Sayfalar

22 Temmuz 2011 Cuma

Bu Nasıl Şampiyona?

Cidden bu seferki Copa America bir acayip oldu. Finale çıkan takımlara bir bakalım. Paraguay ve Uruguay. Paraguay normal süreler dahilinde tek bir galibiyet alamadan 5 maçta 5 beraberlikle gelmiş finale. Çeyrek ve Yarı finaller penaltılarla geçilmiş. Öbür taraftaki Uruguay ise 5 maçın 2'sini kazanabilmiş sadece. Çeyrek Finali onlar da penaltılarla geçmiş. Toplamda bu iki takımın oynadığı 10 maçın 8'i berabere bitmiş. Üstelik bu 10 maçın 8'i alt biterken Uruguay'ın bütün maçları alt bitmiş. Bahisçiler için sanki bulunmaz bir nimet gibi bu maç :) Bu maçın da uzamasını hatta penaltılara gitmesini bekliyorum ben. Hele ki Paraguay penaltılarla kazanırsa kupayı sanırım Dünya tarihinde ilk kez böylesi bir organizasyonda maç kazanmadan kupa kazanmış takım olacaklar...

Taraftar Dediğin Bu İşlerle Uğraşır

Taraftar dediğin bu işlerle uğraşmalı, o kulübe ait hissetmediği adamı bile işleyişin içinde tutmalı, kaos yaratacağına işleri yoluna koymak için uğraşmalı. Neuer'le aralarındaki çekişmenin kulübe zarar vereceğini hisseden Bayern taraftarının yaptığı ve kulübün de bunu kabulü örnek olmalı bence kendini taraftar zannedip gönül verdiği renkleri kirletenlere...

"Böyle anlaşma ne görüldü, ne duyuldu... Almanya'nın 1 numaralı kulübü  Bayern Münih, geçtiğimiz haziran ayında 18 milyon Euro’ya Schalke 04'ten transfer ettiği kaleci Manuel  Neuer ile taraftarların arasını düzeltmek için çok ilginç bir anlaşma yaptı. Kulüp yöneticileri,  Neuer ve bu oyuncunun transferine karşı çıkan ‘İnferni  Bayern 01’ taraftar grubu geçtiğimiz hafta bir toplantı yaparak, gerginliği nasıl gidereceklerini konuştular.
Taraftarlar, 5 maddeden oluşan bir ‘davranış kuralları’ protokolünü kabul etmesi halinde Manuel  Neuer aleyhine tezahüratta bulunmayacaklarını ve pankart açmayacaklarını taahhüt ettiler.  Bayern Münih yetkilileri ve Alman kaleci de birbirinden ilginç maddelerin bulunduğu bu anlaşmayı kabul etti.

Yapılan anlaşmaya göre  Neuer,  Bayern Münih’in maçlarında şunları kesinlikle yapmayacak:

1- Takımın iç saha maçlarında, ‘İnferni  Bayern 01’ taraftar grubuna ayrılan güney tribününe kesinlikle yaklaşmayacak.
2- Maçlarda  Bayern formasının üzerine bulunan kulüp armasını kesinlikle öpmeyecek.
3- Formasını çıkarıp, güney tribününe atmayacak.
4-  Bayern taraftarları ile birlikte tezahürat yapmayacak.
Söz konusu taraftarlar son olarak  Bayern’in hazırlık kampında, “ Neuer, istediğin kadar gol kurtarabilirsin ama biz seni kalemizde hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz” yazılı pankart açmıştı.

Kahn’ı taklit ettiği için sevmiyorlar
Bayern Münih taraftarlarının Manuel  Neuer’e tepki duymasının sebebi yıllar öncesine dayanıyor. O dönem Schalke 04’te forma giyen  Neuer,  Bayern’i yendikleri bir maçtan sonra, rakip kaleci Oliver Kahn'ın sıkça yaptığı bir sevinç gösterisini taklit edince, taraftarların en çok nefret ettiği oyuncu haline geldi."

