Sayfalar

3 Mayıs 2009 Pazar

Magic - Celtics Eşleşmesi

Doğu Konferansı yarı finallerinin beklenen ve en fazla heyecana sahip olacak eşleşmesi beklendiği gibi, ama umulandan biraz daha geç başlıyor. Sixers’la kendi hatası yüzünden gereğinden fazla uğraşmak zorunda kalan Magic ile Chicago’nun elinden son anda kaçan Boston yarı finalde.


Boston açısından baktığımızda oldukça yorgun, yıpranmış ve Garnettsiz eksik olduklarını söyleyebiliriz. Ancak geçen sezon 21 sene sonra gelen şampiyonluk serüvenini hatırlayacak olursak ilk turdaki 4-3’lük Atlanta serisini ve o yorgun, yıpranmış Keltlerin yüzüğe doğru yürüyüşleri gelir gözümüzün önüne. O yüzden bu yorgunluk ne Boston için dezavantaj ne de Orlando için bir avantaj sayılabilir. Orlando’nun 4-3’lük Boston – Chicago serisinden tek kazancı Boston’dan 3 gün fazla dinlenmiş ve sakat oyuncularının rehabilitasyonu için fırsat yakalamış olması. Hidayet’in bileğindeki ciddi sakatlık ve maçlara iğneyle çıkıyor oluşu performansını bir hayli etkilemişti. Hafif antrenmanlar ve tedaviyle geçen 4 günün etkisi büyük olacaktır oyunu üzerinde. Sixers serisi 5. maçında Howard’ın dirseğiyle sakatlanan ve sinüs kemiğinde kırık oluşan Lee de ameliyat sonrası iyi çalışabilirse 3. ya da 4. maça yetişebilir. Lewis dizindeki zorlanmayı aşmış gözüküyor. Zaten onun için en büyük sıkıntı 1 ayı geçkin süredir hastanede yatan kızının iyileşmeye başlamış olması. Kanser teşhisi konulan kardeşinin de en kısa zamanda iyileşmesini, hiç kimsenin hastalıkla sınanmamasını diliyorum.


Kadrolara ve eşleşmelere bakacak olursak 2 takımın da üstün olduğu noktalarla karşılaşıyoruz. Kuşkusuz Boston’ın açık ara önde olduğu eşleşme Ray Allen – J.J.Redick eşleşmesi. Gerektiğinde delici gerektiğinde şutör bir yıldız Ray Allen ve karşısında hem fiziken zayıf hem de nispeten yavaş bir oyuncu var. 3 senedir doğru düzgün top oynamayan ve Lee’nin sakatlığı sonrası bir anda 2 numarada 1. tercih haline gelen Redick Magic açısından tam bir soru işareti ve belki de kara delik. Kariyerinin en iyi maçlarından biriydi Sixers serisinin son maçı ama rakibin yaşadığı şaşkınlık ve konsantrasyon kaybının bunda etkisi de gayet büyüktü. Redick’in muhtemelen çok zorlanacağı ve faul problemine gireceği bu eşleşmede Pietrus ilaç olmaya çalışacaktır.


Orlando’nun açık ara önde olduğu eşleşme ise Dwight Howard – Kendrick Perkins eşleşmesi olacak. Perkins ne yaparsa yapsın Howard’a göre 1-2 sıklet geride. Bu zamana kadar ki karşılıklı maçlarına bakacak olursak hep bu üstünlüğü görebiliriz. Howard’ın üzerinden fazla oynamayı tercih etmeyecektir Boston, amaç çoğunlukla onu ikili oyunlarla dışarıya çekip boyalı alana öyle girmek olacaktır. Perkins’in de tıpkı Redick gibi erken faul problemine gireceğini ve Moore’un 1.tura göre daha fazla süre alacağını söylemek yanlış olmayacaktır.


Oyun kurucu pozisyonunda Alston – Rondo birbirlerine denk oyuncular, birbirlerini yiyip bitireceklerdir. Ne Alston Rondo’yu ne de Rondo Alston’ı tutabilir. 3 numarada Hidayet Pierce’ı savunurken çok zorlanacaktır ancak bileğinin daha iyi olduğu varsayımıyla aynı sıkıntıyı Pierce da yaşayacaktır. 4 numarada Lewis hücumda Glen Davis’i bir hayli zorlayacak ve Boston’un savunmadaki yumuşak karnını Van Gundy de bu eşleşmede arayacaktır. 3-4 numara rotasyonuna ister istemez Van Gundy Battie’yi kullanmak durumunda, çünkü Pietrus ancak Redick’in açıklarını kapamakla meşgul olacaktır.


Orlando Magic maç başlarında Dwight Howard’ın üzerinden oynayıp Perkins’i oturtmaya çalışacaktır. Moore ve Scalabrine’nin oyunda olduğu dakikalarda içe penetreler ve alışık olduğumuz penetre üstü paslarla yakalanacak boş üçlüklere çalışacaktır. Sixers serisinin 6. maçında gördüğümüz üzere hızlı hücumlar, baseline katları, ikili oyunlar ve tepe pick and roll’leri gibi bir çok set zenginliğine sahip Magic devamlı aynı sete takılıp kalmazsa Boston savunmada fazlasıyla yorulur bu da onların hücumunu kötü etkiler. Eğer Boston savunma dozunu çok sertleştirirse o zaman çok pas yapmak durumunda Magic. Birebir zorlamalardan uzak durduğu sürece Magic Boston’a bir şekilde üstünlük sağlayabilecektir.


Boston tarafında Ray Allen’ın Redick madenini fazlasıyla işleyeceğini, Howard’ı Perkins’i tepeye çıkararak boyalı alandan uzak tutmaya çalışacaklarını ve Pierce’ın Hidayet üzerine sıkça yüklenerek onu da faul problemine sokmayı deneyeceklerini düşünüyorum. Oyun kurmada önemli bir etmen olan Hidayet ne kadar az sahada olursa Boston’ın şansı o kadar artacaktır.

Çok çekişmeli ve zorlu bir seri, 7 maça uzama olasılığı da yüksek. Eğer Garnett olsa Boston önde diyecektik ama şu kadrolarla seri tam anlamıyla ortada. Mantığımla yaklaştığımda Boston ya da Magic alır diyemiyorum ama hislerim seri Orlando’daki 6. maçta bitecek ve 4-2 Magic alacak diyor. Umarım böyle olur ve 6.Sixers maçında olduğu gibi tahminim tutar. İlk 2 maç 1-1 geçer ve Orlando’ya beraberlikle dönülürse, seri de dediğim yerde biter diyorum.


Kim kazanırsa kazansın tıpkı Chicago – Boston serisinde olduğu gibi her maçı son ana kadar heyecan dolu bir seri izleyecek ve basketbola doyacağız.

Helal Olsun Size!

