Sayfalar

15 Temmuz 2011 Cuma

Avrupa'dan Satırbaşları, Transfer Falan...

Az önce şöyle bir Avrupa basınını gözden geçireyim dedim. Bizim gazeteler şike ve asparagaslarla uğraşırken bir çok haber atlamışlar yine. Kendime göre bir kaç ilgi çekici gelişmeyi sıralayım istedim. Eskiden çok yapardım, nostalji olsun :)

Chelsea'nin çok istediği Radamel Falcao Porto'yla mevcut kontratını 2 sene daha uzatmış. Dolayısıyla bu sefer Porto para için adam satmamış oldu. Artık Şampiyonlar Ligi'nde söz sahibi olmak istiyorlar. Gerçi 2004'te kazanmışlardı bu ligi ama o sezon hem kura şansı hem de Mourinho'nun hırsıyla gelmişti o başarı. Mourinho o kupadan sonra Chelsea'ye gitmişti tıpkı bu sezonki Avrupa Ligi şampiyonluğundan sonra Villas Boas'ın yaptığı gibi. O kupa bana göre ciddi bir sürprizdi. Hatta final sürprizdi desek yeridir. O zamandan beri Porto ancak kendine gelirken Monaco hep geriledi ve bu sene küme düştü.

Sir Alex Ferguson takımdaki gereksiz parçaları ayıklayıp gençleştirmeye devam ederken gözüne bu sefer Interli Wesley Sneijder takılmış. Inter'e 35 milyon £ oyuncuya da haftalık 190.000 £ önermiş Sir efendi. Son dönemde 26 yaş üstü oyuncu almama politikası güden Sir Sneijder için bir ayrıcalık yapmak istiyormuş. Nasri'yi alamayınca rotayı sarışına çevirmiş İskoç kurt. Benim de o kadar param olsa ben de sağa 20 sola 35 milyon teklif ederdim. Hala Ronaldo'nun parasını bitiremedi adam. Ama arkadaş 1 adam satıp yerine bu kadar düzgün adam alınabiliyorsa o noktada saygı göstermek gerek.

Downing'in Liverpool'a transferi 20 milyona bitmiş. Villa da onun yerine hemen Charles N'Zogbia'yı bağlamış. Yetmemiş Firiedel'ın yerine Given'la da söz kesmiş. Dolayısıyla 10 milyona yakın para cepte kalmış. Akıllı transfer taktiği bence. Al birini vur ötekine. Liverpool Britanyalılaşırken, diğer takımlar pahalıya satıp ucuza alıyor, kar ediyor, çark döndürüyorlar. Sponsor büyüğe, büyük, küçüğe, küçük masraflara harcıyor parayı. Ama bonservisler çok uçmuş, fahiş bu fiyatlar. Yazık.

Evimden, aileden uzak kaldım, sıla hasreti çekiyorum, kuzinada bi ekmek yapan yok, çayırımın çimenimin kokusunu özledim diyen, Juve teklif yapınca hemen giderim diyen Manchester sevmez Tevez için resmi teklif olmamış henüz. City Corinthians'ın yaptığı 35 milyon Poundluk teklifi evvelce reddetmiş, Arjantinli ile iddialaşmaya girmişti.

Nicklas Bendtner beni Dortmund istiyor demişti geçenlerde, Dortmund yalanlamış bu haberi. Batuhan'ın İngilizce bileni benim gözümde bu Danimarkalı kendini beğenmiş eleman. Halı sahada bile takımıma almam, kavga çıkartır can ciğer kuzu sarması adamlar arasında bile. Allah'a yakın olsun.

Agüero da "bağlasan durmam artık Atletico'da, ne olur bana bir şeyh bulun, elini öpecem, dünya ahiret ağabeyim olsun" demiş. Neden herkes Atletico'dan kaçmak istiyor onu anlamış değilim.

Meksikalı kaleci Ochoa'yı duymayan kalmamıştır Türkiye'de sanırım. Bu sene kanında yabancı bir maddeye rastlanınca, bir anda adı piyasadan silinmişti elemanın. İşte o adam biz fellik fellik kaleci ararayıp milyon milyon Eurolar verirken sağa sola bedavaya Fransa'ya hem de Ajaccio'ya gitmiş. Büyük kayıp benim gözümde. Doping olayından da aklanmış üstelik adam. Türkiye'de oyuncu izleyen adamların, menejerlerin aklı nerede anlayamıyorum.

Böyle bir sürü olaylar işte...

