Sayfalar

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Bursaspor Vederson'u Bitiriyor!

Açıkçası Roberto Carlos'un sakatlandığı ve Uğur Boral'ın defansif özelliklerinin olmadığı bir durumda ne kadar mantıklıdır ama Fenerbahçe teknik direktörü Daum, Gökçek Vederson'u kadroda düşünmediğini belirtince Vederson Bursaspor ile anlaşmış. Tüm Bursaspor taraftar siteleri bu transfer gelişmesi ile çalkalanıyor, ben buraya kaynak olarak bir tane koyayım:

Kaynak burada.

(Belki R.C. sakatlanmasa olası bir transfer olabilirdi ama şu halde Fenerbahçe'nin Vederson'u bırakacağını sanmıyorum her ne kadar o bölgede R.C., Uğur dışında Santos‚ Özer ve Onur da olsa.)

Yağcı Torres

"English football has an enormous following across the world, not just because of the players but because of its history, its tradition, the excitement, the capacity crowds,"

"The other leagues can learn a lot, even La Liga. (Real) Madrid have signed Kaka and (Cristiano) Ronaldo, and Barcelona have Xavi and (Lionel) Messi but, really, the Premier League is way ahead."

"Winning the league here would be like winning the European Championship with Spain last year,"

"İngiliz Futbolu dünya çapında yaygın şekilde takip ediliyor, sadece oynayan oyuncular nedeniyle değil tarihi, gelenekleri, heyecanı ve taraftarı nedeniyle de."

"Diğer liglerin daha öğreneceği çok şey var, La Liga'nın bile. (Real) Madrid Kaka ve Ronaldo'yu aldı, Barcelona'da Xavi ve Messi var ama, gerçekten, Premier Lig bir hayli ileride."

"Burada Ligi kazanmak İspanya ile Avrupa Şampiyonu olmak ayarında."


Vay be Torres ne yağcı adammışsın!

Barry Ferguson

Bu sezon Nisan ayının başında İskoçya'da istenmeyen adam ilan edilmişti. Olayın özeti; Hollanda mağlubiyeti sonrası Rangers'tan takım arkadaşı kaleci Allan McGregor ile barda sabahlamasının ardından İzlanda maçında yedek bırakılmış olan Ferguson, Walter Smith'e "S..eyim senin otoriteni, sen ne bilirsin ki!" anlamına gelen el hareketini yapmıştı. Hatta ondan az sonra bu hareketi yanındaki McGregor da tekrarlamış ve ikili kameralara yakalanınca kızılca kıyamet kopmuştu.

Olayın ertsei günü 2 oyuncu da ceza almış, Milli takımdan sonsuza dek uzaklaştırılmış, takımları tarafından satış listesine konulmuş ve yüklü para cezası yemişlerdi. 3 gün sonra McGregor hem Smith'den hem de İskoç halkından özür dileyince Rangers onu kadroya geri almış ancak McGregor kaptırdığı kaleci kazağını Alexander'dan geri alamamıştı. Kariyerinde Blackburn macerası da olan Ferguson ise özür dilemeyip ben yanlış anlaşıldım deyince bilet rezervasyonu kesinleşmiş oldu. Çünkü Ferguson hem Milli Takımın hem de Rangers'ın kaptanıydı ve özür dilememesi otoritenin çökmesi demekti. Üzerini sildiler kaptanlarının. Rangers ezeli rakibi Celtic önünde şampiyon olurken stada bile almayacaklardı, şampiyonluk poster çekimine çağırmayacaklardı ama üst üste sakatlıklar olunca mecburen son 3 maçta forma verdiler ona. Elinden geleni yaptı, kendini affettirmeye çalıştı fakat İskoçlar için Barry Ferguson devri çoktan kapanmıştı.

Takvimler 17 Temmuz'u gösterdiğinde, Barry Ferguson gibi elit bir orta saha oyuncusu sadece 1 milyon Pound'a, EPL'ye yeni yükselen Birmingham City'e imza attı. Birmingham için ciddi bir kazanç ama ya Ferguson için? Adalılar kolay unutmuyor ve affetmiyorlar saygısızlıkları, Ferguson şimdilik Ibrox ve İskoçya'dan kaçtı ama ya futbolu bıraktığında? Rangers'ın Şöhretler müzesine yaşarken seçilmiş, Rangers formasıyla en fazla Avrupa Kupası oynamış, 45 kez milli formayı giymiş olmasıyla değil ömür boyu bu hareketle hatırlanacak Ferguson. Acaba pişman mıdır?

Emekli Edilmeyen Formalar - Hakkı Verilmeyen Efsaneler

10 numara - Metin Oktay 403 resmi maçta 388 gol - 13 sene
9 numara - Hakan Şükür 547 resmi maçta 295 gol - 13 sene
3 numara - Bülent Korkmaz 630 resmi maçta 19 gol - 21 sene

Bu üç isim Galatasaray tarihinde bu takıma hizmet etmiş futbolcular arasında gelmiş geçmiş en büyük isimler. Üçü de Galatasaray'ın Bayrakları. Galatasaray formasını giydikleri günden sonra Türkiye'de bir daha başka formayı aldıkları astronomik, akıl caydırıcı, yoldan çıkarıcı tekliflere rağmen sırtlarına geçirmeyen adamlar. Onlar Galatasaraylı çocukların idolleri. Galatasaray denilince akla gelen 3 isim. Daha niceleri var Galatasaray'la özdeşlemiş, Galatasaray'dan başka forma giymeyen belki ama hiç biri bu üç efsane gibi başarılar tattıramamış futbolculuk kariyerleri boyunca. Kazandıkları kupaları, gol krallıklarını, kaç defa milli olduklarını, kaç hocayla çalıştıklarını saymaya sayfalar yetmez.

