Sayfalar

19 Mart 2010 Cuma

Futboldan Zevk Almak için Kasımpaşa

Şimdi şu maç keyifli, eğlenceli, heyecanlı değildi, hiç zevk almadık diyen bir Allah kulu çıkar mı? Bence çıkmaz, ha çıkıyorsa o adam zaten futboldan keyif almıyordur, ben ona "Ne diye izliyorsun bu maçları kardeş, git Hanımın Çiftliği, Aşkı Memnu'ya falan takıl" derim direkman. Konuyu saptırmadan diyeceğimi diyeyim de içimde kalmasın, zaten bir kaç saate yola gideceğim, Eskişehir'de deplasman maçımız var Anadolu Üniversitesi ile. Diyorum ki bu Kasımpaşa nedir abicim ya! Gerçekten seyir zevki budur, futbolun meyvesi böyle üretilir, taraftar, seyirci böyle mest edilir. Saha içine baksan temaşaa saha dışına baksan temaşaa, çok keyiflisin Kasımpaşa! Rakibi önemli değil her hafta onların maçını izlemek istiyorum ben arkadaş! Mesela lig bittiğinde Kasımpaşa'nın maçları bitmesin istiyorum, hatta mümkünse haftada 2 maç yapsınlar talebindeyim. Rakibi hiç önemli değil bu takımın istediklerinde her şeyi mümkün kılabileceklerini, yapamasalar bile yapmaya çalışırken bundan zevk alacaklarını biliyorlar. İşte ben bu futboldan, bu kafa yapısından haz alıyorum. Sanki EPL'den sanki La Liga'dan maç izliyormuşçasına içim bir hoş oluyor. Kasımpaşa bana futbolu daha çok sevdiriyor, spora daha bir aşık ediyor. Kasımpaşa'yı seviyorum arkadaş!

5 yorum:

C3Moi dedi ki...

Yılmaz Vural'a Milli Takıma verseler nolurdu..?

Cenky dedi ki...

Çok eğlenceli olurdu orası kesin! Çok farklı bir deneyim, farklı bir heyecan yaşardık, herkes bilirdi ki hak eden alacak o formayı. Oğuz Çetin'in raporuna göre şekillenmeyecek Teknik Direktörün oyuncu havuzu. Çok eğlenirdik, keyif alırdık hem kadrodan, hem kenardaki Vural'dan!

C3Moi dedi ki...

O adama sırf son dakikalarda maç kaybetmeyelim diye vermediler. Yani bahaneleri buymuş :)

Cenky dedi ki...

2 maç kaybedersin 3 maç verirsin sonra öğrenirsin. Nooldu bugün verdiler mi, tam aksine aldılar. Adamın elindeki topçulara bak oynattığı oyuna bak. Bunlarla bunu yapan ve kaybetmemeyi öğretebilen adam Milli Takım'ı imansızım amuda kaldırıdı :)

Adsız dedi ki...

Yılma Vural'ın Antalyaspor'dayken oyuncularından biri onunla ilgili bir anısını anlatmıştı: Maçta benim kaptırdığım bir top sebebiyle gol yemiştik. 1-2 dakika sonra hoca beni oyundan çıkardı. Hocanın gazabından korktuğum için doğrudan soyunma odasına gitmeyi düşündüm. Ama bu sefer de ona tavır aldığımı düşünüp daha beter yapar diye korka korka yedek kulübesine gittim. Zaten saha çizgisinin kenarında gözlerinden alev çıkmış olarak beni bekliyordu. Saha dışına adımımı atar atmaz kolumdan çekti bana öyle bir yaklaştı ki sandım ki beni öpecek. Onun kafasıyla benim kafam arasında 2 parmak yer yoktu neredeyse. Başladı bağırarak birşeyler söylemeye. Ama ben ne dediğini anlamıyordum. Konuşurken ağzından çıkan sinir salyaları bütün yüzümü yıkamıştı. Ne var ki, tırstığım için konuşması bitene kadar yüzümü bile silemedim. Maç bitti, yanıma geldi, beni diğer arkadaşlardan uzaklaştırıp kenara çekti, aha dedim bu sefer kesin vuracak. Ama o, bir baba şefkatiyle bana kusura bakma ben senin ve takımın iyi olması için böyle oluyorum yapma be gözüm bir daha böyle hatalar dedi. Bana bunları yapan hocayı takımda en çok sevenlerden biri yine bendim. Çünkü ne zaman sıkıntım olsa gelir benimle muhabbet eder, gırgır yapar, aklımı futbola vermemi sağlardı. Yılmaz Vural çok iyi bir taktisyen ama onu diğerlerinden ayıran bir motivasyon ustası olması. Ama o yüksek motivasyon zaman zaman bize ters yansıyordu.
Şimdi bu haldeki Yılmaz Vural milli takımın başına gelse nasıl olurdu hayal bile edemiyorum. Onun kişiliğini bilen futbolcular için sıkıntı olmazdı da, Mevlüt, Hamit gibi oyuncular hata yaptıklarında Yılmaz Hoca onlara bağıramazsa, kesin kıyafetlerini yırtardı.