Kaynak: Milliyet

21 Temmuz 2011 Perşembe

Zimbabwe'nin Cevherleri

Türkiye futbolunun içindeki kaos ve yapılan açıklamlardan sonra adaletli sonuçların çıkmayacağı düşüncesinden hareketle Cenky ile Türkiye'dekine benzer bir durumdan alnının akıyla çıkmış bir ülkenin futbolunu izlemeye karar verdik ve Zimbabwe futbolu bu bakımdan gerçekten saf bir lig olduğu kanısına vardık. Nasıl vardınız demeyin sakın biz de bilmiyoruz. İşin ilginç tarafı bir anda karar verdiğimiz Zimbabwe futboluna ilgi duyma kararından sonra orada da bizimkine benzer olayların olması ama zanlıların cezalandırılması bizim futbolumuzdan en azından kurallara kanunlara uyma açısından daha ileride olduğu sonucunu koydu ortaya.

Zimbabwe futbolunu tanıma açısından Cenky genelii itibari ile bir giriş yaptıktan sonra ben de Zimbabwe futbolunun önde gelen futbolcuları hakkında bilgi vermeye çalışacağım ki bazıları bizim de yakın olduğumuz isimler.

İlk önce tanınlardan başlayayım: Norman Takanyariwa Mapeza. Türkiye'de 1994 yılında Galatasaray'da forma giymeye başlayan Takanyariwa ilk sezonunda gösterdiği performansla herkesin beğenısını topladı. İlerleyen sezonlar bu performansını tekrarlamayamadı ve Galatasaray'dan ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonrakı yıllarda sırasıyla Ankaragücü, Altay SK, Çanakkale Dardanelspor, ve yine Malatyaspor formalarını giydi. Bir yıllık Avusturya macerasından sonra Malatyaspor'la Türkiye'ye döndü. Daha sonra Zimbabwe'de Caps United'da top koşturdu. 2006'da Güney Afrika'nın Cape Town takımında futbolu bıraktı. 39 yaşındaki Mapeza şu anda Zimbabve'nin Monamotapa United takımında teknik direktörlük yapmaktadır. 2010 yılında geçici olarak Zimbabve Milli Futbol Takımında teknik direktör olarak görev almış olup halen bu göreve de devam etmektedir.

Avrupa'da tanınmış diğer bir önemli Zimbabveli oyunu da Benjani Mwaruwari. Bir ara adı Türk takımları ile de anılan Benjani Milli takım forması altında çıktığı 44 maçta 29 gol atma başarısı göstermiş önemli bir Zimbabveli futbolcudur. Profesyonel olmadan önce ülesinin Lulu Rovers, Zimba Africa Rovers, Air Zimbabwe Jets gibi kulüplerinde oynayan Benjani Güney Afrika ile Zimbabwe arasında oynanan bir hazırlık maçında ortaya koyduğu futbolla hayatında daha sonra çok önemli bir yere sahip olacak, mentörü Jomo Sono ile tanışmış ve Jomo'nun da refaranasıyla Jomo Cosmos'ta profesyonel olmuştur. Daha sonra 2001 yılında Avrupa'ya Auxerre ile ayak basmış ve sırasıyla Porsmouth, Man. City, Sunderland ve son olarak da halen top koşturduğu Blackburn Rovers takımlarında futbol yaşantısına devam etmiştir. Zimbabve futbolunun çıkardığı en önemli ve aynı zamanda en pahalı oyuncu olan Mwaruwari 2010 yılında milli takım kariyerine son vermiştir. İlginç bir ayrıntı: Afrika'da kabilelerin konuştuğu Bantu dillerinden biri olan Ngonde'ce de Benjani'nin isminin asıl yazılışı Mwaluwali; ne var ki Kendi bölgesinin diğer bir dili olan Shona'ca da L harfi yoktur ve L'ler R'ye dönüştürülerek yazılır. Bu sebeple ismi Mwaruwari olur. Anlamı ise karanlığın oğlu. Tipini de düşününce isme uygun bir sıfata sahip olduğu aşikar.

Biraz da fazla tanımadığımız, gelecek vaadeden, İlhan Cavcav'ın ilgilenebileceği Zimbabveli futbolculardan bahsedelim:
İlk sırada halen Milli takımında kalesini koruyan Tapuwa Kapini olması gerekir. 27 yaşındaki milli eldiven Zimbabve Premier Liginin şu anda lideri konumunda bulunan FC Platinium'un da kalecisi. Timsah (FC Platinium'un lakabı) taraftarları tarafından çok sevilen Kapini aynı zamanda takımının kaptanı durumundadır. Renkli bir kişiliğe sahip olan Tapuwa takımının penaltıcısı olarak da önemli bir görev üstlenmiştir.
Milli takımın defans blokunda çok önemli bir yere sahip olan Thomas Langu Sweswe 30 yaşının tecrübesi ile ülke futbolunun Zimbabve sınırları dışına çıkaran ve dikkat edilmesi gereken bir yetenektir. Hatta öyleki 2008 yılına kadar parçası olduğu ve Zimbabve'nin en önemli kulüplerinden biri olan Dynamos'tan Güney Afrika'nın Kaizer Chief takımına transfer olunca Dynamos'un başkanına taraftar bu futbolcuyu takımda tutma adına başarısızlığı sebebiyle istifa ettirmiştir. Bu arada Kaizer Chief de takımda bulunan 7 Zimbabveli futbolcu ile Zimbabveli futbolcular için önemli bir aşama ya da atlama tahtası haline gelmiştir.

