Sayfalar

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Ray Allen Miami'de!

Sonunda Allen Celtics'ten ayrıldı. O artık King James'in generallerinden biri. Söylenenlere göre 2 yıl ve 6 milyon civarında bir kontrat karşılığı Miami'ye geçiş yapan Allen'ın Rondo ile takım içinde ciddi problemleri vardı ve o da 2. bir yüzük ihtimalinin yanında huzuru seçti. Miami gelecek sezon için yeniden en kuvvetli aday durumunda şampiyonlukta. Nets veya Lakers'tan bir Howard takası gelmezse yine ortalık fena ısınacak.

Bu arada uzun forvet arayanlar için Sixers'ın yaklaşık 18 milyonluk kontratı olan Brand'i amnesty clause'u kullanarak serbest bıraktığını hatırlatalım.

6 Temmuz 2012 Cuma

Jason Kidd New York'ta!

Nash'i ve Lin'i kaçıran Knicks yıllanmış başka bir şarabı ikna etti ve Jason Kidd'i 2 senelik kontrata ikna etti. Kidd'in ne kadar alacağı tam belli olmamakla beraber sanırım mid-level civarında olacak.

Bu arada Jamal Crawford Clippers'a evet diyip 4 sene ve 25 milyonluk bir kontratta anlaştı.

Basketbola geri dönen Brandon Roy Portland'ın sınırlı serbest oyuncusu Batum ile birlikte Minnesota'ya evet dedi.

Aradığı oyun kurucuyu bir türlü bulamayan Raptors ise Forbes ve gelecek senelerden bir draft hakkı ile Rockets'tan Lowry'i kadrosuna kattı.

Gelişmeler oldukça paylaşırız...

5 Temmuz 2012 Perşembe

Ersan İlyasova Brooklyn Nets'e mi Gidiyor?

Uzun süredir Howard'ın peşinde olan Nets bir B planı yapmak zorundaydı ve bunu hazırlamış görünüyor. Nets eğer Howard'ı alamazsa Brook Lopez ile tekrar anlaşıp Bucks ile kontratı biten Ersan İlyasova'yı takıma getirmek istiyor. Ersan'a Bucks'ın önerdiği 5 yıl ve 40 milyonluk kontrat teklifine henüz Ersan'dan bir kabul cevabı gelmedi. Hafta içinde Cleveland Cavs'i de ziyaret eden Ersan Nets Howard'ı alamazsa, ki öyle gözüküyor, en kötü şartlarda bir sign-and-trade ile Brooklyn yolunu tutabilir. Ersan'ın Nets'e gitmesi durumunda tahminen Williams-Johnson-Wallace-İlyasova-Lopez şeklinde bir 5 görebiliriz Nets cephesinde. Tabi Teletovic'i de unutmamak gerek.

Diğer taraftan takımların oyuncu avları devam ediyor:

Dragic Suns ile 4 yıl ve 34 milyonluk bir kontratta anlaştı.

Jeremy Lin Houston'dan gelen 4 yıl ve 30 milyonluk kontratı imzalayıp imzalamayacağını düşünmekte. NY Lin'in kabul etmesi durumunda bu kontratı karşılayabilme hakkına sahip.

Eric Gordon Suns ile 4 yıl ve 58 milyonluk bir kontrat imzaladı. Gordon Hornets'ta oynamak istemiyorum dese de Hornets'ın teklifi karşılayacağı konuşuluyor.

Micheal Beasley 3 yıl ve 18 milyonluk kontratta anlaştı. T-Wolves Beasley'i serbest bırakmıştı.

Spencer Hawes Sixers ile 2 yıl ve 13 milyona anlaştı.

Jason Terry Celtics ile 3 yıl ve 16 nilyon civarına anlaşmak üzere.

Earl Clark oyuncu opsiyonunu kullanıp Orlando Magic'te kaldı.

Steve Nash Los Angeles Lakers'ta!

Sonunda bir yüzük ihtimali var artık Steve Nash'in. Kanadalı ünlü ve hatta efsane oyun kurucu Steve Nash artık Kobe Bryant'ın takım arkadaşı. Bu takasta Seteve Nash Phoenix Suns ile önce 3 yıl ve 27 milyonluk tamamı garanti bir kontrat imzaladı ve hemen ardından çeşitli draft hakları, Lakers'ın trade exceptionı (takaslarda kullanılabilecek ek bütçe) ve 3 milyon $ nakit para karşılığında Lakers'a takas edildi. Nash Toronto'dan aldığı 36 milyonluk teklifi şampiyonluk ümidiyle reddetmiş oldu böylece. New York ve Dallas da Nash ile ciddi olarak ilgileniyor ancak 15-20 milyon arası teklifler yapabiliyorlardı.

Bu takasta Phoenix Suns Nash'i verirken şunları almış oldu:

3 milyon $
Lakers 2013 ilk tur draft hakkı
Lakers 2014 ikinci tur draft hakkı
Lakers 2015 ilk tur draft hakkı
Lakers 2016 ikinci tur draft hakkı
Yaklaşık 3 milyon $ trade exception

Dün Deron Williams'ın Nets'te 98 milyon ve 5 yıl karşılığında kaldığını yazmadık, keza önceden belliydi ve bundan bahsetmiştik. Şimdi her şeye karşın Howard'ı almayı tekrar deniyorlar ama ben ihtimal görmüyorum kendi adıma, olursa sürpriz olur. Nash takası ile Lakers gelecek sene için tekrar potada diyebiliriz. Nets ve Lakers'ın tekrar kuvvetlenmiş olması her iki yaka için de, basketbol kalitesi için de iyi haber.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Trabzonspor 2012-2013 Forma Numaraları

Aşağıda resmi sitede açıklanan tam liste (formalara yazılacak şekilleri de dahil) mevcut ve Burak Yılmaz'ın adı yok. Bu durumda sanırım Burak gitti diyebiliriz. Trabzon'a hayırlı uğurlu olsun.

Onur Kıvrak: 1 onur
Marek Cech: 5 cech
Souleman Bamba: 6 bamba
Robert Vittek: 7 vittek
Barış Özbek: 8 barış
Emre Güral: 9 emre
Adrian Mierzejewski: 10 adrian
Yasin Öztekin: 11 yasin
Paulo Henrique: 12 henrique
Soner Aydoğdu: 14 soner
Didier Zokora: 15 zokora
Aykut Akgün: 18 aykut
Gustavo Colman: 20 colman
Halil Altıntop: 21 altıntop
Mustafa Yumlu: 22 mustafa
Giray Kaçar: 23 giray
Alanzinho: 25 alanzinho
Marek Sapara: 27 sapara
Ondrej Celustka: 28 celustka
Tolga Zengin: 29 tolga
Serkan Balcı: 30 serkan
Ferhat Öztorun: 63 ferhat
Volkan Şen: 80 volkan şen
Zeki Ayvaz: 89 zeki
Zeki Yavru: 91 zeki
Olcan Adın: 92 olcan adın

3 Temmuz 2012 Salı

Howard'a Nets Yolu Tıkandı! Joe Johnson Nets'e Takas Oldu

Evet sonunda Dwight Howard efendi avucunu yalayacak konuma geldi sevgili okurlar. Çünkü Brooklyn Nets Anthony Morrow, Jordan Farmar, Deshawn Stevenson, Jordan Williams, Johan Petro, 2013 yılı ilk turu ilk 14 sıra korumalı bir paket karşılığında atlanta Hawks'tan Joe Johnson'ı kadrosuna kattı. Deshawn Stevenson serbest oyuncu olduğu için Nets'le tekrar bir kontrat imzalayıp pakete o şekilde dahil oldu, bu Stevenson için bir nevi piyango sayılabilir.

Dolayısıyla 90 milyonluk Johnson'ı getiren, Gearld Wallace ile 40 milyonluk bir kontrat imzalayan, Brook Lopez'le muhtemelen 50 milyonluk bir kontrat tazeleyecek olan ötesinde Johson'ın gelmesiyle büyük ihtimalle Deron Williams'ın takımda kalacağına dair söz alan ve en az 80-90 milyonluk bir kontrat yapacak olan Nets otomatik olarak Howard senaryolarından çıkmış oluyor. Bakalım Howard şimdi ne nağmeler yakacak, D-Will de onu satmışken...

