Sayfalar

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Orlando'dan Gözdağı

Orlando'da Big Three yine yıldızlaştı, Hidayet geri döndü, Lee kadroya döndü, Orlando çok güzel savunma yaptı, Kaan Kural bu sefer daha masumdu, bense mutlu yatıyorum, 2 alttaki gönderide dediğimin, eksik olunca daha rahat oynamanın, gerçekleşmesi artık Magic'in karakteri, mümkünse tam kadro çıkmasınlar sahaya.

Bilgisayara sağlam bir format gerektiği için bu maçın yazısını geciktirebilir ya da yazamayabilirim, olmazsa 3.4. maçı kombin yaparız.

8 Mayıs 2009 Cuma

Messi mi Ronaldo mu?

Sevgili dostum ozhano ile bir kaç gündür Messi mi Ronaldo mu diye birbirimize girmiş durumdayız. Kimin kimi savunduğunu söylemeden gelen giden futbolseverlere bir soralım istedik. Hazır yarı finaller yeni oynanmış Şampiyonlar Ligi'nde, her ikisi de kupanın birer kulpundan tutmuş çekiştirirken soruyoruz sorumuzu:

Siz olsanız hangisini takımınızda görmek istersiniz, Messi mi Ronaldo mu?

Anket hemen solda. Anket sonucuna göre ozhano ya da ben ötekine fena halde giydirecek, karışacak buralar :D

Yorumu, nedeni, niçini olan da buyursun davetlimiz olsun, çatallasın salatayı.

Bugün Galatasaray'a Gelenler #2

Fatih Terim
Fernando Perreira Wallace
Aly Cissokho

Yarın ola Hayır ola!

Orlando Boston 3. Maçı NTV'de


Alston House'un kafasını okşadığı için cezalı, bu seride ilk kez Lue'yu sahada görebiliriz. Hatta bir ara Lee - Pietrus - Hidayet - Lewis - Howard gibi bir beş sahada olursa şaşırmamak gerekir. Keza Lee maça yedek olarak başlayacak, tabii ki özel bir maske takarak. Zevkli maç olacağa benzer, eksik Magic'in sürpriz yaparak daha rahat oynayabileceği tezimi öne sürüp kaçayım.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Bugün Galatasaray'a Gelenler

Berndt Schuster
Mircea Lucescu
Javier Saviola
Claudio Pizarro

Yarın ola Hayır ola!

Doc Rivers'tan Karakter Gösterisi

İlk maçtaki konsantrasyon eksikliğini ve dolayısıyla seriye adapte olamama sıkıntısını Rivers takımı ve rakibi üzerinde iyi çalışarak aşmış gözüktü 2. maçta. Orlando'nun mevcut kadro yapısındaki zaafları çok iyi kullanarak sonuca erken gitme şanslarının olduğunu çözmüştü Rivers. Takımını maç boyu çok iyi idare etti ama bir de beklenmeyen faktör beliriverdi ki sahada hepimizin ağzı açık kaldı: Eddie House. Belki de Pierce'ın bu kadar çabuk 3 faul sonrasında 4 faul yapması Rivers'ın istediklerini yapma yolunda bir engeli kaldırdı Celtics'in yolundan. Tanıdığımız Pierce hem topu sevdiği hem de Hidayet'i oyundan soğutmak için birebirleri zorlaması muhtemel bir ismi Celtics'in. Ötesinde Garnett'in yokluğunda takım onun ve Allen'ın eline bakıyor. Bu da demek oluyor ki Pierce'ın olmaması rakibin savunma planları açısından tam bir karmaşa kaynağı.
Howard Sixers - Magic serisinin 5. maçında Dalembert'e attığı dirsek nedeniyle ceza almış ve 6. maçta forma giyememişti. O maçta Sixers'ın savunmadaki şaşkınlığını hatırlarsak bu maçı da aslında biraz anlamış oluruz. Her ne kadar deplasmandaki ilk maçı kazanmış olmanın verdiği rehavet de olsa Orlando oyuncularının üstünde, her maçta kenarda çıldıran Stan Van Gundy için Pierce'ın eksikliği farklı eşleşmelere gitmesine ve savunmadaki zaaflara yol açtı. Pierce olmayınca iyice kısa beşe dönen Celtics'te Redick'in hızlı 3 faulü sonrası Ray Allen'ı Hidayet aldı. Allen'ın çabukluğuna Hidayet'in bilek sakatlığı nedeniyle yavaş kalmasını ekleyince o eşleşmeden Boston adına servet, Magic adına felaket çıktı. Her ne kadar istatistiklerde çok iyi oynamış gibi gözükse de Lewis'in Scalabrine ve Davis ile eşleşmelerinde güçsüz ve silik görüntüsü de buna eklenince Celtics hücumda önemli bir etkinlik yakaladı. İlk maçta mükemmel olmasa da Rondo'yu sindirecek ve etkisini azaltacak bir oyun oynayan Alston oyun sıkıştıkça zorlamalara girince oyundan kopma noktasına geldi. Çok iyi perde oyunları yapan rakip karşısında çoğu zaman Rondo'yu kaçırdı veya şutör adam üzerinde ve uzağında kaldı. Penetrelerine de önlem alınmıştı bu sefer, boyalı alanda Celtics muazzam bir yardım savunması yaptı. Böyle olunca da Alston sahadan silindi.