Diyecek laf bulamıyorum. Biz şu sağlıklı, sapasağlam halimizle en ufak sıkıntıya gelemezken, onlar Avrupa Şampiyonu! Helal Olsun Helal!

7140 Metrekarede 1 Metrekare Bulamamak

7140 metrekare ya da başka bir deyişle 7,14 dönüm arsa çok önemli bir variyettir. Bugün vefat eden bir büyüğünüzden 7,14 dönüm arsa kalsa, hele arsa da tam şehir merkezinde bir yerdeyse o zaman yaşadınız demektir. 1 metrekaresi bile altın değerindedir o arazinin, 1 metrekaresi için adam vurulur icabında, mirasçılar birbirine girer pay edilirken.

Futbol sahası ölçüleridir 105 x 68 m. Tam olarak 7140 metrekareye tekabül eder. Dün gece mirasçılardan biri çok uğraştı, 1o metrekaresine bile razıydı, yeter ki sadece onun olsun o 10 metrekare. Ama büyük ağabeyden gıdım arazi kalmadı geriye, adeta döve döve kabul ettirdi miras paylaşmasını. Hepsi benim gerisi senin dedi! Santiago Barnebau'nun hepsini büyük ağabey alırken küçük kardeşe top oynayacak 1 metrekare yer bile kalmadı, ağlamaklı ayrıldı senelerdir evim dediği yerden. Ve biz, hepimiz, bu olaya şahit olan herkes acımasızca keyif aldık bu paylaşımdan.

1 Mayıs 2009 Cuma

Güle Güle Bülent!

Dakika 84, skor 1-0, taraftar Bülent Hoca istifa, Cevat Güler oley diye bağırıyor, Bülent Korkmaz bitti. Bu maçtan sonra karakter gösterip istifa ederse saygınlığını korur, yoksa zaten kovulacak. Çok üzgünüm Büyük Kaptan bunları yaşamamalı, yaşatmamalıydı. Özür dilerim ozhano.

3. Uzatmada Kazanan Chicago Bulls

Rondo'nun son şutunu Rose bloklar, Allen'ın 51 sayısı güme gider, Bulls taraftarı çılgına döner, Chicago umutlanır, Magic fazladan dinlenme fırsatı yakalar, basketbolseverler bayram eder!

Takım Olmak Meziyettir, Rakibi Tüketmek De...

Bu seri boyunca oynanan 5 maçın hiç birinde Magic ilk yarıda 50 sayıyı geçememiş, 3 sayılık atışlarda büyük sıkıntısı yaşamış, şutörleri doğru düzgün şut sokamamıştı. Bu sefer işler ciddi şekilde değişti. Howard ve Lee olmadığı halde her iki çeyrekte de 30 sayı buldu Magic. İlk devreyi 9'da 6 üçlük isabetiyle kapattılar. İlk 5 çıkan Redick, Lewis ve Hidayet 21'de 13 isabet
yakaladılar. Magic takım olarak %57.5 ile hücum etti.Howard olmamasına rağmen ribauntlarda 19'a 15 üstünlük kurdu Sixers karşısında Magic. Post-up, kat oyunları, isolation, pick-n-roll, penetre üstü pas ilk devrede gördüğümüz setleridi Stan Van Gundy'nin. Adeta eleştirilere cevap verircesine çeşitlendirdi Magic hücumunu. DiLeo neler olup bittiğini bir türlü çözemedi. Savunmada inanılmaz dağınık oynadı ilk devreyi Sixers ve bu onlara 14 sayılık fark olarak geri döndü. Seri boyunca 2 kez 18 sayıdan geri gelmeyi başarmıştı Sixers ve 2. devreye çıkarken bunun moralini, enerjiyle birleştirip seriye devam etmek isteyeceklerdi. Ama ilk devre istatistikleri sanki maç sonu istatistiklerinin de aynı olacak gibiydi.

2. yarıya Hidayet ve Lewis şut kaçırarak başladılar ki bu Sixers için iyi bir fırsattı. Sanki bir ara tempo yakalayıp farkı eritir gibi oldular ama hiç beklenmeyen 2 isim oyuna ve skora öylesine bir katkı yaptılar ki! Redick ve Gortat adeta sürklase etti Sixers'ı. Bir ara Gortat adeta Howard gibi oynamaya başladı. 3. çeyrekte tam 8 sayı ve 4 ribaunt yaparak pota altında mesaj veriyordu adeta. 3. çeyreğin bitmesine 2 dakika kala fark 22'ye kadar çıktı.Bu andan sonra Sixers 7-0'lık bir seri yakalayarak çeyreği farkı 15 sayıya indirerek kapatmayı başardı. Kendi adıma 3 çeyrek boyunca Iguodala ve Young'ı aradım sahada. Ama her topun arkasında Miller ve Williams'ı gördüm. Sixers adına üzüldüm, maça gelen bir kısım inançlı seyircisi adına. 4. çeyrek Hidayet'in basket ve asistleriyle başladı. 15'e inen fark yeniden 22'ye kadar çıktı. Şutör bir takım olmayan ve bence potaya Howard'ın olmadığı bu gecede saldırdıkları her pozisyonda sayı çıkartacak olan Sixers oyuncuları fütursuzca şut attılar, acayip pas oyunları denediler. Tüm sezon oynadıkları gibi oynasalar her şey çok farklı olabilirdi ama DiLeo'nun önceden tahmin ettiğim gibi Howardsız Magic için bir B planı yoktu. Fark 24'e çıktığında iyice sinirleri bozulan Sixers'ta Dalembert bir şekilde Hidayet'i çıldırttı ve 2. teknik faulünü alan Hidayet oyundan ihraç edildi. Çok sık görmediğimiz ve Hidayet'ten beklemediğimiz bir hareket ama, Dalembert'in Hidayet'in kulağına neler fısıldadığını cidden merak ediyorum. Neyse lafı fazla uzatıp sinir bozmayalım. Hidayet'in atılmasıyla kısa sürede 5-0'lık seri yakalayınca Sixers Van Gundy aldığı molayla olaya el koydu. Bu dakikadan sonra aslında saati kullanmak bence en doğru taktik olacaktı, Van Gundy de aynı şeyi düşündüğünü gösterdi. Hatta bu mola onun koçluk kalitesini gösterdi, Dileo ile aralarındaki farkı gün ışığına çıkardı. Süre azaldıkça Sixers oyuncularının paniği arttı, saçma sapan hücumlar ve çok kötü bir savunma yaparak farkın 25 sayıya kadar çıkmasına neden oldular. Tabi bu dakikadan sonra harikalar yaratmalarını beklemek doğru değil ancak bir karakter göstererek eleniyor olabilirlerdi. Maç biterken salonun yarısından çoğu boşalmıştı. Zaten böylesi önemli bir maçta biletlerin tamamını tüketmeyen bir seyirci profilinden de kalıp takımlarını alkışlamaları beklenmezdi. Açıkçası Sixers seyircisi de üzdü beni bir basketbolsever olarak.

