Sayfalar

6 Şubat 2010 Cumartesi

Giovanni Dos Santos Oynadı Ve...

1. Takımın sol kanadı hiç işlemedi.

2. Arda kendi yerinde oynamayınca verimli olamadı.

3. Rakip orta sahasının defansif oyuncuları ve bek oyuncuları sola fazla önem vermeyip ortaya ve sağa daha çok ağırlık verdiler. Bu da özellikle Elano ve Keita'nın daha çok rakip oyuncuyla savaşmasına neden oldu.

4. Galatasaraylı oyuncular özellikle arkasında oynayan Caner, Dos Santos'daki verimsizliği görüp topu ona vermeme gibi bir harekete kalkıştılar bu durumda da ya rakip orta saha ve sağ kanadı çok adamla kapattığı için çok top kaybettiler ya da neredeyse orta saha çizgisinden ceza sahası içine orta yaptılar.

5. Dos Santos top alamayınca morali bozuldu ve verilen pasları bile saçma kullandı.

6. Yaptığı ortalar fos çıkınca gol bölgesindeki oyuncuların da ondan beklentisi sıfırlandı.

7. Dos Santos'un 85 dakika oyunda kalmasıyla takımda Dos Santos'a "Rijkaard'ın torpillisi" etiketi yapıştırılma olasılığı arttı.
8. Dos Santos'un oynamasıyla 85. dakikadan sonraki takım kurgusu maçın başında ya da daha erken yapılamadı ve bu sürede orta saha tek kanatlı bir uçak gibi göründü.

9. En kötüsü, maça o başlamış olabilir ama 85 dakika sahada kalması takımda forma bekleyen diğer oyuncuların Rijkaard'a olan güvenini sarsacaktır.
Peki beraberlik Dos Santos'a bu kadar dayanılabilmesine bağlanabilir mi? Belki evet belki hayır. Ancak Galatasaray'ın 85. dakikadan sonraki 8 dakikalık oyununu ve kaçırdıklarını görünce diğer bir deyişle Emre Çolak'ın takıma katılmasını takiben dişlilerin yerine oturmasıyla oynanan 8 dakikalık oyunu ve kaçırılanları görünce "evet" seçeneği daha ağır basıyor. Neyse belki de Dos Santos'un maçın 85 dakikasında sadece kendine değil aynı zamanda takıma genel anlamda verdiği zarar Rijkaard tarafından görülür ve bundan sonraki maçlarda ilk tercih olarak görülmez. Çünkü Dos Santos belki 3-5 sene sonra dünya futbolunda çok önemli yerlere gelecek olabilir ama o ışık şu anda bu forma altında onda kesinlikle görünmüyor.
Tüm bunlar bende çok önemli bir sonuç ortaya çıkardı: "Harry Kewell'i beklediğimden çok çok erken özleyeceğim sanırım."

Superbowl Digiturk FOXSPORTS'da

Indianapolis Colts - New Orleans Saints yarın gece yarısından sonra şampionluk için kapışacaklar. Gözler ailecek QB olan Manningler'den Peyton'ın üzerinde olacak. Bakalım Peyton Colts'u şampiyonluğa taşıyabilecek mi? Kış aylarının bu en büyük spor olayı ise evinde en az Digiturk spor paketi olanlar tarafından sorunsuzca izlenebilecek. Pazartesi sabahı işe geç kalacağımız, sporun bir çok meraklısınınsa o geceyi evinde geçirmeyeceği kesin. Sakatlıksız çok çekişmeli bir maç olur umarım ve senelerce unutamayız.

