Sayfalar

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Leyton Orient 6-1 Newcastle United, Notts County 2-1 Nottingham Forest

Notts County, çiçeği burnunda patronu Sven Goran Eriksson yönetiminde ilk maçında Meadow Lane'de aynı şehrin takımı olan Nottingham Forest'ı 2-1 yendi. Eriksson için Notts County yeni bir başlangıç olacak. İşini çok iyi yapması gerek, takımını bir üst lige çıkaramazsa her halukarda başarısız sayılacak; diğer bir deyişle ya kariyerini kurtaracak ya da bundan sonra malikanesinde çiçeklerini sulayacak veya Dubai, Katar gibi ülkelerde Arap şeyhlerinin takımlarını yönetecek gibi geliyor bana. Takımın şu andaki haline bakılırsa Sven de bunu çok iyi biliyor ve şimdiden işi sıkı tutuyor.

Diğer yandan Newcastle United ise Leyton Orient'ten Brisbane Road'da altı gol yiyerek geçen sezondan beri süre gelen kötü performansın hızla devam ettiğini gösterdiler. Maça yedek ağırlıklı denemeyecek kadar iyi bir kadroyla çıktığı ve maçta attıkları tek golün de penaltıdan olması düşünülürse hallerinin ne olduğu daha da açığa çıkıyor. Yeni bir Leeds United vakası yaratma yolunda devam ediyorlar. Kısa zamanda Aziz Yıldırım'ın zamanında yaptığı gibi bir Azizsilin'e ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Tabi bunun için onların Aziz Yıldırım gibi bir yöneticiye ihtiyaçları var. Yakında Newcastle yöneticileri Yıldırım'dan bir seminer isteyebilirler.

Frank Ribery-Nicklas Bendtner

Arsenal, Bayern Münih'e resmi olarak teklifini yapmış ve teklif de şu:

Frank Ribery=Nicklas Bendtner+20 milyon pound

Bayern'de Real'in 40-50 milyon euroluk teklifinden sonra bu teklifin kabul görmeyeceğini görmek için alim olmaya gerek yok. Ama acaba Arsenal yetkilileri bu teklifin kabul göreceğini gerçekten düşünüyorlar mı?

Kulüp+Bahis+Reklam=Para

Aston Villa sponsor: 32red.com (acorns yeni sponsoru olmuş ama olsun)
Sunderland sponsor:boylesports.com

Real Madrid sponsor: bwin.com


Blackburn sponsor: bet24.com
AC Milan sponsor: bwin.com
Tottenham sponsor: mansion.com
Sevilla sponsor: 888.com

Türkiye'de yasal olmayan bahis şirketleri aracılığı ile oyun oynanması ve bu şirketlerin futbol takımlarına sponsor olması yasak. Ama yasal bahis şirketleri olan bilyoner.com ya da nesine.com Türkiye'de futbol takımlarına sponsor olabilir deniyor. Ancak böyle bir durumda Türkiye'de sponsor olunan takımın aldığı her galibiyet,beraberlik ya da mağlubiyete şüpheli gözlerle bakılacaktır. Madem böyle bir durum sözkonusu neden yurtdışından yönetilen yani devletimizin "yasal olmayan" ibaresi koydurduğu bahis şirketleri Türk takımlarına sponsor olmuyor ki, bu tip şirketler Türkiye'de yasaklanmadan önce 2-3 Türk Takımı'na sponsor olmak için girişimleri olduğunu çok iyi biliyorum, ve de ülkemiz futbol piyasasına sağlam para girişleri olmaz mı? Hem Türkiye'nin paraları transferle, davalarla onunla bununla başka ülkelere gidiyor diye ağlanıyoruz, hem de bu şekilde ülkeye dışarıdan nakit girişine izin vermiyoruz. Ne yaman bir çelişkidir bu! Ya yukarıda ilk aklıma gelen, formalarında bahis şirketlerinin reklamlarını yapan çoğu üst düzey takımların yaptığı yanlış ya da bize dikte ettirilen uygulama yanlış. Madem futbol dünyasında artık bahis, gözardı edilemez bir olgu, bunu yokmuş gibi saymak yerine diğer Avrupa kulüplerinin yaptığı gibi avantajını kullanmak akıllıca olmaz mı?