Dünya futbolunda artık bir gelenek haline gelmiş, başta İtalyan takımları olmak üzere bir çok takımın uzun senelerdir yaptığı bir jest ötesinde vefa gösterisidir forma emekli etmek. Dünyanın bir çok takımında emekli formalar vardır. O formaların sırtında yazan isimler o takımla eş anlamlıdır. Maldini-Baresi Milan demektir, Cruyff demek Ajax demektir, Napoliler için 10 numaranın anlamıdır Maradona, Protti Livorno'dur, Gigi'nin anlamı Cagliari'dir, Tony Adams Arsenal demektir futbol lügatında.

Ancak vefa ve Galatasaray kelimeleri bir araya geldiğinde çıkan sonuç acıdır. Her sene 1 kez Metin Oktay ve Ali Sami Yen anılır mezarı başında. Anlamlı konuşmalar yapılır. Hep 17 Mayıs'an bahsedilir, daha üzerinden 10 sene geçmeden o kadrodaki adamların üstü çizilir. Eski topçular, emektarlar ancak acil ve geçici süreyle, delik tıkamak için ihtiyaç olduğunda çağrılır. Ötesinde Galatasaray'da resmi olarak kalıcı olmak mümkün değildir. Arda'ya verilirken "Metin Oktay'ın forması" denilen forma alenen ait değildir Oktay'a. Ait kılınmamıştır çünkü. Bugün Elano gelip "Hakan Şükür'ün formasını istiyorum" dediğinde 9 numara ona verilir, çünkü o forma Şükür'ün değildir ki zaten. 3 numarayı altyapıdan geldiği için önce Ferhat, sonra Uğur almak, giymek ister ve giyer, neden giymesinler ki, Korkmaz'ın değildir ki o forma!

Galatasaray tarihinin en büyük üç futbolcusunun formaları seneler boyu o formayı hak eden ya da etmeyen bir çok oyuncunun sırtına giydirilmiştir, bundan sonra da devam edecektir bu. O formalar emekli edilmeyecektir, çünkü bazılarına göre hiç kimse Galatasaray'dan büyük değildir. Halbuki o bazılarının bilmediği şey forma emekli etmenin Galatasaray'ı daha büyük yapacağı, o formaların Galatasaray'ın geleceği için dalgalanacak bayraklar haline geleceğidir. Galatasaraylı idareci için dün yoktur, bugün vardır. Ne kadar ve nasıl hizmet etmiş olursan ol bu camiaya, unutulacağın, unutturulacağın kesindir. İşte o yüzden koskoca Metin Oktay'ın, Hakan Şükür'ün, Bülent Korkmaz'ın Galatasaray'ın resmi bayrağı olmalarına izin verilmememiştir. Galatasaraylı devrimcisini beklemektedir, çünkü bu anlayışın düzelmesi, iyileştirilmesi imkansızdır.

Benim için 3 numara Korkmaz'ın, 9 numara Şükür'ün, 10 numara Oktay'ın formasıdır. İçinde her kim olursa olsun ne onların yerini doldurabilir ne de daha iyisi olabilir. Her üçü gibisi de bir daha gelmeyecektir bu takıma orası kesindir.

Trapattoni

Sene 1976. Milan'dan ayrılıp Juventus'ta tam yetkili Teknik Direktörlük görevine başlayan Giovanni Trapattoni saha kenarından oyuncularını uyarmakla meşgul. Aralıksız 10 senesini geçireceği ve bu 10 senenin 6 tanesini şampiyonlukla bitireceğini henüz bilmediği yeni kulubünde genç teknik adam Trapattoni. Bu 10 senede 1er kez Şampiyon Kulüpler ve Kupa Galipleri Kupasını, 2 kez UEFA Kupasını, yine 1er kez UEFA Süper Kupasını ve Kıtalararası Şampiyonluğu Torino'ya getiren adam. Bunlarla yetinmeyip 2 kez de İtalya Kupasına uzanacak kadar her organizayonu benimseyen ve önemseyen, Juventus tarihinde kulübeden en büyük katkıyı yapan isim.

Inter, Milan, Bayern, Benfica, Red Bull Salzburg tarihlerine de adını kazıtan, İtalya Milli Takımını yönetmiş, bugün tecrübesini İrlandalı gençlere aktaran bir futbol bilgini Trapattoni. Ve ben bir futbolsever olarak yeşile renk kattığı için, günün yaşlı kurduna minnettarım.

31 Temmuz 2009 Cuma

Tobin Bell

Namı diğer Jigsaw. Hastanım senin Tobin Bell! O ne ses tonu, o ne donuk ifade, o ne korkutucu bakıştır. Testere serisinde Jigsaw'u başkası oynasa aynı etkiyi yapamazdı. 6. filmde de yine lokomotiflerden biri belki de hikayenin en önemli parçası olacak. Ayrıntılı bir kariyer ve karakter tahlilini yapacağım kendisinin ancak şimdilik efsane karateri karşısında 1 dakikalık saygı duruşu lütfen!

Sabri'nin Giydiği Şort Kimindi?

Dün akşam maç başladı, ilk gözüme çarpan Sabri ve şortu oldu. İlk 15 dakika boyunca rakip, ataklarını daima bizim sağ taraftan yapınca görmemek de imkansızdı zaten. Fakat Sabri'nin oyunu veya maç bir yana, benim kafama takılan Sabri'nin şortunun büyüklüğü, genişliği, bolluğu oldu. Şortunun kenarında 55 yazmasa ciddi ciddi Servet'in şortunu giydiğinden şüphe edecektim. Bildiğiniz hiphop tarzı kıyafetlere daha doğrusu şortlara benziyordu. Ne dersiniz Sabri'den yeni bir hiphop yıldızı çıkar mı?

Dallamasyon!

Madem ilk yaptıkları teklifi kabul edecektin bunca zamandır ne bulandırdın ortalığı! Bir de gidip Wade'e, Heat'e umut veriyor! Şekil yapma ağzını da kaybol şimdi! Hala mı duruyorsun, yürü git!

