Sayfalar

10 Şubat 2009 Salı

Oyun Kurucusuz Oyun


Nelson'ın sakatlığı sonrası Clippers maçı son derece kolay geçmiş Hidayet, Lee, Redick, Johnson oyun kurucu pozisyonunu gayet iyi kotarmışlardı. Indiana ve Nets maçları Clippers'a göre çok daha ölçücü olacaktı oyun kurucusuz nasıl oynadığını görebilmek için Magic'in. Indiana O'Brien'ın Magic'e süpürülmemek arzusu ve gayretiyle bu maça çok iyi hazırlandığındığını 1. saniyeden son saniyeye kadar ispatladı. Maç içinde bir ara farkı 15 sayıya kadar çıkardılar. Ancak özellikle Hidayet'in iadı ve Howard'ın topladığı ribauntlarla maça asılmaya çalışırken Redick sürpriz bir katkı vererek Magic'i oyunda tuttu. Son 2 topta maçın Magic adına en iyi iki ismi Hidayet ve Redick'in harcadığı toplar bir manada maçı hakeden Indiana'ya getirirken tüm Magic taraftarını çok üzen nokta rakip 31'de 28 serbest atş sokarken Magic'in 33'te 21 isabet bulmasıydı. Bazen cidden kanayan bir yara haline gelen bu serbest atış işinde Howard'a belki toleransımız var ama kısalar kaçırdığında tam anlamıyla sinir oluyoruz.

Sonraki maç bir önceki gece spektaküler bir performans ortaya koyan ama Carter'ı sakatlığa kaybeden Nets ileydi. her ne kadar pg pozisyonunda Johnson başlamış olsa da oyun olduğu sürenin neredeyse tamamında hücumda oyun kurma işini yine Hidayet yaptı. Tıpkı Pacers maçında olduğu gibi sadece Johnson'la paylaştılar oyun kurma görevini. Son derece de başarılıydı yine Hidayet. Oyun kurma teriminin basketboldaki en basit açıklaması herhalde "hücumda en müsait pozisyondaki takım arkadaşını topla buluşturmak" olarak açıklanabilir. Nelson'ın bu sezonun sadece belli maçlarında yaptığı bu işi Hidayet onun yokluğunda her maç sanki kariyerini pg olarak geçirmiş gibi yapıyor. Nelson'ın olmadığı bu maçlardaki asist ortalaması 8.3. Bu ortalama NBA 5.liği demek asist istatistiğinde. Pg olarak oynamak Hidayet'in şut seçimlerini de oldukça değiştirdi. Post-up yapıyorya da gerçekten çok boş şutları kullanıyor Hidayet. Her ne kadar penetre boşlukları yaratıyor olsa de Pietrus ve Lewis'in bunları kullanmıyor olması, oyun ilerledikçe Hidayet'in penetrelerine yol açıyor, rakibin savunma dengesini bozmak için. Zaten bir çok asistini drive out'larla yapan Hidayet bir de sayı bulmak için penetre edince ciddi mental yorgunluk yaşadığını seziyorum ekrandan gördüğüm kadarıyla. Bir çok işi bir arada yapmak zorunda kaldığı için fiziken de yoruluyor maç sonuna doğal olarak. Bunun çözümü ancak Lue'nun süre alması ve Johnson'ın Nelson'ın nefret ettiğimiz tarzında oynamaktan vaz geçip topu başkalarına servis etmeyi hatırlamasıyla gerçekleşir.

Denver maçı oyun kurucuz oyunun, Point Forward çözümünün gerçek bir ölçüsü olabilir bu manada Çarşamba akşamı. Billups gibi bir oyun kurucu ve Anthony gibi bir üç numara karşısında Hidayet'in performansı sezonun geri kalanına ve play-off'lara ışık tutacaktır.
Hidayet yine dışarıda pozisyon almış müsait durumdaki bir arkadaşını beslemek için içeri penetre etmiş, pas hazırlığında.

6 Şubat 2009 Cuma

Tyronn Lue Magic'te

Nelson'ın sakatlanması ile beraber oyun kurucu rotasyonunda büyük sıkıntı yaşayan Orlando Magic çözümü Milwaukee Bucks'ın yedek oyun kurucusu Tyronn Lue'yu transfer etmekte buldu. Daha önce bir Toronto maçında Stan Van Gundy ile ciddi şekildetartıştığını ve bu olaydan sonra Magic'te bir daha kolay kolay forma bulamayacağını yazdığım Bogans Bucks'ın yolunu tutarken 11 yıllık NBA tecrübesi olan eski Magicli Lue yeniden Orlando'ya dönmüş oldu. Takas Bogans+para = Lue şeklinde gerçekleşti.

Gerek forumlarda gerekse Salata'daki yaılarımda Smith'in geniş çaplı bir takasa girmeyeceğini ve her ne kadar çok önemli takas potansiyeli bulunsa da Hidayet'i takas etmeyeceğini söylemiştim. Dediğim de çıktı diyerek biraz ukalalık yapayım. Benzer yorumları dün Sevgli Eray Sözen'de blogunda dile getirmişti, Smith takas yapamaz. Bulduğu çözüm pek de fena gözükmüyor şimdilik. 2003-2004 sezonunda Magic ve 2004-2005 sezonunda Atlanta'da kariyerinin en verimli dönemlerini geçiren Lue tıpkı Johnson gibi kariyerinin bazı dönemlerinde patlayıcı maçlar çıkarsa da genellikle tamamlayıcı oyuncu olarak görev almıştı hep. 2 sezondur gözden düşmüş olsa ve aldığı süreler 15 dakika civarında kalsa da en azından pas vermeyi bilen bir oyuncu olması Magic rotasyonunda iyi bir alternatif olmasını sağlayacaktır. Onun kadroda bulunması Johnson'ı rekabet nedeniyle yukarılara çekecek ve daha az oyun kurucu görevi üstlenecek olan Hidayet daha çok verim verecektir.

