Sayfalar

20 Şubat 2010 Cumartesi

Çıkarın Katalonya Bayraklarını

Bazı sitelerde apo resmi açıldı diye yazıyordu zaten. Maçı izlerken de dikkat etmemiştim ama görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Bıktım artık spora siyaset karıştırmayın diyenlerden, bıktım artık delikanlılığın bizde kalmasından, bıktım artık misafirperverlik laflarından. Millet bize her türlü pisliği yapar, hem taraftara hem futbolcuya o ülkeden kurtulana kadar her türlü eziyeti çektirirler, ondan sonra biz tüm olanları sineye çekip onlara şirin görünmeye çalışırız. Biri gider koskoca Türkiye demez de yanlışlıkla! "Yunan misafirlerimiz hoşgeldiniz" der, birinin stadında o köpeğin resmini açarlar. Bazıları şimdi o resmi oraya açanların ispanyol olduğunu nereden biliyorsun diyecektir. O resim oraya girebiliyorsa bunun sorumlusu İspanyollardır. Diğer yandan bazıları da Lille maçında hatayı yapan adamdan dolayı Fransızları suçlayamayız diyebilir. Adam kafasından söylemiyor eline tutuşturulan yazıları Türkçeye çevirerek okuyor. O olayda da doğrudan Fransızlar suçlu. Artık bunları sineye çekmek istemiyorum. Maça gidebilir miyim bilmiyorum ama gidenler Türk bayrakları ile birlikte Katalonya bayraklarını da bulsunlar etsinler maça götürsünler sallasınlar. Hep biz mi sinirleneceğiz? Fenerbahçeli taraftarlar da yapsınlar birşeyler. Bir tepki koyalım artık bu olanlara da bunlar da yaptıkları hataların derecesi hakkında bir bilgiye sahip olsunlar.

Yaşasın Özgür Katalonya!

19 Şubat 2010 Cuma

Ey Fleurquin'in Ruhu Geldiysen...

Her Beşiktaş maçı öncesi aklıma gelir bu zat-ı muhterem. Lucescu zamanında 2001-2002 sezonunda takıma kiralık olarak gelmişti. Oyunu açısından çok fazla akıllarda kalmadı ama akıllarda kalan bir istatistiği mevcut. İsmi geçtiğinde futbolla ilgilenen herkes "şu ligde sadece Beşiktaş'a gol atan diğer maçlarda vasata bile ulaşamayan topçu değil mi?" der. Bilindiği gibi Galatasaray forması altında oynadığı iki lig maçında da Beşiktaş'a gol atması, Beşiktaş maçları haricinde varlığı ya da yokluğunun belli olmadığı bir futbolcuydu. Şimdi bunları düşününce bir Galatasaraylı olarak pazar gecesi oynanacak derbide ruhunun sahada olması ve topa hükmedip Beşiktaş ağlarıyla buluşturması dileğiyle...

Galatasaray'ın Kareası

Leo Franco her ne kadar yediği golde yaptırdığı barajla kapattığı köşeden golü yese de beklentilerimin çok çok üzerinde bir maç çıkardığı için kareasta olmayı bu maçta fazlasıyla hakediyor. İnşallah bu performansı eski takımına özel olmamıştır.

Uğur ofansif açıdan sakatlık öncesi seviyelere ulaşamasa da Atletico maçı gibi öncelikli amacın iyi savunma olduğu maçlarda kendisine verilen görevi çok iyi yerine getirecektir. Atletico maçında rakibin sol kanat oyuncularına yapıştı rahat pas yapmalarına engel oldu. Tatlı sert futbolu ile maçın kare asında yer aldı.

Neill. Valla Kewell'dan sonra Neill'i de görünce acaba bundan sonra transferleri Avustralya'dan mı yapsak demeden edemiyorum. Evet zaman zaman yavaş görünüyor ki bir pozisyonda Aguero'dan ters çalım yedi ve dönemedi, Aguero'nun şutu neyseki kalecide kaldı ama geneli itibari ile kendine güvenen, defanstan öncelikli olarak topla çıkmayı hedefleyen, defansı toparlayabilecek tecrübe ve kaliteye sahip bir futbolcu ihtiyacını tam anlamıyla karşıladı Galatasaray diyebiliriz.

