Sayfalar

21 Şubat 2009 Cumartesi

Aragones Şov'da Son Halka

Aragones şov da son halka bu akşam Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında yaşandı. Geçen hafta Hacettepe'ye atılan 7 golün hiçbir anlam ifade etmediği bu akşam belgelenmiş oldu. Koskoca Fenerbahçe'nin yedek kulübesinde forvet namına sadece yıllardır maç görmeyen İlhan Parlak'ın olması Fenerbahçe yöneticilerinin transferdeki büyük başarısını göstermiş oldu bizlere. Bununla birlikte AraGOnes 60 dakika itibari ile tüm oyuncu değişikliklerini yapmasıyla allah muhafaza olabilecek önemli bir sakatlık durumu için teslim bayrağını dikmiş oldu. Maç bilinen Fenerbahçe müsabakalarından farksız geçti. Yine rakip takım orta sahada kısa paslarla Fenerbahçenin direncini kırdı ve rahat bir maç sergiledi. Artık Fenerbahçeyle oynamanın rakipler açısından ne zorluğu ne de önemi kaldı. Maç ile ilgili olan en önemli saptamam yaklaşık 3-5 maçtır lalettayn top oynayan yani idare eden Lugano'nun bu maçta da aynı görüntüsünü sergiledi. Sanırım kafasında artık FB bitti ve Juventus günlerine başladı. Diğer taraftan maçın FB açısından en pozitif oyuncusu Emre Belözoğlu oldu. Alex'in yaptığı, alınan topları ileriye taşıma işini çok iyi sergiledi. Ancak etrafında ona ayak uyduracak herhangi bir futbolcu olmadığı için çoğu pozisyon Gençler defansındaki duvara çarpıp geri döndü. Semih, Alex'in iyi oynamasına bağlı olan bir futbolcu olduğu için herhangi bir varlık sergileyemedi maçta. Tabi FB'nin bu kadar mahkum; Gençler'in de bu kadar baskın olduğu maçta golün saçma bir çarpmanın kaleciyi kontürpiyede bırakması sonucunda gelmesi oyunun en kötü tarafı oldu.

Kısacası bu maç da gösterdi ki, Alex varsa FB var Alex yoksa FB yok ve büyük ihtimalle AraGOnes olduğu müddetçe Alex olmayacak, doğal olarak FB de olmayacak. Allah FB taraftarına sabır versin.
Son olarak salatacıbaşımız Cenky'ye de acil şifalar diliyorum. Yorumlarını en kısa zamanda ve şiddetle bekliyorum:)

20 Şubat 2009 Cuma

İşte Şimdi Tamam! Orlando'dan Muazzam Takas!

Takip eden herkesten özür diliyorum, nbakolik ve nfltr'ye de yazılarımı gönderemedim keza feci hastayım salı gününden beri. Ama bu takası en azından şu satırlara taşımasam olmazdı. Orlando Magic Houston Rockets ve Memphis Grizzlies arasındaki üçlü takasta Magic Rafer Alston'ı, Rockets Kyle Lowry ve Brian Cook'u, Memphis ise Magic'in gelecek senelerinden bir ilk tur draft hakkını aldı,sanırım burada trade exception ya da nakit para falan da söz konusu ya şu an benim için bir önemi yok. Takasın ana temasını bu 3 oyuncu oluştururken bize de Otis Smith'i kutlamaktan başka seçenek kalmadı. Takımda huzursuzluk yaratan Bogans'ın yerine Lue'yu hiç süre almayan Cook yerine Alston'u Orlando'ya getirmesi çok önemli işler. Şu son 2 haftada Magic için iyice kararan hava dün akşamki 32 sayılık feci Hornets mağlubiyeti ile tavan yapmıştı. Alston MAgic'e şu şartlar altında ilaç gibi gelecektir. Bir iyileşeyim hemen yazacağım :D Hoşgeldin Skip to my Lou!

Bu arada Chicago da Hughes'u takas etmiş Knicks'e ve Roberson, Tim Thomas ve Jerome James rezaletini almış. Thomas giden Nocioni'nin yerini tutması için muhtemelen düşünülen isim olacak Bulls'ta ve Hughes da Crawford'un rolünü alabilir New York'ta yetmemiş Knicks son dakikalarda Chandler takasının ortada kalanı Wilcox'ı Rose yerine alıvermiş Thunder'dan. Bomba takaslar olmasa da hareketli bir takas sonu.

İlave: Son dakika takası Boston toronto arasında olmuş. O'Bryant'ın yerine Willie Solomon Celtics'e gitmiş, belki de bir yüzük kazanır Solomon hiç beklemediği bir anda cennete düştü!Edit: dedik ama ordan da Sacramento'ya postalanmış.