Günü kurtarmak açısından iyibir hamle. Hem Bucks hem Magic kazandı bu sayede. Redd'in sezonu kapadığı 2 numarada Bogans Bucks için, Nelson'ın sezonu kapadığı 1 numarada Lue Magic için derinlik sağlayacak adamlar oldular.

5 Şubat 2009 Perşembe

Başka Ne Beliyorduk Ki?

Mesut Alman Milli Takımını seçti, iyi de zaten başka ne bekliyorduk ki?!?

Beckham Milan'da Kalmak İstiyor Ama Neden?

Başlığı okuyunca bir çok kişinin aklına tekrar Milli Takım'da oynamak, Avrupa'da tekrar gündeme gelmek gibi konular gelebilir. Hatta bazıları uzun zamandır yakalamadığı arkadaşlık ortamını Milan'da yakaladı, onu sahiplendiler fikrini de savunabilir. Ama ben konuyu bu noktadan farklı bir yere çekmek istiyorum. Çektiğim o yerde de karşımıza çıkan isim David değil Victoria.

Spice Girls'ün eski yıldızı ve estetik ameliyat eseri Victoria Beckham, asıl adıyla Victoria Caroline Adams, David Beckham ile evlendikten sonra onun kariyerine yön veren isim oldu. Manchester'dan olaylı ayrılışı ve Real Madrid'e attığı imzanın hep Victoria'nın baskısı ve kişisel hırsları nedeniyle gerçekleştiği söylenmekte. Avrupa'nın en önde gelen ticari pazarlarından biri olan Futbol Endüstrisinden pay alabilmek için kendi müzik geçmişiyle birlikte David'in popülerliğini kullanarak daha çok şan, şöhret ve para peşine düştüğünü dşünüyorum ben kendi adıma. Röportajlarında ve ekrandaki her görütüsünde kibirli ve kendine aşırı güvenen bir duruş sergileyen Victoria, David Beckham'la evlendikten sonra Spice Girls'ü bırakarak solo albümler yapmaya ve iş dünyasına yönelmiş. Özellikle moda sektöründe bir çok firmanın tanıtım ve reklam organizasyonlarında yer almış, daha sonra bazı firmalar için moda editörlüğü yapmış ve en sonunda eşi David'in de adını kullanarak "dvb" markasını piyasaya sürmüş. Hem gözlü hem de kozmetik alanında firmayı büyütmek için çalışmalarına devam etmekte.
David Beckham'ın LA Galaxy'e transferi uzun süre boyunca konuşuldu Avrupa'da. Amacı Amerikalılar'a tekrar futbolu hatırlatmak ve popülerliğini arttırmak olarak lanse edildi. Ama buna inanan pek kimse olmadı açıkçası. Bu transferin gizli amacının Victoria'nın önlenemez Hollywood tutkusu olduğu, Avrupa'dayken en büyük hayali olan Hollywood filmlerinden rol kaparak sinema sektörüne kapağı atmak ve temellerini attığı ticari işlerine Amerika'da yeni bir pazar açmak olduğu hep iddia edildi. Ancak işlerin istediği gibi gitmediği ve sadece Heidi Klum'un sunduğu moda yarışması Project Runway'de misafir jüri üyesi ve Ugly Betty adlı komedi dizisinde 1 bölüm misafir sanatçı olarak rol bulabildi Victoria. Sabırsız ve kibirli yapısından dolayı yeni bir çıkış yolu arayabileceği ve kabağın David'in başına patlayabileceği düşünülürken bir anda Milan transferi mevzusu ortaya çıktı ve David apar topar İtalya'ya transfer oldu. Moda'nın Avrupa'daki en önemli merkezlerinden biri olan Milano şehri ve David'in Avrupa'daki popürlerliği birleşince David'in Milan'da kalması Victoria için uygun bir çözüm haline geldi. Mart ayna kadar İtalya'dayım diyen David bir anda ağız değiştirip mümkünse Amerika'ya dönmek istemiyorum demeye başladı. Bu sırada değişen tek şey Avrupa'ya dönen Victoria'nın magazin tarafından tekrar aranan kadın haline gelmesiydi.

Velhasıl kelam David Beckham'ın kariyeri Victoria'nın hedefleri doğrultusunda yön buluyor. Ve eminim ki bir şekilde David Avrupa'da kalacak, çünkü Victoria öyle istiyor.

Nazire

Johnson'dan Nostaljik Performans ve Son Gelişmeler

Anthony Johnson kariyerinin hiç bir sezonunda çift haneli sayı ortalaması tuturamamış, 5 asist ortalamasını yakalayamamış bir oyunkurucudur. Oynadığı takımlarda, ki 7 ayrı takımda 11 ayrı trasfer yapmıştır, hep tamamlayıcı oyuncu, 4.5 opsiyon alrak bulunmuştur. Ama ne zamanki o takımların ağa baaları sakatlanmışsa hep sorumluluk almış ve şutör performansıyla 20 üzeri sayılara imza atmış, takımın yıldızı geri dönünce sesini çıkarmadan işini yapmaya devam etmiştir. Bu sezon da onun için farklı geçmiyor. NElson sakatken ilk beşte, o varken Nelson'ı dinlendirmek için sahada. Dün akşam yine o frsatı yakaladı ve uzunca bir dönem başlayacağı ilk beşteki bu sezonun en iyi şut performansını yakaladı. %75'le 6 üçlük isabeti bulurken maçı 25 sayı ile bitirmesi sevindiriciydi. Kendine güvenini iyice oturtacak bir şut performansıydı. Ancak açıkça söylemek gerekirse bir oyun kurucu gibi değil, şutör gard gibiydi sahada. Oyun kurma işini yapanlarsa dönüşümlü olarak Hidayet, Lee ve Redick oldular. Nelson'ı hep eleştirdiğimiz nokta olan pas dağıtmama noktasında Johnson Nelson'dan da gerideydi. Bugün belki Clippers gibi bir rakibe karşı farklı bir galibiyet alınmış olabilir Magic ama mutlak suretle bir oyun kurucuya ihtiyaç var. Johnson pas vermeyi düşünür ve topu paylaşırsa sıkıntı hafifler ama, Smith'in açıklamaları bir takas ya da serbest oyuncu imzasını işaret etmekte.