Keita. Beyaz ile siyah gibiydi. İlk yarı hayaletti, ikinci yarı o hayalet, şekline bürünecek bir beden buldu, Keita oldu. Belki de devre arasında bir önceki postta Cenky'nin dediği gibi bir yağ operasyonu yapılmıştır kendisine. Neyse ne oldu devre arasında beni ilgilendirmez. Önemli olan iyi bir Keita'nın maçı tek başına alabileceği bir kez daha kanıtlandı. Rijkaard'a duyurulur...

Neft Yağı

Resimde görülen bitkiden elde ediliyor neft yağı, turpentine diye geçiyor yabancı kaynaklarda. Ekseriyetle deli gibi koşmasını istediğiniz kişi ya da mahlukun belirli bir bölgesine tatbik edildiğini söylüyor uzmanlar. Dün geceki Atletico Madrid - Galatasaray maçından sonra Vicente Calderon'un soyunma odalarını temizlerken misafir takım soyunma odasında boş bir neft yağı şişesi bulmuş temizlik görevlileri. Bizim kültürümüzde önemli bir yeri olduğundan neft yağına ilişkin özdeyişlerin ben tahmin edebiliyorum kime ve nasıl tatbik edilmiş olabileceğini. Keza her iki devrede çok ayrı 2 karakter sergiledi bu topçumuz, ilk devre adım atacak hali yokken, ikinci devre yerinde duramadı, koşmadan, depar atamadan edemedi. Her kim öğrettiyse Rijkaard'a tebrik ediyorum kendisini. Belki de Rijkaard değil de Arda'nın başının altından çıkmıştır. Asıl merak ettiğim kim tatbik etti elemana neft yağını?

Ertem Şener Yine Coştu.

Maç anlatımına bayılıyorum Ertem Şener'in. Tabiki Galatasaray maçları dışındaki anlatımlarında. Kelimelerle oynayışları, durumun derecesini ortaya koyabilmek için yaptığı abartılar, kinayeler, tecahü-l arifler, tenşidler, tevbihler, tehayyürler, tedellühler ne varsa katıyor maçı anlatırken kurduğu cümlelerin içine. Hele o futbolcularla ilgili verdiği ekstra bilgiler yok mu, onlarsız bir Ertem Şener anlatımı düşünemez oldum. Lille-Fenerbahçe maçında da futbol maçı anlatım lügatına yenilerini ekledi. Bir kaçı aşağıda:

-Hazard durdurulması çok zor bir futbolcu. O kadar süratli ki süratinden yardımcı hakem nezle olmazsa iyi.

-Alex’ten ara sıcaklar başladı.

-Topa konuşmayı öğretti (Vederson’un golü için)

-Volkan çıkmakta tereddüt etti. Niyet etti Volkan. Ama aldı Volkan. Hatasını telafi etti.

-İşte ters açı biz de terse düşüyorduk.

-Zemin çok kötü, özellikle defanstakilerin topa müdahalesini çok zorlaştırıyor.

-Guiza kaleye vursa biraz daha yaklaşsa, gol olsa.

-Bir asist oldu Deniz ne yaptın Deniz?

-Gervinho orada herkesi geriyor.

18 Şubat 2010 Perşembe

Meclisi Göreve Davet Ediyoruz! Yeniden!


Aşağıdaki yazı sevgili ozhano'nun 10 Şubat'ta kaleme aldığı yazı. Bizim düşüncemizde hiç bir değişiklik yok. Anlaşılan Hiddink'e 3,5 milyon artı primler sözü verilmiş gibi ki bu da yaklaşık 5 milyon yapar. Bakalım Türk futbolunun bekçiliğini yapan Fatih Terim karşıtı kıymetli vekillerimizin sesi ne kadar çıkacak. Yazıyı aynen koyuyorum aşağıya.

Türk Milli Takımı'nın başına kimin geleceği ile ilgili haberlere bakılırsa, takımın başına geçecek kişi TFF'nin de başından beri söylediği gibi ünlü bir yabancı teknik adam olacak. Türkiye'yi tanıması, Türk Futbolu'na adapte olması, futbolcu mantalitesine alışması vs. epey bir vakit alacaktır. Ancak gelecek yabancı t.d. ün altına 3-4 tane Türk teknik adam yerleştirilerek adaptasyon ve tanıma süresinin olabildiğince kısalmasını sağlamaya çalışılacaktır. Ne var ki bu gelecek isimlerin söylenmeye başladığı ilk günden beri aklıma takılan takılan bir soru var.

Tamam, gelecek bu teknik direktör Milli Takımı çok ileri götürebilir, başarıların altına imzasını atabilir. İnşallah, beklenti de bu olmalı zaten. Gelecek t.d. kim olursa saygı duyulmalı, destek verilmeli.

