Sayfalar

26 Ağustos 2011 Cuma

BEŞİKTAŞ UEFA AVRUPA LİGİ'NDE E GRUBU'NDA


1. Dinamo Kiev
2. Beşiktaş
3. Stoke City
4. Maccabi Tel-Aviv

Dinamo Kiev artık bziden biri. Stoke City'yi ise Tuncay vasıtası ile geçen seneden biliyoruz. Maccabi de tanıdık sayılır. Yani şanslı bir kura Beşiktaş için. İnşallah Alania gibi bir olay başlarına gelmez. Hayırlı olsun...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Trabzonspor Şampiyonlar Ligi'nde!!! Fener Şike'ye Karıştığı için İhraç Edilmiş!!!

Resme tıkla açıklamaya git!

Açıklamanın ilk ve en önemli paragrafı "The UEFA Emergency Panel, composed of the UEFA President and four members of the UEFA Executive Committee, met today following the decision of the Turkish Football Federation to withdraw Fenerbahçe SK from the 2011/12 UEFA Champions League due to the fact that the club has been involved in match-fixing." Yani diyor ki TFF Fenerbahçe'nin şike olayları içinde yer aldığı için ihracını istemiş, daha da yanisi TFF Fenerbahçe'yi çoktan düşürmüş!

Bugün Türk Futbolu için tarihi bir gün oldu. Trabzonspor ilk kez Şampiyonlar Ligi Gruplarına ihraç kararı ardından kalırken gözüken o ki Türk Futbolu'nun geleceği de çizilmeye başladı. Bu karar UEFA'nın Fenerbahçe'nin şike yaptığına, Trabzonspor'un hiç bir şey yapmadığına inandığının ispatıdır. Fenerbahçe küme düşmüştür dersek yalan olmayacaktır sanırım bu saatten sonra. TFF'nin güzide başkanı M.Ali Aydınlar UEFA'nın bugünkü manevralarının ardından hem Trabzonspor hem Fenerbahçe hem de Galatasarayı karşısına almayı başarmış, Futbolu yönetemeyeceğini alenen ispat etmiş bir adam olarak halen o koltukta nasıl oturmaktadır hayretler içerisindeyim.

Parmağımızı kesemedik, kolumuzu kestiler be Başkan!!!

Şikeyi Teşviği Bırak Podolski'ye Bak!

Eğer bu transfer olursa play-off da oynansa, 5 maç eliminasyon da oynansa, Galatasaray şampiyon olamayana kadar lig devam da etse, Galatasaray şampiyondur benim gözümde arkadaş! Podolski ile taraftarın gönlü kazanılır, taraftar mest-i hüda edilir, taraftar coşar, uçar, hoplar, zıplar, takla atar!

TFF'NİN DEĞİL UEFA'NIN ŞİKE-TEŞVİK KARARI

UEFA, 23 Ağustos 2011'de Türkiye Futbol Federasyonu'na gönderdiği yazıda, ülkemizde sürmekte olan şike soruşturması çerçevesinde, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bu sezon Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktan çekilme kararı vermesi gerektiğini, kulüp bu yola gitmeyecek olursa, Türkiye Futbol Federasyonu'nun Fenerbahçe'yi 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktan men etmesi gerektiğini, bu 2 yoldan herhangi birisi benimsenmeyecek olursa, UEFA'nın kendi disiplin soruşturmasını başlatabileceğini ve Türkiye Futbol Federasyonu yani ülkemiz aleyhine disiplin yaptırımları uygulama yoluna gideceğini bildirmiştir.

Bu yazı üzerine durum TFF tarafından yazılı olarak derhal Fenerbahçe Kulübü'ne bildirilmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü, 24 Ağustos'ta TFF'ye gönderdiği cevabi yazıda, TFF'nin bu konuda iddianamenin mahkemece kabulünün beklenmesine yönelik kararına saygı duyduğunu ve kendisine tanınan kısa süre içinde böylesine önemli bir konuda herhangi bir karar almasının fillien mümkün olamayacağını bildirmiştir.