Atlanta sadece Johson'ı değil, aynı zamanda Marvin Williams'ı da gönderdi. Utah Jazz ile yapılan takasta Devin Harris'e karşılık M-Will Utah yolunu tuttu. Devin Harris'in kontratı 8.5 milyon ve 1 senelik. M-Will ise 2 sene ve yaklaşık 16 milyonluk bir kontrata sahipti. Yani gelecek sezon için artık Atlanta da Howard'ın potansiyel olarak imza atabileceği bir bütçeye sahip oldu. Howard Atlanta doğumlu ve liseye kadar da orada eğitim hayatını sürdürmüş bir isim. Bu kozu kullanmak isteyen Atlanta'nın adı önümüzdeki günlerde sık sık takas haberlerinde geçecektir. Keza Atlanta Al Horford gibi Magic'in almak isteyeceği genç bir uzuna da sahip. Horford ile ilgili tek kafa karıştıran konu son dönemde geçirdiği sakatlıklar. Yine de Howard'ı bedavaya kaybetmekten çok çok iyidir onun gelmesi.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Howard Takası, Ömer Aşık Transferi, Garnett ve Diğerleri

Dwigth Howard efendi "Listemde tek bir takım var, eğer o takıma gidemeyeceksem son sezonumu Orlando'da oynayıp serbest oyuncu olduğumda yolumu kendim çizeceğim, takas edilmek istiyorum." demiş. Cuma günü Howard'la bu konuları görüşen yeni GM Hennigan da sadece son 3 kelimeyi anlamış olacak ki hemen Lakers ve Rockets ile görüşmelere başlamış. Gözüken o ki Hennigan'ın gözü kara ve pek kimseye pabuç bırakmayacak. Dolayısıyla Howard'ın istediği tek takım dışında başka yerlere de takas olma olasılığı çok yüksek. Keza NBA'de oyuncular bir nevi "mal" ve her birinin ticareti yapılabiliyor. O nedenle "ben de insanım" diyen Howard Orlando'dan gitmeyi zaten hak etti.

Milli pivotumuz Ömer Aşık bir kaç gündür Houston ile görüşüyordu. Houston Ömer'e 3 senelik ve 25 milyonluk bir kontrat önerisinde bulundu. Chicago'nun Ömer sınırlı serbest oyuncu olduğu ve sezon sonu kendisine "eşdeğer teklif" yani "qualifying offer" yapmış olması nedeniyle bu kontratı karşılayıp onu takımda tutma imkanı var. Draftte Bulls tercihini kadrodaki bolluğa rağmen oyun kurucudan yana kullanmıştı.

Kevin Garnett Celtics ile 3 sene ve 34 milyonluk bir kontrat uzatmaya imza atarak belki de kariyerini Boston'da sonlandıracağının sinyalini vermiş oldu. Garnett'in kontratının son senesi tıpkı Pierce'ın gibi garanti değil. dolayısıyla kurt Danny Ainge 2 sezon sonra yeniden yapılanmanın temellerini atmak isterse bir kalemde hem KG hem de PP'den kurtulabilecek.

Celtics ayrıca sanırım Ray Allen'ın ayrılma ihtimaline karşılık Dallas'tan Jason Terry ile görüşmelere başlamış.

Serbest oyuncu Deron Williams ise bugün Nets ve Dallas'la kontrat görüşmeleri yapacak. Nereyle anlaşırsa anlaşsın hemen akabinde imza atacağı takımın Howard takası için teklif hazırlayacağı sanırım bir ütopya değil.

Nets'in bir diğer serbest oyuncusu Gerald Wallace ise Nets'le yeniden anlaşarak takımda kaldı. Bu D-Will'i takımda tutmak için bir avntaj yaratmak anlamına gelebilir. Kontrat 4 sene ve 40 milyon değerinde.

38 yaşındaki Steve Nash ise sanırım dün sabah Toronto'dan gelen 3 sene ve 36 milyon değerindeki kontrat teklifiyle sarsılmıştır. Adam zaten Kanadalı ve Kanada Basketbolunun idari anlamda yönetimindeki en yukarıdaki adamlardan biri. Ben onun yerinde olsam balıklama atlardım bu teklife.

Joe Johnson da Nets'in radarındaymış. D-Will olsa da olmasa da Brooklyn'e taşınabilir 31 yaşındaki All-Star gard. Ayrıca Luis Scola ve O.J. Mayo'nun da adı Nets ile anılıyor.

Öte yandan Roy Hibbert Pacers'la 4 sene ve 58 milyonluk kontrat üzerinde anlaşarak takımda kaldı. Bu Hibbert'ın alabileceği maksimum kontrattı.

Nuggets ise Andre Miller'ı bırakmadı ve 3 sene-9 milyonluk bir kontrat ile 36'lık ismi takımda tuttu.

Sixers geçen sene takıma önemli katkı veren çaylak Lavoy Allen ile 2 sene ve 6 milyona tekrar anlaştı.

Hornets Wizards'tan takasla aldığı Rashard Lewis'in kontartındaki son seneyi satınalma opsiyonunu kullandı ve 13,7 milyona Lewis'i takımdan gönderdi. İster misin Lewis Magic'e dönsün?

11 Temmuz imzaların atılmaya başlanacağı gün, o güne kadar bir çok dedikodu ve haber gelecek kulaklara. Umarım biri Howard'ın, yerine Magic'e bir şeyler kazandırarak gittiği haberi olur.

29 Haziran 2012 Cuma

NBA Draft 2012 Sonuçları

Açıkçası Furkan Aldemir'in seçilmesini ama 30-40 arası gitmesini bekliyordum, 53. sıradan LA Clippers tarafından seçildi. İzzet Türkyılmaz için umut ışığı var diye düşünüyordum, şaşırtıcı şekilde Furkan'dan önce 50. sıradan Nuggets tarafından seçildi. İlkan Karaman ise tam anlamıyla ülkemiz ve sanırım kendisi adına sürpriz oldu ve 57. sırada Nets tarafından seçildi. Her üçü için de çok olumlu yorumlar var. Dediğim gibi Furkan zaten bir çok takımın takibindeydi ama NBA scoting sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu İzzet ile İlkan'ın seçilmesi sanırım ispatlıyor. Üçü içinde en büyük gelişmeye ihtiyaç duyulan noktanın kas yapıları ve kuvvet eksikliği olduğu yorumları yapılmakta. Umarım bu sene olmasa da eninde sonunda üçü de NBA'de oynama şansını yakalarlar.

Öte yandan Magic ise draft gecesi hiç bir takasa girişmeyip 19 ve 49. sıralardan normal seçim haklarını kullanmayı tercih etti. 19. sırada 2,04 boyundaki Uzun forvet Andrew Nicholson'ı seçti Magic. St.Bonaventure mezunu Nicholson, okul tarihinin en skorer, en blokçu, en isabetli şut kullanan oyuncular sıralamasında 2. sırada bulunuyor. Nicholson hücumda her alanda katkı alınabilecek, orta mesafe şutuna sahip, iyi bir blokçu. Zaman zaman üçlük kullanırken de görebilriz onu.

49. sıradan seçilen isim ise 2,07 boyundaki biraz topluca pivot Klyle O'Quinn oldu. Norfolk mezunu pivot Howard'ın eğlenceli karakterine sahip, takım arkadaşları tarafından çok sevilen, rakip koçların bile fazlasıyla takdir ettiği bir isim. Bir 10-12 kilo verirse daha atletik bir yapıya bürüneceği kesin olmakla beraber boyu bir 5-6 santim daha uzun olsa bu sıralara kalmayacağı düşünülen bir isim O'Quinn.

Her iki draft seçimi de Hennigan'ın pota altına derinlik katma düşüncesinde olduğunu gösteriyor. Bu da demek oluyor ki Howard ile gelecek hafta yapacağı görüşmeden sonra Hennigan takas konusunu hayata geçirebilir.

Draft'te ilk 3 sıradan Davis, Kidd-Gilchrist ve Beal'ın seçilmesi sürpriz olmadı. Üçü de son derece potansiyelli ve yıldız kumaşına sahip isimler. Özellikle Davis'in Hornets'ta ilk 5'e hemen yerleşeceğini, Beal'ın da Wizards'ta Arenas'ın parlak dönemlerine benzer bir performans sergileyeceğini düşünüyorum. Bu draft tekrar bize şunu göstermiş oldu ki NBA'e artık Amerika'dan uzun ve potansiyelli pivot yetişmiyor. Ne en üst sıradan giden pivot Leonard ne de sonrasında seçilen Melo ve Ezeli tek başlarına bir takımın yıldızı olacak isimler değiller. Bu nedenle önümüzdeki senelerde daha bir çok uzun kollu genç Avrupalı pivot NBA'e draft edilecektir.