14 Temmuz 2011 Perşembe

Küllerinden Doğan Çatışma: YARAnmada 2. Perde

Sevgili ozhano'ya bazı söylenecek sözler ve sorulacak sorular tezahür etmiş son yazısından sonra kıymetli dostlar. Buyrun:

1) Benim düşüncelerimi tekrar gözden geçirme kararı aldığım sonucuna nereden vardın?

2) Ummadık taş baş yardı derken Savcılıktan böylesi bir hareket beklemiyordum dedim. Yoksa M.Ali Aydınlar Savcılıkla görüşmeye Etik Kurulu başkanı Prof.Dr. Oğuz Atalay ve ikisi profesör olan diğer 4 üyeden ikisini alıp gitmiş olsa bence sonuç çok farklı olurdu. Keza istemek var istemek var.

3) Ben TFF'nin böyle bir delil isteme eylemi içerisine girmediğini Aydınların sözlerinden anladım geçen hafta savcılığa yapmış olduğuziyaretten sonra. Ha kesin bir bilgi var mı elimde tabii ki ispatı yok. Ancak söz ve davranışları ile TFF başkanı bunu adeta geride kalan 10 günde teyit etmiştir.

4) Peki Sevgili ozhano sen nereden biliyorsun Aydınların daha önce de delil istediğini ama reddedildiğini?

5) Aydınlar basına konuşmasında kararlarımızı değiştereceğiz değil değiştirebiliriz demiştir. Bu da TFF'nin yeni yönetiminin 3 haftada 3 farklı açıklamaya imza atarak ne kadar tutarsız bir yapıda tecelli ettiğinin göstergesi değil midir?

6) Şu anda herhangi bir skor falan da söz konusu değil kanaatime göre. O kadar şike itirafları basına sızarken TFF Başkanının hala bilgi ve belge alamıyor olması, ancak bunları almak için fazla uğraşmıyor oluşundandır. TFF en doğruyu yapMAmıştır. Bu hareketi de YARAnmanın kralıdır, gösteriş az kalır.

Demirören, Beşiktaş ve diğer konularda söylediğin her konuya bire bir katılmakla yukarıdaki hususlara dikkatini çekmek isterim dostum. Aramızdaki çatışma bitmemiş aksine bu son aleni YARAnma ile alevlenerek büyümüştür. Bu umursamaz ve kararlı olmayan tavırlarla devam ederse TFF Türk Futbolunu bir bataklığa sürükleyecektir. Artık ağabeylerin vakti geçmiş, ADAM gibi ADAM olma vakti gelmiştir. Aynı zamanda olamayanlara da kanmama.

Sevgilerimle...

Malumun İlanı (TFF Gösteriş Yaptı)

TFF'nin son hareketi üstüne Cenky ile giriştiğimiz düşünce çatışması olayında benim ekstra bir şey yazmama gerek kalmadı sanırım. Zaten kendisi de "Ummadık Taş Baş Yardı" diyerek düşüncelerini tekrar gözden geçirme kararı almış oldu. Cenky yazısında TFF'nin en başında bu delil isteğini yapması gerektiğini söylemiş ama istemediğini nereden biliyor onu bilemiyorum. Çünkü TFF elimizde delil yok demekle zaten "ben istedim ama savcılık gizlilik ilkesi gereği vermedi" demiş oldu benim gözümde. Savcılıkta gördüğü delillerin bir kısmı ile de durum vehametini kamuoyuna bildirdi. Bunu illaki cümle aleme göstere göstere gerçekleştirmeye gerek yoktu ama TFF Başkanı bugün özellikle herkesin görmesi açısından bizzat savcılığa gitti ve delilleri istedi. Böylece "ellerinde delil var ama bekliyorlar" düşüncesini yoketmiş oldular. Dediler ki savcılık makamına "elimde delil yok bana delil ver ki şimdiden kararımı en sağlıklı şekilde vereyim". Ama savcılık bu isteği yine reddetti ve TFF de "alın işte istedim ama delil melil vermiyorlar" diyerek bu zamana kadar dediklerinin doğru olduğunu cümle aleme göstermş oldular. Hatta Aydınlar'ın basın açıklamasında aldığımız kararlar nihai değil değiştireceğiz demekle birilerine yaranma çabasında en azından şu an olmadığını göstermiştir.

Ama diğer yandan da aklıma takılan bir soru var. Malum, İbrahim Akın'ın itiraflarından sonra bugün 2-3 saat önce BJK'den mahkeme süreci bitinceye kadar Türkiye Kupası'nı geri vermesini isteyen sayın TFF yönetimi acaba neden Şampiyonluk Kupası'nı da Fenerbahçe'den geri isteyemiyor? Cevabını herkes biliyor açıklamaya gerek yok.

