14 Ağustos 2011 Pazar
Milli Takıma Umut Olsun
Umut Bulut'un Fransa'daki ilk resmi golü. Umarım devamı gelir, devamında da Umut Milli Takıma tekrar seçilir.
12 Ağustos 2011 Cuma
41 Kere Maaşallah!
Sonsuz şükürler olsun tekrar ve tekrar. Yüce Yaradan bizi nazarlardan, kaza ve belalardan, hastalıklardan korusun. 41 kere maaşallah! 41 seneler olsun inşallah!
Sınırsız Yabancı Milli Çöküşün Başlangıcıdır
Kalitesi düşük ama pazarlaması iyi yapılmış, kalitesi yüksek ama fahiş fiyatlara kazıklanmış isimler Türk takımlarına milyonlarca garanti para ve maç başı ücretlerle gelmekte, adeta süper emeklilik yaşamaktadır. İşte bu yüzden sınırsız yabancı kararı sahadaki sayı kaç olursa olsun gençlerimizin önünü daha fazla tıkayacaktır. Süper Lig'de teknik direktörler ortalama 23-25 kişilik kadrolarla çalıştığına göre artan yabancı sayısı Türk oyuncu sayısını iyice azaltacak, altyapıdan A takıma çıkmak ziyadesiyle zorlaşacaktır. İtalya'da paraların yabancılara adeta saçılması sonrası başlamamış mıdır alt liglerdeki şike olayları. Para kazanamayan, kadrolarda yer bulamayan genç İtalyanlar, hızlı ve daha çok para kazanmak için şikeye, teşviğe, bahise bulaşmamışlar mıdır? İşte Türk alt liglerinde gelecekte olacak olan budur. Yepyeni ara bir jenerasyon çıkacak ve türlü türlü uğursuzluklar hortlayacaktır alt liglerde. Milli takıma oyuncu bulmak için Süper Lig yerine Alman ve Avusturya Ligleri daha iyi bir kaynak olacaktır. 70 milyondan kumarbaz, Avrupa'daki 3-4 milyon Türkten yeni yıldızlar doğacaktır. Ama önce Süper Lig, sonra Milli Takım, hepsinden önemlisi Türk sporu ve Türk genci kaybedecektir.
Teşekkürler Mehmet Ali Aydınlar. Hem koltuk sevdalısı kulüp başkan ve yöneticileri hem de Süper Lig yabancıları sana minnettarlar.
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Cerezo'dan Özgür Sancar'a Arda Kazığı
Röportajın ve transferin yapıldığı saatlere bakarsak Cerezo'nun Sancar'la konuştuğu sıralarda aslında Galatasaray'la pazarlık halinde olduğunu çıkarmak işten değil. Sancar aslında burada bir habercilik kazığı yerken Cerezo bu vesileyle Türk spor yöneticilerine belki de Aysal'a çok önemli bir mesaj veriyordu: İşi bitirene kadar açık etme, gerekiyorsa inkar et, böylece hiç bir başarısızlık sana mal edilmez.
Cerezo kısa sürede Agüero ve De Gea'yı gönderip ciddi bir maddi kaynak yaratırken, aynı zamanda maaş anlamında ekonomiye de gitmiş oldu. Bunlar 2013 UEFA kriterleri hazırlığı apaçık. 61 milyonluk bonservis bedeli alan Madrid bonservissiz transferlerine en son Arda'yı ekleyerek yine önemli bir konuma gelmeyi başardı. Cerezo önemli bir spor adamı olduğunu hem bu transfer başarıları hem de Sancar'a bugün attığı kazıkla bir kez daha gösterdi.
9 Ağustos 2011 Salı
Beşiktaş Forma Numaraları (2011-2012)
8 Ağustos 2011 Pazartesi
TAFL Kullanma Kılavuzu
2007-2008 sezonunda yarı finale çıkan takımdan beri her sene yeni bir yapılanmaya girmeye çalışan takımın özellikle geçen sezonu onlar adına tam bir kabustu. Tarihlerinin en kötü sonucu olan lig 8. liğini alan takım ancak play-out maçları sonunda ligde kalabildi.
Aslında ligin en iyi WR (top tutucu) ünitelerinden birine sahipler. Senelerdir bu takımın oyuncusu olan Murat Pazarbaş’ın yanında yeni yetiştirdikleri Göksel’i ve Başkent Knights takımından transfer ettikleri Yiğit’i monte ettiler ve kritik anlarda bu oyuncular üzerinden big play alabiliyorlar. Ancak ne yazık ki bunun dışında takımın hücumu oldukça durağan gözüküyor, belki kritik mevkilerdeki genç oyuncuların seneye daha fazla tecrübe kazanması ve koç Eren Demir’in eski bir oyun kurucu olarak yeni fikirleri hücuma derinlik katabilir. Savunmada ise ligin kendi mevkisindeki en iyi oyuncularından biri Ertan Gülsüm liderliğinde sert linebackerlar Uğur, Orçun ve Burak line arkasında güven veriyor ancak burada da agresif line oyuncuları yok.
Yeni sezonda eğer aynı kadroyu korur ve özellikle oyun kurucu ve defans line mevkilerinde yeni oyuncular çıkarabilirlerse daha üst sıraları zorlayabilirler.