Rest In Peace Sir

Şarj Tutmayan Pil: AC Milan

2 gündür Audi Cup'ta özellikle Milan'ı takip ediyorum. Öncesinde de Birleşik Devletler'de oynadığı maçları izlemiş olarak tam 4 kez tahlil etme şansı yakaladım İtalyan takımını. Milan çocukluğumuzun ulaşılmaz tepesi, her genç, ya da yeni yetme daha doğru bir tabir olur, futbolcunun eninde sonunda gidip formasını giymek istediği rüya takımdı. Kadrosunu sanki bizim 4 büyüklerden biriymiş gibi ezbere sayardık.

Rossi - Tasotti Baresi Costacurta Maldini - Donadoni Desailly Albertini Boban - Savicevic Massaro

Şu 11 daha kenardaki Simone, Galli, Panucci, Papin, Laudrup, Lentini, Nava gibi adamlarla desteklenir, 90'ların ilk yarısınıda Avrupa'yı birbirine katardı. Barça'yı 4-0'la parçaladıkları maçı hatırladıkça tüylerim diken diken olur. Biraz daha geriye gidip Gullit, Van Basten ve Rijkaard'ın yabancılar olduğu Ancelotti'nin de oyuncu olarak bulunduğu ve yaklaşık aynı İtalyan ekiple devam edilen, o 80'lerin sonundaki kadronun baskınlığı da asla unutulacak gibi değildir.

Bugün, Terim sonrası istikrarlı Ancelotti devri de bitmişken aslındaAncelotti'nin batan gemiden kaçan fare misali gemiyi ilk terk eden adam olduğunu görmek de gerekir. Juventus'un küme düşürüldüğü skandaldan takım bu kadar etkilendi demek belki bir mazeret bulma çabası olabilir ancak beyhudedir bana göre. Ancelotti idaresinde kadronun her sene yaşlanmaya devam ettiği, takıma enerji verebilecek isimlerin ısrarla takıma eklenmediği, alınan adamların da Milan hedef ve kalitesinin çok altında kaldığı inkar edilemeyecek bir gerçek. Üstüne üstlük senelerdir belirgin bir şekilde görüldüğü halde kaleci sorununu çözmek için hiç bir ciddi adımın atılmamış olması ise anlam verilemeyecek nitelikte. Geçen sezon Kaka'nın City'e transferi sırasında verilen göstermelik tepki ve aynı adamın bu sezon 25 milyon daha ucuza satılması yönetim zaafının da dorukta olduğunu gösteren bir delil. Geçen sezon ortasında takıma katılıp enerji getiren adamın 33 yaşındaki David Beckham olması da manidar.

Şu anki kadroya baktığımızda kaleye koyacak adam bulamazken, takımdan Pirlo'yu çıkardığımızda oyunun temposunu belirleyebilecek, hücumları yönlendirebilecek, takımı toparlayabilecek tek bir isim bulamıyoruz. 34 yaşındaki Seedorf orta sahadaki diğer bir ümit. Eskisinden çok uzak Ronaldinho'yu takımdan çıkarınca takımda Pato da dahil yıldız kalmıyor. Pato'nun İtalya'da sıkıntısı olduğu ve Chelsea'ye gidememekten dolayı içinin daraldığı çok belli. Flamini son derece düz bir oyuncu, Boriello asla o takımın forveti değil, Inzaghi vitesi 3'ten 4 alamayacak durumda, Kaladze, Favalli, Oddo bitmiş Jankulovski, Nesta ağır aksak ayakta. Zambrotta son kurşunlarını atıyor, Gattuso biodizelle tutunmaya çalışıyor. Şu takımda belki Thiago Neves biraz parlayacak ama genel görüntü fazlasıyla karamsar. Takımın ana rotasyonundaki 30 yaş altı 2 isimden biri Pato, diğeri Leonardo fırsat verirse Neves.

Milan bugün şarjı bitmiş ama alete takılsa da saatlerce durmasına rağmen şarj tutmayan pil gibi. Leonardo'nun işi de çok zor, Leonarda'yla Milan'ın da. "Milan'ın tecrübeli futbolcuya ihtiyacı var." diyebiliyorsa Leonardo bu pili geri dönüştürme zamanı gelmiş demektir. 40 yaşındaki Maldini'yi arayacak duruma gelmiş bir takım tükenmiştir, bu satten sonra bir şeyler yapabilirse de Leonardo'nun nerede olduğunu bulamadığı tecrübesiyle yapacaktır.

Kewell - Emre

Biri örnek diğeri kötü örnek bir profesyoneldi bugüne kadar. 2001'den beri kayıptı Emre. Kewell Liverpool'da tam 5 sene harcamıştı. Biri Anfield'da çimlere basmakta zorlanırken diğeri Newcastle'dan dışlanmıştı. Çıkış aramaya, isimlerini yerden kaldırmaya, hatırlanmaya geldiler Türkiye'ye. Premier League'den kaçış Kewell için daha erken anlam bulurken, Emre bugün hikayesine anlam katacağını gösterdi. Her ikisi de milli takım kaptanıydı, Kewell profesyonelliği ve iş ahlakıyla örnek kaptanlığa devam ederken, diğeri pazu bandını kaybetti. Her ikisi de zamanında sakatlıktan çok çekti, biri gün geçtikçe durulurken öteki gitgide dalgalandı.

Bugün Kewell kendisini hep Barcelona'ya istemiş bir hoca ve kendisini sahiplenmiş bir taraftarla kimliğini yeniden bulmuşken Emre'yi hayata döndüren de yeni hocası ve onun disiplini oldu. Her ikisi de eskisi gibi sorumluluk alması gereken oyuncu rolüne soyundular tekrar. Sanki yeniden 20 yaşında her ikisi de. Her ikisi de zevk verdi sahadaki duruşlarıyla bile. Kewell Hagi-Popescu-Taffarel'den beri onca yabancının gelip başarısız olduğu Galatasaray'ın örnek yabancısı, imrenilecek rol modeli. Emre o kadar yabancı arasında senelerdir ilk yaratıcı ve birleştirici yerli oyuncu ve taraftarın yeni sevgilisi, Brezilya özerk bölgesinin tek kişilik bağımsız ordusu.