Yanlış mı düşünüyorum acaba?

Rasho Nesterovic Yeniden Toronto Raptors'ta

1,5 sene önce Indiana Pacers'a takasta verilen Rasho Nesterovic eski takımı Raptors ile 1 sezon için 1.9 milyon karşılığında tekrar anlaştı. Bu hamle 5 numara rotasyonuna büyük katkı oldu Raptors adına ve biraz daha kuvvetlendiler. Blok tehdidi ile iyi bir yedek olacaktır Rasho Nesterovic. Hidayet'in takımı için ileri doğru atılan bir adım daha hem de capi sarsmadan.

Portland Andre Miller ile İmzaladı

Portland Trail Blazers bu sezon ilk kez elinden kaçamayacak birini getirdi. Andre Miller beklenenden daha az bir paraya evet dedi Blazers'a. Genç kadroya veteran bir lider arıyorlardı, tecrübesini aktarıp onları ileriye götürebilecek birini. Kısacası topu paylaşacak, ilk seçeneği şut atmak değil takımı oynatmak olan birini. Hidayet, Kidd ve Nash bu profile tam anlamıyla oturan isimlerdi ama hepsi elden kaçtı. Elde kalan Miller ile Knicks ilgileniyordu ama o play-off yapabileceği bir takım istiyordu. Blazers piyasada adeta imza attıracak başka isim kalmayınca Miller'la mecburen imzaladı. Kontratın 3. yılı garanti olmayan 3 yıl ve 22 milyonluk bir kontrat olduğu söyleniyor. Fakat Miller Pritchard'ın aradığı o takıma kademe atlatacak adam değil. Önce Roy'la sonra diğerleriyle topu nasıl paylaşacak? Uzun senelerdir unuttuğu pota altına top indirmeyi tekrar hatırlayabilecek mi? Kişisel egolarından sıyrılabilecek mi?

Şahsi kanaatim Portland'a büyük geçmiş olsun, geçen sezonki başarının üstüne çıkamazlar.

24 Temmuz 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi 3. Öneleme Turu

FK Sarajevo (Bosna) - Helsingborgs (İsveç) 2
Fredrikstad FK (Norveç) - KKS Lech Poznan (Polonya) 2
HNK Rijeka (Hırvatistan) - FC Metalist Kharkiv (Ukrayna) 2
KAA Gent (Belçika) - AS Roma (İtalya) 2
SC Vaslui (Romanya) - AC Omonia (Kıbrıs Rum Kesimi) 2
FK Slavija Sarajevo (Bosna) - MFK Košice (Slovakya) 1
IFK Göteborg (İsveç) - Hapoel Tel-Aviv FC (İsrail) 1
PSV Eindhoven (Hollanda) - PFC Cherno More Varna (Bulgaristan) 1
FC Metalurh Donetsk (Ukrayna) - NK IB Ljubljana (Slovenya) 1
Vålerenga Fotball (Norveç) - PAOK FC (Yunanistan) 2
APOP/Kinyras Peyias FC (Kıbrıs Rum Kesimi) - SK Rapid Wien (Avusturya) 2
FC Honka Espoo (Finlandiya) - FK Karabağ (Azerbaycan) 2
FC Vaduz (Liechtenstein) - FC Slovan Liberec (Çek Cumhuriyeti) 2
Saint Patrick's Athletic FC (İrlanda) - PFC Krylya Sovetov Samara (Rusya) 2
Randers FC (Danimarka) - Hamburger SV (Almanya) 2
Tromsö IL (Norveç) - NK Slaven Koprivnica (Hırvatistan) 1
Brøndby IF (Danimarka) - Legia Varşova (Polonya) 1
FK Vojvodina (Sırbistan) - FK Austria Wien (Avusturya) 2
CSKA Sofia (Bulgaristan) - Derry City FC (İrlanda) 1
FC Steaua Bükreş (Romanya) - Motherwell FC (İskoçya) 1
MSK Zilina (Slovakya) - Hajduk Split (Hırvatistan) 2
SC Braga (Portekiz) - IF Elfsborg (İsveç) 1
Aberdeen FC (İskoçya) - SK Sigma Olomouc (Çek Cumhuriyeti) 1
FK Rabotnicki (Makedonya) - Odense BK (Danimarka) 2
FK Sevojno (Sırbistan) - LOSC Lille (Fransa) 2
FK Petrovac (Karadağ) - SK Sturm Graz (Avusturya) 2
Fenerbahçe(Türkiye) - Honved FC (Macaristan) 1
Bnei Yehuda (İsrail) - FC Paços de Ferreira (Portekiz) 2
Club Brugge (Belçika) - FC Lahti (Finlandiya) 1
Athletic Club Bilbao (İspanya) - Young Boys (İsviçre) 1
KR Reykjavík (İzlanda) - FC Basel (İsviçre) 2
Galatasaray (Türkiye) - Maccabi Netanya (İsrail) 1
FC Dinamo Tiflis (Gürcistan) - FK Crvena Zvezda (Sırbistan) 2
KSP Polonia Varşova (Polonya) - NAC Breda (Hollanda) 2
FK Vetra (Litvanya) - Fulham (İngiltere) 2

