Sayfalar

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Vuvuzela Serbest!

Şimdi iyi mi oldu, kötü mü oldu, sevinecek miyiz, üzülecek miyiz çözmeye çalışıyorum. İşin hem sosyo kültürel yanı hem de mantıksal tarafı var. Ama ne kadar konuşursak konuşulam Dünya Kupaı düzenleme komitesinin dün yaptığı açıklama Vuvuzela'nın şampiyona'da serbest olacağı yönünde. Bi izleyenlere de, futbolculara da, Güney Afrikalılar'a da hayırlı olsun. Artık nasıl olacaksa? Karışık duygular içinde olmak demek ki bu.

Şöyle bloglar da açılmış baksanıza:

Vuvuzela Yasaklanmasın!

Ban the Vuvuzela! (Consigliere'ye teşekkürler)

17 Temmuz 2009 Cuma

Topuklu Ayakkabı İle Depara Kalkmak

Birçok kadın için topuklu ayakkabılarla yürümek bile işkenceyken İsrail'de düzenlenen bir yarışmada onlarca kadın topuklu ayakkabılarıyla depar atarak bin dolar kazanmak için yarıştı. Tabi ortaya komik görüntüler çıkmış. Öyle tasarım harikası, her bakımdan daha hızlı koşmak için imal edilmiş, rahatlığı ve ergonomisi en iyi şekilde yapılmış koşu ayakkabılarıyla sprinte kalkmak kolay. Usain Bolt cesareti varsa bir de bu şekilde koşsun da görelim.

video

Kanal 24'ün Yeni Spor Servisi

Okay Karacan (Aceto'nun Misafir Yazarı), Ali Okancı (Pennearabiata), Erbatur Ergenekon (Erbo's) ve Özer Selik (Ercan Taner'in sağ yanındaki polarlı arkadaş) Kanal 24 ile anlaşmışlar. Bir anlamda bloggerların da buluşması oluyor. Demek ki bu sezon bir gözümüz de Kanal 24'te olacak. Umarım başarılı olurlar yeni adreslerinde. Haberi şuradan aldım.

Ne Olacak Bu Adebayor'un Hali?

15.07.2009

Bir broşür transferi daha mutlu sonla tamamlandı. Adebayor, Manchester City’nin sağlık kontrolünden sorunsuz geçmiş. İş buraya kadar geldiyse anlaşma olmuş-bitmiş demektir diyebiliriz. Ancak imza atarken Adebayor’u durdurabilecek tek şey birinin çıkıp “Durun o imzayı atarken tüm dünyada biyolojik silahlar harekete geçecek” gibi bir isyanda bulunması halinde anlaşma düşebilir. Dünya bu her şey olur! mu demek isterken bir anda acaba çok mu dizi izliyorum düşünceleri beni benden alırken aklıma aceto’nun Arsenal ilk üçe bile giremez tezi takılıyor.

Arsenal en son ne 2000-2004 yılları arasında şampiyonluk görmüştü. 2004/2005 sezonunu ikinci tamamlamışlar ve ardından gelen yılları 3 ve 4′üncü sıralarda tamamlamışlar. Geçen sezonu da zaten dördüncü tamamladılar. Adebayor da takımdaydı. Yani demem odur ki, “Bize bilmediğimiz bir şey söyle aceto. Bu takım her sezon ilk üçe girmekte zaten zorlanıyor.” Ayrıca ben inanıyorum ki eğer Arsenal Fabregas’ı da satmazsa bu yıl geçen yılkinden daha başarılı olacak. Neden mi?

Arsene Wenger, tabi ki Alex Ferguson ile Premier Lig’de jenerasyonları en iyi yakalayan teknik direktör. Davor Suker’li dönemden, Pires’li, Ljungberg’li ve Henry’li döneme geçişi çok iyi sağlamıştı. Şimdi de elinde çok muhteşem yetenekleri olan bir jenerasyon var. Nasri, Fabregas, Eduardo, Rosicky, Arshavin ve Van Persie birbirinden nitelikli, inanılmaz hızlı düşünen ve oynayan, deparları mükemmel futbolcular. Ve hepsi gole yakın isimler. Liverpool ile 4-4 biten maçını unutmadık Arsenal’in. Arshavin ve Walcott inanılmaz deparlarla Liverpool defansını sürklase etmişti. (sürklase kelimesini de sanırım ilk defa kullandım blogda. hepimize hayırlı olsun)

17.07.2009

2 gün önce neler demişim. Neler olmuş, olmamış. Manchester City henüz Adebayor’a formayı giydiremedi. Taze çalışma izni çıkarmaya çalışıyorlarmış. Ben tam anlayamadım neden yeni bir çalışma izninin daha gerek olduğunu. Zaten İngiltere’de çalışıyordu adam. Sadece kulüp değiştiriyor. Neyse o prosedürler şimdilik Manchester City’nin derdi olsun. Bu derdin de büyüyebileceğini söyleyebiliriz. Çünkü bu dönemde Milan ani bir atak yapıp oyuncunun kafasını karıştırabilir. Adebayor da para yerine Milan’ı tercih edebilir. Ayrıca Milan’ın onun gibi bir forvete çok ihtiyacı var. Artık Inzaghi’yle, Shevchenko ile olmayacak bu iş. Pato tek başına yetmeyebilir. Belki 2 sene sonra Kaka’nın seviyesine gelebilir. Boriello ise henüz Milan’ın forvetinin yükünü kaldıracak bir adam değil. O yüzden Adebayor eğer bir mucize olur da Milan teklif yaparsa, kesin oynayabileceği ve Weah’tan sonra Milan’da bir Afrikalı olarak efsaneleşebileceği Milano takımına gidebilir. Futbol bu, her şey olur…