Geçen sene finalde Gazi Warriors’a tüm ülkenin nefeslerini kesen 6 uzatmaya giden bir maçtan sonra kaybedip ligin en başarılı 2. takımı olmuşlardı ki normal sezonu namağlup lider kapatarak play-off lara 1. sıradan girmişlerdi.
Ligdeki çoğu takımın çok farklı oyunlar denemeyi başarıya giden en kestirme yol sandığı ortamda Boğaziçi senelerdir (bu ülkenin en eski takımı olma ünvanına sahiplerdir) kendi bildikleri yoldan şaşmamıştır. Çok farklı oyunlar denemek farklı dizilişlerle uğraşmak yerine daha önce başarısı kanıtlanmış oyunları en mükemmel şekilde oynamaya ve nüanslar üzerinden maç kazanmaya çalışmışlardır. Düzgün işleyen bir yönetim, coaching, antrenman sistemi olan takımın saha içinde de gözle görülür bir eksisi yoktur. Ancak farklı oyunlar denemeyi sevmedikleri ve çalışmadıkları için özellikle kritik yardlar almaları gereken yerlerde kolay tahmin edilebilir olmaları başlarını ağrıtmıştır.
Yeni sezonda özellikle bu sene yıldızı parlayan returner ve WR Yiğit Güldoğan ve bu senenin MIP ödülünü alması gereken ilk isim olan oyun kurucu Abdülgani “Gani” Atalay – Yavuz “Joe” Sünör(WR) önderliğinde yine hücumda keyif vermeyi garanti ediyorlar. Savunmada ise geçen seneki gibi istikrarlı olurlarsa yine üst sıralardaki yerlerini alacaklardır.
Liglerin yıllardır en renkli takımı olan Kıbrıs temsilcisi geçen sene çıktığı 1. Lig’de ilk senesinde yarı final oynamayı başarmıştı.
Amerikan Futbolu’nu mutlaka bir sisteme bağlı olarak oynamayı kendine düstur edinmiş takım bu bağlamda ligimizde oldukça popüler olan Spread-Option sistemini liglere tanıtan ve bu sistemi getiren Amerikalı koç Hayden Flowers takımdan ayrılsa da onun yetiştirdiği veteran oyuncuların koçluğunda aynı sistemi oynamaya çalışan bir ekiptir. Kadrosunda Nijerya, Fas, Arnavut, Amerika kökenli çok yabancı oyuncu bulunduran ekip geçen sene hücumda tutuk bir görüntü çizdi. Aslında bu sene de dahil olmak üzere her sene oyun kurucu(Ceyhun Alkılıçgil), koşucu(Caz Ebay) , pas tutucu(Hüseyin Cengiz) gibi mevkilerde yetenekli oyuncuları barındıran kulübün OL (hücum çizgi) oyuncuları yeterince sisteme uyum sağlayamadıkları için hücum sıkıntısı yaşıyorlar. Savunmada ise aynı mevki DL(defans çizgisi) oyuncuları size olarak gerçekten çok ufaklar bu onları orta koşularda oldukça çaresiz kılıyor. Kıbrıs’ta okuyup mezun olan çoğu oyuncunun İstanbul veya Ankara’da yaşayıp takımdan uzak kalması ve kadronun çabuk dağılabilmesi bu konudaki seçim havuzunun darlaşmasındaki en büyük etken gibi duruyor.
Bu sene, geçen sene yaptıkları bireysel hataları yapmaz ve oyuncu seçimi konusunda biraz daha şanslı olurlarsa bu sezon başardıklarının tesadüf olmadıklarını gösterip bir adım ileriye gidebilirler.
Son 5 senedir Türkiye’de en çok final oynayan ekip olma özelliğini taşıyan takım, finallerde kaybetme şanssızlığını bu seneki efsanevi maçtan sonra kırıp ligi şampiyon olarak kapatmıştır.
2009-2010 senesinde İstanbul Cavaliers’a karşı finalde kaybettikleri zaman finalin en değerli oyuncusu seçilen ve bu ülkedeki hatta Balkan’lardaki en iyi oyun kurucu olan Burak Şenyuva’yı transfer ederek Burak’ın alışık olduğu Spread-Option sisteminde oynamaya başlayarak, 10 senedir oynadıkları Double-Wing sisteminden vazgeçtikleri ilk sezonda şampiyon olmaları bu seneki başarının büyüklüğünü daha kolay anlatacaktır. Hücumda Yiğithan”Saldo” Erdoğan(C) , Oğuzhan “Baca” Kılınç(RB) , Ali Artuk Şedele(RB-WR) gibi ligin en kaliteli oyuncularına sahip ekip gelecek sene hücumda daha başarılı olabilir. Takımın defansı çok sistemli oyunlara dayanmıyor. Ancak bireysel olarak gerçekten her mevkide ligin en iyi oyuncularına sahip olması ve agresif oynamayı sevmesi takımın savunma başarısının temelini oluşturuyor. Pas savunması konusunda 2-3 sene öncesine kadar başarısız olarak addedilen takım, aynı zamanda Amerikan vatandaşı olan ve bu spora lise çağlarında Amerika’da başlamış olan bu seneki final MVP si Mert Köse ‘ nin takıma alışması ve bu mevkideki oyunculara liderlik etmesiyle ligin en çok interception(pas arası) yapan takımı olarak bu konuda da büyük bir gelişme gösterdi. Takımın başarısında en büyük pay sahiplerinden biri olan ligin en genç koçu(aynı zamanda aktif olarak oynuyor hala) Cevat Yelkesen’in de artık bu işi tamamen özümsemiş olması takımın en büyük artısı olarak görünüyor.