Ancaaak, işin bir de maddi boyutu var. Şimdi ismi geçenlerden en ucuzunun yıllık maliyeti 3 milyon euro civarlarından başlıyor. Hele üzerinde en çok durulan isim olan Hiddink de ise bu maliyet 6 milyona kadar çıkıyor. Şimdi Fatih Terim Milli Takımın başında iken yıllık aldığı 1,4 milyon euro'ya laf edip, fazla bulup mecliste bu durumun görüşülmesini isteyenler, hatta konuyla ilgili soru önergesi verenler takımın başına aşağı yukarı 6 milyon euro ile Hiddink gelirse ne yapacaklar? Türkiye şartlarında Türk bir t.d. olunca aldığı 1-1.5 milyon euro fazlayken yabancı olunca 6 milyon euro normal bir bedel mi olacak? Açıkçası bu soruları Fatih Terim'in aldığı maaşın yüksek olduğunu düşünüp mecliste görüşülmesi talebinde bulunanların ya da soru önergesi verenlerin, yaptıkları bu olayı yanlış bulduğumdan değil; Fatih Terim için böyle bir şeyi yapanların, onun aldığının 3-4 katını alacak biri gelince nasıl bir faaliyet gerçekleştireceklerini merak ettiğim için soruyorum. Yoksa Fatih Terim'in maaşına takanların derdi devletin parasının har vurulup harman savurulması değil, Fatih Terim'in kendisi, kişiliği, Galatasaraylılık kimliği vs. daha başka birşey miydi?

Bakalım, TFF yarın öbür gün yeni t.d.'yi açıklayınca meclisten biri de çıkıp " Kardeşim, bu milletin % bilmem kaçı yoksulluk sınırında yaşarken, biz daha 1 yıl önce Fatih Terim'in aldığı parayı çok bulurken, onun aldığının 3-4 katına Federasyon'un bir t.d. getirmesini kesinlikle kınıyorum" diyecek mi? Sizce der mi?

Eski Toprak

 
Fotoğraflar uefa.com'dan

T-Mac Takas Edildi! Takaslar Durmuyor!

T-Mac artık bir Kings oyuncusu ve tekrar basketbol oynayabilecek. Kings Tyreke Evans'ı Kevin Martin'e tercih etti ve yıldız skorerini Houston'a verdi. Bu takasla Kings de sezon sonunda genç nüvesine bir süper yıldız ekleme şansına sahip oldu. T-Mac'in 23,5 milyonluk kontratı sezon sonu bitiyor.

Houston: Kevin Martin, Sergio Rodriguez, Hilton Armstrong, Kenny Thomas
Sacramento: Tracy McGrady, Joey Dorsey, Carl Landry

Edit: Biz bu satırları yazdıktan sonra yaklaşık TSİ ile 21:30 gibi takasa Knicks de dahil oldu. Yorumlarda detaylı bir analiz yapan Ege arkadaşımızın dediği oldu ve takas üç takıma çıktı. Netice itibariyle sabah Sacramento'ya yola çıkan T-Mac akşam New York'a vardı. Takasta takım değiştiren adamlar şu şekilde:

Houston: Kevin Martin, Hilton Armstrong, Jordan Hill, Jared Jeffries, Larry Hughes ve Knicks'in 2012 1.tur draft hakkı
Sacramento:  Carl Landry, Joey Dorsey
Knicks: T-Mac, Sergio Rodriguez
Sacramento:

Bu arada sezon sonu D.Wade'e talip olması kuvvetle muhtemel olan Bulls John Salmons'ı Bucks'a Elson ve Kurt Thomas karşılığında takas ederek yaz sezonu için maksimum bütçe açıklığını yakalamış durumda. Aynı durum Kings için de mümkün. Sözün özü Kings ve Bulls ellerindeki genç ve yetenekli malzemeye birer süper yıldız ekleyebilirler.

2003 yılında Carmelo Anthony, Chris Bosh ve D.Wade'in önünde 2. sırada takas edilen Darko Milicic'in New York günleri de sona erdi. Milicic Brian Cardinal karşılığında Minnesota'ya takas edildi. Bu takas sezon sonu için Knicks'e 1.8 milyon daha bütçe rahatlığı getirmiş oldu. Yaz piyasasında Knicks'in tek hedefi Lebron James'i New York'a getirebilmek. Son yılların en büyük draft hayal kırıklığı olan Milicic bu sezon sadece 8 maçta, o da maçların son dakikalarında, forma giymişti. Cardinal'in kontratının satın alınarak salıverileceği ve bu oyuncunun Knicks tarafından kadro yer açmakta kullanılacağı söyleniyor. Keza Knicks ve Boston şu saatlerde olası bir Nate Robinson takası pazarlığındalar.