Boston'un doğru yaptığı en önemli şey Orlando'nun yumuşak karınlarını bulmaktı bu maçta. Hidayet'in sakatlığı, Lewis'in sertlikle başa çıkamaması, Allen-Redick eşleşmesi ve Orlando'nun kısa beşle oynuyor olması. İlk üçünden bahsettik ama dördüncü madde Pierce'ın yokluğunda iyice kısalan ve hızlanan Celtics için bir madene dönüştü adeta. Howard'ın maçtan kopuk haliyle iyice değerlenen bu madeni maç boyu çok iyi işlediler. Yılın savunmacısı seçilen Howard 2.maçta sadece pota altında durdu oynadığı sürede. Ne koştu, ne doğru düzgün pozisyon aldı ne de agresifti her zamanki gibi, hücumda da savunmasını taklit etti yardımlı, ikili sıkıştırmalı pozisyonlara rağmen dışarı pas çıkarmadan hep kendi zorlayıp, abuk sabuk şutlar attı, hattı onlara şut da denemez, topu potaya doğru saalladı diyelim. 4 numara oynayan özellikleri itibariyle hücumda eşleşme sorunları yaratıyor olmasının ötesinde, kalın ve iyi sıçramayı bilen bir 4 numara olmaması, hatta 4 numara oynamayı defansif anlamda tam anlamıyla becerememesi nedeniyle, yardım savunmalarında çok büyük sıkıntı yaşandı pota altında. Hem Howard kötü bir gününde olunca hem de yardımlar işlemeyince boyalı alanı adeta işgal etti ilk yarıda Celtics. İkinci yarıda buna karşı bir önlem olarak Van Gundy takımı biraz daha geriye çekip gçmülü oynatmaya çalışınca da Eddie House faktörü çıktı ön plana. Kariyerinin en iyi play-off maçını oynayan House, karşısında savunmada kim geldiyse alay eder gibi oynadı topunu. Belki House'un 2. yarı etkinliği olmasa Magic'in bir şansı olabilirdi, ancak Alston ve Howard pes etmişken, Lewis ve Hidayet etkisizleştirilmişken bu mümkün değildi.

İlk maç yazısında dediğim bir şeyi tekrar etmek ve Boston seyircisini övmek istiyorum. Sanki takımları geçen senenin şampiyonu değil de yıllardır ilk kez play-off gören bir takım ve onlar da başarıya açlar. 21 senenin açlığını bir şampiyonluk dindiremez diyebilirsiniz, kabulümdür. Garden'a Keltler muazzam bir tezahürat yaptılar, takımlarını hep ittirdiler ve yine Hakemleri etkileri altına almayı başardılar. Çok seviyorum Celtics seyircisini!

