Sayfalar

29 Ağustos 2009 Cumartesi

ANKET

Sizlere yeni bir anket sunuyoruz ve soruyoruz: Ligin 5. Haftası'nda oynanacak olan Galatasaray-Beşiktaş maçı Ertelenmeli mi? Malum Milli Takım'ın oynayacağı ikinci maç 9 Eylül Çarşamba günü olacak. Beşiktaş'ın Man. Utd ile maçı ise 15 Eylül Salı günü. Milli Takım maçından sonra Cuma günü oynarlarsa her iki takımda da Milli Takım'a giden oyuncular 1 gün dinlenebilecekler. Cumartesi olursa da Beşiktaş'a Man.Utd. maçına hazırlanmak için 2 gün kalacak. Sonuç olarak federasyonun ne karar vereceğini düşündüğünüzü değil, size göre ne olması gerektiğini soruyoruz.

VILLAREAL URFA'YA GELİYOR!

''GAP ARENA''DA VILLARREAL SESLERI:
'GAP ARENA'DA VİLLARREAL SESLERİ...

Beykapısı Semti'nde 1992 yılında temeli atılan ve Türkiye'nin bu alandaki en büyük projeleri arasında gösterilen stadyum, çeşitli nedenlerle yıllardır bitirilemedi. 2006 yılında kaba inşaatı tamamlandıktan sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne devredilen stadın eksiklerinin tamamlanması için aynı dönemde bir ihale daha yapıldı.

Şanlıurfa'da yapımı 17 yılda tamamlanan 30 bin seyirci kapasiteli stadyumun resmi açılışı dolayısıyla dörtlü turnuva planlandığı ve bu turnuva için İspanya Birinci Ligi (La Liga) takımlarından Villarreal'e de teklif götürüldüğü bildirildi.

Aradan geçen sürede stadın, tribün tenteleri, atletizm pisti, koltuk döşeme ve aydınlatma işi, soyunma odaları, tribünlerin beton kaplanması, elektrik ve ses aksamı, sıhhi tesisatı, ihata duvarı, yedek kulübeleri, kale direkleri ve kısmen çevre düzenlemesi tamamlandı. Son olarak çimlendirme ve skorboard eksiği de giderilen stat, resmi açılış için gün sayıyor.

Modern görünümü nedeniyle sporseverlerin ''GAP Arena'' adını verdiği ve aydınlatma çalışmaları da tamamlanan statta Şanlıurfaspor, zaman zaman gece antrenmanları yapıyor. Stadın resmi açılışı için Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün izni bekleniyor.

''GAP ARENA''DA VILLARREAL SESLERI

'VILLARREAL SICAK BAKIYOR

Şanlıurfa Gençlik ve Spor İl Müdürü Hakan Altu, stadyumda incelemelerde bulunduktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, resmi açılış için Villarreal takımıyla görüştüklerini bildirdi.
Statla ilgili son rötuşların tamamlandığını, birkaç hafta içerisinde açılış için hazır hale geleceğini ifade eden Altu, ''Şanlıurfa'nın stat hasreti kısa süre içinde neticeye varacak'' dedi.

Türkiye'nin en modern statları arasında yer alan 30 bin seyircili stadyumun açılışının adına yakışır şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Altu, şunları kaydetti:

''Resmi açılış için Villarreal takımıyla görüşüyoruz. Kuvvetle muhtemel açılış için onları getireceğiz. Villarreal'in hukuk danışmanıyla İstanbul'da 2005 yılında gerçekleştirilen Şampiyonlar Ligi finali sırasında tanışmıştık. İyi bir dostluğumuz var. Yazışmalarımız sürüyor. Onlar da buraya gelmeye sıcak bakıyor. Ancak bu konu henüz neticelenmedi. Villareal de gelirse stadyumda dörtlü bir turnuva yapmayı planlıyoruz.''

30 BİN KİŞİLİK STAT

Açık ve kapalı antrenman sahaları, tartan piste sahip 8 parkurlu atletizm pisti, soyunma odaları, tamamı kapalı seyirci tribünü, antrenman salonları, naklen yayın odaları, toplantı salonları ve 3 bin araçlık otopark bulunan stat, 26 bin 400 metrekarelik alanda kuruldu. 30 bin kişilik stat, sahip olduğu olanaklar bakımından Türkiye'nin en büyük stat projelerinden biri olarak gösteriliyor.

Hey Gidi Günler-Bir Çınarın Çöküşü

1. Ercan Taner burada kaç yaşındadır?

2. Hakan Şükür'ün attığı ilk gollerden biri.

3. O zamanlar kadrosunda barındırdığı çoğu oyuncunun adının Türk Futbol tarihine kazındığı Sakaryaspor şu anda 2. ligde, mevcut oyuncularına lisans çıkarmak için Federasyona yatırılması gereken parayı bulamadığı için 16 oyuncusu ile yollar ayrılma noktasında.

Sakarya'nın tek markası olan Sakaryaspor, 44 yıllık tarihinin en kötü ve en acı günlerini yaşamaya devam ediyor. Tarihinde ilk kez TFF 2. Lig'e düşen yeşil-siyahlı ekip bu güçlüğün üstesinden gelemeden önceki gün bir başka olayla sarsıldı. İsmail Gürses yönetimindeki Sakaryaspor, federasyona olan 3.5 Milyon TL borç nedeniyle yeni transferlere lisans çıkartamadı. Sakaryaspor 2009-2010 sezonunda elinde kalan mevcut oyuncular ve altyapıdan takviyeler ile ligde mücadele edecek. Neyse kaçanlar kaçtı. Kimsenin umrunda değil. Günden güne daha çok kötüye giden Sakaryaspor'a el uzatan yok! Vali Hüseyin Atak öncülüğünde son yıllarda yapılan destek çağrılarından başarısız sonuç elde edildi. Başta Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu olmak üzere Adapazarı Belediye Başkanı Süleyman Dişli, sivil toplum örgütleri, iş adamları ve mecliste ilimizi temsil eden 6 milletvekili 44 yıllık efsanenin çöküşünü adeta izlemekte ya da onlar da çare olamıyorlar bu çöküşe. Sakaryaspor'un başarısı için taşın altına elini sokmayan şehrin önde gelen isimleri bu ayıpla yaşamaya devam ediyor.

Geçen sezon sonunda Sakaryaspor 2. Lige düştü diye ağlayan Hakan Şükür, Bülent Uygun, Şansal Büyüka, Yılmaz Vural, Engin İpekoğlu, Aykut Kocaman, Turhan Sofuoğlu şimdi bu durumdan haberdarlar mı acaba? Yazık... Koca bir çınar amatör lige doğru hızla gidiyor. Sakaryaspor yararına düzenlenen iftar organizasyonuna 20 kişi ile katılan Sakaryamın büyükleri Ticaret Odası'nın iftar organizasyonuna hem de daha yüksek bir bedelle 350 kişi olarak katılıyorlar. Aferin onlara. Helal olsun.