Özetle Howard'ın yokluğunda Gortat'ın Howard süveterini giyerek coştuğu, Lewis'in 118 milyonluk kontratı neden aldığını gösterdiği, Redick'in ben de varım dediği, Alston'ın gerçek bir oyun kurucuya yakın bir performans verdiği ve inanmak çok güç ama Stan Van Gundy'nin normal süre bitmeden kameralara gülerken yakalandığı sihirli bir geceydi. NBAKolik forumunda dediğim gibi şu an ben demiştim deme ukalalığının dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. Bu maçla ilgili dün saat 18:42'de NBAKolik forumunda yaptığım yorumla sözlerime son veriyor, yeni programlarda görüşmek üzere diyorum :)

Forumdaki Howard ve Lee yok bu maçı Sixers alır söylevleri üzerine tarafımdan edilen kelam:

"Ortaya ilginç bir iddia atayım o zaman Howard yoksa Orlando rahat kazanır, seri 4-2 biter."

Orlando @ Philadelphia Canlı Yayın

http://www.atdhe.net/6688/watch-orlando-vs-philadelphia

30 Nisan 2009 Perşembe

Philadelphia'da Müthiş Maç

Bu geceki Orlando Magic - Philadelphia maçı muhteşem olacak. Önceki neredeyse tamamı sıkıcı sadece son anları zevkli maçların aksine bu sefer tüm maç çekişmeli geçecek. Howard'ın dirseğiyle başından sakatalanan Lee ve dalembert'e attığı dirsek nedeniyle ceza alan Howard yok. Gortat ve Redick'in Magic'te ilk 5 başlaması bekleniyor. Bu da acayip bir maç olacağını gösterir. Sixers'ın savunma planları Magic'in hücum planları külliyen değişiyor. Maç gece 02.30'da izlemek isteyenlere bulursam buradan link vereceğim, takipte kalın derim.

Sedat Balkanlı'yı Kaybettik

Söyleyecek pek söz kalmadı Sedat için. Altın Kafa olarak hatırlayalım onu. Hasta halinin fotoğrafını koymak istemiyorum, çakı gibi olduğu zamanlardan bir fotoğrafla süsleyelim anısını. Hastalığı ALS idi. Allah kimseye yaşatmasın, yaşayanlara da acil şifalar dileyelim. Daha önce ayrıntılı bir şekilde bahsetmiştik ALS'den, bilmeyen, merak eden varsa şuradan o yazıya gidebilir. Ailesine sonsuz sabırlar, ama her şeyden önce eşinden Allah razı olsun, örnek bir eş, harika bir Türk kadını. Rahat uyu Altın Kafa!

29 Nisan 2009 Çarşamba

Galatasaray Anketi Üzerine

Gelecek sezonda Galatasaray'da kimleri görmek istemiyorsunuz diye sormuştuk Çoban Salata okurlarına. Oy veren herkese teşekkürler. Önce öne çıkan sonuçları bir verelim sonra yoruma geçelim:

Linderoth %60
Ümit Karan %56
Nonda %56
Feldkamp %55
Hasan Şaş %54
Adnan Sezgin %52
Sabri %52
Lincoln %46
Bülent Korkmaz %45
Sağlık Ekibi %44
Mehmet Güven %44
De Sanctis %42

Sonuçlara bakarak söyleyebileceğimiz ilk şey taraftarın Linderoth'tan umudu kestiği. 2 sezondur çıktığı antrenman sayısı neredeyse Galatasaray'ın oynadığı maç sayısını geçmeyen İsveçli kariyeri boyunca hiç ciddi sakatlık yaşamadığı için ona buz adam, demir adam lakapları takılımıştı. Ama Galatasaray macerası onun için belki de kariyerini bitren bir süreç oldu. Ona bel bağlayan Galatasaray'ın kaybettiklerini saymaya gerek bile yok. Ve şimdi 1 numaralı istenmeyen adam Linderoth, garanti parasını alıyor ve hiç bir şey vermiyor.

2. çarpıcı sonuç ise takımın en eskileri Hasan Şaş ve Ümit Karan'la ilgili. Taraftarın yarıdan fazlasının gitsin dediği bu iki ismin özellikle bu sezonki performanslarına baktığımızda kariyerlerinin en kötü dönemlerini geçiriyorlar demek yanlış olmayacaktır. Hasan belki biraz parlamıştı lig başında ama sakatlandıktan sonra iyileşip döndüğündeki vücut şekli, fazla kiloları ve kurtulamadığı asabiyeti onu istenmeyen adamlardan biri haline getirdi. Karan için söylenebilecek hiç bir şey yok. Senelerdir kendi adıma vasat bir futbolcu olduğunu, Hakan Şükür ve Arif'le oynama fırsatı yakaladığı için bu denli gol atabildiğini söyledim durdum. Kendisi gibi önce golü düşünen forvetlerle partnerlik yapınca durumu ortada.
Sabri ayrı bir inceleme konusu. Hiç bir oyuncu yoktur ki tribünde hem onu gırtlaklamak isteyen hem de omuzlarda taşımak isteyen taraftar grubu olsun. Ben 1. gruptanım. Aslında bir orta saha oyuncusu olan Sabri adam yokluğunda sağbekliğe devşirilip oraya mahkum edilmiş, bu sayede Galatasaray'ı da kendisine mahkum edilmiş bir oyuncu. O olduğu için senelerdir sağbek alınmayışı sonucu, Uğur da sakatlandıktan sonra, artık bu sezon balonu patladı. Çünkü önünde ilk işi hücum etmek olan Kewell var. Altyapı'dan geliyor olması, hasta Galatasaraylı olması onu sevenlerin çokluğunu açıklıyor ama, sahada agresifliğini, devamlı kavga ediyormuşcasına gözüken yüz ifadelerini ve yanlış saha içi tercihlerini ney nasıl açıklayacak orasını bilmiyorum. Sonuç olarak Sabri taraftarın desteğini de önemli ölçüde kaybetmiş durumda.

Taraftarın Galatasaray'ın yabancılarına güveni kalmadığını da anlatıyor anket sonuçları. Sakatlık adam Linderoth, kontratı alıp üzerine yatan ve adeta geçen sezona göre 2 vites düşük hızda seyreden Nonda, istikrarsız De Sanctis ile Problem adam Lincoln istenmeyenler arasında başta gidiyorlar. Taraftarın Baros ve Kewell dışındaki yabancılara sıcak bakmadığı, bire bir takıma katkı yapan adamı tuttuğu ortada. Kewell ve Baros'la ilgili bugüne kadar herhangi bir sorun yaşanmamış olması da bu isimlerin Galatasaray karakterine daha uygun adamlar olduğunu zaten göstermekte.

