Sayfalar

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Koca Bebeğe Meme Verdiler

Glen Davis özellikle geçen sezon Garnett'in sakatlığı sonrası aldığı süreleri çok iyi değerlendirmiş ve bir anda değerini arttırmıştı. Play-off'ta maç kazandıran basketlere imza atması iyi bir piyasa yapmasını da sağlamıştı. Bu momentumun etkisiyle ciddi para kazanma sevdasına kapılmış ama kimse kapısını çalmayınca adeta depresyona girmişti. Bir çok kişi tarafından Celtics'te kalması artık sürpriz olur denilen Davis, Wallace'lı takımda kalmaya ikna olmuş durumda. Mid-level exception ve en az 4-5 senelik bir kontrat peşindeki Davis umduklarını bulamasa da en azından takım bulmuş oldu kendine. Celtics 2 senelik konrat önermiş Davis'e ve büyük oranda da anlaşılmış. Tahminim 2 sene ve yaklaşık 7 milyonluk bir kontrat olur. Adeta ekonomik kriz vurmuş oldu Davis'e, diğer takımlar o parayı veremediği gibi Celtics seviyesine de çıkmadılar ve hep sign and trade üzerinden gitmeye çalıştılar. En azından 2 seneliğine kurtardı kendini Koca Bebek, verdiler memeyi ağzıma susturdular. Magic Bass ile anlaşmadan önce onlara evet dese belki bugün şampiyonluk adayı takımlardan birinin direk ilk 5 oyuncusu olacaktı, şimdi rotasyonda 15 dakikalık bir adam oldu yeniden. Ciddi bir sakatlığa denk gelmezse 2 sene sonra da işi çok zor.

Blanc - Kramer

Ben çok benzetiyorum ikisini, hatta Blanc'ı her gördüğümde yüzümde anlamsız bir gülümseme beliriyor.

Allah Sabır Versin Tuncay

Hemşehrimiz Tuncay Şanlı dün gece 75 yaşındaki anneannesini kaybetmiş. Haber üzerine aniden Boro kampından ayrılıp Adapazarı'na gelmiş Tuncay, bugün de merhumeyi toprağa vermiş büyükleriyle birlikte. Anneannenin ne demek olduğunu en iyi elinde büyüyenler bilir, tıpkı Tuncay gibi. Üzüntüsü yüzünden belli oluyor. Hayriye teyzemiz nur içinde yatsın, Allah Tuncay'a ve ailesine sabır versin. Bilmeyenler olabilir Tuncay'la ozhano TEKspor'dan takım arkadaşıdır, ötesinde Tuncay'ı sevmeyen tek bir Sakaryalı bulmak da çok zordur. Benzer acıları ben de yaşadığım için iyi bilirim, en zoru çok sevdiğini uzaktayken kaybetmektedir, geçip giden ama onun yanında olamadığın zamanlara yanarsın. Her şey top, para, şöhret değil, bu çocukların bir de özel hayatı var bunu unutmamak gerek.

Aragones Sevgisi Bir Başka

Fenerbahçe Aragones'i çoktan gönderdi ama Ligtv inatla sayfasında tutuyor. Ya Daum'u kabullenemiyorlar ya da Aragones'i çok sevmişler, unutulmasına gönülleri razı olmuyor. İşin gırgır tarafı bir yana gazete sitelerinde karşılaştığımız ilginç hataları kabullenmek olabilir de yayıncı kuruluşun sitesi bu yanlışı nasıl yapıyor; hadi yaptı, hala daha nasıl düzeltmiyor aklım almıyor.

Buradan bakabilirsiniz.

Terry'e Niyet Upson'a Kısmet

Forvet hattına piyasadaki neredeyse bütün forvetleri toplayan ancak daha sonra savunmaya birilerini almayı unuttuğunu hatırlayan Manchester City'nin hedefinde son bir kaç haftadır sağlam savunmacılar var. Önce Terry'e sulandılar alamadılar, sonra Everton'dan Lescott'ı koparmaya çalıştılar 35 milyon fazla geldi, bir adamın da ederi var dediler, geri çekildiler. Şimdi sırada West Ham'dan Upson var. Upson Luton'dan yetişme, Arsenal kariyerli, Milli Takım'da zaman zaman şans bulan sağlam bir stoper. Arsenal'de fazla forma bulamayınca Birmingham'da kendine gelen, West Ham'da sınıf atlamış bir oyuncu. Fiziği John Terry'e çok yakın Matthew Upson'ın. 1.85 boyunda yani 2 santimetre daha kısa sadece ve 2 yaş daha büyük Terry'den. Son 4 sezondur aralıksız oynuyor ve sıklıkla milli takım kadrosuna çağrılıyor olması artı Mark Hughes gözünde onun için. Piyasa değeri 8-10 milyon Euro arası şu sıralar Upson'ın. City geliyor diye en az bir 20 çeker West Ham 15'te anlaşırlar diye düşünüyorum. Olmadı bunu da alamazsa City ben burdayım. Yaşım Upson'la, boyum Terry'le, huyum Stumpf'la aynı.Vallahi de billahi de 1 milyon yeter bana senelik, şampiyon olur ya da kupa alırsak ucundan kıyısından bir prim de verdiler mi benden iyisi yok. Hughes buraya da bak be hocam!

Bombalayalım Bakalım

Çok mu bombalamış olduk acaba :D (Diyarbakır- Ankaragücü maçına da alt oynanabilir aslında. Her iki tarafta da ne sağlam bir yönetim var ne de futbolculara verecek para.)
Bu arada TSL'de 14 takım için de alt-üst seçeneğinin açılması iyi olmuş. Bu iddaa olaylarına bakmayalı çok zaman oldu. Eğer uzun süredir varsa affola ama bizim bu işlerle ciddi ciddi uğraştığımız zamanlarda yoktu. Zaten bettson, bwin falan yasalken bilyoner'e, nesine'ye bakan var mıydı acaba?

N'apsak?

Acep silsek mi yoksa devam mı etsek?

Abdullah Mucip Avcı

2007-2008 (38 puan, 12. 9 puan 3 büyüklerden)

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 2-0 FENERBAHÇE 10 Ağustos 2007

BEŞİKTAŞ A.Ş. 0-0 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 28 Ekim 2007

GALATASARAY A.Ş. 2-2 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 2 Aralık 2007

FENERBAHÇE 2-2 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 13 Ocak 2008

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 2-1 BEŞİKTAŞ A.Ş. 22 Mart 2008

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 0-3 GALATASARAY A.Ş. 19 Nisan 2009

2008-2009 (42 puan, 9. 4 puan 3 büyüklerden)

FENERBAHÇE 2-0 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 30 Ağustos 2008

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 1-1 BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 Eylül 2008

GALATASARAY A.Ş. 2-0 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 16 Kasım 2008

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 2-0 FENERBAHÇE 8 Şubat 2009

BEŞİKTAŞ A.Ş. 2-1 BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 27 Şubat 2009

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 0-1 GALATASARAY A.Ş. 19 Nisan 2009

2009-2010

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR 1-1 BEŞİKTAŞ A.Ş. 8 Ağustos 2009