Zimbabve futbolu adına birşeyler yazılıyorsa ya da söyleniyorsa üç tane futolcu vardır ki onların isimlerini es geçmek futbol olayına ihanetle eşdeğerdir benim gözümde. Bunlar; Vusumuzi Nyoni,Tinashe Nengomasha ve özellikle geleceğin önemli yıldızlarından biri olacağına inandığım Knowledge Musona.
27 yaşındaki Vusumuzi Nyoni nam-ı diğer Vuzi, lakabı Prens ki biz ona Bulawayolu Prens Vuzi deriz, sol açık dediğimizde aklımıza gelebilecek tüm hünerlere sahip bir futbolcudur. Sürat dersen sürat, birbirde adam geçme dersen aynen, ortalarında yüksek isabet oranı ile kulübü Germinal Beerschot'un en önemli kanat oyuncusudur. Ülkesinde Amazulu ve Highlanders FC kulüplerinde futbol oynadıktan sonra Avrupalıların çekim alanına girmiş ve Cercle Brugge'a transfer olmuştur. 2010 yılında ise Belçika futboluna göre astronomik sayılacak bir ücretle Germinal'e transfer olmuştur. Aslında Cercle Brugge'e transfer olmadan önce Blackburn'un scoutları tarafından keşfedilmiş ve biraz pişsin denerek feeder kulüp olan Cercle'ye gönderilmiştir. Nyoni şu anda takım arkadaşı Honour Gombani ile Brugge'da bir apartman dairesinde yaşamakta olup kulübü ile 2 yıllık daha kontratı vardır.
Ve en önemlisi Knowledge Musona. Benjani'den sonra Avrupa'yı sallayacağını düşündüğüm en önemli oyuncu. 21 yaşında olan Musona profesyonel olmadan önce Manyame FC, Haka United ve Aces Youth United'da futbol oynamış daha sonra şu anki kulübü de olan Kaizer Chief'e transfer olmuştur. İleriye dönük orta saha futbolcusu olarak kulübünde oynadığı 49 maçta attığı 20 gol 26 asist ile ne kadar önemli ve katkılı bir oyuncu olduğunu göstermiştir. 2010 yılında Güney Afrika Liginin en iyi genç oyuncusu ve 2011 yılında da Lesley Manyathela Golden Boot'u kazanarak başarılarını taçlandırmıştır. En kısa zamanda Avrupa'da isminin duyulacağına inandığım Musona şu anda Hoffenheim, Celtic, Sunderland, Blackburn ve Gençlerbirliği'nin takibinde. Ancak Kaizer Başkanı Kaizer Motaung futbolcunun satışıyla ilgili olarak tok satıcı konumunda olduklarını ve kendisiyle halen 4 yıllık bir anlaşmaları olduğunu söyleyerek Musona'yı isteyecek kulüplere gözdağı vermiştir.

Kısacası Zimbabveli futbolcular gerek Zimbabve liginde gerekse oynadıkları diğer liglerde başarıları ile sarsmaya geliyor. Ne diyelim biz de artık: Zimbabve Premier Lig hiç bitmesin. Söyletenler utansın...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Zimbabwe Futbol Ligi

Malum sebeplerden dolayı, bundan sonra Zimbabwe Futbol Ligi'ni takip etme kararı aldık ozhano'yla. o nedenle ilk etapta kısa bir giriş yapalım sonrasında ayrıntılara gireriz.