Bu seneye ligdeki ezeli rakibinin(Red Deers) en iyi oyuncusu Birkan Meracı’yı(RB) alarak başlayacak olan Gazi Warriors takımdan ayrılan birkaç önemli oyuncusunun yerini doldurabilirse yine bu senede şampiyonluğun en büyük adayı olacaktır. Lise ve altyapı çalışmalarına verdiği önemi bu senede daha da arttıracak olan ekip bu mevkilerde genç oyunculara güvenecektir.
2000’li yılların başında bu sporda hanedanlık kuran Red Deers son yıllarda bu başarılarını yakalamakta güçlük çekiyor. Geçen sene de yarı finalde ezeli rakip Gazi Warriors’a kaybedip ligi noktalamışlardı.
Yıllardır koşu hücumunun en iyi örneklerini sergileyen Hacettepe özellikle “motion”lu koşu oyunlarını bu sene çok kullanmaya başlamıştı artı bunun üstüne bunları da bir de “screen” paslarla destekleme konusunda başarılı oldular. Burada en önemli eksi ise 2-3 senedir kabuk değiştirmeye başlayan line oyuncularının eski efsanevi pas korumalarını veya koşu bloklarını gösterememesi oldu. Savunmada ise ligdeki en agresif çizgi oyuncularına sahipler. Özellikle Mert Atak gibi bir patlayıcı kuvvetin yanı sıra yeni kuşak “Defensive End” leri de çok başarılı görünüyor ki arka alandaki oyuncuları da yine standart üstü “coverage” yapabiliyor.
Saha içinde her zaman yetenekli oyuncuları bünyesinde barındıran ve gerçekten kazanma kültürü yerleşmiş bir takım olan Red Deers’da problemler daha çok yönetim bazında ve saha dışında gibi görünüyor. Bu sorunları kendi içlerinde çözmedeki başarıları seneye ligde alacakları konumu da direk olarak etkileyecektir diye düşünüyorum.
Eski spor bakanlarımızdan Mehmet Ali Yılmaz’ın oğlu Soner Yılmaz’ın desteklediği takım ligin en kuvvetli organizasyonlarından biriydi aslında şampiyon olduğu 2009-2010 sezonunun ardından. Ancak geçen sezonu aşağıda değineceğimiz sebepler yüzünden play-off yapamadan 5. sırada kapattılar.
Sezona Burak Şenyuva(QB) başta olmak üzere birçok oyuncusunu kaybederek başlayan takım bunu Sırbistan’dan ve Amerika’dan ligimiz için çok üst düzeyde olan 2 yabancı oyuncu transfer ederek kapatmaya çalıştı. Aynı zamanda takımı şampiyon yapan koç Hayden Flowers’ın yerine yine başka bir Amerikalı John Douglas Harper’ı getirerek lige başladılar. Ancak tamamen saha dışındaki yönetimsel çekişmeler, takımdaki yabancı oyuncuların farklı profesyonellik anlayışları ve takımın içindeki oyuncuların birbirleriyle liderlik yarışmaları yüzünden saha içinde kendi aralarında kavga etmeye kadar gittiler. Bu yüzden takımın saha içi performansını değerlendirmek biraz yersiz olacaktır.
Her ne olursa olsun takımda hala Hızır Kutalp Arı(C) , Onat Yıldız(WR) , Emre Kalem (DT) , Güçhan Özbilgin(QB-FS) gibi iyi oyuncular var. Kendine ait bir de B takımı olan bu organizasyon seneye mutlaka bundan daha iyi bir yerde olacaktır, yeter ki oyuncular sadece oynadıkları oyuna konsantre olsunlar.
Geçen sene alınan bir kararla takımdaki veteran oyuncuların hepsi gönderilip tamamen genç oyuncularla yola devam eden eski ITU TIGERS, yeni ismiyle liglerde olduğu ilk sezonda ligi 6. sırada bitirmiştir. Bu arada takımın İTÜ’nün Maslak kampüsünde bulunan belki de ligdeki en modern sahaya sahip olduğunu söyleyelim.
5 top tutuculu sistemler gibi cesur hücum sistemleri oynamaya alışkın koç Emrah Asılyazıcı bu sene Serhat Erişgin (RB) ve Muzaffer Akay(WR) gibi genç oyuncuların liderlik yapmasına izin vererek elindeki dar kadrodan hücum anlamında maksimumunu almış gibi görünüyor. Ligde belki Gazi Warriors dışındaki tüm takımların sıkıntı çektikleri Ofansif Line bölgesinde belli bir size eksikliği Hornets’ta göze çarpan en önemli sıkıntı. Defans konusunda genelde düzgün fundamental çalıştıkları belli olan “Secondary”ler takımın arka alanını koruyor. Ancak yine ön taraftaki line ve linebacker lardaki eksikler göze çarpıyor. Savunma sistemleri de bol blitzli riskli sistemler yerine daha oyun okuyup swarm etmeye dayalı. Özellikle savunmanın ileriki senelerde daha çok iş yapacağı aşikar.