Görüldüğü üzere Abdullah Avcı büyük takımları her halükarda oldukça zorluyor. "İBB maçı var bu hafta farklı alırız" düşüncesinin yanından bile geçemiyor büyükler. 2007-2008’deki 3-0’lık maçı saymazsak hep zorlamış rakiplerini Avcı’nın takımı. İlk sezonunda onlardan aldığı 9 puanı çıkarınca İBB ligden düşme potasında. 2. sezonunda diğer maçlara biraz daha ciddi yaklaşınca 2007-08’deki puanın tamamını 28 maçta toplamış, büyüklerle oynamadan. Dün akşamki ilk maç da gösterdi ki istikrarlı çıkışını sürdürmeye kararlı Avcı. Lig öncesi sorulan ligin ilk 5’i kim olur sorusuna cevap veren hocalardan Bülent Uygun kendi takımını ilk 5’e sokmazken, Avcı İBB’yi 5.liğe koyacak kadar da iddialı. 2-3 önemli adamını kaybetmiş olsa da transferleri ilk maç için doğru yapmış gibi gözüktü. Bu sezon daha iyi bir İBB olacak gibi geliyor bana, Avcı’nın bu sefer 50 puan civarında olmaya çalışacağını hissediyorum. 50 puan civarı bir puan da İBB’yi 5-7. sıralar arasında bir yere rahat oturtur. Seviyorum bu cesur adamı.

Galatasaray'a Yakışan Formalar

Bu sezonki tasarımlardan memnun olmadığımı defalarca kez dile getirmiştim. Hele hele mor formayı Sami Yen çimleri üzerinde görünce bir tuhaf oldum. Bu sezonki anlamsız forma kreasyonumuzdan ben olsam şu ikisini tercih ederdim çoğunlukla. Umarım bir çok maça parçalı ile çıkılır ve kırmızı da plasesi olur.

Madara Olmadan Futbolu Bırakması Gerekenler #1

Jens Lehmann. 10 Kasım 1969 doğumlu Stuttgart kalecisi, 41 yaşına az kaldı. Dün akşamki Wolfsburg maçında bir kez daha kanaat getirdim ki bu adamın işi bitmiş. Hele ilk golden sonra geçip giden topun ardından kendini plonjon yapıyormuşçasına yere atması beni hem sinir hem kahkaha krizine soktu. Babbel'in Gotlieb Daimlers günleri çok kısa olur Lehmann'a alternatif bulamazsa. Alman futbolunun bu kaleci sorunu daha ne kadar büyüyerek devam edecek bilemiyorum. Kahn sonrası tam bir enkaz gibi. Biraz Adler, biraz Enke, gerisi vasatın altında.
Bırak diyorum hacı artık, duymuyor musun! Bırak bırak!

7 Ağustos 2009 Cuma

İşbilmez TRT

Avrupa'nın en gösterişli ve zevkli futbollarından birinin oynandığı lig Bundesliga. İspanya ya da İngiltere'deki kadar olmasa da bir çok yıldız oyuncu Almanya'da forma giymekte. Bundesliga'nın yayın hakları geçen sene Kanal 24'teydi ki keşke orada kalabilse ve Okay Karacan ve ekibinin elinde anlam bulsa demiştik. Ancak yayın hakları 3 seneliğine TRT tarafından satın alındı. Son dönemde reyting kaygısı yaşayan, hatta bu kanala dizi hazırlayan şirketlerin reyting kuruluşları ile girdiği kanunsuz ilişkiler nedeniyle tekrar yaratmaya çalıştığı popülaritesi sarsılan TRT için Bundesliga çok büyük bir şans. Şans da bu şansı reyting ve nakde çevirecek yayıncılık zekası mevcut değil kurum idarecelerinde.

Bugün Bundesliga Wolfsburg-Stuttgart maçı ile start aldı. Son 3 sezonun 2 şampiyonu karşılaşıyor, sahada Türk asıllı Serdar Taşçı var, Yıldıray yedekte, Grafite, Dzeko, Hleb, Pogrebnyak gibi yıldızlar sahada ama Bundesliga'nın açılış maçı TRT 3'de. Ara ara zor buldum maçı Digiturk'te, muhtemelen uydudan da izlenemiyor, çünkü yurtdışı yayını da yasak tıpkı diğer liglerde olduğu gibi. Doğru düzgün reklamı yapılmamış, öne çıkarılmamış, diziler lige tercih edilmiş. Milletin futbola muhtaç olduğu şu dönemde, La Liga ve Serie A başlamadan Bundesliga tutkunları oluşturabilirdi TRT kendine. Örneğin şu anda izlediğim Wolfsburg maçı öylesine zevkli ve kıran kırana geçiyor ki 2. yarısı başlayan Beşiktaş maçını hiç mi hiç aramıyorum.

Bunun adı işbilmezliktir, devlet kurumu TRT alabileceği onca reklamı da heba ederken milletin parası boşa gitmektedir. Yazık, çok yazık.

Düzenbaz mı Enayi mi?

Sabahtan beri yazacağım hakkında bir şeyler ama elim gitmedi. Utanç verici bir olay, bir Magic taraftarı olarak midem bulanmış durumda. Sen 118 milyona imza atmış, milli bir basketbolcusun, yaptığın şeyin adı amatörlük bile değil! Sinirim bozuk, merak eden şuradan olayın detaylarına bakabilir.

Ukrayna-Türkiye Maçı Aday Kadromuz

Colin Kazım, Artık Tek Değilsin

Colin Kazım Richards Brighton'da oynarken çok iyi oynadığı bir maçtan sonra yanına bir muhabir gelir ve röportaj yapmak ister. İlk başta kabul etmez ama muhabir o kadar ısrar eder ki tamam der en sonunda ve diyalog başlar.

Muhabir: Bugün maçta çok iyiydin, tek kelime ile muhteşemdin.
CKR: Evet gerçekten de öyleydim çünkü ben tekim, bi taneyim.
Muhabir: Nasıl yani anlamadım.
CKR: Gir bak bakalım internete dünyada benden başka Colin Kazım Richards görebilecek misin?
Muhabir: hebele hebele....Keeessss.

Ne adam bu Kazım ya. Umurunda değil dünya. Tam bir komedyen. Sen misin ısrar eden demiş adama soracağı soruyu da tahmin ettiği için dalgasını geçmiş kendi çapında. Ama artık tek değil Gökçek Vederson ismi de tek bir kişiye ait. Bırak onu Kazım ismini çok bulursun da Gökçek diye ismi olan var mı acaba Türkiye'de?

UEFA AVRUPA LİGİ PLAY-OFF MAÇLARI

Galatasaray-Levadia Tallinn(Estonya)
Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde Macar ekibi Debrecen'e her iki maçta da 1-0'lık sonuçlarla yenildi. Galatasaray'ı iki maçlık bu yolda zorlayacak şey rakibin sahası ve hava şartları olacak. Yaş ortalamaları 25. Kleve'den ve Rus liginden iki transfer yapmışlar bu sezon. İşte böyle bir takım yani. Netanya kadar da olmasa zayıf bir ekip görünümünde. İlk maçın içeride olması Galatasaray için avantaj. Burada işlemi sonlandırıp Macaristan'a turistik gezi düzenlenebilir.

Trabzonspor-Toulouse (Fransa)

Fransa Lig-1'in önemli takımlarından olan Toulouse Trabzonspor için gerçekten de zor bir kura gibi görünüyor. Fransa Ligi'nden 10, Bundesliga ve Premier Lig'den 1'er oyuncu alınmış. Soren Larsen, Didot ve Braaten en iyi transferleri. Yapılan 13 transferin hemen takıma uyumundan söz edemezsek Trabzon'un tur şansı var gibi görünüyor. Ama Gignac'a çok dikkat edilmeli. Başlı başına bir yetenek. Bu arada yaş ortalamaları 24.