Zimbabwe Futbol Federasyonu 1950 senesinde kurulmuş. 1965 yılında ise Federasyon FIFA'ya da üye olarak uluslararası anlamda tanınmış. Milli takımlar düzeyinde dünya sıralamasında geçen ay 39 basamak birden atlayarak 87. sıraya yerleşmişler. Şu anki mevcut federasyon başkanı Cuthbert Dube. Önceki başkanın adı, ki kendisi kadın olup adı Henrietta Rushwaya'dır, şike olaylarına ve maç ayarlama dedikodularına karışıp aleyhinde davalar açılınca Dube "Temiz Federasyon Temiz Futbol" sloganıyla yeni Federasyon Başkanı seçilmiş. Son aylardaki başarılı çalışmalarıyla Zimbabwe uluslararası platformda Dube sayesinde tekrar kazanmış. Avrupa ve Amerika'da oynayan bir çok futbolcusu olan Zimbabwe'nin bizim adımıza en yakından tanıdığımız ve ünlü ismi Galatasaraylı eski futbolcu Norman Mapeza.

Ligde şu anda 16 hafta sonunda FC Platinum lider. 2. sırada ise Motor Action var. Bu iki takım diğerlerinden biraz kopmuş vaziyette. Zimbabwe liginde 16 takım var ve her sene 4 takım küme düşüyor. Dolayısıyla son derece rekabetçi bir ortam söz konusu. Ligin sonuncusu ve 7. arasında sadece 9 puanlık fark olduğunu söylersek bunu iyice ortaya sermiş oluruz sanırım. Zimbabwe'nin eski adıyla Rodezya (Rhodesia) olduğu dönemlerde başlayan Futbol Liginde bu güne kadar en fazla şampiyonluğu kazanan takımı Dynamos. Tam 18 şampiyonluğu var bu ekibin. daha sonraki en başarılı ekip ise Bulawayo Highlanders, onlar ise 7 kez şampiyonluk sevinci yaşamış. Şu anki lider Platinum'un hiç şampiyonluğu yok, Motor Action ise geçen senenin şampiyonu. Dynamo ve Highlanders ise 3 ve 4. sırada.

TFF'ye Artık Taraftır Gözüyle Bakabiliriz!

Aydınlar, Fenerbahçe ve Trabzonspor kulüplerinden yapılan açıklamalara yönelik, ''Ben sert eleştiri görmedim. Kendi beklentilerini yansıtıyor. Açıklamaları bu çerçevede değerlendiriyoruz." dedi

Şu yukarıdaki açıklama dün yazmış olduğum yazının doğruluğunu ispat eder niteliktedir. 2 ayrı kulüp zehir zemberek, suçlayıcı ve tehditkar açıklamalarda bulunmuşken TFF Başkanının sert eleştiri görmemiş olması artık TFF'nin tam anlamıyla bir taraf olduğunu göstermektedir. TFF, başını İlhan Cavcav'ın çektiği Kulüpler Birliğinin, Galatasaray dışında kalan takımlarının tarafındadır. Ünal Aysal'a ateş püsküren İlhan Cavcav da dünden sonra Trabzonspor Fenerbahçe'yi şikeyle alenen suçlarken sessiz kalarak tarafının Galatasaray karşısında olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Apaçık görülen şudur ki Türk Futbolu "para"nın esiri olmuş, hatırlı ağabeylerin direktifleri doğrultusunda yoluna devam etmektedir. Türk Futbolunda evlat ayırımı vardır, Türk Futboluna bakacak idari anlamda objektif bir pencere kalmamıştır. Yarın öbür gün, ümidim odur ki, adı geçen tüm takımlar ve kişiler aklanırsa geriye Kulüpler Birliği ve TFF'nin taraflı tutumu çerçevesinde kurumlara yapmış olduğu davranışların silinmez lekeleri kalacaktır. Benim için Türk Futbolu dün akşam itibariyle bitmiştir. Soruşturma sona erip kararlar alınana kadar bir daha Türk Futbolu ile ilgili 1 kelime yazmayacağım.

19 Temmuz 2011 Salı

Cevap Versenize Hemen Buna da! Koysanıza Postayı Yiyosa!

Fenerbahçe'nin dışarıda kalan yönetim kurulu üyeleri bir basın açıklaması yayınladılar ki yenilir yutulur cinsten değil. Okudukça bir tuhaf oluyorum. Alenen tehdit, alenen "ayağınızı denk alın" mesajı resmen. Şu dakika itibariyle TFF'den acil kınama içerikli bir basın açıklaması bekliyorum. Keza Ünal Aysal'ın açıklaması bunun yanında solda sıfır kalıyor. Yok efendim ekonomi çökermiş, sosyal ve ekonomik konuları göz ardı etmeden karar alınmalıymış, TFF yönetmeliklerine göre ligi ertelerse hukuksuzluk yapar suçlu olurmuş, fena olurmuş memleketin hali...

