi hem de kara geçtiler, muhteşem bir transfer politikası. Bugün Big Sam Santa Cruz ve Derbyshire'ı kaybetmişken fellik fellik golcü arıyor, MD İngiltere Milli Takım formasını gözlüyor. Adama sormazlar mı aklın neredeydi diye Koca Sam. Kaçan balık büyük olurmuş. 4 senelik anlaşmaya imza atan MD 1-2 sene sonra EPL takımlarının gözdesi olur, Olympiacos bir kar daha eder, Big Sam dizini döver.

Onyewu A.C. Milan'da

Asıl adı Oguchialu Chilioke Goma Lambu Onyewu. 1.97 boyunda 92 kilo 4 metre omuz genişliği ile ağır body-building sporunun bir eseri olan bu saygıdeğer futbolcumuz özellikle Konfederasyon Kupası'nda Amerika Milli Takımı forması altında çıkardığı başarılı maçlarla adından sıkça söz ettirdi. Transfer döneminin en cazip futbolcularından biri olan Onyewu kararını verdi ve A.C. Milan ile 2012 yılına kadar sürecek kontratın altına imza attı. Fenerbahçe yöneticileri uzun süre peşinden koştular ama sanırım en büyük şanssızlıkları Konfederasyon Kupası'nda Amerika'nın finale kadar çıkmış olması oldu. İkinci şanssızlıkları ise oyuncunun non E.U. olmamasıydı. Belçika pasaportu olan Onyewu bu sayede Milan'lı yöneticiler açısından cazip bir transfer haline geldi. Üçüncüsü ise bonservisinin elinde olması. Bu üç kriter tek bir oyuncuda toplanınca o oyuncunun İngiltere, İtalya v.b. gibi önemli ülkelerden teklifler varken Türkiye'yi düşünmesi çok küçük bir olasılıktı. Ama Fenerbahçeli yöneticiler bu küçük olasılığın arkasından gittiler. Diğer tekliflere göre daha sağlam teklif vererek sonuca ulaşmaya çalıştılar. Ancak ne yazık ki! hiçbir sonuç çıkaramadan geri döndüler. Sanırım Poulsen'de de aynısını yaşayacaklar. Neyse Onyewu'ya hayırlı olsun. Kendisini Antalyasporlu futbolcu Djiehoua'dan sonra yapı itibari ile ikinci sıraya koyuyor, ikisini birlikte futbolda jubilelerini yaptıktan sonra Amerikan Güreşi ringlerinde de görmek istiyoruz. Düşünsenize Animal Batista vs. Onyewu, Undertaker-Djiehoua. "Animal Batista vs. Undertaker" Smackdown Altın Kemer Maçından Bir Enstantane.

Çok mu abarttım yoksa :)))

Not: A.C. Milanlı takım arkadaşları gol attıktan sonra bu adamın sevince ortak olma girişimlerini düşünmek bile istemiyorum. Düşünsenize ufacık Gattuso golü atıyor ve karşıdan bir tır kendisine hızla yaklaşıp üzerine çullanıyor. 2 hafta sahalardan uzak kalmayı garanti ediyorum böyle durumlarda. Bunun bir benzerini geçen sezon birkaç maçta Djiehoua gol attıktan sonra takım arkadaşlarının onunla sevinmek yerine ondan kaçtıkları şeklinde görmüştük. Komikti ama güzeldi.

Magic 77 - 88 Thunder

Dün gece öne çıkmasını beklediğimizi yazdığımız isimlerden hiçbiri kendini gösteremezken Dakota Wizards'ın uzun forveti Richard Hendrix ve Beşiktaşlı eski oyun kurucu Brian Chase yedekten gelip aldıkları sürelerde verim sağlayarak göze girmeye çalıştılar. Ryan Anderson'ın "Ben bu takımın rotasyonunda rahat yer bulurum" Jeremy Richardson'ın da "Kontrat istiyorum!" diye bağırdığı bir maç oldu. Russel Westbrook ve James Harden'ın üstün performanslarıyla sürüklediği maçı Thunder kazandı. Magic bugün Celtics'le oynayacak.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore'a git):

Celtics 87 - 56 Jazz
Nets/Sixers 67 - 75 Indiana

Carrusca Ne Oldu?