Shakhtar Donetsk (Ukrayna)-Sivasspor

Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde Romen rakibi Poli Timişoara ile 0-0 ve 2-2 berabere kalarak elendi ve Avrupa Ligi'ne geldi. Eğer Shakhtar doğrudan UEFA Avrupa Ligi'ne katılsaydı Sivas'ı küçümseyebilir ve Poli'nin yaptığını Sivas hayli hayli yapabilirdi. Ancak Shakhtar Poli'ye elenerek pabucun pahalı olduğunu gördü ve Sivas'a karşı işi çok sıkı tutacaktır. Bu nedenle Sivas'ın şansı diğer takımlarımıza göre çok çok az. Ama futbol bu belli olmaz.

Sion (İsviçre)-Fenerbahçe

4 hafta önce başlayan İsviçre Axpo Super Lig'de 2 galibiyet 2 yenilgi ile 4. sırada bulunan Sion Türk futbolu için tanıdık bir kulüp. Galatasaray ile 1997'de Şampiyonlar Ligi ön elemesinde karşılaşmış ve her iki maçta da 4-1 yenilmekten kurtulamamıştı. Yine aynı şekilde Galatasaray ile 2007'de UEFA Kupası'nda karşılaşmış, 3-2 ve 5-1 lik sonuçlarla UEFA Kupası'ndan elenmişti. En tehlikeli oyuncusu ise 31 yaşındaki Emile Mpenza.

Tüm Türk Takımlarına Hayırlı Olsun.

UEFA Avrupa Ligi Atış Poligonu

FK Sarajevo (Bosna) - Helsingborgs (İsveç) 2 1
Fredrikstad FK (Norveç) - KKS Lech Poznan (Polonya) 2 2
HNK Rijeka (Hırvatistan) - FC Metalist Kharkiv (Ukrayna) 2 2
KAA Gent (Belçika) - AS Roma (İtalya) 2 2
SC Vaslui (Romanya) - AC Omonia (Kıbrıs Rum Kesimi) 2 1
FK Slavija Sarajevo (Bosna) - MFK Košice (Slovakya) 1 1
IFK Göteborg (İsveç) - Hapoel Tel-Aviv FC (İsrail) 1 2
PSV Eindhoven (Hollanda) - PFC Cherno More Varna (Bulgaristan) 1 1
FC Metalurh Donetsk (Ukrayna) - NK IB Ljubljana (Slovenya) 1 1
Vålerenga Fotball (Norveç) - PAOK FC (Yunanistan) 2 2
APOP/Kinyras Peyias FC (Kıbrıs Rum Kesimi) - SK Rapid Wien (Avusturya) 2 2
FC Honka Espoo (Finlandiya) - FK Karabağ (Azerbaycan) 2 2
FC Vaduz (Liechtenstein) - FC Slovan Liberec (Çek Cumhuriyeti) 2 2
Saint Patrick's Athletic FC (İrlanda) - PFC Krylya Sovetov Samara (Rusya) 2 1
Randers FC (Danimarka) - Hamburger SV (Almanya) 2 2
Tromsö IL (Norveç) - NK Slaven Koprivnica (Hırvatistan) 1 1
Brøndby IF (Danimarka) - Legia Varşova (Polonya) 1 1
FK Vojvodina (Sırbistan) - FK Austria Wien (Avusturya) 2 2
CSKA Sofia (Bulgaristan) - Derry City FC (İrlanda) 1 1
FC Steaua Bükreş (Romanya) - Motherwell FC (İskoçya) 1 1
MSK Zilina (Slovakya) - Hajduk Split (Hırvatistan) 2 1
SC Braga (Portekiz) - IF Elfsborg (İsveç) 1 2
Aberdeen FC (İskoçya) - SK Sigma Olomouc (Çek Cumhuriyeti) 1 2
FK Rabotnicki (Makedonya) - Odense BK (Danimarka) 2 2
FK Sevojno (Sırbistan) - LOSC Lille (Fransa) 2 2
FK Petrovac (Karadağ) - SK Sturm Graz (Avusturya) 2 2
Fenerbahçe(Türkiye) - Honved FC (Macaristan) 1 1
Bnei Yehuda (İsrail) - FC Paços de Ferreira (Portekiz) 2 1
Club Brugge (Belçika) - FC Lahti (Finlandiya) 1 1
Athletic Club Bilbao (İspanya) - Young Boys (İsviçre) 1 1
KR Reykjavík (İzlanda) - FC Basel (İsviçre) 2 2
Galatasaray (Türkiye) - Maccabi Netanya (İsrail) 1 1
FC Dinamo Tiflis (Gürcistan) - FK Crvena Zvezda (Sırbistan) 2 2
KSP Polonia Varşova (Polonya) - NAC Breda (Hollanda) 2 2
FK Vetra (Litvanya) - Fulham (İngiltere) 2 2


35 eşleşmenin 27'sinde turu geçecek takımı bilmişim, kutluyorum kendimi çok büyük başarı! Abeerdeen, Braga, Krylya Sovetov, Göteborg ve Helsingborg beni çok şaşırtan takımlar oldular. Bir okkalı atış da bugünden sonra yaparız artık. Madem öyle adet edineyim ben bunu.

6 Ağustos 2009 Perşembe

Aman Gaza Gelmeyelim!

Galatasaray 6-0 M. Netanya

1. Netanya zayıf bir ekip bile değil.

2. Herhangi bir oyuncumuz sakatlanmadan maçı bitirmemiz benim için skordan daha önemli.

3. Aydın'a açık alan bırakırsan Messi olur, oldu da. Oynadıkça kendine güveni geldi, kendine güveni geldikçe coştu, coşturdu.

4. Leo Franco 90 dakika boyunca bir-iki defa yere yattı. Düşünün işte maçın nasıl olduğunu.

5. Emre Güngör eğer defansa başka bir transfer yapılmazsa bu takımın 11'inde olmalı.
Diğerlerine göre daha seri, kademeye daha iyi giriyor. Defans yaparken timing sorununu da çözerse olur bu adam benim nazarımda.

6. Rijkaard inatla oyunu defanstan başlatıp topu yerden kısa paslarla rakip sahaya geçirilmesini isterken Emre Aşık'ın boş pozisyonlarda defanstan ileriye doğru yaptığı şişirmeleren sonra yedekteki ilk tercih konumunu kaybedebilir.

7. Bu defansın sağı Uğur'un olmalı. Rakibin ofansa doğru dürüst çıkmadığı bu maçta bile ilk önce defansı düşünüp bindirmelerde zamanlaması ve geri dönüşleri yerindeydi. Sabri şu maçta oynasa sağ açıktan ayrılmazdı.

8. Hakan Balta görev adamı. Avrupai bir duruşu var.Soğukkanlı, yalın ve gösterişsiz oyunu tam Rijkaard'ın istediği türden. Bindirmeleri muhteşemdi. Ama körü körüne çıkmadı. Dikkatli çıkışlar yaptı.

9. Arda'ya ne diyeyim ki? Kaç asisti oldu Avrupa maçlarında?

10. Korner atışlarında topun başına gelen Arda ve daha sonra Kewell'in yaptığı hareketler ne anlama geliyor merak ediyorum.

