Sayfalar

8 Ağustos 2011 Pazartesi

TAFL Kullanma Kılavuzu

Ülkemizde 20 senedir oynanan Amerikan Futbolu, son 5 senedir resmi federasyona bağlı olarak 4 ayrı ligde devam ediyor. Türkiye Amerikan Futbolu Kulüpler  1. ve 2. Lig’leriyle beraber sadece o üniversitede okuyan öğrencilerin oynayabildiği Üniversiteler 1. ve 2. Ligi oynanıyor. Bu yazıda bu liglerin en prestijlisi olan Türkiye Amerikan Futbolu 1. Ligi’ne 2011-2012 senesinde katılacak takımları değerlendirecek ve tahminlerimizi yapacağız. Lige 8 takım katılacak ve ilk dört sıradaki takımlar çapraz eşleşmeyle yarı final ve final maçları oynayacaklar. Son 2 sırayı alacak takımlar ise 2. Lig den gelecek 2 takımla play-out maçları oynamak zorunda kalacaklar. Tahminlerimize ve değerlendirmelerimize başlayalım:
ANKARA CATS
2007-2008 sezonunda yarı finale çıkan takımdan beri her sene yeni bir yapılanmaya girmeye çalışan takımın özellikle geçen sezonu onlar adına tam bir kabustu. Tarihlerinin en kötü sonucu olan lig 8. liğini alan takım ancak play-out maçları sonunda ligde kalabildi.
Aslında ligin en iyi WR (top tutucu) ünitelerinden birine sahipler. Senelerdir bu takımın oyuncusu olan Murat Pazarbaş’ın yanında yeni yetiştirdikleri Göksel’i ve Başkent Knights takımından transfer ettikleri Yiğit’i monte ettiler ve kritik anlarda bu oyuncular üzerinden big play alabiliyorlar. Ancak ne yazık ki bunun dışında takımın hücumu oldukça durağan gözüküyor, belki kritik mevkilerdeki genç oyuncuların seneye daha fazla tecrübe kazanması ve koç Eren Demir’in eski bir oyun kurucu olarak yeni fikirleri hücuma derinlik katabilir. Savunmada ise ligin kendi mevkisindeki en iyi oyuncularından biri Ertan Gülsüm liderliğinde sert linebackerlar Uğur, Orçun ve Burak line arkasında güven veriyor ancak burada da agresif line oyuncuları yok.
Yeni sezonda eğer aynı kadroyu korur ve özellikle oyun kurucu ve defans line mevkilerinde yeni oyuncular çıkarabilirlerse daha üst sıraları zorlayabilirler.
BOĞAZİÇİ SULTANS
Geçen sene finalde Gazi Warriors’a tüm ülkenin nefeslerini kesen 6 uzatmaya giden bir maçtan sonra kaybedip ligin en başarılı 2. takımı olmuşlardı ki normal sezonu namağlup lider kapatarak play-off lara 1. sıradan girmişlerdi.
Ligdeki çoğu takımın çok farklı oyunlar denemeyi başarıya giden en kestirme yol sandığı ortamda Boğaziçi senelerdir (bu ülkenin en eski takımı olma ünvanına sahiplerdir) kendi bildikleri yoldan şaşmamıştır. Çok farklı oyunlar denemek farklı dizilişlerle uğraşmak yerine daha önce başarısı kanıtlanmış oyunları en mükemmel şekilde oynamaya ve nüanslar üzerinden maç kazanmaya çalışmışlardır. Düzgün işleyen bir yönetim, coaching, antrenman sistemi olan takımın saha içinde de gözle görülür bir eksisi yoktur. Ancak farklı oyunlar denemeyi sevmedikleri ve çalışmadıkları için özellikle kritik yardlar almaları gereken yerlerde kolay tahmin edilebilir olmaları başlarını ağrıtmıştır.
Yeni sezonda özellikle bu sene yıldızı parlayan returner ve WR Yiğit Güldoğan ve bu senenin MIP ödülünü alması gereken ilk isim olan oyun kurucu Abdülgani “Gani” Atalay –  Yavuz “Joe” Sünör(WR) önderliğinde yine hücumda keyif vermeyi garanti ediyorlar. Savunmada ise geçen seneki gibi istikrarlı olurlarsa yine üst sıralardaki yerlerini alacaklardır.
EMU CROWS
Liglerin yıllardır en renkli takımı olan Kıbrıs temsilcisi geçen sene çıktığı 1. Lig’de ilk senesinde yarı final oynamayı başarmıştı.
Amerikan Futbolu’nu mutlaka bir sisteme bağlı olarak oynamayı kendine düstur edinmiş takım bu bağlamda ligimizde oldukça popüler olan Spread-Option sistemini liglere tanıtan ve bu sistemi getiren Amerikalı koç Hayden Flowers takımdan ayrılsa da onun yetiştirdiği veteran oyuncuların koçluğunda aynı sistemi oynamaya çalışan bir ekiptir. Kadrosunda Nijerya, Fas, Arnavut, Amerika kökenli çok yabancı oyuncu bulunduran ekip geçen sene hücumda tutuk bir görüntü çizdi. Aslında bu sene de dahil olmak üzere her sene oyun kurucu(Ceyhun Alkılıçgil), koşucu(Caz Ebay) , pas tutucu(Hüseyin Cengiz) gibi mevkilerde yetenekli oyuncuları barındıran kulübün OL (hücum çizgi) oyuncuları yeterince sisteme uyum sağlayamadıkları için hücum sıkıntısı yaşıyorlar. Savunmada ise aynı mevki DL(defans çizgisi) oyuncuları size olarak gerçekten çok ufaklar bu onları orta koşularda oldukça çaresiz kılıyor. Kıbrıs’ta okuyup mezun olan çoğu oyuncunun İstanbul veya Ankara’da yaşayıp takımdan uzak kalması ve kadronun çabuk dağılabilmesi bu konudaki seçim havuzunun darlaşmasındaki en büyük etken gibi duruyor.