Lewis'in pek de iyi olmadığı, Howard'ın fazla kasmadığı, Hidayet'in iyi oynadığı maçın ayrıntılarına fazla girmeden oyun kurucu noktasındaki gelişmelerden biraz bahsetmek gerek. Şu an için takas olması durumunda Oklahoma'dan Earl Watson, Portland'dan Hidayet'li bir pakete karşılık Frye ve Rodriguez ya da Blake'in adı geçiyor. Sezon başında basketbolu bırakan J-Will'in yeniden baskete döndürülmesi ya da Maccabi'ye giden Arroyo'nun bonservisi ödenerek sezon sonuna kadar getirilmesi gündemde. Şahsi kanaatim ufak çaplı bir takas ve takımın nüvesine dokunmadan Earl Watson'ın alınması ama bakalım şartlar neler gösterecek.

4 Şubat 2009 Çarşamba

NBAKolik'te Muazzam Tartışma

NBAKolik.com'um 3 seneden fazla süredir Orlando Magic yazarıyım. Özellikle Çoban Salata başladıktan sonra bir hayli boşlamıştım forumu ama şu Nelson'ın All-Star seçilmesi tekrar foruma akmama neden oldu. Şu aşağıdaki linkten erişilebilecek forum sayfasında en baştan itibaren girilen Nelson tartışması, Magic ekseninde içine Hidayet'i de alarak öylesine bir genişledi ki, muazzam bir hal aldı. Çok zevk alarak dahil olduğum, memleketimin gençlerinde ne basketbol ateşi varmış be arkadaş dediğim atışmalar yaşadık, yaşıyoruz. Basketbol ve NBA meraklısına tavsiye ederim. Buyrun bir bakın. Tartışma 15. sayfada başlıyor ve halen devam etmekte.

Muazzam Tartışma

Herkes Pek Bir Mutlu




3 Şubat 2009 Salı

Jameer Nelson Sezonu Kapadı

Dallas maçı yazısında nasıl sakatlandığını anlatmıştım Nelson'ın. Omuz sakatlığının çekilen MR sonrasında çok ciddi olduğu anlaşılmış. Nelson'ın omzunun sadece yerinden çıkmadığı, omuz kapsülünün de yırtıldığı tesit edilmiş. Benzer bir sakatlığı yaşayan takım arkadaşı Tony Battie'nin sahalara dönmesinin tam 1 sezon aldığını hatırlatmak isterim. Bu sakatlığın sonu eninde sonunda ameliyattır, ameliyatsız bir çözümü olmamakla beraber, omuz yerine oturtulduktan sonra 4 ila 6 haftalık dinlenme süresi verilir. Bu süre sonunda omuz sargılanarak tekrar spor yapılabilir ancak omuz kapsülü iyileşmez bir karakterde olduğu için omuz çıkması tekrarlayabilir. En çok beyzbolcuların muzdarip olduğu bir sakatlıktır aslında bu ama darbeler ve dengesiz düşüşler sonrası diğer spor dallarında görülmekte, tıpkı Nelson'ın yaşadığı gibi. Bu sakatlığın, torn labrum, bir ameliyatından alınmış görüntüler var şu adreste meraklısına.

Şu an itibariyle Orlando Magic'in başı büyük belada diyebiliriz, çünkü kadroda saf oyun kurucu olarak kalan tek adam Anthony Johnson ve bu sezon ne verdiği, ne oynadığı ortada. Sezon başı kampında 3. seçenek olarak takıma alınan Mike Wilks kontrat imzalar imzalamaz sezonu kapamıştı hatırlarsınız. Bu durumda Magic'in elinde bir takas ya da Wilks başta olmak üzere takımdan birini göndermekten başka seçeneği kalmıyor. İlk fırsatta bir oyun kurucu edinmeliler yoksa bütün yok Hidayet'in üzerine binecek ve hem sezonu hem de play-off'ları tek başına Hidayet'in kaldırması mümkün gözükmüyor. 2-3 güne kadar bu işin kokusu çıkar hep beraber bakarız gidişata. Nelson eğer sakatlanmasa bu sezon ilk kez All-Star olacak ve yetenek yarışmasında da sahne alacaktı. Kısmet değilmiş diye buna diyorlar demek ki...