11. Keita çok çalıma kaçıyor. Halı saha maçında bile çalım atan arkadaşa söylenen bir adam olarak pas yapan futbolcuyu daha çok severim. Kondüsyon sorununu da halledince daha iyi olacak. Golü ise dört dörtlüktü.

12. Nonda bu maçta Rijkaard'ın gözlerine parmağını soktu. "Bana da bak, beni de gör, alternatif forvetse derdin; bende iş var" mesajını gönderdi. Ama hala daha yavaş, hala daha topu ayağına alınca koşan takımı durduruyor bir anda. Attıkları gollerden ikisi "doğru zamanda doğru yerde topla nasıl buluşulur?" sorusunun görsel cevabıydı. Serbest vuruş golüne ise çok güldüm. Rezil etti beni herkese. Topun başına geçince "ne anlar bu adam serbest vuruştan" demiştim. Gol olunca "ne biçim kaleci bu yaw kalenin neresinde durmuş dangoz" dedim :D.

13. Elano her gol sonrası "Bizim takımda ne cevherler varmış!" der gibi bakışlar attı.

14. Her duran top böyle tehlikeli olacaksa Galatasaray'ın maçları "Üç korner bir penaltı" ya döner. Hagi'den beri böyle etkili duran top organizasyonları görmemiştim.

15. Serdar Eylik, Arda'nın rolünü üstlendi ama o rol için daha hazır değil. Kanatta daha iyi işler çıkarıyor.

16.Şu maç, bu takımda Arda, Hakan Balta, Leo dışında kimsenin yerinin garanti olmadığını gösterdi.

17. 4-3-3 yerine 4-2-3-1'in daha faydalı olduğu bir kez daha görüldü.

18. Aykut Erçetin, Volkan Yaman, Mehmet Güven, Alparslan Erdem, Yaser Yıldız, Serkan Kurtuluş ve iyileşti mi bilmiyorum ama Serkan Çalık bu takımda yer bulamaz. Tutmaya gerek yok. Bu maçta bilr Rijkaard'ın aklına gelmediklerine göre yolcudur Abbas.

19. Rijkaard'ın kafası bu maçtan sonra allak bullak olmuştur muhakkak. Formayı adil dağıtacağına tüm oyuncuların inandığı t.d. ün bu maç, omuzlarına büyük bir yük bindirdi.

20. Gaza gelmeye gerek yok. Nihayetinde Netanya. Tabiki sevindim. Ama büyütmeye gerek yok. Gaziantep maçı takım ile ilgili en doğru bilgiyi verecektir.

21. Son olarak Barış'a yazmamak olmaz. Golleri, oyunu, hırsı falan tamam da biraz sakin. Bu maçta bile sert oyunundan vazgeçmedi. Kendini sakatlayacak bir gün.

22. Netanya T.d.:" Ne işi var kardeşim Galatasaray'ın Avrupa Ligi'nde? Gitsin Şampiyonlar Ligi'nde oynasın. Oraya daha layık bir takım." Buna benzer bir açıklama yapmış. Galatasaray gerçekten çok iyi durumda ve şu kadrosuyla UCL'ye yakışırdı ama bugün basın toplantısı öncesi güvenlik elemanlarına, muhabirlerin üzerlerini arattırman ile ne sen ne de Netanya Avrupa Ligi'ne hiç yakışmıyordunuz.

Edit:
Tobi sakatlanmış, ameliyat olacakmış, sahalara dönmesi iki ayı bulabilir deniliyor. Ya bu adam dün akşam ikili mücadeleye bile girmedi. 45 dakikada nasıl sakatlanıyor, bundaki diz diz değil pamuk ipliği çekince ortadan ayrılıyor sanırım. Neyse geçmiş olsun ne diyelim ama yukarıdaki ikinci madde buhar oldu böylece.

Federasyon Çalışmaya Erken Başladı

Türkiye Futbol Federasyonu bu sezon ceza yağdırmaya erken başladı. İşte kararlar:

1. Beşiktaş kalecisi Rüştü Reçber, TFF Süper Kupa futbol müsabakasında, Yunus Yıldırım'a yönelik hakareti nedeniyle takdiren 3 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

2.Beşiktaş yöneticisi Levent Erdoğan'ın yine aynı maçtan sonra TFF'nin saygınlığını zedeleyen beyanlarda bulunması suretiyle sportmenliğe aykırı hareketinden dolayı takdiren 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırıldı.

3.Beşiktaş yöneticisi Ertunç Soğancıoğlu hakkında, aynı maçtan sonra sonra sportmenliğe aykırı beyanatta bulunmasından dolayı isnad olunan eylemin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER YOKTUR.

4.Fenerbahçe'nin, aynı maçta, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 10.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırıldı.

5.Gençlerbirliği futbolcusu İbrahim Şahin'in, Gençlerbirliği - MKE Ankaragücü TSYD Kupası futbol müsabakasında, rakip takım oyuncusunu (Luiz Henrique Dos Santos) saha içinde kovalayıp yakalarsam öperimvari hareketlerinden dolayı takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.

6.MKE Ankaragücü oyuncusu Luiz Henrique Dos Santos'un, yine aynı maçta, rakip takım oyuncusunu kendisine yaptığı faulden sonra geçirdiği sağ kroşe ve kovalanınca gardını alıp rakibe gel gel hareketleri yaptığı için takdiren 2 RESMİ MÜSABAKADAN MEN CEZASI ile cezalandırıldı.
Görüldüğü gibi Federasyon dükkanı bu sezon lig başlamadan açtı. Cezalardan Gençlerbirliği- Ankaragücü maçı ile ilgili olanlarına sonuna kadar katılmakla birlikte Luiz Henrique'nin İbrahim Şahin'e göre daha ağır ceza alması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yüzüne kroşeyi alınca can acizliğine 2-3 saniye kovaladı Dos Santos'u. Olur o kadar da, insan bu sonuçta.

Diğer yandan Süper Kupa maçı Beşiktaş için ağır sonuçlara sebep olmuş görünüyor. Rüştü'nün ettiği küfüre istinaden verilen ceza bundan sonraki maçlarda söylenebilecek bu şekildeki laflar için kıstas olacaktır. Yani doğrudan hakeme olmasa bile hakemin performansına yönelik küfür artık üç maçla cezalandırılacak dedi federasyon bu cezayla. Peki futbolcu doğrudan hakeme sallarsa ne olacak? 5 maç mı ceza olacak? Aslında olmasın değil, tamam olsun ama herkese olsun. Herkese aynı olursa kimse gıkını çıkaramayacaktır.

Beşiktaş yönetim kurulu, herhangi bir üyesine federasyon tarafından ceza verilirse, onunla birlikte yönetiminde maça gelmeyeceğine dair bir bildiri yayınlamıştı sanırım. Ertunç Soğancıoğlu cezadan yırtmış ama Levent Erdoğan'a ettiği laflara istinaden 15 gün cezayı reva görmüşler. Aslında bu yönetici gerçekten de bazen gereğinden fazla konuşuyor medyaya bana göre. Çok konuşursan her zaman için böyle durumlara hazırlıklı olacaksın demektir. Sonuç olarak ligin ilk haftası İstanbul Bld. maçında ne Rüştü sahada olacak ne de yöneticiler şeref tribününde. Tabi eğer fikir değiştirmezlerse.