Bu gelişme karşısında, durum 24 Ağustos'ta TFF Yönetim Kurulu'nun yapmış olduğu olağanüstü toplantıda ele alınmış ve gerek Fenerbahçe'nin maruz kalabileceği, ağır disiplin yaptırımları gerekse Türkiye Futbol Federasyonu'nun yani ülkemizin maruz kalabileceği disiplin yaptırımları göz önünde bulundurularak, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılmaktan men edilmesine karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

1. Alınan karar TFF değil UEFA'nın kararıdır. UEFA'nın sopasını kafasına yemeyen TFF asla böyle bir karar veremezdi. UEFA büyük ihtimalle şu an için olması gereken kararı ver bana bırakırsan hiç yan yollara sapmam çatır çatır çakarım cezaları ki bu da öyle 1-2 sene ve sadece kulüplere yönelik olmaz dedi TFF'ye. Zamanında TFF'nin gereken iradeyi gösterememesi sebebiyle ülkenin Şampiyonlar Liginde temsil edilememesine sebep olmuş olay olmuştur bu.

2. TFF Başkanı etik kurulla ilgili açıklama yaparken adı geçen kulüplerin Avrupa Kupalarına katılması hususunda insiyatifi takımların kendisine bırakırken olayların buraya geleceği açıktı.

3. İddia ediyorum bu karar günlük bazda düşünüldüğünde hem Türk futboluna hem de Fenerbahçe'ye maddi ve prestij kaybı vermiş olsa da ileriye dönük daha da büyük zararlardan kurtarmıştır. Mahkemenin vereceği karara göre ise halen daha Beşiktaş ve Trabzonspor'un bu zararlara uğrama tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır.

4. Çoğu kişide olduğu gibi bende de oluşan en önemli düşünce niye 1 gün kala bu kararın verildiği. Burada da TFF'nin işleri ağırdan alması geliyor.

5. Bu alınan karar bu zaman kadar her açıklamasında tü kaka haline getirilen Ünal Aysal'ın söylemlerinde ne kadar da doğru olduğu gerçeğini de göstermiştir.

6. Zamanlama açısından TFF başkanının sayın Cumhurbaşkanımız ile görüştükten ve sanırım oluru aldıktan sonra kararı kamuoyuna gönül rahatlığıyla aktarmıştır. Çünkü biri saldırırsa valla Cumhurbaşkanı'na dedim o yap dedi diyecektir. Malum hiçbir konuda üzerine hiçbir mesuliyet almadığı bilindiği için.

7. Elin adamı Şampiyonlar Ligi'nin prestijine önem veriyor, markanın kirlenmesine neden olacak tüm oluşumları her ne pahasına olursa olsun elinin tersiyle itiyor, bizim adamımız ise çokça dillendirdiği Türk futbolunun marka değeri adına olayları zamana yayıyor, halen daha top çeviriyor. Nasıl bir marka değeri anlayışı bu ben anlayamadım doğrusu...

Prestij yerlerde, UEFA tokatlayıp gitmiş zaten, ülke puanları da artık 1980'li zamanlara döndü, taraftar hızla futbol sahalarından çekiliyor. Tüm bunların sebebi kim: Galatasaray ve Ünal Aysal. Hadi Oradan...

ArsenOff

Yeni Arsene Wenger bu sanırım. Öfleyen, püfleyen, elleri hep başının arasında, yüzü asık ve ne olup bittiğini anlamaz şekilde bakan bir adam. Çok fazla Fransızlaştırdığı ekibi tam da yeni yetme Britanyalılarına kalmışken bu sefer Wilshere'ın sakatlık haberiyle yıkıldı artık kocadığı söylenen kurt. Jack 3 hafta yok, Fabregas sonrası Nasrisiz de kalan orta sahanın ilacı Frimpong değil, bu da aşikar. Arshavin isteksiz, mutsuz ve yaratıcılıktan uzak, Rosicky eve ekmek götüremeyecek kadar yorgun, Ramsey tecrübesiz. Wenger'in 3 değil tam 4 direğe ihtiyacı var.