Kırmızıya boyadığım eşleşmelerin en zevkli ve zorlu maçlara sahne olacağını düşünüyorum. Maçların yanına 1-2 diye de kim kazanır yorumlarımı yapmış bulunuyorum. Bakalım kaçını tutturabileceğim?

Haldun Üstünel

Futbolsuz gecenin en güzel karesidir şu. Takım, ötesinde sistem takımı olmaya çalışan Galatasaray'ın en önemli birleştirici parçasına duyulan saygının çırılçıplak ifadesidir.

Bu büyük futbol adamı her zamanki gibi bugünlerde hedef şaşırtmakla meşguldür (Deco) ve sevgili ozhano'nun az önce aldığı habere göre hiç kimsenin beklemediği, adı bugüne kadar Galatasaray'la bir kez bile telaffuz edilmemiş İngiltere'den bir futbolcunun kulubü ile anlaşmış futbolcunun cevabını beklemektedir. Tıpkı Rijkaard, Keita transferlerinde olduğu gibi bir tokat olacaktır medyaya bu transfer gerçekleşirse, hatta milletin dibi düşecektir. Olmazsa yedeği de hazırdadır.

Şimdi ben bugün bu son haberi aldıktan sonra Haldun Üstünel'e nasıl sonuna kadar güvenmeyeyim arkadaş! Üstünel bu kulüpte başkanlık yapacak adamdır.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Voleybol'un Cılkını Çıkarmak



Film hilesi falan yok, bildiğin voleybol oynuyorlar hem de ne oynamak! İzlerken ben yoruldum.

Burası Neresi?

Neresi ki burası?

Yavaş Gel!

"Taraftarımız Quaresma'yı çok istiyor. Bizler de onu transfer etmek istiyoruz ama gerçekleşmezse ondan daha iyisini alırız. Bu öyle bir transfer olacak ki tüm dünya Beşiktaş’ın bu bomba transferini konuşacak. Başkanımız, Real Madrid’in Ronaldo transferini bile gölgede bırakacak bir ismi kadromuza katacak"

Beşiktaş Yöneticisi Şeref Yalçın

Run Beckham Run!

Beckham kendisini sahtekarlıkla suçlayan LA Galaxy taraftarından kaçıyor. Çok başarılı bir Simpsons uyarlaması. Resim Guardian galerilerinden.

Jabbar'ın Bebeği Sky Hook

Benzer hareketleri NBA'in tapusu henüz beyazların elindeyken yapan bir kaç kişi olduğunu NBA TV nostaljilerinden hatırlıyoruz. Ama ne olursa olsun bu harekete ismini koyan bir anlamda bu hareketin hem isim babası hem de bir anlamda en babası olan Kareem Abdul Jabbar kadar iyi ve zevk verici seviyede yapanını hatırlamıyorum. Basketbol sahasını bir sahneye, o sahnede rol alan kendini de başrol oyuncusu balete çeviren bu hareketiyle Jabbar efsane olmuştur hepimiz için. Jabbar'ın oynadığı dönemde TRT'den maçlarını seyredebilmiş olan ben, kendimi ziyadesiyle şanslı sayarım. Salonda 10 metre ötesinde olamasam da sihirli kutudan bile basketbola aşık olmamı sağlayan resitallerin başında geldi hep Sky Hook.