Galatasaray'da hazırlık döneminin başlamasıyla birlikte tüm sözleşmeli oyuncular tekrar biraraya geldi. Hepsi ile ilgili belli duyumlar neticesinde ne olacakları ile ilgili aşağı yukarı bir bilgiye sahip olabiliyoruz. Ancak tek bir oyuncu var ki ne ulusal medya ne de yöneticilerin ağzından tek bir kelam çıkmıyor akibetiyle ilgili: Marcelo Carrusca. Bu yazıyı yazmamın sebebi kesinlikle Messi'nin Rijkaard'ı Carrusca için aradığı ile ilgili haber değil. Zaten balon bir haber, çok belli ediyor kendini. Benim merak ettiğim, yöneticilerimizin Carrusca'nın hala GS'ın sözleşmeli futbolcusu olduğundan haberleri var mı? Ya da bizim kadar araştırdılar mı acaba bu futbolcu geçen sezon nerede ne yaptı, durumu nasıl diye? Bilerek abartılı söylüyorum çünkü hala daha sanki yokmuş gibi davranıyorlar. Ulusal medya da merak etmiş olacak ki böyle bir masa başı haberiyle Carrusca'nın varlığını GS'li yöneticilere hatırlatmış oldular. Eminim ki, bu haberi okuyan yöneticilerden muhakkak biri "Gerçekten yaw. Bu adam vardı bir de!" diye bir tepki vermiştir. Tabi burada Carrusca'nın menejerinin ne kadar uyuşuk, işten anlamaz olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Çünkü baksanıza geçen sezonu İspanya'da geçiren ve yokları oynayan Necati'nin menejerinin yaptığı açıklamaya göre Necati'yi Almanya ve İspanya'dan isteyen kulüpler varmış. Tabiki yok varsa da o liglerin vasat altı takımlarındandır. Ama menejer yine de pazarlıyor futbolcusunu bu yolla, yağmasa da gürlüyor, Kısacası gündemde tutuyor. Carrusca Meksika'ya gitti. Sadece gitti o biliniyor. Oynadığı takımı bile çok az kişi biliyordur. Diğer taraftan Carrusca için GS defteri artık kapandı. Arda, Kewell, Keita olunca Carrusca zaten yolcu durumuna geçiyor. Ama yöneticiler de bir açıklama yapsın desinlerki bonservisini verdik ya da tekrar kiralayacağız. Geçen gün Ligtv'de Rijkaard basın toplantısı yapıyordu. İstedim ki basından bir kişi Carrusca ne olacak diye sorsun. Tabiki kimsenin aklına gelmedi. Bana göre Rijkaard'ın Carrusca diye bir topçunun GS'de olduğundan haberi bile yok.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Volkan - Tabata

Volkan sonunda Aziz Yıldırım'a teslim oldu. 4 yıllığına tekrar anlaştı Fenerbahçe'yle. Sanırım Daum'un bugün yaptığı açıklama ve oynama garantisi vermesi de etkili oldu bu imzada. Öte yandan Delgado'yu naftalinleyip yüklüğe kaldıran Beşiktaş, Delgado'yu yüklükten direk eskiciye verdirecek hareketi yapmış gibi görünüyor. Son haberlere göre Tabata için Anteple anlaşılmış. 8 milyon € civarı bir bonservsten bahsediliyor ki inanmak isteiyorum. Bu paralara kimler alınmaz. Gaziantep tam anlamıyla bir Beşiktaş pilot takımı mahiyetinde senelerdir, ama bu kadar da kazık atılmaz bu kadar fahiş fiyat çekilmez be kardeşim. Ha veren varsa diyecek bir şey yok zaten, uzatmamak gerek. Demirören bu paraları kulüpten ne zaman ve nasıl geri alacak onu merak ediyorum ben asıl. Gün gelir de Beşiktaş'ın kapısına icra memurları dayanır mı bir 10 sene sonra acaba?