2011-2012 sezonu için play-off yapmalarını beklemiyorum. Ancak kuvvetli yönetim ve takım organizasyonları devam ettiği sürece gelişim göstermeye devam edeceklerdir.
Ligin en köklü takımlarından biri olan Falcons da aynı Ankara Cats gibi belki de tarihinin en kötü sezonunu geçirip ligi 7. bitirmiş ve ancak play-out maçları sonrasında ligde kalabilmiştir.
Benim kişisel olarak en beğendiğim oyun kurucularından biri olan Öner Erge(QB) ve Ömer Uygun(WR) gibi ligin tek başına hücum sürükleyen nadir oyuncularından birine sahip olan bir hücumları var. Line oyuncuları da ligin en fizikli ve tecrübeleri olmasına rağmen takımın gözle görülür bir hücum sıkıntısı var. Bunun en büyük nedeni Ali Osman ve Sezer gibi 2 iyi koşucudan sonra yıllardır istikrarlı bir RB yetiştirememeleri olabilir. Yani line gap açma konusunda başarılı bile olsa koşacak biri olmadıktan sonra o gap bir işe yaramıyor. Defans konusunda da tamamen hız üzerine kurulu bir defansa sahip takım gerçekten ligin en başarılı defans ünitelerinden birine sahip. Özellikle dış koşular ve paslarda çok başarılı maçlar çıkarırken orta koşuları kapamakta bazen yetersiz kalabiliyorlar. Open-field tackling de çok başarılı secondaryleri defansı bazen bir gösteriye dönüştürebiliyor. Ancak bu kadar artıya rağmen özel takımlardaki gözle görülür eksileri ve bazen hücumlarının çok durağanlaşması nedeniyle bu sene son dakikalarda çok maç kaybettiler.
Her sene ben sezon başında tahmin yaparken ODTU’yü çok üst sıralara koyarım ancak geçen sene beni yanılttılar. Bu sene içinde yarı-final yapacak takımlar içine yine koyacağım. Eğer kişisel hataları azaltıp, iyi bir de RB ünitesi kurabilirlerse beklenen başarıları yakalayabilirler.
Nabi İlter Havuçgil
Daha önceki gönderilerde bahsettiğim üzere bu yazı Gazi Üniversitesi oyuncularından kadromuza kattığımız Sevgili İlter tarafından yazılmış bir yazıdır. Bundan sonra da İlter'in yazıları blogumuzda olacak. İlter'in diğer arkadaşları ile açtığı ve yazılarını paylaştığı blogunun ismi ise Websportblog. Yazın serüveninde kendisine başarılar diliyoruz.
HTSpor İnternet İflah olmaz
Sanki kendileri ak pakmışlar gibi 3 dakika farkla Manchester City Web sitesi ile dalga geçiyorlar.
Benim yorumum ise sizler iflah olmazsınız. Önce kendinize bir çeki düzen verin sonra milletle uğraşın. Kimlerin yazdığı haberleri okuyoruz Allah aşkına!!
7 Ağustos 2011 Pazar
Yuh Artık!!!
İstanbul'da F1'i Erbo mu Kurtarsın?
İşte bu da Erbo'nun yazısı. Sağol güzel insan...
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Meydan Dayağı!
Cidden meydan dayağı dedikleri bu sanırım. Batman The Dark Knight Rises filminin çekimlerinde Batman ile Bane ahalileriyle birbirlerine giriyorlar. Filmin çekimini gizlice çekenlerin gözünden bizler de buna şahit oluyoruz. Çok keyifli ve yine unutulmaz bir film olacağı belli. Şuradaki dayağı Nolan'ın gözünden nasıl göreceğimizi de ziyadesiyle merak ediyorum. Buyrun Meydan Dayağına...
Milliyet İnternet Kimin Elinde Oyuncak Oluyor?
4 Ağustos 2011 Perşembe
Internet Gazeteciliğinin Suyu Çıkmış
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Galatasaray Kadar Taş Düşsün Başına!
Educatedear'dan muhteşem bir çalışma! Açlıktan gerilen yüz kaslarına boşalma sağlaması ümidiyle...
2 Ağustos 2011 Salı
Bobo'nun Nesi Var?
Haydi Hoca, Haydi Yönetim, Galatasaray'ın, taraftarın parasını boşa harcamayın!!!
Hoppaaaaa!!!!!!
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Maymunlar Geliyor!
Granit'i Dinlemek...
"Avrupa Basketbolunda zirveye çıkma heyecanı ve hırsını taşıyan tek ülke biz değiliz.
Ribaunt anlayışı bunların başında geliyor. Bir maçta alınan her fazla ribaunt topa sahip olma sayınsızı arttırıyor. Genelde bir maçta kim en fazla topa sahip olursa maçı büyük olasılıkla o takım kazanır. Bunun bir de moral yönü var. Rakip takım sizi 20 saniye büyün gücüyle savunduğunda atılan şutun sonunda sizin bir oyuncunuz ribaundu alıp yine gardınıza verirse onların üzüntüsünü hücum ribaundunun size kazandıracağı moral gücünü düşünün. Hele oyuncunuz ribaunttan aldığı topu smaçla sayıya çevirirse ribaundun etkisi ikiye katlanır.
Kaynak: Hürriyet Gazetesi
22 Temmuz 2011 Cuma
Bu Nasıl Şampiyona?