Ama helal olsun Demirören'e. Benim üzerine kir bulaştığı iddiası olan kupaya ihtiyacımız yok diyip Türkiye Kupası'nı geri vermeyi kararlaştırarak aynen onun gibi düşünen Beşiktaş taraftarı ve aklı selim tüm futbol izleyicileri gözünde daha da yüceldi. Helal olsun. Kendisine tüpçü, kamyoncu vb. gibi benzetmelerle dalga konusu yapan insanlar da bu kararından sonra deve kuşu gibi kafalarını kuma görüp olanları görmemezlikten gelmeye devam etsinler.

Son sözüm yine dostum Cenky'ye: Skor kaç kaç oldu ? :)))

Edit: Bu zamana kadar şike teşvik olaylarıyla ilgili olarak "neden hiçbir futbolcu içeride değil, bu işi yapacak yönetici mi yoksa futbolcu mu" diyerek paçayı sıyırmaya çalışan zihniyet artık bazı futbolcuların da mahkemeye çıkmak için tutuklanmalarından sonra hangi düşünceye tutunacak? Heyecanla bekliyorum.

Edit2: Yukarıda anlattıım zihniyetteki bir arkadaşım "Yahu bir takımdan 1-2 futbolcu ile maç mı satın alınırmış, mesela İ.Akın iyi oynasa n'olur oynamasa n'olur? Velev ki bu futbolcular bağlandı, bu olay sonucunda bizim maçı kazandığımızın göstergesini bana nasıl göstereceksin?" diyerek beni bitirdi. Sanırım bu zihniyetteki arkadaşım veya arkadaşlar herhangi bir maçı şike ile kazanmak için ancak karşı takımdaki 11 futbolcuyu da bağlamaları gerektiğini düşünüyorlar.

Edit3: Pazartesi günü UEFA ile TFF toplantı yapacaklar. Ne çıkarsa ondan sonra çıkacak.

Ummadık Taş Baş Yardı!

Aşağıda kaleme aldığım uzunca yazının ana fikri şike soruşturmasının ülke menfaatini ilgilendiren bir konu olduğu ve benim kanaatime göre belge ve delillerin belli şartlar altında paylaşılabileceği idi. Ancak ummadık taş baş yarmış, 10 gün önce gerçekleşmesi gereken olaylar bugüne sarkmış ve neticesinde olaya farklı pencereden bakan Savcı belgeleri TFF ile paylaşmamıştır. TFF geç de olsa bugün girişimde bulunarak durumu kurtarmaya çalışmış ancak yine elleri bomboş kalmıştır. Ligi kendi adıma hesaba katmıyorum artık fakat bu sene Avrupa Kupaları'na takım gönderiyor olmamız başımızı çok ağrıtacak ve Türk Futbolunun itibarını fazlasıyla zedeleyecektir.

Sözün özü gün doğduktan sonra doğanlar olmuş, ummadık taş geç kalındığı için baş yarmıştır. Başımız sağolsun.

Bir de meraklı bekleyişim var ki o da şudur: TFF ile bilgi ve belge paylaşmayan Savcılık, soruşturma ile ilgili basına sızan bunca bilgi doğru çıkarsa bunları sızdıranlarla alakalı neler yapacaktır?

Gerçekler Saklı Kalamaz! Cevaba Cevap Niteliğinde Yazı...

Sevgili Ozhano kardeşim ile girmiş olduğumuz fikir çatışmasında sıradaki sözü söylemek için sabah olmasını bekledim. İyi ki de beklemişim. "Gün doğmadan neler doğar" sözünün ne kadar doğru olduğunu görmüş olduk. Dün geceki itiraflarla Türk Futbolunun iki çınarı uygulamadaki yasa ve yönetmeliklerle UEFA Disiplin Talimatına göre küme düşmüştür. Güzel kardeşim ozhano'nun söylediği üzere bu işi -30, -40 puanlarla kapatıp, kulüplere değil kişilere ceza verme lüksü de ortadan kalkmıştır. Delil ayrı itiraf ayrı şeydir. Bu itirafların gelmesi ise benim dünkü yazımda asıl kastettiğim noktanın yani "ülke menfaatlerini ilgilendiren bir konuda bilgi paylaşımında bulunulması" noktasının artık gelinmesi gereken yer olduğunu aşikar bir vaziyete getirmiştir.