Born to Score

Kobe Bryant NBA'in tartışılmaz gelmiş geçmiş en büyük skorerlerinden ve oyuncularından biri. Aktif oyuncular arasında 50 sayı ve üzerinde skor yaptığı 24 maçla bu alanda lig lideri. Tüm NBA sezonlarında da tepede olduğu aşikar, bunla ilgili bir istatistik bulursam burada paylaşırız. Bu sabaha karşı Knicks deplasmanında kariyerinin 25. 50 sayı üzeri maçına imza attı ve kaydettiği 61 sayıyla MSG'da Jordan'a ait en fazla sayı atma rekorunu da kırdı Bryant. Aldığı parayı fazlasıyla hak eden, her geçen sene arkadaşlarını birer kademe yukarı taşıyan, sorunlarından sıyrılarak kusursuz bir lider haline gelen muhteşem bir oyuncu. Aşağıda dün geceye kadar Bryant'ın 50 sayı ve üzerinde skor kaydettiği maçlar var. En sol sütun attığı sayı, en sağ sütun ise oynadığı dakika. Knicks maçı bu listenin 4. sırasında artık.

81 Jan. 22, 2006 Toronto Raptors W 122-104 Los Angeles 42
65 March 16, 2007 * Portland Trail Blazers W 116-111 (OT) Los Angeles 50
62 Dec. 20, 2005 Dallas Mavericks W 112-90 Los Angeles 33
60 March 22, 2007 * Memphis Grizzlies W 121-119 Memphis 45
58 Dec. 29, 2006 Charlotte Bobcats L 124-133 (OT) Charlotte 54
56 Jan. 14, 2002 Memphis Grizzlies W 120-81 Los Angeles 34
55 March 28, 2003 Washington Wizards W 108-94 Los Angeles 41
53 March 28, 2008 Memphis Grizzlies L 111-114 (OT) Los Angeles 42
53 March 30, 2007 Houston Rockets L 104-107 (OT) Los Angeles 47
53 Dec. 15, 2006 Houston Rockets W 112-101 (2OT) Los Angeles 54
52 Mar. 2, 2008 Dallas Mavericks W 108-104 (OT) Los Angeles 51
52 Nov. 30, 2006 Utah Jazz W 132-102 Los Angeles 34
52 Feb. 18, 2003 Houston Rockets W 106-99 (2OT) Los Angeles 54
51 Apr. 7, 2006 Phoenix Suns L 96-107 Phoenix 42
51 Feb. 12, 2003 Denver Nuggets W 113-102 Denver 31
51 Jan. 19, 2006 Sacramento Kings L 109-118 (OT) Sacramento 44
51 Dec. 6, 2000 Golden State Warriors L 122-125 (OT) Golden State 51
50 April 15, 2007 Seattle Sonics W 109-98 Los Angeles 42
50 April 12, 2007 Los Angeles Clippers L 110-118 L.A. (home game) 48
50 March 23, 2007 * New Orleans/OKC Hornets W 111-105 New Orleans 47
50 March 18, 2007 * Minnesota Timberwolves W 109-102 Los Angeles 45
50 May 4, 2006 Phoenix Suns (playoffs) L 118-126 (OT) Los Angeles 52
50 Apr. 14, 2006 Portland Trail Blazers W 110-99 Los Angeles 44
50 Jan. 7, 2006 Los Angeles Clippers W 112-109 L.A. (road game) 45

Kaptan Güvertede, Ya Rafa?

Liverpool'a sezon başında Tottenham'dan transfer olan Robbie Keane'in eski takımı tarafından istendiğini yazmıştık geçenlerde. Harry Redknapp Spurs'u eski günlerine döndürebilmek için tek çareyi eski toprakları toplamakta buldu. Ve bugün transferin son gününde kaptan başarıyla yuvaya geri döndürüldü. Anfield Road'a ve Rafa'ya bir türlü ısınamadı Keane ya da tam tersi mi demeli? 19 resmi maçta sadece 5 gol ve 90 dakika oynayabildiği 5 maç. Liverpool bu alışverişten 4 milyon sterlin zarar etti, 16 milyona verdi 20 milyona aldığı Keane'i. Benitez en azından Keane neden oynatılmıyor sorularından kurtuldu ama önemli bir alternatifini de kaybetti. Torres sakatlanırsa Liverpool'un golcüsü kim olacak muallak? Kuyt'u mu oraya çekecek Rafa yoksa 19 yaşındaki Nemeth'i koyacak forvete? Şu sıralar Benitez gelip Meryem Ana'yı bir ziyaret edip Hacı falan olsa, bol bol yalvarsa yeridir. Allah Torres'e sağlık versin yoksa senelerdir ilk kez bu kadar büyük şampiyonluk ihtimali olan Liverpool dağılır. Yoksa ısrarla sözleşme yenilemeyen Rafa'nın başka bir planı mı var?

Bu arada fotoğrafa biraz dikkatli bakılınca Keane'in yüzündeki o derin pişmanlık nasıl da okunuyor değil mi...

Balon Patladı

19 Milyon Sterlin tranfer ücreti, 9 Premier League maçı, 1 gol, Everton'a kiralık gidiş. Mark Hughes'un gelmiş geçmiş en büyük transfer fiyaskosu, EPL'in transfer balonu, João Alves de Assis Silva, dün patladı.

Mourinho'nun Quaresma Bilmecesi

Quaresma'yı transferin son günlerinde Inter'e getirirken Mourinho ona çok güvendiğini ve kariyerindeki atlamayı Inter'de yapacağını söylüyordu. Daha adam Inter'e geleli 6 ayı geçmedi ama her ne olduysa araları açıldı. Pazar günü Torino karşısında Quaresma'yı kurtarıcı olarak oyuna alan Mourinho, akşamına aynı adamı Avrupa Kupaları oyuncu listesinden çıkardı. Quaresma'nın moralinin inanılmaz bozulduğu, acilen takımdan ayrılmak istediği söylendi. Transferin son gününde, piyasanın kapanmasına dakikalar kala Scolari milli takımdan oyuncusu olan Quaresma'ya sahip çıktı ve Chelsea oyuncuyu Inter'den kiraladı. Mourinho bir kaç haftadır Quaresma'nın taktiksel disipline sadık kalmadığından ve bir futbolcu olarak hala eksikleri olduğundan dert yanıyordu ancak bu kadar ileri gidip adamı sileceğini hiç birimiz düşünmemişizdir. Olan Inter'in 18 milyon Eurosuna oldu diyeceğiz artık. Bu moralle Ada'ya gelen Quaresma'dan verim alabilecek biri varsa o da Scolari'dir herhalde. Carvalho ve Deco'nun terapileri ve Scolari'nin babacanlığı birleşir Quaresma yeniden dirilir diyorum ben, ya da en azından futbola olan sevgim ve kendini verdiğinde futbolunu izlemek zevk olan bir adamı yeniden o haliyle sahalarda görmek istediğimden bu düşüncelerim.