Taraftar Dediğin Bu İşlerle Uğraşır
"Böyle anlaşma ne görüldü, ne duyuldu... Almanya'nın 1 numaralı kulübü Bayern Münih, geçtiğimiz haziran ayında 18 milyon Euro’ya Schalke 04'ten transfer ettiği kaleci Manuel Neuer ile taraftarların arasını düzeltmek için çok ilginç bir anlaşma yaptı. Kulüp yöneticileri, Neuer ve bu oyuncunun transferine karşı çıkan ‘İnferni Bayern 01’ taraftar grubu geçtiğimiz hafta bir toplantı yaparak, gerginliği nasıl gidereceklerini konuştular.
Taraftarlar, 5 maddeden oluşan bir ‘davranış kuralları’ protokolünü kabul etmesi halinde Manuel Neuer aleyhine tezahüratta bulunmayacaklarını ve pankart açmayacaklarını taahhüt ettiler. Bayern Münih yetkilileri ve Alman kaleci de birbirinden ilginç maddelerin bulunduğu bu anlaşmayı kabul etti.
Yapılan anlaşmaya göre Neuer, Bayern Münih’in maçlarında şunları kesinlikle yapmayacak:
1- Takımın iç saha maçlarında, ‘İnferni Bayern 01’ taraftar grubuna ayrılan güney tribününe kesinlikle yaklaşmayacak.
2- Maçlarda Bayern formasının üzerine bulunan kulüp armasını kesinlikle öpmeyecek.
3- Formasını çıkarıp, güney tribününe atmayacak.
4- Bayern taraftarları ile birlikte tezahürat yapmayacak.
Söz konusu taraftarlar son olarak Bayern’in hazırlık kampında, “ Neuer, istediğin kadar gol kurtarabilirsin ama biz seni kalemizde hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz” yazılı pankart açmıştı.
Kahn’ı taklit ettiği için sevmiyorlar
Bayern Münih taraftarlarının Manuel Neuer’e tepki duymasının sebebi yıllar öncesine dayanıyor. O dönem Schalke 04’te forma giyen Neuer, Bayern’i yendikleri bir maçtan sonra, rakip kaleci Oliver Kahn'ın sıkça yaptığı bir sevinç gösterisini taklit edince, taraftarların en çok nefret ettiği oyuncu haline geldi."
Kaynak: Milliyet
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Zimbabwe Futbol Ligi
Zimbabwe Futbol Federasyonu 1950 senesinde kurulmuş. 1965 yılında ise Federasyon FIFA'ya da üye olarak uluslararası anlamda tanınmış. Milli takımlar düzeyinde dünya sıralamasında geçen ay 39 basamak birden atlayarak 87. sıraya yerleşmişler. Şu anki mevcut federasyon başkanı Cuthbert Dube. Önceki başkanın adı, ki kendisi kadın olup adı Henrietta Rushwaya'dır, şike olaylarına ve maç ayarlama dedikodularına karışıp aleyhinde davalar açılınca Dube "Temiz Federasyon Temiz Futbol" sloganıyla yeni Federasyon Başkanı seçilmiş. Son aylardaki başarılı çalışmalarıyla Zimbabwe uluslararası platformda Dube sayesinde tekrar kazanmış. Avrupa ve Amerika'da oynayan bir çok futbolcusu olan Zimbabwe'nin bizim adımıza en yakından tanıdığımız ve ünlü ismi Galatasaraylı eski futbolcu Norman Mapeza.
Ligde şu anda 16 hafta sonunda FC Platinum lider. 2. sırada ise Motor Action var. Bu iki takım diğerlerinden biraz kopmuş vaziyette. Zimbabwe liginde 16 takım var ve her sene 4 takım küme düşüyor. Dolayısıyla son derece rekabetçi bir ortam söz konusu. Ligin sonuncusu ve 7. arasında sadece 9 puanlık fark olduğunu söylersek bunu iyice ortaya sermiş oluruz sanırım. Zimbabwe'nin eski adıyla Rodezya (Rhodesia) olduğu dönemlerde başlayan Futbol Liginde bu güne kadar en fazla şampiyonluğu kazanan takımı Dynamos. Tam 18 şampiyonluğu var bu ekibin. daha sonraki en başarılı ekip ise Bulawayo Highlanders, onlar ise 7 kez şampiyonluk sevinci yaşamış. Şu anki lider Platinum'un hiç şampiyonluğu yok, Motor Action ise geçen senenin şampiyonu. Dynamo ve Highlanders ise 3 ve 4. sırada.
TFF'ye Artık Taraftır Gözüyle Bakabiliriz!