2 alttaki gönderi de Bülent Korkmaz'la ilgili yaptığım tespitlerin ankette de desteklendiği gözükmekte. Bülent Galatasaray'a erken geldi, üstelik bir taktik dehası falan da değil. Bu da onu kullanılabilir ve harcanabilir hale getirmekte. Kesin olansa hala taraftarın yarısından fazlasının Bülent'e inandığı. Bizler ne kadar Bülent kalsın ve başarılı olsun istesek de tıpkı Adnan Polat'ın dediği gibi "Bizler aslında önceden yazılmış bir senaryonun figüranlarıyız be Kaptan!"

Mehmet Güven'e söylecek sözümüz yok, senelerdir hep aşağı doğru gidiyor performansı. 4 sene önce Ümit Milli takımda oynayan Mehmet ile bu Mehmet arasında çok büyük fark var. Mehmet'e Mehmet Güvensiz diyorum ben 2 sezondur, taraftar da aynı fikirde Altyapıdan geliyor ve Şampiyonlar Ligi'nde, UEFA'da home-grown oyuncu statüsünü dolduruyor olmaktan başka faydası yok senelerdir ne Galatasaray'a ne kendisine.

Sağlık ekibine tepkide haklı mıyız, yoksa Sağlık ekibinin yapacak şeyi mi kalmıyor fiziken kötü durumdaki oyuncuların sakatlıklarına, bir türlü çözemedik. Onların tespitlerine göre yön bulan tedaviler acaba yollarını mı kaybediyorlar belirsiz. Tepki almaları doğal, Galatasaray tarihinde belki de şu iki sezon boyunca yaşanan kadar sakatlık yaşanmamıştır.

Son mesajsa Adnan Polat'a çıkmış anketten. "Yönetimini destekliyoruz ama şu Adnan Sezgin ve Kalli'den kurtar Galatasaray'ın yakasını artık!" diyor taraftar. 12 Ocak'ta sormuşuz biz de Hangisi Başkan diye. Son Dönemlerde Futbol Şubesi'ni tamamiyle Haldun Üstünel'e bağlayarak bir hamle yaptı Polat ancak şu an için yarım hala. Adnan Sezgin ve Kalli ne kadar çabuk ayrılırsa Galatasaray'dan, çok başlılıktan ne kadar çabuk kurtulursa Florya, o kadar çabuk gelir başarı.

Bir parantez de destek gören takımda tutulması istenen isimlere. Aykut, Emre Aşık, Emre Güngör, Hakan Balta, Alpaslan, Uğur, Servet, Serkan Kurtuluş, Ayhan, Barış, Mehmet Topal, Kewell, Arda, Baros, Serkan Çalık, Cevat ve Nezihi Hocalar. diğer isimlere güven giderek azalıyor, Polat yönetimine muhalifler üçte 1 düzeyine gelmiş. Taraftarın mesajı şu; takıma her şeyini veren adamlar ve gençlere sahip çıkıyoruz. Genç de olsan şöhretli de takıma bir şey vermiyorsan seni Galatasaray'da istemiyoruz.

Günün Diyaloğu

Philadelpia 76ers Koçu Tony DiLeo:

Howard hem hücumda hem savunmada devamlı boyalı alanda, yani devamlı orada, dışında değil. Devamlı orada olup da neredeyse hiç üç saniye almıyor olması anlaşılır gibi değil. Ayrıca Lig Yönetiminin mutlaka Howard'ın Dalambert'e attığı dirseği tekrar izleyip değerlendirmesi gerekir.

Orlando Magic Koçu Stan Van Gundy:

Nedir yani top oynamayı bırakıp bir sonraki maçta hakemlerin hangi düdüklerini çalacağını mı ısmarlayacağız. Çıkıp topunu oynayacaksın, kazanabiliyorsan kazanıyorsundur. Ayrıca ben de Lig Yönetiminin Howard'ın Courney Lee'ye dirsek attığı pozisyonu tekrar izleyip değerlendirmesini istiyorum, sonuçta bir oyuncumuzu sakatladı Howard.

Tarih Tekerrürden İbarettir

Sixers için söylenecek en özlü söz sanırım tarih tekerrürden ibarettir. Geçen seneyi hatırlayalım Detroit serisini.3. maç sonunda 2-1 Sixers öndeydi, 6. maç sonunda 4-2 ile elendiler. Bu seride de işler aynı seyrediyor. 6. maç Philadelphia'da ama o maça yakın taraf yine Magic.

Maçın hemen başında alakasız bir pozisyonda Howard'ın dirseği Lee'nin başına çarpınca en azından bu maç için Magic Lee'yi kaybetmiş oldu. Çoğunlukla Redick'i oynattı 2 numarada Van Gundy. Tamam kadrodaki tek saf 2 numara Redick ama, ne hücum ritm ne de savunma direnci bakımından bugün Avrupa'da bile forma bulmakta zorlanacak yapıda Redick. Zaten maç boyunca onun üzerinden oynadıkları neredeyse her pozisyonu sayı ile bitirdi Sixers. Hidayet'in savunmasını yine oldukça sert yaptılar, her pozisyonda zorlandı hücumda. Bileğinin iyiye gittiğini zannediyorduk ama daha kötüye gittiğini ve iğneyle oynamaya devam ettiğini öğrendik. Özellikle penetreleri bitiremiyor, kuvvetli kalamıyor son adımına. Lee yokken Hidayet'i böylesine kısıtlamışken Sixers'ın maçı alamaması onlar için serinin sonunun yaklaştığının göstergesi.

İki eksiğiyle güç kaybeden Magic'te özlediğimiz adam Lewis sahne aldı uzun süre sonra. Howard da kendi oyununu oynayıp serbest atışlarda isabet bulunca Sixers'ın işi kolay bitti. Alston'a da ayrı bir parantez açmak gerek. İlk 3 maç çılgınca, fütursuzca içeri dalan Alston bir hayli fırça yedikten sonra Van Gundy'den 2 maçtır gerçekten tam bir oyun kurucu gibi oynuyor. Sadece gerçekten gerektiğinde içeri penetre ediyor, penetre üzeri çok güzel paslar çıkarıyor. Demek ki böyle oynanabiliyormuş. Bilmem kaç sezondur Nelson'da izlediğimiz bu zaafı Alston'ı play-off'ta gerçekleştirirken gördüğümde sinirim çok bozulmuştu. Benim kıstaslarım oyun kurucunun hangi işi ne zaman yapması gerektiğini seçebilmesi en üst sırada. Ha ben NBA, basketbol otoritesi falan değilim ama bilinçli bir basketbol izleyicisiyim en azından ve bu oyundan zevk alan biri olarak sahada böyle oyun kurucular görmek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

Magic'in bu maçtaki tek eksiği diğer 4 maçta da yaşandığı üzere anlamsız bir rehavete kapılmalarıydı. Fark 10'un üzerine çıktığında sanki maç bitti, hadi zamanı eritelim de gidelim psikolojisine girip abuk sabuk bir hale bürünüyorlar. Bu sefer bunu daha çabuk aştılar, Van Gundy belli ki mental olarak da ciddi şekilde çalışıyor.