İki gün evvel Adebayor giderse Arsenal’e yine bir şey olmaz tezimin arkasındayım. Ayrıca Arsene Wenger bu yıl muhtemelen Oğuzhan Özyakup gibi bir genç yeteneği Walcott’u 16 yaşında takıma aldığı gibi bazı maçlarda sahaya sürecektir. Bir de eğer Adebayor’dan gelecek bonservis bedeli ile yerini doldurabilecek kaliteli bir forvet neden almasın ki? Tottenham’dan Darren Bent, Arshavin’den çok daha iyi verim alabilmek için ulusal takımdan arkadaşı Roman Pavlyuchenko’yu yine Tottenham’dan alabilir. İkisi de topun ağzında. Tabi ki bu transferler iki ezeli rakip arasında ses getirmesi, olay yaratması önemli transferler… Transfer piyasası bu, her şey olur…

sevgiler volkanbk3

UEFA Avrupa Ligi Kura Çekimi- GS ve FB'nin Rakipleri

Olası rakipler:
Galatasaray (7. grup):
KR-Larissa (2-0), Liepagas Metalurgs-Dinamo Tiflis (2-1), Sliema-M.Netanya (0-0), Juevenes-Polonya Varşova (0-1), Vetra-HJK (0-1)

Fenerbahçe (6. grup):
Young Boys, Sturm -Siroki Brijeg (2-1), Bnei Yehuda-Dinaburg (4-0), Gorica-Lahti (0-1), Honved

Daha rakipler belli olmadan bir de sallama rakip seçelim:
Galatasaray-Vetra/HJK
Fenerbahçe-Sturm/Siroki Brijeg

Bakalım Tutacak mı:D

İşte sonuçlar:
Fenerbahçe-Honved (Macaristan)
Galatasaray- Sliema (Malta)/M. Netanya (İsrail)

Hayırlı olsun...

Sivasspor'un Şampiyonlar Ligi Ön Eleme Turundaki Rakibi Anderlecht :D

Shakhtar, Sporting, Panathinaikos, Celtic ve Anderlecht'den biri olacaktı. Yunan temsilcisi ilk giden oldu. Arkasından geçen sezonun UEFA Kupası Şampiyonu Shakhtar. Sporting de onun arkasından. Sanırım gönüllerinden geçen olacak. Celtic ya da Anderlecht. Helal be. Çekenin eline koluna sağlık. Anderlecht rakibi Sivas'ın. İlk maç da deplasmanda. Bu da bir avantaj. Açıkçası en kolayı geldi. Bir ihtimal doğdu. Hadi hayırlısı. İşlerinin zor olacağını düşünürken nispeten daha kolay bir rakipleri oldu. Ama Anderlecht deyip gevşerlerse halleri harap olur. Her ne kadar Bülent Uygun'u sevmesem de VİVA SİVASSPOR. Geçen sene ön elemede Bate Borisov'a sürpriz bir şekilde elenmişti Anderlecht. Bu sene de Sivas aynısını yapar mı yapamaz mı bilmem ama bu sefer işi çok sağlam tutacakları bir gerçek.

Nike Reklamı gibi La Liga

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga'da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

16 Temmuz 2009 Perşembe

Sabri'ye İthafen:"Yokolmanın Dayanılmaz Ağırlığı"

Tobol-Galatasaray maçının skoru, oynanan sıkıcı oyun, Rijkaard'ın tercihleri ve benzeri gibi maç ile alakalı hiçbirşey umrumda değil. Evet Galatasaray 35 pas yapmadan kendi yarı sahasını geçemedi, zaman zaman Tobolsporlu futbolcuları bir Messi, bir İniestavari paslarla izledim, top kaybetmemek uğruna maç boyunca yapılan 1 milyon pasın dörtte üçü geri ya da yanaydı, evet Servet ve Gökhan'dan oluşan defans bloğu evlere şenlikti, Erhan Şentürk'ün adını hiç duymadım neredeyse. Bunların hepsine dayanırım, eğer başarı bekliyorsak dayanmalıyız da. Rijkaard'ın futbolcuları tanıması lazım, sistem yeni alışmak lazım, gençler tecrübesiz güvenmek lazım.

Ama dayanamayacağım tek bir kişi var artık: Sabri Sarıoğlu. Kendi taraftarının çoğunun gözünde artık değeri iyice sıfırlara yaklaşan Sabri hala daha bir arpa boyu yol alamıyor. Kaç yıldır ne orta yapmayı öğrendi ne defans yapmayı ne de hücume katkı yapmayı. Biz hala 1453 yılında Liverpool ile Şampiyonlar Ligi'nde oynadığımız maçtaki Sabri'yi bekliyoruz aynı Fenerlilerin Sevilla maçındaki Uğur Boral'ı bekledikleri gibi. Ama belli artık Sabri bu kadar ilerisi yok. Koş baba koşalım, arada bir de uzaktan şut çekelim on milyon şuttan biri kaleyi bulsun ve gol olsun. Yenilen golü hatırlayın. O pozisyonun aynısı ikinci yarıda Uğur Uçar ile Tobolspor'lu futbolcu arasında da yaşandı. Uğur sakatlanmak pahasına kafasını koydu topun önüne ve olası bir tehlike gelişmeden sonlandırdı. Ama Sabri daha 15 yaşında yeni yetme bir defans oyuncusu gibi sırtını döndü havalanan topa. Adam da "madem arkanı döndün ben de bir zahmet vurayım şu topa rahat rahat" dedi.