1 Kaleci: Seaman tadında takımı kurtarışlarıyla ateşleyebilecek bir adam
1 Defans: Tony Adams gibi gerektiğinde çirkef, gerektiğinde ağabey ama takımı hep teyakkuzda tutan bir stoper
1 Orta Saha: Viera gibi oyunu iki yönlü ve 90 dakika oynayabilecek, hem zeki hem kuvvetli bir dinamo
1 Forvet: Bergkamp ya da Henry'nin gençliği gibi kolay adam geçebilecek, yoktan gol çıkaracak, sahada olması rakibi ürkütecek bir santrafor

Wenger'in elindeki kadroyla işi çok zor. Senelerdir tecrübesi ve sürekliliği olmayan bir kadroyu kendi elleri hazırladı. Alternatif üretemedi, sadece yedek olabilecek adamları topladı durdu. Bu noktadan sonra çok ama çok düşünecek Wenger. Umarım ne yapacağını iyi kestirebilir. Yoksa sonu geçen sezonki Galatasaray gibi olacak koca çınar Arsenal'in.

Mou, Ne İşin Var Tenhalarda!!!


Aloo? Yaw bu antreman sahası ne taraftaydı? Galatasaray maçına yetişemeyeceğim. Şurdaki sakallıya sorsam mı acaba ?!!??'

Play Offff Off !!

Engin Journal haberlerinin açılış cümlesiydi “Gün geçmiyor ki bir garipliğimiz daha yaşanmasın.” Türkiye Futbol Federasyonu da sağ olsun her gün yeni bir gariplikle karşımıza çıkıyor. Bu seferki de malumunuzdur ki Super Lig’de playoff-playout uygulamasının getirilecek olması oldu. Şike-teşvik olaylarını unutturamasa da gölgede bırakmaya yönelik bir haber bekliyordum zaten ama böyle bir kökten değişim hareketinin eyleme geçirebilmeye cesaret edebileceklerini düşünmek mümkün değildi. Malum cesaret ve TFF hele ki son zamanlarda birbiriyle tamamen zıt iki olgu haline geldi.

Playoff olayının metodu, matematiksel yapısı, dört işlemi falan umurumda değil. Bir arkadaşım anlatmaya çalışmıştı dün. Yarısında kendisi yoruldu anlatmaktan. Yok işte nisan’a kadar 34 haftalık maçlar oynanacakmış. Hafta içi de maçlar olacakmış doğal olarak. Normal sezon bittikten sonra ilk dörde giren takımların puanlarının yarısını alacaklarmış, bunlar kendi aralarında iç-dış saha olmak üzere oynayacaklar. Orada birinci olan şampiyon olacakmış. Bu arada Milli Takım, Türkiye Kupası ve Avrupa Kupası maçlarını da sokuşturulacak imiş araya sanki çok rahat bir takvim varmış gibi. Bayağı bir düşünmüş işin ehlileri anlaşılan. Artık yanlış anlattıysam kusuruma bakmayın. Altı üstü bir sezon oynanacak. 9 bilinmeyenli denklemin çözümü gibi mübarek. Anlatılan üzerine tek bir soru sordum zaten: Mesela birinci ile ikinci arasındaki fark normal sezonda 10. Playoff'ta yarıya indi, kaldı 5. Birinci ikinciye yenildi kaldı 2. Normal sezonda bu yenilgi olsa fark 7 olacaktı. 7 nere 2 nere, adalet bunun neresinde? Pardon ya, adalet ve TFF; birbiriyle yine alakasız iki şey...

Aslında benim açımdan bu uygulama karmaşık olmasına rağmen adaleti ile ilgili bir iki rötuş yapılırsa gayet güzel. Taraftarlar açısından da güzel olmalı. Ne kadar çok heyecan seviyesi yüksek maç, o kadar fazla eğlence. Ben olaya bu şekilde bakar(d)ım. Eğer şike-teşvik olaylarını kuma gömmek, ayrıca yayıncı kuruluşun yaşanan olaylardan kaynaklanan zararını karşılamak gibi bir amaç güdülmese yani normal olarak bitmiş bir sezonun arkasından TFF böyle bir uygulamaya geçiyoruz deseydi eyvallah bana uyar derdim. Dediğim gibi sonuçta taraftar için heyecan önemli ve ilk dörtte muhakkak ki o heyecanın yaşanabileceği bir iki takım olacak.