Tahminim son maçı da Magic alır ve Chicago'yu yine uzatmaya giden maçta yenen Boston'la konferans finali için kapışmaya hazırlanır.

Bu arada dün Lewis neden bu kadar silik oynuyor diye soran bir arkadaşıma "Kızı çok uzun zamandır hastanede, hastalığını çözememişler bir de kardeşi kanser olmuş, adamın asabı, morali çok bozuk, kendini kolay kolay maça veremez. Belki kızının iyileşme sürecine girmesi bir etki yapar bu akşam patlar."demiştim. Hem Lewis'in patlaması hem de maçı NBATV'de anlatan Orkun Çolakoğlu'nun Lewis'le ilgili aynı bilgiyi vermesi bir anda bana "Orlando insider" görüntüsü kattı, bir hayli güldük.

Leo Franco Galatasaray'daymış

Haber El Mundo Deportivo'dan. Leo Franco Galatasaray'a 3 yıllığına imza atmış, 2,5 milyon Euro dan bahsediliyor. Bence yakışır demiştim 18 Nisan'da, gelse de kaleci seyretsek, endamıyla, boyuyla.

28 Nisan 2009 Salı

Cevaplar...

1. Bülent Korkmaz'la çıktığımız hangi maçı rahat rahat seyrettin?
Emre atılana kadar Hamburg maçı ve İstanbul BŞB
2. Bülent Korkmaz'la hangi maçı iki farklı kazandık?
İstatistikler yok öyle bir maç diyor
3. Skibbe zamanında zevk veren maçları mı yoksa şu anki sistemi mi tercih ediyorsun?
Skibbe zamanında oynanan "one man show"dan ben kendi adıma zevk almıyordum. Yapı olarak takım oyunu, yardımlaşma ve hiç kimsenin aşırı yıldızlaşmadığı sistemleri tercih ederim. Bülent de onu yapmaya çalışıyor
4. Sadece vefa olsun diye koskoca kulüp daha palazlanmamış bir teknik adama teslim edilir mi?
Edilmez, edilmedi de zaten
5. Eğer amaç vefa ise neden Arif değil de Bülent getirildi?
Amaç vefa değil, olsaydı da Bülent'in gelmesi normal. Altyapıdan gelip ömür boyu sadece o formayı giymiş adama teslim etmek takımı gayet mantıklı.
6. Skibbe olsaydı şu anda ne durumda olurduk?
Aynı veya daha kötü durumda olurduk. Skibbe oyuncuların yerleriyle çok fazla oynayıp rakibi analiz etmeyen bir hocaydı. Üstüste gelen sakatlıklarla yapacakları Bülent'ten fazla olmazdı.
7. Bırak Skibbe'yi takımın başında Bülent yerine ben olsaydım şu anda ne durumda olurduk?
Takımın başında sen olsan UEFA'da yarı final oynuyorduk şimdi, ligde de Sivas'ın önündeydik.
8. Cevat Hoca mı Bülent mi?
Denenmiş bir tecrübe varken maceraya girmezdim.
9. Sence takımda Bülent'i seven bir tane yabancı var mı?
Yok gibi duruyor.
10. Takımda Bülent'i seven kaç Türk var?
Kesinlikle Sabri ve Arda, üzerlerine 3. adamı sayamam ama.
11.Skoru korumaya yönelik futbol sence Bülent'in eseri mi yoksa futbolcuların kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasından mı kaynaklanıyor?
Bülent tüm kariyerini savunma oyuncusu olarak geçirmiş olmanın etkilerini yansıtıyor takıma. Oyuncu değişikliklerinde geç kalıyor ve takımın yorulduğu dakikalarda gerekli müdahaleyi zamanında yapamıyor olması, Skibbe'den kalan kondüsyon enkazı takımı geriye yaslıyor.
12. Bülent Korkmaz Galatasaray futbol takımına şu ana kadar ne verdi?
Semih, daha kuvvetli-güçlü bir takım.
13. Bülent Korkmaz Galatasaray'dan şu ana kadar neler götürdü?
Yaratıcı ve çabuk oyun
14. Bülent Korkmaz sezon başında bu takımın başında olsaydı sezon başı gelen hangi futbolcuyu ya da futbolcuları istemezdi?
Lincoln'ü sattırırdı, Hakan Şükür'ü takımda tutardı.
15. Sence futbolcunun sevmediği bir teknik adam başarılı olabilir mi?
Futbolcular yeterince karakterli ve profesyoneller ise olabilir.
16. Bülent'in teknik taktik bilgisi hakkında yorumun nedir?
Yaratıcılık ve hücum zenginliği noktasında çok kısıtlı. Bir Teknik Direktör'den çok Amerikan Futbolundaki Savunma koordinatörü-antrenörü gibi bir kadro olsa ona %100 uygun bir adam.
17. Hala daha gelecek sezon takımın başında Bülent'in kalacağına inanıyormusun?
Yönetimin alengirli konuşmalarından net olorak kalmayacağı görülüyor.
18. Bülent'i ne zaman desteklemeyi sona erdirirsin?
19. Bülent ne yaparsa desteklemeyi sona erdirirsin?
18 ve 19'a birlikte cevap vereyim. Bülent'in sezon başında kendi oluşturduğu takımla neler yapacağını görmek gerek. Yabancı teknik adamlara tanınan özgürlük ona da tanınırsa bir şeyler yapabileceğine ciddi olarak inanıyordum. Bana kalsa Cevat Güler'le ikisi daha önce İsveç Milli Takımında uygulanan 2'li teknik direktör sistemiyle eşit yetkiyle çalışsalar Galatasaray muazzam yerlere gelir. Ancak son maçlarda gördüğümüz kadarıyla Bülent Güler'i sadece bir danışman gibi görüyor. Halbuki ondan yeterince faydalansa söylediklerini zamanında yapsa çok daha iyi sonuçlar alabilirdi Galatasaray. Bunlara ilave olarak Fenerbahçe ve Ankaraspor maçlarının 90. dakikasında oyuncu değişikliği yaptığını görünce ciddi şekilde tereddüt ettim Bülent'ten.