Ankaragücü ve Ankaraspor Voltran'ı Oluşturmaya Başladılar

Ankaraspor, Ankaragücü ile iki önemli futbolcusu Ediz Bahtiyaroğlu ve Mehmet Çakır'ın transferinde anlaştı. Ediz Bahtiyaroğlu Ankaragücü'ne 1 yıllığına kiralandı. Mehmet Çakır ise Galatasaray maçından sonra kendisini Ankaragücülü yapacak sözleşmenin altına imza atacak. Sanırım özde olmasa da sözde birleşme başladı. Gökçeklerin gözü aydın olsun. Ne diyelim Türkiye'nin başkentinden kaç yıllık Türkiye Ligi tarihinde bir şampiyon çıkmaması ilginç bir durumdu. Bakalım bu birleşme şampiyonluk yolunda başkente ne kadar yardımcı olacak?

28 Ağustos 2009 Cuma

Çanakkale Geçilmez Antep Hiç Geçilmez

Beşiktaş 0-0 Gaziantepspor

1. Bir numarayı taraftara ayırmak lazım. Beşiktaş taraftarı her zaman bir ayrı. Her maç muhteşem bir harmoni oluşturuyorlar. En büyük alkış onlara.

2. Beşiktaş maça 4-6-0 olarak tabir edebileceğimiz bir sistem ile başladı. 6 orta sahadan Fink defansif, Ernst hem defansif hem ofansif, Nihat, Serdar Özkan, Holosko, Tello ise ileriye dönük orta saha görünümündeydi.

3. Galatasaray maçını gözönüne alınca eğer Couceiro aynı sisteme göre takımı oynatırsa Sivok ve Ferrari arasına toplar atamayacakları için tek şansları uzaktan şutlar ve duran toplardı. Ellerinden geldiğince bunu yapmaya çalıştılar. Kontraatağa dayalı futbol oynamalarına rağmen "çakma Kaka" Beto'nun yavaş olması bu düşüncelerine sekte vurdu.

4. Ferrari, Beşiktaş tarafından baktığımızda maçın en iyi oyuncusuydu. Toplama oynama yüzdesi %65-%35 Beşiktaş lehine iken bu nasıl oldu denmemeli, Antep'in ataklarında çok önemli toplara girdi ve takımı için olası tehlikelere engel oldu.

5. Maçta Beşiktaş kaç tane korner kullandı bilmiyorum ama hiç duran top çalışması yapmadıkları açıkça görüldü.
6. Serdar Özkan uzun bir zamandan beri ilk defa bu kadar olumlu oynadı. Ancak orta sahadaki arkadaşları ile iletişimlerinde meydana gelen sıkıntıdan atılan ara paslarında hep ofsayta düştü.

7. Ernst, Ernst, Ernst. Eğer sakat değilse bu adam neden çıktı? Bir bilen bana anlatsın. Defansif orta sahalardan birini çıkaracaksan bu maçta o isim Fink olmalıydı. Ki Ernst çıktıktan sonra Beşiktaş'ın orta saha tamamen ortadan kalktı ve bütün toplar defanstan ileri doğru şişirildi. Ama Antep'in fm dilinde "full back" oyuncusu Armand Deumi bütün kafa toplarını aldı. Ernst demişken bu adamın Türkiye Ligine uygun olmadığını bir kez daha gördüm. Adam takımın en iyi oynayan oyuncuları arasında iken çıkarılınca normalde formasını yere atmalı, teknik direktöre el kol hareketi yapmalı ya da en azından başlarım işinize deyip doğrudan soyunma odasına gitmeliydi. Ama o "efendi" gibi girdi yedek kulübesine, oturdu maçı izledi. Yok bu adam bu ligde olmaz.

8. Beşiktaş açısından performansına bağlı olarak çıkmasını düşündüğüm ilk oyuncu Holosko idi. Çok kötüydü bu maçta. Bir çok açık alan bulmasına rağmen bildiğimiz Holosko görünümünden çok uzaktı bu akşam.
9. Nihat'ın her maç üzerine koyacağı belli idi. Bu maçta daha çok koştu, daha çok istedi gol atmayı. Ama şu var ki ikinci yarıda orta sahadan Serdar Özkan'a verilen ara pasında ofsayt olduğunu bile bile topa koşması ve %100 lük bir gol pozisyonunun üstüne turp sıkması kendi taraftarının önünde gol atma isteğinin göstergesi idi.

10. Ekrem Dağ madem sakat değildi Denizli'nin o kadar dakika ofansa hiç yardımı olmayan İbrahim Kaş ile takımı oynatması Denizli'nin yapmayacağını düşündüğüm tarzda bir hata idi. Ki Ekrem biraz şanslı olsaydı son dakikalarda çektiği şut direk yerine kaleye girerdi. Ama bazen futbolun melekleri de yanında olmalı.

11. Beşiktaş bugün Denizli'ye rağmen maçı kazanabilmek için elinden ne gelirse yaptı. Biraz şansı olsa ya da gol vuruşlarında becerikli 1-2 adamı sahada olsaydı Antep 2lik hatta 3lük bile olabilirdi. Buradan ya Antep'in çok şanslı ya da Beşiktaş'ın ofansif oyuncularının beceriksiz oldukları ortaya çıkıyor. Ancak maç sonu istatistiklerinde kaleye atılan 20 şuttan sadece 5'inin kaleyi bulması da Beşiktaş açısından ikinci şıkkın daha doğru olduğunu gözler önüne serdi.
12. Hakemler açısından bakıldığında Deniz Çoban pozisyonlara yakındı, verdiği kararların çoğu doğruydu, skoru etkileyecek bir hata yapmadı ama bunda sahadaki futbolcuların ona yardım etmelerini de es geçmemek lazım. Beşiktaş'ın ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golünde ise pozisyon ofsayt idi. Nihat'ın penaltı beklediği pozisyonda ise devam kararı doğruydu.

13. Beşiktaş taraftarı bu maçta gördüklerinden sonra geleceğe daha umutla bakabiliyordur. Ama bakana kadar 4 hafta geçti ligde. Kaybedilen puanlar ileride çok sıkıntı yaratacaktır. Denizli, Nihat'ı 90 dakika sahada tuttukça ve bu akşamki gibi ilginç oyuncu değişiklikleri yaptıkça taraftardaki kredisini gittikçe azaltıyor.

14. Beşiktaş'ın da bir Rambosu oldu. Hayırlı olsun onlara.

20 Numara: Tuncay Şanlı

Love'dan Brezilya'ya Geçici Dönüş

Brezilya basını günledir CSKA Moskova'nın başarılı forveti Vagner Love Temmuz 2010'a kadar Brezilya'nın Palmeiras kulübüne kiralanacağını yazıyordu. Transfer işinin CSKA tarafından doğrulanması Beşiktaş için çok güzel bir haber oldu.