Yorumunun vurucu cümlesi olan "TFF'nin aldığı karar tamamen doğru ve şu an itibari ile alınabilecek en iyi karardı bana göre." cümlesindeki kanaatin zaten bu yaranma fiiliyatı sonucunda insanlarda oluşturulmaya çalışılan kanaatti. Bu doğrultuda liglerin planlanan tarihte başlaması ve Avrupa Kupaları'na gidecek takımlarda değişiklik yapılmaması ise Türk Futbolunda en büyük YARAyı açacak karardı. Avrupa Kupalarına bu belirsizlik ortamında ülke olarak katılmamak ya da takım değişikliği yapmak, hatta katılacak takım sayısını azaltmak yapılabilecek hareketlerdendi. Sen de yorumlarında zaten bu karar sonucunda bir çok takımın en az 2 sene birden kaybedeceğini kaleme almışsın. Bu noktada bir görüş ayrılığımız olamaz.

Ancak ve ancak hala YARAnmak fiilinin gerçekleşmiş olduğunu, bu fiiliyatı yaparken sanki ellerinde başka çare yokmuş gibi gösterilerek sempati kazanıldığını, ne şişi ne de kebabı yakarak herkese karanfil dağıtıldığını bazıları gördü bazıları göremedi. Sevgili kardeşim biliyorsun bir çok sefer Adli Bilirkişilik ve Resmi Değerlendiricilik görevlerinde bulunma fırsatı yakaladım. Bu görevlendirmelerde görev size bir dosya ya da belge karşılığında tebliğ edildiğinde bir yemin zaptı imzalayarak, kimseyle bu dosyalarla ilgili belge ve bilgi paylaşımına girmeyeceğinizi taahhüt alırsınız. Dolayısıyla aslen gizli içeriğe sahip olan yeri gelir trilyonluk anlaşmazlıklar, yeri gelir büyük proje destekleri, yeri gelir ölümlü vakalarla ilgili hem çalışır, hem kanaat oluşturur hem de sonucen raporunuzu, suç unsuru, kasıt, eksiklik, yapabilirlik düzeyi gibi konularda hazırlayıp ilgili adli ya da resmi heyete teslim edersiniz. Sizin raporunuza göre dava ya da karar şekillenir, yürütmeyi durdurma kararı alınır veyahut benzeri uygulamalar yapılabilir.

İşte bu yukarıda anlattığım konuyu şike soruşturması kapsamında örnek olarak tutarsak şu düşünceler hasıl oluyor bende:

1- TFF dünkü itiraflardan sonra Savcılıktan istediği bilgi paylaşımını aslında 4 Temmuz günü istemeliydi. Şifaen öğrendiği bir çok bilgiyi basınla paylaşan Aydınlar'a demek ki Sayın Savcı bir çok bilgiyi sözle aktarmıştı. Şifaen bu kadar bilgi paylaşılabiliyorsa resmi talep ile paylaşılabilecek bilginin miktarını tahmin bile edemiyorum.

2- TFF'nin yetkili Disiplin ve Etik Kurulları ya da bunlardan oluşturulacak bir komisyon TFF Başkanı Aydınların Cumhuriyet Savcısından talebiyle henüz 4 Temmuz'da Savcılıktan yemin zaptı imzalayıp, gizlilik yemini ederek bilgi alabilirdi. Sonuç itibariyle bu konu farklı Tüzel kişilik ve Devlet kurumlarını ilgilendiren ülke menfaatini etkileyen bir konudur ve yukarıda değim gibi her aklı selim Türk Vatandaşı, hele ki Özel Yetkili bir Cumhuriyet Savcısı böyle bir konumda ülkenin zarar görmesine izin vermez.

3- Hiç bir resmi kurum bir diğer resmi kurum kendisinden resmi yazıyla bilgi ve belge istemedikçe, eğer yasa ve yönetmeliklerle bilgi vermeye zorunlu bırkılmamışsa, "burada bir mevzu var, alın bunlar da belgeleri, siz de gereken bir hareket varsa yapın" demez.

4- Konu her ne olursa olsun sonucu Türk Futbolunu menfi şekilde etkileyecek ve itibar kaybına neden olacaksa hiç bir Federasyon ya da Başkanı çıkıp İlhan ağabeyinin tembihlediklerini tekrarlamaz.

5- Yıllar boyu, şike yasası çıktıktan sonra da, TFF kanaate dayalı olarak, sadece maç görüntüleriyle bile bir çok takıma şike cezası vermişken, belgeleri olduğu söylenen, delilleri Savcılıkta var denilen konularda elimizde delil yok diyerek işin içinden sıyrılamaz, buna hakkı yoktur.