Lew Alcindor'ken İslam'ı seçim Jabbar olan, rahmetli dedemin deyimiyle "fasulye sırığından sırık" adamın tek kişilik ve eskimeyen gösterisiydi Sky Hook. Bugünlerde yapılan Hook ya da Türkçe karşılığıyla çengel atışlardan değildi onunki. Çok fazla yere de ihtiyacı yoktu Sky Hook çıkarmak için. Pivot ayağı hangisisiyse onun üzerinde rakibin uzanamayacağı şekilde yükselirdi Jabbar, öteki bacağını çoğunlukla yana ya da geriye doğru açarken, bir anlamda havada yürümeye çıkardı. O kadar yükseğe çıkarırdı ki elini rakip önden blok yapabilecek pozisyonu dahi bulamazdı. Belki top elden çıktıktan sonra bir ihtimal dokunabilirdi topa ama çoktan tuzağa düşmüş olurdu. Çünkü Sky Hook'ta top pota seviyesinin üzerinde, hiç yükselme yapmadan, direk pota istikametiyle inişe geçerek çıkardı elden.

Ne Walton'lar ne Laimbeer'ler ne Malone'lar denedi o Sky Hook'u bloklamayı ama olmadı. Jabbar'ı da Sky Hook'unu da, dedemle seyredip "vay nasını" dediğimiz günleri de unutamıyorum. Özledik seni be Jabbar!

Jabbar'ı özleyenler şu linkteki videodan özlem giderebilir.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Nezihi

Kimler geldi kimler geçti sen hala oradasın be Nezihi. Emsallerin 15 takım değiştirdi, tam 7 senedir kimse gönderemedi seni, sırrın ne, anlatsana.

Portland Andre Miller ile İlgileniyor

Millsap ve Hidayet'i kaçıran Portland son çare olarak Miller'a sarılmış. Sözü uzatmaya hiç gerek yok, Miller Portland'la imzalarsa ne olur? Çoook yazık olur çok! Aman Pritchard kendini yakma!

Bi Rahat Verin Be!

Fotoyu Vermante's Blog'da gördüm. Bu fotoyu bulup bloguna taşıdığı için öncelikle ona teşekkür edeyim. Diğer taraftan gerçekten çok ilginç değil mi? Demek Arda da içinde bulunduğu duruma göre Küçük Emrah'a dönüşebiliyor. Ama ne olursa olsun Güiza gibi olamaz. Ortadaki kızın bakışa baksanıza. "Götür beni gittiğin yere" der gibi bayan. Peki Arda'nın aklından ne geçiyor o anda acaba?

21 Temmuz 2009 Salı

Boozer Takası Olur mu?

Deseret News'ten John Coon'un haberine göre Boozer'ın Chicago'ya gidebileceği bir takas söz konusu. Takasın 3 takımlı olacağı ve 3. takımın Houston olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiş Coon. Buna göre Shane Battier ve Carl Landry Houston Rockets'tan Utah'a, Boozer Chicago'ya, Jerome James, Tyrus Thomas Bulls'tan ve Kyrylo Fesenko do Jazz'dan Rockets'a takas edilebilir. Böylece Bulls gelecek sene için bütçeyi azaltmış ve serbest oyuncu piyasasında rol almaya hazır hale gelmiş olur. Rockets Mingsiz pota altına özellikle Thomas'la alternatif bulmuş olurken Utah da Millsap'in önünü açıp Battier ve Landry gibi tam da Sloan'un sevdiği tipteki görev adamlarını alır.

Gökten 3 elma düşer biri Sloan'un, biri Adelman'ın, biri de Del Negro'nun başına. Biz her zamanki gibi yine çenemizi yorar, uykumuzdan oluruz basketbol aşkına. Bu hikaye de böylece sürüüüüp gider.

"Shame on You!" Rovers 0 - 1 Real Madrid

Maçı kurtaran gol Benzema'dan 87. dakika'da. Topu her ayağına aldığında ıslıklanan 93 milyonluk adam 45 dakika dayanabildi protestolara ve 2. yarıya çıkmadı. Fizik olarak çok bitkin ve hiç hazır görünmeyen Ronaldo için yeni formasıyla ilk maçı tam bir hayal kırıklığı. Hatta İngiliz gazeteleri bugünden dalga geçmeye başladılar kendisiyle. Sadece Real'i Manchester'a değil, İspanya'yı da Ada'ya tercih etti bir anlamda Ronaldo. Dolayısıyla artık Ada'da onun başarısızlıklarıyla mutlu olacak yığınla fanatik var.