Bir Dev Takas Daha! Jamison Cavs'te!

 3 takımlı bir takas gerçekleşti dün gece. Clippers, Wizards ve Cavs önemli takaslara imza attılar.

Cavs: Antawn Jamison, Sebatian Telfair
Clippers: Drew Gooden
Wizards: Zydrunas Ilgauskas, Al Thornton, Emir Preldzic'in NBA hakları

Wizards biten bir kontrat, aktif bir potansiyel yıldız adayı ve bir gün gelmeye karar verirse N:BA'de etki yaratabilecek bir kısa kazandı bu takasla. 2010 yazı onlar için tam bir FA avı olacak.

Clippers Camby'i gönderdikten 1 gün sonra sezon sonua kadar pota altı rotasyonuna adam bulmuş oldu. Üstelik Gooden'ın kontratı sezon sonu bitiyor.

Cavs ise Lebron ve Shaq'la birlikte takımı şampiyonluğa taşıyabilecek çok önemli bir 4 numara ile West'in problemleri yüzünden sorun yaşadıkları 1 numraya vasatın üzerinde bir isim katarak çok ciddi bir iş yaptı.

Bu takas tutarsa sezon sonu Lakers-Cavs finali izlemeye hazır olun.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Arsenal mi Arsenal mı Yoksa At Nalı mı?

İlk öğretim yıllarımda a'ların üzerinde şapka işareti olurdu kelimedeki "a" harfinin inceltilerek okunacağını belirtmek için. Daha sonra nedenini bilmiyorum Türk Dil Kurumu tarafından kaldırıldı. Şu an ilk yarısı sona eren Porto-Arsenal maçında kendisine çok ihtiyaç duydum açıkçası. Sevgili İlker Yasin'in her Arsenal deyişi kulağımı tırmaladı. Ulaşabilsem kendisine "Abi ne olur Arsenal'de şu inceltme işaretini kullan" diyeceğim. Bu hatayı ben yapsam kendi çevremdeki 3-5 insan güler ben de düzeltirim geçer gider ama milyonlarca insana maç anlatan yılların spikeri bir insan bu şekilde sunum yapınca açıkçası "yapma İlker abi, spikerliği bırak, yorum yap, başka bir şeylerle uğraş" diyesim geliyor.
Bunun üzerine bir de M.T. Atletico-Galatasaray maçını İlker Yasin'in anlatacağını yazmış blogunda. Ne diyeyim. Allahtan yarın akşamki anlatacağı maçın takımlarının isimlerinde yukarıdaki gibi bir durum yok.

Blazer Camby

Bu forma da yakıştı Camby'e. Batı'da önemli işler yapmak isteyen ama önce Oden sonra Przybilla'yı kaybedip pota altında sadece Pendergraph, Aldridge ve bitik Juwan Howard'a kalan Blazers'a Camby ilaç gibi gelecektir. Uyumlu, çalışkan ve iş ahlakına sahip adam Marcu Camby, Roy'un da dönmesiyle Portland2ı bu sezon sürpriz bir finale taşıyabilir. Clippers'a Camby karşılığında giden adamlar Blake ve Outlaw oldu ki bu adamlardan muhakkak verim alınır Clippers'ta. Özellikle Blake Davis'i çok rahatlatacaktır. Bakalım takas süresi dolmadan böylesi faydalı yeni takas haberleri gelecek mi...

Keşke 11 tane M. Topal'ımız Olsa

Zaman gazetesinin haberine göre, Atletico Madrid maçında Rijkaard defansın göbeğinde Mehmet Topal, ön liberoda 2 tane Mehmet Topal oynatacakmış. Keşke kadroda 2-3 tane daha olsa da kanada ve forvete de serpiştirseydik. Haberi hiç okumadan, kontrol etmeden sitesine koyan webaslan'a da selam olsun buralardan...

Uygun'dan Maç Öncesi Uyarıları

Bu uyarıları dinleyeceksin, başkasını değil rakibi delip geçeceksin! Akıllı olun topçular, haddinizi aşmayın, duracağınız sayıyı bilin, makul saatte yatın, adam olun lan!

