Sayfalar

11 Nisan 2009 Cumartesi

Hidayet'e Sacramento Kancası

NBA kariyerine Sacramento'da başlamıştı Hidayet Türkoğlu. Orada Vlade Divac ve Peja Stojakovic ile birlikte oynamaya başlaması ve bu ikiliyle yakaladığı uyum yetenekleriyle birleşince ona NBA'de uzun bir kariyer fırsatı sunmuş oldu. Özellikle 2. sezonunda takaımın 6. adamı olması ve maç kazndıran performanslarıyla taraftarın sevgililerinden olmuştu. Ancak 3. sezonuna girerken menejeri tarafından dolduruşa getirilip "Ben bu takımda ilk 5 oynarım, Doug Christie yerine ben çıkmalıyım." sözleri onun Kings kariyerini sonlandırdı. Sacramento'daki 3. senesi sonunda San Antonio'ya takas edildi, ertesi sene de Magic günlerine başladı Hidayet.

Hidayet Saramento tarihinin en fazla üçlük isabeti bulan ve yüzdesi yakalayan oyuncularından ve özellikle play-off'lardaki Lakers maçlarında verdiği performanslar onu taraftarların gönlüne kazamış durumda. Bu sezon sonunda kontratındaki opsiyonunu kullanıp serbest kalacağını daha önceden açıklayan Hidayet gönlünden Magic'te kalmak geçse de teklifleri görmek istediğini de belirtmişti. Bu sezon biten kontratları ve boşalan bütçesiyle önemli hamleler yapması beklenen Sacramento da takıma lider oyuncu arayışında Hidayet'e yönelmiş durumda. Pete Carrill'in takıma, teknik kadroya geri dönmesiyle birlikte triangle offense'e geçmesi beklenen Sacramento'nun başına geçecek isim de büyük ihtimalle Eddie Jordan olacak. Kings'te 1992-97 arasında asistan koçluk 1996-97 ve 97-98 sezonlarında da koçluk yapan Jordan tplamda 33-64'lük derece yakalamış ve dolayısıyla kovulmuştu. Daha sonra Wizards'ta yakaladığı başarılar ve kendini geliştimesi onu yine Sacramento'nun radarına soktu.

Sacramento Kings'in sahibi Maloof kardeşler ekonomik krizin kendilerini de bir hayli vurduğunu ve kesinlikle lüks vergisi sınırına yaklaşmak bile istemediklerini söylemişlerdi. Bu fikir dahilinde kontratı biten büyük ıldızlara yönelmektense bir takım oyuncusu ve tamamlayıcı, birleştirici yetenekleri ile ön plana çıkan Hidayet'i takıma getirmek onlar için de önemli ekonomik bir kazanç olacaktır. Keza Hawes ve Thompson beklenin ötesinde olgunlaşmış durumdalar ve triangle'a oturma ihtimalleri Hidayetli bir seçenekte oldukça yüksek. Sacramento Udrih'i elinde tutarak Hidayet'i takıma getirebilirse gelecek senenin can yakan takımlarından biri olabilir. Onlar açısından sorun kariyerinin tamamını play-off yapan ve çoğu zaman tepeye oynayan takımlarda geçiren Hidayet'in parayı başarıya tercih edip etmeyeceği.

Kepenkleri Kapattık

2 maç önce yazdıklarımın doğru olduğunu anıtlayan bir maç izledik. Stan Van gundy maçları kazanmaya çalışmıyor. Rotasyonda öne çıkması gereken Pietrus varken onu pek kullanmıyor, Redick'i deniyor. Farklı savunma stratejilerine ve maç sonu oyuna bakıyor. Hidayet dışındakilerse bunu anlamışcasına takılıyorlar sahada. Memphis maçından sonra dün de skora isyan edip tek başına oynayan yine oydu. Ama Magic çoktan kepenkleri kapattı, 3. sıraya razı 6.yı bekliyor.

10 Nisan 2009 Cuma

İLKLERİ BİZ YAPARIZ, TARİHİ BİZ YAZARIZ...

Şu andaki hastalıklarım,

Sinuzit
Diş ağrısı (kanal tedavisi yapılacak)
Hastanede kan alayım derken kılcal damarımı tahrip ettiler ve kolum şu anda davul gibi şişik
Soğuk ter dökme
Geniz yanması ve akıntısı

Bu haldeyken dün akşam beni hastalıklarımdan 2 saat uzaklaştırdığınız için çok sağolun Dişi Aslanlarımız...

Gerçek Galatasaraylı

Maça sırtındaki 10 numaralı forma ile gelip, maç boyu 1 dakika oturmayan Arda Turan.

Ağlamak İstiyorum!