O kadar arkasında oldu bu taraftar ama bir sezon daha defansın sağında, hatta bırakın sağı falan takımda Sabri gibi bir oyuncuya dayanamayacağım. İyi olsa kavgası eksik olmuyor, kavga etmese sahada top oynamıyor. Her iki durumda da zararı Galatasaray'a oluyor.

Bazılarınız okumuştur Milan Kundera'nın "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" adlı eserini. Sabri için de yeni bir tanesini ben yazacağım ama ona yazacağım romanın adı "Yokolmanın Dayanılmaz Ağırlığı". O ağırlığı Hakan Şükürler, Arif Erdemler, Bülent Korkmazlar kaldıramadı, Sabri sen hiç kaldıramazsın.

Son olarak bir kelam da Aydın Yılmaz'a. Bu taraftar Sabri'ye kaç sezondur dayanıyor belki bir iyileşme olur halinde diye; sana da katlanır, ama üç kuruş ekmek parasını ayaklarıyla kazanan Tobolsporlu futbolcuya çift dalmak ve sakatlamaya çalışmakla yalnız kendini bitirirsin. Bunu bil.

3 Libertadores'li Efsane Estudiantes

1968 Şampiyonu Estudiantes
(Palmeiras'ı 3.maçta 2-0 yenerek)

1969 Şampiyonu Estudiantes
(Nacional'ı 1-0 ve 2-0 yenerek)

1970 Şampiyonu Estudiantes
(Penarol'ü 1-0 ve 0-0 ile geçerek)

Carlos Bilardo'lu, Pachame'li, Juan Ramon Veron'lu, Madero'lu efsane kadrosuyla 3 sene üst üste Libertadores Kupasını kaldıran o muhteşem Estudiantes. O kadronun lideri, 39 yıl sonra kupayı tekrar evine getiren Juan SebastianVeron'un babası, "La Bruja" Juan Ramon Veron'du. Bu sefer kupa La Brujita'nın ellerinde.

Kazananlar - Kaybedenler




Altyapı Sevdası

Galatasaray 2-2 Kleve

Galatasaray'ın İlk Yarı Kadrosu:
Emirhan, Emre Güngör, Servet, Serkan Kurtuluş, Volkan, Emre Çolak, Aydın, Barış, Mehmet Güven, Yaser, Erhan

İkinci Yarı Maç Kadrosu: (Dk. 46)
Fırat, Uğur Uçar, Mehmet Güven, Murat Akça, Emrah, Alparslan, Mustafa Sarp, Caner, Serdar, Özgürcan, Cem Sultan

Fenerbahçe 5-0 Ulm

Fenerbahçe'nin İlk Yarı Kadrosu:
Volkan Demirel, Gökhan, Bilica, Bekir, Roberto Carlos, Deivid, Selçuk, Emre, Uğur Boral, Alex, Semih

İkinci Yarı Maç Kadrosu:
Volkan B.(Dk.45), Gökhan G., Önder, Deniz, Carlos, Emre, Ali, Alex, Abdülkadir (Dk.76), Furkan (Dk.76), Onur (Dk.76)

Aradaki fark oradan anlaşılabiliyor mu?

İşte bu yüzden Galatasaray'ın "Bizim Evladımız" diyebileceği oyuncuları vardır;
İşte bu yüzden Galatasaray yıllarca emek verdiği Mehmet Güven, Aydın Yılmaz, Özgürcan Özcan gibi oyunculardan bir çırpıda vazgeçememektedir;
İşte bu yüzden altyapı seçmelerine Galatasaray'da her sene yeni rekor sayılara ulaşılmaktadır;
İşte bu yüzden Galatasaray, Kleve gibi adı sanı duyulmamamış bir takımla berabere kalsa bile maç sonucu taraftarı tarafından umursanmamaktadır;
İşte bu yüzden Galatasaray altyapısına seçilen 12-13 yaşında çocuklar eğer iyi olurlarsa yarın öbür gün evlerinde duvarlarını süsleyen abileriyle yanyana top oynayabileceklerine inanırlar;
İşte bu yüzden Fenerbahçe "Parası neyse verir, alırız kardeşim" demek zorunda kalır;
İşte bu yüzden Fenerbahçe'ye "Sabırsız" yakıştırması yapılır;
İşte bu yüzden Emre Belözoğlu "Fenerbahçeliydim ben" demesine karşın Fener'in altyapısında bir yere gelemeyeceğini bildiği için Galatasaray altyapısını seçmiş ve bugünlere gelmiştir.

Ve işte bu yüzden Galatasaray altyapıda da Türkiye'nin en iyisidir.

Libertadores Estudiantes'in!

Finalin ilk maçı Arjantn'de oynanmış ve 0-0 bitmişti. O maçta stün oynayan ekip Brezilyalı Cruzeiro idi. Dolayısıyla kupanın favorisi olarak gösteriliyordu Cruzeiro. Henrique otoritelerin haksız olmadığını ispatlamaya çalışırcasına ceza sahası dışından biraz şansının da yardımıyla lambuja'yı yazdı, öne geçirdi Cruzeiro'yu. O dakikadan sonra mutlaka gol atması gereken taraf Estudiantes saldırmaya başladı. Sonuçta Libertadores'te deplasmanda atılan golün bir önemi yok ve Estudiantes'in kupayı alabilmek için tek çaresi maçı 1-0'dan çevirip kazanmaktı. Kaybedecek bir şeyi olmayan Estudiantes hırsla saldırınca ihtiyacı olan golü çok geçmeden buldu, hemen 6 dakika sonra skoru eşitleyen isim Veron'un başlattığı atakta sağdan gelen ortayı iyi takip edip kale önünde boş kaleye bırakan Gaston Fernandez oldu. Maçı bitiren gol ise yine sağ kanattan gelişen bir akın sonrası oluşan kornerde Veron'dan gelen topu sert bir kafayla ağlara gönderen Boselli oldu. 72. dakikada geriye düşen Cruzeiro geri kalan dakikalarda çok uğraşsa da golü çıkaramadı ve Brezilya'da, Estádio Mineiro'da kupayı kaldıran taraf 39 yıl sonra tekrar Estudiantes oldu. Veron'un kariyer zivelerinden biridir bu maç kuşkusuz. Takımını tecrübesiyle taşıdı adeta kupa seremonisine. Bursaspor'a geleceği söylenirken bir kez daha efsane oldu ülkesinde. Maçın gollerinin videosu hemen aşağıda. Onun altında da son yılların Libertadores galiplerinin ufak bir listesi.