Hakemler demişken NBA'de yıllardır yaşanan ve bu seride de devam eden bir adaletsizliğe değinmek gerek. Yıldız düdükleri, hakkı verilmeyen dominant uzunlar ve evsahibi avantajı NBA'in güzelliğine leke sürecek cinsten. Söylemeye çalıştığım hakemler yaktı Orlando'yu değil, bu güzel oyunu düdükleriyle lekeliyorlar zaman zaman. Pierce'a faul, Redick'e faul, Hidayet kat eden oyuncuya yarım adım kalçasını çıkarıyor faul, aynısını Davis ve Perkins yapıyor düdük duyulmuyor, Redick, Pietrus kattaki adamı kovalarken perde koyan adama çarpıyorlar faul, Pierce ya da Allen çarpıyor hücum faul, ribaunta çıkılıyor Howard Perkins'e ufacık dokunuyor faul, Perkins, Davis Howard'a cidden vurmadan düdük duyamıyoruz. Yıllarca Shaq, Olajuwon, Ewing nasıl haksızlığa uğradıysa bugün de Howard yaşıyor aynısını. Tek isteğim var bir basketbolsever olarak, deplasman veya evsahibi takımına aynı düdükler çalınsın, çok basit. Orlando'da Orlando'ya, Boston'da Boston'a gitmesin ortadaki düdükler. Top oynansın sadece.

Özetle bu maça çok iyi hazırlanan Celtics Pierce'ın çıkışıyla savunma planları bozulan Magic'i kısa 5 ve boyalı alana penetre taktikleriyle perişan etti. Hem Rivers hem Van Gundy derslerine çok iyi çalıştıklarını birer maçta gösterdiler. Rivers tam anlamıyla bir koçluk karakteri gösterisi yaptı, teknik kalitesini gösterdi. Şu anda ivmeyi arkasına almış olan takım Boston olarak gözükse de serinin Florida'ya taşındığını ve o muhteşem Kelt taraftarının orada olmayacağını unutmamak gerekir. Van Gundy mutlaka savunma çözümleri üretecektir Boston'a karşı. Çünkü bir şekilde Orlando Boston'a 90-100 sayı arası yense de yenilse de atacaktır ama yediği sayı serinin gidişatını belli edecektir. 3. maç ne ilk maç ne de 2. maç gibi erken açılan farklara sahne olmaz diye düşünüyorum. 3. maçta izleyeceğimiz kesinlikle kıran kırana bir maç olacaktır. Boston kazanmak için müthiş bir enerji koyacaktır ortaya, Orlando onların bu agresifliğinden faydalanıp hızlı hücumları arttırabilirse ekran karşısında bizler de zevkten dört köşe oluruz.
Son Sözüm yine Kaan Kural'a. İlk maça ilişkin yazımda o başlığı sırf artık midem bulandığı için atmıştım şampiyonun yüreği muhabbetinden. Beni yanlış anlayanlar da olmuş, sanki Boston'u rezil ettik havasına girdiğimi sananlar. Durum öyle değil. Hem blogdaki karşılıklı yorumlarda hem de yazılarımda rahatlıkla görebilirsiniz ki, rakibi aşağılamak benim yapımda olan bir şey değildir. Tepkimin adresi belli; Kaan Kural. Dün geceki maçı her iki takım taraftarı olmayıp da seyredenlerin eminim ki aklında soru işaretleri oluşmuştur maç yorumlarıyla ilgili. Örneğin:

* 29 sayılık fark 5 dakika içinde 14'e indikten sonra "Önde olan takım o kadar farkı yaptıktan sonra nasılsa maçı aldık dedikleri ve maça asılmadıkları için fark eriyebiliyor" derken ilk maçta 28 sayılık farkı eriten Boston için "İşte Şampiyonun yüreği dedikleri bu, kitlediler Orlando'yu, hiç bir şey yaptırmıyorlar, Orlando bir an önce maçı bitirip kaçıp kurtulmak istiyor" demişti.

* Rondo'nun maçın sonlarına doğru yaptığı smaca adeta yerinden kalktığını hissetirerek, bağırarak tepki veren Kural benzer bir smacı vuran Pietrus'la ilgili tek kelime etmedi.

*Kural aynı Pietrus maçın sonuna doğru 11 serbest atış soktuktan sonra 2 serbest atış kaçırınca "Sezon başında iyiydi ama şimdi faul bile sokamıyor" demekten de çekinmedi.

* Yerel televizyonların taraftarca maç anlatmasının yayınların kalitesini düşürdüğünden bahsederken tüm maç boyunca Celtics ile bilgiler verip durdu, bir çok Boston basketinden sonra sevinçli ve mutlu bir tonla oyuncuları överken Orlando ile bir kaç bilgi Orkun Çolakoğlu'ndan arada derede geldi, anlaşılmadı bile.