Orlando Matt Barnes ile Anlaştı!

Matt Barnes geçen sezon Phoenix formasıyla sahne alan öncesinde Golden State'te parlayan, hem kısa hem uzun forvet oynayabilen çok yönlü bir oyuncu. Boş üçlüklerde bir çok kez cezayı keserken yakalayabileceğiniz ya da savunmada bir sürü uzun arasından ribaundu çekerken görebileceğiniz bir isim. Bu sezon sonunda Phoenix ile kontratı bitince serbest kalmış ve takım aramaya başlamıştı. Lüks vergisi nedeniyle önemli oyunculara teklif dahi sunamayan Magic 1980 doğumlu Barnes'ı biraz da şampiyonluk ve yüzük vaadi ile ucuza kapattı. Barnes 2. senesi oyuncu opsiyonlu kontratla Magic'ten toplamda 3.2 milyon $ alacak. Bu imza sonrasında forvet ve uzun rotasyonu tamamlayan Magic'in bu noktadan sonratakıma yapacağı tek önemli ekleme oyun kurucu pozisyonunda olur. Keza Nelson ve Johnson koca bir sezonu, Johnson bir yaş daha yaşlanmışken kaldıramazlar. Hatta şu sıralar yine eski bir Golden State oyuncusu olan C.J.Watson'ın adı ciddi şekilde geçmekte o pozisyona. Gelsin gelmesine de sadece 1,85 boyunda olması ve hatta gelmesi ile rotasyonda Johnson'ın önüne geçme ihtimali bile beni ürkütüyor. Nelson'ın kısa boyu ve eksik gücünden çok çekmişken yine sadece 1,85 boyundaki bir oyun kurucuyla dominant oyun kuruculara karşı ne yaparız çok merak ediyorum.

Öte yandan diğer takımlar da kadrolarını şekillendirmeye devam ediyorlar.

Nash Phoenix ile sözleşmesini 2 sene ve 22 milyona uzattı, yine takımın ağır ağabeyi olacak.

Jarret Jack Indiana Toronto'nun teklifini karşılamayınca Hidayet'in takım arkadaşı oldu, Toronto arka alanda rahatladı.

Jack'i Toronto'ya bırakan Indiana da her an Earl Watson ile imzalayabilirmiş ki hastayımdır Watson'a.

Jazz Paul Millsap'in Portland'la imzaladığı ağır kontratı kredi alarak da olsa karşıladı. İmza bedeli olarak 10 milyon verdiler Millsap'e. Millsap'in kontratı o imza bedeli hariç neredeyse Gortat'ın ki ile aynı. Demek ki Millsap yeterince iyi bir adam değil!

Minnesota Telfair, Madsen, Smith'i Clippers'a vererek kısa forvet Quentin Richardson'ı kadroya kattı. Bu vesileyle Q Rich 1 ayda 3. kez takas olarak rekora doğru koşmaya başladı. Bu takasla ilgili sabonis'in blogu Konyalı Portlandlılar'da güzel de bir yazı mevcut, okuyun derim.

Jamario Moon Cavaliers ile imzaladı. Kontratın detayları henüz belli değil. Moon sınırlı serbest ve Miami'nin bu teklifi karşılamayacağı konuşuluyor bir çok yerde.

Marquis Daniels Celtics ile imzalamış. Dallas'ta kariyerinin başında birden parlayıp sonrasında o performansı bir daha yakalayamamış bir adam Daniels. Saçlarına hastayım. Artık Wallace'la şampiyonluk yolunda yedek kuvvet olarak sahne alacak.

Yao Ming'in sakatlığının çok ciddi olduğu ve önümüzdeki sezon oynamayacağı neredeyse kesinleşti. Bu ligin Asya'daki popülerliğine, Rockets'ın forma ve hatıralık eşya satışlarına ciddi sekte vuracaktır. Sırf şu sakatlık gelecek seneki salary cap'in daha da düşük olacağının göstergesi olmuştur bence.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Fener'in İki Yeni Transferi 19.07'ye Yetişti

Fenerbahçe Brezilya'nın Corinthians kulübünden defansif orta saha Cristian Oliveira (26- Bremen'in 6 milyon euro teklifi takımı tarafından kabul edilmemişti) ve sol kanat oyuncusu Andre Dos Santos'u (26-Konfederasyon Kupası'nda Brezilya Milli Takım forması giydi.) transfer etti. Yeni transferler Çarşamba günü İstanbul'da olacak.