Fenerbahçe'ye verilen ceza ise "Hani ona verdim o kadar ceza sen de almazsan olmaz" türünden gibi geldi bana.

Neyse lig başlıyor bakalım. Federasyon lig başlamadan sopasını çıkarıp 3 kulübün kafasına indirdi, birine ise dokundurdu "sen de tadına bak dikkatli ol ona göre" dedi. Aslında Federasyon bu cezalar ile 18 kulübe de dolaylı yoldan "dikkatli olun sopamı çıkarttırmayın bana" mesajını yolladı. Önceden de dediğim gibi cezalarda istikrar olursa kimse gıkını çıkartmaz ama birine böyle diğerine başka olursa işte o zaman kulüpler o sopayı federasyonun elinden alıp kırarlar.

Bir de federasyon cezaları vermiş kulüplere. Anladım onu. Anladım da, peki Yunus Yıldırım'ın cezası ne olacak? Onun cezasını kim verecek? Allah mı? Doğru, MHK diye bir müessese vardı. Var evet ama benim şu anki MHK'dan ve başındaki Oğuz Sarvan'dan hiç mi hiç ümidim yok, o nedenle bu iş Allah'a kalacak gibi görünüyor.

Capello’nun Yeni Prensi Ben Foster

Sir Alex Ferguson onu Stoke City’den alırken bir çok kişi hayretle bakmıştı İskoç fubol bilgesine. Stoke formasını tek resmi maçta giyememiş, envayi çeşit takımda kiralık oynamış bir yedeğin yedeği eldivendi United’a gelirken. Ferguson Foster’a inandığını her fırsatta söyledi. Maç tecrübesi kazanması için onu Watford’a kiraladı alır almaz, kiralarken şart koydu ve 1. kaleciniz olacak dedi Golden Boys’a. Foster 2 sezonda tam 73 maç formasını giydi ve oynadığı takım gibi altın çocuk olup döndü Old Trafford’a.

2 sezondur Manchester yedek bankında ve kupa mücadelelerinde yer kapmak için çalışıyor Foster. Antrenmalarda en çok çalışan adamlardan biri. Van der Sar’dan sonra o çizginin adamı olmak için uğraşıyor. Ferguson geçen sezon sonunda “Ben’in Edwin’den sonra kaleye geçmeyi hak edecek adam olduğuna inanıyorum” şeklinde bir açıklama yapınca herkes dikkatini Foster’a vermişti. Üstüne bir de United’da oynamayan oyuncuya Capello milli çağrıda bulununca Foster İngiltere'nin en çok merak edilen kalecisi olmuştu. David James 40 yaşına doğru gelirken, Robinson, Carson ve Green o kalenin adamları olmadıklarını defalarca kez göstermişken, geçen sezonki Carling Cup'ı kurtarışlarıyla getirmesine karşın sezona yedek olarak başlayan Ben Foster, hem Capello’nun hem İngiltere’nin hem de Kızıl Şeytanların yeni umudu. Eğer Foster bundan sonra Milli takımın kalecisi olacaksa bu Van der Sar’ın hayırlı sakatlığı nedeniyledir. Bir kırık bir kalecinin kariyerini bitirirken diğerinin kariyerini şahlandırabilir. Capello’nun yeni prensinin önünü açanın bir kırık olması da yabancı istilasına uğramış EPL düşünülünce oldukça manidardır.

Brezilya Ligi Avrupa'ya Uyacak (mı?)

John Cotterill sayesinde Brezilya ile ilgili içeriden bilgiler alabiliyoruz artık. Onun aktardığı bir konu üzerine bu post, yani Brezilya'da yaşanabilecek olası bir futbol yapısı değişikliği. Brezilya bugün dünyanın her ülkesine her dakika oyuncu gönderen bir transfer beşiği. Azıcık öne çıkan, biraz iyi performans veren her futbolcu Asya'dan Avrupa'ya, Okyanusya'dan Amerika'ya futbol oynanan her yere transfer olabiliyor. Futbolcu arayan, transfer yapmak isteyen takımlar için bu tam anlamıyla bir fırsatsa Brezilya futbolu ve taraftarları için o derece bir zulüm. Avrupa'yla birbirine uymayan lig fikstürü nedeniyle Brezilya'da şampiyonluk savaşı en ciddisinden sürerken takımlar yıldızlarını ekonomilerini düzeltmek uğruna birer birer satıyorlar. Son örnek Fenerbahçe'nin Corinthians'tan aldığı Santos ve Christian. Dolayısıyla taraftar ve kulüplerin arası açılıyor, kulüpler basılıyor, futbol odaklı şiddet olayları görülebiliyor bozulan takım düzenleri neticesinde.

İşte bu sebeplerle Brezilya'da bir kaç senedir "Acaba Brezilya özellikle dışarıya en çok oyuncu sattığı kıta olan Avrupa'ya göre yeni bir fikstür düzenlemeli mi?" sorusu çok gündemde. Brezilya'da her yıl Ocak'ta başlayıp Aralık'ta biten bir turnuvalar, şampiyonalar silsilesi var. Ocak ayında önce Mayıs'a kadar sürecek olan Eyalet Şampiyonaları sonrasında Mayıs'ta başlayıp aralıksız devam eden ve Aralık'ta biten Brezilya Ligi oynanıyor. Brezilya Kupası ise bütün Temmuz ayı boyu sürüyor. Bu arada ligle de tam anlamıyla paralel gitmeyen uluslararası Libertadores Kupası ve Sul-Americana mevcut. Bu sırada Dünya Şampiyonası, Amerika Şampiyonası ya da Konfederasyon Kupası gibi milli etkinlikler de Ligi tam ortasında ikiye bölüyor. Lig devam ederken bir çok oyuncu takımını bırakıp milli formayı giyiyor, takımlar kan kaybediyor. Fikstür Avrupa ile uyumlu olmadığından Avrupa'daki transfer sezonları Brezilya Ligi'nin en civcivli haftalarında yıldızları Brezilya'dan koparıyor. 20-25. haftalara kadar hiç durmayan transfer temposu yüzünden ilk 20 haftayı lider geçiren bir takım ligi alamayabiliyor, zayıflayan üst sıra takımlarına diğerleri kafa tutup sürpriz şampiyon adayları çıkarabiliyorlar.

Brezilya Futbol Federasyonu Başkanı Ricardo Teixiera, ki yukarıdaki fotoğrafta kara kara düşünen adamdır kendisi, Brezilya'nın Avrupa Ligleri fikstürleri ile benzer ve eşzamanlı bir fikstüre geçmesinin artık elzem olduğunu belirterek bu konuda çalışmaya başladıklarını söylemiş. Ligin daha geniş zamanlara yayılmasıyla kulüplerin iç dengelerinin bozulmayacağını, Amerika Kupaları'nda mücadele eden takımların sıkışık takvim nedeniyle katılamadıkları Brezilya Kupası'na katılıp kupanın değerinin arttırabileceğini, bu sayede sponsor bulmanın daha kolay bir hale gelebileceğini de eklemiş sözlerine. Bunu gerçekleştirebilmek için takımlarla görüşmeler de başlamış yavaş yavaş.