Maç yine Celtics TV'de anlatıldı sanki ve ben Orlando Magic taraftarı olmamdan önce bir basketbolsever olarak çok sıkıldım. Eğer Kural Howard'a çalınan 2 ucuz düdüğe de laf söylemese, sıkılma ciddi ciddi sinirlenme boyutlarına geçecekti ilk maçta olduğu gibi. Ya Kaan Kural Kraldan çok kralcılığı ve taraftarlığı bırakacak, objektif olarak maç anlatacak, ya da ben ve benim gibiler NTV'de basket seyretmekten vaz geçeceğiz. Nerede gözünü sevdiğim Murat Murathanoğlu neredebugünkü spiker ve yorumcular (İsmail Şenol ve Orkun Çolakoğlu'nu bir kenara ayırarak).

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Boston - Orlando 2. Maçı NTV'de


Oyuncak gibi oynamazlarsa hangi kanaldan yayınlanacağıyla maç bu sabaha karşı 03:00'da NTV'de olacak. Enteresan tarafı ilk maç NTV'den yayınlanmış olmasına karşın hala NTVSpor'da yayınlanmış olarak gözükmekte, kutluyoruz Web adminini NTV'nin.

5 Mayıs 2009 Salı

Şampiyonun Yüreğine Çizik


Sixers serisindeki maçlarda lanetli 18 sayılık farktan bahsettik hep. Fark ne zaman 18 sayı olduysa Magic oyuncuları anlaşılmaz bir rehavete kapılıp maç verecek duruma geldiler, bazı maçları verdiler de. İlk devrenin sonunda fark 18 sayı olunca benim de aklımdan acaba sorusu geçmedi değil. Üstelik bu sefer karşımızdaki takım Sixers değil takım olmanın tüm şartlarını yerine getirmiş tecrübeli Boston Celtics idi.

İlk devrede adeta sürklase etti Orlando Magic Boston Celtics'i. Ne attıysa soktu şutörler, Howard da savunmada boyalı alanı karartınca Bostonlular şuta mecbur kaldı, sokamadılar. İlk yarı sonundaki 18 sayılık sonunda hemen "Boston Atlanta serisinde yıprandı, çok yorgunlar, doğal skor, Magic alır götürür diyenler" ben demiştim demeye başladılar çeşitli yerlerde (internetten, foumlardan bahsediyorum). Oysa ki bu farkın yorgunlukla falan alakası yok, konsantrasyon eksikliğinden başka bir şey değil bu. Orlando'nun maça böyle hızlı başlayacağını Doc Rivers da düşünememiş belli ki. Şampiyona kendi sahasında bu derece saldıran bir takım daha beklememiş Rivers Chicago'dan ve Magic'in Sixers serisini gördükten sonra. Olay bundan ibaret. Celtics yorgun olsa 2. yarıdaki topu nasıl oynayacaklardı acaba?
3. çeyreğin başında yağmur gibi yağıp farkı 28 sayıya çıkardığı anda Magic, oyuncuların hepsi bir anda "maç bitse de gitsek" oldular. Bir benzerini daha hafta sonu Euroleague finalinde gördük. Fark 22 sayıya çıktı ve Pana "CSKA'yı bitirdik" derken bir anda maçı verme noktasına geldiler. Demek ki üst düzey maçlarda hiç bir şart altında rehavete kapılmamak gerek. Ancak bu Orlando'nun tipik hastalığı haline geldi. Play-off'larla beraber 15 maç sayarım ki 15 küsür farklardan verilsin ya da son anda kazanılsın. Bence bu oyuncuların tecrübe eksikliğinden kaynaklanıyor. Oysa aynı oyuncular kafa kafaya giden maçların çok büyük çoğunluğunu almayı başarıyorlar, birbirine tezat ve nedenini bir türlü anlayamadığımız bir kompozisyon bu. Kadroya baktığımızda en üst düzeyde ve en fazla sayıda play-off oynamış olan isimler Anthony Johnson ve Hidayet. AJ 90'a yakın maç ve 3 konfrerans finalinde görev almış ancak çoğunlukla 2. veya 3. tercih olarak oynamış. En son play-off'undan bu yana da tam 3 sezon geçmiş. Hidayet ise 58 maç ve 1 konferans finali yapmış, AJ'e göre daha fazla kullanılan bir isim olmuş takımlarında. Sadece 1 kez 2. tur oynayan Lewis ve Alston'a, bir de aynı durumdaki Howard'ı eklediğimizde takımda önemli bir tecrübe eksikliği göze çarpıyor. Aslında bunu ortadan kaldıracak adamların tecrübeli Hidayet ve AJ olmaları gerkirken rehavetten en çok etkilenen isimler onlar olarak gözüktü. Lewis de o kadar iyi başladığı bir maçta onlara uyunca takımı ayakta tutmak bir anda sürpriz adam Pietrus'a kaldı. Seriyi değerlendirdiğimiz yazıda Redick'in Magic için kara delik olacağını ve Pietrus'u sahada bolca göreceğimizi söylemiştim. Pietrus hem savunma açıklarını kapattı maç boyu hem de ciddi katkıda bulundu skora. Bu serinin "x" faktörü ben olacağım der gibiydi maç boyu. Howard maç sonu sorumluluk alıp, maç sonu taktik fauller için Van Gundy de Redick'i oyuna alınca Boston'un 28 sayıdan geri dönme macerası da yarıda kaldı.