21 Sayıdan Maç Vermek


Orlando bir kez daha çok farklı öne geçtiği bir maçı rakibine hediye etti. 21 sayı öne geçtiği maçta Magic 3. çeyrekte tam 38 sayı yedi. Bu sorun Van Gundy takımın başına geçtiği ilk maçtan beri bir türlü çözülemeyen yegane sorun. Eğer 15 sayı üzeride bir farkla soyunma odasına gidilirse 2. devre adeta kabus haline geliyor. Dün gece farkı kapadıktan sonra hesabı kesen adam Caron Butler oldu. Yukarıdaki videoda maçın kısa hikayesi var ancak Butler'ın eli bu derece sıcakken ve son topun da ona verileceği belliyken, kalan o kısa sürede bu adamın bu şutu atmasına nasıl izin verilir! Kaşıntı arttı, bu kaşımayla yakında kan çıkar.

Ersan Coştu


Ersan'dan Knicks potasına yedekten geldiği maçta tam 25 sayı geldi. Ayrıca 9 da ribaunt alan Ersan Jennings'le beraber maçı getirdi.

5 Şubat 2010 Cuma

Orlando'da Brandon Bass Sorunu

Madem oynatmayacaktınız, madem kenarda pas tutturacaktınız, madem takımdan, basketboldan, şehirden soğutacaktınız niye aldınız kardeşim bu adamı. Para bir tarafınıza mı battı, fazla mı geldi, battı mı Aloooo! Yazık günah gerçekten. Takıma hiç bir şey vermeyen Carter ile takıma bir şey vermesine izin verilmeyen Dallas'ta Nowitzki'yi yedeklemiş, zaman zaman birlikte sahaya çıkmış Bass'in bu sezon aldığı para 20 milyonun üzerinde. Nasıl kıyılıyor nasıl saçılıyor bu paralar. Hala bu takımın şampiyon olabileceğini, hatta Doğu Finali oynayabileceğini düşünenler varsa, hesaplarını kontrol etmelerini öneririm. Bass takas istiyor "Beni kullanmayacaklarsa bıraksınlar gideyim" diyor. Bu takım bazı maçların önemli bölümlerini Howard-Gortat ikilisiyle oynarken bile Bass hatırlanmıyorsa, son çarenin yedeği olarak görülüyorsa yazık ki ne yazık, adam sonuna kadar haklı. Orlando'nun geleceğini günlük başarı için çöpe atan adam Otis Smith'e selam olsun.

Yazık Oldu Süleyman Efendi'ye

Tam sevinmiştik futbolsever olarak, Uğur için Türk Futbolu'nun kazancı olur demiştik, seviyorduk, beğeniyorduk, heyecanlanıyorduk, ama nazar değdirdik başka bir şey değil bu. Bu kadar da olmaz, talih dediğin bu kadar ters dönmez. Hem Fener, hem biz ama en çok Uğur kaybetti yine. İçim yandı benim. Böylesine sola adam ararken çok yazık oldu. Acil şifalar diyelim de bu şifanın en acili seneye gibi. Haydi Uğur bunu da aş gel.

4 Şubat 2010 Perşembe

Uçuran Hollandalı'yı Kim Kapacak?

Hiddink Rusya Futbol Federasyonu seçimleri sonrası yeni başkanla çalışamayacağı gerekçesiyle görevi bırakma aşamasına gelmiş durumda. Dolayısıyla hemen bizim Milli Takımımız için adı geçti. Hatta bu seçimler öncesi bile Hiddink'e teklif götürdüğümüz söyleniyordu. Öyle ciddileşmişti ki işler maaşı bile bir ara tartışma konusu oldu. Daha resmi teklif yapılmamış adamın maaşının tartışıldığı bir ülkede yaşıyoruz, gerçekten nasıl dayanıyoruz biz bu adamlara. Neyse Hiddink görevi bırakmaya yaklaşırken Çin Futbol Federasyonu onun peşine düşmüş durumda. Aldığı bütün takımları kupalara götüren, başarılar kazandıran, şahlandıran adamın peşinde artık Çin de var. Biz daha adamla görüşememişken Çin Federasyonu resmi görüşmelere başlamak için fırsat kolluyor! Uçuran Hollandalı Çin'e imza atarsa bizim basının hali nice olur onu düşünüyorum ben. Ama yok olmaz bunlara bir şey, çünkü bu ülkede amaç doğru haber yapmak değil reyting, tiraj getirecek haber yapmak. Hiddink kimin elinde kalacaksorudur da asıl sorun bize yine bu basın kalacak! Acayip basın bunu da yazın: Hiddink Çin yolcusu!