Bana kalırsa doğru yaparlar bu kararı alabilirlerse. Daha istikrarlı ve çekişmeli bir lig izlenir, takımların kadro kaliteleri artar ve aşırı maç oynamaktan ambale olmuş Brezilyalı futbolcular biraz kendilerini bulup daha fazla verim verebilirler ki bu da Brezilya Milli Takımına aday daha çok futbolcu çıkması demektir. Avrupa'daki transfer çılgınlığının vardığı boyut bu, bir Güney Amerika ülkesinin futbol yapısının değiştirilmesi. Endüstriyel Futbol kendi kurallarını koyuyor artık.

Coloccini mi, Eboue mi Hangisi Veya Hiçbiri mi?

Galatasaray resmi sitesinde yukarıdaki foto hazırlanmış ve transfer haberi açıklanacakmış diye bir söylenti dolaşıyor ortalıkta. Belki de photoshop harikasıdır bilemiyorum. Bakalım bu gece de yeni bir transfer haberi duyacak mıyız? Bu Üstünel yüzünden 24 saat transfer bekler olduk. Olsun, O, en iyi şartlarda, böyle transferleri bitirsin biz bekleriz. Balon haber ihtimali daha yüksek. Piyasaya düşmüş bir haber artı bonservissiz Neill varken Coloccini'yi almak... Bilemiyorum.
Diğer taraftan öyle bir isim geçti ki gece gece arkadaşlarımız arasında msn de konuşurken yığıldık kaldık. BBC World'de altyazı geçmiş dediğine göre "Emmanuel Eboue seals Gala switch" şeklinde. Öğrendikten sonra wiki'de gördüm ne kadar güvenilmez olsa da orada da biri Galatasaray'da oynamaktadır diye ekleme yapmış. Ben hala önceden beri konuşulduğu üzere İtalya'ya, Mor Menekşelere gidecek kanısındayım. Ama bu Üstünel var ya bu Üstünel herşey beklenir bu adamdan. Artı belki Keita bir güzellik yapmıştır. Memleketlisi sonuçta. Arsenal menajeri Arsene Wenger ile olan çekişmelerini, Wenger'in onu istemediğini ve elinden çıkartmak istediğini ise bilmeyen yok. Tüm bunlar üst üste konunca Adnan Polat'ı uyutmuyordu, bu gece de beni uyutmayacak Haldun Ağa.

Aslında bu iki transfer doğru da olabilir yalan da. Benim anlatmak istediğim başka. Şu var ki başta Adnan Polat ve Haldun Üstünel olmak üzere yönetimin bu sezonki transfer atağından sonra herkesin biliçaltına Galatasaray'ın alamayacağı futbolcunun olmadığı düşüncesi yerleşti. Tabi mevcut şartlar dahilinde. Öncelerde Arsenalli Eboue Galatasaray'a transfer olabilir denildiğinde hemen ilk yargı "balon haberdir yalandır" falan iken şimdi aklımı içten içe "olur mu olur" yargısı kaplamaya başladı. Galatasaray yönetimi bu sezon taraftara bu düşünceyi enjekte etti gibi.

Diğer yandan bu transfer yapma stratejisinin negatif yanı ortaya çıkan bilgi kirliliği. O kadar kirleniyor ki ortalık Galatasaray transferleri işin içine girince. Gazeteler, spor yayını yapan kanallar bu takım muhakkak defansa transfer yapacak diye bol bol sallama yazıyorlar. Ondan sonra 500 haberden bir tanesi olunca biz demiştik demiyorlar mı, deli oluyorum o zaman. Geçenlerde Fotospor'un sürmanşetinde vardı sanırım. "Elano dedik, oldu" diye. Yuh kere yuh. Başka ne denir ki?

Neyse konuya dönersek diğer negatif yön ise yönetimin taraftarı bu transferlere alıştırması muhakkak. Ama taraftar olarak ben alışmamaya çalışıyorum. Yarın öbür gün yönetimler değişip bu işler yine ehil olmayan insanların eline kalınca güzel bir rüya görüp uyanan biri gibi olacağım. O nedenle sadece bu anın zevkini çıkarmaya bakıyorum o yüzden hiç gelecek kaygısı taşımadan.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Saint Patricio

Sporting Lisbon'u 90+5'te ipten alan adam kaleci olunca, yükseldiği mertebe haliyle aziz oluyor. Bu mertebeye yükseliş anı şurada.

2 Ucuz Transfer

2 düzenli milli takım oyuncusu bu sezon için ucuz sayılabilecek bir paraya yaklaşık 20 milyon Euro'ya takım değiştirdiler. Biri Real'den Milan'a geçen Huntelaar, diğeri Roma'dan Liverpool'a geçen Aquilani. Her 2 oyuncu için de olumlu kariyer hamleleri. Huntelaar Milan rotasyonundaki 30 yaş altı 4. isim olacak, maalesef bu transferle Milan'ın yaş ortalaması düşmüş oluyor. Aquilani transferi de Poulsen'i çok üzmüştür sanırım. Keza daha dün adı o bölge geçerken Juventus yedek sırasına mahkum kaldı yine. Halbuki Kadıköy'e gelip servet yapmak vardı. Detaylı bir AC Milan incelemesi düşünüyorum bir kaç güne, bize göre Huntelaar'ın neler katacağını orada anlatırız.

Chelsea Agüero'nun Peşinde

Chelsea'nin Agüero'nun peşinde olduğu ve oyuncuyu kadrosuna katmak için önemli bir teklifle geleceği konuşuluyordu bir kaç gündür. Denilen oldu Maradona'nın damadı Kun Efendi için Atletico Madrid'e yaklaşık 40 milyon Euro ve Beşiktaş'ın ısrarla istediği, Elano gelene kadar adı Galatasaray'la anılan, hatta ve hatta Mourinho'nun takımda görmek istiyorum dediği Deco'yu anlaşma masasına koymuş Chelsea. Ancelotti Milan'da yaptığı enkazlaştırma operasyonunun çok da sağlıklı olmadığını idrak etmiş olacak ki, sanıyorum bunu kulağının devamlı kızarmasından ve sanki arkasında biri varmış gibi hissetmeye başlamasından anlamıştır, tam aksini yeni takımını genç tutmaya, tutarken de takımın direklerini kaybetmemeye çalışmasıyla hayata geçirmeye çalışıyor. Sözün özü dediğimiz yer burası oluyor ki burada bu post Atletico 60 milyon değer biçtiği Damat Ferit'i bu teklife vermez şeklinde bitiyor. Zaten bir önceki cümle bayağı bir uzun olmuş, transfer postu Türkçe'de bağlaç ve noktalama işaretleri kullanımı örneklemesi haline gelmiş (Türkçe diyor bir de post diyor vay arkadaş!), yani demek ki benim kafa kaymış. Kaçtım, Agüero da kaçar.

Adamın Parası Bitmedi Be Arkadaş!

Xabi Alonso'yu da aldı Perez Madrid'e. Ebemi öpseler satmam diyen Benitez mecbur verdi Xabi kardeşini. 30 milyon Pound civarı bir paradan bahsediliyor ki Alonso için iyi para. Ne para varmış şu Perez de be arkadaş, devlet bütçesi harcadı neredeyse 1 ayda. Şimdi Benitez tutuşmuş vaziyette, orta sahanın göbeğine bir defansif orta saha arayışına başlamış. Hedefte Juventus'ta Fener'e gitmediği için dışlanan Poulsen varmış. Fener'e paraya rağmen gider yapan Danimarkalı Liverpool'a gider mi? Belki de ben şu yazıyı yazmayı bitirmeden evet demiştir bile. Bu arada yavaş yavaş La Liga EPL'yi sömürüyor, Torres abimin dedikleri tersine dönmeye mi başladı ne? Ne?

