Sayfalar

30 Ocak 2010 Cumartesi

The Time Traveler's Wife

Tam anlamıyla muhteşem bir film. Koşulsuz sevmenin, aşkın ve bağlılığın ne olduğunu bilmeyenler bu filmi izlemeli, biliyorum diyenler ise ne kadar bildiklerini ölçmeli bu filmi izleyerek. Rachel McAdams ve Eric Bana harika birer performans sergilemişler, özellikle McAdams sanki gerçekten yaşıyor gibi oynamış. Hem yönetmenlik hem görüntü yönetmenliği muazzam. Final sahnesi çok etkileyici, ötesinde filmde aşkın ve sevginin saf halini buluyorsunuz. Yaradan böyle bir aşkı her hak edene yaşatır umarım, ilk başta ben talibim :) Seyretmediyseniz seyredin, seyrettirin, pişman olmazsınız.

Not: Eğer ne olacağını bilmeden, heyecanla seyretmek istiyorum diyorsanız trailer'ı izlemeyin derim.

Zaman Kimseye Acımıyor

 
Orlando Magic - 1992
 
Cleveland Cavaliers - 2010

Wilshere Bolton'da

"Korkusuzca ve güvenle oynuyor. Diğer oyuncular pas vermek için onu arıyorlar. Bu kadar genç ve bu kadar iyi olabilmek normal değil. Jack'in Güney Afrika kadromuzda olup olmayacağı henüz belli değil. Bu daha çok Arsene Wenger'in onu devamlı oynatıp oynatmayacağı ile ilgili. Devamlı oynarsa bizimle gelebilir."

Fabio Capello - İngiltere Milli Takım Teknik Direktörü
İşte böyle demişti Capello Wilshere için. Gerçekten de her şey Wenger'e bağlıydı ve Wenger Wilshere'a bir türlü bir yer bulamadı kadroda, 1'i lig olmak üzere sadece 7 resmi maçta forma giyebildi Jack Wilshere. Dün ise çok farklı bir gelişme oldu ve Wenger insafa gelmiş olacak ki sezon sonuna kadar bunalımdaki Bolton'a kiralık gönderdi. Ben kendi adımda futbolcu yetiştirmekte bu kadar zorlanan İngiltere'de Wilshere'ın kalıcı olmasını ama önce oynayıp kendini göstermesini çok isterim. Çocuk gerçekten yetenekli ve oyunu izleyiciye zevk veriyor. Umarım Coyle ona yeterince forma verir

Satıcı!

Gianfranco Zola'nın sanırım Eidur Gudjohnsen için söyleyecek daha iyi bir sözü yoktur. Zola ile görüşmüş ve her konuda anlaşmış olmasına karşın imzaya beklenirken gidip Tottenham ile anlaşma imzalayan Eidur Gudjohnsen de ziyadesiyle hak ediyor Zola'nın dedikleri doğruysa. Monaco'da dikiş tutturamadıktan sonra bana kalsa West Ham onun için doğru adresti ama Eidur tıpkı Barcelona'daki, Chelsea'deki gibi daha fazla rakibinin olduğu Spurs'ü seçti. Spurs'te Crouch, Defoe, Keane, Pavlyuchenko gibi isimlerle forma kavgası verecek İzlandalı. Ama bir diğer faktör de sarı inadı sanırım, kendine çok güveniyor sarışın golcü, attığı imza bunu gün gibi anlatıyor.

Ancak West Ham'dan bakınca o bir Satıcı!

29 Ocak 2010 Cuma

Marka Yaratmak

Mancini İngiltere'ye ayak basalı daha 2 ay olmadan Manchester City Mancini markasını yarattı. Bugüne kadar raflarda mütevazi bir şekilde duran ve müşterisini bekleyen çubuklu ya da parçalı diyebileceğimiz City atkısı bir anda İngiltere'de en çok satılan lisanslı spor ürünü halini aldı. City maçlarında taraftarların artık atkılarını Mancini gibi taktıkları ve neredeyse atkılarının tamamının resimdeki gibi olduğunu görüyoruz. Mancini atkısının fiyatı 8 Pound ve şu an ne internetten ne de herhangi bir mağazadan alamıyorsunuz çünkü tüm stoklar tükenmiş durumda. Maliyeti 1 Pound'u bulmayacak bir üründen % 700 kazanmanın formülü ise sadece ve sadece Mancini gibi karizmatik bir adamı kulübeye koymaktan geçiyor. Sonuçta İtalyan dediğin giyinmeyi biliyor, yeri geldiğinde marka yaratıyor. Hem City hem Mancini kazanıyor.