Orlando Yaz Ligi

Uzun zamandır yapılan ve artık geleneksel hale gelen, bir Orlando Magic organizasyonu olan Orlando Yaz Ligi'ne katılacak takımlar belli oldu. Buna göre ev sahibi Orlando ile birlikte Indiana, Boston, Utah, Oklahoma ve Phila/New Jersey karması katılıyor bugün başlayıp 10 Temmuzda sona erecek lige. Her takım 5 maç yapacak.

Bizim için önemli olan Hidayet takası sonrası elinde sadece 8 oyuncu kalan Magic'in yaz ligi kadrosundan takıma kimseyi katıp katmayacağı. Eğer bu kadrodan en az 3 oyuncu takıma girebilecek performans sergileyebilirse işte o zaman 1 mid-level 2 veteran minimum kontratıyla Magic iddialı bir konuma gelebilir.

Kadrodaki dikkat çeken isimlere bakalım: Chicago ve Detroit kariyeri olan kısa Forvet Ronald Dupree, Gonzaga Üniversitesi'nin draft edilmeyen oyun kurucusu Jeremy Pargo, Geçen sezon Erdemir forması da giyen Kansas Jayhawks'un eski oyun kurucusu Russell Robinson, Geçen sezonun 2.yarısını Almanya Köln 99ers'ta geçiren pivot Stevan Milosevic, geçen sezon NBDL'de Idaho'da başarılı bir oyun ortaya koyan uzun forvet Lance Allred ve son olarak 4 yıldır ligde tutunmaya çalışan combo guard Maurice Ager. Tabii ki yeni transfer Ryan Anderson, büyük ihtimalle gelecek sezon da bençte havlu sallayacak olan Jeremy Richardson da yaz ligi kadrosunda. Özellikle Milosevic, Dupree ve Pargo'yu dikkatle takip edeceğim kendi adıma. sadece 6 ayda kendinden hiç beklenmeyen bir gelişme gösteren Milosevic takımda tutulmasını sağlayacak bir performans verebilir umarım. Gerçi Otis'e güvenim sarsıldı bir kere ya, Milosevic ne yapsa takımda kalamayacak gibi geliyor. Ne de olsa Orlando Magic artık tamamen ev yapımı bir takım.

Bu arada Jazz kadrosunda eski dost James Augustine bulunacak. 2 sene Magic forması terleten JA geçen sezonu İspanya Ligi ACB'nin orta sıra takımlarından Gran Canaria'da 8 sayı 6.1 ribaunt ortalamalarıyla geçirmişti. JA için bu sezon başında yazdığım Orlando yazısında sarf ettiğim şu sözleri hatırladım birden "
...Augustine’den hiç bahsetmiyorum, geçen sene kadroda sadece Battie’nin hatırına tutulmuştu, yeri en fazla Alman Ligi orta sıra takımları olacak bir adam...". Almanya değilde İspanya Ligi orta sıralarına gitmiş, demek ki doğru bir yargıya varmışız. Onu, asla sesi çıkmayan görev adamını, yeniden Orlando'da görmek hoş olacak.