Bu sene, geçen sene yaptıkları bireysel hataları yapmaz ve oyuncu seçimi konusunda biraz daha şanslı olurlarsa bu sezon başardıklarının tesadüf olmadıklarını gösterip bir adım ileriye gidebilirler.
GAZİ WARRİORS
Son 5 senedir Türkiye’de en çok final oynayan ekip olma özelliğini taşıyan takım, finallerde kaybetme şanssızlığını bu seneki efsanevi maçtan sonra kırıp ligi şampiyon olarak kapatmıştır.
2009-2010 senesinde İstanbul Cavaliers’a karşı finalde kaybettikleri zaman finalin en değerli oyuncusu seçilen ve bu ülkedeki hatta Balkan’lardaki en iyi oyun kurucu olan Burak Şenyuva’yı transfer ederek Burak’ın alışık olduğu Spread-Option sisteminde oynamaya başlayarak, 10 senedir oynadıkları Double-Wing sisteminden vazgeçtikleri ilk sezonda şampiyon olmaları bu seneki başarının büyüklüğünü daha kolay anlatacaktır. Hücumda Yiğithan”Saldo” Erdoğan(C) , Oğuzhan “Baca” Kılınç(RB) , Ali Artuk Şedele(RB-WR) gibi ligin en kaliteli oyuncularına sahip ekip gelecek sene hücumda daha başarılı olabilir. Takımın defansı çok sistemli oyunlara dayanmıyor. Ancak bireysel olarak gerçekten her mevkide ligin en iyi oyuncularına sahip olması ve agresif oynamayı sevmesi takımın savunma başarısının temelini oluşturuyor. Pas savunması konusunda 2-3 sene öncesine kadar başarısız olarak addedilen takım, aynı zamanda Amerikan vatandaşı olan ve bu spora lise çağlarında Amerika’da başlamış olan bu seneki final MVP si Mert Köse ‘ nin takıma alışması ve bu mevkideki oyunculara liderlik etmesiyle ligin en çok interception(pas arası) yapan takımı olarak bu konuda da büyük bir gelişme gösterdi. Takımın başarısında en büyük pay sahiplerinden biri olan ligin en genç koçu(aynı zamanda aktif olarak oynuyor hala) Cevat Yelkesen’in de artık bu işi tamamen özümsemiş olması takımın en büyük artısı olarak görünüyor.
Bu seneye ligdeki ezeli rakibinin(Red Deers) en iyi oyuncusu Birkan Meracı’yı(RB) alarak başlayacak olan Gazi Warriors takımdan ayrılan birkaç önemli oyuncusunun yerini doldurabilirse yine bu senede şampiyonluğun en büyük adayı olacaktır. Lise ve altyapı çalışmalarına verdiği önemi bu senede daha da arttıracak olan ekip bu mevkilerde genç oyunculara güvenecektir.
HACETTEPE RED DEERS
2000’li yılların başında bu sporda hanedanlık kuran Red Deers son yıllarda bu başarılarını yakalamakta güçlük çekiyor. Geçen sene de yarı finalde ezeli rakip Gazi Warriors’a kaybedip ligi noktalamışlardı.
Yıllardır koşu hücumunun en iyi örneklerini sergileyen Hacettepe özellikle “motion”lu koşu oyunlarını bu sene çok kullanmaya başlamıştı artı bunun üstüne bunları da bir de “screen” paslarla destekleme konusunda başarılı oldular. Burada en önemli eksi ise 2-3 senedir kabuk değiştirmeye başlayan line oyuncularının eski efsanevi pas korumalarını veya koşu bloklarını gösterememesi oldu. Savunmada ise ligdeki en agresif çizgi oyuncularına sahipler. Özellikle Mert Atak gibi bir patlayıcı kuvvetin yanı sıra yeni kuşak “Defensive End” leri de çok başarılı görünüyor ki arka alandaki oyuncuları da yine standart üstü “coverage” yapabiliyor.
Saha içinde her zaman yetenekli oyuncuları bünyesinde barındıran ve gerçekten kazanma kültürü yerleşmiş bir takım olan Red Deers’da problemler daha çok yönetim bazında ve saha dışında gibi görünüyor. Bu sorunları kendi içlerinde çözmedeki başarıları seneye ligde alacakları konumu da direk olarak etkileyecektir diye düşünüyorum.
İSTANBUL CAVALIERS