Haberin doğruluğunu ise CSKA Moskova'nın basın danışmanı Sergei Aksenov'un Vagner Love'un ailevi problemleri sebebiyle bu transfere izin verdiklerini söyleyerek teyit etmesinden anlıyoruz. Bununla birlikte basın danışmanı, Vagner Love'un Avrupa kulüplerinden gelen çok cazip teklifleri reddettiğini ve CSKA ile sözleşmesini 2,5 yıl daha uzattığını açıklamış.

Nonda Gidiyor mu?

ga nonda

Dün Nonda'nın son maçıymış Galatasaray'la. Golle veda edecek yani eğer ederse Shabani. Ben en çok De Sanctis'in ona Shabani diye seslenmesini sevmiştim. İlk geldiğinde de sevinmiştim ama Monaco'daki Nonda değildi ne yazık ki. Fakat Fener'e gol atarak tam bir G.Saray'lı olmuştu. Edu ve Volkan sağolsun. Arada sırada sakatlıklar yaşamasaydı, Hakan Şükür'ün egemenliğine yenilmeseydi çok daha iyi olabilirdi. Etkili bir forvet. Mevcut kadroda kesinlikle Baros'un alternatifi değil ama sahaya girdi mi tabi ki rakip defansa korku salıyor. Salacaktı. Fransa'da çok iş yapabilir aslında hala. Ama o

Fenerbahçe Kulübü'nden İvedilikle Yanıt!

Sercan Yıldırım'ın transferi için Bursaspor Kulübü ve adı geçen oyuncuyla her hususta anlaşmaya varıldığına, Bursaspor Kulübü'ne bu transfer karşılığında 7 milyon Euro ve futbolcumuz Gökçek Vederson'un verildiğine, resmi imzaların pazartesi günü atılacağına ilişkin bazı medya organlarında haberler yer almaktadır.Sercan Yıldırım önemli ve değerli bir futbolcudur. Ancak Sercan Yıldırım konusunda kulübümüzün önceki açıklamaları kamuoyunun bilgisindedir. Bu tip haberler kulübümüzü olduğu gibi Bursaspor Kulübü'nün yönetimini ve Sercan Yıldırım'ı da zor durumda bırakmaktadır. Takdir edileceği üzere bu transfer karşılığında Bursaspor Kulübü'ne verildiği iddia edilen Vederson'un da bu haberlerden olumsuz etkileneceği, böylesi bir durumun hem sporcumuza hem de takımımıza zarar vereceği tartışmasızdır.Haberin maraton.com.tr ve ntvmsnbc.com gibi saygın kabul edilen internet sitelerinde yayınlanmasıysa üzücü ve şaşırtıcıdır. Her iki internet sitesinin yöneticilerini daha hassas davranmaya davet ediyor ve aksi takdirde bu sitelerin çok kısa bir süre içinde inandırıcılığını kaybedebilecekleri konusuna dikkat çekiyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur,
Fenerbahçe Spor Kulübü
Gördüğüm en hızlı yanıttı bu. Haber 17.15 civarlarında falan düştü. 1 saat sonra da yalanlama olmasa da durgun suyu bulandırmayın haberi geldi. Bu arada Fenerbahçe maraton ve ntvmsnbc'ye de iyi giydirmiş. Teşekkürler kendilerine...

Gözümde pul kadar değerin yok maraton bundan sonra. Yaşasın scoutgs :D. Diğer yandan Sercan iyi futbolcu da bu paralara Galatasaray'a alınmasını da açıkçası istemiyorum.
Edit:
maraton.com.tr'den açıklama:
FENERBAHÇE'DEN YALANLAMA!.. Bu arada Fenerbahçe Kulübü, resmi internet sitesinden yaptığı bir açıklama ile Sercan transferini yalanladı!.. Ancak şunu hemen belirtelim ki transferleri büyük bir gizlilik içinde yapmaya özen gösteren sarı lacivertli kulüp, daha önceden de imzalar atılana kadar yalanladığı bazı transferleri daha sonra gerçekleştirmişti.
Bu ne demektir, bu transfer bir gerçekleşirse maraton.com.tr Fenerbahçe üzerinden şov yapacak. Bakalım ne olacak?

Sercan Yıldırım Galatasaray'a (mı) Fenerbahçe'ye (mi)?

Dün gece ilk defa sportif cümlelerde görmüştüm Sercan transferi ile ilgili gelişmeleri. Güvenilirliğini çok üst düzeyde gördüğüm scoutgs'de hayırlı olsun denmişti Sercan'ın Galatasaray'a transferi ile ilgili olarak ki Elano ve Keita transferlerini çoğu Galatasaraylı buradan öğrendi.
Diğer yandan Galatasaray ile birlikte uzun süredir Sercan Yıldırım'ın peşinde olan sarı lacivertli yönetim, genç golcü ve kulübüyle her konuda anlaşmak üzere olduğu haberi Maraton.com.tr'ye düştü. Bu site de transfer iddialarında tutturma oranı yüksek bir site. Fenerbahçe'nin Sercan için Bursaspor'a 7 milyon Euro+Vederson'u önerdiği ancak yeşil beyazlı kulübün 8 milyon Euro+Vederson'u istediği öğrenilirken, tarafların uzlaşmaya çok yakın olduğu gelen haberler arasındaymış. Ne dersiniz Aziz Yıldırım, Sercan'ı da 4x4 Jeep'iyle Bursa'dan alıp kimse kaçırmasın diye İstanbul'a kendisi getirir mi? :D

Bakalım Sercan transferinde kim galip gelecek? Galatasaray mı Fenerbahçe mi ya da scoutgs mi yoksa maraton.com.tr mi? Benim gönlüm tabiki kazananın Galatasaray ve scoutgs olması ama bekleyip göreceğiz.

Eğer iki haber de doğruysa aklıma gelen tek şey, Sercan transferi konusunda Galatasaray ile Bursaspor anlaştılar. Fenerbahçe son ana kadar Tuncay transferinin netleşmesini bekledi. Tuncay'ın, Stoke City ile anlaşması resmiyet kazandıktan sonra Bursaspor'a Galatasaray'dan daha iyi şartlar sundular. Bursaspor yöneticileri her ne kadar Galatasaray ile anlaştılarsa da sonradan döndüler ve Fenerbahçe ile anlaşma durumuna geldiler. Galatasaray 5 milyon euro+Nonda teklif etti iddiaları vardı. Fenerbahçe'den ekstradan sağlam para koparacak gibi görünüyor İbrahim Yazıcı. İnşallah Galatasaray yöneticileri teklif arttırımına falan gitmezler...

Bu transfer sezonu İbrahimlerin sezonu oldu. Paraları cukka ettiler. Ne diyelim Beşiktaş, Fenerbahçe veya Galatasaray sağolsun.

KAPAK OLDU*

TUNCAY-STOKE

Bu transferi yorumlayacağım ama biraz sabır. Bu kapağı hazmetmek gerek...