26 Haziran 2012 Salı

Dwight Howard Takası Draft Gecesi Gelebilir

Howard'ın geçen sezon Orlando'ya çıkardığı sorunlar ve sonunda kaybedilen sezon bir çok kişinin kellesine mal oldu. Yeni GM Hennigan ise kararlı ve sert adımlarla giriş yaptı. Önce Yardımcı GM Twardzik ve 6 tane oyuncu ajanını (scout) kovdu hemen ardından Pistons'ın Yardımcı GM'i Perry'i Pistons'takinden daha geniş yetkilerle göreve getirdi. Gözüken o ki Koç mevzusundan daha ziyade Hennigan'ın hedefi draft gecesi bir şeyler yapabilmek. Ligde 12 senelik tecrübe sahibi Perry ile sanırım Howard'ı üst sıralardan draft hakları ve bir kaç kalbur üstü oyuncu karşılığında elden çıkarmaya hazırlanıyor Hennigan. Şu an için zaten Houston Howard'a talip durumda. Lowry ve Martin'i ellerinden çıkarıp yukarlardan draft hakkı alıp Howard takasında kullanmak istiyorlar. Önümüzdeki bir kaç gün heyecanlı, bol adrenalin ve dedikodulu geçecek anlaşılan.

Bu arada Washington Lewis'i Okafor ve Ariza karşılığında Hornets'a göndererek önemli bir hamle yapmış oldu. Hornets Washington'ın 46. sıra draft hakkını da aldı bu takasta. Okafor ve Ariza'nın 2şer senelik kontratları mevcutken, Lewis kontrtının son senesinde bu sezon itibariyle NBA'in en çok kazanan 2. ismi durumunda. Hornets'ın Lewis'in kontratını satın alması ya da almasa bile sezon sonu boşalan bütçeyi büyük bir isme imza attırmak için kullanması bekleniyor.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Tekmeye Kafa Koymak

İngilizler bu adamı işte bu yüzden çok seviyorlar...

24 Haziran 2012 Pazar

Benim için Artık GS Basket Yok!

Bu adam GS Basket'in antrenörü olduğu sürece ne televizyonda ne de salonda asla GS maçı izlemeyeceğim. Ünal Aysal'ın Bülent Tulun'la birlikte yaptığı 2. büyük hatadır. Karakter apayrı bir şeydir. Hem Oktay Mahmuti'ye hem de Erman Kunter'e ciddi şekilde ayıp edilmiştir. Umarım her ikisi de yeni takımlarında çok başarılı olurlar."Yazık" edilebilecek tek kelimedir...

23 Haziran 2012 Cumartesi

Löw

Bizim Football Manager'da saatler harcayıp yeniden yapılanma, takımı gençleştirme, bunları yaparken de başarı kazanmaya devam etme çabalarıyla zar zor gerçekleştirdiğimiz işleri bu adam gerçek hayatta hem de bir Milli Takımla beceriyor. Daha evvel defalarca kez yazdım inanılmaz saygı duyuyor ve hocalığına imreniyorum diye, bu adam gerçekten muhteşem bir hoca. İleri üçlüsünü tek hamlede değiştirip bir çeyrek final maçına 3 değişik isimle çıkabilmesi, takımın yaş ortalamasını genel anlamda çok düşürmüş olması ama takım içindeki örnek profesyonelleri de koruması Löw'ü benim için Kaf Dağı'na tırmandırıyor.

Yunanistan maçı için söylenecek çok şey yok, yarı finalde daha fazla överiz kendisini. Başarıya aç ve her başarıda daha büyüğünü arzulayan adam Löw'ü şu aşağıdaki kötü huylarına rağmen çok beğeniyorum. (videoyu ilk papaboupadiop blogta gördüm.)

Orlando Magic Yeniden Yapılanıyor

Howard rezilliğiyle son bulan sezon sonunda koç Stan Van Gundy ve GM Otis Smith kovulmuştu. Yeni CEO Alex Martins köklü bir değişiklik peşindeydi ve radikal bir kararla Magic'i 30 yaşında gencecik bir adama Rob Hennigan'a teslim etti. Hennigan daha önce San Antonio Spurs'te 5. ya da 6. adam olarak görev almış oradan geçtiği Oklahoma City Thunders'ta ise GM yardımcısı olarak 4 sezon çalışmıştı.

Hennigan genç yaşında çok ciddi sorunların yaşandığı bir kazana düştü. Öncelikle bu takımın koçu olmaması, ötesinde şehirden ayrılmak isteyen Howard problemi bir hayli baş ağrıtacak. "İlk işimiz Howard'la görüşmek, onun kararına göre de bir yol haritası belirlemek olacak" diyor Hennigan. Howard'ın muhtemelen takas edileceğini düşünürsek en iyi geri dönüşü almak için uğraşacağı kesin genç GM'nin. Koç adayları içinde ise bugün için Indiana Pacers'tan Brian Shaw, Orlando eski asistan koçu Steve Clifford ve Golden State'ten Micheal Malone isimleri geçiyor. Shaw ve Malone'a hayır demem ama SVG etkisi beklemek bu isimlerden hata olur. Anlaşıldığı kadarıyla Shaw'un ismi öne çıkmış durumda. Shaw hatırlayanlar vardır eski de bir Magic oyuncusu.

Güleç yüzlü genç Hennigan'ın işi Orlando'da pek kolay olmayacak. Howard meselesi, bir çok takas olasılığı, huzursuz oyuncu ve taraftarlar... İngilizce'de tam oturduğu için Mike Bianchi'nin şu tabiriyle kapatalım: Welcome to Dwightmare!

22 Haziran 2012 Cuma

O Portekiz bu Portekiz mi?

Euro 2012 öncesi 3-1 kazandığımız maçta gördüğümüz Portekiz'in ölüm grubunda çeyrek final yapamayacağına kimsenin şüphesi yoktu. "0" çekmeleri kuvvetle muhtemeldi hatta. Bir çok bahis tutkunu arkadaşın kuşkusuz yaptığı bahisti Almanya-Hollanda gruptan çıkar bahsi. Ama işte bazen şeytan pabucu ters giydiriyor adama. Nerden bilebilirsiniz ki Hollanda bu kadar sorun yaşayacak takım içinde ve Almanlar bir an bile konsantrasyon kaybı yaşamayacaklar, üstüne üstlük bir de Ronaldo efendi Euro 2004'ten sonra ilk kez bir turnuvada takımını sürükleyecek!

Bence herşeyin başlangıcı Bento'nun turnuva öncesi son hazırlık maçında bizimle oynamaya karar verdiği gün başladı. Portekiz futbol tarihinin en önemli kararlarından biri. Biz her ne kadar beğenmesek de kendimizi bu takım kanat organizasyonundan, set hücumuna, kontra ataktan, Çanakkale geçilmez'e kadar her oyunu oynayabilecek takım. Yani bizde biraz Almanya, biraz Hollanda, Biraz Brezilya, zaman zaman İngiltere, yer yer İtalya saklı aslında. Böylesi karmaşık ve her soruya az da olsa cevabı olan bir takım Portekiz için derinlemesine daldıkları uykudan uyanmaları adına önemli bir fırsatmış meğer. Ronaldo'nun o maçta kaçırdığı penaltıdan, yedikleri her biri farklı yapıdaki 3 gole kadar her ayrıntı Eylül 2010'dan beri takımından başında olan Bento'nun aslında 2 senede yapamadığı ve öğrenemediği her şeyi 3 haftada sıfırdan başlayarak öğrenme sürecini başlatmış. Euro 2004 sonrası hiç bir turnuvada Ronaldo bu kadar hırslı, bu kadar konsantre ve bu kadar kuvvetli değildi. Paraya, üne, başarıya doymuş bir adamı bir lider haline getirmek ancak aklıselim bir düşünce ve yaklaşımın ürünü olabilir. Bento görünen o ki Yarı Final'de muhtemelen İspanya'ya kaybetseler bile takımın başında en az 2 sene daha kalacak ve öncesiyle, sonrasıyla bu yaz öğrendikleriyle Portekiz'i daha iyi yerlere taşıyacak. Tabii Avcı'yı sık sık anacağı ve ilk fırsatta, yine önemli bir turnuva öncesi maç isteyeceği kanaatimi de not olarak düşüyorum bu kadar tespitin sonuna.