Maçta her iki takım tarafında da şaşırtıcı olan Moore ve Battie'nin koçları tarafından tercih edilmemesiydi. SVG kısa süre Gortat ile oynarken, Rivers Scalabrine, Davis, Perkins üçlüsünü pivotta dönüşümlü oynattı. Magic'in 28 sayıdan maçı verme pozisyonuna kadar gelmesinin en büyük nedeni Scalabrine ve Davis'le kaldığı pozisyonlarda Howard'a top indirilmemesiydi. Van Gundy'nin kenardan "saati kullanın, pas yapın çığlıklarını" adeta duymazdan gelince Magic oyuncuları, kendi kendilerine yenileceklerdi. Pierce'ın enerjisiyle liderlik ettiği bu geri dönüşte taraftarın da rolünü yadsımamak gerekir. Hakemler üzerinde önemli bir etki yaratmayı başardılar. Özellikle farkın erimeye başladığı dakikalarda Ray Allen ve Paul Pierce çok basit düdükleri, yani yıldız düdüklerini almayı başarırken, Magic oyuncuları yerlerde bile sürünseler kolay kolay faul alamadılar. Düdükler hakkıyla çalınsa belki de maç bu noktaya kadar gelmeyecekti. Ama olan oldu, büyük fark erimesine rağmen Orlando Magic, geçen senenin şampiyonunu hem de deplasmanda yenerek 1-0 öne geçti. Artık saha avantajı Orlando Magic'te ama 2. maçı Boston alamazsa seri hiç beklenmeyen bir yöne doğru gidebilir.

Bir kaç cümle de maçı anlatan Murat Kosova ve Kaan Kural'a ayırmak istiyorum. Bütün maç şampiyonun yüreği diyip durdular. Neyse bu şampiyonun yüreği, nasıl bir şeyse bize de anlatsalardı keşke. Aynı maçı Sixers'a karşı da yaşadı Magic, sixers da mı şampiyon, yoksa bu şampiyonun yüreği bakkaldan, kasaptan kiloyla mı alınıyor? Forumlarda okumaktan bıktığımız şu yürek meselesine asabım bozuldu. Al gördük işte şampiyonun yüreğini, çizip bıraktı Orlando, aortta kesik var, kan fışkırıyor! Kaan Kural'ın bilgi birikimine ve NBA takipçiliğine saygımız sonsuz ama hiç durmadan konuşmasına, hele hele bir de taraftar gibi konuşmasına hiç dayanamıyorum. Bütün maç da kötlenmez ki kazanan bir takım. Arada ayıp olmasın diye bir kaç iyi istatistik veriyor, sonra başlıyor sıvamaya. Sanki maçı Celtics TV'de seyrettik! Kaan Kural daha az konuşsa ve her pozisyona bir hikaye, bir mizansen, bir benzetme uydurmaya kalkmasa hem maç seyredenler hem de o maçın spikeri rahat edecek. Kural'ın yorumcu olduğu maçlardaki pozisyonların en az üçte biri güme gidiyor, anlatılamıyor. Bugün NBAKolik'ten, hiç abartmıyorum, bir çırpıda toplasak maçı tarafsız bir şekilde yorumlayacak ve seyirciyi sıkmayacak en az 10 aslan buluruz. Sözün özü sıkıldık fazla konuşup, taraftarca maç anlatanlardan.