Eski Formalarla Eski Ruh Canlandı

İlk 3,5 çeyrek çok net bir şekilde ezildi Magic Boston karşısında. Ama ilerleyen dakikalar artık Boston'ın yaşlanan bir takım olduğunun ispatıydı. Kalkmayan kollar, koşamayan bacaklar, sıçrayamayan dizler. Hele Wallace'ın kullandığı son şutun potaya bile değmemesi Boston'da ciddi bir rehabilitasyon ve rotasyona ihtiyaç duyulduğunun en önemli göstergesi. Orlando maçı gerçek 2 süper yıldızı Howard ve Lewis ile ligin belki de en overpaid uzunu Gortat'ın oyunlarıyla kazandı. Tabii ki en başta 2 uzunlu 5'e dönen Van Gundy'nin hakkını yememek gerek. Ultra, mega, süper yıldız Vince Carter'ın bu istikrarlı ve başarısı paçalarından akan oyunu sürdükçe (!) bu tip taktik değişikliklere Magic'in daha çok ihtiyacı olacak. Lewis'in bitime 1,3 saniye kala attığı inanılmaz zor ve uzun adımlı turnike maçı getirirken Doc Rivers'a da selam etmiş olduk ma-camia. Eski formalarımız, nostalji gecesinde o eski savaşçı ruhu geri getirdi adeta. Savaşan, en azından takımın bir kısmı, Magic bu sezonki en önemli galibiyetlerinden birini aldı. Şu an için artık aklımdaki tek şey acaba bu ligde Carter'ı takasla alacak kadar enayi bir GM daha var mı?

Bir de Howard'ın hakeme attığı bir tam saha pas var ki gülmekten karnım ağrıdı :)

Hidayet Sonunda Patladı!

Bir kaç seferdir Hidayet'in artık kıvama geldiğini ve yavaş yavaş bildiğimiz Hidayet olma yolunda olduğunu söylüyorduk. Son maçlardaki hırslı oyunu dün gece artık isabetli ve istatistiksel olarak da verimli hale dönüştü. Bunun ceremesini çeken taraf da New York cephesi oldu. D'Antoni her fırsatta Hidayet'i çok sevdiğini ve oyununu çok beğendiğini söylerdi, bir kez daha onun her türlü çabasını parkeye gömen adam Hidayet oldu. 26 sayı 11 ribauntla double double yaptı Hidayet. Tam saha koşup smaç bastı, üçlük soktu, orta mesafeden attı, Lee'nin üzerinden ribaunt aldı, blok yaptı, top çaldı ama Kanada'ya geldiğinden beri ilk kez tabelayı bu kadar etkili bir şekilde değiştirdi. Onun açığını kapatan Bargnani ve Jack adeta yokken o tek başına onların açığını kapadı.

Maç sonu röportajına Hidayet'i adeta zorla, kolundan çekerek getiren TSN muhabirinin sorusu açıktı "Bu gece sende farklı olan şey neydi?" Hidayet tek kelimeyle cevap verdi "Top". Yaklaşık bir 5-6 saniye konuşamadı muhabir "Ne anlamda?" diye sordu, cevap yine kısa ve doyurucuydu "Bu gece topu bana verdiler".

Hidayet dönmüştür. Belki yine kısır maçları olacaktır ama artık o yeni takımının omurgasındaki yerini tamamiyle almış durumda.

Semih Kaya Bulundu, Gönderildi!



Haber zaten kendini anlatıyor. Anlatıyor da daha geçen gün nerede bu çocuk diye sormuştuk. Sorduktan sonra Ankaragücü maçında kulübede görünce heveslenmiş, acaba tekrar izleyebilirmiyiz Semih'i demiştik. Tekrar izleyeceğiz gerçi de Galatasaray forması ile değil. Coucerio'ya teslim artık Semih, en azından 4 ay. Umarım sık sık oynar da tecrübe kazanıp döner İstanbul'a ve gelecek sezon Servet-Neill'in arkasındaki ilk alternatif olur.