Şu yukarıdaki açıklama dün yazmış olduğum yazının doğruluğunu ispat eder niteliktedir. 2 ayrı kulüp zehir zemberek, suçlayıcı ve tehditkar açıklamalarda bulunmuşken TFF Başkanının sert eleştiri görmemiş olması artık TFF'nin tam anlamıyla bir taraf olduğunu göstermektedir. TFF, başını İlhan Cavcav'ın çektiği Kulüpler Birliğinin, Galatasaray dışında kalan takımlarının tarafındadır. Ünal Aysal'a ateş püsküren İlhan Cavcav da dünden sonra Trabzonspor Fenerbahçe'yi şikeyle alenen suçlarken sessiz kalarak tarafının Galatasaray karşısında olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Apaçık görülen şudur ki Türk Futbolu "para"nın esiri olmuş, hatırlı ağabeylerin direktifleri doğrultusunda yoluna devam etmektedir. Türk Futbolunda evlat ayırımı vardır, Türk Futboluna bakacak idari anlamda objektif bir pencere kalmamıştır. Yarın öbür gün, ümidim odur ki, adı geçen tüm takımlar ve kişiler aklanırsa geriye Kulüpler Birliği ve TFF'nin taraflı tutumu çerçevesinde kurumlara yapmış olduğu davranışların silinmez lekeleri kalacaktır. Benim için Türk Futbolu dün akşam itibariyle bitmiştir. Soruşturma sona erip kararlar alınana kadar bir daha Türk Futbolu ile ilgili 1 kelime yazmayacağım.
19 Temmuz 2011 Salı
Cevap Versenize Hemen Buna da! Koysanıza Postayı Yiyosa!
Gerçekten tarafsız olduğunu ve birilerinin kuklası olmadığını ispat edecekse bu TFF ve M.Ali Aydınlar toplantının ardından önce Fenerbahçe'yi sonra da Fenerbahçeyi açıkça şikeyle suçlayan Trabzonspor Divanını kınayan bir açıklama yapar. Eğer bu sefer de cevap verilmezse böylesine bir tehdide işte o zaman Türk Futbolu tükenmiş demektir.
16 Temmuz 2011 Cumartesi
Hastalık Dünyayı Saracak, Contagion Eylül'de!
15 Temmuz 2011 Cuma
Avrupa'dan Satırbaşları, Transfer Falan...
Chelsea'nin çok istediği Radamel Falcao Porto'yla mevcut kontratını 2 sene daha uzatmış. Dolayısıyla bu sefer Porto para için adam satmamış oldu. Artık Şampiyonlar Ligi'nde söz sahibi olmak istiyorlar. Gerçi 2004'te kazanmışlardı bu ligi ama o sezon hem kura şansı hem de Mourinho'nun hırsıyla gelmişti o başarı. Mourinho o kupadan sonra Chelsea'ye gitmişti tıpkı bu sezonki Avrupa Ligi şampiyonluğundan sonra Villas Boas'ın yaptığı gibi. O kupa bana göre ciddi bir sürprizdi. Hatta final sürprizdi desek yeridir. O zamandan beri Porto ancak kendine gelirken Monaco hep geriledi ve bu sene küme düştü.
Sir Alex Ferguson takımdaki gereksiz parçaları ayıklayıp gençleştirmeye devam ederken gözüne bu sefer Interli Wesley Sneijder takılmış. Inter'e 35 milyon £ oyuncuya da haftalık 190.000 £ önermiş Sir efendi. Son dönemde 26 yaş üstü oyuncu almama politikası güden Sir Sneijder için bir ayrıcalık yapmak istiyormuş. Nasri'yi alamayınca rotayı sarışına çevirmiş İskoç kurt. Benim de o kadar param olsa ben de sağa 20 sola 35 milyon teklif ederdim. Hala Ronaldo'nun parasını bitiremedi adam. Ama arkadaş 1 adam satıp yerine bu kadar düzgün adam alınabiliyorsa o noktada saygı göstermek gerek.
Downing'in Liverpool'a transferi 20 milyona bitmiş. Villa da onun yerine hemen Charles N'Zogbia'yı bağlamış. Yetmemiş Firiedel'ın yerine Given'la da söz kesmiş. Dolayısıyla 10 milyona yakın para cepte kalmış. Akıllı transfer taktiği bence. Al birini vur ötekine. Liverpool Britanyalılaşırken, diğer takımlar pahalıya satıp ucuza alıyor, kar ediyor, çark döndürüyorlar. Sponsor büyüğe, büyük, küçüğe, küçük masraflara harcıyor parayı. Ama bonservisler çok uçmuş, fahiş bu fiyatlar. Yazık.
Evimden, aileden uzak kaldım, sıla hasreti çekiyorum, kuzinada bi ekmek yapan yok, çayırımın çimenimin kokusunu özledim diyen, Juve teklif yapınca hemen giderim diyen Manchester sevmez Tevez için resmi teklif olmamış henüz. City Corinthians'ın yaptığı 35 milyon Poundluk teklifi evvelce reddetmiş, Arjantinli ile iddialaşmaya girmişti.
Nicklas Bendtner beni Dortmund istiyor demişti geçenlerde, Dortmund yalanlamış bu haberi. Batuhan'ın İngilizce bileni benim gözümde bu Danimarkalı kendini beğenmiş eleman. Halı sahada bile takımıma almam, kavga çıkartır can ciğer kuzu sarması adamlar arasında bile. Allah'a yakın olsun.
Agüero da "bağlasan durmam artık Atletico'da, ne olur bana bir şeyh bulun, elini öpecem, dünya ahiret ağabeyim olsun" demiş. Neden herkes Atletico'dan kaçmak istiyor onu anlamış değilim.