Gerçekten tarafsız olduğunu ve birilerinin kuklası olmadığını ispat edecekse bu TFF ve M.Ali Aydınlar toplantının ardından önce Fenerbahçe'yi sonra da Fenerbahçeyi açıkça şikeyle suçlayan Trabzonspor Divanını kınayan bir açıklama yapar. Eğer bu sefer de cevap verilmezse böylesine bir tehdide işte o zaman Türk Futbolu tükenmiş demektir.

Ozhano'ya Günaydın Armağanı: Muslera

Hepimize hayırlı olsun. Kendi açıklamasıyla resmiyet kazanmış oldu artık transfer. Umalım da son anda menajeri yoldan çıkarmasın :)

17 Temmuz 2011 Pazar

Sevgili Eşime İthafen!

Şimdi onca konu varken bu nerden çıktı diyeceksiniz. Farkındayım. Ama cobansalatanın özelliği futbol ağırlıklı olmasına rağmen aynı zamanda hayat katkılı olması değil mi? Cenky gibi salatayı bir şaheser olarak görenler iyi bilir nar ekşisinin etkisini. İşte blogda bir nar ekşisi etkisi yaratıyor hayata dair yazdıklarımız. Beni tanıyanlar aşağıda yazacağım satırları benim yazdığıma belki de hiç inanamayacaklar. Ama yazan benim: ozhano

Eşimle üniversitenin ilk senesinde tanışmıştım. 45 kilo üflesem uçacak çıtı pıtı bir insandı. Üzerinde devamlı yeşil tshirtlerle kafeteryada görürdüm. Üniversitede iken çevremin geniş olması sebebiyle oradan buradan nasıl olduysa birbirimizle tanışmıştık. Cenky de çok iyi bilir. Ben o zamanlar 1.87 boya 70-75 kiloluk çiroz bir tiptim. Ama tam fırlama uçarı kaçarı bir öğrenci düşünün. Tam öyle biri işte. İlk anda gerçekten hiç farketmemiştim aynı masa etrafında oturan insanların içinde O'nu. Ama o hemen yaftayı yapıştırmış bana daha sonra söylediğine göre: Ne fazla geyik muhabbeti yapan bir insan bu yaw, susmak bilmiyor! Gerçekten de öyleydim şimdi düşünüyorum da. Neyse gel zaman git zaman ben eşime abayı yakmaya başladım. Ela gözleri bana baktığında sanki beynimden başlayıp kalbimi yakıyor olmuştu. Ama tabiki o bunun hatta benim farkımda bile değildi. Bir gün kafeteryaya girerken karşılaştım, selam verdim, bana "yahu sen kimsin der gibi bir bakış attı" Yıktı geçti anlayacağınız herşeyi bir anda. Ama o gün ona daha da fazla kafayı taktım. Nihayetinde daha fazla hayır diyemedi diyemeceğim 1 sene arkadaşlık falan filan derin yavaş ama emin adımlarla ilerledim. Daha sonra o da anladı herşeyi, onda da duygular karıştı nihayetinde bir araya gelebildik. Birbirimizin ne düşündüğünü, hangi olaya karşı nasıl tepki vereceğimizi daha olay gerçekleşmeden anlıyor olduk bir süre sonra.

Tabi yıllar birbirini izledi okul bitti o Ankaraya ben Sakarya'da. Bendeki delirmeler başladı yavaş yavaş. Daha sonra daha da şiddetlendi ve sonuç olarak beni kapının dışına koydu sevgili eşim. Ama düşünüyorum şimdi de, ben kendime onun bana katlandığı kadar katlanamazdım. Ayrı kalınca, konuşamayınca anladım işte benim hayatımda ne kadar büyük bir yer kapladığını. Neyse insan bir sorar bir ara düzeltir yumuşatır karşı tarafı değil mi? Yok ben paldır küldür geliyoruz seni istemeye, hazırlansın ailen hafta sonuna diye telefonu açtım ona. Tabi reddedildim. İnanmıyordu öyle bir şeyin olacağına büyük ihtimalle, ama geliyorum orada benim sülaleyi toptan reddedersiniz diyince ciddi olduğumu anladı. Daha bir telaş yaptı. Ne oldu gittik istedik beni sevmeyecek insan olur mu :)) Verdiler. Ama ben kedi gibi orada, millet diyor ki aman ne efendiymiş delikanlı falan filan. Bir de kayınpederimin bir bakışı var bana. Tenhada yakalasa ağzımı burnumu dağıtacak gibi aynen. Ancak dediğim gibi isteme sürecinde güvendi herhalde bana, deli değil lan bu bayağı efendiymiş dedi ve dediğim gibi verdi kızını.