Fenerbahçe bu oyunculara ne kadar bonservis parası ödeyecek bilmiyorum ama transfermarkt.co.uk'a göre Cristian Olivier'in şu anki ederi 2.5 milyon pound, Andre Santos'un ise 5 milyon pound. Yani beklenen transfer Cristian'a göre sürpriz Santos daha maharetliymiş gibi izlenim oluşuyor ister istemez.

Fenerbahçe her geçen sezon daha da Brezilyalılaşmaya devam ediyor. Bu sezon Alex Türk vatandaşlığına geçerse ki hakkı var, bir tane daha gelebilir. Bu sezonki Brezilya seferlerini ben Özkan Sümerli Trabzonspor zamanlarına benzetiyorum. Sümer de o zamanlar Brezilya'ya seferlere çıkar seyredip seyredip dönerdi. Tek fark Özkan Hoca 100-200 bin dolarlık adamlar aldı geldi sonra onların içerisinden iyi olanlar devam etti, olmayanlar geri döndüler ve fazla zararı da olmadı Trabzon'un bu stratejiden. Fenerbahçe'de ise 3-5 milyon euroluk oyuncular alındı ve tutmama ihtimalinde Fener'de ortalık toz duman olur.

Andre Santos, Roberto Carlos, Vederson, Edu Dracena, Bilica, Cristian, Alex ve Deivid şu an için Fenerbahçe'nin bu sezonki Brezilyalıları. Bir takımda bir ülkeden oyuncu sayısının fazla olması yabancı oyuncuların o ülke ve takımdaki mutluluk ve rahatları için avantajlı bir durumdur ancak diğer taraftan takım içindeki ağırlıkları arttığı için kendilerine ters hareket eden insanları sevmezler, ve ortadan kaldırmak için bazı işlere girişebilirler. Bu nedenle özellikle Daum Brezilyalılarla özellikle Alex ile iyi geçinmeli yoksa olanlar olur. Takımdaki Türk oyuncuların durumundan bahsetmeye ise hiç mi hiç gerek yok. Onlar zaten takımlarındaki Brezilya hegemonyasını kabul etmek zorundalar.

Şimdi biraz da olsa hak veriyorum Güiza'nın Fenerbahçe'den ayrılmak istemesine :D

Tabi bu arada başlık transferler 19.07 ye yetişti diye. Yanlışlık yapmadım bilerek yazdım. 19.07 de Fenerbahçeli arkadaşlarımdan biri gün boyunca Fener'den bir transfer haberi bekledi durdu. Biraz da gecikmeli olsa Fener yönetimi gerekeni yaptı. Bir günlük gecikmeyi göz ardı edebilir o da kanımca. Barışcan, yoksa 19.07 de beklediğin transferler bunlar değil miydi?

Fırat-M.Güven-Özgürcan Kiraya, Emre Çolak PAF'a

Aslında canım hiç mi hiç yazmak istemiyor bu aralar. Ne çalışmaktan zevk alıyorum ne de tatil yapmaktan. Bu pervasızlıktan,sıkıntıdan kurtulayım diye haftasonumu denize, sahillere ayırdım, alabildiğine yüzdüm canım çıkana, nefes nefese kalana kadar; sonra gittim lunaparka, ömrümde sadece bir kere denediğim - o da 11 yaşındayken - gondolu tekrar denedim; ne gerildim ne de adrenalimde bir değişiklik oldu. Bakarken bile kendimden geçtiğim, ayak parmaklarımın sızladığı olay bende hiçbir etki yaratmadı. Ardından işi ilerletip başka bir seyretmesi bile heyecen yaratan aktivite ama yok bir değişim. Son olarak kamikaze. İşte bunda kesin bağırır çağırır bir haltlar yapar kendime gelirim içimde ne varsa olabildiğine kusarım, duyan da en fazla sapıttı herif der dedim ama yok kardeşim yok üzerimde ölü toprağı var bu aralar.