Eski spor bakanlarımızdan Mehmet Ali Yılmaz’ın oğlu Soner Yılmaz’ın desteklediği takım ligin en kuvvetli organizasyonlarından biriydi aslında şampiyon olduğu 2009-2010 sezonunun ardından. Ancak geçen sezonu aşağıda değineceğimiz sebepler yüzünden play-off yapamadan 5. sırada kapattılar.
Sezona Burak Şenyuva(QB) başta olmak üzere birçok oyuncusunu kaybederek başlayan takım bunu Sırbistan’dan ve Amerika’dan ligimiz için çok üst düzeyde olan 2 yabancı oyuncu transfer ederek kapatmaya çalıştı. Aynı zamanda takımı şampiyon yapan koç Hayden Flowers’ın yerine yine başka bir Amerikalı John Douglas Harper’ı getirerek lige başladılar. Ancak tamamen saha dışındaki yönetimsel çekişmeler, takımdaki yabancı oyuncuların farklı profesyonellik anlayışları ve takımın içindeki oyuncuların birbirleriyle liderlik yarışmaları yüzünden saha içinde kendi aralarında kavga etmeye kadar gittiler. Bu yüzden takımın saha içi performansını değerlendirmek biraz yersiz olacaktır.
Her ne olursa olsun takımda hala Hızır Kutalp Arı(C) , Onat Yıldız(WR) , Emre Kalem (DT) , Güçhan Özbilgin(QB-FS) gibi iyi oyuncular var. Kendine ait bir de B takımı olan bu organizasyon seneye mutlaka bundan daha iyi bir yerde olacaktır, yeter ki oyuncular sadece oynadıkları oyuna konsantre olsunlar.
ITU HORNETS
Geçen sene alınan bir kararla takımdaki veteran oyuncuların hepsi gönderilip tamamen genç oyuncularla yola devam eden eski ITU TIGERS, yeni ismiyle liglerde olduğu ilk sezonda ligi 6. sırada bitirmiştir. Bu arada takımın İTÜ’nün Maslak kampüsünde bulunan belki de ligdeki en modern sahaya sahip olduğunu söyleyelim.
5 top tutuculu sistemler gibi cesur hücum sistemleri oynamaya alışkın koç Emrah Asılyazıcı bu sene Serhat Erişgin (RB) ve Muzaffer Akay(WR) gibi genç oyuncuların liderlik yapmasına izin vererek elindeki dar kadrodan hücum anlamında maksimumunu almış gibi görünüyor. Ligde belki Gazi Warriors dışındaki tüm takımların sıkıntı çektikleri Ofansif Line bölgesinde belli bir size eksikliği Hornets’ta göze çarpan en önemli sıkıntı. Defans konusunda genelde düzgün fundamental çalıştıkları belli olan “Secondary”ler takımın arka alanını koruyor. Ancak yine ön taraftaki line ve linebacker lardaki eksikler göze çarpıyor. Savunma sistemleri de bol blitzli riskli sistemler yerine daha oyun okuyup swarm etmeye dayalı. Özellikle savunmanın ileriki senelerde daha çok iş yapacağı aşikar.
2011-2012 sezonu için play-off yapmalarını beklemiyorum. Ancak kuvvetli yönetim ve takım organizasyonları devam ettiği sürece gelişim göstermeye devam edeceklerdir.
ODTU FALCONS
Ligin en köklü takımlarından biri olan Falcons da aynı Ankara Cats gibi belki de tarihinin en kötü sezonunu geçirip ligi 7. bitirmiş ve ancak play-out maçları sonrasında ligde kalabilmiştir.
Benim kişisel olarak en beğendiğim oyun kurucularından biri olan Öner Erge(QB) ve Ömer Uygun(WR) gibi ligin tek başına hücum sürükleyen nadir oyuncularından birine sahip olan bir hücumları var. Line oyuncuları da ligin en fizikli ve tecrübeleri olmasına rağmen takımın gözle görülür bir hücum sıkıntısı var. Bunun en büyük nedeni Ali Osman ve Sezer gibi 2 iyi koşucudan sonra yıllardır istikrarlı bir RB yetiştirememeleri olabilir. Yani line gap açma konusunda başarılı bile olsa koşacak biri olmadıktan sonra o gap bir işe yaramıyor. Defans konusunda da tamamen hız üzerine kurulu bir defansa sahip takım gerçekten ligin en başarılı defans ünitelerinden birine sahip. Özellikle dış koşular ve paslarda çok başarılı maçlar çıkarırken orta koşuları kapamakta bazen yetersiz kalabiliyorlar. Open-field tackling de çok başarılı secondaryleri defansı bazen bir gösteriye dönüştürebiliyor. Ancak bu kadar artıya rağmen özel takımlardaki gözle görülür eksileri ve bazen hücumlarının çok durağanlaşması nedeniyle bu sene son dakikalarda çok maç kaybettiler.
Her sene ben sezon başında tahmin yaparken ODTU’yü çok üst sıralara koyarım ancak geçen sene beni yanılttılar. Bu sene içinde yarı-final yapacak takımlar içine yine koyacağım. Eğer kişisel hataları azaltıp, iyi bir de RB ünitesi kurabilirlerse beklenen başarıları yakalayabilirler.