Rafael Nadal



Üçlük Makinası Bozuldu

Üçlük konusunda NBA'in önde gelen takımlarından Orlando Magic. Üçlük isabet yüzdesinde lig lideri ve üçlük savunmasında lig üçüncüsü konumunda Magic. NBa'in enteresan fikstürü nedeniyle bir çok takımın seyehatler yüzünden sorunlar yaşadıklarını biliyoruz. Bir nezerini de Magic yaşadı bu maçta. Daha dün gece Kanada'da Toronto ile oynamışken binlerce km yol gelip, sabaha karşı yattıktan sonra hem jetlag etkilerinden kurtulmak hem de Dallas gibi bir takımla oynamak hiç kolay değil. Dallas tarafı bu avantajı iyi değerlendirip bire birde çok sert savunma yapınca Howard'dan başka buna direnebilecek kuvvette bir adam çıkmadı Magic'te. Şuta mecbur kalındı, Dallas bir anlamda Magic şutunu riske etti ve kazandı. İlk satırlarda söylediğim iyi işleri yapan Magic sezonun en kötü üçlük performansına imza attı, 20'de 3. Yetmedi Nowitzki kendini savunan Lewis'i adeta paspasa çevirdi. Şut sokamayan Magic'te kafayı kullanan adam Hidayet oldu ve olabildiğince içeri yüklenerek faul almaya çalıştı, çizgiden skor üretmeye uğraştı. Ama maçın başından beri gözüken fiziki yorgunluk Magic'i esir aldı. Kuşkusuz sadece uzun yolculuk ve yorgunluk değildi Magic'i yenilgiye götüren. 3. çeyreğin hemen başında Jameer Nelson yanlış hatırlamıyorsam Dampier Nelson'a sert bir faul yaptı, omzu bir hayli açılan Nelson dengesini kaybedip bir de aynı omzun üzerine yere düşünce ciddi bir sakatlıkla karşı karşıya kaldı. David Steele'in söylediğine göre Nelson'ın sağ omzu çıkmış ve maç bitmeden hemen hastaneye doğru yola çıkarılmış. Kariyerinin en iyi sezonunu geçirirken bu sakatlık Nelson'ı ve Magic'i nasıl etkileyecek bekleyip görmek gerek. Umarım All-Star'a kadar iyileşir ve hayatının fırsatını kaçırmaz. Bu arada bir Magic taraftarı olarak Hollins'ten Barea'nın asistinde sayı, Barea'dan ise üçlük yemek beni acayip rahatsız etti. Bakalım sezon genelinde rezalet bir performans veren Anthony Johnson Nelson yokken neler yapacak?

Roethlisberger - Steelers - Warner


2 Şubat 2009 Pazartesi

Rövanşı Almak

Geçen maçta Toronto Orlando'yu yenmiş ve play-off yolunda biraz silkinip kendine gelmeye çalışmıştı. Ancak sonrası pek istedikleri gitmedi onlar için. Toronto mağlubiyeti Orlando için ise bir şaha kalkış olmuş ve üst üste kaznılan maçlarla lig liderliğine kadar yürümüştü Magic. Toronto'daki bu son maç Magic açısından geçen mağlubiyetin acısını çıkarmak için bir fırsattı ve Van Gundy'nin adamları bu fırsatı kaçırmadılar. Nelson'ın All-Star moraliyle oyun kuruculuğu hatırladığı ve her zaman görmek istediğimiz oyununu sergilediği maçta yaptığı 10 asist Magic taraftarını az da olsa umutlandırdı. Hücum anlamında iyiydi ama önemli bir gerçek kendine göre uzun ve kuvvetli rakip oyun kurucuları tutmakta çok zorlanıyor. Magic Bosh'u çok iyi savunurken Howard'a indirdiği her top sayı oldu neredeyse. Bosh'un arkasında Howard'a bir alternatif olmaması Toronto'nun elini kolunu bağladı. Toronto çok iyi şutörleri olan bir takım olsa da dün gece bazı maçlarda şutların giremeyebileceğinin adeta ispatı olan bir maç yaşadılar. Magic için sırada Dallas maçı var. Back to back maçlarda herhalde oynamak istemeyeceğiniz en önemli takımlardan biri. Fast break takımı olması ve Kidd gibi Nelson'ı savunmada çok zorlayacak bir oyun kurucularının olması Magic'e sıkıntı yaratacaktır.