Jo'dan Keita'ya, Barış'tan Sarp'a, Elano'dan Dos Santos'a...

Son açıklamalara göre, Jo Alves 3 hafta forma giyemeyecekmiş. Açıkçası 3 haftada dönebilecekse hiçbir lafım yok. Ama bu Galatasaray Sağlık Heyeti ile onun sakatlığı garanti 1-2 hafta daha uzar. Buradan Jo Alves'e sesleniyorum:

Dostum, sakın kendini doktor kılığındaki o marangozlara emanet etme; gel Sakarya'ya, benim tanıdığım çok iyi bir kırık çıkıkçı var. Bana " Jo'yu 3-5 günde topla çalışmalara başlayacak hale getiririm." dedi. Bu sağlık kurulunun geldiğinden beri yaptıklarını daha doğrusu yapamadıklarını gözönüne alınca kırık çıkıkçıya gitmek daha mantıklı geliyor bana. O heyettekilerin de kırık-çıkıkçıdan fazla bir bilgileri yok anlaşılan. Olsaydı her sakatlık sonrası minimum 3 haftadan başlamazdı sakatların geri dönüş tarihleri.

Bu arada Keita, Afrika Kupası'ndan geç döndüğü için tek ayak üstünde cezaya bırakılmıştı Rijkaard tarafından. Açıkçası Barış sağ açıkta oynadıkça Rijkaard'ın Keita'ya verdiği gibi görülen bu ceza takıma verilmiş gibi olmaya başladı. Tamam bazen yaptığı ortalar golle sonuçlandı ama Keita'da alınan performansı Barış'tan görebilmek mümkün değil. Eğer sezonun ilk yarısındaki gibi yine 2-3 hafta Keita'sız kalırsa bu takım, çok sıkıntı yaşanır. Ama takımda Jo sakatlanınca zaten oynatmak mecburiyetinde kalacaktır Rijkaard istemeden de olsa. Diğer yandan Mustafa Sarp ile Barış orta sahayı daha iyi parselliyorlar ve rakibe daha sağlam baskı uyguluyorlar. Elano orta sahanın defansif kurgusunda yer alınca hem Mustafa Sarp etkinliğini yitiriyor, hem de Elano orta sahada 20 metrekarelik bir alan belirleyip kesinlikle o alanın dışına çıkmıyor. Kısacası Arda'ya sol açık, Keita'ya sağ açık, Elano'ya orta sahanın ofansif kısmı emanet edilmelidir ki Elano o bölgelerde çok işe yaradı, yarar da. Forvette Keita olacaksa da sağ kanada 2 maçlık haliyle söylemek zorundayım Dos Santos olmaz. Zaten 1-2 maç daha pas yerine çalım yapacak olursa takımdan birinden köteği yiyecek gibi görünüyor. Ama Rijkaard torpiliyle o oynar yine de.

Unutmadan Keita demişken bu adam Afrika Kupası'nın bitiminde dönüş tarihinin Rijkaard'ın izniyle uzatıldığına dair haberler vardı değerli medyamızda. Hatta Wenger oyuncuları hemen çağırdı, Rijkaard Keita'ya dinlenmesi için izin verdi, oyuncusunun sağlığını ilk etapta düşünüyor diye de övgü dolu sözler de geçiyordu gazete satırlarında. Keita'ya verilen ceza ile Rijkaard'ın böyle bir izin vermediği belli oldu. Her zaman doğru haberleriyle övündüğümüz medyamızın da az da olsa yalan pardon yanlış duyum alınarak yapılan haberlerinden biri ortaya çıktı böylece.