*Ekleme saati 17.18: Tuncay'ın tekrar Premier Lig'de oynayacak olması çok iyi. Herkesin "kaldı da n'oldu!? Fener'e gelseydi Avrupa Kupası'nda oynayacaktı!" dediğini biliyorum. Fenerbahçe'nin de tek kandırma yöntemi bu mu yani? Avrupa'da da minimum Twente, Sheriff ve Steaua Bükreş'le oynayacaktı. Bu mu lan Avrupa! Moldova, Romanya ve Hollanda'nın Trabzon'u bile olmayan takımlarıyla 2'şer kez oynamak Tuncay'a ne katacak ki? Katabilir ki? Geçen yıl Arsenal'e, Liverpool'a golü vardı Tuncay'ın. Senede minimum ikişer defa Liverpool, Arsenal, Manchester United, Chelsea ile oynamayı tercih eden Sakaryalıya destek olun biraz ya! Fenerbahçe çok seviyor zaten Avrupa'da oynayan Türkleri geri getirmeyi!

Al yanaklı forvetin askerlikten 'yırtmak' için avrupada kaldığını biliyoruz. Kimi milliyetçi arkadaşlarımıza göre bu vatan hainliği olarak, kimilerine göre de 'parası olan konuşur' olarak yorumlanıyor. Biliyorum. Fakat bu durum yasalarda yer alan ve her Türk vatandaşının yararlanabileceği bir haktır. Bu tercihi böyle yorumlamamak gerek. Fırsatı olan bu şıkkı değerlendirsin. Değerlendiremeyen de 'ok' atıp kimseyi yaralamasın. Çünkü bazen sivrilttiğin ok kendini vurur...

Yarın Sunderland ile oynanacak maçta forma giyebilecek durumda olsa da, ben giymesini beklemiyorum. Daha dün formayla poz veren futbolcunun sahaya çıkması benim düşünceme aykırı. En az bir hafta antremana çıksın takımla şöyle bir oturup çay içsin hocası Tony Pulis'le... Sonrasında da zaten 2-3 haftaya kalmaz ilk 11'de yerini garanti altına alır. Forma numarası belli değil. Giymesi muhtemel 7,9,17,10 numaralar dolu. Ben atıyorum ve 54 (Sakarya) giyer diyorum. En kısa zamanda öğreniriz...

Muamma Bitmez ki

tuncay_milli

Tuncay'ın transferi sonunda yine gerçekleşemedi. Ya da onu da bugün açıklayacaklar. Dün gelen flaş haber sonrası Tuncay'ın M'brough'dan Stoke City'ye transfer olacağını okuduk öğrendik. Pardon olduğunu bile söyleyenler oldu. Ben bile dedim olmuş diye. Yazdık, çizdik bunu hatta. Ama bir daha şöyle İngiliz basınına bir bakayım dedim. Telegraph hala "Stoke City Tuncay için girişimlerde bulunuyor" diyor. Stoke City'nin resmi internet sayfasında ise henüz "Tuncay'ı aldık. Hadi hayırlı olsun" demiyor. Ama dün aynı anda Tuncay'la beraber transfer olacağı söylenen Alman stoper Robert Huth formayla pozu vermiş, Stoke City kameralarına açıklamalarını yapmış bile. Hiç sevmem futbolcu formayı giymeden "Transfer oldu" demeyi. Gazetede dedik napalım. Ama transfer ihtimali bitmiş değil. Tuncay haftalık 65bin sterlinde diretiyormuş. Bu parada anlaşılırsa Stoke City forması giyecekmiş... Olmadı Aston Villa'ya...

huth

Asidi kaçmış kola gibiydi...

serdar-eyilik

Çok da yorumlanası bir maç değil. Maçları izleyememekten şikayetçiyim. Adam gibi oturup izleyebildiğim maç bu gerzek maçtı. Ama Serdar Eyilik'i tekrar izleyebilmek güzel oldu. Fakat bu çocuğun son vuruşlarını biraz daha geliştirmesi gerek. Kaleciyle çok rahat karşı karşıya kalabiliyor aralara iyi kaçarak. Sağolsun Arda'da arkadaşlarının bu kaçışlarını iyi değerlendiriyor. Serdar karşı karşıya kaldığında akıllı vuruşlar çıkarabilirse çok gol atabilir.

Dün Aydın yine ilk 11'de başladı. Maç öncesi Rijkaard'ın bu çocuk hakkındaki açıklamalarını gazetelerden okudum. "Aydın'ı satmayın benim en önemli silahım olacak" demiş. Netanya maçı dışında tetiği çekip, hedefi 12'den vurduğuna şahit olamadık ne yazık ki. 3-4 asist yaptı Sami Yen'de sonraki maçlarda aynı performansı göremedik. Artık bir patlama yap Aydın! Emre B. Hagi'den çok şey kattı kendine. (Inter değil de daha fazla forma giyebileceği bir kulübe gitseydi hala Avrupa'da forma giyer ve Gerrard, Lampard, Xavi ile kıyaslanırdı.) Senin de Kewell'dan ve Keita'dan öğrenebileceğin çok şey varken bu fırsatı değerlendirmelisin! Beni duyamasan da umarım bunları gerçekleştirirsin!

Barış bu performansıyla daha çok yedek oturur. Kendine çeki düzen vermesi ve Feldkamp dönemindeki Barış olması gerek. Elano kendini zorlamadı sanırım. Ama attığı sayılmayan gol yine klastı. Maçın skoru kötüydü ama daha önce verdiği tat nedeniyle asiti kaçmış olsa bile içilen cola gibiydi Galatasaray. Oturup içtik, maksat ağzımız ıslansın...

Sonu benzemesin ama bu çocuk biraz Hasan Şaş'a benziyor

serdar-eyilik2

Rakipleri Tanıyalım

Panathinaikos
Market Değeri: 85 milyon pound
Yaş ortalaması 26.2
En Değerli Oyuncuları: Djibril Cisse 9 milyon pound
Gilberto Silva 6 milyon pound
Konstantinos Katsouranis 6 milyon pound
Son oynadığı maçlar: Sparta Prag-Panathinaikos 3-1
Panathinaikos-Sparta Prag 3-0
Panathinaikos-A. Madrid 2-3
A.Madrid-Panathinaikos 2-0
Ergotelis-Panathinaikos 0-3
Gelen Oyuncular:
Cédric Kanté (OGC Nizza Ligue 1), Djibril Cissé (Olympique Marseille Ligue 1), Mattias Bjärsmyr (IFK Göteborg), Sebastián Leto (Liverpool FC), Konstantinos Katsouranis (Benfica Lissabon Philippos Darlas (PAOK Thessaloniki), Alexandros Pangalis (Fostiras Athen), Alexandros Tziolis (Werder Bremen), Elini Dimoutsos (OFI Crete), Petros Kravaritis (AO Koropi), Stylianos Kritikos (Ionikos Nikaia), Nikolaos Pantidos (AO Ilisiakos Athen), Georgios Dadamis (AO Koropi)
Dinamo Bükreş