Nabi İlter Havuçgil

Daha önceki gönderilerde bahsettiğim üzere bu yazı Gazi Üniversitesi oyuncularından kadromuza kattığımız Sevgili İlter tarafından yazılmış bir yazıdır. Bundan sonra da İlter'in yazıları blogumuzda olacak. İlter'in diğer arkadaşları ile açtığı ve yazılarını paylaştığı blogunun ismi ise Websportblog. Yazın serüveninde kendisine başarılar diliyoruz.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok teşekkürler hocam...Saygılar

Esinti dedi ki...

selamlar

Faydalı bir paylaşım olmuş, teşekkürler...

nebuchadnezzar dedi ki...

99 de hacettepe de okumaya başladığım yurdun penceresinden toprak bir sahada amerikan futbolu direklerini görünce şaşrımış ve sahanın yanına gitmiştim. Pazarın sabah 9 da sahada benim iki katı olan 60 70 kişi hırsla istekle bir onuru üstlerinde taşıyarak o oval topun peşinde koşuşturuyorlardı. Odamda yaşıyan bir dostumun benim gazım ile o takıma girmasi ile sırtında 3 kişi taşıyan paco 4 kişinin çarpıp yeri düştüğü junior 5 kişiyi durduran Boğaç boyu 1.60 olan serhan ile daha birçok kişi ile tanışmam ile Hacettepe RedDeers (Reddeer) D: ruhu ile tanışmam çok kolay oldu. Saha da olmasam da geyik üzerine kurulu dostlukların kendilerini acayip gaza getirerek özellikle kasksız olarak başladıkları sporu kasklı şekilde namağlup olarak sürdürüyorlardı. Sanırsam O RUH çok uzaklara gitmiş... Umarım tekara o ruhu geri kazanırlar... Şu laf bence çok büyük bir laf :D " ne varsa eskilerde var"...

Adsız dedi ki...

Bu konuyla ilgili çok da fazla yorum yapmak istemiyorum ancak o ruh o takımda hala var ama belki kuşak değişikliğinin getirdiği sorunlar belki de farklı tartışmalar benim yorumlarımı şekillendirdi...

Ancak her ne olursa olsun hala Red Deers'in kazanma alışkanlığı olan ve her sene iddialı olan bir takım olduğu aşikar...

Nabi İlter Havuçgil