30 Ocak 2009 Cuma

Neo - Klasik

Biri 28 diğeri daha 23 yaşında, ama onların rekabeti şimdiden klasikler arasına girdi. Kendi adıma bir Nadal hayranıyım, stiline bayılıyorum, oyuna kendini verişine bitiyorum. Fedex'in tarzı bana Pete Sampras'ı hatırlatıyor her izlediğimde. Sampras'a da hiç ısınamamıştım, Fedex de öylesine soğuk oldu hep benim için. Bugüne kadar tam 18 maç yapmışlar, Avustralya açık finalinde 19. kez konuşturacaklar maharetlerini ve biz sihirli kutunun karşısında zevkten dört köşe olacağız yine. Önemli adamları geçip geldiler finale kadar ama Nadal'ın son maçı tarihe geçti. Avustralya Açık tarihindeki en uzun maçı oynadı Fernando Verdasco'ya karşı. 6-7(4), 6-4, 7-6(2), 6-7(1), 6-4 'lük setlerle geçerken İspanyol'u tam 5 saat 14 dakika ecel terleri döktü Nadal ama daha kuvvetli olan oydu.

Şimdi finalde efsanevi bir kapışma yaşayacaklar, yine, yeniden. Bunun adı Neo-klasik.

City'nin Arapları Rahat Durmuyor

Manchester City'nin çılgın Arapları bu sefer de kancayı Blackburn'un golcüsü Roque Santa Cruz'a atmışlar. Daha önce basınımız tarafından 10 miyon Euro'ya ülkemize getirilen Santa Cruz için Rovers'a tam 18.5 milyon Sterlin önermişler ancak aldıkları cevabın hangi el hareketiyle gösterildiğini anladınız siz. Acaba şu kalan 3 günde başka hangi saçma sapan paralara hangi adamları takımlarından koparmaya çalışacaklar, sanki bir komedi filmi izler gibi izleyelim derim. Hoş olmaz mı?

All-Star 2009 Kadroları



Her bir Türk Basketbolsever gibi Hidayet ya da Mehmet'in All-Star 2009 organizasyonunda yer almasını bekliyor, istyorduk. Mehmet istikrarsızlığından kaybetti bu şansını. 43 attığı maçtan sonra tek hanelere düşüp birkaç maç kendini toparlayamaması az da olsa olan umudunu ortadan kaldırdı. Hidayet için ise söylenecek fazla söz yok. Geçen seneki muazzam takım taşıyan performansına rağmen tercih edilmemiş olması, bu sene düşen sayı ortalamasıyla zaten şansının olmadığını gösteriyordu bizlere. Bu adamın Amerikalıların gözüne girmek için daha ne yapması gerek orası da tartışılır.

Yedek seçimlerinde ciddi yanlışlar yapıldığını düşünüyorum. Orlando'dan Nelson, Indiana'dan Granger, Atlanta'dan Joe Johnson Toronto'dan Bosh, Lakers'tan Gasol resmen kontenjandan girmiş durumdalar All-Star'a. Kariyeri boyunca aylak aylak dolaşan Nelson sırf bu sezon 20 maç iyi oynayıp, yüzdeli üçlük attı diye nasıl seçilebilir? Takımı ayaklar altında paspas olan, savunma ile uzaktan yakından alakası olmayan, durmadan şut atan, hep atan, bıkmadan top sallayan Granger bu kadroya nasıl girebilir? Geçen seneye göre son derece alternatifli bir kadroyu ileriye taşımayı başaramamış Bosh'un All-star'da ne işi var? Geçen senelere göre şut, üçlük, serbest atış yüzdeleri düşen, kariyerinin en yerinde olmayan, düz oyuncu Johnson nasıl olur da sırf Atlanta'dan da biri olmalı denilerek kadroya alınır? Bynum Los Angeles'ın altını üstüne getirip kendini aşarken Gasol'un orada işi ne?

Ray Allen, Steve Nash, Rajon Rondo, Al Jefferson, Hidayet, Vince Carter, Calderon gibi bu sezon oyunu her iki yönü ile oynayan ve gayet de başarılı adamlar varken bu formalar gerçekten hak edenlere verilmemiş durumda. Bu Al-star'ı eğlenceli kılabilecek yegane adamlar Shaq ve Howard olacak, onlar da olmasa zaten bu organizasyondan iyice soğurduk herhalde.

Lebron'a, Brown'a Alayına Tokat

Müthiş bir maç, harika bir takım ve o takımı yakalamaya çalışan tek kişinin sırtına yüklenmiş koca bir yük. Dün akşamki maç James'in taşımadığı Cleveland'ın yerinde sayacağının en büyük ispatı. Karşındaki şampiyonluk yolunda en büyük rakiplerinden biri olan takım. Ama sen o takıma takım muamelesi yapmaz da sadece en büyük yıldızını durdurmaya çalışırsan işin biter. Koç Brown'un inanılmaz taktiksel hatalarıyla dolu bir maç oldu baştan sona, bir defa sinirlerine hakim olamadılar. Van Gundy'nin takımı sakin olan ve bunun karşılığın alan taraftı. Maç belki 99-88 bitti ama, aslında Hidayet'in smacı skoru 97-74'e getirdiğinde maç resmen olmasa da bitmişti. Sonrakiler boşluktan kaynaklanan, rehavetten odaklanan basketler. Büyük bir adım oldu Magic için, Cavs'in yıldızdan samadığı yıldızlarıyla, yine bir takım olarak kazandılar. James illa ki bir yerde yorulacak, işte o zaman işleri çok zor olacak.

29 Ocak 2009 Perşembe

2011 Şampiyonlar Ligi Finali Wembley'de

2011 Finali yeni Wembley'de. Yeni hali muhteşem, ilerleyen günlerde üzerine uzun uzun konuşuruz. Keşke orada bir Türk takımını görebilsek.

Yuvana Hoşgeldin!