İçimdeki korku şu: Rijkaard tamam iyidir hoştur seviyoruz destekliyoruz ama oğlu gibi gördüğü anlaşılan Dos Santos'u oynatmak için Keita gibi bir futbolcuyu küstürürse çok yazık olacak. Artı Keita ile Dos Santos'u karşılaştırmak Keita'ya ayıp etmek olur. Soru, sağ açıkta kimin oynayacağı ise önce Keita'nın ismi yazılır, yazılmalıdır. Ben Dos Santos'u Galatasaray takımında hiçbir yere 1. oyuncu olarak yazamıyorum. Ancak Keita, forvete falan geçecek olursa o durumda sağ kanatta oynayabilir ama çok zayıf, hemen yıkılıyor, ne zaman güçlenecek de takıma adapte olacak. Açıkçası şu kadroda çok boş transfer gibi geliyor bana.

Normal Değil Bu Aktiviteler

Gece yarısı, karanlıkta, dev ekranda, yüksek çözünürlükte, surround soundla SERETMEYİN!

Oren Peli illa ki yakalayacağız seni bir yerde! Nasıl oturuyosun o evde, hiç mi tırsmıyorsun, hiç mi için ürpermiyor kardeşim! Nerenden uydurdun o hikayeyi, hiç mi acımadın oğlum insanlara, hiç mi merhamet yok sende! Terbiyesiz adam, ne hakkın var! Ama suç bizde niye seyretik ki! Ah Oren ah!

Normal değil bu aktiviteler kardeşim, ama kazandığı para normal artık Peli için. Paranormal de biz artık değiliz. Korktuk be yav! Abarttım mı biraz :)

Daybreakers

Fazlasıyla orjinal bir konusu var Daybreakers'ın. Pek kimsenin bu açıdan düşündüğünü zannetmiyorum kendi adıma. Biraz Matrix'i andıran yanları mevcut hikayenin, biraz Terminator mesajları da aldım kendi adıma. Klasik vampir filmlerinden oldukça farklı ve ilk sahnesinden itibaren izleyiciyi merakta bırakan bir yanı var filmin. Kısaca konusundan bahsedelim, öyle çok çok derine girmeden. Ama yine de spoiler içerir, uyarayım.

Yıl 2019, yer tabii ki Amerika. 2009 yılında başlayan bir salgın neticesinde insanların çoğu Vampire dönüşmüş, dönüşmeden kalan insanlar ise bu vampirler tarafından insan tarlalarında kanları toplanmak üzere uyuşturulmu bir şekilde hapsedilmiştir. Ne zaman ki insan nüfusu giderek azalır ve kan stokları yetmemeye başlar Dünya hükümetleri bir çözüm bulma uğraşına girerler, keza artık Vampir ırkı tehlikededir. Yeterli kan bulunamazsa vampirler birer canavara dönüşecek ve birbirlerini öldürmeye başlayacaklardır. Bu noktada kan bilimci Edward Dalton ve ekibi yapay kan üretmek için çalışakmaktadır. Sonrası anlatılmaz:)

Ethan Hawke, uzun süre ciddi bir rolde karşımıza çıkan Sam Neill ve Willem Dafoe filmi sürükleyen isimler. Spierig Kardeşlerin Undead'den sonraki ilk senaryo ve yönetmenlik denemesi verdikleri emeğe değmiş. Uzun süredir ilk defa bir vampir filmini zevkle izledim. Tavsiyemdir.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Keane Düşerken


Wolverhampton Wanderers
Coventry City
Inter
Leeds United
Tottenham Hotspur
Liverpool
Tottenham Hotspur
Celtic

