Sayfalar

18 Kasım 2012 Pazar

Ciğerimiz Yandı, Şehidimiz Var...

Huzursuzca uyandım bu sabah saat beş buçuk civarı, ağzımın tadı kaçıktı. Sonra doğru düzgün uyuyamadım bir daha. Kalktık Bilecik'e doğru yola çıktık işlerimizi halletmeye ama keyifsizdim, canlarım yanımda olmasa fazlasıyla negatif bir gün olacaktı benim için. Dönüş yolunda vakitsiz bir telefon önce kulağımı sonra yüreğimi, yüreğimizi dağladı arabada. O huzursuzluğun sebebi belli olmuştu. Can kardeşimiz Türker Ağabeyin küçük kardeşi Bekir Hakkari'de şehit düşmüştü. Anlatılacak bir duygu değil o an hissedilen, cenaze evine girerken ne diyeceğini bilememek, Türker Ağabey'in hali, şişmiş gözleri, çaresizliği, çaresizliğimiz.

Lanet olsun, Allah belanızı versin diye bağırmak geliyor insanın içinden! İmralı'yı basmak istiyor, dağları yıkmak, yakmak, elinden ne geliyorsa ardına koymamak, sadece bu pisliklerin liderini değil, onu gebertmeyenleri, besleyip yaşatanları parçalamak istiyor Adem oğlu...

Zor bir gün, zor bir dönem, zor bir ömür artık Türker Ağabey, ailesi ve hepimiz için aslında. Daha geçen sene ben oradaydım, yarın kardeşlerimiz, evlatlarımız orada olacak. Nasıl dayanacağız, nasıl bekleyeceğiz geri dönüşleri? Nasıl dinleyeceğiz haberleri ya da nasıl açabileceğiz bilinmeyen numaralardan gelen telefonları.

Bu millet bir yerde patlayacak. Bugün bizim yüreğimiz, ciğerimiz yandı, dün, yarın bütün memleketin.

Yeter artık!!! Allah aşkına yeter!!!