2000 - Boca Juniors - Arjantin
2001 - Boca Juniors - Arjantin
2002 - Olimpia - Paraguay
2003 - Boca Juniors - Arjantin
2004 - Once Caldas - Kolombiya
2005 - Sao Paulo - Brezilya
2006 - Internacional - Brezilya
2007 - Boca Juniors - Arjantin
2008 - LDU Quinto - Ekvador
2009 - Estudiantes - Arjantin

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Radamel Falcao ve Papa

Kolombiya'nın son dönemdeki en önemli futbolcularından Radamel Falcao. River Plate altyapısına 15 yaşında transfer edilip bu takımda 2005'te 19 yaşındayken forma giymeye başladığından beri, River Plate kimi alırsa alsın hep forma bulan isimdi Falcao. Orta boylu, atik ve çabuk hızlanan yapısıyla Arjantin Ligi'nde hep ön planda kalmayı başardı. Geçirdiği en iyi sezon 40 resmi maçta 19 gol attığı 2007-2008 sezonudur Falcao'nun. FM takipçileri özellikle orta sıra veya liglerde ilk 5 için oynayan takımlarla mücadele ederken fiyatının da müsait olması nedeniyle Falcao için River Plate'e bir teklifte bulunurlar. Çoğunlukla da az bir paraya Avrupa macerasına çıkardı Falcao. Bu sanal transferler gerçek oldu ve Kolombiyalı 2 gün önce Porto'ya transfer oldu. 5.5 milyon €'ya bitti transfer ve 4 yıllık imza attı Falcao.

Lisandro Lopez'in boşluğunu doldurmak için geldi Porto'ya Falcao. Lisandro Lopez de zamanında Racing Club'tan 2.5 milyona gelmişti Portekiz'e. Porto onu 24 milyona Lyon'a gönderirken yerine aldığı adama vereceğinin paranın 5.5 milyon olması tam bir yöneticilik başarısı ve bu başarı Porto başkanı Pinto da Costa'ya ait. da Costa senelerdir ucuza aldığı kıta dışı oyuncuları parlatıp alış fiyatının kat be kat üstüne satmasıyla tanınıyor. Lakabı "Papa" Portekizli İlhan Cavcav'ın. Porto bugün ekonomik sıkıntı çekmiyor ve bütün işler tıkır tıkır yürüyorsa da Costa bu işin baş mimarı. Öğretmenden bozma Mourinho'ya ilk ciddi işini teklif edecek kadar da cesurdur Papa. Estádio do Dragão'yu sadece 98 milyon €'ya mal edip kısa sürede Porto'nun hizmetine sunmuştur. Kısacası oyuncu parlatıp satarak kulübü Avrupa'nın en önemli sportif ekonomi odaklarından biri aline getirmiştir da Costa. Ve işte bu yüzden 2-3 sene içinde 20-25 milyonluk bir ücretle Falcao takım değiştirirken ben hiç ama hiç şaşırmayacağım.

Sir Ferguson Çok Dertli

"Manchester City ve Real Madrid'in yaptıkları normal şeyler değil. Oyuncu fiyatlarını normalin çok çok üzerine çıkardılar. Futbolculara ederlerini vermiyorlar. Onlar yüzünden kimle ilgilensek fiyatı anlamsızca katlanıyor. Tam Benzema'yı alacakken Real gelip neredeyse 2 katı para verdi. Sonra neden Owen'la anlaştın diye soruyor herkes. Ya onu da kaçırsaydık. İlgilendiğimiz herkes ya fahiş fiyata transfer oldu ya da değeri arttı. Fiyatlar aptalca arttırılmış durumda, bu futbola fayda getirmez. Yeni transferlerimiz ve Macheda ile Wellbeck gibi gençlerimize çok güveniyorum."

Sir Alex Ferguson'un Ronaldo'nun yerini dolduramadıklarına ve yeterli transfer yapamadıklarına ilişkin eleştiriler üzerine verdiği yanıt.

Bana mahallesine Real ya da Carrefour açılan bakkal amcaları hatırlattı Ferguson bu serzenişiyle. E bırak sen de git şatonda falan emekliliğin tadını çıkar, tilki avına çık, gayda mayda çal sıkıldıysan.

14 Temmuz 2009 Salı

Çok Güzel Hareketler Bunlar

Channing Frye Phoenix Suns ile 2. yılı oyuncu opsiyonlu olmak üzere anlaşmış. Sanırım bi-annual exceptionla atılan bir imza. Yaklaşık 2 milyon kazanacakmış bu sezon Frye. Hem kendie vitrin yaratacak Frye hem de Suns bayağı rahatlayacak pota altı hücumunda. Bu şartlar altında Ben Wallace'ın salıverilme prosedürü de başlamış, rasgele Wallace'a. Piyasa kafayı yedi, bir klip yaptırsın kendine bloklarından smaçlarından, kesin kafalar bir aklı evveli.