Özet olarak diyebilirim ki Galatasaray'ın başında olmak çok büyük bir sorumluluk ve gelişimini daha tam anlamıyla tamamlamamış Bülent'in işi çok zor. Güler'le yeterince paylaşımda bulunmaması ve futbolculuğundaki agresifliğini saha kenarında yansıtamıyor olması onun buralara erken geldiğinin kanıtı. Ben yine de fırsat verilir ve kendisi de büyük sözü dinlerse Galatasaray'ın çok önemli bir hoca kazanacağına inanıyorum. Ancak taaa ilk göreve geldiğinde senin söylediğin gibi Sevgili ozhano Bülent gelecek sezonu göremeyecek, Rıdvan gibi, Ertuğrul gibi ona da yazık olacak.

Günlerin Sonu

Cumartesi günü söylemiştim günleri sayılı diye. O istifa etmese yönetim kovacaktı. Karakter gösterisi oldu biraz, paya falan ihtiyacım yok, tazminat istemem babında havasını da yaparak gidiyor. Verdiği mesajlar çağdaş antrenörlük kalıbındaydı zaten hep,karizması çizilse de çizgisini değiştirmedi. Aferin demek gerek "Her türlü imkanım vardı, yapamadım, başarısızım." diyip gidiyor, bir anlamda sorumluluğu üzerine alıp oyuncularını da kurtarıyor. Tercihleri yanlış hareket şekli çoğunlukla doğru bir adam Ersun Yanal. Bundan sonraki Teknik Direktörlük hayatında başarılar dileyelim, tabi üst seviyede daha ne kadar hocalık yapabilir, hangi takımlar onu ister düşünmek gerek. Sakıp Özberk, Yılmaz Vural senaryolarına benzeyeceğine LigTV'de yorumculuk yapsın daha iyi.

27 Nisan 2009 Pazartesi

Yazık Oldu Klinsmann Efendi'ye

O artık Bayern yedek kulübesindeki koltuklara değil, Amerika'dan gelmesini umduğunu telefonu beklerken birasını yudumlayacağı cafelerin barların koltuklarına oturacak. O bir türlü kendini sevdiremediği Bayern taraftarının önünde değil başka renklere gönül vermiş ve sırf takımın başına o geçti diye takımının maçlarına daha bir hevesle gelecek yeni kulübünün taraftarlarının önünde yönetecek yeni kadrosunu. Tıpkı taraftaralar gibi kendisini bir türlü sevemeyen futbolcu ordusuna değil, ona saygı duyan emekçilere verecek taktiğini. Premier League'de hocalık yapacak bir gün Klinsmann ve Avrupa kupalarında eşleştiği Bayern'i elerken gülmeyecek bıyık altından, içi acıyacak ama o yine de işini yapacak, yine de, her şeye rağmen, her türlü nankörlüğe karşı o bir Bayernli olarak kalacak.

Yazık oldu Klinsmann'a, bence futbolcuları yedi başını, ama olsun Klinsmann çamura düşmekle değer kaybetmez. Altın saçlı ve kalpli adamı çok seviyoruz hala!

Last Shot Series: Hedo Time!

Bu seri beklenmediği şekilde heyecana ve maç kurtaran şutlara sahne oluyor. Bunun açıklaması Sixers'ın gençlik katkılı enerjisi ve sakatlık artı maç içi açılan fark rehaveti etkisiyle kendini kandıran Magic oyuncuları olarak yapılabilir. Lewis ve Hidayet fena halde kötüoynuyorlar bu seride, her ikisi de daha şut ritmini yakalayabilmiş değiller. Tamam birinin diz bağlarında birinin ayak bileğinde sorunlar var, belki hareket kabiliyetleri de kısıtlandı ama yüzlerinde o ışık da yoktu, ta ki dün geceye kadar.

Bazı koçlar vardır yaptıkları her hareketin altında alacakları övgüye muhtaçlık yatar "Ben elimden gelen her şeyi yaptım ama beceremediler" der. Bazıları ise "Yapabileceklerini biliyordum ama bu sefer olmadı, bir dahakine yapacak" der. Stan Van Gundy 2. tipten. Asla oyuncusunu ateşe atmayan, onu dürüstçe yüzüne eleştiren bir koç. 4 maçtır ortalarda olmayan Hidayet'i kazanmak belki de bu maçı kazanmaktan çok daha fazla önemliydi onun için. Son topu Hidayet'e verdi. "Yapabileceğini biliyordum, her ihtiyacımız olduğunda hep oradaydı" dedi Hidayet maçtaki ilk üçlüğünü soktuktan ve maçı kazandırdıktan sonra. İlk 10 sayısını ilk 15 dakikada atan Hidayet sonra kayboldu. Ne zamanki 4. çeyrek başladı, her geçen gün bileği de daha iyiye giden Hidayet yine 7 sayıyla sahne aldı. Bu kısır maçta son çeyrekte 7 sayının anlamı çok büyük. Hele hele bu 7'nin son 5'i Magic'in de son 5 sayısı. 79-69'dan sonra daha maçın bitmesine 4 küsür dakika varken habersizce gelen rehavet ve Sixers'ın enerji patlaması yine gelen maçı götürüyordu. Halbuki bütün maç harika bir savunma yaptı Magic, pick-n-roll'ları tıkadı, penetreleri kısıtladı, dış şuta mahkum bıraktı rakibini. Ama hızlı bir seri ve kimse istemedi topu son hücumlarda, Hidayet'ten başka. Bütün maç hücumda dökülen, 5. dakikadan sonra ribaunt bile alamayan, tek bir asist yapamayan Hidayet çıktı ve maçı tek başına aldı. "Hedo şutu çıkardığında gözlerimi kapadım, açtığımda maçı kazanmıştık, bu işleri çok iyi yapıyor" diyordu Howard maç sonu basın toplantısında.
Magic acayip bir takım, Van Gundy alışık olmadığımız türden bir Koç, Hidayet'se çok tuhaf bir adam, ne biz tam çözebildik onu ne de koca NBA.

"Her şeye rağmen koçunuzun size güvendiğini ve topu size verdiğini görmek çok önemli, bende çok emeği var, ben de çıktım ve şutu soktum"

25 Nisan 2009 Cumartesi

Günleri Sayılı Olan Adam

Herkes Bülent Korkmaz ya da Aragones gelecek sezonu görür mü diye konuşa dursun bence bugünkü Sivas mağlubiyetinden sonra günleri sayılı olan adam Ersun Yanal. Aynı anda hem Alanzinho hem Yattara'yı kanatlara koyup Hayrettin ve Abdurrahman'a aylardır bulamadıkları koridorları açınca hem Trabzon'un şampiyonluk şansını bitirdi hem de kendisinin Trabzon'daki gelecek sezon umutlarını. Çalıştığı her kulüpte yönettiği takımlar aynı performansı verdi, kısa sürede zirve ve serbest düşüş. Bundan sonra kolay kolay kalburüstü takımlarda iş de bulamaz, Yılmaz Vural senaryosunu yaşar gibi geliyor bana. Ne ah etmiş be Hakan Şükür, adamın senelerdir doğrulmadı beli...