Muazzam saygı duyuyorum Kerem Tunçeri'ne. Türkiye'de aktif oyuncular içindeki kuşkusuz en iyi oyun kurucu. Efes'te oynadığı dönem gereken saygıyı gösterememiştik ona. O saygıyı Avrupalılar gösterdi, Real Madrid'in 1 numaralı adamı yaptılar. Kendini ispat etti, İspanya Şampiyonu oldu, hep istendi, aranan adam oldu. Bir tek Tanjevic sildi onu bir dönem sonra mecburen yaladı tükürdüğünü, çünkü gerçekten en iyisi o. Orhun Ene'den sonra gönül rahatlığıyla bir tek onu izleyebildik Milli Forma sahadayken. O yokken Efes hep dibe doğru gitti. Son çöküş ona sarılmayı zorunlu hale getirdi. Öze dönüş sürüyor bir anlamda. Önce Kaya alındı, Şimdi Kerem geldi, Aydın Örs'ün adı geçiyor genel menejerlik için, yakında Ermal'in adı da düşer satırlara. Ergin Ataman'ı hiç Efes'e yakıştıramadım, oraya ait göremedim ya neyse, eski koç da takımın başında. Efes'te eskiye dönüş çabaları, sevdalılarını tekrar parkeye bakmaya zorluyor. Kerem'in gelişi bir milat olur umarım, yanlış yabancı transferlerinin sona erip, kendi evladımıza sahip çıkılmaya başlandığının miladı. Hoşgeldin yuvana Kerem!

Pietrus Döndü Magic Rahatladı

Mickael Pietrus'un bu sezon Magic takımının en büyük kazancı olduğundan bahsetmiştim hep önceki yazılarımda. Ancak hem parmak hem bilek sakatlığı üst üste gelince sezon başındaki fırtına girişini sürdürememişti Pietrus. Dün itibariyle Pacers maçında sahalara geri döndü. Aslında 1 hafta daha beklemiyordu ama bandajla ve kocaman yüreği ile sahaya çıktı Pietrus. Belki de en uygun maç buydu onun için, yumuşak savunma yapan ve bire bir sertliği nerdeyse hiç olmayan, savunma nedir unutmuş Pacers biçilmiş kaftandı. Van Gundy de onu doğru zamanlarda kullandı, yedeklere karşı oynadı daha ziyade ama 30 dakika da sahada kalrak her ne kadar bilek sakatlığı geçirmiş olsa da fiziksel antrenmanları kaçırmadığını gösterdi. Pietrus Magic'in başarı yürüyüşünde önemli bir adam. eğer SVG onu Pacers maçındaki gibi yedekten getirirse, ki Pietrus'un bunu sorun edeceğini sanmıyorum, hem Lee hem Pietrus kazanılmış olur bu sezon sonunda. Pietrus hem maçın en skoreri hem de en büyük sürprizi oldu. Pacers'ın acayip sayı yediğini biliyorduk da bu kadar rezil olduğunu bilmiyorduk açıkçası. O'Brien'ın günlerini sayılı görüyorum Indiana'da. Allah Pacers taraftarına sabır, Larry Bird'e de dirayet versin. Maçın gerisini konuşmaya gerek yok, yıldızlar yıldız, Magic takımdı. Sonuç normal, skor anormal. 60 galibiyet yürüyüşü sürüyor.

Cavs Anketi

"Cleveland Cavaliers İlk İç Saha Mağlubiyetini Kimden Alır?" konulu basketbolseverle dönük anketimiz sona erdi. Katılımcıların %41'i NBA'in en iyi deplasman takımı olan Orlando'nun taa Mart ayına ayına kadar yenilmeyeceklerini düşündükleri Cavs'i deplasmanda yeneceğini düşünmekte. Eğer Cavs böylesine müthiş bir başarıya ulaşırsa NBA'in en önemli iç saha performanslarından birine imza atmış olacak. NBA'de bir sezonda en iyi iç saha performansına sahip takım şu an için 1985-1986 sezonundaki derecesiyle Celtics. Bird - Parrish - McHale'i o efsane kadro o sezon evinde sadece tek maç kaybetmiş ve 40-1'lik derece yapmıştı. Katılımcıların %25'i ise Lebron'u ancak Kobe alt eder diye düşünerek Lakers'ı tercih etmişler. Phoenix ve Detroit'e fazla şans verilmemiş. Gözüken o ki NBA'i takip edenler Cas'in iç saha başarısının Kobe de başaramazsa uzun süre devam edeceği görüşündeler. KAtılan herkese sonsuz teşekkürler...

Efsane Celtics Kadrosu, 1985-86 Şampiyonu

27 Ocak 2009 Salı

Ada'dan Transfer

En büyük gelişme kuşkusuz Arshavin'le ilgili. Ruslar Arsenal'in teklifini kabul ettik bundan sonrası Arshavin'e kalmış diye açıklama yapmışlar. Arsenal tarafı ise temkinli, henüz netleşen bir şey yok diye kaçamak cevaplar veriyorlar sorulara. Avrupa vitrini, EPL seyircisi, Arsenal ve Zenith için büyük kazanç Arshavin, kısacası kaybeden yok bu transferde.

Juventus, Chelsea'de hem taraftarın hem de hangi hoca takımın başında olursa olsun hiç birinin imtina etmediği, zaman zaman kanat oyuncusu zaman zaman golcü kisvesine bürünen Florent Malouda'yı sezon sonuna kadar kiralamak için Chelsea ile neredeyse anlaşmaya varmış durumda. Anlaşma kesinleşirse sezon sonu için satın alma opsiyonu olacağı ve Juventus'un Malouda'yı bonservisiyle birlikte Torino'da tutabileceği söylenmekte.