Olduğu Kadar

3-1'lik skor ilk maçın bir kaza olduğunun delilidir. En azından bir galibeyet alıp Türkiye'ye puan kazandırarak veda ettiler Şampiyonlar Ligi'ne. Delgado'dan zarar eden Beşiktaş'ı sevindirdiler. Hatta 2-0 olunca bir an ozhano'nun bir kaç aşağıdaki Cesaretin Varsa Söz Ver gönderisi geldi aklıma, dolayısıyla verilen sözler, ama hevesim de kursağımda kaldı. Taraftarın maça fazla ilgi göstermemesi ilk maçın sonucu ne olursa olsun hoş değil ama gelen taraftarın Bülent Uygun'a sahip çıkışı fazlasıyla vefa dolu ve örnek bir hareket. Ersen Martin ümit verdi gelecek için, Kamanan sevindirdi, Sivas bu sezona dönük bir ışık yaktı. Ligin 2 sezondur rengi olan bir takımın bir anda çökmesi futbolumuz için büyük kayıp olur, keşke onlara 2-3 takım daha eklense de şampiyon 65 puanlar civarında, kıran kırana maçlar sonucunda belli olsa. Yapabildikleri kadar yaptılar, olduğu kadar oldu, hiç uzatmamak gerek bundan sonra, umarım Avrupa Ligi'ne katılabilirler.

4 Ağustos 2009 Salı

NBA Haritası

Arkadaşlarla konuşurken aklımıza gelen bir konu oldu. Bir bakalım haritaya üstünden konuşalım dedik. Bir de baktım ki ben haritayı ararken konu değişmiş, harita elimde kaldı, kalmasın dedim ileride lazım olur, belki konu yine oralara gelirse çeker çıkarırım. Güzel harita ama. Üstüne tıklarsanız büyüyor bile!

Geçmiş Olsun Dayı

Daha kazanın anıları tam olarak geçmiş Massa gerçek anlamda iyileşmiş değil belki ama o taburcu oldu hastaneden. Önceki gün Schumacher'e el verdi, dün gönül rahatlığıyla memleketine uçtu. Biz pistlere geri döneceği günü beklemeye başladık. Çabuk dön İstanbul Park'ın Dayısı!

Iverson Yunanistan'a mı Geliyor?

Olympiakos henüz hiç bir takımla anlaşamamış olan Allen Iverson'a 2 senelik net 10 milyon değerinde bir kontrat önermiş. Gel kariyerin şampiyonluk görsün, reklamlarla ücretin katlansın, müritlerin oluşsun demişler. Iverson mid-level ve en az 2 senelik bir kontrat arayışında ki bu da vergiler çıkınca en fazla 2 sene ve 7-8 milyona denk gelir. Ben olsam kabul eder gelir, efsane olur Avrupa'da dönerdim. Gerçi şimdiden efsane ama kalplere kazıtmak kendini apayrı bir şey.

Bogdan

Evet ben de aynen senin yaptığın gibi kolarımı 2 yana açıp soruyorum "Ne zaman gideceksin, ne zaman düşeceksin Türk basketbolunun yakasından?"

Ruanda yenilgisinin bile normal karşılandığı bir ülke haline geldik, boy aynamız dev aynası oldu artık sığmıyor aksimiz. Yazık ki ne yazık. Basketbol değerlerimiz dışarıdan bakarken milli takıma, milli takımdakilerin yarısı orada olduğuna bile şaşkın. 2-3 kişi var ki mecburen aldığı, mecburiyet olmasa bir gün bile düşünmeden harcanacak adamlar onlar. Turgay Demirel - Bogdan Tanyevic ortaklığı son sürat buz dağına doğru yol almakta. Olan yine bize, gemideki masum yolculara olacak, herkes farkında, bir onlar değil. Aynaya bakmaktan önlerine bakamaz olmuşlar. Haydi Bogdan, kim tutar ki seni!

Cesaretin Varsa Söz Ver

Bugünkü ilginç haberlerden birine Sivasspor yöneticisi Fikret Ünsal'ın verdiği söz imzasını attı. Denilen odur ki eğer Sivasspor Anderlecht'i 6-0 yenerse hayatında ilk defa uçağa bineceğini söylemiş. Büyük bir laf gerçekten uçmaktan korkan bir insan için. Tabi bu laf bu şekilde kalmasın o zaman ben de bir söz vereyim Fikret Ünsal'ın sözünün arkasına. Ben de diyorum ki Sivasspor, Anderlecht'yi 6 fark ile yensin o andan itibaren EBEDİ BİLLAH SİGARA İÇMEYECEĞİM. İnşallah yener de hem Türk futbolu Galatasaray ve Fenerbahçe'den sonra bir destan daha yazar hem de ben sigara illetinden kurtulurum. Diğer yandan var mı başka söz verecek olan. Hadi görelim cesaretinizi. Ama dikkat edin. Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz :D

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Biraz da Gülmek Lazım

Gece gece nereden estiyse futbol dünyasındaki isimlerin yaptıkları ilginç ve komik konuşmalara baktım. Bazılarına gerçekten çok güldüm. Biliniyor olabilir ama paylaşmak istedim:

Reha Muhtar: Bizim zamanımızda iki film birden vardı...
Turgay Şeren: Hatta üç üüüç!.. (ve Ziya Şengül'ün suratında hınzır bir sırıtma!)

Ahmet Çakar: Reha, şimdi biri senin yaptığın bir haber için şu kadar para aldı derse, iftira atarsa n’aparsın?
Reha Muhtar: Ortalığı ateşe veririm, yıkarım, dağıtırım, oyarım adamı!..

"Ben sana yandan gelir Şansal bi korum, seni kaleye sokarım!.." (Erman Toroğlu)

"Yaptığı hareket kesinlikle dangalıklıkdır. Bakın ‘dangalıklık’ derken hakaret olarak söylemiyorum." (Ahmet Çakar)

"Yediğimiz golü önceden çalışmıştık!.." (Samsunspor Teknik Direktörü Erdoğan Arıca-Galatasaray maçı sonrasında)

Ahmet Çakar: Ne oldu, Hassassın?
Kazım Kanat: Evet hassasım…
Ahmet Çakar: Özel günün mü?

"Yahu bu Sven Goran Ericksson mudur Motorola mıdır nedir o kim ki konuşuyor? İngilizlerin paralı bir adamı, biz onların baldır bacak gezen İsveçli kızlarına bi şey diyor muyuz?" (Osman Tamburacı)

Ersin Düzen: Biraz da Anadolu’ya geçelim. Anadolu’daki izleyicilerimiz programımıza büyük ilgi gösteriyor.
Ahmet Çakar: Nereden biliyorsun?