Dün geceki maç Galatasaraylılar adına Baros'u 4. kez seyretmek demekti. Burada defalarca kez söylediği sözün Prag'tan duyulmadığını, duyulduysa da kulak arkası edildiğini gördük Bilek tarafından. Çelik değil ama çekingen Bilek tek forvet anlayışında elindeki en iyi malzemeyi kullandı belki ama yanında çay olmayan simit nasıl kuru geliyorsa Baros da öyle kaldı turnuvada, kuru ve tatsız. Glaatasaray'daki görüntüsünün aksine hep koştu, alan daralttı, orta sahaya gelip top aldı, akın başlattı belki ama yaptığı balı akıtacak bir kase yoktu yanında. Bu oyun anlayışı ile buraya kadar gelmeleri Advocaat ve Arshavin sayesindeydi, bu sefer o kadar şanslı değillerdi. Baros'a Rusya taraflarından bir müşteri getirmiş olabilir bu performans ama ben Fatih Terim olsam Baros'u falan bırakırVaclav Pilar'ın peşine düşerdim.

Almeida'lı Portekiz'i Baros'lu Çekleri geçerken izlemek ne kadar güzel olsa da, o Portekiz'i bu Portekiz yapan Avcı'nın çocukları da pek bir yakışırmış sanki bu turnuvaya.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

İşini Sevmek

Ricky Rubio Havalimanında kardeşini beklerken NBA Konferans Finallerini izliyor. İşini sevmek demek bu olsa gerek.

27 Nisan 2012 Cuma

Hidayet Geri Döndü, Indiana'ya Karşı Oynayacak

Yüzündeki kırıklar nedeniyle 10 maç kaçıran ve play-off'a kadar dönüp dönmeyeceği belli olmayan Hidayet Türkoğlu parkelere geri döndü. Dün gece normal sezonun son maçında Magic'in bildiğimiz klasik kadrosundan sahada olan tek isim Hidayet'ti. 4 üçlük isabeti ve toplamda 18 sayısı ile 30 dakika sahada kaldı ve maskesiyle birlikte ilk 5'teki yerine döneceğinin kuvvetli sinyalini verdi.

Howard'ın şımarıklıkları sonrası gelen sakatlığı ve ameliyatının ardından sezonu 37-29 ile bitiren Magic'i adeta Allah korudu ve Chicago, Miami ve Boston üçlüsünden sıyrılarak sezonun son bölümünde 3. sıraya yerleşen Indiana ile ilk turu oynama şansını yakaladı. Howardsız bir Orlando için ilk turda eleyebileceği tek ekip Indiana'dır yukarıdaki 4'lüden. Big Baby'nin pivot olduğu bir takım ancak iyi dış savunma ve dış hücumla Indiana'yı geçebilir. 15 üçlük civarında isabet bulduğu ve Anderson'ı savunma ribauntlarına konsantre ettiği her akşam Orlando için galibiyet ihtimali vardır.

Dwight efendi beğenmese de bu takımın en büyük şansı Van Gundy gibi bir koçu olmasıdır. Dolayısıyla bu tur geçilecekse turu geçiren isim parkede koşturanlardan biri değil kenardaki şişman adam olacaktır.

Her zamanki iyi niyetim ve optimist yaklaşımımla Orlando turu 4-2 ile geçer diyip kaçıyorum.

6 Nisan 2012 Cuma

Hidayet'e Kamyon Çarptı

Fotoğraf Milliyet'ten, dirsek dün geceki maçta Carmelo Anthony'den. Kırık yok, 3 dikiş var diye sevinmiştik ama filmler çekildi acı gerçek ortaya çıktı. elmacık kemiği ve civarında kırıklar var, Hidayet bugün ameliyat oluyor, 3 hafta da sahalardan uzak kalacak, Play-off'a yetiştirmeye çalışacaklar genci. Geçmiş olsun Hidayet...

5 Nisan 2012 Perşembe

Neden Yazmıyorum?

Türk Futbolu ile ilgili zaten son zamanlarda bir şey yazdığım yok keyifsizlik ve huzursuzluğumdan bilen biliyor. Magic konusunda ise bu Dwight Howard yüzünden tadım iyice kaçtı. Camiayla adeta dalga geçiyor Howard. Son dönemde Van Gundy'nin gönderilmesi gerçekleşmezse takımda kalmama getirdi adeta konuyu ve mide bulandırdı. En güzeli sezon sonu bir kontrat uzatma imzalayıp göndermek, karşılığı olmasa bile razıyım artık, yazık etti koca camiaya. Öte yandan son dönemde Korumalı Futbol'da Sakarya'da çok önemli işler yaptık, 2.Lig'de şampiyonluğu garantileyip 1.lige yükseldik ve Üniversiteler Ligi'nde Türkiye'de ilk dörtteyiz, Boğaziçi ile yarı finalde oynayacağız. Kürek Hakemliği için Adanadaydım belli bir süre ve fazlasıyla yoğun olan işler, işler, işler...

İlk fırsatta Korumalı Futbol, sonra Magic ile ilgili derin yazılar var kafamda ama şimdilik yine ve yeniden girdaptan çıkmaya çalışıyorum.

Herkese selam, sevgi, saygı...

21 Mart 2012 Çarşamba

Orlando Magic 59 - 85 Chicago Bulls

Askerlik günlerimden bu yana ilk kez keşke sigara içicisi olsaymış, yıllar öncesinden içmeye başlamış olsaydım şunu dedim maçın devre arasında; şöyle iki nefes alıp balkonda, kendime gelseydim, dedim. Magic ile alakalı efkârım anlatılamaz, son periyodu izlemedim bile utancımdan; bakın, ben utandım diyorum, o kadar arkasında durduğumuz bu ekip adına ben utandım. Bu geceki Suns maçından sonra geniş bir özet yapmak dileğiyle…

19 Mart 2012 Pazartesi

Miami Heat 91 - 81 Orlando Magic

Sonunda bilgisayar ekranından kurtulup TV başında bir Orlando maçı izleyecek olmanın keyfiyle kurulduğumuz koltuktan izleyenleri sinir ataklarıyla hoplatan bir Magic basketbolu izledik gece gece… Magic basketbolcularının maç boyu top kaybetme yarışına şahit olduk. Orlando takımı adına bir önceki kazanılan maça göre gururlanabilecekleri TEK istatistik; bir önceki maç 22 top kaybı yapılmışken bu maç 18’de kalmış! Şunu kabul ediyoruz; Heat savunması lig ortalamasının üzerinde, çok pasa dayalı Orlando takımı olsa dahi karşılarındaki için boş şut bulma olanağı, ‘olanak’ seviyesine bile çıkamıyor zaman zaman. Maça da Magic’in pas trafiğini yavaşlatıcı olağanüstü bir baskıyla başlayan Heat karşısında affalayan bir takımı olduğunu gören SVG, ilk 8 dakikada üç mola kullanmak zorunda kaldı. Tabi zorunda kaldığı şey sadece mola almak da değildi, oyun planını da değiştirmek zorunda kaldı. Tepe pick&roll’lerini kusursuza yakın savunan Heat karşısında; coach SVG, topu daha çok içeriye ulaştırarak ilk önlemlerini aldı. Howard savunmasında ne kadar başarılı olsalar da savunma ribaundlarındaki zayıflıklarından yine de içeriyi zorlamak mantıklıydı. Maça da böyle tutunmaya çalıştılar, başarılı da olmadı değiller ama SVG’nin tahmin edemediği faktörler devreye girmekte gecikmedi her zamanki gibi. Öncelikle sezonun en göz alan adamı JJ, kara büyü yapılmışlar gibiydi. Bu sezon JJ’i seyretmemiş biri inanabilir yaptıklarına ama bu sezonki basketboluyla birçok kişiyi yeteneklerine inandırmış birini sahadakinin JJ olduğuna ikna edemezdiniz. Maç yorumlayan ağabeylerin dediği gibi ‘4 maçta 1 böyle bu herif’ lafı aşırı abartılı; bu sezon içeride oynanan bir Chicago maçı var bu şekilde anlamsız bir maç çıkardığı, onun dışında şutu girmediği gün dahi basiretsiz maçlar çıkarmadı JJ. Devreye giren ikinci faktör Hidayet’ti. Bıraktığı Rashard Lewis sakalıyla, onun ‘kontratına bol gelen’ halini anımsatıyordu sadece. Burada para/maaş hesabı yapmak hoşlanmadığımız, bize yakışmayan bir şey ama NBA basınında çokça dillendirilmeye başlandı artık, bu performanslarla dalga konusu bile olabilir. Her sezon kendini rölantiye aldığı yattığı dönemler oluyor, ki vücut sağlığı açısından anlayışla karşılanabilir bir şey fakat, bu sezon bu yatışları biraz daha arttırdı. Takımın hücumda bunalım geçirdiği dönemlerde en güvenilir el olması gerekirken, SVG onu toptan en uzak yere yolladı bu maçın sonunda hatta. Sadece bir hücumda topu eline verdiler; o da artık denenmedik adam kalmadığı için sırası geldi diye verildi. Artık playoff’larda komutayı ele alacağını umuyoruz. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu noktadan sonra Turkoğlu’nun 20’li 30’lu skorlar atması nadiren gerçekleşebilecek bir şey, ondan beklenen hücumu yönlendirmesi, tıpkı geçtiğimiz senelerdeki gibi. Devreden hiç çıkmayanlardan biri ise bu maçta ayrı bir vakaydı: Chris Duhon. O sahadayken hücumun girdiği bunalım anlatılacak gibi değil; SVG’nin yufka yüreğine duacı olabilir, nitekim sahada verdiği görüntü korkunç. Ish Smith’den biraz fazlası, bu sene öğrendiği yüzdeli üçlük atabilmek; bunun dışında baskı altında lise basketbolcuları kadar acemice top kayıpları yapıyor.