Yine Suns'ta Grant Hill bir sezon daha kalmaya karar vermiş. İyi olmuş, Güneşe yakın bize uzak olsun.

Hidayet'i kaçıran Blazers Paul Millsap ile bir offer sheet imzalamış ki bu teklif 4 sene ve 36 milyon civarındaymış. Utah'ın Millsap'i tutma ihtimalinden söz ediliyor. Magic Gortat'ı o kontratla tutmuş ya şimdi Jazz tutmazsa ayıp olur.

Bak bu aynı Blazers Nate McMillan'ın sezon sonu biten kontratını da 1 sene daha uzatmış. Hayret bunu kaçırmamışlar. Bak sen Allah'ın işine.

Chicago Bulls Gordon'u kaybedince arka alanı delisiz bırakmayalım diyip Jannero Pargo'yu takıma katmış. Pargo geçen sezon Rusya senin Yunanistan benim Avrupa'yı gezmişti. Kontratının detayları açıklanmadı henüz, çok gizliymiş, devlet sırrı, aman aman.

Memphis Stackhouse'ı 2 milyon garanti parasını verip salmış. Stack önce tatile sonra Dallas'a gider. 1 ay dediğin ne ki 30 günde geçiverir.

Hidayet'i kapan Toronto Anthony Parker'ı kaptırmış, Colangelo "Çok da tırt" demiş. 34 yaşındaki Parker'ın Cavs'teki ana görevi James'i yedeklemek ve ceza atışlarını sokmakmış.

Aaron Afflalo ve Walter Sharpe Pistons tarafından Denver'a takas edilmiş. Cap 1.8 milyon daha rahatlamış. Yeni sezonda Pistons'ta sahaya çıkacak adam kalmadığından Dumars 8. olarak eşofmanları çekecekmiş.

Atlanta daha önceden anlaştığı Bibby ve Zaza ile anlaşmalarını imzalamış. Bibby 3 sene 18 milyon, Zaza 4 sene 19 milyon alacakmış. Demek ki yedek uzunlar 4 sene ve 18-20 milyon alırmış, Gortat gibi 34 milyon gömülmezmiş benç bekçisine.

Bir sürü takım draftte seçtikleri adamlara imza attırmış, Orlando'nun draftte seçim yapmaya hakkı bile yokmuş!

T-Mac forma numarasın güya Darfur'daki olaylara dikkat çekmek için 1'den 3'e değiştirmiş. Belgesel ve bağış olayları varmış. Ama kulübe yakın kaynaklar "Lanet olsun 1 numaraya, giydikçe sakatlandım, sağlam yerim kalmadı, Lise'de ne güzel 3 numara giyiyordum tırnağım bile kırılmadı, şunu da Ariza'ya kakalayım bari" dediğini söylüyorlarmış T-Mac'in. Bu kaynakların kulübe neresinden yakın olduğunu merak ettim şimdi. Batıl T-Mac. Ayıp.

Bostjan Nachbar Efes'e Geliyor

New Jersey'de beğenerek izlemiştik Nachbar'ı. Hala NBA'de önemli süre alabilir ve emsallerinin bir çoğundan çok ileride. Geçen sezonu Dinamo Moskova'da geçirdi ve neredeyse mahkemelik olmak üzere kulübüyle. Dinamo'dan ayrılacağını, kriz nedeniyle NBA'den iyi bir teklif alamadığı için, NBA ölçütlerinin üzerinde para verecek olan Efes Pilsen'e imza atmak üzere olduğunu söyüyor.

Jorge Sierra ile röportajına buradan detaylı olarak bakabilirsiniz.

Ne kadar para alır bilmiyorum ama hem kalıbı hem oyun yapısıyla Efes'e çok şey katar.

Edit: Bu arada ulusal basına düştü, Efes resmi imzayı attırmış Nachbar'a, hayırlı olsun Türk Basketboluna.

Magic Gortat'ı Takımda Tuttu! Aman Allahım!

İşte bu Otis Smith'in kendini yalanladığı dakikadır. 5 sene ve 34 milyonluk kontratı karşılayıp, sadece Dwight Howard'ı maç başı ortalama 10-12 dakika dinlendirecek bir adamı takımda tutmak demek, o takımın gelecek 5 senesini acımasızca, oynayamayacak bir adama bağlamak demektir. Ötesinde NBA'de gerçekten bir yerlere gelme ihtimali olan bir adamın önünü kesip hakkını yemek, ah almak demektir. Hem Magic'e hem de Gortat'a yazık olmuştur. Yetenekleri ve şu anki durumu itibariyle Bass'in 2 gün önce imzaladığı kontratı bile hak etmeyen bir adamı nasıl olur da 5 sene boyunca bütçeye monte edebilirsin Otis kardeşim!

Hidayet ile devam etmemek için kendisine 35 milyonluk kontrat önerip, şu takım için daha 40 fırın ekmek yese Hidayet'in verdiğinin yarısını veremeyecek adama 34 milyon vermek şaşırmışlığın göstergesidir. Sırf şampiyonluk rüyasına kapılıp düşünmeden saçma sapan para harcayıp bir anda ligin oyuncularına en fazla para harcayan 3 takımından biri haline gelmek, en az 4 seneni 47 ila 55 milyon arası bağladığın adamlardan birinin Nelson, birinin Gortat, birinin Lewis olması demek, senin ne kadar şöhret budalası, Hall of Fame delisi bir adam olduğunun göstergesidir.