19 Şubat 2009 Perşembe

Bulls Kings Takası

Takas izninin son gününde takımlar kadrolarına son şekli vermek ve sezon sonu bütçe avantajı yakalayabilmek adına takaslara girişmiş vaziyetteler. Stoudemire ve Vince Carter'ın adı ortada dolaşırken, Stoudemire takası adaylarından Bulls Kings'ten Brad Miller ve John Salmons'ı kadrosuna katarak son bir play-off sıçraması yapmaya çalıştı. Kings ise verdiği oyuncular karşılığında Andres Nocioni ve Drew Gooden'ı aldı. Salmons'ın bu sezon hariç 2 sezonluk ve toplamda 10,5 milyonluk Miller'ın ise gelecek sene için 12,5 milyonluk kontratlarından kurtulan Kings böylece sezon sonu Gooden'ın biten kontratı ile lüks vergisinden de kurtulmuş oldu. Kings'in sahibi Maloof kardeşler son 2 sezonda 25 milyon zarar ettiklerini ve lüks vergisini daha fazla taşıyamayacaklarını söylemişlerdi daha önce. Bulls ise bu takası kuşkusuz istediği verimi alamadıkları Nocioni yerine Salmons'ı ve devamlı sakatlanan Gooden yerine tecrübeli bir 5 numara olan Miller'ı alıp play-off'a kalmayolunda yaptı. Daha önce Bulls pota altı Noah ve Gray'e emanetti. Bu takasla Rose-Gordon-Salmons-Deng-Miller gibi kısa ama şutör, atletik ve tehlikeli beşe sahip olan Bulls bir şekilde 14 takımın play-off potasında bulunduğu Doğu konferansında normal sezondan sonrasına da kalmaya çalışacak.

Bu takasla kaybeden yine olmadı kanımca. Kings lotarya yolunda ilerleyip, lüks vergisinden kurtuldu, Bulls ise umut doldurdu sepetine. Bu arada takas süresinin bitmesine hala 14 saat var, kendi adıma büyük bir bomba bekliyorum.

18 Şubat 2009 Çarşamba

Alper Tezcan ve Madalyası

Bu sabah itibariyle son teklif 200.000 TL'yi geçmiş durumda. aşığı olduğu takımın idaresindekilerden yediği kazığın haddi hesabı olmayan, UEFA şampiyonluğu senesinde Bologna maçında hem ayağı hem kalbi hem de kariyeri kırılan (burada yazan güzel ibaresini son halini gördükten sonra kaldırmaya karar verdim) insanın son çaresiydi bu. Umarım teklif verenler gerçekten o parayı öderler de ailesine ve kendisine yeni bir hayat kurabilir Alper.

Merak edenler için olayın iç yüzü

Superman Returns


45 sayı 19 ribaunt 8 blok. Dwight Howard dün gece tek başına kurtardı takımını. Savaştı, yırtındı, parçaladı ve maçı getirdi. Maçı uzatmaya götüren belki Redick'in üçlüğüydü ama, o noktaya kadar Magic'i getiren kesinlikle Howard'dı. Lue'nun ilk kez ciddi anlamda sorumluluk aldığı, Süpermen ve Redick dışında herkesin döküldüğü bir oyun oldu. İyi ki Süpermen çölden çabuk geri döndü, yoksa gerçekten önemli bir takım haline gelmiş olan Bobcats bizi fazlasıyla üzecekti. Bu maç ve Magic üzerine kapsamlı değerlendirme en geç yarın Nbakolik.com ve burada olacak, o yüzden fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, o yazıda görüşürüz.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Sen Kimsin ki !?!

Nicklas Bendtner - Arsenal Forveti

"Emanuel'in (Adebayor) sakatlanmasına gerçekten çok üzüldüm, ona ligde ihtiyacımız var. Ancak kimin sakat kimin sağlıklı olduğu benim için önemli değil. Bütün maçlara ilk 11'de başlamalıyım, her maçın her dakikasını oynamalıyım, hep takımda olmalıyım."

"Arshavin'i hiç izlemedim. Euro 2008'i de izlemedim. Onun nasıl bir oyuncu olduğu hakkında hiç bir fikrim yok."

All-Star 2009: İyi - Kötü - Çirkin

İyi(ler)

Kötü

Çirkin

Blindfolded Free Throw

All-Star 2009'un neşesi Shaq bu sefer Chauncey Billups ile elele vermiş gözü kapalı serbest atış sokma rekorunu kırmaya çalışıyorlar. Gerçekten iki yıldızdan eğlendiren ve güldüren bir çaba.

Özlediklerimiz #1




15 Şubat 2009 Pazar

Taraftar Kimdir?