Erkeklerinden, futbolcularından beklerken kızları getirdi Avupa Kupasını Galatasaray'a. Her serbest atışın kupa değerinde olduğu maçı uzatmaya götürüp orada bitirdiler rakiplerini. Çok değil 3 sene önce küme düşmüştü bu takım. Yatırım yapılmıyordu, parasını zamanında isteyen gönderiliyordu. Ama bugün NBA'in en büyük yıldızları ile desteklenmiş kadrosu ve Galatasaraylılığı efsane olmuş kaptanı ile Avrupa kupasını kaldırıyorlar. Söylecek söz bulamıyorum bu kızlara, sadece ve sadece ağlamak istiyorum!

9 Nisan 2009 Perşembe

Kral Süleyman Döndü!

Fenerbahçe resmi sitesinde Basketbol şubesinin Willie Solomon ile yeniden anlaştığını açıkladı. Toronto'da bir süre düzenli forma bulduktan sonra birden gözden düşen ve takasların son gününde Sacramento'ya postalanan Solomon uzun süredir ciddi anlamda basketbol oynamıyordu. Play-off sürecinde Fenerbahçe'ye ne katabilir, eski Solomon olur mu, takımını bir gömlek yukarı çeker mi bilinmez ama taraftarın Kral Süleyman'ı geri döndü. O eski King Solomon tezahüratları tribünlerde yeniden moda olacak. Türk basketbol seyircisi için tuttuğu takıma bakmadan bir kazançtır Solomon ve play-off serisi artık kesinlikle daha renkli geçecek. Belki de o gittiğinden beri Fenerbahçe'ye karşı yeniden üstünlük kuran Efesliler şimdiden tedirgin olmaya başlamışlardır.

Memphis'te Ayı Avı


"Hedo is our hero," Dwight Howard explained after the contest. "In the fourth quarter we look at Hedo to bring us home. That's what he does best."

"Hedo bizim kahramanımız, Dördüncü çeyrekte işi bitirmesi için hepimiz Hedo'ya bakıyoruz. Bu onun en iyi yaptığı şey." Maçtan sonra Dwight Howard'ın son çeyrekte 10 sayı atarak maçı kurtaran Hidayet Türkoğlu için söyledikleri.

Başka söze ne hacet!

8 Nisan 2009 Çarşamba

Sörler de Hata Yapar!

Sen bunu sat, şunu koy takıma, Ah Ferguson vah Ferguson!

Sevgili Alper Öcal'ın şu yazısını okuduktan sonra dün geceki Man. Utd. - Porto maçı tabiri caizse cuk oturdu yerine. Öcal harika bir analiz yapmış, Evans da herhalde lambuja'yı takip ediyor ki okuyunca morali falan bozuldu maçtan önce. Johnny Evans nerde Pique nerde1 Ah be Ferguson böyle hataları yapacak adam mıydın sen, yaşlanıyor tabi sayın Sör!

Farklı Hedefler Peşinde Bir Takım


Houston deplasmanında alınacak bir galibiyet Orlando'yu 2.lik hedefinde potada tutacaktı. Keza aynı şekilde Toronto maçı verilmese de aynı durum söz konusuydu. Houston da Batı'da en az finallere kadar Lakers'tan uzak durmak istiyor bu yüzden 2 ya 3. sırayı zorluyordu. Her iki takımın da mutlak kazanması gereken bir maç anlayacağınız. Lige girdiğinden beri Howard'ı adım adım takip eden biri olarak Yao ile eşleşmesini dört gözle bekliyordum. Ligin bütün pivotlarını madara eden "Adam Çocuk" Çinli Dev'e karşı neler yapacaktı. Her ikisinin de bu kadar formdayken karşılaştığını görmemiştik. Açıkçası maç sonunda bu konuyla ilgili düşüncem "aman bir daha görmeyelim!" oldu. bu sefer madara olan Howard oldu. Daha kullandığı ilk iki topta bloğu yedi Yao'dan yetmedi bütün reverselerinde karşında Çin Seedi duruyordu, o da yetmedi morali bozuldukça diğer Houston uzunları adeta Howard'la kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. bir dönem Hakan Şükür için söylenirdi maça nasıl başlarsa öyle gider diye Howard da gerçekten öyle. Koca sezonda en fazla 2-3 kez yaşadığı sıkıntıyı bu sabah tam 48 dakika hissetti. Yao tam anlamıyla ezdi Howard'ı.