Last Shot Sixers

Bu sefer 18'den geri gelen Magic oldu hem de 7 saniye kala Howard'ın 2'de 2 serbest atışlarıyla. Son topu her türlü Magic savunması çirkefliği ve çalınmayan faullere karşın Young baskete çevirip bir kez daha son saniyede bitirdi Orlando'nun umutlarını ve şunlar çıktı ağzımdan maç boyu:

* Böyle bir Alston istemiyorum, sanki Nelson sahadaydı ve en bencil günündeydi.
* Hedo o bro where art u?
* Bu sefer Lee'yi oynatmayacaklar dememiş miydim?
* Allah aşkına şu Iguodala'ya savunma yapmayın, sıkıştırdıkça patlıyor adam!
* Yazık oldu Dwight Efendi'ye!
* Demek ki Howard pota altını domine ederse Magic maç kazanamayacak, çünkü Magic'in şut sokması gerek!
* Pietrus'u daha fazla kullanmalıyız, atletik Sixers'a karşı.
* Neden Magic gibi oynayamıyoruz?
* Ah Lewis vah Lewis, nerdesin be aslanım 2 maç 3 çeyrektir!
* Maçın 2. devresinde yaptığımız savunmayı diğer maçlara yayarsak seri 4-2 biter Magic için.
* Şu Kaan Kural abiden çok sıkıldım, her maç 2 maçlık konuşuyorsun be abicim, kafa bu ama...
* Mehmet'in 430 sayı attığı bir gecede 96-94 kısır bir skor olarak kaldı.
* 4. maçı Magic alamazsa erken rezervasyon yaptırsınlar, Mayıs'ta tatil fiyatları artacakmış.

Daha da yazmıyorum, asabım bozuldu, tepem attı, yatıyorum!

24 Nisan 2009 Cuma

NBA'de Yılın 6.Adamı Jason Terry

32 yaşında kariyer ortalamasının ötesine geçmek hem de 6. adam olarak, benchten gelerek. Övgüyü fazlasıyla hak ediyordu Terry, ödül layık olduğu yere gitti.


2008-09 StatisticsFG 3PT FT Rebounds Misc
G MIN FGM-A FG% 3PM-A 3P% FTM-A FT% OFF DEF TOT STL BLK TO PF AST PTS
Season7433.7541-1168.463167-456.366198-225.8800.51.92.41.31.271.611.913.419.6
Career80033.94770-10604.4501387-3617.3832037-2420.8420.52.42.91.33.202.122.144.916.2

UEFA Haftanın Fotoğrafı

Andrei Arshavin Liverpool taraftarını sükunete davet ediyor. Arshavin'in Liverpool'la 4-4 berabere kaldığı maçtan.

Günün Şapkasını Önüne Koyanı

"Olay anının görüntülerini tekrar izledim ve kendimi tanıyamadım. Bir anlık kontrolümü kaybetmişim ve çıldırmışım. Fakat ben öyle biri değilim. Futbola tekrar dönme arzum yok. Şu an yaşadıklarım benim için en kötü ceza. Tekrar futbola dönme şansım olmadığını görürsem, başka bir şey yapmayı düşünürüm."

Real Madrid'in kontaratının feshedilmesi ya da satılması beklenen savunma oyuncusu Pepe, rakibi Getafe'li Casquero'ya attığı tekme sonrası kendini değerlendirirken...

NBA'de Yılın Çaylağı Derrick Rose


Sanki senelerdir orada, sanki veteran bir süper yıldız. Top eline öyle yakışıyor ki! Jordan beri Chicago'ya gelen ilk lider oyuncu O. Chicago'nun adı gelecek senelede şampiyonluk için geçecekse kuşkusuz en büyük sebebi Rose olacak. Aynı anda hem takımı yönetebilen hem sayı yapabilen ötesinde takımı tek başına taşıyabilen bir oyun kurucu. Paul ve Deron Williams'tan sonra ligin yeni dominant beyni. İmrenerek izliyoruz. Aşağıda son 19 yılın ROY listesi mevcut merak edenler için.

Sezon

Oyuncu

Takım

Draft Sırası

1992–93

O'Neal, ShaquilleShaquille O'Neal

Orlando Magic

01 1

1993–94

Webber, ChrisChris Webber

Golden State Warriors

01 1

1994–95

Hill, GrantGrant Hill

Detroit Pistons

03 3

1994–95

Kidd, JasonJason Kidd

Dallas Mavericks

02 2

1995–96

Stoudamire, DamonDamon Stoudamire

Toronto Raptors

07 7

1996–97

Iverson, AllenAllen Iverson

Philadelphia 76ers

01 1

1997–98

Duncan, TimTim Duncan

San Antonio Spurs

01 1

1998–99

Carter, VinceVince Carter

Toronto Raptors

05 5

1999–00

Brand, EltonElton Brand

Chicago Bulls

01 1

1999–00

Francis, SteveSteve Francis

Houston Rockets

02 2

2000–01

Miller, MikeMike Miller

Orlando Magic

05 5

2001–02

Gasol, PauPau Gasol

Memphis Grizzlies

03 3

2002–03

Stoudemire, AmareAmare Stoudemire

Phoenix Suns

09 9

2003–04

James, LeBronLeBron James

Cleveland Cavaliers

01 1

2004–05

Okafor, EmekaEmeka Okafor

Charlotte Bobcats

02 2

2005–06

Paul, ChrisChris Paul

New Orleans/Oklahoma City Hornets

04 4

2006–07

Roy, BrandonBrandon Roy

Portland Trail Blazers

06 6

2007–08

Durant, KevinKevin Durant

Seattle SuperSonics

02 2

2008–09

Rose, DerrickDerrick Rose

Chicago Bulls

01 1

23 Nisan 2009 Perşembe

Lanetli 18 ve Sac Ayakları

İlk maçtaki bozgundan sonra bu maç kazanılmazsa olmaz maçtı Orlando Magic için. Şüphe yok ki Sixers da bu maçı turu getirecek maç olarak görmüştü. Magic cephesinde beklenenler Lewis ve Hidayet'in hayat bulması, Howard'ın resitaline devam etmesiydi. Sixres cephesi Iguodala'nın kanatlanan omuzlarına destek çıkacak Miller ve Young'ı bekliyor, Howard'ı durdurmanın yollarını arıyordu. İlk maç Magic'te Lewis ve Hidayet'in sakatlıklarının da etkisiyle ilk adımlarını alamadıklarını şut ritmlerini bulamadıklarını söylemiştik. Howard çok ciddi bir performans vermiş, akip uzunları ezmişti ancak forvetlerinden katkı bulamayınca maçı tek başına alamamıştı. Ayakta kalan sürpriz isim Lee zaten DiLeo'nun riske etmesini beklediğimiz adamdı ve 2. maçta da büyük itimalle 2 kez arka arkaya aynı oyunu tekrarlayamacağı düşünülüp yine riske edilecekti. Sakat olan Hidayet'in savunması biraz yumuşatılıp Howard'a baskıyı arttıracaktı DiLeo.