"Yav Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir masa yaparsın..." (Erman Toroğlu)

"İkinci gol de F. De Boer'un ayağının şeyinden oldu, üçüncü gol de gene De Boer'un şeyinden oldu..." (Turgay Şeren)

Ahmet Çakar: Sen şimdi o makasla saçımı mı keseceksin?
Kazım Kanat: Keserim kesmem sana ne?
Ahmet Çakar: Ben sana kesecek başka bir yerimi vereyim onu kes…

"İyi püskürtmüş!.."(Şansal Büyüka-Hakeme tüküren oyuncu için)

Kazım Kanat: Doktor sen Fenerbahçe’nin UEFA’da final oynayacağını inanarak mı söylüyorsun?
Ahmet Çakar: Yok hayır. Yalakalık olsun diye söylüyorum Kazım abi.

"Fener atamıyorsa ben ne yapayım?" (Haluk Ulusoy - Federasyon Başkanı, Sarı-Lacivertli camianın, başarısızlıklarını kendisine bağlamaları konusunda görüş bildirirken).

Gürcan Bilgiç: Türk Milli Takımı beni tatmin etmiyor.
Ahmet Çakar: Tatmin olmuyorsan, bunun için farklı ilaçlar var.

Sahada küçük çişini yapan futbolcu gördüm.. (Ahmet Çakar)

Blog Kardeşliği Yalan mı?

2006'dan bu yana artarak devam ediyor blog (günlük) açma ve tutma furyası. Eskileri var yenileri var çok tutulan blogların. Aceto en popüleri, bırakan borges bir idoldü adeta, Hollandalı çok farklı tatları bir arada sunuyor halen, en yeni popüler Ali Okancı'nın blogu...

Kendi adıma ben her gün en az 25-30 arası blogu her hafta da toplamda 75 civarı blogu takip ediyorum büyük bir hazla. Eray Sözen gibi üşenmeden tez kıvamında, Pclionfc Uğur gibi içeriden duyum ve sağlam bilgilerle yazanlar var. Alper Öcal (Lambuja), Artemio Franchi gibileri kendi kendilerine gelişmiş ve futbol-spor bilgisi olarak kendini öne çıkartabilmiş olanları. Erbatur Ergenekon (Erbo's), Murat Türker (Desportivo) ise spor ekranından blog dünyasına taşanlar. Salsa Basket ise Türkiye'den potanın yansıması adeta. Ve tabii adını sayamadığımız niceleri...

Bu kadar kaliteli bloglar mevcut, bu bloglar yavaş yavaş medyada yer kaplamaya başlamış durumda, gazeteler, portallar bloglardan hissetirmeden haber araklıyor ancak bloglar arası bağlar ne durumda ben onu gözlemlemeye çalışıyorum uzunca bir süredir. Blog İdman Yurdu ve Futbloglar bu blog oluşumunu bir arada listeleyip okuyucuya kolaylık sağlama amacında gibi. Başka amaçları olduğunu iddia edenler tekelleşme çabasının ilk adımlarıdır bunlar diyor, her şeyin maddiyattan geçtiğini söylüyorlar. Tam aksini iddia edenler de mevcut haliyle. Neyse asıl konu bu değil zaten.

Şu sıralar özellikle blog sahiplerinin misafir olduğu Yensen de Yenilsen de NTVSpor'da ilgi çeken bir yapım halinde. Aceto ve Okancı'nın Habertürk'te yaptıkları program sonrasında ilk ciddi blogger katılımlı program bu. Mehmet Demirkol'un her sabah NTV'de bloglardan verdiği fotoğraflar ve yaptığı alıntılar da blogların popülerliğini arttırmakta. Mesela Demirkol'un favori bloglarından, bizim de çok sevdiğimiz, Tukresoccer özellikle nostaljik fotoğraflarıyla sık sık yer alıyor programda ve bu da haliyle onun ziyaret sayısını tepeye vurdurmuş durumda. Kısacası kulaktan kulağa, dilden dile yayılıyor bloglar.

Peki bu yayılma eğilimi artarken, her gün yeni bir blog açılırken blogger denilen sizin bizim gibi adamlar birbirlerine nasıl destek oluyorlar? En basit yolu diğer bloglara link vererek paylaşıma girmek. Blogger.com'un son hizmetlerinden bir olan güncel yazıları üst sıraya çıkaran blog listesi hizmeti ile bu mümkün. Önceleri blogların amacı içini dökmek isteyen insanlara bir mecra olmak iken, bir anda bu link paylaşımı, medyada yer bulma ihtimali ve telaşı işi çok farklı bir boyuta getirdi. Sansasyonel yazılar yazma uğraşı, dış kapının mandalından alınan duyumlarla yazılan balon transferler, hakaret içeren gönderiler, diğer bloglara saldırılar, diğer bloglarda sırf hit arttırmak için kendi reklamını ısrarla yapmalar, bir bloga linkini bir şekilde koydurtup ondan sonra bir daha o bloga uğramamalar ve benzeri anlam veremediğimiz hareketler yeni moda haline geldi.

Yukarıdaki kadar can sıkıcı olmasa da düşündüren bir başka konu da, blogda link verilmiş olan diğer bloglar arasında ayrım yapılması. Hakkıdır illaki blog sahibinin en çok beğendiklerini ya da sıklıkla okuduklarını ayrıca gruplaması ancak bunlarla da link paylaşıyoruz, bizim bloga link vermişler şöyle bir kenarda dursunlar yaklaşımı da bana hoş gelmiyor açıkçası.

Günlük olmaktan ileriye geçip sporsever ve taraftarın sesi haline gelen blogların önü her gün açılırken aralarındaki bağların zayıflaması iyiye işaret değil. Bir kaç ay önce blog kardeşliği söylemiyle daha bir bütünlük içindeydi sanki spor blogları camiası. Gerçi insanlık tarihinde bir tekerrürdür verimli toprakların talanı ve herkesin en fazla meyveyi toplamak istemesi. Ön plana çıkmak, olası şöhret kapısından geçmek isteyenlerin bir oyuncağı mı olacak bloglar? Bu yüzden birbirimizi kötüleyip, ilerilere atılmak için diğerlerini ezmeye, küçülmsemeye ve küçültmeye çalışacak mıyız? Acaba bugün blog kardeşliği ölüyor mu? Yoksa zaten öyle bir şey yok muydu, yalan mıydı blog kardeşliği?

Allah Ayırmasın!

FR: Gel Evladım şöyle.
EB: Babamsın, şefkat dolusun, Hughes gibi değilsin...
FR: Dedikodu yapma, yersin şaplağı kıçına.
EB: Sustum...

Türk'ün Aklı

Fotoğraf: Süleyman Arat

2 Ağustos 2009 Pazar

Saçlara Ne Oldu Sayın Çakar?

Karşınızda 2009-2010 model Ahmet Çakar. 2-3 kilo vermiş, bronz ten, saçlar gidik, kendisinin de benzettiği gibi tam bir Nazi askeri. Bu haliyle iyi kafa çakar :D
Bu da eski hali.

Arsenal, Everton'a Sattı, Man. City Sevindi.

Arsenal, haziran ayı ortalarında adı Galatasaray ile de anılan İsviçreli futbolcu Philippe Senderos'u 5-6 milyon pound civarlarında bir bedelle Everton'a sattı. Öncelikle hayırlı olsun. Bu transfer haberine en çok Man. City'nin sahibi Mansur Baba sevinmiştir herhalde. Everton yönetimi Senderos'u aldığına göre büyük ihtimalle City'nin ısrarla istediği Joleon Lescott'u 20 milyon pound civarlarında bir bedelle satışına izin verecek gibi görünüyor. Bekleyelim görelim.