Kazanılan son Miami maçında, ikinci yarı o kadar etkili bir penetre savunması yapılmıştı ki; Heat, 15 ortalama üçlükle oynarken, o maçta 22 üçlük kullanmak zorunda bırakılmıştı. Dün geceki penetre savunmasının ise sürekliliği sağlanamadı, sadece bölüm bölüm geri düştükçe etkili oldu. Takım savunmasının yanında J-Rich’ten başta olmak üzere yalandan yapılan adam savunmaları da iki tane sağı solu belli olmayan adamın olduğu takıma karşı tolere edilmesi zor durumlara soktu Magic’i. Heat, yolu açık görünce, çok fazla dış şutlara başvurma ihtiyacı duymamış oldu, sadece 8 tane üçlük denediler. Savunmadaki bu bireysel istikrarsızlıklardan dolayı, SVG rotasyon dışına çıkmak zorunda kalıyor. Bu sezon ilk kez geçen maç, Turk/Q-Rich sahada beraber oldular. Baby’nin istikrarsızlığından dolayı, Howard’ın kenarda olduğu sürelerde çok fazla yemeyelim diye dua ediyoruz. Ryan Anderson, dün Bosh örneğinde olduğu gibi, rakibinden seri sayılar yerken el kol bağlı izlemek durumunda kalıyoruz SVG ile.

Takım kaybetmişken, eksikleri yazmanın kolaycılığına kaçmayalım. Bu gece Bulls ile oynuyor Magic. Soluklanmadan devam ediyoruz…

17 Mart 2012 Cumartesi

Orlando Magic 86 - 70 New Jersey Nets

Bu maçı uzun uzadıya anlatmanın bir manası yok. Magic takımından çok Nets’in yetersizliği belirledi maçı. Oyuncu kabiliyetiniz, kadro derinliğiniz sınırlı olabilir ama bu seviyede hiçbir antrenörün bir NBA takımını bu şekilde oynatmaya hakkı yoktur. Deron Williams’sız takım bu şekilde oynayacaksa, Avery Johnson’un o görevde işi ne? Genel geçer bir durumdur; alt sıralardaki takımlar sezon sonuna doğru, siz deyin oyuncuların sonraki sezon takımda olup olmama kaygısı, ben diyeyim coach’ların kıçı kurtarması, takım oyunu olarak yükselişe geçerler. Dünkü Nets takımı sezon öncesi kampın beşinci gününden bir görüntü verdi bizlere. Maçın 4. dakikasında mola alıp, mola dönüşü ilk hücumda bir de 20 sn.’lik mola aldığında acaba maçın ilerleyen dakikaları için ne gibi önemli tavsiyelerde bulundu AJ, çok merak ettim dün gece. Sezon ortasında Nba.com’un takımlar için yaptığı karnenin en kötü hocasıydı AJ (En iyi notu alan yani A+ alan dört hocadan biri de SVG idi).Açıkçası Gerald Wallace ile olabilecekleri geçen seneki Charlotte Bobcats takımı en fazla bu anlayışla. Onlar daha çok Brooklyn etiketiyle piyasa yapmaya devam etsinler. Her sene hayal kırıklığı olmaya devam edeceklerdir. Carmelo’nun canı sıkılır bir iki sene de Brooklyn’de takılır, sonra John Wall’u alırlar takasla, çılgın partiler gece hayatı muazzam, her sene de ellerine almaya devam ederler.
2012-2013 sezonu için de oynayacağını açıkladıktan sonraki ilk maçıydı Howard’ın. Hal ve hareketlerinden koca bir sıkıntıdan kurtulduğunun emarelerini gördük. Menajeri Dan Fegan ile ilgili sıkıntıları olduğu, kafasını karıştıran birinci unsurun o olduğu yönünde haberler dolaşıyor sık sık; her ne kadar bu konularda sır vermese de Howard… Maç öncesi ve sonrası sevincini, jameer ile olan röportajını izlemeniz Howard’ın ruh haliyle ilgili fikir verecektir. Maç la ilgili görülmesi gereken anlardan biri de, Baby Davis’in attığı basket faul sonrası bench’te oturan Howard’a doğru Melo- pitbull dansı yapmasıydı. Bu maç için yazılacak pek bir şey yok başta belirttiğim gibi… Howard’ın takasıyla ilgili bir yazı planladığım için de yazıyı burada sonlandırıyorum. Pazar gecesi Miami’ye gidiyor Magic. Saat 01.00’de Cnn-Türk’te olacak yanlış bilmiyorsam… Bir de ilgilenenlere bu sabah (Pazar sabahı saat 08.00’de) Formula-1, Avustralya GP ile başlıyor. Schumacher’ın iddialı olduğu bir sezon bizi bekliyor gibi. Ferrari taraftarları için ise kolay bir sezon olamayacak gözüküyor, yine Alonso’nun peygambervari performansları için dua edecekler.