S. Tümer: İşin ehlini bulmuşken soralım; hani bir efsane vardır ya "cinsellik futbolcunun performansını düşürür" diye bu doğru mudur?
B. Uygun: Futbolcuların maçtan önce boğa gibi olması için o tarz işleri yapmaması gerekiyor tabii ki! Çünkü arenaya çıkıyorlar, her türlü saldıracaklar!
S. Tümer: Peki ne, neyi etkiliyor?
B. Uygun: Uykusuzluk en büyük sorun. Futbolcu mutlaka iyi uyumak zorunda. Evli arkadaşların hayatları daha düzenli ama bekar arkadaşlar bazen uykusuz kalıyor, sahada da performansları düşüyor.
S. Tümer: Peki uykusuzluk mu, cinsellik mi performansı daha çok düşürüyor?
B. Uygun: %70 uykusuzluk düşürür, % 30 ise haddini aşarsan düşürür.

16 Şubat 2010 Salı

The Box

Esrarengiz,
İlk yarım saati ile ilgi uyandıran,
Yavaşlayan,
Az biraz hızlanan,
Merak ettiren,
Görüntü yönetmenliği başarılı,
Şaşırtmak üzereyken vaz geçen,
Ne alaka dedirten,
Türü anlaşılamayan,
Mesajı çözülse de neden diye sorduran,
Bir acayip biten,
Son sahnesiyle "E yani dedirten",
Türünü cidden çözemediğim,
Senaristi ile fırsat olsa da konuşsam dediğim,
Cameron Diaz'ın oyunculuğunu hiç beğenmediğim,
2 saatlik zaman kaybı mı değil mi anlayamadığım,
Acayip bir film.

All-Star'da Mide Ekşitenler


Son yılların hem en zevkli All-Star maçını yaşadık hem de bir seyirci rekoruna şahit olduk, 108.713 seyirci Dallas Cowboys Stadında bu maçı efsanevi bir boyuta ulaştırdı. Wade, Lebron muhteşemdi Bosh, Howard, Melo, Dirk fazlasıyla renk kattı maça. Onlar katmasına kattı da 3 gün süren All-Star etkinliklerinde benim bir kaç senedir midemi ekşiten olaylar kendini tekrarladı. Bu böyle devam edecekse ya önlem alınmalı ya da organizasyon yeniden düzenlenmeli. Tamam doğrudur, reklam pastası, yayın hakları satışı yani işin ekonomik kısmına hizmet ediyor bu organizasyon fakat bu sene hem o muhteşem stada hem de o muhteşem maça rağmen mideler ekşimekten kurtulamadı. Benim midemi ekşitenler hemen şu aşağıdakiler:

1- Oynamayan Starlar
Milyonlarca insan üşenmeden internetten oy veriyor, mektupla oy yolluyor, cep telefonundan adam seçiyor ve toplamda 24 yıldızı alıyor o All-Star kadrosuna koyuyor. Amaç ne? Ligin en önemli ve spektaküler adamlarını o sahada görmek, onların kendilerini eğlendirdiğine şahit olmak, verdiği paranın ve emeğin karşılığını almak. Ancak bir kaç senedir Tim Duncan başta olmak üzere, gerçekte ciddi bir sakatlığı bulunmayan, bu hafta sonunu aktif dinlenme olarak geçirmeye çalışan abiler maça öylesine bir uğrayıp kaçıyorlar. İnanılacak gibi değil en çok oyu alan adamlardan Tim Duncan, Kevin Garnett, Paul Pierce ve Steve Nash'in toplam süresi 58 dakika, yani tek bir oyuncunun alabileceği toplam süreden biraz daha fazla. Bu ince hesaplar hiç mi hiç yakışmıyor bu büyük başlara.

2-Gençler
Rookies-Sophomores maçına neden 9'ar kişi seçiliyor, bu oyuncuları kim seçiyor, hiç anlamıyorum. Bir çok önemli adamı izleyemedik o maçta, neden izleyemedik? En azından DeRozan hak etmiyor muydu orada olmayı. Adamı smaç yarışmasına al, Rookie Challenge'a alma. Ekşitti midemi.

3-Smaç Yarışması
Olmaz olsun böyle yarışma arkadaş. Robinson'ın son smacını çıkar, DeRozan'ın Weems'in üzerinden vurduğu smacı da birlikte çek al oradan geriye ne kalıyor? Kusura bakmayın ama Amerikalılar'ın deyimiyle çöp! Ligde  o kadar smaççı eleman varken bunlar kim Allah aşkına! O kadar mı zor yıldızları smaç yarışmasına getirmek. O kadar mı mahkumuz Wallace, Brown, Gordon'a!?!