EPL'den kaçıp TSL'de yeniden hayat bulan adamlar: Her ikinizi de çok ama çok seviyorum!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Ayıp Ettin Aydın Doğan!


Yakıştı mı şimdi full paketi olanlardan bile ekstra kanal açıp (Eurofutbol) artı para talep etmek. Hani bir kere cihaz alınacaktı ve her şekilde tüm maçlar izlenebilecekti. Sözünüzde durmadınız. Diğer yandan D-Smart üyeleri de bununla ilgili müşteri hizmetlerini aradıklarında devamlı beklemede bırakılıyorlar. D-Smart üyesi olmak isteyenlere ise cihaz yok diyorsunuz. Altyapınızı tam olarak oluşturmadan ne diye bu işlere girdiniz o zaman? Anca reklam yapmayı ve yayın hakları ile ilgili ortalığı bulandırmayı bilirsiniz siz. Bu yaptıklarınız yanınıza kalmaz. Artık ligin yayın haklarını alsanız da üzerinizi çizdim. Benim için D-Smart bitmiştir. Bir daha da almam. Gider Japonya, Patagonya Liglerini izlerim yine de almam.

Hleb İnter'e Kiralanmamış mıydı?

Zlatan İbrahimovic-Samuel Etoo takasında İnter'e Etoo ile beraber 1 yıllığına gideceği yazılıyordu ama Barcelona Kulübü Hleb'in eski takımı Stuttgart'a 1 yıllığına kiralanacağını duyurdu. Hayırlı olsun.

Kaynak: nvtspor

Diğer yandan Man. City Kolo Toure'den sonra defansın göbeği için Everton'lu Lescott'un transferini sonlandırmaya çalışıyor. İlk teklif 15 milyon pounddu. Sonra 17 milyon pound şimdi de 20 milyon pounda kadar yükseltmişler. Ama Everton aynı hızla reddetmiş bu teklifi de. Lescott tamam iyi oyuncu da 30 milyon da etmez bana göre. Neyse bakalım BAE Şeyhi eli öpülesi Mansur Baba ısrarına devam edecek mi ya da Everton daha ne kadar dayanabilecek?

Hagi

Sakaryamız'a Selam Olsun!

Sayaçta 54,000 yazdığı anı kovaladım bugün. Sakaryalı olunca memleketin plakası önem arz ediyor. Çok seviyorum ben memleketimi, 15 senelik Belediye zulmüne, bir faydasını göremediğimiz milletvekillerine, 82 milletin bir araya toplanıp Sakarya'nın yerlisini azınlık haline getirmesine rağmen, vazgeçemiyorum. Sapanca Gölü'ne hastayım, yeşiline hastayım, nehirine hastayım! Selam olsun sana Sakaryam!

En Değerliymiş Peh!

Yukarıdaki tablo, iki tane transfer yapıp "Süper Ligin en değerli takımı biziz" yazıp duranlara karşı eklenmiştir. Eee ne oldu şimdi Elano geldi sıralama değişti. Yarın da Neill gelecek iyice ara açılacak. Evet haklısınız ama kadrodaki oyuncu sayısı daha az ikincinin. Yapın kardeşim transferinizi bize ne. Ne kadar abes yorumlar değil mi?

Normalde benim için yukarıdaki tablonun takımın maddi ederini göstermesinden başka hiçbir önemi yok. "Maddi eder" ile "Takımın değeri" kavramlarının her zaman doğru orantılı olduğunu savunan varsa sabaha kadar tartışabilir kendisiyle. Takımın değerli ise,

1. Altyapıda çok cevherin vardır ki en önemli potansiyel değerdir benim gözümde.
2. İyi transfer politikası izleyip aldığın oyuncular sezon boyunca beklenenin üzerinde takıma katkı sağlar ki bu durumda takım içinde bir değerlerinin olduğundan söz edilebilir..
3. Oyuncuların başka takımlar tarafından ederi üzerinde paralarla transfer edilmek istenir ki bu durumda da senin takımındaki maddi değeri ortaya çıkar oyuncunun.

Tabi bu üç maddeye daha fazlası da eklenebilir. Yarın FB iki transfer daha yapar GS'nin önüne geçer, daha sonra BJK Deco ile Dos Santos'u alır ikisinin de önüne atlar. Bunlar zamana göre değişen tablolar. Çok fazla önem vermeye gerek yok. Önem veren de yok. Geçen sezon ligin en "değerli" takımı kimdi ve ligi kaçıncı sırada bitirdi?

Sabri vs Elano

Rakip ceza sahası civarında bir frikik olur. Elano topu alıp atışın kullanılacağı yere koymak üzereyken…

Sabri: Hşşşt birader hayırdır?

Elano: Nasıl, anlamadım?

Sabri: Napıyosun diyorum topla?

Elano: Frikik kullanacağım.

Sabri: Frikik kullanacam mı dedin sen?

Elano: Evet?

Sabri: Gel sen bakalım hele şu yana.

Elano: Ne oluyor, niye çekiyorsun Sabri?

Sabri: Ver topu, adamın asabını bozma.

Elano: Abicim 50 golüm 100 asistim var benim frikikten ya!

Sabri: Bak delikanlı bu siti benim siti sen git Mençıstır sitinde at frikiğini atacaksan!

Elano:?

Kewell: Gel sen kardeş şöyle şu tarafa, bırak. Kullan Sabricim sen Aslansın!

Elano: Harry neler oluyor, şaştım kaldım!

Kewell: Abicim ben geldiğimden beri daha frikik atmadım.

Elano: Yok artık!

Kewell: Elano biraderim daha öğrenecek çok şeyin var. Mafya güzelim bunlar. Bütün duran toplara bunlar vurur, sesini çıkarırsan yerler seni.