Bu imzayla Magic cap'i 78 milyona geldi, geçti. Carter takası hiç olmasa, Hidayet 10'a tutulsa, Bass aynı paraya imzalasa hala elinde Lee olacak, takas edebileceğin 2 değer Battie ve Alston'la uzun için takas piyasasına girebilecek, yok takas da etmiyorum desen Gortat'ı böyle bile tutsan en fazla 74 milyon civarına getireceksin capi. Kadroda 13 garanti kontratlı adam olacak, rotasyon coşacak.

Kısacası Otis Smith'in yaptığı bu hareket"Şampiyonluklar Yıldızlarla Kazanılır" mitinin bir yansımasıdır ve en yakın zamanda yıldız dolu, oyun kuruculuğu Nelson tarafından yapılacak kadromuzun capi 80 milyonu geçecektir. Buradan Otis Smith adına 5 milyon lüks vergisinden fazla vermeyi düşünmüyoruz diyen Vander Weide'ye selamlar, sevgiler. Artık DeVos kızını boşattırır mı şampiyon olunmazsa yoksa mirastan mahrum mu bırakır Sevgili başkanı ve damadını bilemem.

7 numarayı efsaneler giyer

Bugün açıklandı Manchester United’da gelecek sezon kimin hangi formayı giyeceği. En çok merak edilen konu da elbetteki 7 numaranın sahibinin kim olacağıydı. Herkes Cristiano Ronaldo’nun forması diye bahseder olmuş o ’sihirli’ numaradan. Eski numaralandırma sistmine göre klasik bir sağ açık numarasını, sanki Portekizli oyuncu efsane haline getirmiş gibi konuşuyorlar. Görüldüğü gibi o 7 numaranın hastası değil, 9 numaraya sattı hemen ‘efsane’ numarayı. Gerçi o da biraz Raul etkisi ancak farketmez 77 giyebilirdi =). Zaten Manchester United’a ilk geldiğinde de 7 numara aklında yoktu. Zira Manchester’a ilk geldiğinde 28 numarayı istemiş amaFerguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı vermişti. (Bknz. Kanatları olmadan uçabilen tek canlı) Sir, bu sefer aynı davranışı Michael Owen’a göstererek hiç tereddüt etmeden 30 yaşındaki oyuncuya Manchester United’ın efsane numarasını verdi…

Gezip gördüğüm ingiliz bloglarındaki tartışma ise şu: “Michael Owen bu numarayı hakediyor mu?” Tezleri ise bir garip. Cristiano Ronaldo’dan sonra bu formaya layık olacak kişi o değildi, çünkü o eski bir Liverpool’lu. Çünkü, o bir kanat oyuncusu değil. Çünkü sürekli sakatlık geçiriyor ve bu da istikrarlı bir performans sergilemesini etkileyecek, bu yüzden koskoca efsane numaramız yedekte mi oturacak? Aslında bir kanat oyuncusu olan bir diğer transfer Antonio Valencia o formayı giymeliydi… diye sürüp gidiyor.

Sanki Cristiano Ronaldo’dan önce bu numara efsane değilmiş de sonra efsaneleşmiş, ondan sonra gelecek oyuncunun onun bir klonu olmalıymış gibi bir düşünceyi aklım almaz. Manchester United’da 7 numarayı efsaneler giyer ve Michael Owen FIFA’nın “futbolda yaşayan 100 efsane” listesinde futbol hayatına devam eden iki ingiliz futbolcudan biridir. Diğeri David Beckham’dır. David Beckham da henüz kendini kanıtlamadığı bir dönemde bu formayı sırtına geçirmişti. Michael Owen da kendini yeniden kanıtlamak istediği dönemde bu formayı sırtına geçirdi-geçirecek. İlla Ronaldo ile kıyaslanacaksa kariyerinde kazandığı başarılar arasında Owen’ın da 2001 yılında kazandığı Altın Top var.

Cristiano Ronaldo bugüne dek Ulusal Takımlar düzeyinde 3 turnuvada yer aldı. Fakat şimdiye dek hiçbirinde parlak bir performans sergileyemedi. Euro 2004′teki turnuvada Portekiz takımının sürükleyeni değil çömeziydi. Ve kimse onu ulusal takımda attığı gollerle hatırlamıyor. Fakat Michael Owen’ın ilk patlama yaptığı maç 1998 Dünya Kupası’nda ezeli rakipleri Arjantin’e enfes bir gol attığı maçtır. Wayne Rooney rekorunu kırana dek ulusal formayla gol atan en genç oyuncu oydu. Daha da sayıp can sıkmayayım.

Kıssadan hisse Ferguson efsane formayı, yine bir efsaneye emanet etmiştir. Bu Owen’ın gelecek sezona moralli başlamasını sağlayacaktır. Bir kanat oyuncusu olarak Antonio Valencia’ya da verilebilirdi bu forma ama heralde Ferguson onda Ronaldo sonrası sendromu yaşamak istemedi, formanın yükünü kaldıracak karakteri henüz görmedi.

“Owen bu formanın hakkını layığıyla yerine getirecektir. Owen bizim çocuğumuzdur, evladımızdır. Talihsiz sakatlıklar geçirmiştir fakat kulübümüzün doktorları onu tekrar eski performansına döndürecek gücü kazanması için çalışmalarını sürdürmektedir. Biz sonuna kadar Owen’ın arkasındayız. Michael Owen kariyeriyle bir efsanedir ve bizde de 7 numarayı efsaneler giyer.” İmza Adnan Polat

sevgiler volkanbk3

Yapacağınız İş Olmaz Olsun!

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Galatasaray Forma Numaraları 2009-2010

Henüz özellikle Emre Çolak ve Serdar Eyilik'in eklenmemesine şaşırdım açıkçası. Lincoln sağlam bir çizik yemiş. Şükür'ün forması halen boş, Şaş çabuk unutulmuş. Belki 1-2 ilave daha olur ama geneli budur.