Orlando'nun 2. maçtaki oyununa bakalım hep beraber, o oyun bize serinin geri kalanı hakkında önemli fikir verecektir, çünkü Boston'ın nasıl oynayabileceğini az çok kestirebiliyoruz ama Orlando medcezir gibi bu sene. Bir de İsmail Şenol ya da Orkun Çolakoğlu anlatsın bundan sonraki maçları, bizler de ne seyrettiğimizi anlayalım.

Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Boston Orlando Maçı NTVSpor'da


Edit: Biz öyle dedik ya uyuzluk, cinslik olsun diye herhalde bir anda NTV'ye almışlar maçı. Fark etmez canım.

MVP : Lebron James


HEPİMİZ ŞAHİDİZ!

"Yönetim, Cezalısın; Tek Ayak Üstünde Bekleyeceksin!"

Sezon başından beri Galatasaray açısından taraftar suçlu ararken futbolcular bir ara sahtekar oldu daha sonra teknik direktör suçlu bulundu. Son kurban da Hasan Şaş oldu. Hasan Şaş’ı futbolcu olarak görmediğim için (artık) onu futbolcular arasında saymıyorum. Aslında en büyük suçlu bu sezon hep taraftarı başka yönlerde sorun aramaya kanalize eden Yönetimdi bana göre. Neden mi?

1. Sezon başında yapılan güzel transferlerle bezeli takımın başına M. Skibbe gibi en büyük başarısı B. Dortmund gençlerini şampiyon yapmak olan bir hocayı getirmekle hata yaptınız.
2. Bu takımda kalması gereken Hakan Şükür gitmesi gereken Hasan Şaş iken siz tam tersini yaparak takım içindeki ruhu öldürdünüz.
3. M. Skibbe’yi getirmek ne kadar büyük bir yanlış ise onu sezon bitimine kadar beklemeden göndermek o kadar büyük bir yanlış oldu.
4. Geçen sezon bitime altı hafta kala takımı bırakıp giden ve o gittikten sonra takımın çehresinin tamamen değiştiği Feldkamp’ı geri getirerek iyi işlemeye başlayan bir makinanın dişlileri arasına çomak soktunuz.
5. Hakem hatalarına karşı tepkiniz olması gerekenden çok çok abartılı oldu.
6. Hakemlerden başımızın en çok ağrıdığı haftalarda krizi iyi yönetemediniz ve haklıyken haksız duruma düştünüz.
7. Federasyon tarafından öyle ya da böyle, haklı ya da haksız bir şekilde cezalandırılan futbolculara sahip çıkarken onları şımartmak ve yaptıklarının yanlış olmadığı intibağını vermek çok yanlış bir uygulama oldu.
8. 7. maddedeki yanlışlığa bağlı olarak takımda futbolcu merkezli bir sistem meydana getirilmesi yönetimin yaptığı en büyük yanlışlardandı.
9. Futbolun kurumlarına karşı her zaman uzlaşmacı değil sorun çıkarıcı bir tutum sergilemeniz önemli bir hataydı.
10. Skibbe’nin ardından Bülent Korkmaz’ın gelmesi hatalarınızın en büyüğü oldu.
11. Bülent Korkmaz’ı getirmek ne kadar büyük bir yanlışlıksa şu an için göndermek de o kadar büyük yanlışlık olacak.
12. Unutmayın ki Galatasaray’ın en büyük kaptanlarından birine daha zamanı gelmeden t.d. ünvanını vererek onu ateşe attınız ve koskoca Bülent ile taraftarı karşı karşıya getirdiniz.
13. Hataları başka yerlerde aramak ise biz taraftarların en büyük hatası oldu.

UNUTMAYIN EN BÜYÜK YANLIŞI NE FUTBOLCU NE T.D. NE DE TARAFTAR YAPTI. SEVGİLİ YÖNETİMİMİZ, BU SEZONUN HEBA OLMASININ EN BÜYÜK SORUMLUSU SİZSİNİZ VE CEZALISINIZ. KAPININ ÖNÜNE GEÇİN TEK AYAK ÜSTÜNDE BEKLEYİN!

Günün Sözü: Doc Rivers

"We aren’t defending anything, they can’t come back and take our trophy away. We are trying to win another one.”