Liverpool transferi hayatının hatası oldu. Rafa ile bir türlü uyuşamadılar.Oraya gittiği gün kariyeri ters kapak oldu adeta. Dün İskoçya günleri başladı Keane için. O artık Celtic oyuncusu, en azından sezon sonuna kadar. Son haline Redknapp bile dayanamadıysa demek ki kafası iyi değil İrlandalının. Aslında sezon sonu için bizim büyüklerin radarına girse hiç şaşırmam. Tıpkı Kewell gibi bu kadar gözden düşmüşken buralarda tam bir patlama yapabilir. Üstelik bu adam 30 yaşına henüz girdi. Bu da benim transfer tüyom olsun. Türkiye Ligi de rehabilitasyon Ligi olsun dünya yıldızları için, hem onlar kazansın eski şöhretlerini hem de takımlarımız. Keane düşerken neden biz tutmayalım ki elinden?

Benjani

Galatasaray forması giydirmek için çok uğraştı basınımız ama olmayınca olmuyor. Benjani Sunderland oyuncusu artık. Steve Bruce için oynayacak olan Benjani 31 yaşında ve 2008den beri City formasıyla 23 maçta sadece 4 gol atabilmişti.

Para İnsanı Azdırır No:1

Çok kazanmak, kazandıkça kendini daha büyük görmek, elindekiyle yetinememek, gözü hep dışarıda kalmak eylemlerini yaptırıyor para insana. Kısacası para insanı azdırıyor. Sadakat, saygı, sevgi, inanç bitiyor, zevkler at koşturuyor insanın bünyesinde. Örneğin haftada 130.000 Pound kazanan, 2 çocuk babası, Toni Pool ile evli olan John Terry, eşini daha önce eski takım arkadaşı Wayne Bridge ile aşk yaşayan Vanessa Perroncel adında, ne ile hitap edebileceğimizi bilemediğimiz bir kadın ile aldatıyor. Anlık zevkler gerçeğin önüne geçiyor, yaşananlar unutuluyor, beyin yer değiştiriyor. Dünya aleme rezil olmaya değer miydi şu kadın için diye soruyor insan dolayısıyla. İki çocuğunun annesi, hayatını paylaştığın ve de ortalamanın üzerinde bir dışgörünüşe sahip eşini şu kadın için aldatmaya değer miydi? Demek ki neymiş para insanı fena halde azdırıyormuş. Rahmetli dedemi sevgi ve hasretle anıyor, bu yazıyı onun çok sevdiğim şu sözüyle bitiriyorum:

"Yüce yaradan insana sağlıklı ve huzurlu geçinebileceği kadar çok, azamayacağı kadar da az para versin"

1 Şubat 2010 Pazartesi

Güle Güle Aydın...

Kaynak: Sabah Gazetesi

İlk Kez Adam Gibi Ayrılık

İlk kez takımdan gönderdiğimiz bir topçuyla adam gibi ayrıldık. Daha önce görmemiştim bu fotoğrafı, kenara koyalım da numunelik dursun arşivde. Bir daha tekrarı olmaz gibi geliyor bana.

Hidayet Sakatlandı

Herhalde göze gelmek deyiminin en güzel örneklerinden biri oldu dün geceki Hidayet'in sakatlığı. Mike Dunleavy'nin dirseği Hidayet'in sol gözünün altına geldi ve büyük ihtimalle elmacık kemiğinde parçasız bir kırık oluştu. Daha maçın 1. dakikasında meydana gelen bu olaydan sonra Hidayet hemen hastaneye götürüldü tetkikler için. Sonuç bugün açıklanacak ama gözüken o ki bir süre Hidayet'i parkelerde göremeyebiliriz. Geçmiş olsun Hidayet Türkoğlu.

Bu arada Toronto adı geçen maçta Indiana'yı 117-102 yenerek üst üste 5. galibiyetini almış oldu. Orlando Magic de deplasmanda Detroit'i geçerek önceki gece Atlanta'da aldığı Güneydoğu 1.liğini bırakmamış oldu. Orlando'yu galibiyete taşıyan isimlerse Howard, Lewis, Redick ve Pietrus'tu. Carter mı? O da formundaydı, bu maçı da boş geçmedi ve 2 sayısını yazdı skorborda.