10 gün boyunca delil, bilgi ve belge paylaşımı talebinde bulunmamış, itiraf dedikodularını duyunca birden alevlenmiş, o zamana kadar bazı "ağabeyler"in sözüne riayet etmiş, tehditlere sesini çıkarmayıp duruma Türk Futbolu adına isyan edenlere posta koymuş, hastalanan bazı kişileri hastanede hemen ziyarete giderken bazılarına 5-6 gün sonra ancak gitme fırsatı bulabilmiş bir Federasyon Başkanına benim güvenim maalesef kalmamıştır. Türk Futbolu, eğer ligler planlandığı tarihte başlar ve Avrupa'ya şike soruşturmasında adı geçen takımlar giderse en az 5 senesini kaybedecektir.

İşte bu düşünceler bağlamında sevgili ozhano kamuoyunda yaratılmaya çalışılan "başka çaremiz yoktu" havası ve akabindeki "kurumlar değil kişiler cezalandırılmalıdır" safsatası dün gece geçerliliğini kaybetmiştir. Uluslararası kuruluşlara üye olmak, onlara çeşitli taahhütler verip yönetmeliklerini kabul etmek, manzaraya karşı sigara yakıp göbeğini kaşırken yellenmeye benzemez. Bu hareketler sadece tecrübesizlikle açıklanacak hareketler değildir. Türk Futbolu para odaklı bir çark haline geldiğini kendi kendine ispatlamış, tuz kokmuştur. Gerçekler saklı kalamaz, ortaya çıktıklarında gerçekten acıtırlar. Bu yüzden, bu yönlendirici düşünceler seni bile böyle düşünmeye sevk ettiği için şaşırdım ben.

Yoksa Korkmaz unutulmaz bir YARAdır, ancak şunu da unutmamak gerekir ki Korkmazın o dönem attığı bugün bana yarın sanadır :)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

TFF'nin YARAnması Hususunda Cenky'ye Cevap:

Sevgili Cenky’nin dediği üzere bizim cobansalata'da sıkça karşılaştığımız zıt görüşleri çarpıştırma olayına yine geldik çattık.

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki Cenky’nin “YARAnmak” yazısına bıraktığım yorumu blogda ana yazı haline getirmesi ile şahsımı, bizi izleyen Galatasaraylılar önünde hedef haline getirme ve zor duruma düşürme çabasından; aynı zamanda teknik takibe de takıldığına inandığım kendi cep telefonundan ( 0 5.. 90. .. 4. )benim cep telefonuma (0 5.. 52. .. 7.) gönderdiği mesajından dolayı kınıyorum.

Dediğim gibi sevgili Cenky’nin “YARAnmak” postuna bıraktığım yorum gerektiği kadar açık ifadelere sahip olmasına rağmen Cenky’nin nasıl bir düşünce ile yorumuma karşılık TFF’nin yarandığı fikrinin sabitlendiğini anlamakta güçlük çekiyorum. Yorumumu genleştirerek ve bazı cümlelere vurgu yaparak anlatmak istediklerimi tekrar açıklayayım o zaman:

“TFF'nin aldığı karar tamamen doğru ve şu an itibari ile alınabilecek en iyi karardı bana göre.”

Sevgili Cenky; TFF Başkanı olduğunu farzet, aşırı derecede bilgi kirliliği ile doğrunun bulunmasının engellendiği bu ortamda daha mahkemelerce tutukluların ceza alıp almadıkları belli olmadan nasıl olup da kendini yargının yerine koyup cezaları kesebileceksin? Ceza verdiğin kulüplerin bu işle alakalı olduğu ya da olmadığını geçtim; eldeki delillerle suçlanamayacağına karar verilirse ligden düşürdüğün kulüpleri geri nasıl alacaksın süper lige? Adamı tefe koyarlar.

“Diğer yandan yarın birgün yargı kararını verip artık hangi kulüpler bu işe bulaşmışsa belli olduktan sonra ve hükümler verildiğinde biz olayları görmemezlikten geliyoruz, kişilerin yaptığı suçlar camialara mal edilemez türünden bir açıklama ile yasada belirtilen müeyyideler uygulanmazsa yani eyyamcılığın kralı yapılırsa işte o zaman TFF tam olarak yaranma eylemini gerçekleştirmiş olacaktır.”

Sevgili Cenky; “YARAnmak” postunu yargı kararını verdikten sonra TFF eğer bizim için olaylar kapanmıştırvari bir açıklama ile kulüplere ceza verilmediğinde yazsan altına bir imza da ben koyardım. Ama TFF elimizdeki deliller ya da ortalıkta dolanan fotolar ya da konuşmalar ile koştura koştura hüküm vermemek gerektiğini söylediğinde bunu yaranmak olarak görmek için TFF’ye karşı önyargılı olmak ya da fanatik, subjektif yorum yapan bir Antifenerli olmak gerekir.