Elano: Kapı gibi kontratım var Harry.

Kewell: Ah Elanom daha çok safsın çok naifsin. Sırf bu Sabri kaç Hoca yemiş bilmiyorsun bile!

Elano: Hoca mı?

Kewell: Boş ver sen topunu oyna, boşa falan kaç, top barajdan falan sekerse vurursun.

Spiker: Sabri yine topun başında değerli izleyenler, iyice gerildi. Topa doğru geliyor, şuuuut ve top kalenin yaklaşık 15 metre üstünden auta gidiyor!

Elano: Bu mu?

Kewell: Şşşşt ses yapma, yakma kendini…

Taraftarın Hass....r Dediği Dakika! Elano GS'de

Bu bir rüya olmalı demek istiyorum ama bu haberi bir şekilde öncesinde aldığımızı hatırlatarak (ki o gün daha hiç bir gazete bunu yazmamıştı ve bu haber 2 gün sonra Beşiktaş üzerinden medyaya sızdı) sıvışıyorum. Halen Brezilya Milli Takımı'nda oynayan Elano o postta adı geçen stepnedir bu arada. Haldun Abim sen ne büyük adamsın! Rijkaard'ın adı nelere kadir demezsem de haksızlık olur gitmeden, dedim.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Adamım Döndü!

O gittiğinden beri Formula'dan zevk almıyordum. Bir savaştı o varken pistte olanlar, o gitti sadece motor bağırtıları kaldı geriye. Çirkeflikleri bile güzeldi Kurt'un. Şimdi çok üzücü bir olay ertesinde olsa da o geri döndü. Massa ayıldı, iyileşmeye başladı ancak bu sezonu kapadı. Yerine konulacak adam takım Ferrari olunca sen-ben olamayacağına göre ondan başkası olamazdı. Massa iyileşsin gelsin seneye, Kimi'yi salla, Schumi Massa ikilisi muhteşem olur. Özellikle yağmur bekleyeceğim Schumi'nin yarışlarında, ne zevk olur ama!

Karizmana, bakışına, gözlüğüne kurban be canımın içi benim! Motor sporlarına anlam katan adamsın!

Lyon Güiza Yerine Gomis'i Aldı

Fenerbahçe yönetimi 12 milyon teklif eden Lyon'u reddedip daha fazla para isteyince Aulas para yabancıya gitmesin diyip St. Ettienne'den Fransız Milli Takımı'nda da zaman zaman forma bulan Gomis'i renklerine bağladı. Ücret 13 milyon artı performans bonusu şeklinde. Böylece Fenerbahçe taraftarının Küçük Emrah'tan kurtulup bir yıldız transferi daha görme şansı azalmış oldu. Ben olsam kara zarara bakmadan satardım İspanyol'u. Gomis'nin yaşı Güiza'dan daha genç (24), geleceği daha parlak ve piyasası var. Lyon'a hayırlı olsun diyelim, herhalde Chao Grey memnun olmuştur en çok bu habere.

Keirrison Kiralandı

Benfica, Barcelona'dan Keirrison'u 1 yıllığına kiraladığını duyurdu. Keirrison'u Galatasaray'a getiren güzide spor medyamıza duyurulur. (Portekizce bilen varsa bi zahmet çeviriverip yazsın yorum kısmına. Cenky hocam sen değil ama :D)

Dominic Iorfa

Kariyerindeki Galatasaray ve Antwerp maceraları onu bir çok takıma götüren faktör olmuş kanımca. Şu sıralar Nijerya Futbol Federasyonu üyesi olarak görev yapmakla beraber, Nijerya Ligi takımlarından Lobi Stars'ın da kulüp başkanlığını yürütmekte. Türk Futbolu için kötü transfer sembolü olmakla kalmamış Galatasaray'dan sonra transfer olduğu Peterbrough United'ta da sembolleşmiş. Zevksiz geçen maçlarda onunla ilgili tezahüratlar yapılırmış. Bir Türkiye Kupası maçında rüzgarın etkisiyle olsa da kendi yaptığı ortaya kafa atmışlığı vardır hızıyla efsaneleşen (!) topçunun. Neyse uzatmayalım da bu adam nasıl oldu da 21 kez Nijerya Milli takım forması giydi onu düşünerek bitirelim postu. Bu arada 1998'de forma giydiği takım sayısına da dikkat. (Bilgiler wiki'den).

Kolo Toure City'de

Manchester City transfer çılgınlığına devam ediyor. Bir kaç post aşağıda ozhano Perez ile yarışan Mansur Baba'nın harcadığı parayı anlatmıştı. adamda o kadar çok para var ki durmuyor, transfere doymuyor. Şimdi sıra Kolo Toure'de. John Terry için çok uğraşmış olsalar da Terry Bayrak olmayı tercih edince elleri boş kalmıştı City'nin. Sonraki hedef bir başka büyüğün stoperi oldu haliyle. 7 senedir Arsenal forması terleten Fildişi Sahilleri oyuncusu Kolo Toure az kaldı City'li olmak üzere. Arsenal ve City bonservis konusunda anlaşmışlar. Toure de Arsenal'de kazandığından fazlasını alacağına göre bu transfer bitmiş. Bonservis ne kadar şu ana kadar belli değil ama kendi adıma 20 milyon civarında gibi düşünüyorum. Bu transfer Arsenal'i nasıl etkiler denirse Vermaalen'in uyumu önemli diyecevap veririz. Belçikalı milli oyuncu bu sezon geldi Gunners'a Ajax'tan ve henüz 24 yaşında olduğuna göre Toure sonrası tutarsa, bir kaç senelik stepne hazır.

Brezilya Aday Kadrosu

Ronaldo'daki şans be arkadaş. Dunga şu milli takım kadrosuna çok büyük ihtimalle onu da çağıracaktı. Yıllar sonra tekrar giyecekti Brezilya sarısını. Gerçek Ronaldo uluslararası arenada tekrar sahne alacaktı. Yazık oldu çok yazık, şimdi Nilmar nemalanıyor onun yokluğundan. Çabuk iyileş de gel be katıksız Ronaldo.