Ulaşılamayanlar


Son alınan bilgilere göre yukarıda resimleri görülen üç futbolcuya cep telefonu numaralarını değiştirdiklerinden dolayı ulaşılamamaktadır. Görenler, bilenler insanlık namına hemen kulüplerinin yetkilileri ile iletişim kursunlar.

Orlando'da Bir Avukat: Brandon Bass

Takımda bir avukatımız eksikti, o da geldi sevgili Orlando Magic Dostları. Şaka maka Brandon Bass'in Orlando'ya katılması hem de bu paraya gelmiş olması kendi adıma Otis Smith'ten beklemediğim bir hamleydi. Hatta iyi ki Wallace Orlado'ya görüşme için bile gelmemiş dedim kendi kendime. Hafta sonu şehir dışında ve internetsiz olduğum için yazamadım Bass transferini. 18 Milyon ve 4 senelik bir kontratla bu potansiyeldeki bir adamı bağlamak önemli iştir. New Orleans'ta değeri bilinmedikten sonra, 2 sezondur Nowitzki'nin arkasında tam anlamıyla pişti Bass. Post-up yapmayı, orta mesafe şut atmayı ve fiziğini kullanmayı son derece iyi öğrendi. Benim asıl anlamadığım Dallas'ın onu bırakıp Gortat'ı yaklaşık 35 milyona almış olması. Tamam Gortat daha uzun ve pivot yedeği ama böyle bir potansiyeli kaybetmeye değer miydi be sevgili Mark? Öteki taraftan Bass Orlando ile imzalamadan önce New Orleans'a bayağı bir ümit vermiş, sanki öcünü alır gibi atmış imzayı sonrasında da.

Bass kimi zaman pivot oynamak zorunda bile kalacak Magic'te ama geniş omuzları ve sağlam fiziği ile idare edecektir. Yumuşak Battie sonrasında uzun beşle de oynayabilmemiz anlamına gelmesi nedeniyle çok önemli bir eklemedir Bass. Smith'in bundan sonraki hamlesi çok büyük bir ihtimalle bir 5 numara bağlamaya çalışmak olacaktır. Şöyle bir örneğin Nesterovic hamlesi olursa hem sevinir hem de bolca küfür ederim açık söyleyeyim Smith'e. Çok para harcamayacağız derken lüks vergisine bakalım ne kadar girecek Magic.

Brandon Bass Lousiane State Üniversitesi Hukuk mezunu ve aktif olarak avukatlık yapmaya da devam ediyor. Acaba Otis Smith'in hedeflerin biri de geçen sezon hakemlerle başı oldukça dertte olan Howard'ın sözlü savunmasını Bass'e yaptırmak mı? Bu arada sanırım Bass'in Orlando ile anlaşmasına en çok sevinen adam Carter olmuştur.

Magic 54 - Pacers 68

Yaz Ligi'nin Orlando adına son maçı. Yazlıkta olduğum için izleyemedim ve yazamadım doğal olarak. Skora bakıp yazılanları okuyunca biraz fikir sahibi olunabiliyor. 4 gündür coşan Andeson'ın gücünün 5. güne yetmediğini, denenen isimlerden Powell, Chase ve Hendrix'in öne çıktığı, bütün takımın 54 sayı atabilip sadece 6 asist yapabildiği bir maç. Şu takımdan kimle imzalanır, ancak belki Powell ve Hendrix, ötesi soru işareti. Ligi 5'te 5 yapan Pacers kazanırken Nets/Sixers karması maç kazanamayarak ayrı bir rezalete imza attı.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore'a git):

Nets/Sixers 79 - 92 Celtics
Thunder 60 - 70 Jazz

12 Temmuz 2009 Pazar

Bir Taraftarının Gözünden Fenerbahçe

Bu yazı Aziz Yıldırım'ı eleştiren bir yazıdır. Bazı taraftarımız gibi her yaptığını doğru görmektense yanlışlarını da yıkıcı olmadan yapıcı eleştirilerle söylüyoruz. bu yüzden sitede bir çok kişi neredeyse lanetlendi. Umarım bir gün forumda bir eleştiri yazısıda ayın konusu ödülünü açık ara alıp götürür. Son dönemde herkes yapılacak transferlerle ilgili bir yorum yapıyor. Ben önce Aziz Yıldırım'ın transfer yanlışlarından bahsetmek istiyorum. (eleştirilerim son bir kaç yıl üzerinden olacaktır)

1- Takımda her sene neredeyse takımın en önemli oyuncusu denebilecek adamları kaybedip yerlerini dolduramıyoruz.(appiah pvh aurelio tuncay lugano...) Suç ya futbolcuda oldu ya da menejerlerinde. Belki de gerçekten suçlu başkalarıdır yada bir suçlu yoktur. Ama yerlerini doldurabiliyor muyuz ?

2-Sürekli Avrupa takımı olmak isteyen Fenerbahçemiz Anelka dışında hangi futbolcudan para kazandı ?

3-Altyapının önemini sadece cümlelerle sınırlı tutan Aziz Başkan paf takımdan hangi oyuncuya destek çıktı ya da hangi oyuncumuz paftan gelip kadroya girebildi ?