“İşin kötü olan yanı, gazetelerde de belirtildiği gibi, yarın birgün hükümler verildikten sonra eğer kurallar ve müeyyideler aynen uygulanırsa süper ligden düşürülen takımların bir senesinin heba gidecek olması. O zaman da şimdi yırttık anlayışında olan takımlar şu ankinin iki-üç katıyla bağıracaklar TFF'ye karşı.”

Sevgili Cenky; TFF şu anda bu cezaları, ortalıkta dolanan laflarla vermemekle ya da zamana yayma işlemini seçerek aslında yanlış yapana, gerçekten şike teşvik olayına karışan kulübe ya da kulüplere şu anda yapabileceğinden daha feci bir ceza ile karşı karşıya bıraktı. Neden? Cezaları şimdi verse ve gerçekten de yarın mahkeme kararı ile bu karar desteklense TFF artık ilah gibi görülecek, küme düşürülenler şeriatın kestiği parmak acımaz diyip alt ligde bir sezon takılacaklar ve güçleri ile bir ertesi sezon tekrar süper lige çıkacaklar. Diğer yandan TFF’nin şu an verdiği karar ile bekleyip görülecek içeri alınanlardan hangisi ak hangisi kara. Aklar yollarına devam edecek süper ligde, karalar ise bir sezon bekleyecekler. Sezon başladıktan sonra Bank Asya’ya mı katacaklar küme düşürülenleri! 2011-2012 de tıpış tıpış gidip kenarda bekleyecekler, 2012-2013 sezonunda Bank Asya’da takılacaklar, bu arada kadrolarında bir sezon sonra mukaveleleri bitecek olan futbolcuları da kaybedecekler, zayıflayacaklar. Eğer Bank Asya’da başarılı olurlarsa 2013-2014’te süper lige tekrar gelecekler. O zaman sevgili Cenky; şu anda alınmış olan karar şike teşvik olayına girenlere double ceza anlamına gelmeyecek mi ve daha da iyi değil mi?

“Aslında açıkçası ben bu olayların var olsalar bile bir şekilde kitabına uydurulup kamu yararı da gözönünde bulundurularak küme düşmenin olmayacağı en fazla puan silinmesi ile olayların kapanacağını düşünüyorum.”

Sevgili Cenky; altını da çizip seni TFF’nin yarandığına sabitleyen cümle benim kendi düşümcemdir; TFF böyle yapacak diye bir kaide yok. Benim şahsen TFF’nin, adı geçen kişilerin hepsinin mahkemece cezalandırılırsa dahi kulüplerinin küme düşüreceğine inancım hiç yok. Ama dikkat edersen bu cümlede geçen “bu olaylar var olsalar bile” demek hükmün verildiğine göre hareket ettiğimin ifadesidir. Evet, TFF’nin, yargı kararından sonra birilerine yaranacağı fikrine ben de sonuna kadar katılıyorum. Ama şimdi alınan karar ile kesinlikle hayır.

“Biz de bu ligde adaletli şekilde top oynanıyor diye bir orta oyununu izlemeye deam edeceğiz. Yani kendimizi tatmin etmeye aynen devam. Nasıl olsa Avrupa'ya çıkınca herşey bitiyor, ak kara ortaya çıkıyor. Tokatlanıp geri dönüyoruz. Biz tokat yemeye alışmışız. Kendimizi kandırdığımızı bile bile mutlu olmayı becerebilen ender milletlerden biriyiz.”

Sevgili Cenky; yalan mı????

Son sözüm sevgili Cenky: Bülent Korkmaz’ı Unutma. Benimle Uğraşma...

TFF Yaranmamıştır! İmza: Ozhano

Bizim blogta sıkça olanlardan biri daha oldu ve aynı konu üzerinde tamamen farklı görüşlere sahip olabileceğimiz gerçeği bir kez daha ortaya çıktı. Sevgili ozhano'ya göre TFF en doğru hareketi yapmış. Buyrun paylaşalım düşüncelerini:

TFF'nin aldığı karar tamamen doğru ve şu an itibari ile alınabilecek en iyi karardı bana göre. Ellerinde hiçbir delil olmadığı söylemlerinden hareketle empati kuruyorum da şu anda hükmü gerçekleştirilmemiş tutuklamaları gözönünde tutup zaten bıçak sırtı gibi bir olay hakkında erken karar vermek olası bir yanlışta ipe gitmelerine sebep olacak, üstüne üstlük cezası olmayan kulüpleri geri dönüşü olmayan bir yola sokacaktır. Diğer yandan yarın birgün yargı kararını verip artık hangi kulüpler bu işe bulaşmışsa belli olduktan sonra ve hükümler verildiğinde biz olayları görmemezlikten geliyoruz, kişilerin yaptığı suçlar camialara mal edilemez türünden bir açıklama ile yasada belirtilen müeyyideler uygulanmazsa yani eyyamcılığın kralı yapılırsa işte o zaman TFF tam olarak Yaranma eylemini gerçekleştirmiş olacaktır. Belli olmaz şu an tutuklu olanlardan bazıları bir süre sonra tutukluluğa itiraz amacıyla başvurdukları üst mahkemece serbest bırakılacak. TFF şimdiden karar verirse nasıl geri dönecek o zaman?

İşin kötü olan yanı, gazetelerde de belirtildiği gibi, yarın birgün hükümler verildikten sonra eğer kurallar ve müeyyideler aynen uygulanırsa süper ligden düşürülen takımların bir senesinin heba gidecek olması. O zaman da şimdi yırttık anlayışında olan takımlar şu ankinin iki-üç katıyla bağıracaklar TFF'ye karşı.

Aslında açıkçası ben bu olayların var olsalar bile bir şekilde kitabına uydurulup kamu yararı da gözönünde bulundurularak küme düşmenin olmayacağı en fazla puan silinmesi ile olayların kapanacağını düşünüyorum. O zaman da puanı silinenler yalandan 3-5 gün bağıracaklar, karara karşı olanların da eylemleri bir süre sonra bitirilecek karşılıklı konuşmalarla. Biz de bu ligde adaletli şekilde top oynanıyor diye bir orta oyununu izlemeye deam edeceğiz. Yani kendimizi tatmin etmeye aynen devam. Nasıl olsa Avrupa'ya çıkınca herşey bitiyor, ak kara ortaya çıkıyor. Tokatlanıp geri dönüyoruz. Biz tokat yemeye alışmışız. Kendimizi kandırdığımızı bile bile mutlu olmayı becerebilen ender milletlerden biriyiz.

Bu yazı üzerine ise TFF'nin tam anlamıyla yaranmış olduğu fikri iyice sabitlendi kafamda. Hele ki ozhano'nun şu son paragraftaki işaretlediğim cümlesi Türkiye'deki bakış açısının ne olduğunu göstermektedir. Çok söze gerek yok Fatih Altaylı'nın bugünkü yazısını okumanızı tavsiye ediyorum sadece. Linki hemen burada...

Scoutgs Kepenk Kapattı!!

KAPATTIK!

Dürüst ve adil bir karar çıkana kadar 5 yılı aşan yayın hayatımızı durdurma kararı almış bulunmaktayız. Futbolun yeşil sahalardan çok saha dışında oynandığı bir bataklıkta yeşil saha için araştırma/tartışma yapmanın anlamını yitirdiği bu günlerde dürüst ve adil bir karar çıkana dek yolumuza forum üzerinden devam edeceğiz.

Taraftar olarak hakkımızını sonuna kadar savunacağına inandığımız Galatasaray Spor Kulübü başkanı Ünal Aysal'ın da dediği gibi:

"Bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz"

Onları düşürmüyorsanız bizi düşürün !

Fenerbahçe kulübünün başkanı, iki tane asbaşkanı, alt yapı sorumlusu ve mali işler müdürü, Sivasspor başkanı, Sivasspor kalecisi tutuklanmış, Trabzonspor başkanı ve bazı yöneticileri gözaltına alınmış, ifadeleri tamamlanmış ve savcılığın kararı bekleniyor, eski federasyon başkanı gözaltına alınmış, Beşiktaş yöneticisi ve teknik direktörü ifade veriyor durumdayken ve toplamda 55 (elli beş) kişi gözaltına alınmış, Türk Futbolu bir kaosun içindeyken, federasyonun hiç bir şey olmamış gibi "ligler aynen başlayacak ve devam edecektir" açıklamasını anlamlı bulmuyoruz.

Eğer bu ülkede hukukun işlediğinden, adaletin yerini bulduğundan bahsediliyor ise ve kanunlarda ne yapılacağı yoruma kapalı bir şekilde cok net yazılmış ise, bu kanunları hiçe sayarcasına açıklama yapan bir federasyonun tarafsız olduğuna inanmak mümkün değildir.

Bu ülkede, kanunların işletilmesi gerekirken, yayıncı kuruluşun çıkarlarını ve taraflılıklarını su götürmez şekilde ortada olan malum televizyon kanallarının arzularını her şeyden önde tutmak, ortamı yumuşatarak "Türkiye şartlarına" göre kararlar vermek, hukuku hiçe saymaktır ve alenen suçtur.