4-Cumartesi Gecesi Etkinlikleri
Tamamen kıytırıktan ve sırf sponsor edinmek için uydurulmuş bu yarışmalara mecbur muyuz? Mecburuz, midedeki ekşimeler zorunlu.

5-Üçlük Yarışması
İlla o sezonki iyi üçlük atan adamlar mı gelecek kardeşim bu yarışmaya. Bu ligde en az 10 tane üçlük profesörü varken bu asistanların orada işi ne? Arkadaş Frye'ın üçlük yarışmasına katılmasının mantığı nedir, Frye bu sezona kadar çizginin arkasından şut atmayı mı biliyordu ki bugün orada olmayı hak ediyor!?! Redick nerede kardeşim!?!

Budur, sanki 3 gün boyunca alay edilmiş gibi hissediyorum. Maçı bir kenara koyunca kandırılmış adam psikolojisindeyim.

15 Şubat 2010 Pazartesi

Bursa Leverkusen

Bu geceki maç da Bursaspor'un son dakikalarda yediği gol bana 2001-2002 sezonundaki Bayer Leverkusen'i hatırlattı. O dönem Yıldıray'ın da formasını giydiği Leverkusen 2 hafta içinde hem Almanya Kupasını hem de Şampiyonlar Ligi'ni finalde kaybetmiş, Şampiyonluğu da son hafta Bayern Münich'e kaptırmıştı. Hatta 3 kupayı birden kaybeden Leverkusenli futbolcuların psikolojik çözküntüye girdiği ve bir çoğunun terapi aldığını hatırlıyoruz. Bursaspor'un kaybettikleri Leverkusen'in kaybettikleri kadar değil belki ama, uzun seneler sonra ilk kez böylesi dolu dizgin giden Bursaspor'a son dakikalarda yazık oldu geride kalan 5 günde. Fenerbahçe ve Trabzonspor'dan son dakikalarda yediği tokatlar futbolcuları bir hayli etkilemiş durumda. Sahadan çıkarken hiç bir Bursalı topçu önüne bakamıyor, yüzlerini yerden kaldıramıyorlardı. Umarım Leverkusenlilerin yaşadığı psikolojik yıkıma uğramaz ve lig sonuna kadar futbolumuza renk katmaya devam ederler. Ertuğrul Sağlam için de çok önemli bir kariyer testi olacak şu önümüzdeki 2-3 hafta.

14 Şubat 2010 Pazar

İstanbul AFK B 0 - 36 Sakarya Tatankalar

Aslında üzerine uzun uzun yazmak gerekir ama ben gelecek haftaki Koç Rams maçını bekliyorum. O maç sonrası bu sezonki hikayemizi anlatacağım. Hem ofansta hem defansta her geçen gün gelişme gösteren takımımı kutluyorum. Profesyonel liglere tarihinde ilk kez iştirak eden Tatankaların bu ilk galibiyeti tarih sayfalarındaki yerini aldı. Hedef önümüzdeki 2 maçı da kazanarak wild card oynayabilmek ve 1. Lige terfi edebilmek. Ama her şeyin ötesinde centilmence, sportmence ve zevk alarak, eğlenerek spor yapmak, yaptırmak. Ayrıca Sevgili dostum Taner Şengül'e de sonsuz teşekkürler. O olmasa bugünkü durumumuza gelemezdik.

Çalışan ve inanan kazanır, kaybetse bile...

Dev Takas! Butler Dallas'ta

Caron Butler, Brendan Haywood, Deshawn Stevenson ve nakit para karşılığında Washington Josh Howard, Drew Gooden, James Singleton ve Quinton Ross'u aldı. Butler bu takasın nüvesi olarak gözükse de bence Haywood Dallas'a çok şey katacaktır. Cuban yine bir sezon ortası takasıyla şampiyonluk yakalayabilir miyim hevesi içinde güzel para saçtı diyebiliriz. Keza sezon sonu Wizards yaklaşık 15 milyonluk bir yükten kurtulurken Cuban'ın nurtopu gibi bir kontratı daha oldu. Wizards lotarya ve tasarruf peşine düştüğünü yeniden ispat ederken acaba sıradaki hareketleri Mart ayında çıkacak bir Arenas kontrat feshi olabilir mi diye insan düşünmeden edemiyor.