Tıpkı düşüdüğümüz gibi oldu tüm maç. Lee riske edildi, 24 sayı attı. Hidayet'in savunması ve ikili sıkıştırmaları azalınca devamlı penetre etti, bolca faul yaptırıp 16 sayı buldu, Lewis de ilginin Howard'da odaklandığı dakikalarda bir çok penetre ve şut sansı yakaladı, şutları girmese de faulleri sokarak can yaktı. Howard'ı sinirklendirip performansını neredeyse sıfırladılar ama diğer sac ayakları sapasağlam ayakta kalınca Sixers taktiği bu sefer tam anlamıyla işlemedi.

Maç aslında dengeli başladı. 2. çeyrekte ve 3. çeyreğin başında tıpkı ilk maçta olduğu gibi Orlando öne çıktı ve farkı 18 sayıya kadar çıkardı. Lanetli 18'e. İki maçtır fark 18 sayı olduğu anda sanki Sixers oyuncularına sihirli bir değnek değiyor ve birden farklı adamlarmış gibi oynamaya başlıyorlar. Herhalde bu sevgili dostum Alkın'ın söylediği gibi gençlik ateşi. Bu sefer bu ateşi söndürecek kadar suyu buldu Magic; Lee, Hidayet ve Lewis.

Sanırım bundan sonraki maçlarda Sixers Lee'yi riske etmeyecek, özellikle tepede Hidayet'e, alçak postta Howard'a ikili sıkıştrma getirmeye devam edecektir. Lewis içeri girdikçe zarar verir. Bir aydır şutu çok kötü, benzer şekilde Hidayet de kötü atıyor, demek ki ondan daha çok penetre izleyeceğiz ve çoğu da faulle sonuçlanacak. Alston fena hücumda fena oynamıyor ama savunmada Miller'a biraz hafif kaldı. Zaten 2. maçın sonunu Johnson ile oynayarak Van Gundy o zaafı gördüğünü anlatı bizlere.

Sixers için 3. maç çok önemli, eğer kazanamazlarsa seri 4-1 bitebilir. Cumartesi sabahı serinin geleceği çizilmiş olacak, Magic kazanırsa 4-1'e giden Sixers kazanırsa belki de 7 maça uzayan bir seri izleyeceğiz. Bu arada 3. maç Cuma'yı cumartesiye bağlayan gece sabaha karşı 3'te NTV'de olacak.

21 Nisan 2009 Salı

Hidayet ve Sezon Sonu Bitecek Kontratı

Hidayet'in Orlando Sentinel'den Brian Schmitz'e vermiş olduğu röportajdan alıntılar var aşağıda. Hoopsworld'den aldım ben de. Özetle Hidayet sezon sonu kontratındaki 1 senelik devam opsiyonunu kullanmayıp büyük ihtimalle serbest oyuncu olacağını söylüyor. Ben burada Hidayet oldum burada kalmak istiyorum ama ailemi de düşünmeliyim diyor. Opsiyonumu kullanmazsam gelecek sene yine aynı sorular olacak kafamda bu ister istemez beni etkiliyor diyen Hidayet en az 4 senelik bir kontratla kafam rahat olursa kendimi tamamen basketbola verip daha faydalı olabilirim diye de ekliyor. Global krizden etkilenen kulüplerin oyunculara verdikleri parayı kısmaa çalışacaklarını bi çok kez duyduk. Bu kulüplerden biri de Magic. Eğer Hidayet illa 10 milyon civarında bir kontrat istemezse Otis Smith'in seneliği 7 milyondan Hidayet'i takımda tutmak isteyebileceği de yine konuşulanlar arasında.Orlando'da daire satın alan ve eşi, çocuğuyla kurduğu düzeni bozmak istemeyecek Hidayet'in de böyle bir kontrata evet diyeceğini düşünüyorum açıkçası. Röportajın ayrıntılarını merak edenler aşağıda alıntıları okuyabilirler.

"Magic forward Hedo Turkoglu is not a 100%, he's been hobbled by injures for most of March and April and he has struggled to stay in front of 76ers forward Andre Iguodala in the opening game of the NBA Playoffs as a result.

Regardless of his health, Hedo said yesterday that he is still leaning towards opting out of his current contract and hitting the free agent market in July. Sources close to the situation say initial concepts have been exchanged with Turkoglu's camp looking for a $10 million per year deal, while the Magic are thinking something closer to what Turkoglu makes now - $7 million and simply giving him the 4 or 5 years of security he claims to be seeking.

"If I'm coming out, I'm coming out for one reason — to secure myself, my family," explained Turkoglu to Brian Schmitz of the Orlando Sentinel. "Not wait for the NBA lockout and stuff. The only reason I'm making that decision — if I decided that — is not to worry about another year."

"Listen, the market is going to be bad, anyway, this year or the next year. I'm just thinking about doing my best for this team and go from there."

"I just don't want to go through this stuff again and have to worry about injuries and lockouts and other stuff ... and just have a clear mind. Just knowing that I'm secure for another four or five years and just focus on my game."

"I want to stay here. This is how I become Turkoglu," Hedo said. "The organization gave me an opportunity and has been good to me. But I always say this: It has to be on both sides, not just my side."

The odds the Magic willfully make sweeping changes to a team that won 59 games without All-Star Jameer Nelson is unlikely, but the Magic are up against next season's projected Luxury Tax so keeping Turkoglu at a crazy deal seems unlikely. Sources close to the club said keeping Turk was more likely than not, it would simply be up to Magic GM Otis Smith to negotiate a reasonable deal"

20 Nisan 2009 Pazartesi

NBA'de Yılın Koçu: Mike Brown

Takımı NBA birincisi, herkesi silindir gibi ezip geçiyorlar, üstelik her şeyi Lebron yapmıyor. Cavs iyi bir takım olduysa onun sayesinde. Senelerce çok tartışıldı koçluk yeteneği. Her geçen gün üzerine koyarak devam ediyor. Lebron onun için bir şanstı, şansı fırsata çevirmeyi bildi, başkaları gibi yıldızına yaslanıp beklemedi. Kim ne derse desin NBA'de yılın koçu o, o Mike Brown!

Gerçek Galatasaraylı!

Rehavetin Bedeli

3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy'nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy'e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet'in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala'yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard'a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo'nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee'yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee'yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis'in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers'ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala'nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy'nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo'nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers'ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers'a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2'ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers'ı, ama kaç kere?