Buraya kadar her şey normal. Tanıdığımız Van Gundy böylesi bir durumda Howard'dan oynamayı keser, Yao'yu koşturur, dış şutlarla Howard'ı unutturur sonradan devreye alırdı. Ama Van Gundy tam aksine bütün maç bütün topları Howard'a indirtti. Adeta o sıkıntıyı, acıyı yaşamasını istedi oyuncusunun. Houston play-off sertliğinde oynuyordu ama Yao Ming final serisinin son maçında gibiydi. Howard'dan çözüm üretmesini bekledi sanırım Van Gundy. Maçın sonuna doğru Yao'nun biraz da olsa yorulduğu anlarda Howard yay dışına çıkardığı paslarla savunmasını biraz yumuşattı ancak bu sefer dış şutlar isabetli olmadı Magic'te. Son dakikalarda Houston üst üste hücumlardan boş dönerken 3'ü Howard'ın pasında tam 5 boşluk kaçırdı Magic. Belki onlar girse maç alınabilirdi ancak Van Gundy'nin hiç maçı almak istiyor gibi bir görüntüsü yoktu kenarda. 20 sayılarla önde olunan maçlarda bile yerinden hoplayan adam hep oturdu. Hatta ötesinde son 1,5 dakikada fark 10 sayıyken tam saha pres, taktik faul ve çabuk şut çalışması yaptırdı adeta takımına ve son ana kadar da devam etti. Rockets seyircisi bayağı yuhaladı Van Gundy'nin son 1,5 dakika kalan bütün molalarını kullanıp bu anlayışı gütmesini. Sonuç olarak T-Macsiz Rockets muazzam bir savunma takımı olduğunu ve konsantrasyon sağladıklarında her rakibi yenebileceklerini gösterdi.

Van Gundy'nin tavrını gördükten sonra aklıma doğrusu bir tek şey geliyor. Van Gundy 2. olmak istemiyor. Aksine 3. sırada kalmak istiyor sanki. Nedeni de Detroit Pistons. Senelerdir Orlando'ya kabir azabı niteliğinde bir sıkıntı yaratan tek takım olan Pistons'ı 7. veya 8. olma ihtimaline göre Cavs veya Celtics'le başbaşa bırakmak istiyor. Gözüken o ki fikstürü Chicago'ya göre biraz daha iyi olan Pistons konferansı 7. bitirecek, bu durumda konferans 2.si Boston. Garnett'in sakatlığının ne olduğu belli değil, Rondo devamlı bileğini burkmakta ve Pistons'ta R.Wallace geri dönmüş durumda. Orlando-Detroit eşleşmesi psikolojik açıdan Pistons'ı bir adım öne taşırken, benzer şekilde daha ilk turda Detroit'le oynayacak olmak Boston'ı kafaca yoracaktır. Ha Detroit 7 olmadı da 8 kaldı diyelim bu sefer Cavaliers'ın işi ilk turda çok zor olacak. Nereden bakılırsa bakılsın Magic saha avantajını bir tarafa bıraktı, Detroit'le oynamaktansa Miami ya da Philadelphia'yı istiyor. Kızamam, eleştiri yapamam, psikolojik etkenler çoğu zaman avantajları yok etmekte.

7 Nisan 2009 Salı

V Yaka Kazak - Kravat Modası

Bülent Sen Takımı Yönet, Kafanı Kızdıranı Takımdan Defet

Galatasaray’daki Lincoln-Bülent Korkmaz çekişmesi üzerine yaptığımız anket sonucunda gördük ki taraftarın Lincoln’e verdiği destek sona erdi. Lincoln’ün yaptıklarının gerçekten affedilecek bir yanı yok. Ancak dün akşam oynanan Gaziantep maçı gösterdi ki Galatasaray’ın Lincoln’e ihtiyacı da var. Arda oyun kurucu pozisyonunda gerçekten çok iyi oynadı. Ancak Lincoln gibi oyunun sadece ofanstan ibaret olmadığını bildiği için defansa da yardımını esirgemedi. Tabi bunun sonucunda da oyunun 70-75. dakikasından sonra da yoruldu. Konumuz burada tabiki Arda değil. Onu ancak övebiliriz şu hali ile. Önemli olan takımın Lincoln’e olan ihtiyacı. Burada benim görüşüm tabi ki iyi bir Lincoln’e (ilk devrenin son maçlarında olduğu gibi) takımın ihtiyacı her zaman olur. Ancak bir futbolcu klüpte hem sorun çıkarıp hem de saha içinde performans düşüklüğü yaşıyorsa onun bileti kesilmelidir. Diğer cephede olan Bülent Korkmaz’ın eylemleri ve söylemleri ise onca yıllık Galatasaray oyuncu karakterine ve etiğine hiç sığmayacak cinsten. Kendisine Lincoln’le ilgili sorulan her soruda Lincoln’ü taraftarın önüne atan cevaplar vermesi yanlıştan başka bir şey değil.