Biz şampiyonluğumuzu falan korumuyoruz, birileri gelip kupamızı alıp götüremez. Biz yeni bir tane kazanmak için uğraşıyoruz.

Doc Rivers - Boston Celtics Koçu

3 Mayıs 2009 Pazar

Magic - Celtics Eşleşmesi

Doğu Konferansı yarı finallerinin beklenen ve en fazla heyecana sahip olacak eşleşmesi beklendiği gibi, ama umulandan biraz daha geç başlıyor. Sixers’la kendi hatası yüzünden gereğinden fazla uğraşmak zorunda kalan Magic ile Chicago’nun elinden son anda kaçan Boston yarı finalde.


Boston açısından baktığımızda oldukça yorgun, yıpranmış ve Garnettsiz eksik olduklarını söyleyebiliriz. Ancak geçen sezon 21 sene sonra gelen şampiyonluk serüvenini hatırlayacak olursak ilk turdaki 4-3’lük Atlanta serisini ve o yorgun, yıpranmış Keltlerin yüzüğe doğru yürüyüşleri gelir gözümüzün önüne. O yüzden bu yorgunluk ne Boston için dezavantaj ne de Orlando için bir avantaj sayılabilir. Orlando’nun 4-3’lük Boston – Chicago serisinden tek kazancı Boston’dan 3 gün fazla dinlenmiş ve sakat oyuncularının rehabilitasyonu için fırsat yakalamış olması. Hidayet’in bileğindeki ciddi sakatlık ve maçlara iğneyle çıkıyor oluşu performansını bir hayli etkilemişti. Hafif antrenmanlar ve tedaviyle geçen 4 günün etkisi büyük olacaktır oyunu üzerinde. Sixers serisi 5. maçında Howard’ın dirseğiyle sakatlanan ve sinüs kemiğinde kırık oluşan Lee de ameliyat sonrası iyi çalışabilirse 3. ya da 4. maça yetişebilir. Lewis dizindeki zorlanmayı aşmış gözüküyor. Zaten onun için en büyük sıkıntı 1 ayı geçkin süredir hastanede yatan kızının iyileşmeye başlamış olması. Kanser teşhisi konulan kardeşinin de en kısa zamanda iyileşmesini, hiç kimsenin hastalıkla sınanmamasını diliyorum.


Kadrolara ve eşleşmelere bakacak olursak 2 takımın da üstün olduğu noktalarla karşılaşıyoruz. Kuşkusuz Boston’ın açık ara önde olduğu eşleşme Ray Allen – J.J.Redick eşleşmesi. Gerektiğinde delici gerektiğinde şutör bir yıldız Ray Allen ve karşısında hem fiziken zayıf hem de nispeten yavaş bir oyuncu var. 3 senedir doğru düzgün top oynamayan ve Lee’nin sakatlığı sonrası bir anda 2 numarada 1. tercih haline gelen Redick Magic açısından tam bir soru işareti ve belki de kara delik. Kariyerinin en iyi maçlarından biriydi Sixers serisinin son maçı ama rakibin yaşadığı şaşkınlık ve konsantrasyon kaybının bunda etkisi de gayet büyüktü. Redick’in muhtemelen çok zorlanacağı ve faul problemine gireceği bu eşleşmede Pietrus ilaç olmaya çalışacaktır.


Orlando’nun açık ara önde olduğu eşleşme ise Dwight Howard – Kendrick Perkins eşleşmesi olacak. Perkins ne yaparsa yapsın Howard’a göre 1-2 sıklet geride. Bu zamana kadar ki karşılıklı maçlarına bakacak olursak hep bu üstünlüğü görebiliriz. Howard’ın üzerinden fazla oynamayı tercih etmeyecektir Boston, amaç çoğunlukla onu ikili oyunlarla dışarıya çekip boyalı alana öyle girmek olacaktır. Perkins’in de tıpkı Redick gibi erken faul problemine gireceğini ve Moore’un 1.tura göre daha fazla süre alacağını söylemek yanlış olmayacaktır.