15 Mart 2012 Perşembe

San Antonio Spurs 122-111 Orlando Magic

Bugünkü Orlando Sentinel’den George Diaz’ın dediği gibi; Orlando şehri, Dwight Howard sayesinde, NCAA oyunları için söylenen ‘Mart Çılgınlığını’ yaşamış oldu. Aslında bırakın Mart ayını, şu son 24 saatte o kadar şeyler konuşuldu söylendi ki, kafamız ‘git gel’lerden o kadar karıştı ki, bu son 24 saatten güzel bir film senaryosu çıkarılabilir diye düşünüyorum. Daha iki gün öncesine kadar herkes Howard’ı bir yerlere takas etmişti, dün geceki Spurs maçından önce sezonu Orlando’da tamamlayacağını açıkladı ancak Orlando yönetimi Howard’ın ETO’sunu yani o artı 1 sezon için serbest kalma opsiyonunu kullanma ihtimalini göz önüne alarak Dwight’tan, sonraki sezonu oynaması için garanti istedi. Bundan sonra, Orlando bu durum karşısında takas yapar kesin diye düşünüldü, ama maçtan sonra % 99 ihtimalle Howard’dan kontratını sonuna kadar götürme sözü aldılar, ve bir sene daha- gelecek sezon sonuna kadar Howard’ı takımda tutmayı başardılar. Sıcağı sıcağına yapılan röportajda, Howard, aslında pek de hoş (niyetli) olmayan tavsiyeler aldığını itiraf etti ve bu süreçte özellikle şehir taraftarında yarattığı hayal kırıklığından dolayı hepsinden özür diledi. Sezonun henüz başında, Carmelo vb. birçok insandan fikirler aldığını, bunun bir iş olduğunu ve herkesin geleceğini düşünmesi gerektiği şeklinde demeçler verdiğini dün gibi hatırlıyorum. Buna karşılık, Carmelo vb. adamlardan eğer tavsiye alacaksa Carmelo kafasında bir adam olduğunu ama o çok istediği şampiyonluk yüzüğünü rüyasında bile göremeyeceğini düşünmüş ve buna yakın şeyler yazmıştık. Açıkçası bu son itiraflarından, haklı çıkmanın gururunu yaşıyoruz. Çünkü; şu aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi Magic takımındaki atmosfer, iklim bu tip kirli basit adi düşünceleri barındıramayacak kadar güzellikte elemanlara sahiptir. Basketbolunu çokça eleştirdiğimiz Nelson’dan, baygın surat Clark’a kadar herkes egolarını frenlemiş, bu takımın birer parçası olduğunun bilincinde insanlar.
Maça dönecek olursak: Bir gece önceki Miami galibiyetinin verdiği özgüvenle başladı Magic maça. Aslında maç başlangıçlarını, hücum tarafında kusursuza yakın oynayan bir SVG takımı var yıllardır. Bu seneki en büyük sıkıntı, çokça sıkıntısı çekilen, bench takımı yani ‘second unit’… İlk yedi-sekiz dakikadan sonra başlayan rotasyon Orlando takımına çok büyük zarar verdi Magic takımına; Spurs maçı da onlardan biriydi klasikleşen bir şekilde. Spurs ikinci takımı sahaya girdiğinde ilk yarıda Leonard ve Neal ile ikinci yarıda ise Manu ve Splitter ile rakibinin ikinci takımını ezdi geçti. Magic takımında, daha sonrasında birinci takımlar oyuna döndüğünde ritimlerini bulmaları kolay olmuyor, bu yüzden maç başlarında ortaya koyulan üstün hücum performansının pek bir manası da kalmıyor. Takasla da ne yazık ki, bench için, dilimizde tüy bitti gerçi, bir uzun takviyesi yapmayı uygun görmedi yönetim kademesi. Eğer Davis’in bu performasıyla mutluysalar diyeceğimiz bir şey yok ama, şu andaki hiçbir şeye benzemeyen saçma sapan basketboluyla Baby Davis, herhangi bir takımda bırakın süre almayı havlu bile sallayamaz, şu andaki süresi tamamen uzun yokluğundan. Asgari, Koufos gibi bir uzun katkısına bile çok ihtiyacı var Magic’in. (Hatta yaptığım Portland- Denver- Orlando arasındaki takas önerimle Nelson ve Q-rich karşılığında Felton ve Koufos’u bile takıma eklemiştim ama yönetim dikkate almadı sağolsun beni.) Yönetim Howard’a yoğunlaşmış olabilir ama Horford’un sağlıklı olması durumunda Atlanta ve Sixers’a bile elenebilir bu uzun rotasyonuyla. Sonuçta Howard peygamber değil, insan canlısı. Artık, Baby Davis hamlesinin iflas etmiş olduğunu itiraf etmek gerekiyor.
Nelson her nekedar ilk üç çeyrek insan üstü şut soksa da, Parker’ın hemen hiçbir penetresine engel olamadı. Üstüne Pick&roll savunmasında Baby Davis sıvayınca, üstüne de Nelson’un yedeği protez bacak Duhon olunca, baştan sona Parker’ın tecavüzüne sahne oldu maç. Pick& roll savunmasında oyun kurucunuz ya da dış oyuncunuz hiçbir çaba sarf etmeyince tüm savunma dengeniz bozuluyor ister istemez. Yani 5 gün önceki Pacers maçının yarısı savunma yapabilseydi Magic, maçı zorlanmadan kazanabilirdi ama bir gün önce Orlando’da Miami’ye karşı oynamış üst düzey mücadele vermiş bir takımın sahaya çıktığını da göz ardı etmiyoruz. Abartmıyorum, play-off’larda karşı karşıya gelse bu iki ekip Magic zorlanmadan süpürebilir Spurs’u. Ama sezon içinde her maç aynı performansı veremiyorsunuz, hele ki böyle bir sıkışık sezonda bu daha da zor bir hal alıyor. Bu maçla ilgili gözüme takılan bir adamdan da bir iki cümle bahsedeyim. Çok kısa süre alsa da DeAndre Liggins, belki bu takımda kendini gösteremeyecek ama, ileride eğer şansı da yardımcı olursa bir Trevor Ariza kalibresinde oyuncu olabilir. Şu anda basketbolu hala ham ama Ariza’nın da öyle kolay kolay bu işi öğrenemediğini görmezlikten gelemeyiz, Gerald Wallace’da aynı şekilde Sacramento’da kenarda oturduktan sonra geldiği nokta ortada, o yüzden Liggins için bir işaret koyalım buraya, ileride yüzümüzü kızartmaz umuyoruz.
Cuma gecesi artık Mehmet Okur’suz ama Gerald Wallace’lı Nets karşısında umarız zorlanmayız ama bu seneki bench’i ile Magic’ten bunu beklemek biraz zor…

Takas öncesi son mutlu aile tablosu mu?

122 - 111 kaybedilen Spurs maçı sonrası Orlando'ya dönerken uçakta çekilen fotodur. Maç yazısı Tolga'dan, belki de taksa yazısı da :) bu arada Wafer'ın nasıl bir eleman olduğunu apaçık gösterdiği pozu da dikkatlerden kaçmasın ...

14 Mart 2012 Çarşamba

Orlando Magic 104 - 98 Miami Heat

Bu tip maçlarda alınan galibiyetlerin oyuncu ve antrenörlerin haricinde taraftara da bir özgüven sağladığını belirtelim öncelikle. Takımınızın, Wade’li Lebron’lu ya da Rose’lu Bryant’lı takımlara karşı basketbol olarak yakın veya üstün işler yapabilmesi dışında mücadele ve sertlik bakımından da aynı şekilde cevap verebilmesi ve başa baş giden bir maçta galip gelebilmesi taraftarının da mutlu olmasını sağlayabiliyor. Hele bir de basketbol dışı haberlerin dedikoduların -hatta bu konuda NBA resmi yayın organı bile bir haftadır anasayfa üzerinde aynı anda üç tane haber koyup iyice sinir bozucu hale getirdiğinde olayları- bu kadar tavan yaptığı bu dönemde böyle mutlulukları arar olduk.
Öncelikle bu kritik maçtan önce çıkan bir iki ufak çirkinliğe değinelim, sonra maça geçebiliriz: Haber kaynağını net hatırlamıyorum ama- her ne kadar takım genel müdürü Alex Martins yalanlasa da- Howard’ı takımda tutmak için, sezon sonunda SVG ve Otis Smith ile ilgili kararın Howard’ın iki dudağı arasına bırakılması sözünün verildiği söylendi. Dün geceki galibiyetten sonra Howard’ın, sezonu Orlando’da tamamlamak istediğini söylemesi biz şüpheci gelenekten gelmişleri ne yazık ki derin düşüncelere gark etmiştir. Gerçi maçtan önce SVG’ye bunla alakalı gelen sorulara ‘ Birilerini mutlu edecekse beni kovabilirsiniz’ ve bu işlerde gösterilemeyen asgari ahlakla ilgili şövalyece soylu düşünceleri sadece basketbol kalitesi değil insanlık kalitesinin bu iklimin fersah fersah üzerinde olduğunu gösterdi bizlere. Howard’ın SVG ile mutlu olmadığını, coach’luk tarzını beğenmediğini biliyoruz; ve Howard’ın saçma sapan bir kafada olduğunu, basketboldan atladığı çağı SVG’ye borçlu olduğunu defalarca yazdık, tekrara düşmeyelim. Açıkçası SVG’nin bir hayal kırıklığı yaşadı aşikâr, aynı biz vicdan sahiplerinde olduğu gibi.
Her ne kadar bu satırlardan Otis Smith’e defalarca kızsak da o da zurnanın son deliklerinden biri SVG gibi. Eğer SVG ve Otis ile ilgili bu çirkin tezgâh kurulmuşsa, etik davranış hassasiyeti her geçen gün azalan bu organizasyonun diğerlerinden biraz daha farklı olduğunu düşündüğümüz Magic ile ilgili şahsen büyük hayal kırıklığı yaşayacağımı belirtip biraz da maçtan bahsedelim.
En son Indiana maçı ile ilgili yazarken, Reddick’in takıma önderlik etme hususunda aldığı büyük yolla ilgili daha dişe diş maçları da görüp değerlendirmek gerekir demiştim. Dünkü maç, o karakter sınavının gösterebileceği maçlardan biriydi ve bu sınavı da mükemmele yakın atlattı diyebiliriz. Aynı şekilde bu sene sadece attığı üçlüklerle değil, kafa olarak da çağ atlayan bir Anderson için aynı şeyleri söyleyebiliriz. Bir kere iki oyuncu da kesinlikle yılmıyorlar. Bir ara 20-0’lık bir seri yakaladığında Heat, seriyi bozan, sadece seriyi bozması değil, soğukkanlıca pozisyonu kovalayıp doğru şutu bulan Reddick oldu. Bu konuda Hidayet’in bir iki seneye sürelerinin azalacağını düşünürsek, eğer Reddick’in de içinde olduğu fantastik bir takas yapılmazsa, Magic saha içi liderliği için aday bir isim bulmuş diyebiliriz. İki sene önce Chicago’nun teklifini karşılayan Otis Smith’in kırk yılda bir de olsa olumlu işler yapabildiğini görmüş olduk böylece(sıkıntılı şu günlerinde biraz da övelim sevinsin dostumuz, o da kul sonuçta). Reddick’in bir diğer muazzam özelliğini de yazmadan geçmeyelim: Transition hücumda ya da fast-break hücumlarda, SVG etkisi tabi ama, mükemmele yakın derecede iyi pozisyon alabiliyor, yaptığı koşular kusursuza yakın doğrulukta.
Orlando’nun bu sene sıkça düşütüğü bir kabızlık durumunun da olduğunu arada belirtmişken açalım konuyu. İkinci periyodun ortalarında 8 farkla öndeyken, 20 sayı atamadan yiyen Orlando’nun bu hali anlaşılacak gibi değil. Hani sayı atamayabilrsiniz, ama neredeyse her dönen hücumdan da sayı yemenin, geçmiş senelerin savunma şampiyonu bir takım için izah edilebilecek bir yanı yok kolay kolay. Daha önceki Boston maçında altını çizmiştim. Boston 25’lerden gelip maçı aldığında, ekstra gözü dönmüş bir hücum yapmadılar, sadece savunmada bir ‘B’ planlarının olması ve tutması onlara maçı getirdi. Dün ve daha önceki izlediğimiz Orlando’nun ise savunma için bir ‘B’ planı ya da ‘B’ planı oyuncusu yok. En fazla rakibin kısa forveti Durant gibi uzunsa Clark’ı oyuna sürebiliyor Magic. Savunma katkısı verir diye takasla alınan ‘Baby’nin maçta kafasının çok gidip gelmesi de hiçbir maçın kolay kazanılamamasına neden oluyor. Dün 20-0 yaparken Heat, Jones attığı sekiz sayıyı hemen hemen aynı pozisyonlarda aynı yerden, hepsi de transition hücumdan atması ise Magic taraftarları üzerinde psikolojik sıkıntılar yaratmasına neden oluyor. Lebron, Wade ve Bosh’un buldozer gibi yıka yıka gittikleri penetreleri savunmada ortanın üzerinde, o bahsettiğimiz konsantrasyon kayıplarının olduğu dönemler hariç , bir takım savunması yapabildi Magic, hatta ikinci yarı kusursuza yakın yaptı savunma. Öyle ki içerideki trafikten, şimdiye kadar 21 üçlük denemiş Wade’den 3 tane olmak üzere, maç başı 15 üçlük kullanan Heat, 23 üçlük kullanmış bu maçta. Hücumda fark yaratan adamsa, adını anmadan geçmeyelim, Nelson oldu. Doğruluğu tartışılır kararlarla kullandığı hücumlar bir kenara koyarsak, dün için ‘sokan haklıdır’ diyebildik Jameer için. Yine de geçmişe nazaran daha delici oynaması olumludur, ama yılların verdiği hayal kırıklığı ve tecrübeden dolayı erkenden övgüler dizmeye başlamanın manası da yok diyebiliyoruz.
Aslında Heat karşısında 22 top kaybı yapıp, 16 tane de faul kaçıran bir takımın galibiyet çıkarması kolay iş değil. Daha önce bir Washington maçının yazısında Cenk hocam şöyle bitirmişti: ‘Savunmayı unutmuş insanlar topluluğu elbet bir gün özüne dönecektir.’ Sanırım birkaç maçtır o öze o kıvamına geri döndüğünün sinyallerini veriyor Magic.