Odd Man Out

87 resmi maçta Galatasaray formasıyla 40 gole imza attı Shabani Nonda. İlk sezonunda Fenerbahçe'ye attığı golün önemi çok büyüktür, şampiyonluk yolunda çok önemli bir imzadır o takipçiliği. 2,5 sezonda kısıtlı fizik gücüne rağmen her gerektiğinde işini yapan adamdı, belki böyle gitmeyi hak etmemişti ama en kolay harcanabilir adam olduğu da gerçekti. Galatasaray'da hiç bir zaman vaz geçilmez adam olamadı, o diz sakatlığı eski Nonda'dan çok şeyleri alıp götürmüş geriye kalansa sadece iyi bir alternatif olmuştu. Gerçekten de iyi bir alternatifti ama pek de sevemediğimiz o mor formalar ona da iyi gelmedi. Yaptıkları ve yapamadıklarıyla Galatasaray'da iz bıraktı, onu hiç birimiz kötü hatırlamayacağız. Yolun açık, kazancın bol olsun Nonda.

Çocuk Daha Ya Bu!



Baba bildiğin Lise 1'e giden tıfıl çocuk daha bu eleman :) İnşallah yüzü küçük görünse de fubolu büyük olur.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Yeter Ergin Ataman Yeter!


Biraz onurlu ol, bırak artık şu takımın yakası, ver istifanı git! Yılların köpüklü Efes'ini gazı kaçmış sade gazoza çevirdin! Git Avrupa'da bir takım çalıştır, yeter artık Türk Basketbolu'nu bitirdiğin!

Blackburn Türk Ocağı


Blackburn Rovers ve Türk Futbolu arasında çok ciddi bağlantılar var. Bu iş ilk olarak Graeme Souness ile başladı ve hala devam ediyor. İlk götürdüğü isim İskoç Hoca'nın Tugay Kerimoğlu olmuştu Rovers'a. Tugay zaten hepimizin bildiği gibi efsane oldu orada. Sonra İtalya macerası kaçışında Hakan Şükür uğramış bir müddet Blackburn'e ama diz kapağı kırılınca kalıcı olamamıştı Ada'da. Bir ara da Hakan Ünsal'ı misafir etmişti Blackburn şehri. Mutaassıp yaşam tarzı ve dil bilmemesi adaptasyon sorununa yol açınca Ünsal da kaçıp geri gelmişti Sami Yen'e. Şimdi sıra Yıldıray'da. Tugay nedeniyle Türk futbolculara karşı meyli yüksek olan Rovers tribünleri onu mutlaka çok sıcak karşılayacaklardır. Umarım sakatlıksız bir dönem yaşar ve eskisi gibi başarılı olur Baştürk. Sezon sonuna kadar kiralık olarak Ada'da, başarılı olursa sezon sonu kontratı bittiği için belki de artık sürekli. Rovers-Türk Futbolu bağlantısı da bununla sınırlı değil. Örneğin Amerikalı kaleci Brad Friedel da senelerce formasını terletti İngiliz ekibinin, Galatasaray'dan ayrılması sonrasında. Shabani Nonda da eski bir Rovers oyuncusu. Yetmezmiş gibi her sezon bir Rovers oyuncusu da bir Türk takımının transfer listesine girer. Bu liste de uzar gider. Blackburn'deki son Türk Baştürk'e selam olsun.




Dos Santos Galatasaray'da! İyi de Kim gitti?

Neden Düşeriz Bruce?



And why do we fall, Bruce? 
So we can learn to pick ourselves up.

En sevdiğim repliklerden biridir, hatta efsanedir gözümde. Benim yaşadıklarımı da özetler niteliktedir. Bugün ayaktaysam etkisi çoktur. Düşen adam ayağa kalktığında fikren ve fiziken artık o düşen adam değildir, arkasına bakmadan ve aynı çukura bir kez daha düşmeden devam eder hayatına. Düşen adam aslında öğrenen adamdır, düşen adam aslında artık o eski adam değildir.


Peki neden düşeriz Bruce?

Galatasaray'dan Nokta Transfer!!!


Galatasaray'ın ihtiyacı olan isimdi, bu kadar hastayla ancak o başa çıkabilirdi. Dr. Gregory House 3 sezon için Galatasaray'da!!!

Fotoğraf Jesus Almeyda'dan, ben de biraz eklenti yaptım üzerine :)

26 Ocak 2010 Salı

İngiltere'de İngiliz Topçu Var mıydı Yaaa?