Oyun kurucu pozisyonunda Alston – Rondo birbirlerine denk oyuncular, birbirlerini yiyip bitireceklerdir. Ne Alston Rondo’yu ne de Rondo Alston’ı tutabilir. 3 numarada Hidayet Pierce’ı savunurken çok zorlanacaktır ancak bileğinin daha iyi olduğu varsayımıyla aynı sıkıntıyı Pierce da yaşayacaktır. 4 numarada Lewis hücumda Glen Davis’i bir hayli zorlayacak ve Boston’un savunmadaki yumuşak karnını Van Gundy de bu eşleşmede arayacaktır. 3-4 numara rotasyonuna ister istemez Van Gundy Battie’yi kullanmak durumunda, çünkü Pietrus ancak Redick’in açıklarını kapamakla meşgul olacaktır.


Orlando Magic maç başlarında Dwight Howard’ın üzerinden oynayıp Perkins’i oturtmaya çalışacaktır. Moore ve Scalabrine’nin oyunda olduğu dakikalarda içe penetreler ve alışık olduğumuz penetre üstü paslarla yakalanacak boş üçlüklere çalışacaktır. Sixers serisinin 6. maçında gördüğümüz üzere hızlı hücumlar, baseline katları, ikili oyunlar ve tepe pick and roll’leri gibi bir çok set zenginliğine sahip Magic devamlı aynı sete takılıp kalmazsa Boston savunmada fazlasıyla yorulur bu da onların hücumunu kötü etkiler. Eğer Boston savunma dozunu çok sertleştirirse o zaman çok pas yapmak durumunda Magic. Birebir zorlamalardan uzak durduğu sürece Magic Boston’a bir şekilde üstünlük sağlayabilecektir.


Boston tarafında Ray Allen’ın Redick madenini fazlasıyla işleyeceğini, Howard’ı Perkins’i tepeye çıkararak boyalı alandan uzak tutmaya çalışacaklarını ve Pierce’ın Hidayet üzerine sıkça yüklenerek onu da faul problemine sokmayı deneyeceklerini düşünüyorum. Oyun kurmada önemli bir etmen olan Hidayet ne kadar az sahada olursa Boston’ın şansı o kadar artacaktır.

Çok çekişmeli ve zorlu bir seri, 7 maça uzama olasılığı da yüksek. Eğer Garnett olsa Boston önde diyecektik ama şu kadrolarla seri tam anlamıyla ortada. Mantığımla yaklaştığımda Boston ya da Magic alır diyemiyorum ama hislerim seri Orlando’daki 6. maçta bitecek ve 4-2 Magic alacak diyor. Umarım böyle olur ve 6.Sixers maçında olduğu gibi tahminim tutar. İlk 2 maç 1-1 geçer ve Orlando’ya beraberlikle dönülürse, seri de dediğim yerde biter diyorum.


Kim kazanırsa kazansın tıpkı Chicago – Boston serisinde olduğu gibi her maçı son ana kadar heyecan dolu bir seri izleyecek ve basketbola doyacağız.

Helal Olsun Size!

Diyecek laf bulamıyorum. Biz şu sağlıklı, sapasağlam halimizle en ufak sıkıntıya gelemezken, onlar Avrupa Şampiyonu! Helal Olsun Helal!

7140 Metrekarede 1 Metrekare Bulamamak

7140 metrekare ya da başka bir deyişle 7,14 dönüm arsa çok önemli bir variyettir. Bugün vefat eden bir büyüğünüzden 7,14 dönüm arsa kalsa, hele arsa da tam şehir merkezinde bir yerdeyse o zaman yaşadınız demektir. 1 metrekaresi bile altın değerindedir o arazinin, 1 metrekaresi için adam vurulur icabında, mirasçılar birbirine girer pay edilirken.

Futbol sahası ölçüleridir 105 x 68 m. Tam olarak 7140 metrekareye tekabül eder. Dün gece mirasçılardan biri çok uğraştı, 1o metrekaresine bile razıydı, yeter ki sadece onun olsun o 10 metrekare. Ama büyük ağabeyden gıdım arazi kalmadı geriye, adeta döve döve kabul ettirdi miras paylaşmasını. Hepsi benim gerisi senin dedi! Santiago Barnebau'nun hepsini büyük ağabey alırken küçük kardeşe top oynayacak 1 metrekare yer bile kalmadı, ağlamaklı ayrıldı senelerdir evim dediği yerden. Ve biz, hepimiz, bu olaya şahit olan herkes acımasızca keyif aldık bu paylaşımdan.