Maçın içeriğiyle ilgili çok şey söylenebilir. Beklemediğim kadar iyi bir Bjk ve kötü bir Ts vardı İnönü Stadı'nın çimlerinde. Açıkçası maç başlangıcında iki takımın 11'lerini gördüğümde saldıran tarafın Ts, mücadele edecek ve konraataklarla gol arayacak takımın Bjk olacağını düşündüm. Fakat maç başladı ve Bjk atakları dalga dalga Ts kalesine gelişti.Ancak ne var ki gol Ts adına bir kontraatak sonrası Gökhan Ünal'ın ayağından geldi. Tabiki de golde M. Denizli'nin Bjk'ye geldiğinden beri takımın yumuşak karnı olan defansın arasına yapılan atağın etkisi vardı ve bu sefer de canını yaktı Bjk'nin. Gol dakikasından sonra Bjk taraftarının artık sabrının tükeneceğini ve t.d.-yönetim aleyhine bağırmaya başlayacağını bekledim. Gol dakikasına müteakip bir müddet taraftar sessizliğe büründü. Büyük ihtimalle takımın gayretinin muhakemesini yaptılar ve bu devam ederken ilk yarı sona erdi. İkinci yarıda bir taraftar takımı nasıl gaza getirir, nasıl ateşler bunu gördük İnönü'de. Bu kadar güzel birliktelik, bu kadar güzel bir ses uyumu olur mu? Benim bile tv'nin başında tüylerim diken diken oldu ve o sahada olsam geberene kadar koşardım dedim kendi kendime. Rakip takım da negatif yönde oldukça etkilendi. Taraftar istedikçe daha çok bağırdı, bağırdıkça takımını daha da çoşturdu, coşturdukça Bjk'nın atakları daha da sıklaştı, sıklaştıkça Ts daha da geri çekildi ve bana göre akıllarında "acaba daha ne kadar dayanacağız" diye bir düşünce muhakkak geçti. Sonuç olarak Bjk'nın golü biraz geç de olsa geldi ve maç berabere bitti. Maç sonunda üç puanı kaybeden bir Bjk takımı ile takımının gayretini alkışlayan Bjk taraftarı ve bir puan kazanan Ts takımı oldu. Ama maçın kahramanı maç sonu görüntülerde ortaya çıktı. Bjk takımı hiçbir kimse çağırmaksızın biraraya toplandı ve maç başlangıcından bitişine kadar kendilerine tam destek veren taraftarının yanına gidip onları alkışladı. Çünkü kendileri de maçtan 1 puanı alanın taraftar olduğunu biliyorlardı. Çünkü biraz abartı olacak ama Bobo'yu sokan taraftardı. Hücuma başlatan da, rakibi kilitleyen, korkutan da taraftardı. Geldiği zamandan beri söyledim yine söyleyeceğim. Yusuf'a verilen para gösterilen ilginin onda biri Aydın Karabulut'a gösterilse şu an kafası rahat, gencecik ve Yusuf'tan potansiyeli daha yüksek bir futbolcu daha olacaktı Bjk'nın kadrosunda. Bu futbolcu yine Bjk'nin kadrosunda ama artık ne kadar verimli olur onu bilemiyorum. Yusuf eğer taraftarı kendine çekmek istiyorsa en az İ. Üzülmez kadar oynamalıdır ki, Üzülmez bile taraftarın homurtularıyla zaman zaman karşılaşıyor. Nihayetinde Bjk'nin üstün olduğu bir maç izledik. Ama bunun sebebi bana göre takımın iyi ve etkili futbolu değil, Ts'li Ersun Yanal'ın oynattığı korkak futboldu. Eminim bu beraberliği Bjk yönetimi ve t.d. si iyi gibi göstereceklerdir. Ancak İnönü'de alınmış bir beraberlik hiçbir zaman Bjk için iyi diye nitelendirilemez, nitelendirilmemelidir.

Ts tarafından maça baktığımızda gol ve defansif bir futboldan başka hiçbirşey göremedim. Yattara gün geçtikçe daha da eriyor, Hüseyin şampiyonluğu hedefleyen bu takımın futbolcusu değil. ama çoğu maç olduğu gibi bu maçta da takdiri hakeden iki oyuncu var: Song ve Tony Silva. Ersun Yanal takımının potansiyelini defansif yönde kullanmayı tercih etti bu maçta, takımı açısından önemli olan bir puanı aldı ve Bjk deplasmanından sırasını savdı.

Son olarak bu zamana kadar hep söylediğim bir şey bir kere daha ortaya çıktı bu akşam: Taraftar skordan önce takımından gayret bekliyor. Takım o gayreti gösterdikten sonra sonuna kadar destekliyor takımını. Fb taraftarının da beklediği bu gayreti sahada görmek değil mi? Gs taraftarı için bir şey demeyeceğim. Çünkü maçlarda stadı dolduramayan bir takımın taraftarı sahada oynayandan da, kenardaki t.d. den de ya da yöneticilerden de birşey bekleyemez, beklememelidir. Tutturmuşlar bir "Saldır Galatasaray" maç başlıyor o, maç bitiyor o. Artık yenilikler bekleniyor Gs taraftarından. Ya da doygunluk geldi taraftara da. Artık sadece Avrupa maçlarını takıyorlar. Başka maçlar umurlarında değil.

Soru: M. Denizli'nin 88. dakikada Erkan Zengin'i almasının sebebi neydi? Takım paldır küldür saldırırken oyunu neden soğuttu ve ne düşündü acaba? Ya da bu oyuncu o kadar maharetli mi ki 5 dakikada oyunu değiştirecekti? Veya zaman geçirmek için mi yaptı? Kısacası ben geldiğinden beri anlamıyorum bu T.d. ümüzü. Belki de algılarım kapalıdır ona karşı. Ne dersiniz?