En son dün akşam maçtan sonra muhabir yine Lincoln’ün Antep’e niye getirilmediğini ve durumunun ne olacağını sorduğunda verilmesi gereken cevap en fazla "Dinlenmesini istedim" olur. Ancak Bülent yine beni şaşırtmadı ve “Ben onu Antep’e getirecektim ama sorduğumda ben hazır değilim gelmek istemiyorum” demek oldu. Böyle bir söz söylemiş olsa bile bunu kamuoyu önünde paylaşmış olmak Bülent’in t.d. hanesine ekstra bir eksi puan ekledi. Açıkçası önceki yazılarımda Bülent’in çok iyi bir Galatasaraylı olduğunu ancak iyi bir t.d. olamayacağını belirtmiştim. Bu düşüncemde herhangi bir sapma yok. Ben Bülent’in Galatasaray’ı şampiyon yapsa bile gelecek sezonu Galatasaray’ın başında göremeyeceğini iddia edenlerdenim. Ankette en ilginç olan ankete son anda eklediğimiz”Sıkıldım bu işlerden” seçeneği oldu. Taraftarın yine büyük bir çoğunluğu bu işlerin Galatasaray’a yarardan çok zarar getirdiği ve takımın performansının bu olaylardan etkilendiği görüşünde. Aslında mantıklı düşünüldüğünde de doğru olan bu. Ancak iki taraf da o kadar inatçı ki ve yaşanılanlar kamuoyuna o kadar çok aksettiriliyor ki kesinlikle iki testiden biri ya da ikisi birden kırılmadan bu işler bir yola girmeyecek. İkisini de gönderme seçeneği de taraftarın düşündüğü alternatiflerden biri olmuş ankete göre. Bu benim de seçtiğim seçenekti. Açıkçası bana göre madem bu kadar sıkıntı yaşandı bu konuda, ben olsam Lincoln’ü Rusyaya ya da Almanyaya satar para kazanır, diğer taraftan Bülent’in elini sıkar ve yollardım. Takımı Cevat hocaya emanet ederdim. Takım yapısında da Ardayı Lincoln’ün pozisyonuna geçirir, Oz büyücüsünü sola çeker Aydın’ı da sağa koyardım. Ama bu işler bu kadar kolay değil. Yaptım oldu demek de zor. Son olarak “aralarını bulurdum” seçeneği gerçekten bu iki insan işin içinde olduğunda olması mümkün olmayacak bir seçenekti. Ama ankete katılanların %9 ü iyi niyetli bir şekilde bu seçeneği seçmişler.

Lincoln ile Bülent arasındaki çekişme takımı olumsuz yönde etkilediği aşikar. Lincoln zaten sorunlu bir insan. İlginç olan Bülent’in bu olayı bu kadar sıcak tutmaya çalışması. Bülent’e yönetimce verilen yetki sanırım şuydu ki böyle hareket ediyor:

“Bülent sen takımı yönet, kafanı kızdıranı takımdan defet”

İkinci kısmı iyi yapıyor da birinci kısımda ben şüpheliyim.

6 Nisan 2009 Pazartesi

G.Antep - G.Saray Maçından Kalanlar

* Baros ne gol attı öyle be kardeşim!
* De Sanctis deplasmanlarda daha iyi mi oynuyor sanki?
* Emre Aşık Aşıkları Taraftar Kulübü kuralım!
* Hakan Balta bildiğin stoper oldu be yav!
* Bülent Korkmaz takıma alışmaya başladı, hamleleri daha doğru yapıyor.
* Arda'yı duruyor, yürüyor zannediyorsun bi bakıyorsun adam 50 metre gitmiş!
* Arda her geçen gün daha muazzam bir futbolcu oluyor.
* Baros'a ilk kez gördüğü bir kart için kızmadım, muhteşem kademe yaptı orada Volkan'a.
* Murat Ceylan ve İsmail geleceği çok parlak 2 adam.
* Tabata cidden Lincoln'den 2 gömlek üstün.
* Julio Cesar Antep defansını iyi toparlamış.
* Bu Bekir'in neresini öve öve bitiremiyorlar anlamadım.
* Lincolnsüz G.Saray Lincolnlü G.Saray'dan fizik olarak çok daha kuvvetli bir takım.
* 38 yaşındaki H.Şükür herhalde Ü.Karan'dan 3 kat daha fazla fayda verirdi bu takıma.
* Kewell'a hastayım arkadaş!
* Murat Şahin'e hem Fener'de hem Beşiktaş'ta büyük haksızlık yapılmış, bir kez daha gördük.

5 Nisan 2009 Pazar

Günün Fotoğrafı

4-1'lik Bolton mağlubiyeti sonrası Boro Menejeri Gareth Southgate'in kertenkele yemiş kıvamındaki yüz ifadesi. Ben asıl Seteve Gibson'ı merak ediyorum ama onu bulamadım.

Atlanta Fatihleri!