EFAF Coaching Clinic 1 - İstanbul

Bu hafta sonu İstanbul'da Türkiye Beyzbol, Softbol, Korumalı Futbol ve Ragbi Federasyonu'nun, ki kısa adı TBSF'dir, düzenlediği Antrenörlük Semineri'ne katıldık. Bilenler biliyor Sakarya Üniversitesi Tatankaları Korumalı Futbol Takımı'nın Kulüp Başkanıyım. Sakarya'daki en büyük sıkıntımız Koç-çalıştırıcı sıkıntısıdır senelerdir. Bu nedenle bir şekilde kendi koçumuzu kendi içimizden çıkarmak için yöntem arayışındaydık uzun zamandır. TBSF Avrupa Amerikan Futbolu Federasyonu'na (EFAF) üye olduktan sonra onlar da bir anda faaliyetlerini arttırıp, spora yeni antrenör ve hakem kazandırma uğraşısına girdiler. Bu hafta sonu için Türkiye'ye davet edilen EFAF'tan 2 kariyerli eğitmen Türkiye'deki ilk EFAF onaylı antrenörlük seminerini uygulamalı olarak verdiler. Cumartesi tamamen teknik ve teorik Pazar günü ise uygulamalı olarak eğitim gördük. Toplamda Tüm Türkiye'den 35 kişinin iştirak ettiği eğitimde Sakarya'dan 7 kişiydik. Bu 7 kişinin ben de dahil olmak üzere 4'ü bundan sonraki hayatlarında çok ekstrem bir şey yaşamazlarsa Sakarya'da yaşayacak kişiler olduğu için Koç sıkıntımız bir anlamda fazlasıyla çözülmeye başladı. Bundan sonraki amaç ise Federasyon'nun Ulusal Antrenörlük Kurslarından birini Sakarya'da açıp Sakaryalı antrenör sayısını arttırmak. Kuralları, taktikleri ve tabii ki ekipmanlarıyla çok farklı bir spor olan Korumalı Futbol'da bu sene ilk kez profesyonel Lig'de yer alıyor olsak da tek amacımız Profesyonel Liglerde kalıcı olmak ve kendi düzeni içinde kendi kendine dönen ve devamlı yenilenen bir spor çarkı kurmak. Her şey çalışmaktan geçiyor, amacımız da çok çalışmak.

Semineri veren eğitmenlerden biri Fransa'yı Gençler Avrupa Şampiyonu yapmış Paul Vincent Miraval diğeri ise NFL'de Washington Redskins ve Carolina Panthers formaları giymiş Fransız LB Philippe Gardent idi. Çok verimli, faydalı ve eğlenceli bir eğitim verdiler. Bu şansı yakalamamızdaki en büyük etken olan TBSF Asbaşkanı Alper Gerdaneri'ne buradan sonsuz teşekkürler. Umarız bu Seminerler 2.si de bu sene olmak üzere devam edecek ve Türkiye geneli için sorun olan (eğitimli) Antrenör sayısı artacak.

 
Philippe Gardent

31 Ocak 2010 Pazar

Hayrettin'i Özlemek

Galatasaray Kalesi böylesini görmedi. Hayrettin'i özlediğini hisseden adamın psikolojisi ne derece bozulmuştur arkadaş! Hayrettin'i özlüyorum ben, Yardım et yüce Yaradan! Facia bu adam!

Sağ Ayağı Olduğunu Hatırlayan Adam

Şu adam %100 konsantre olabilse, istikrarını bir koruyabilse, Türk Futbolunun kazancı olacak. Ah Uğur Ah! Hem kendisi hem Daum yazık ediyor Uğur Boral'a.