Chris Smalling bu sezonu Fulham'la tamamladıktan sonra gelecek sezon Manchester United forması giyecek. Transfer için United'ın Fulham'a 8-10 milyon Pound arası verdiği konuşuluyor. Asıl önemli olan tabii ki fiyatı değil de son yıllarda Manchester, Liverpool ve Chelsea'nin ilk önemli İngiliz (!) transferi olması. Glenn Johnson'ı ayrı tutuyorum, çünkü o senelerdir "ben geliyorum" diyen bir isimdi. Oysa Smalling 2 sene önce İngiltere'de Maidstone United adında bir amatör kulübün oyuncusuydu. Önce İngiltere 21 yaş altı milli takımına seçildi genç İngiliz. Fulham'daki hem başarılı hem istikrarlı oyunu, her maç 11'in değişme adamı olması onu United'a taşıdı diyemiyorum çünkü adam bu sezon Lig'de topu topu sadece 2 kez Fulham forması giydi. 2 kez kupa 4 kez de Avrupa Ligi'nde terletti o formayı. Yani Smalling'in geçen sezonla birlikte hesap edersek oynadığı toplam resmi Fulham maçı sayısı 9. Ve bu adamı yaklaşık 10 milyon gibi bir paraya Old Trafford'a getiriyor Sir. 1.94'lük 21 yaşındaki genç sanırım sezon sonuna kadar Sir'ün de isteğiyle düzenli forma şansı bulacak.

Netice olarak bu transferin gösterdiği gerçek İngiltere'de hala az da olsa İngiliz futbolcunun kaldığı ve ederlerinin normalin 3-5 katı olduğu.

Numaralar GS - Arşivlik


Bu post kendime özel :) Arşiv için atıyorum, yarın öbür gün dönüp baktığımızda kim kaç numaralı Aslanmış hatırlayalım diye. Bir de Dos Santos meselesi var ki, o gelirse bence gitmesi gereken adam 25 numaralı formasıyla Leo Franco'dur. Aykut ve Ufuk varken kendisi bize çok ama çok lüks.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Hayat Felsefesi'ne Artı #1


"  Çıkarken kapıyı çok sert kapatırsan bir daha açılmamasına sebep olursun."

Şenol Güneş

Hidayet Dönüyor!


Hidayet'in isyanı derken bunu kastediyordum. Bu adam basketbola tekrar döndü sonunda. Hidayet tekrar çabalıyor, sonuna kadar gidiyor, isteyerek yırtınıyor! Dün gece en çok merak edilen sorunun cevabı oldu Toronto'a. Acaba bu takım ligin babalarına karşı neler yapabilecek? 20-30 fark mı yiyecekler yoksa sonuna kadar savaşacaklar mı? Hidayet'in bu sezon Jack ve Wright ile Toronto'ya öğrettiği bu: Savaşmak! Hidayet düzeliyor, son topu kullanacak cesareti yeniden kendinde bulabiliyor. Özel bir izleyicisi olarak ben gurur duyuyorum.

Bu Haber Doğru Olamaz!


Eğer bu haber doğruysa, başta Adnan Polat ve Haldun Üstünel olmak üzere bütün Galatasaray yönetimine yazıklar olsun. Kewell öyle bozuk para gibi harcanabilecek, sıradan bir topçu değil. Acaba kayboluyor mu diye düşündüğümüz takım ruhunu yaşatan, Hagi'den sonra ilk kez yakalanan birleştirici faktör. Kewell sahadaki duruşu, oyun tarzı, örnek hareketleri ile bir rol modeli. Bunu gerçekten yapacaksınız güvenimizi ve inancımızı kaybedeceksiniz efendiler!

24 Ocak 2010 Pazar

Arjen Robben’den nefis gol

Bayern, Mario Gomez saolsun, pozisyonları harcadıkça harcadı ve maç 2-2'ye geldi. Bu durum 'büyük yorumcu' Ömer Üründül'ün ağzına mahalle futbolu tabiri olarak yapıştı ve sürekli 'atamayana atarlar' diyip durdu. Hatta en baba yorumu "Bak futbolu görüyor musun? Maç 6-1 olacakken 2-2 oldu. Futbol böyle bir şey işte..." idi. Neyse maçın son 10 dakikası. Bayern kalecinin solundan, Bayern'in sağından serbest atış kazandı. Robben ne vurdun sen öyle!!! Arka direkte biri tamamladı, ya da kaleci ufak bir dokunuşla topu direğin hemen üstünden kornere çeldi diye düşünürken meğer herkes kalenin içine girmiş. Hakkaten şahane bir gol... İzlemeye doyamam. Gol sonrası van Gaal ile sevinç de nefis. Gerçi Yılmaz Vural gibi gol oldu diye kendini yere atmadı van Gaal. Sadece geri geri gelirken takıldı ve düştü. Fakat ne farkeder. Medyanın çarpıtmasına geldi bir kere =)


(açamayana link >> http://www.youtube.com/watch?v=S02LHknOb5Q)