Meksikalı kaleci Ochoa'yı duymayan kalmamıştır Türkiye'de sanırım. Bu sene kanında yabancı bir maddeye rastlanınca, bir anda adı piyasadan silinmişti elemanın. İşte o adam biz fellik fellik kaleci ararayıp milyon milyon Eurolar verirken sağa sola bedavaya Fransa'ya hem de Ajaccio'ya gitmiş. Büyük kayıp benim gözümde. Doping olayından da aklanmış üstelik adam. Türkiye'de oyuncu izleyen adamların, menejerlerin aklı nerede anlayamıyorum.
Böyle bir sürü olaylar işte...
14 Temmuz 2011 Perşembe
Küllerinden Doğan Çatışma: YARAnmada 2. Perde
1) Benim düşüncelerimi tekrar gözden geçirme kararı aldığım sonucuna nereden vardın?
2) Ummadık taş baş yardı derken Savcılıktan böylesi bir hareket beklemiyordum dedim. Yoksa M.Ali Aydınlar Savcılıkla görüşmeye Etik Kurulu başkanı Prof.Dr. Oğuz Atalay ve ikisi profesör olan diğer 4 üyeden ikisini alıp gitmiş olsa bence sonuç çok farklı olurdu. Keza istemek var istemek var.
3) Ben TFF'nin böyle bir delil isteme eylemi içerisine girmediğini Aydınların sözlerinden anladım geçen hafta savcılığa yapmış olduğuziyaretten sonra. Ha kesin bir bilgi var mı elimde tabii ki ispatı yok. Ancak söz ve davranışları ile TFF başkanı bunu adeta geride kalan 10 günde teyit etmiştir.
4) Peki Sevgili ozhano sen nereden biliyorsun Aydınların daha önce de delil istediğini ama reddedildiğini?
5) Aydınlar basına konuşmasında kararlarımızı değiştereceğiz değil değiştirebiliriz demiştir. Bu da TFF'nin yeni yönetiminin 3 haftada 3 farklı açıklamaya imza atarak ne kadar tutarsız bir yapıda tecelli ettiğinin göstergesi değil midir?
6) Şu anda herhangi bir skor falan da söz konusu değil kanaatime göre. O kadar şike itirafları basına sızarken TFF Başkanının hala bilgi ve belge alamıyor olması, ancak bunları almak için fazla uğraşmıyor oluşundandır. TFF en doğruyu yapMAmıştır. Bu hareketi de YARAnmanın kralıdır, gösteriş az kalır.
Demirören, Beşiktaş ve diğer konularda söylediğin her konuya bire bir katılmakla yukarıdaki hususlara dikkatini çekmek isterim dostum. Aramızdaki çatışma bitmemiş aksine bu son aleni YARAnma ile alevlenerek büyümüştür. Bu umursamaz ve kararlı olmayan tavırlarla devam ederse TFF Türk Futbolunu bir bataklığa sürükleyecektir. Artık ağabeylerin vakti geçmiş, ADAM gibi ADAM olma vakti gelmiştir. Aynı zamanda olamayanlara da kanmama.
Sevgilerimle...
Ummadık Taş Baş Yardı!
Sözün özü gün doğduktan sonra doğanlar olmuş, ummadık taş geç kalındığı için baş yarmıştır. Başımız sağolsun.
Bir de meraklı bekleyişim var ki o da şudur: TFF ile bilgi ve belge paylaşmayan Savcılık, soruşturma ile ilgili basına sızan bunca bilgi doğru çıkarsa bunları sızdıranlarla alakalı neler yapacaktır?
Gerçekler Saklı Kalamaz! Cevaba Cevap Niteliğinde Yazı...
Yorumunun vurucu cümlesi olan "TFF'nin aldığı karar tamamen doğru ve şu an itibari ile alınabilecek en iyi karardı bana göre." cümlesindeki kanaatin zaten bu yaranma fiiliyatı sonucunda insanlarda oluşturulmaya çalışılan kanaatti. Bu doğrultuda liglerin planlanan tarihte başlaması ve Avrupa Kupaları'na gidecek takımlarda değişiklik yapılmaması ise Türk Futbolunda en büyük YARAyı açacak karardı. Avrupa Kupalarına bu belirsizlik ortamında ülke olarak katılmamak ya da takım değişikliği yapmak, hatta katılacak takım sayısını azaltmak yapılabilecek hareketlerdendi. Sen de yorumlarında zaten bu karar sonucunda bir çok takımın en az 2 sene birden kaybedeceğini kaleme almışsın. Bu noktada bir görüş ayrılığımız olamaz.
Ancak ve ancak hala YARAnmak fiilinin gerçekleşmiş olduğunu, bu fiiliyatı yaparken sanki ellerinde başka çare yokmuş gibi gösterilerek sempati kazanıldığını, ne şişi ne de kebabı yakarak herkese karanfil dağıtıldığını bazıları gördü bazıları göremedi. Sevgili kardeşim biliyorsun bir çok sefer Adli Bilirkişilik ve Resmi Değerlendiricilik görevlerinde bulunma fırsatı yakaladım. Bu görevlendirmelerde görev size bir dosya ya da belge karşılığında tebliğ edildiğinde bir yemin zaptı imzalayarak, kimseyle bu dosyalarla ilgili belge ve bilgi paylaşımına girmeyeceğinizi taahhüt alırsınız. Dolayısıyla aslen gizli içeriğe sahip olan yeri gelir trilyonluk anlaşmazlıklar, yeri gelir büyük proje destekleri, yeri gelir ölümlü vakalarla ilgili hem çalışır, hem kanaat oluşturur hem de sonucen raporunuzu, suç unsuru, kasıt, eksiklik, yapabilirlik düzeyi gibi konularda hazırlayıp ilgili adli ya da resmi heyete teslim edersiniz. Sizin raporunuza göre dava ya da karar şekillenir, yürütmeyi durdurma kararı alınır veyahut benzeri uygulamalar yapılabilir.