Market Değeri: 27 milyon pound
Yaş ortalaması: 26.4
En Değerli Oyuncuları:Gabriel Tamas 3.2 milyon pound
Adrian Cristea 3 milyon pound
Bogdon Lobont 2.7 milyon pound
Gabriel Torje 2.2 milyon pound
Son Oynadığı Maçlar: Dinamo Bükreş-Slovan Liberec 0-3
Slovan Liberec-Dinamo Bükreş 0-3 (8-9 pen.)
Gelen Oyuncular:
Djakaridja Koné (Hapoel Tikva), Cristian Marian Munteanu (Otopeni), Laurentiu Rus (Liberty Salonta), Francisco Molinero (Levante), Silviu Izvoranu (Astra), Dragos Grigore, George Curca (Farul), Nino Pekaric (Roter Belgrade), Andrei Cristea (Politehnica), Cornel Predescu (Astra), Liviu Ganea (Otopeni), Hristu Chiacu (Astra)

Sturm Graz
Market Değeri: 14 milyon pound
Yaş ortalaması: 24.7
En Değerli Oyuncuları: Samir Muratovic 1.8 milyon pound
Andreas Hölzl 1.2 milyon pound
Daniel Beichler 1 milyon pound
Son Oynadığı Maçlar: Siroki Brijeg-SK Strum Graz 1:1
Sturm Graz-Siroki Brijeg 2:1
OFK Petrovac-SK Sturm Graz 1:2
SK Sturm Graz-OFK Petrovac 5:0
SK Sturm Graz -Metalist Kharkov 1:1
Metalist Kharkov-SK Sturm Graz 0:1
Gelen Oyuncular:
Haris Bukva (Karnten), Mark Prettenthaler (Augsburg), Martin Ehrenreich (Gratkorn), Uwe Kropfhofer (Spittal), Manuel Weber (Karnten), Luca Tauschmann, Dean Maric, Andreas Lukse (Rapid Wien), Gordon Schildenfeld (Beşiktaş)

UEFA Avrupa Ligi Maç Programı

17 Eylül: Panathinaikos-Galatasaray

1 Ekim: Galatasaray-Sturm Graz

22 Ekim: Galatasaray-Dinamo Bükreş

5 Kasım: Dinamo Bükreş-Galatasaray

2-3 Aralık: Galatasaray-Panathinaikos

16-17 Aralık: Sturm Graz-Galatasaray

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Rakipleri

Ertem Şener Sıkıntısı

Desportivo'dan Murat Türker kusura bakmasın ama mesai arkadaşı Ertem Şener kadar bir canlı yayını idare edemeyen ve rezil eden 2. bir isim daha bilmiyorum, görmedim. Önüne ya dizüstü bilgisayarını koymuş ya da çıktıları almış oradan devamlı bilgiler veriyor. Öteki taraftan Kura çekimi konuklarla devam ediyor. Uwe Seeler geliyor gidiyor, Jadson geliyor gidiyor, adamlarla 10 dakika civarında konuşuluyor fakat biz ne dediklerine ilişkin tek kelime anlamıyoruz, anlatılmıyor çünkü, dinlememiz de yasak. Kura çekimine başlanıyor, yoldan çevirdiğin adamın anlatacağı kadar anlatılıyor kura çekimi, Lisbon orda, Hamburg burda. Ne takımlarla ilgili bir bilgi var, ne finalle ilgili bir bilgi var. Kura çekimi yapılırken arkadan ufak doneler veriliyor, ondan bile faydalanmıyor Şener.

D-Smart'ın kıdemli adamlarından Şener, bizim artık bıktığımız yayın standardı ile, bilmediği yabancı dili ile, acayip benzetmeleri ve ilişki kurmaları ile bizi çok ama çok sıkıyor. Hele bir de futbolun endüstrileşmesini anlatırken aldığı haz yok mu o da beni hasta ediyor!

Grup Aşaması - Hamburg Yolu

1. torbadan PSV, Panathinaikos, Ajax, 3. torbadan AEK, Slavia Prag ve Levski Sofia, 4. torbadan Genoa dışındaki her takım kendi adıma Fenerbahçe ve Galatasaray için kabulümdür. Kura şansı dileriz takımlarımıza...

L.Tallinn 1-1 Galatasaray

Öylesine yapılan bir maç görünümündeydi herşey, alternatif kadromuzdaki oyuncuların kendilerini göstermeleri için önemliydi sadece, gösterdiler mi göstermediler mi tam karar veremedim, nihayetinde geldi geçti, tek üzüntüm Galatasaray'ın rakibini yenip ülke puanına daha çok katkı yapamaması oldu. Ama olsun öyle böyle artık UEFA Avrupa Ligi'ndeyiz. Sıradaki gelsin bakalım.

(Maç yazısı mı? Gerek yok)

Daha Çok Hollandalı Daha Çok!

25 Milyon Euro'ya artık Bayern oyuncusu Arjen Robben. Akşam saatlerinde Münih'e giderek kontrat görüşmelerine başlamış vaziyette. Bir sorun çıkmaz ve yarın da resmi imzayı atar en geç. Van Gaal daha çok Hollandalı alarak sorunu çözebileceğini düşünüyor, sırada Ribery karşılığında Van der Vaart var. Acaba bizim bilmediğimiz "Ne kadar çok Hollandalı, kadar çok başarı" diye bir formül mü var?

Beşiktaş açığını İlhan Mansız'la kapadı!

RODRIGTABATA

Beşiktaş yine milyonlar saçarak Gaziantepli Tabata'yı gece operasyonuyla takıma katkı. Siyah Beyazlı takım 10,5 numara açığını Brezilyalı ile kapatırken, ayrıca yıllardır özlemi çekilen İlhan Mansız'ın boşluğu da böylece doldurulmuş oldu... Hadi hayırlısı

27 Ağustos 2009 Perşembe

İftardayız

Blog partnerim Sevgili ozhano, foreverbigfb blogunun sahibi Sevgili foreverfb eşleriyle birlikte bu gece bizde iftardalar. Sofra hazır, beklemedeyiz. Bu gece hem beraber açacağız oruçları hem de takımlarımızı Avrupa Ligi'ne birlikte yolcu edeceğiz.

E hadi gelsenize artık :D

Ertesi gün eklemesi: Çok güzel iftar oldu dün akşam, hem ağırlamaktan hem birlikte olmaktan çok mutlu oldum. İnsana dost gerek be arkadaş!

Herkes Hakem Olamaz

Sanlı Sarıalioğlu'nun Diyarbakırspor- Fenerbahçe maçının ilk dakikalarında Emre Belözoğlu'nun hakemin kolunu itmesi ile ilgili yorumu:

" Bunun yorumunu sorma bana. Bunun yorumu olmaz. Ben hakem olsam buna 30 tane kırmızı kart veririm, Disiplin Kurulu'nda olsam en az 5 maç ceza isterim." (Futbol Zirvesi-LigTv)

Sanlı Abimize saygımız sonsuz ama iyi ki hakem olmamış :D.