4-Özgür Çek İlhan Parlak Gökhan Emreciksin Olcan Gürhan Burak Yılmaz gibi bir çok isim için çok faydalı olacak‚ yıllar boyu bu takımda kalacaklar tarzındaki cümleler neden havada kaldı ? Gökhan Emreciksin'e 6 ay sabredemeyen yönetimin Gökhan'ın imza törenindeki açıklamalarını dinleyiniz. Oldukça yaman bir çelişki olduğu görülecektir yada bir başka örnek İlhan Parlak Özgür Çek Can Arat gibi adamlar kiraya bile verilmeden üst üste 5 maç bile oynayamadan takımdan ayrıldılar. Bu adamlara hiçbir şans verilmeden bonservisiyle birlikte gönderilmeleri ne kadar doğru bir yaklaşımdır?

5-Son günlerde taraftar ve basın çileden çıkıp transferleri beklerken başkan yada herhangi biri neden en ufak bir açıklama yapıp ortamı yumuşatmaz. taraftarını bu kadar az bilgilendiren başka bir yönetim daha var mıdır ? Josıco Maldonado Guıza hakkında çıkan haberler hakkında en ufak bir yorum yapıldı mı ?

6-Takımın ön libero ve sol açık transferlerine ihtiyaç duyduğu nerdeyse 1 yıldır ortadayken hala bir ismin alınamaması bir başarısızlık değil mi?

7-Fenerbahçe taraftarına küfreden(tümer) sahadaki takım arkadaşına küfürler savurup boğazını sıkan(emre), Beşiktaşlıyım diye avaz avaz bağırıp Fenerbahçe maçlarında hırsından kendinden geçen(mehmet topuz) adamlar Fenerbahçenin formasını gerçekten haketmişler midir ?

8-Elinde Önder varken Edu'yu takımda tutmak takımda kaldığı 3 yılın 2 yılında rezilleri oynayan Deividle sözleşme yenilemek ve buna benzer transfer hamleleri ne kadar doğrudur ?

9-Verilen demeçlerde bir takım tarihler verilerek basını ve taraftarı beklentiye sokmak stresi arttırmaz mı sayın aziz başkan ?

Evet şimdi bir çok kişi bana kedi karga diyecekler belki de yada aziz yıldırm düşmanı olarak göreceklerdir. Ben Aziz Yıldırım'ın ticari zekasına hiçbir laf etmem. Fenerbahçe'yi ekonomik olarak getirdiği nokta ortada. Örnek alınmalı ve yaptıkları tarihe altın harflerle geçmelidir. Ama maldonado iyi futbolcu guıza iyi forvet josıco çok tecrübeli diyen bir başkanın futbol bilgisini sorgularım.

Hep destek tam destek diyip duruyoruz. Ama bu körü körüne inanmak olaylara at gözlüğüyle bakmak değildir. En iyisini Aziz Yıldırım demek değildir. Forumda birçok taraftar polyannacılık oynuyor resmen. Yok ligi mayıs ayına bile gelmeden şampiyon bitirirmişiz yok eze eze şampiyon olurmuşuz. Lütfen biraz uyanın. Takımda sadece 2 forvet var ve 1 tanesi guıza !!!, stoperlerimiz önder bekir bilica, sol açık uğur, ön libero selçuk deniz!!!

Hepsi önemli oyuncular olabilir ama hiçbirinin üst üste 10 maç iyi oynadığını gören var mı ?

(written by only you)

Aslında başka sitelerden gördüğüm yazıları bloga taşımak pek tarzım değildir. Ama hastalık derecesinde Fenerbahçeli olan bir dostum bu akşam gösterdi bu yazıyı ve yazıdan salatada bahsetmemi istedi. Niye diye sorduğumda yazarın burada yazdıkları çoğu taraftarın içinde beslediği ama dışarıya açıklayamadığı noktalar dedi. Kışkırtıcı olabilir diyerek ilk önce cazip gelmedi ama önyargılı olmadan okudum, güzel yazmış dedim sadece. Ancak arkadaşım yazının olduğu sitede böyle yazıları yazanların doğrudan aforoz edildiğini söyleyince güzel yazının yanına helal olsun'u da ekledim. Daha sonra düşündüm de, madem yazar kelle koltukta yazmış bu yazıyı, bloga taşıyıp herkesin okumasını sağlamak gerek. Yaptım da. Zaten yazıda da kimsenin kişiliğine de saldırı yok. İşin ilginç yanı ise, eskiden böyle yazılar yazan forum üyelerinin doğrudan kelleleri istenirken bu yazıya yapılan çoğu yorum da "Ayın Konusu Adayımdır" yazısının yazılması oldu. Demek ki taraftarı da yavaş yavaş uyanıyor...

Diğer taraftan biz bunları geçen sezon yazarken bizi fanatizm ile saldırganlıkla ya da bilimum olumsuz şeylerle yargılayanlar işin içinde bu sefer kendi taraftarı (hatta taraftarları) olunca ne düşünecekler merak ediyorum.

Sonuç olarak önce yazıyı yazan Only You'ya, daha sonra yazıyı bana gösteren Melih'e teşekkür ediyor, aynı geçen sezonda olduğu gibi bu sezon da böyle eleştirel yazıları Galatasaray için de yazacağımı belirtmek istiyorum. Ama zamanı var...

Cosby Baba, Nerdeydin Bunca Sene!


Bir döneme damga vurmuş, Türkiye'nin en sevilen dizilerinden biri olmayı başaran Doktor "Heathcliff" Cliff Huxtable ve sevgili eşleri Clair Huxtable'nin aile içi ilişkileri üzerine kurulu "Cosby Ailesi"ni ne kadar da çok sevmiştik. Günümüz aile odaklı dizilerin ve sitcomların ilk örneği olarak gördüğüm dizinin başrol oyuncusu Bill Cosby'nin bugün doğum günü. Doğum günün kutlu olsun Dr. Huxtable. Nice yaşlara.
Doğum tarihi: 12.07.1937 - Yaş 72