West Ham United Almanların devşirme harika çocuğu 19 yaşındaki Uganda asıllı Savio Nserenko'yu transfer etti. Transferin 9 milyon sterline patladığı söylenmekte. ozhano'nun Nserenko ile ilgili söyleyecek sözleri var, ilerleyen postlarda okursunuz.

Bolton Sporting Lisbon'un defansif orta saha oyuncusu - şu bizdeki müthiş tabiriyle önlibero- Veloso'yu transfer edebilmek için 12 milyonluk sterlin teklif etmiş. Şimdi Lisbon'un cevabı beklenmekte. Bu adama ne bulduklarını merak ediyorum açıkçası, beynelminel bir oyun tarzına ship, bence eşdeğeri kolay bulunabilecek bir adam. Bolton bu teklifi yaarken aynı zamanda Wolves'tan orta saha oyuncusu Mark Davies'i de kadrosuna katmış.

Portsmouth Savio'yu alan West Ham'dan Hayden Mullins'i ve Porto'dan Pele'yi alarak orta saha alternatiflerini çoğaltmış. Mullins alternatif olmaktan öteye geçemez de Pele de bir ışık var, oynatılırsa.

Bu transfer Ada'dan değil ama adam Adalı olduğu için üstünde durmak gerek. Milan Beckham'ı takımda tutmaya karar vermiş ve 4.5 milyon sterlinlik bonservisi ödemeyi göze almış. 33 yaşındaki artistik futbolcu için önemli bir para. Aşağılarda Beckham'ın basından gizli yaptığı Borgonovo ziyaretini anlatmıştık. Milan Inter'e kıyasla manevi yönü ve aidiyet duygusunun çok yüklü olduğu bir camia, Kaka olayında bunu gördük. Şahsi kanaatim o ziyaretin de Milan camiasında Beckham'ı sahiplenmeleri açısından bir katkısı olmuştur.

Redknapp Tayfayı Topluyor

Harry Redknapp şu anda Real Madrid'in başında olan Juande Ramos'tan aldığı enkazı adama çevirebilmek için çareyi eski tayfayı toparlamakta buldu. Önce zararına Defoe'yu adı Portsmouth'tan hem de tarihi kazıkla. Yetmedi dün Chimbonda'yı Sunderland'den tekrar White Hart Lane'e getirdi. Ne kadar kazık yiyeceksek yiyelim ligde kalalım mantğıyla hareket ediyor besbelli Redknapp ve şimdi sırada Robbie Keane var. Sezon başında Rafa Benitez çok büyük umutlarla getirmişti Keane'i Anfield Road'a, tam 20 milyon Sterlin saymıştı. Özellikle Tottenham'daki Keane Liverpool'un belki de aradığı adamdı. Yırtan, dağıtan, servis eden, bitiren Keane. Ama nedense o kadar parayı sayan Benitez ilk bir kaç maçtan sonra sanki Keane yokmuş gibi davranmaya başladı. Önce yedek kalmaya başladı, sonra kadroya girememeye. Artık sıradan maçlarda bile adı tahtada yazmıyor Keane'in. Benitez performansı düşük yoksa bir kinim yok diyor, Keane daha ne yapmalıyım çalışıyorum da çalışıyorum diyor. Bu tartışmadan Redknapp kendine pay biçiyor.Tottenham'da takım kaptanı, adı tahtaya ilk yazılan, takım etrafaına kurulan oyuncu iken Liverpool'da opsiyonlardan biri olmak kuşkusuz Keane'i yaralamış ve yüzüne de yansımıştır. Ancak bildiğimiz Keane her daim çalışır ve işini aksatmaz, performansın en yükseğini vermeye çalışır. Böylesi bir adamın Liverpool'un bugüne kadar oynamış olduğu 34 resmi maçın sadece 5'inde 90 dakikayı tamamlamış olması da soru işaretidir. Soru işareti ise şu cümlenin sonuna yakışır: Benitez'in çılgın rotasyon anlayışı kaç oyuncunun başını yaktı?

Bugün Tottenham Keane'in peşinde, Keane ise forma. Peki Keane'in peşinde olduğu formanın rengi şu 4 günde değişir mi acaba...

Yazık Sana!


Yorumsuz...

25 Ocak 2009 Pazar

Bir Nelson Rezaleti

Tam takım oyuncusu oldu, artık ön plana çıkmak için değil takımı için oynuyor derken 2 maçtır ayarı yine bozuldu Nelson'ın. Son periyotta 10 sayı yapmış olması ya da maçı 94-94'e getiren üçlüğü atmış olması hafifletmez bile takıma attığı kazığın etkisini. Tamam takım Boston mağlubiyetinden etkilenmiş, moraller bozuk, savunma yapmak ancak son periyotta akıllara gelmiş ama bu nedenlerin hiç biri Nelson'ı ve başına buyruk oyununu affettirmez. 94'ü getiren üçlükteki sut seçimi hatalıydı şansı yaver gitti ama son topta yaptığı asla ve asla affedilemez.

Van Gundy maçın başından sonuna kadar çok sinirliydi, sanırım ilk dakikadan itibaren olacakların farkındaydı. Bu haftanın oyuncusu ödülü gerçekten Nelson için hiç ama hiç iyi olmadı, tutturduğu istikrar ve oyun bir anda kocaman egosuna yem oldu gitti. 2 günlük ara ve Salı günü kendi sahasında çok yiyen Indiana ile oynanacak olması Magic için büyük bir toparlanma imkanı. Van Gundy yine elinden geleni yapıp 2 maç önceki Magic'i geri getirecektir.

Ha bu arada Wade'e inanılmaz saygı duyuyorum. Bu kadar hissettirmeden ve sakin bir yüz ifadesiyle böylesine muhteşem bir lider olmak nasıl bir meziyettir...