Diğer yandan bir düşünün, şimdi yayıncı kuruluşun maddi tehditlerine boyun eğip bu uygulamayı destekliyoruz diyen başta Demirören ve diğerleri acaba şike-teşvik olayları olmasaydı nasıl bir tutum takınırlardı? Bir kişi inanıyor mu doğrudan kabul edeceklerini bu sistemi? Hemen para ver o zaman diyeceklerdi yayıncı kuruluşa. Ya da ben 34 haftada almışım puanımı şampiyon olmuşum ne alaka tekrardan playoff yapmak demeyecekler miydi? Bir de Avrupa maçlarından dolayı geçen sezonlarda sürekli lig maçlarının ertelenmesini isteyen sevgili başkanlar böyle bir sisteme nasıl yaklaşırlardı? Eski sisteme göre olan bir normal sezonda bile mızıkçılık yapmaya çalışırken böyle sıkışık bir takvimde böyle bir istekte bulunamayacaklarını bilemezler miydi? İddia ediyorum biri bile kabul etmezdi.

İşin komik tarafı da bir muhabirin Mehmet Ali Aydınlar’a sorduğu soruda gizli:

Soru: Bu sistemin yayıncı kuruluş tarafından önerildiği, Türk futbolunda yaşanan son olaylardan sonra oluşan maddi kayıplarının karşılanması için getirildiği söyleniyor.

Cevap: Olur mu öyle şey. Bu tamamen TFF’nin kendi içinde almış olduğu ve başlayacak sezonda uygulamaya konulacak bir sistemdir. Ancak yayıncı kuruluş da bu sistemi destekliyorsa (yani bizim için önemli bir husus değil aslında demeye getiriyor) bu da yaptığımız değişikliğin doğruluğunu gösterir.

Çocuk kandırdıklarını zannediyorlar herhalde. Tuvalete giderken bile yayıncı kuruluşa haber verdiğinizden haberimiz yok sanıyorsunuz. Siz bir karar alacaksınız ve bu kararı almada yayıncı kuruluşun isteklerini göz önünde bulundurmayacaksınız. Gittikçe daha da komik ve ezik oluyorsunuz bizim gözümüzde…

Bir hususta getirilecek olan bu yeni sistemin sebebi hakkında. Eski sistemin demek ki bir sıkıntısı vardı ki sistem değişimine gidiliyor. MAA gibi sadece heyecan denilmesin lütfen. Arkasında yatan gerçekleri delikanlı gibi anlatmak işte cesaret ister. O da bu TFF’de yok zaten.

Son olarak, eğer bu son olaylar yaşanmasaydı destekleyebileceğim bu uygulamayı sırf birilerini kayırmak, birilerine yaranmak amacıyla ortaya atan TFF’ye isterseniz dörtlü playoff değil bütün sezonu dört büyükle yapsanız bile almanız gereken kararları almadıkça, hep kaçak güreştikçe ve hep böyle kıvırttıkça olayların farkında olan bir kişi bile başlayacak sezondan heyecan duymayacaktır demek istiyorum. Siz şu şike-teşvik olaylarıyla ilgili kararlarınızı cesaretli ve adilane bir şekilde verin, ondan sonrasını merak etmeyin, bu lig sistem değişimine gerek kalmaksızın yine heyecanlı olur, yayıncı kuruluş da tıtım tırım tırmalamaz param gitmesin diye...

Barca'daki Ajan Yakalandı!!!

Barcelona'nın Cesc Fabregas transferinden sonra kulüpteki ajanlardan biri olduğu ortaya çıkan Arsenedog güvenlik kameralarına yakalandı...

23 Ağustos 2011 Salı

Eğlenmek İçin Oynamak, Koşulsuzca...

Bir top, dört taş yeter. Forma, ayakkabı, stad, seyirci gerekmez. Futbol bir oyun, ama biz oynamayı çoktan unuttuk...