Biz scoutgs ekibi olarak;

Galatasaray gibi şanlı ve şerefli tarihi olan kulübümüzün, böyle bir orta oyununda yer almasını istemiyoruz...

Tuttuğumuz takım Galatasaray’ın böyle bir ligde yer almasını istemiyoruz.

Bu tiyatroda rol almak istemiyoruz.

Ne de olsa kimse sonunun nasıl biteceğini bildiği bir oyunu tekrar tekrar izlemek istemez.

TFF illa ki "biz bu takımlarla aynen lige devam edeceğiz" diyorsa, o zaman bizi düşürün, şerefimizle, en azından gerçek maçlar, gerçek mücadeleler yaparak biz Bank Asya’da oynayalım diyoruz.

Biz scoutgs ekibi olarak tekrar, "Onları düşürmüyorsanız, Galatasaray’ı düşürün" diyoruz…

iletişim:info@scoutgs.com
12 temmuz 2011 23:00

Sanırım eğer adil kararlar verilmezse bu iş, futbol izlemek yerine biniciliği yeğlerim demeye kadar gidecek.

YARAnmak

Türkiye Futbol Federasyonunun tam anlamıyla vermiş olduğu kararın kelime olarak karşılığıdır. Türk Dil Kurumu yaranmak kelimesi karşılığını şu şekilde vermektedir:

  1. Bir davranışla birini memnun etmek. 
  2. İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye çalışmak.  
Özellikle bu kelimenin TDK tarafından verilen 2. anlamı yaşanan olaylar ve verilen kararlarda yerine oturmaktadır. Keza ülke menfaatini ilgilendiren, hem maddi hem de manevi açılardan olumsuz sonuçları büyük zararlar doğurabilecek, muhtemel olumsuz sonuçlarda ülke itibarının zedelenebileceği çok önemli bu konuda TFF ne yazık ki ülke menfaatlerini ve itibarını gözetmekten ziyade başını İlhan Cavcav'ın çektiği "büyük takımlar olmazsa biz biteriz" görüşündeki aklı selimden uzak, kendi camialarını hiçe sayacak noktada bulunan ve duruma "ülke itibarı" açısından değil sadece parasal akışı kaybetmeden, koltuğunu kaptırmadan çarkın dönmesiyle ellerini ovuşturan fikir yapısı ve bakış açısıyla yaklaşan zihniyete yaranmıştır. Bir çok çözüm ve Türk Futbolunu şaibeden, itibarsızlıktan uzak tutma yolu var iken, sadece maç görüntülerinden onlarca takımın küme düşürüldüğü memleketimizde Aykut Kocaman'ın yaptığı "maçlarımız izlensin ona göre karar verilsin" çağrısı da kulak arkası edilmiştir.

Bugün, bu saatte TFF'nin kararı ve UEFA'nın tehditkar onayından sonra yapacak bir şey kalmamışken sadece, ülke menfaatini ilgilendiren konularda belirli makam ve seviyelerde bilgi paylaşımı talep etmek, edilirse de bu paylaşımı yapmak bu kadar zor mudur diye düşünmekten kendimi bir türlü alamıyorum.

Şimdiden kendi adıma yeni TFF'ye güvenimi kökten sarsan bu yaranmak fiili, umarım Türk Futbolu'nda tahmin edildiği üzere çok büyük YARAlar açmaz, keza deri incelmiş, kan çoktan toplanmış durumdadır.

12 Temmuz 2011 Salı

Akbabalar (Belçika) Aportta Bekliyor? Benden Söylemesi...

Türkiye'de şike ve teşvik olayları kapsamında yapılan soruşturma ve tutuklamalar diğer ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Görünen o ki özellikle Avrupa sıralamasında Türkiye'nin bir alt sırasında olan Belçika Futbol Federasyonu Türkiye'deki bu gelişmeleri diğerlerinden daha bir başka takip ediyor. Son gözaltılardan sonra UEFA'nın Türkiye'yi toptan Avrupa Kupalarından men edeceğini umuyorlar. Biraz araştırma sonrası Belçika şampiyonu Genk'in yöneticilerinin de UEFA'ya konu ile ilgili baskı yaptıkları ile ilgili haberleri de bulmak mümkün. Dertleri özellikle Şampiyonlar Ligi'nden Türkiye'nin tamamen saf dışı bırakılması ve yerine bir alt sırada olan kendilerinin alınması.

Konu ile ilgili haberlerden biri de burada