Son 32 - Madrid Yolu

Beşiktaş'ın Avrupa macerasına devam edebilmesi için 4. torbadan gelecek takım çok önemli. Wolfsburg veya Kazan gelmezse en azından Avrupa Ligi için umutlanabilir Beşiktaş. Şöyle bir grup da fena olmazdı hani:

Sevilla
CSKA Moscow
Beşiktaş
Debrecen

Arda İkili Markajda!

Hep millet mi yapacak bir de biz girelim magazinel olaylara ilk ve son kez olmak şartıyla :D.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Wolfsburg Kaynıyor

Dzeko ve Ziani idmanda idmanda birbirine girer, takım ruhu kaybolur, kimya bozulur, formül fos çıkar. Wolfsburg fena halde kaynıyor, endüstriyel futbol karşıtları bizler üzülüyoruz.

Dobracı Sergen

Bu Kaçıncı Allah Aşkına!?!

Hiç mi okumuyorsunuz yaptığınız haberi, hiç mi kontrol etmiyorsunuz kopyalayıp yapıştırdıklarınızı? İnsanın yaptığı işe azıcık saygısı olur be kardeşim!

Aachen'daki Lezzet Durağı: La Dolce Vita

Almanya seyahatinin 4 gününü geçirdiğimiz Aachen'da yurt dışına çıkışlarımız içinde ilk kez aç kalmadık! Ya da daha doğru bir tabirle doya doya yemek yiyebildik. McDonalds, Burger King ksakacında tavuklu menüler etrafında geçen öğünlerdense, Aachen'da keşfettiğimiz lezzet durağı adeta unutulmazlarımız arasına girdi.

La Dolce Vita. Bir İtalyan restoranı. Akdeniz mutafağının çeşitliliği ve damak tadımıza uygunluğunu düşünerek eşimin ısrarıyla oturduk restorana. Menüsü makarna ve pizza ağırlıklı olmakla beraber etli ve vejeteryan ürünlerlerle de gayet genişti. Makarna yemeğe karar verdik ve kullandıkları ürünleri görmek istedik. Menü geneli İtalyanca olduğu için ne olduğunu çözemediğimiz şeyleri incelerken "Türkçe'de onun adı fesleğen" dememle birlikte İtalyan garson, ki sonradan adının Antonio olduğunu öğrendik, heyecanla bizi çekerek bahçedeki masada oturan orta yaşlı bir beyin yanına getirdi. Beyefendi restoranın sahibi Nejat Temel imiş, yani bildiğin Türk. O zengin menü ve adını ilk kez duyduğumuz yemeklerin arkasından bir Türk çıktı. Ankaralı, RWTH Metalurji Mühendiliği mezunu, zamanında tekstil, sağlık ürünleri ve sanayi makineleri ticareti yapmış, 12 senedir Gıda sektöründe karar kılmış tam bir beyefendi. Daha yemeği yemeden güleryüzü ve hoş sohbetiyle doymuştu bile karnımız.

La Dolce Vita'nın menüsündeki bir çok yemeğin kendi buluşu ve tarifi olduğunu öğrendik. Diğerlerini her yerde yersiniz ama makarna çeşitlerini denemenizi ısrarla tavsiye ediyorum deyince kendisinin bizim için seçim yapmasını istedik. Pasta di crema Tartuffo (Türüf mantarı soslu bandelude makarnası) ve Kuzu etli Rigatoni. Yemekler gelene kadar merak içindeydik, tereddütlüydük ama tabaklar önümüze konduktan sonraki 15 dakikada aldığımız zevki anlatmanın imkanı yok. Özellikle türüf soslu bandelude bizi kendimizden geçirdi. Türüf mantarı çok nadir bulunan ve kilogramı binlerce tl değerinde olan bir mantar. Nejat Bey o mantarı ve yoğun lezzetini ekonomik kullanıp bildiğimiz kültür mantarı ve sadece irmik ile yumurtadan mamül makarnası ile birleştirip harika bir lezzet bütünü çıkarmış ortaya. Ha keza kuzu etli rigatoni de öyle. Sonraki günler farklı ve leziz pizzalarını ve makarnalarını denesek de son gün yine de vazgeçemedik Pasta Tartuffo'dan.

Yemek hazırlanırken gelen yeni fırından çıkmış küçüçük ekmeklerle ikram edilen, halis tereyağı ve taze baharatlardan oluşan, özellikle kırmızı biber, dere otu ve sarmısağın muhteşem bir tat kattığı aperatif tadımlığı da mutlaka tatmak gerek.

Geniş menüsü ve farklı tatlarıyla Alexanderstrasse'nin Peterstrasse ile birleştiği köşede hizmet veren La Dolce Vita'ya yolunuz Aachen'a düşerse mutlaka uğrayın, eğer Aachen'da yaşıyorsanız hemen yarın gidin derim. Hatta selamımızı da iletin Nejat Bey'e....

Defansa Bir Futbolcu İstiyorum

Defansa bir futbolcu istiyorum oyunu okuyabilen,
Defansa bir futbolcu istiyorum sağını solunu kontrol eden,
Defansa bir futbolcu istiyorum çirkeflik etmeyen,
Defansa bir futbolcu istiyorum sadece futbolu düşünen,

Defansa bir futbolcu istiyorum boş alan bulunca yağdıra yağdıra gitmeyen,
Defansa bir futbolcu istiyorum pas yapmayı bilen,
Defansa bir futbolcu istiyorum ileri çıkınca bile defansı unutmayan,
Defansa bir futbolcu istiyorum taraftara sevgili olan,

Orta saha, forvet muhteşem Elano logar kapağını yolladı sana Gürcccaaaannnnn,
Geçiniz efendim Caner, Aurelio, Sercan,
Servet tamam da Gökhan sallanıyor aman,
Unutmadan solda alternatif olamaz Yaman.

Alın defansa sağlam bir adam, olursa bir de tam bir bek sola,
İşte o zaman rahatça derim ki çıkıyoruz Hamburg'a yola,
Herkes bunu biliyor ki Bizim işimiz Avrupa,
Çoğu yorumcu o zaman içecek bardak bardak soğuk suyu kana kana.

Mailime bugün geldi, ismini yazmamış. Gürcan Bilgiç ile ilgili şiir devam ediyor ama gerek yok onları yayınlamaya.:D. Hıncal Uluç'a da varmış:D.

25 Ağustos 2009 Salı

A2 Futbol Ligi-Beşiktaş 2-3 Galatasaray

A2 Ligi'nin ilk haftasında Galatasaray bugün, İnönü Stadı'nda Beşiktaş'la karşılaştı. Takımımız 2-0 geriye düştüğü karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldı.