Kadroda Milan'ın iki yıldızı Ronaldinho ve Pato yok. Dunga'nın Ronaldinho'ya takık olduğunu zaten biliyorduk da Pato'ya da mı taktı onu anlamadım. Belki de Audi turnuvası nedeniyle çağırmamıştır ama Interliler hazırlık turnuvalarına katılmıyorlar mı sanki? Öte yandan artık sanırım Fenerbahçe kadrosundan devamlı bir Brezilya millisi çıkacak. Dos Santos Estonya maçı aday kadrosunda. İlk maçındaki görüntüsü umut vericiydi, Dunga da ondan ümitli ki ırak gittin gözden düştün yapmamış. Neyse yazık oldu Süleyman Efendiye diyelim bir kez daha, kadro için de John Cotterill namı değer Pitaco do Gringo'ya teşekkür edelim. Foto da Chao Grey'den, artık o nereden aldı bilemem.

Kaleciler: Júlio César (Inter Milan), Gomes (Tottenham)

Defans: Maicon (Inter Milan), Daniel Alves (Barcelona), Marcelo (Real Madrid), André Santos (Fernerbahçe), Luisão (Benfica), Miranda (São Paulo), Lúcio (Inter Milan), Juan (Roma)

Orta Saha: Josué (Wolfsburg), Gilberto Silva (Panathinaikos), Felipe Melo (Juventus), Kléberson (Flamengo) Elano (GALATASARAY), Ramires (Benfica), Júlio Baptista (Roma), Kaká (Real Madrid)

Forvet: Diego Tardelli (Atlético MG), Robinho (Manchester City), Luís Fabiano (Seville), Nilmar (Villarreal)

Tyson Chandler Emeka Okafor Takas Edildiler

New Orleans Hornets 1 senedir takımdan göndermeye çalıştığı pivotu Tyson Chandler'ı en sonunda Emeka Okafor karşılığında Charlotte Bobcats'e takas etti. Chandler uzunca bir süredir sakatlıklarla başı dertte olan bir isim ve bu sakatlık mevzuları onun New Orleans'taki kredisini tüketmiş durumda. Chris Paul önderliğinde hızlı oyuna kolayca adapte olup özellikle işin geri koşma kısmında sistemin önemli bir parçasıydı sağlıklıyken Tyson Chandler. Ancak şu son 2 sene tam anlamıyla bir kabus oldu onun için. Bu sakatlık ritminin devam edeceği öngörüsünde bulunan Hornets da bir alıcı aramaktaydı. Geçen sezon Thunder'la anlaşmışlarken Chandler sağlık kontrolünü geçemediği için takas yatmıştı. Bu sefer sanırım bir sıkıntı olmayacak çünkü Larry Brown Chandler'ı çok istiyor, sakatlığını bile gözardı edebilir.

Takımın oynadığı oyunu hızlandırmaya çalışan Brown için sağlıklı bir Chandler ciddi bir ekleme. Geriye koşması, boyalı alanı karartması ve emsallerine göre hızıyla çok iş görebilecek adam. Önceki sezonki Hornets yükselişinin en ciddi parçalarından biriydi. Okafor ise Chandler'a göre daha kısa, savunmada kendinden uzun oyunculara karşı fazlasıyla zorlanan, hücumda kalıbıyla iş gören ancak atletizmi sınırlı bir isim, ayrıca blokları kadar üzerinden vurulan smaçlarla da tanınır uzun oyuncu. Dediğim gibi sağlıklı bir Chandler Bobcats'e ilaç olabilecekken Okafor'un Hornets'a tek verebileceği 14 sayı 10 ribaunt 2 blok ve en az 75 maç garantisi.
Chandler'ın kalan kontratı gelecek sezonu oyuncu opsiyonlu olmak üzere 2 sezon ve 24 milyon değerinde. Yani eğer ciddi bir sakatlık sorunu olursa Bobcats ondan 2011 yazında kurtulabilir. Okafor'un ise daha 5 sene ve 63 milyon civarında kontratı bulunmakta. Her iki oyuncu da 27 yaşında.

Bu takasın kazananı sanki Hornets gibi, riske girmeden garanti ata oynadılar.

Öte yandan dün yazmaya fırsat olmadı, Minnesota oyun kurucu sevdasına devam etmiş ve Thunder'dan Damien Wilkins ile Chucky Atkins'i alırken karşılığında Etan Thomas'ı göndermiş. Bu kadar gardı ne yapacaklar anlamış değilim. Thomas ise bir anda Thunder'ın en çok kazanan ismi oldu. Kontratı gelecek sene bitiyor. Bu hamle Thunder'ın 2010 yazı yeniden yapılanma planının bir parçası. Gelecek yaz bütçeleri sadece 20 milyon civarında dolu. Yani caplerinde toplam 40 milyon civarında bir boşluk olacak ki bu 2 büyük yıldızı Oklahoma'ya kadar getirebilir.

Mbemba - Bülent Bu Adamı Nereden Buldun?

Nerede geçen seneki Sivas, nerede bu Sivas... Ozhano muazzam anlatmış, oralara hiç girmeyeceğim. Yasin Çakmak da değil derdim o zaten belliydi de bu Mbemba denilen adamı çok aradın mı be Sevgili Bülent Uygun? Bu kadar yavaş, reaksiyon zamanı sıfır, pas kabiliyeti sıfırın altındaki bir adamı nereden bulup getirdin hem de 4 yıllığına? Kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

28 Temmuz 2009 Salı

5 yerim 7 yerim 6 yemem, 7 yerim 9 yerim ama 8 yemem

demişti Sivasspor teknik patronu Bülent Uygun. Dediğini de yaptı. Gerçi biraz da Anderlecht'in işi şova dönüştürmesi sonucunda 5 golle kurtuldu. Evet tam anlamıyla ve ne yazık ki kurtuldu lafı cuk oturuyor bu maçın sonunda. Çünkü Anderlechtli oyuncular ikinci yarıda da saldırmaya devam etselerdi Sayın Bülent Uygun'un laf çaktığı Beşiktaş'ın Liverpool'dan yediği 8 golün üzerine de çıkacaklardı büyük ihtimalle. Bundan sonra inşallah laflarını ölçüp biçip öyle konuşur.