Kidd ve Zen Master Dönüyor

Bu sezon kontratı biten ve 37 yaşına gelen Jason Kidd hakkında bir çok transfer spekülasyonu yapılmıştı. Kidd'in Knicks ile anlaşabileceği, Hidayet'i Raptors'a kaptıran Blazers'ın devreye girdiği söyleniyordu. Ama hiç biri olmadı ve Kidd kariyerini Dallas'ta sonlandırmaya karar verdi. 3 sene ve 25 milyon değerindeki kontrata imza atan Kidd kariyerine de Dallas'ta başlamıştı. Jason Kidd Dallas Mavericks'in 1994 senesi draftindeki 2. sıra seçimiydi. O sene Kidd'in önünden seçilen ismin Glenn Robinson olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bucks'a çok şey katan ve 2 kez All-Star seçilen Robinson kariyerini Kidd kadar iyi yönetememiş ve kötü kariyer tercihleri sonrası basketbola noktayı San Antonio Spurs'le şampiyonluk yüzüğüne uzanarak koymuştu. 1994 draftinden ligde kalan oyuncular arasında Kidd dışında sadece Grant Hill (3.sıra) ve Donyell Marshall'ı (4.sıra) sayabiliriz. Jason Kidd kısacası kendi jenerasyonunu hala en iyi biçimde temsil ediyor ve profesyonelliği ile örnek olmaya devam ediyor.
Dallas saha içindeki yaşlı kurdunu takımda tutarken Lakers'ın saha kenarındaki yaşlı kurdu da Los Angeles'ta 1 sene daha kalmaya karar verdi. Geçen sezon başında kontratını 2 seneliğine uzatan Zen Master, 3 haftadır süren sağlık kontrolleri sonrasında sağlığının koçluğa engel olmadığını ve kendini 1 sezon daha çalışmaya hazır hissettiğini söyleyip tekrar takımın başına geçti. Zen Master'ın önemli bir ayak rahatsızlığı (topuk dikeni) bulunuyor ve bu yüzden zaman zaman Jackson yürümekte zorluk çekiyor. Geçen sezon bazı deplasmanlara gidemeyen Jackson'ın yerine takımı Kurt Rambis idare etmişti. Bu sezon da benzer senaryolarla karşılaşabiliriz ancak şunu çok iyi biliyoruz ki tıpkı Van Gundy'nin NBA Finalleri öncesi dediği gibi "Rakip bençte Jackson'ın olduğunu bilmek bile insanı korkutmaya yetiyor."

Rasheed Wallace Celtics'te

Detroit Pistons'ın bu sene kontratı sona eren uzun forveti Rasheed Wallace Celtics ile anlaştı. Anlaşmanın mid-level exception'dan 2 senelik olduğu söyleniyor ki bu da yaklaşık 11 miyona denk gelir. 35 yaşını doldurmuş ve ayakları oldukça yavaşlamış bir uzun oyuncu için iyi para. Üstüne üstlük Wallace Garnett, Allen ve Pierce'lı kadroda bulunacak, bu da demek oluyor ki yüzüğe daha sezon başlamadan aday. Bence Wallace sağlıklı bir Celtics'e hele hele Davis ve Powe oralarda olmaya devam edecekse lüks ama artık Garnett'in bile sakatlanıp uzunca süre parkelerden uzak kalabildiğini düşününce, Ainge ve Rivers'ın kendilerini garantiye almış olduklarını görmemek de mümkün değil.

Bu transferden çıkaracağımız ders ise elini çabuk tutatnın çoğunlukla kazandığı. Aslında Wallace bu hafta aralarında Magic'in de bulunduğu 3-4 ekiple daha görüşecekti ama erken kalkan yol aldı. Otis Smith'e selam olsun, sanırım evde NBA2K9 oynuyor yeni kadrosuyla ve fatigue ayarını yapmayı unutmuş.

5 Temmuz 2009 Pazar

Hidayet - Yenge - Toronto - Portland - Orlando

NBA Finalleri bittiğinden beri en çok konuştuğumuz konu kuşkusuz Hidayet oldu. Aslında Orlando’nun onu tutup 4 ve 2 numaralı pozisyonlara takviye yapıp, lüks vergisi sınırı fazlaca aşmadan Finalist takımı bir adım ileriye taşıyacağını düşünüyorduk ama olmadı. 8 Temmuz itibariyle Magic’in neler yapacağına bakıp büyük ihtimalle kantarın topuzunu da kaçıracağım bir yazı yazacağım ama şimdi konumuz Magic değil Hidayet.