Tüm bu depresif ataklarımın üzerine bir de iki büyüğümüzün vefat haberi de gelince canımın sıkkınlığı iyice arttı. Orhan Ağabeyimiz Türk televizyonlarının, Vedat Ağabeyimiz ise hem yeşil sahaların hem de spor programlarının en efendi, en düzgün yüzlerindendi. Vedat Ağabeyimizi, o sıkıntılı, bağırış çağırışlı, kendilerini futbol uleması sanan insanlarla bir tutmam zaten mümkün değil. Açıkçası onu tv de izlerken kendisine söz verilmeden konuştuğunu ya da birinin lafını kesip birşeyler anlattığına hiç rastlamadım. Hiç kimse onu Beşiktaş sınırları içerisinde tutmaya çalışmadı. Çünkü dediklerine herkes saygı duyardı, çünkü kimseye kendi düşüncelerini empoze etme gibi bir derdi yoktu, çünkü hararetli bağırış çağırışlı konuşmalara girip antipatik gelmemişti kimseye. Boşuna verilmedi kendisine "Güzel İnsan" lakabı. Bu sebeple Vedat Okyar Beşiktaşlıdır ama aynı zamanda Galatasaraylıdır, Fenerlidir, Sivaslıdır, kısacası Vedat Ağabey tüm takımlar için yeri gelince taraftar yeri gelince eleştirmendir. Diğer taraftan Orhan Şengürbüz ise spor haberlerinin en bilindik yüzü. Vefatından sonra ne kadar zor durumlarda iken görevini yerine getirmeye çalıştığını öğrenince hem üzüldüm hem de saygım daha da arttı. Allah Şengürbüz ağabeyimizin oğlu Utku'ya aynı acıyı bir kez daha yaşatmasın. Allah onu annesine, annesini de ona bağışlasın. Nedenini çoğunuz biliyordur; ben ağzıma almak bile istemiyorum. Ne diyelim giden gidiyor kalanlar haya mücadelesine devam ediyor. Allah'tan onlara iyi dileklerimizi sunmaktan başka elimizden hiçbirşey gelmiyor. Sabır, zaman. Başka bir ilacı yok bu kötü olayın.

Neyse futbol dünyasında da hergün yeni şeyler oluyor demek istiyorum ama hiçbir gelişme yok. Fener'e Hamit dün gelmiyordu bugün geliyor, Kocaman Brezilya yollarında çürüme yolunda, Ferrari bir halta yaramaz bir adam(sanki yeni öğrendiniz, adam futbol hayatı boyunca ilk defa bonservis ile bir takıma transfer oldu, bu bile bir önbilgi vermedi mi size), Lincoln futbolu noktalama noktasında, Sivas'ın hazırlık maçlarındaki hali ile Şampiyonlar Ligi'nde toplam kaç gol yiyeceği üzerine açılan bahisler, Fatih Tekke'nin Lazio'ya transfer olayı bir menajer oyunu mu, yoksa gerçek mi merakı. Şu an aklıma gelenleri yazdım.

Ama tabi bana en yakın olan haber Galatasaray'da kiraya verilecek ve pafa gönderilecek oyuncuların belli olması. En sonunda Mehmet Güven kardeşimiz kaç yıldır bir arpa boyu yol alamamanın cezasını kiraya gönderilerek ödeyecek. Bir de o görsün bakalım Anadolu takımlarında futbolcu olmak nasıl? Açıkçası neden kiraya veriliyor onu da anlamadım. Kiraya verilen oyuncu, kendi takımında oynama fırsatı bulamayan, önünde kendisinden çok çok tecrübeli oyuncuların olduğu, bu nedenle oynama fırsatı isteyen oyuncudur. Kaç sezondur tüm genç oyuncuların dua ettiği forma fırsatı kendisi için 1000 defa ayağına geldi ama yok biraderim yok ilerleyeceği yok. Niye hem ona hem takıma eziyet ediyorsunuz. Satış kararını verin, önünü görsün M. Güven. Bu adam satıldıktan sonra eğer %100 ilerleme göstermezse zaten avantajlısın; olur da mucizevi olarak ilerleme kaydederse zaten yine kimse bulaşamaz sattığın için. Kısacası Mehmet Güven hiçbir zaman için Galatasaray takımı içinde güven vermeyecek.
Benzer bir durum da Özgürcan için de geçerli. Özgürcan, Kayseri, Antep, Sakarya derken bu gidişle tüm Anadolu takımlarını gezecek kiralık olarak. Özgürcan şu an 21 yaşında. Tamam genç oyuncu, potansiyeli var ama Özgürcan, şu anki Galatasaray kadrosunda yedek olarak bile kendine yer bulamıyorsa onun da satılması gerekir. Takımda şu anda elle tutulur tek forvet Milan Baros. Nonda, Yaser, Serkan Çalık'ın yanında bunlardan daha iyi bir performans gösteremiyorsa yazık Özgürcan'a, bırakın gitsin. Ne gerek var kiralamaya tekrar. Burada satılsın demek değil aslında demek istediğim. Kiralamayın, kadroda yer açın bu adama da. Yaser, Serkan kadar da mı iyi değil geçen sezon Bank Asya 1. Lig'in ikinci en golcü futbolcusu.