Diğer taraftan yazık etti hem Sivaslılar'ın Şampiyonlar Ligi hayallerine hem de Türkiye'nin ismine Bülent. Tamam geçen yıllarda kimlere yenildi Türk takımları, ne rezillikleri yaşadı ama Galatasaray'ın Chelsea'ya 5-0 yenildiği ve o sezonun sonunda UEFA Kupası'nı aldığı zamanlardan beri 2-3 pas yapamadan yenilen, bu kadar rezil olan bir takım görmedim ben. Bakalım bu maç sonunda da konuşacak mısın? Takımının performansına bakmayıp maçın yan hakemine sallayacak mısın bu sefer de? Ya da "BABACAN PATRON" maskesini takarak tüm sorumluluk da hata da ben de mi diyeceksin tıpkı yenildiğin ve kimseye sallayamadığın diğer maçlarda olduğu gibi. Kimse yemez artık bunları sayın patron. Zaten hazırlık maçlarında takımının ne olduğunu ya da ne olmadığını tam anlamıyla gördün. Hiçbir ışık yoktu zaten maç başlamadan önce. Ama bari maç başlar başlamaz takımının gücünü gözardı edip rakibi önce durdurmak yerine saldırmaya çalışma. Halbuki geçen sezon UEFA Kupası ön elemesinde Braga'ya karşı aynısını yapmıştın, görmüştün sonucunu ki o zaman Braga'ya oynayan kadro bugünkü kadroyu üçe katlar. Ersen Martin'i de iyiki istemişsin. Tamam ileride çok yalnız kaldı ama bari top tut be kardeşim. O kadar boy pos var ama top kontrolü, rakibi rahatsız etme, sağa sola deplase olma sıfır. Bu adam Sivas'ta şu kadroda bile yedeğe girememeli. İkinci yarıda da Ersen-Kamanan değişikliğini yapman zaten korkunu da belli etti. Maç zaten 3 olmuş ne diye daha tek forvet devam ediyorsun. Al işte beş yedin ne oldu farklı mı oldu sanki?

Bu arada TRT 1'de maçı anlatan spikerimiz futbol dünyasına yeni bir terim daha kazandırdı: "Tehlike Konisi" :D. Neresi olduğunu tam anlayamadım ama maç 3-0 iken bile güldürmeyi başardı beni. Helal olsun. Hemen arkasından da ilk yarının uzatmalarını söylerken 90+2 demesi onun bilinçaltında maçın bitmesini istemesinin dışa vurumuydu sanırım.

Sonuçta fazla birşey beklemiyordum kişisel olarak, çoğu futbolseverin beklediği gibiydi beklentilerim. Ama açıkçası 5-0 gibi bir skor, böyle rezil bir oyun ve böyle anlamsız taktiğe sahip bir takım kesinlikle beklemiyordum. Bari biraz savaşsaydınız. Takım, Bilica,Balili'yi geçtim Konfory Sylla, Herve Tum hatta Mohammed Ali'yi bile arıyor. Kısa zamanda takıma hemen uyum sağlayacak türden 3-4 transfer yapmazlarsa Sivas mucizesi artık tarihin tozlu yapraklarındaki yerini alır aynı Eskişehir, Sakaryaspor gibi. Tabi pembe tablo çizip Sivas'ın bu sezon da bu kadroyla ligde ilk üçe ya da dörde gireceğini söyleyen varsa ben de diyorum ki Sivas bu haliyle ilk 10 a giremez.

Anderlecht-Sivasspor Maçı Hangi Kanalda?

Tarih: 28.07.2009
Saat: 21.45
Kanal: TRT-1
Spiker: Güven Göktaş
Yorumcu: Ömer Üründül
Stat: Brüksel Constant Vandmen Stock
Hakem: Craig Thomson (İskoçya)

Anderlecht: Zitka, Juhasz,Deschacht, Wasilewski, Boussoufa, polak, Biglia, Chatelle, Rubenilson, De Sutter, Suarez
T.D.: Ariel Jacobs
Sivasspor: Petkovic, Abdurrahman, Sedat, Yasin, Hayrettin, Mbamba, Musa, Onur, İbrahim, Erman, Ersen Martin
T.D. Bülent Uygun
Sivasspor Sakat Oyuncular: Mehmet Yıldız, Sezer Badur.

Mourinho Continues

1. "Chelsea'den ayrılmak benim için gerçekten çok zor oldu. Ancak ayrıldığımdan beri ben sürekli gelişiyorum ama Chelsea yerinde sayıyor."

2."Manchester United'a gitmeyi düşünebilirim. Ama önce onlar, Sir Alex Ferguson'dan sonra beni isteyip istemediklerine karar vermeliler, isterlerse tabiki değerlendiririm."

Aman Dikkat Babacığım!

Baba Daum, Köln ile sözleşme yenilemeyince babası ile birlikte Köln'de çalışan oğul Daum'un işine son verilmişti. Gerçi ayda 400 Euro maaş alıyormuş ama bu maaşa göre yaptığı iş çok önemli sayılır bana göre. Sonuçta görevi Avrupa'daki genç yetenekleri izlemek ve bu oyuncularla ilgili rapor vermek. Diğer yandan kovulma gerekçesi ise babasına takımla ilgili özel bilgileri aktaracağı ihtimali gösterilmişti.