Hidayet benim için çok önemli bir adam. Özel nedenlerini şimdi sayacak değilim ama onun her seçimi sanki kendi seçimimmiş gibi heyecanlandırıyor beni. Magic’le imzaladığı gün, eski bir Magic taraftarı olarak çok mutlu olmuştum, hatta imzanın atıldığı gün onun hakkında, başaracakları hakkında etrafımdakilere söylediklerimden sadece All-Star olmayı başaramadı, aslında onu da elinden çalınmış olarak nitelendiriyorum ben. Bu seneki final koşusunda payı büyüktü, takımdaki rolü yadsınamaz önemdeydi. Ligde ne iş yaptıkları belirsiz onca adam 10 küsür milyonları cebe indirirken istediği kontrat asla lüks değildi Orlando için. Nüvenin önemli bir sargısıydı, hatta nüveyi bir arada tutan adamdı Hidayet.

Serbest oyuncu olmaya karar verdiği günler şubat ayına denk gelir Hidayet’in. O dönem çok konuşulmuştu üzerine, takas edilsin mi edilmesin mi diye. Sonuçta edilmedi ve final geldi. İki senedir dorukta performansıyla. Geçen seneyi bireysel anlamda tepede kapattı, bu seneyi mental anlamda. Bir çok farklı şeyi bir arada yapabilmesi, ama en önemlisi takımdaki herkesi oyuna sokmasıyla bir beyin rolünü üstlenebileceğini göstermesi onu çok çekici kıldı. 17 yaşından beri üst seviyede basketbol oynayan, olgunluğu artık formasından taşan tam bir veteran oyuncu oldu Hidayet. Tecrübesi o kadar fazla ki yanındakilere bulaşıyor, etrafındakiler onunla performans yükseltiyorlar. İşte o yüzden liderliğe ihtiyacı olan, tecrübe eksikliği yaşayan bir takımda olması onun ve gideceği takım için çok önemliydi. Bu yüzden şubat ayından beri herkes, ben de dahil, Orlando’da kalmayacaksa yeri Portland olmalı dedik.

Hidayet Portland oyuncusu olduğunda en büyüğü 25 yaşında olan süper yıldız adayı gençleri organize edecek, tecrübesini aktaracak, onlara maç sonu oynamayı öğretecek ve işler sıkıştığında kilidi açmak için devreye girecekti. Pritchard ve McMillan söylediklerimizi sayarken onun pick and roll kabiliyetinden özellikle bahsediyorlardı. Ki ben senelerdir Hidayet’in tepe ve kenar pick and rollerini yazıyorum, ne kadar verimli sonuç verdiğini, hatta yarımının bile iş gördüğünü anlatmaya çalışıyorum. 5 sene ve 50 milyonluk kontratla geldiler. Teklif ve biçilen rol cazipti, Hidayet’e yaklaşım muazzamdı. Tam oldu, anlaştılar derken birden devreye hiç beklemediğimiz şekilde Toronto Raptors girdi ve resim birden değişti. Toronto'nun Hidayet'e yöneleceği hiç aklımıza gelmemişti, Colangelo'nun Hidayet sevgisini unutmuştuk (2004'te Hidayet'i Phoenix'eistemiş fakat alamamıştı bütçe kısıtından).

Ben yaklaşık 6 senedir evliyim ve evlilikten öğrendiğim en önemli şey; mutlu olmak istiyorsan asla hiçbir kararı kendi başına vermeyeceksin ve hatta eşinin kararlarına çoğu zaman kulak verecek ve onun dediklerini yapacaksın. Çünkü ailesine bağlı, kocasını seven ve ona değer veren hiçbir kadın yanlış karar vermez. İşte o yüzden belki de NBA şampiyonluğuna yürüyecek bir kadronun birleştirici parçası olup tarihe geçmeyi reddetti Hidayet. Eşi son derece soğuk bir eyalet olan Oregon’da yaşamak istemedi, Türkiye’ye geliş gidiş yolculuğunu 6 saat uzatmak istemedi, her yönüyle Avrupai bir şehir olan ve içinde bir çok Türk’ün yaşadığı Toronto’da yaşamak istedi, Türkoğlu ailesinin orada daha mutlu olacağına inandı ve sonunda Hidayet de. Ben Bayan Türkoğlu’nun arkasındayım. Aynı durumla karşı karşı karşıya kalsam aynı kararı tereddüt etmeden verirdim.