Emre Çolak. Hazırlık maçlarında takımın içinde bir güneş gibi doğdu. Çok abartıldı desem öyle değildi kendim de izledim. Ben artık bu takımda 11 de olmasam da çok iyi bir alternatif olabilirim diye bas bas bağırıyordu açıkçası. Ama o da Pafa geri gönderildi. Nedeni ise bir anda gereğinden çok ön plana çıkmış, daha zamanı varmış. İyi de bu çocuk yeteneklerini göstermesin mi benden çok bahsetmesinler diye? Ayrıca paf takıma göndermek gencecik bu yiğidin psikolojisinde derin yaralar açmaz mı? Koy A takımda. En azından oynatmasan bile ağabeyleriyle aynı havayı teneffüs etsin. Resmi maçlarda olacak heyecan durumunu erkenden atlatsın. Görsün nasıl hazırlanıyor maçlara takımdaki oyuncular. Düşünsenize Emre'nin kampta Harry Kewell ile aynı odada kalması. Ne büyük bir mutluluk onun için. Ama daha erken dedi teknik heyet ve yöneticilerimiz. Tabiki en doğrusunu onlar biliyor.

Her zaman 2+2=4 etmez. Bazen başarı için risk almak gerekir. Bu risk geçmiş sezonlarda M. Güven, Serkan Çalık, Barış Özbek, M.Topal vs. için alınırken neden Özgürcan ve Emre için alınmadı? Kafamı kurcalayan soru bu...
Allah'tan canım yazmak istemiyor ha. Bir de yazmak istesem ne olacaktı acaba!

Beckham'a Gider!

Galaxy taraftarı David Beckham'a fena gider yapmış, hatta hakaret etmiş apaçık. Evine dön sahtekar deyip bütün maç yuhalamış İngiliz yıldızı. Beckham da dayanamamış maç sonunda kendini protesto eden gruba dalmaya kalkışmış, zor durdurmuşlar. Ha o elemanların arasına girse ne olurdu orası tam bir muamma da az çok tahmin edebiliyoruz. E millet adanmış futbolcu istiyor tabi ki de. David hazretleri de hayatının en büyük giderini yemiş oldu, afiyet olsun.

Fotoğraflar Hürriyet'ten. Onlar nereden almış dersen, orasını bilemem.

Cennet Yolcuları

Söylenecek pek söz yok gidenin ardından. Nedeni söylecek bir şey bulamamak değil asla, sözcüklerin ardı ardına ağızda dizilmesi ve hiçbirinin çıkmaya cesaret edememesi. Çünkü bir anlamda resmileştirmektir o gidişleri, sözcüklerin ağızlardan dökülmesi. Nasıl olur da bu kadar beyefendi, karınca ezmez, dünya tatlısı, böylesi sevilen ve hürmet edilen insanlar bu kadar erken giderler ya da alınırlar, orasını anlayamıyoruz asıl biz. Ve inanmak istemiyoruz, sonunda kabul etmek zorunda kalsak bile. Cennet Yolcuları diyorum ben her ikisine de, demek ki onlara orada burada olduğundan daha fazla ihtiyaç varmış. Huzurunuz eksik olmasın.