Daha sonra söz nişan derken geldik 17 temmuz 2005 tarihindeki düğüne. Hala inanamıyordum eşimin benimle evlendiğine ama. Çünkü bildiğin deli, çılgın, para pul kendine yetecek kadar var ama evleniyor yanımdaki insan. O gün onun bana ne kadar sonsuz bir güven duyduğunu çok iyi anlamıştım. Güzel bir düğün sonrasında nikah memurunun hayırlı olsun lafından sonra artık biz birbirimizin olmuştuk.

Eşimi çok seviyordum hala da seviyorum o ayrı da ama deliyim, yaş 23 daha ne ki; saçma sapan hareketler, açıkça söyleyeceğim daha fazla dayanmak mümkün değil, evliliğin ilk yılı odunluğun tarihini tekrar yazıyordum. Her lafımın arasında bana nasıl katlandı demek size de bıkkınlık vermiş olabilir ne var ki gerçekten nasıl katlandı bilemiyorum. Evlilikte gelgitler bile olmaya başlamıştı artık. Odunluktan öteye geçmeye başlamıştım ama Allah'ı var.

Birbirimize şunu söylüyoruz o günleri hatırlayınca: Yahu biz birbirimizi o kadar tanırken bu kadar çatışıyorsak millet nasıl idare ediyor evliliklerini? Yani kaç yıl okumuşum sözde çağdaş zımbırtılarından bir örneğim. Ama daha bir evliliği yürütmekte zorluk çekiyorum. İşte eşeklik baki kalıyor naapacaksın...

Korkmayın, 6 senedir devam ediyoruz, güzelin dahi ötesine geçmeyi başarmaya başladık evliliğimizde. Ama kavgalar gürülteler yok mu? Tabiki sonuna kadar. evliyiz da insan eşiyle kavga etmeden olur mu? İnsanoğlunun fıtratında var bu. Ama her kavganın sonunda birimizden birimiz gelip diğerinin kalbini bir gülüşü, bir sarılması ile alıyor. Evliliğin de anahtarı bu herhalde. En azından bizimkinin bu. Sabahtan akşama kadar deli gibi çalışsam da ayağı kalkacak bir gram mecalim olmasa da onun gülüşüyle yanıma gelip konuşması, konuşmasın sadece bakması bile tüm yorgunlukları üzerimden alıyor ve bitiriyor tüm olumsuz düşünceleri kafamdaki.

Dediğim gibi bugün itibari ile 6 senemiz doldu evliliğimizin. Canım benim, seni çok seviyorum, hadi ben deliyim yapacaklarımın haddi hesabı yok ta sen nasıl 22 yaşında iken bu deli hayta ile evlenmeyi kabul ettin aklım hayalim almıyor. Ama sanırım başarıyorum artık bazı şeyleri evlilikte. Her gün evimize elip seni gördüğümde diyorum ki iyi ki hayatımdasın, iyi ki Allah seni bana getirmiş ve iyiki ben seninle çabucak evlenmek için onca deliliği yapmışım. Ve son olarak bir şey itiraf etmem gerekiyor: Önceden senin bana yetişmen için çabalayıp dururken artık sen beni geçtin ve artık ben sana yetişmeye çalışıyorum. Seninle gurur duyuyorum. Evliliğimiz ilelebet sürecek ondan eminim kuşkum yok da korkuyorum ecelin bir terslik yapmasından. Seni çok ama çok ama çok seviyorum.

Yazan: Özhan

Not: Biliyorum hatırlayınca kan beynine sıçrıyor ama yazmadan edemeyeceğim; evlilik töreni esnasında duvağını açıp o ela gözlerini görünce alnından öpmeyi unutup eli ayağına dolaşarak heyecandan asker arkadaşıyla selamlaşır gibi tokalaşıp yanaklarından öpen insan ebediyen senin yanında olacak. Ama unutma ki o insan her ne koşulda olursa olsun hep senin yanında olacak...