Sayfalar

20 Nisan 2009 Pazartesi

Rehavetin Bedeli

3. çeyrekte bir ara farkı 18 sayıya çıkaran Orlando Magic, geçen sezondan beri bir türlü kurtulamadığı hastalığına yine tuuldu: Rehavet. Karşında genç bir takım var, fark o kadar açılmış, moralleri bozuk gençler çabuk atışlar arıyor. Artık bu noktada tek yapmak gereken tempoyu oldukça düşürmek, saati tüketmek, en iyi adamlarına topu indirmek. Hiçbirini yapmadı Van Gundy'nin öğrencileri. 18 sayı öne geçmek maç kazandırmıyor, son ddük çaldığında önde olmak kazandırıyor. Bu mağlubiyet çok iyi bir ders oldu Orlando Magic takımına ve Van Gundy'e. DiLeo ve öğrencilerini tebrik ediyorum, özellikle de son topta suratında Hidayet'in kolu varken o muhteşem şutu çıkarıp maçı bitiren Iguodala'yı, sırf o şuttan değil muhteşem oyunundan dolayı da.

Dün gece içinde maç tecrübesinin ne kadar önemli bir etmen olduğunu gördük şutör performansında. Lewis 3 maç, Hidayet 2 maç kenarda oturmuş, 10 gündür maça çıkmamışlardı. Çaylak Lee ise tüm maçlarda görev almış ve fiziken hazır durumdaydı. Sixers maça başlarken hafta içinde yazdığım gibi Howard'a yoğunlaştı. İkili hatta zaman zaman üçlü sıkıştırmalar geldi. Howard da topu dışarıya çıkarmadı çoğunlukla ve faul almaya çalıştı. Aldı da ve hatta bir çok da basket buldu. Ancak DiLeo'nun sürpriz hamlesi Hidayet üzerineydi. Hidayet rakip sahada topu her aldığında penetre yollarını tıkayacak ikili sıkıştırmalara maruz kaldı. Maç boyu sadece 2 penetre yapabildi, ilk adımını atacağı yerde hep bir Sixerslı vardı. Kayarak savunma yapan Sixers Lee'yi riske etti maç boyunca. İlk 4 şutunu kaçırdıktan sonra iyice rahatladılar ancak bu sefer Lee çaylak duvarından geçti ve arka arkaya isabetlerle takımını oyunda tuttu. Yine de Lee'yi riske etmeye devam etti Sixers. Lee daha ne kadar atabilir ya da Magic daha ne kadar Lee üzerinden oynayabilir diye düşündüler sanırım. Haklıydılar. Lee bu takımın ilk beşindeki 5. skor opsiyonu ve işler kızıştığında diğerlerinden ona pek de top kalmıyor. Son çeyrekte skor kafa kafaya geldiği dakikalarda Alston ve Lewis'in buldukları boş atışları sayı yapamamaları Sixers'ı ileriye taşıyan başka bir faktör oldu. Iguodala'nın 2.2 saniye kala yaptığı basketle öne geçen rakibini Van Gundy'nin son hücumda maçı uzatmaya götürmeden yenmek istemesi takımının fiziksel durumuna güvenemediğinin bir göstergesiydi, öte yandan bu hücumu Hidayet üzerinden kullanması bütün maçı kötü oynamış da olsa ona ne kadar güvendiğini gösteren bir işaretti. DiLeo'nun taktiklerini maç kazandıran hale getiren de son çeyrekteki Donyell Marshall hamlesiydi. Üçlük fakiri Sixers'ın kadrosunda neredeyse hiç düşünülmeyen Marshall, son çeyrekte ilk kez oyuna girdi ve 15 yıllık tecrübesini Magic potasına akıttı son çeyrekte ve genç Sixers'a momentum getiren adam oldu. Sanırım diğer maçlarda DiLeo onu daha çok kullanacaktır.

Sözün özü bu mağlubiyet çok güzel bir ders oldu, rehavetin bedelini ağır ödediler. Aynı maçı bir daha oynamaz Magic. Seri buradan 4-1 de bitebilir ama kuvvetli ihtimal 4-2'ye uzamış durumda. Magic mutlaka deplasmanda yenecektir Sixers'ı, ama kaç kere?

3 yorum:

ejikulat dedi ki...

4-1 magic...:D

calvin dedi ki...

ben 4-2 diyorum zaten formsuzlar ve fizik olarak hazır değiller. deplasmanda 2-2 olur sonra kopar seri

enesak dedi ki...

seri buyuk ihtimalle 4-2 biter de.bence phillye oyunu kazandiran sey benchten gelenlerin attigi 7 ucluktur.normalde 1 bilemedin 2 ucluk atan bi takim orlandodan bile fazla ucluk atti mac boyunca.