Yeni işi Fenerbahçe'nin Avrupa'daki rakiplerini izlemek olacak ki babası tarafından Honved'i izleme ve ayrıntılı bir rapor tutma görevi verilmiş. Honved'i izleyen oğul Daum babasına Honved'in sakat bir takım olduğunu özellikle rakibin forveti olan Dieng Cheikh Abass'in çok tehlikeli olduğunu söylemiş.

Daum bu yüzden çok başarılı işte. Adam sülale boyu çalışıyor. Oğul Macaristan'a, kardeş Yugoslavya'ya, enişte Papua Yeni Gine'ye. Demekki en çok kendi kanından olanlara güveniyor. Yoksa 23 yaşındaki birine kim güvenebilir ki?

Bir de işin şeytana uyma tarafı var ya aman aman. Şimdi almışsın babadan harçlığını. Gitmişsin Macaristan'a. Yaş 23. Akıl bir karış havada zaten. Astırı fıstırı iki takımın maçını kim izler yaw? Rapor zaten hep aynı. Ben daha "Rakip kolay sallayın gitsin rakip topçuların hiçbiri bir işe yaramaz." yazan bir rapora ya da habere rastlamadım. Acaba gerçekten izlemiş midir ki bu genç kardeşimiz Honved'in maçını :D

Bu arada Marcel'i Macaristan'a gönderen baba Daum öbür oğlu olan Jean Paul'e söz vermiş. Bundan sonraki rakibi izlemeye abisi ile birlikte o da gidecekmiş. Söz almış babasından. Gerçi 9-10 yaşında ama olsun. Ağaç yaşken eğilir :D

Şeyh Mansur VS Florentino Perez

Man. City, Birleşik Arap Emirlikleri şeyhi Mansur Bin Zayid tarafından satın alındıktan sonra bu transfer döneminde toplam transfer harcaması 83 milyon pound ve görünüşe göre transferler daha devam edecek. Şimdi de gözlerini Kolo Abib Toure üzerine çevirmişler. Arsenal yöneticilerine ilk teklifleri olan 12 miyon poundu geliştirerek 15 milyon pound teklif etmişler. Haber burada. Real Madrid transfer olayını iyice abarttı dedik ama yeküne bakarsak Man. City de Real kadar olmasa da abartma sınırlarını geçmiş görünüyor. Toure ile ilgili olarak ise Arsenal Menajeri Arsene Wenger yine satışına onay verip genç yeteneklerle yola devam etmeyi düşünür mü bilmem ama Vermaelen, Sanderos ve Barazite transferleri kendi taraftarlarını pek memnun etmiş görünmüyor. Nasıl memnun etsin ki!. Bu arada Real Madrid'in toplam transfer harcaması da aşağı da:
194 milyon pound. Peeeehhhhh...

Dalgalar Başladı - Milka GS

E ne dedik aşağıdaki postlarda: Rezalet, olur mu, antin - kuntin, millet dalga geçecek.

Ne oldu başladı işte. Yukarıdaki resim Ben Fenerbahçeliyim blogundan. Terbiye sınırlarını zorluyor mu, fazlasıyla hem de. Ama hak etmedi mi bu formayı yapanlar ve yaptıranlar, ilgi çeksin, benimsensin diye özellikle Arda ve Baros'a giydirenler, hak ettiler!

Yapacak bir şey yok, seneler geçecek ama biz formadan kurtulamayacağız!

Morumtrak Takımlar

Bizim takımın forma rengi farklı gibi geldi bana. Eflatuna çalıyor gibi...(Spotlardan da öyle görünüyor olabilir. Ne gerek var böyle antin kuntin renklere. Ne olduğu bile tam anlamıyla belli değil. Diğer yandan gerek medyanın gerekse rakiplerin özellikle başarısız olunan maçlardan sonra sağlam dalga geçmesine vesile olacak bir rengi seçtikleri ya da kullanılmasına izin verdikleri için GS yöneticilerini kutluyorum.)
Fiorentina
Orduspor
Germinal Beerschot(Belçika)
Defensor Sporting (Uruguay)
Sanfrecca Hiroshima (Japonya)
Poli Timisoara (Romanya)
Anderlecht
Austria Wien
Perth Glory (Avustralya)

Rijkaard'dan İlginç Taktik

Kalamış'ta yeni sezon formalarının tanıtımı yapılırken Rijkaard mor renkli forma ile ilgili yorumu:

"Bu forma ile rakiplerimizin kafasını karıştıracağımızı düşünüyorum. Bunu avantaj olarak kullanacağız."

Baktı ki sistem falan daha oturmadı takıma, farklı bir strateji üzerinden devam etmeyi planlıyoruz demeye getirmiş. Espri bir yana anlaşılan o da pek anlam verememiş renkleri sarı kırmızı olan bir takıma bu renkte bir forma tasarımı yapılmasına.

Bu forma ile tanıtıma çıkan Arda Turan ise bana göre gecenin en güzel yorumunun altına imza attı:

"Evet son derece güzel bir forma olmuş. Ama bu formaları dışarıda giyeceğimizi düşünüyorum. Çünkü biz her zaman parçalı formadan yanayız. Tüm formalarımız çok güzel olmuş, önemli olan bu formalar ile maçları kazanmak."
Galatasaraylı hangi taraftar parçalının üzerine form tanıyabilir! Aslan Kaptan...

Arda'nın aklından ne geçiyor acaba?

Bu arada parçalı forma altına beyaz şort olmuyor. İnatla devam ediliyor buna.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Hacı Bu Ne Yaaa!?!

Arkadaş biz Fiorentina mıyız, Orduspor muyuz, neyiz biz Allah aşkına? Bu nasıl forma, sarı ile kırmızı bunun neresinde? Turuncuyu benimsemiştik sarı-kırmızı karması ve kırması olarak ama bu kadarı da fazla. Lütfen artık biri adidas'a dur desin. Bildiğin rezillik bu! Parçalıyı bir kenara koy ne beyaz ne de bu absürd forma Galatasaray'a yakışmamış. Midem kalktı be abi!