Karşılaşmaya hızlı başlayan Beşiktaş, 8. dakikada Can Erdem ve 18. dakikada Ali Kuçik'in golleri ile 2-0 öne geçti.

28. dakikada Anıl Dilaver'in düşürülmesi ile kazanılan penaltıyı, Emre Çolak gole çevirerek skoru 2-1'e getirdi. 43. dakikada Uğur Ayhan, takımımızın ikinci golünü atarak ilk yarının skorunu 2-2 olarak belirledi. 50 dakikada ise Murat Akça, kendi yarı alanından vurduğu topla takımımıza galibiyeti getiren golü attı.

Karşılaşmayı Beşiktaş Kulübü yöneticileri Bülent Deriş, Halim Aydın, Behçet Ümitlen ve Nedim Sarsmaz'ın yanı sıra teknik direktör Mustafa Denizli, Galatasaray kaptanı Arda Turan ile Beşiktaşlı futbolcu Batuhan Karadeniz de izledi. Girişi ücretsiz olan karşılaşmayı 500'den fazla siyah-beyazlı taraftar izlerken, taraftarlar A2 takımlarının teknik direktörü Sergen Yalçın'a tezahüratlarıyla destek verdiler.

Öte yandan Sergen Yalçın, maç sonrasında sahaya girerek hakemlere tepki gösterdi :D.

Beşiktaş: Umut, Oğuz, Sezer, Emre, Caner, Orhan, Cumali, Necip, Erkan, Ali (Dk. 64 Hamdi), Can (Dk. 70 Buğraç Han)

Galatasaray: Emirhan, Yusuf, Murat, Emrah, Berk (Dk. 82 Sinan), Caner, Uğur, Ahmet, Berkin (Dk. 79 Emre Yüksektepe), Emre Çolak, Anıl (Dk. 60 Cem)

Goller: Dk.8 Can Erdem, Dk.18 Ali Kuçik (Beşiktaş), Dk.28 Emre Çolak(Pen.), Dk.43 Uğur Ayhan, Dk.50 Murat Akça (Galatasaray)

Kırmızı Kartlar: Dk. 49 Cumali (Beşiktaş), Dk. 50 Emre (Galatasaray)

Kaynak: galatasaray.org ve milliyet

Diğer yandan Marmara Grubundaki diğer maçta Fenerbahçe Dereağzı Tesisleri'nde oynanan maçta Boluspor'u 31 ve 50. dakikalarda Furkan ve 10. dakikada Doğukan'ın attığı golleriyle 3-1 yendi. Boluspor'un tek golü 25. dakikada Metin'den geldi.

TSL Fair Play Ligi Puan Durumu-3.Hafta


Takımlar ve taraftarlar için çok önemli ya!!! O yüzden bilmekte, takip etmekte yarar var. Değil mi ama?

O Kadar da Değil Sarıgül

"Kaka'yı tanır mısınız? Tanırsınız değil mi? Kaka kimdir yaw..! Mübarek günde konuşuyorum. Kaka zıkkımın kökünü yesin. Bizim ülkemizde gençlere sağlam yatırım yapılsın gör bak kaç tane Kaka çıkıyor."
Mustafa Sarıgül (Lig Tv-Beş Çayı)

Tamam siyasetçi biraz farklı konuşur da, böyle de olmaz sayın başkan :D.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Maç mı Savaş mı?

Diyarbakırspor 1-3 Fenerbahçe

Ne maçı izleme zevki bıraktılar ne de yazma. Diyarbakırspor'u ne zaman saha içindeki oyunuyla hatırlayacağız? Hep bir savaş, hep bir kavga, hep aynı. Diyarbakırspor'un TSL'de olması sanırım bazı Diyarbakırlılar'ın hoşuna gitmiyor.

Rötar Yorgunu

Uçağımız tam 4 saat rötar yapınca Düsseldorf'tan bir hayli gecikmeli dönmüş olduk. Rötarlı dönüş sonrası Havalimanı'ndan bir de Sakarya'ya kadar araba kullanmak bir hayli hırpaladı. Ramazan'a duyulan özlemle tutulan oruç da haliyle kafaya vurdu, ancak kendime geliyorum iftar sonrası. Uçağın rötar sebebi yolcu camlarından birinin kırılmasıymış. Değiştirilmesi ve uçağın tekrar hazır hale gelmesi bir hayli uzayınca haliyle dengemiz de bozuldu. Ama olsun 1 hafta içine sığdırılmış 1 kongre, 3 ülke, 4 şehir ve 2 otel'in nazarlığı olsun bu da.

Aachen'a en yakın havalimanları Köln ve Düsseldorf'ta. Biz Düsseldorf'u tercih ettik moda ve fuar kenti olması nedeniyle. İner inmez trenle Aachen'a geçtik. Aachen'da kalırken hem bir kongreye katıldık hem de Hollanda'nın Maastricht ve Belçika'nın Liege şehirlerini ziyaret ettik kiraladığımız arabayla. Sonrasında 3 günü Düsseldorf'ta geçirip döndük Türkiye'ye.

Anlatacak çok şey var ama öylesine yorgunum ki hem dolu dolu geçen seyahat hem rötar hem Ramazan fazla geldi. Kendimi toparlar toparlamaz döneceğim Salata'ya. Gitmeden şunu da söylemezsem ölürüm :D Düsseldorf'un hatta Almanya'nın en ünlü alışveriş caddesi "Königsallee", kısaca Kö diyorlar. Yani neymiş Düsseldorf'un orta yeri Kö'ymüş!

Benden Selam Olsun Aachen Beyi'ne

Ben Mansur Baba bu adamın peşini bırakmaz, öyle ya da böyle futbolcu sakatlanmazsa etmezse transferini gerçekleştirir demiştim. Cenky ise Everton'un gelecek sezon için hedef olarak Şampiyonlar Ligi'ni koyduğunu ve bu sebeple teklif ne olursa olsun Lescott'un satılmayacağını söylemişti. Ama tek bir noktayı kaçırdı. Futbolcu gimek istiyorum derse Everton'da kimse onu tutamaz ve oynatamazdı ki aynen öyle olmuş, Everton ve Man. City futbolcunun transferinde nihayet anlaşmışlar. Gerçi Kolo Toure'den sonra bu transferin olacağını fazla beklemiyordum ama sonuçta olmuş. Şu anda Almanya'yı fethedip Türkiye'ye dönmüş olan Cenky'ye duyurulur.

İlgili yazı: http://cobansalata.blogspot.com/2009/08/arsenal-evertona-satt-man-city-sevindi.html

Kaynak: http://www.transfermarkt.co.uk/en/news/30697/everton-accept-lescott-bid.html

Yaz Bakalım Gökmen Ağa!