Orlando Magic 104 - 98 Miami Heat

Yazısı Tolga'dan Gelecek...

12 Mart 2012 Pazartesi

Orlando Magic 107 - 94 Indiana Pacers

Amerikan basınının Howard’ı yolladığı takımlar arasına en son Thunders ve Bulls’u da ilave etmesiyle, bu sezon Howard’ın oynamadığı takım kalmadı… Bundan en büyük eğlenceyi basın çalışanları ve nba yöneticileri çıkartsa da, Howard’ın gidip gelen kafasından mutluluk duymayan tek grup Orlando Magic cephesiydi. Takas dedikodularının sonlanmasına üç-dört gün kala, işte Magic cephesinin artık dayanılmaz migrenvari ağrılar çektiği bu dönemde sezonun en kolay, izleyenlerin ve SVG’nin oflama puflama çekmediği bir maç çıkardı Magic, Pacers karşısında. Üstelik takımın saha içi kumandanı Türkoğlu ve şu sıralar çılgın atan J-Rich’ten de yoksundu takım.
Maçın rahat geçmesinin en önemli nedeni, bir gece önce Pacers’ın Miami’de uzatmaya giden kıran kırana bir maç oynamasıydı, diyebiliriz. Magic takımının hakkını yemeyelim ama, Pacers’lı oyuncuların surat ifadeleri, ‘eksiksiniz meksiksiniz ama hiç takılacak halimiz yok,’ diyordu. Maçın ilk yarısında neler gelişti yazamayacağım; nedeni de, Amerika’da saatlerin değişmiş olduğu ve bundan da benim haberim olmadığı için bir saat geç bilgisayarın başına oturmam. Tekrarını izlemek de işime gelmedi açıkçası, zaten ilk yarı skorunu gördüğümde aklıma ilk gelenler az önce Pacers ile ilgili yazdıklarımdı, zira ikinci yarı ile beraber düşündüklerimi bizzat kanlı canlı görmüş oldum. Maçın ikinci yarısı da o kadar sıkıcı geçti ki, bakın sadece izleyenler için değil, oynayanlar için de aynı şekilde, can sıkıntısından Howard ve Baby Davis, Hansbrough’a fena sardılar. Baby’nin konrolsüzlüğünü daha önce görmüştüm de, bu maç iyice zıvanadan çıktı. Howard’ın, Hansbrough ile olan kapışmalarını maç içi gerginliğine veriyorum ama Baby Davis’in durup dururken savunmada Hansbrough’u garip el kol hareketleri yaparak savunması, her dönüşte ufak bir omuz atması, her şeyi geçtim, hücumda kullandığı sekiz şutun neredeyse hepsini üçlük çizgisinin biraz içerisinden kullanması ( bir tanesinin de üçlük olduğunu belirtelim, süre dolarken filan değil, bildiğiniz saçma sapan bir yerde el üstü denilebilecek bir pozisyonda) SVG takımına yakışmayacak çirkinlikte hareketlerdi. Sezon başından beri süregelen istikrarsızlığı, bekleneni isteneni verememesi onda olumlu yönde değişiklikler yaratamadı ne yazık ki, o da bunun farkında olacak, iyice kontrol dışına çıkmaya başladı.
Bundan önceki iki maçta ligin en dibindeki takım olan Bobcats’e yirmilerden gelip maç verme, ve Bulls deplasmanında yine 18 sayıdan Bulls’u maça ortak etme vakalarını yaşayan bir takım taraftarı mutlaka bu maçta da çok rahat değildi açıkçası. Bu sene neredeyse hiçbir maçı rahat bitiremedi Magic. Bunun sebebinin büyük ağırlığı, tüm Nba’in de bildiği bir şey, bench zayıflığıydı. Yani maça ne kadar iyi başlarsak başlayalım, ‘second unit’ dedikleri bench takımı Howard’ın ruh halinden daha dalgalı performans veriyor. Sadece hücum performansından bahsetmiyorum, ki Nba’in en az sayı atan bench’i olduğu herkesçe malum, savunma performansı da o kadar rezil olabiliyorum. Dün gecenin rahat geçmesinin en büyük nedeni, her Pacers maçında olduğu gibi Howard’a karşı tahta bacaklarıyla savunma yapmaya çalışan Hibbert (Howard bu sezon Magic ile Pacers arasında oynanan maçlarda- 3/1 Orlando- %70ün üzerinde oynadı yanılmıyorsam.) ile beraber içine Turkoğlu’nun 2009 hali kaçan Reddick’in üstün oyunuydu. Ama gelgelelim, maç kafa kafaya gittiğinde rakip takımlar Reddick’in savunma zaafiyetinden yararlanmaya çalışıyorlar. Dün gece Pacers o noktaya gelemedi hiç, Paul George ile olacak iş değildi zaten o. Reddick’in savunma bilgisine diyecek bir şeyim yok, ancak bariz fiziksel zaafları var; Bobcats maçında Henderson’un üzerimize atlamasının sebebi de maçtan atılan Paul Silas’ın yerini alan oğul Silas’ın (Stephen Silas) bu zaafı değerlendirmesiydi. Bulls’un da atlamasına az kalmıştı ki, bu sefer ilahi güçler devreye girdi sanki ve Korver gözü kapalı atacağı üçlüklerin hiçbirini sokamadı. Celtics ve Bobcats’e karşı alınan utanç verici yenilgilerden birini daha almaya ramak kalmıştı.
Bu maçla ilgili olumlu şeyleri de not etmekte yarar var: Bir kere Reddick, kafa olarak muazzam bir ilerleme yaşamış, bu açık. Hidayet’in bir iki seneye artık bu süreleri alamayacağını hesaba katarsak, bol pasa dayalı Avrupa basketbolu oynayan bu takımın saha içi generallerinden biri belki de birincisi olabilir. Ama daha kafa kafaya maçlarda ne yapar, bu maçlarda kanıtlaması gereken bir ton iş var, bunları da görmek gerekir. İkincisi, yine bu maç özelinde, eksik kadroya rağmen, Nelson’un ortalık bana kaldı anlayışında oynamaması da olumlu diğer göstergeydi. Tabi bu Nelson’la olacak iş değil, bir SVG mucizesidir. Her ne kadar Howard SVG’nin coach’luk tarzını yani çok bağırıp çağırmasını beğenmese de Nelson’un o kalın kafasına başka nasıl sokulurdu, bu da bilim konusu. Bir Wizards bir Bucks olmadıysa bu takım SVG’ye çok şey borçlular. Üçüncüsü ise, takım savunmasında, tabi Pacers’ın vurdumduymaz aptallıklarını bir kenara koyacak olursak, yardımlaşma görmediğimiz seviyelerde idi, bu yüzden bireysel zaaflar fazla göze batmadı. Hatta bir pozisyonda Paul George, Reddick’i karşısında görüp, nasıl olsa yerim ben bu uşağı diye düşünüp yediği ikili sıkıştırmada( sayı olmasına rağmen) gözlerimi yaşarttı takım savunması.
Salı gecesi baba bir maç var, Heat ile. O maça Heat iki gün dinlenmiş geliyor. Asıl curcuna ondan sonra…