Bugün Hidayet artık Toronto Raptors oyuncusu diyebiliriz. Teklifin 56 ile 61 milyon arasında 5 yıllık bir teklif olduğu zannediliyor. Ayrıca işin bir de vergi avantajı yönü var ki, Kanada’da gelir vergisi oranı daha düşük olduğu için Hidayet aynı paraya Portland’a imza atmış olsa alacağından daha fazlasını alacak Kanada’da. Kesin oranları bir ara net olarak yazarız.

Kadro yapısına baktığımızda Toronto’nun Hidayet’i getirebilmek için Shawn Marion, Carlos Delfino ve Anthony Parker ile kesin olarak yollarını ayırdığını görüyoruz. Kadro derinliği açısından durum pek de parlak değil Toronto’da. Hidayet takıma girer girmez en önemli 2. parçası olacak takımın hem skor opsiyonu hem de liderlik açısından. Şu an ilk beşteki yeri garanti olan 4 isim Calderon, Hidayet, Bosh ve Bargnani. Takımda ciddi bir 2 numara sıkıntısı var. Hidayet’e verilecek kontratla lüks vergisi sınırına mesafeleri yaklaşık 12 milyona düşüyor. Bu da mid-level ile 2 oyuncu alabileceklerinin göstergesi. Şu anda kadrodaki oyuncu sayısı 11 ve takasa verebilecek nitelikte bir kontratları ve isimleri de mevcut değil. Antony Parker’la tekrar anlaşmaya mecburlar gibi. Yedek isimlerden Roko Ukic ve Marcus Banks önemli isimler olsa da geri kalan oyuncular son derece sıradan adamlar. Bu takıma 2-3 pozisyonlarında görev yapabilecek 2 isim ve bir 5 numara yedeği şart. Diğer taraftan Bosh'un kontratının gelecek sene biteceği de düşünüldüğünde bu sene Hidayetle kazanılacak bir başarının Bosh'u ikna için kullanılacağı da aşikar. Belki de mid-level'ı kullanmadan piyasadan bazı isimsiz sürprizler bulmaya çalışıp gelecek seneki bütçeyi fazlaca daraltmamaya da çalışabilirler. Ama ne olursa olsun bu sezon için amaçları play-off yapıp tur geçmek, hem Colangelo hem de Triano'nun konuşmalarından çıkardılarımız bunlar. Tanrım ne kadar Avrupalı bir takım!

Sonuç olarak Yenge Hidayet’i Kanada’ya götürüyor ve Hidayet yeni takımında da en az Magic’te 2 senedir yaptığı etkiyi yapacak gibi duruyor. Belki bu sefer All-Star bile seçilir. Öte yandan Toronto’da yıldız olan Carter Hidayet’in yerine Magic’e gelirken, Hidayet’in de Carter’dan beri bir türlü başarılı olamayan Toronto’ya ilaç olarak gelmesi hem çok enteresan bir tesadüf hem de çok manidar.

Hidayet’in Toronto’yla anlaşmasından Orlando bir şekilde nemalanabilir de acaba en azından Parker’ı belki Marion’ı sign and trade yoluyla şehre getirebilir mi diye umarken Otis bir kez daha imzasını çaktı ve dedi ki “Hidayet’le ilgili Toronto ile herhangi bir takasa girmeyeceğiz.” Sağol Otis Smith, kazan mübarek olsun, durmak yok yola devam.