".... Zaten Rijkaard Galatasaray'a gelmeden önce Milan'la Galliani ile görüşmüş, anlaşmış; fakat Galliani takımdaki oyunculara bunu söyleyince Pirlo falan çok disiplinli, sıkı diye istememiş, bunun üzerine Milan takımın başına Rijkaard'ı geçirmekten vazgeçmiş." (Telegol)

Ayıp ya. Yazılır da bu kadar da olur mu be hacı? Yaz bakalım daha ne kadar yazacaksın? Defterin sayfaları bitiyor ama onu da bil...

8 Resmi Maç-29 Gol Aynen Devam

Galatasaray 4-1Kayserispor
1. Maça Tallinn maçının 11'i ile başladı Galatasaray. Maç başlamadan önce Galatasaray'ın gol yollarında çok zorlanacağını düşünüyordum. Bu düşüncemin sebebi, Tolunay Kafkas'ın futbolcularına oynattığı rakibe karşı olan tatlı sert futboluydu. Özellikle Keita sakatlanabilir diye çok endişelendim. Diğer yandan Ariza varken Kayserispor'un ofansif anlamda birşey yaparsa bunun duran toplardan olacağı aşikardı.

2. Maç başladı. Maç öncesi düşüncelerimin tam tersine Kayserispor, Galatasaray sahasına yığıldı ilk dakikalar ile beraber ki 2. dakikada Cangele'nin bizim defansı hallaç pamuğu gibi attığı pozisyonda kaleci Leo çok iyi çıkardı. Yeterince iyi defans yapmadığı için kızdığım Sabri çok iyi kademeye girdi. Kötüyken laf ediyorsak iyiyken de aferini söylememiz gerekir. Ama dikkat edin bu akşam Sabri diğer maçlara göre defansı çok daha iyi kapattı ve Servet-Gökhan ikilisinin kademesine çok iyi girdi. Böyle oynasın arkasında olur bu taraftar her zaman.

3. Galatasaray'ın ilk golünde Arda sanırım görünmez adamdı ki Kayserispor'da kimse onu kaale almadı. Topu durdurup şut atsa ya da pas verse daha iyi olabilirdi ama eğrisi doğrusuna denk geldi kaleye şut olarak yaptığı vole pas olarak Baros'a geldi ve bana göre temiz bir şekilde golü attı. Bu gol Galatasaray'ın duran top çalışmaları yaptığının en önemli göstergelerinden biriydi. Çünkü serbest vuruşta Arda arka direkteydi ama esas o bölgeye hareket eden ön direkten rakibini ekarte edip giden Servet'ti ve esas düşünülen topun ona gelmesi ve pas ya da kaleye şut şeklinde topun kale içine ulaştırılması idi.

4. Arda geçen maçlara göre daha statikti sahada. Ama bu haliyle bile oyuna skora geceye damgasını vuran oyunculardan biri oldu.

5. Keita'nın bu maçta sakatlanabileceğini düşünüyordum. Karşısında çok sert oynayan Kayserili oyuncular vardı. Buna rağmen yine vasatın üzerinde bir oyun sergiledi benim gözümde. Kayseri defansı kesinlikle Keita'nın koşu yolunun açılmasına ve driplinglerine izin vermediler ama bunu hep çekerek ya da faulle yaptılar.

6. Tallinn maçında yorum yapan arkadaşlarımdan biri forvetsiz 4-6-0 bir oyun olabileceğini ve Baros'un şu anda oynadığımız 4-3-3 sistemine uygun olmadığını söylemişti. Ben de tam tersini iddia etmiştim. Eğer orta sahada ofansif anlamda çok iyi oyuncuların varsa ileri uçta rakip defansı kenarlara sürükleyip koşu yollarını açan bir forvete ihtiyaç duyulur ki şu anda Baros bu işi çok iyi yapıyor. Örneğin, Mustafa Sarp'ın ikinci yarıda orta saha ve defansı delerken faulle durdurulduğu pozisyonda Baros Kayserili 2 oyuncuyu kendisiyle sürüklüyor ve onun açtığı koridordan Sarp gidiyor. Aynı pozisyon Tallinn maçında da olmuş, Sarp'ın şutu az farkla dışarı çıkmıştı. Baros bugün diriydi, konsantrasyonu yerindeydi, oynamak ve gol atmak istediği her halinden belliydi ki geceyi 2 golle tamamladı. Ama hala daha geçen sezonki seriliği yok. 4. golü hatırlarsanız Arda topu verdikten sonra topa vurana kadar geçen sürede neredeyse arkadaki defans oyuncusu yetişecekti. Vuruşu iyi değildi ama öyle ya da böyle golü attı önemli olan da buydu.

7. Sahada bir de Ariza vardı. Ariza ilk önce Galatasaray'da arıza yarattı olmadı sonra da kendi takımında aynı olayı yaptı. Açıkçası ben beğendim bu adamı. Çok güçlü, servet ve Gökhan'ın ikisiyle uğraşabilmek hatta onlara top aldırmamak kolay iş değil. Her ne kadar Troisi ve Cangele gibi orta sahadan forveti destekleyici oyuncular bünyelerinde olsa da Ariza yanlız kaldı maç boyunca ileride.

8. Elano muhteşem bir gol attı. Ama henüz daha hazır değil. Ama bu golün daha büyük bir önemi var ki golden sonra futbolcuların sevinci. İşte eğer Galatasaray bu sezon ligde ve Avrupa'da başarılı olacaksa bu başarı ilk başta o sevinçte gizli.

9. Hakem için çok zor bir maç oldu ve çok da hata yaptı bana göre. Baros'un attığı ilk golde bana göre faul yok buz gibi gol. Maç sonu, pozisyon tekrarlarını daha izlemedim ama, Kayseri'nin ilk golünde ve Galatasaray'ın ikinci golünde verilen korner kararları yanlıştı. Baros'a biri bariz iki penaltı pozisyonunu es geçti. Verdiği kartlar ise doğruydu. Açıkçası benim gözümde vasatı aşamadı. Unutmadan şunu da ekleyeyim ki, Mustafa Sarp'a ikinci yarıda çizginin hemen önünde yapılan faulde oyunu devam ettirse Galatasaray gollük bir pozisyon içindeydi ve kaleciyle karşı karşıya pozisyon vardı. Avantaj kuralını uygulamadı, çok büyük hata oldu.

10. Tek sıkıntı Hakan Balta. Darbeye bağlı bir sakatlık değildi yaşadığı. İnşallah uzun süreli bir sıkıntı yaşamayız. Alternatifsiz ya da sıkıntılı olduğumuz tek bölge olarak düşündüğüm sol bekte kim gelirse gelsin Hakan Balta gibi olamaz.

Zor maçtı, 4-1 gibi net bir skor, oyun da diğer maçlara göre iyi olmasa da tatmin ediciydi. Önceki yazılarımın birinde ben bu sezon geleceği hiç düşünmeyeceğim sadece anı yaşayacağım demiştim. Hiç yarın ne olacağını düşünmeden bu güzel kadronun yaptıklarını izlemek bana acayip zevk veriyor. 8 resmi maç 29 gol oldu. Ne diyelim aynen devam...