18 Şubat 2012 Cumartesi

Düze Çıkmaya Çalışan Orlando

Geçen hafta sonundan beri çok yoğun bir iş girdabındaydım, dolayısıyla maçları zamanında izleyemeyip üzerine vakit de bulamayınca yazmaya Magic’in toparlanışını yansıtamadık Salata’da.

Atlanta maçı dışında kalan diğer maçları seyredebildim, o maçın da geniş özetine vakıf oldum. Tam bir çöküş trendine girmiş olan takımın birden tekrar potaya girecek galibiyetleri nasıl aldığını çoğunluk merak ediyordur sanırım, hele bir de maçları izleyememişlerse. Burada 1. Faktör Hidayet’in ve Jason Richardson’ın hem oyun hem de skor anlamında toparlanması kesinlikle. Bu 2 isim oyunda etkili olduklarında Howard ve Anderson üzerindeki baskı, ikili sıkıştırma mecburen azalıyor. Ne zaman ki bu isimler oyundan kopuyorlar o zaman Howard da Anderson da savunması kolay isimler haline geliyor. Bu noktada hem oyuncuların hem de SVG’nin ciddi bir odaklanması olduğu kanaatindeyim. Keza sezon başından beri ilk kez J-Rich inanılmaz koşuyor ve perdemelerden çıkıp şut buluyor. J-Rich de Hidayet de sezon başından beri ilk kez bu kadar potaya gidiyorlar. Bu oyunları içeriyi rahatlatınca skor tabelasında 33 ve 12 numaraların yanında sık sık 20’li sayılar yazıyor. Anderson’ı hep üçlükleriyle aklımıza getirsek de hem pota altında son dönemdeki agresifliği hem de orta mesafe de sırtı dönük top alıp şut kullanmaya başlamasıyla yıldızlık mertebesine doğru ilerlemekte genç forvet.

Yazamadığım bu süreçte 2 Bucks maçına çıktı Magic ve 2 galibiyet aldı ki her iki maçta da Ersan’la Hidayet’in karşılıklı güzel oyunları vardı ki ciddi gururlandık. Ancak her iki maçı da son çeyrekte çevirdiğimizi ve bunda Skiles’ın rolünün büyük olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ayrıca geçirdiği ciddi sakatlık sonrası Bucks’ta şans bulan Livingstone’ı da hayranlıkla izledim. Onun daimi destekçisiyim. Jennings’in ile bir bomba olduğunu ve bu sezon patladığını düşünüyorum. Nelson’a karşı bu kadar etkisiz olması onun kalitesi için bir ölçü olsa gerek. Son dönemde takımda iyi giden 2 diğer konu da Duhon’un geldiğinden beri ilk kez son maçlarda etki göstermesi ve Redick’in bençten gelip ciddi skor üretmeye devam etmesi.

Peki takımdaki sıkıntıları sırlamak gerekirse neler ön plana çıkıyor:
1) Howard’ın aşırı bencil oynamaya başlamış olması ve artan sinirliliği.
2) Nelson’ın istikrarsızlığı ve savunmadaki etkisizliği.
3) Son maçlarda ön plana çıksalar da fizik olarak çok iyi durumda olmayan J-Rich ve Hidayet.
4) Glen Davis’in takıma katkısının 0’a yakın olması.
5) Bençte Redick dışında skor katkısı verecek ciddi 1 ismin daha olmayışı.

SVG elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışsa da şu dakikaya kadar Otis Smith’in takıma bir uzun eklemek adına hiçbir şey yapmaması All-Star’dan sonra takas ihtimalinin kuvvetlendiğini gösteriyor. Biz şimdilik bu galibiyetlerin takıma özgüven aşılaması umuduyla All-Star arasına kadar kayıpsız gitmeyi umuyoruz.

Son 5 maç:


10 Şubat 2012 Cuma

Orlando Magic 102 - 89 Miami Heat

Gönül isterdi ki şu galibiyeti dün iş yoğunluğum olmasa, göğsümü gere gere anlatayım. Ancak iş yoğunluğum olmasaydı bile göğsümü gerecek bir durum yok. Hidayet hala toparlanamamış, J-Rich beklenenden çok uzakta, Nelson müthiş 12 asistli geri dönüşünün ardından 0 asistle oynamış, bençten vurucu katkı gelmemiş. Şu maçın kazanılmış olmasının yegane sebebi bu takımın üçlük atabiliyor olması. Rakipten 12 fazla üçlük atılıyor ve maç 13 sayı farklı kazanılıyor. Orlando zaten maç başı 15-20 arası üçlük sokabilecek oyuncu potansiyelinde bu garip bir şey değil ve müthiş bir başarı olarak nitelendirilemez. Howard'ın standardı zaten 20-20 olmuş, bütün lig bunun farkında. Bu maçta ayrıştırıcı 2 etken Ryan Anderson'ın hücumdaki agresifliğiyle ribaundlardaki etkinliği ve Lebron James'in kendi standardının çok altında hücum etmesi.

Tamamdır Miami'yi yendik takım toparlandı, bundan sonra çoşarız demem için şu an ortada hiç bir sebep yok. Bir kaç maç bu şut istikrarı korunmalı ve kazanma alışkanlığı edinilmeli yoksa Orlando Mart başı Howard'la ve 2. altın çağı ile vedalaşacak gibi.

9 Şubat 2012 Perşembe

TÜRKİYE'DİR GALATASARAY...

Son sözlerimin ilki CSKA'lılara!Bizleri yeneceklerine eminler burada fakat ben tam tersi olacağını düşünüyorum.Takım kimyası 2 hafta sonra çok farklı olacaktır Galatasaray'ın.Burada sürpriz 9-10 sayı bir fark bile olabilir dediğimde adamın bana delimisin der gibi bakışını hiç unutamıyorum


Yukarıda ki paragraf bundan 2 hafta önce Gs-Oly maçından sonra yazılmıştır.Böyle maçları çok konuşmaya gerek yok.Sadece bana deli gözüyle bakan Cska yöneticisi ve scoutını görebilme şansım olsaydı.
Biz bu turuncu topla sepetin peşinde saçları boşa ağırtmadık ;)


Basketbol 5 kişi ile oynanan ama sadece yüreğini ortaya koyanların kazandığı bir spordur.Tabi ki arkanda resimde ki gibi bir taraftarın varsa...


Saygılar,hürmetler,duygular şelale...