İşte bu yukarıda anlattığım konuyu şike soruşturması kapsamında örnek olarak tutarsak şu düşünceler hasıl oluyor bende:
1- TFF dünkü itiraflardan sonra Savcılıktan istediği bilgi paylaşımını aslında 4 Temmuz günü istemeliydi. Şifaen öğrendiği bir çok bilgiyi basınla paylaşan Aydınlar'a demek ki Sayın Savcı bir çok bilgiyi sözle aktarmıştı. Şifaen bu kadar bilgi paylaşılabiliyorsa resmi talep ile paylaşılabilecek bilginin miktarını tahmin bile edemiyorum.
2- TFF'nin yetkili Disiplin ve Etik Kurulları ya da bunlardan oluşturulacak bir komisyon TFF Başkanı Aydınların Cumhuriyet Savcısından talebiyle henüz 4 Temmuz'da Savcılıktan yemin zaptı imzalayıp, gizlilik yemini ederek bilgi alabilirdi. Sonuç itibariyle bu konu farklı Tüzel kişilik ve Devlet kurumlarını ilgilendiren ülke menfaatini etkileyen bir konudur ve yukarıda değim gibi her aklı selim Türk Vatandaşı, hele ki Özel Yetkili bir Cumhuriyet Savcısı böyle bir konumda ülkenin zarar görmesine izin vermez.
3- Hiç bir resmi kurum bir diğer resmi kurum kendisinden resmi yazıyla bilgi ve belge istemedikçe, eğer yasa ve yönetmeliklerle bilgi vermeye zorunlu bırkılmamışsa, "burada bir mevzu var, alın bunlar da belgeleri, siz de gereken bir hareket varsa yapın" demez.
4- Konu her ne olursa olsun sonucu Türk Futbolunu menfi şekilde etkileyecek ve itibar kaybına neden olacaksa hiç bir Federasyon ya da Başkanı çıkıp İlhan ağabeyinin tembihlediklerini tekrarlamaz.
5- Yıllar boyu, şike yasası çıktıktan sonra da, TFF kanaate dayalı olarak, sadece maç görüntüleriyle bile bir çok takıma şike cezası vermişken, belgeleri olduğu söylenen, delilleri Savcılıkta var denilen konularda elimizde delil yok diyerek işin içinden sıyrılamaz, buna hakkı yoktur.
10 gün boyunca delil, bilgi ve belge paylaşımı talebinde bulunmamış, itiraf dedikodularını duyunca birden alevlenmiş, o zamana kadar bazı "ağabeyler"in sözüne riayet etmiş, tehditlere sesini çıkarmayıp duruma Türk Futbolu adına isyan edenlere posta koymuş, hastalanan bazı kişileri hastanede hemen ziyarete giderken bazılarına 5-6 gün sonra ancak gitme fırsatı bulabilmiş bir Federasyon Başkanına benim güvenim maalesef kalmamıştır. Türk Futbolu, eğer ligler planlandığı tarihte başlar ve Avrupa'ya şike soruşturmasında adı geçen takımlar giderse en az 5 senesini kaybedecektir.
İşte bu düşünceler bağlamında sevgili ozhano kamuoyunda yaratılmaya çalışılan "başka çaremiz yoktu" havası ve akabindeki "kurumlar değil kişiler cezalandırılmalıdır" safsatası dün gece geçerliliğini kaybetmiştir. Uluslararası kuruluşlara üye olmak, onlara çeşitli taahhütler verip yönetmeliklerini kabul etmek, manzaraya karşı sigara yakıp göbeğini kaşırken yellenmeye benzemez. Bu hareketler sadece tecrübesizlikle açıklanacak hareketler değildir. Türk Futbolu para odaklı bir çark haline geldiğini kendi kendine ispatlamış, tuz kokmuştur. Gerçekler saklı kalamaz, ortaya çıktıklarında gerçekten acıtırlar. Bu yüzden, bu yönlendirici düşünceler seni bile böyle düşünmeye sevk ettiği için şaşırdım ben.
Yoksa Korkmaz unutulmaz bir YARAdır, ancak şunu da unutmamak gerekir ki Korkmazın o dönem attığı bugün bana yarın sanadır :)
13 Temmuz 2011 Çarşamba
YARAnmak
- Bir davranışla birini memnun etmek.
- İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye çalışmak.
Bugün, bu saatte TFF'nin kararı ve UEFA'nın tehditkar onayından sonra yapacak bir şey kalmamışken sadece, ülke menfaatini ilgilendiren konularda belirli makam ve seviyelerde bilgi paylaşımı talep etmek, edilirse de bu paylaşımı yapmak bu kadar zor mudur diye düşünmekten kendimi bir türlü alamıyorum.
Şimdiden kendi adıma yeni TFF'ye güvenimi kökten sarsan bu yaranmak fiili, umarım Türk Futbolu'nda tahmin edildiği üzere çok büyük YARAlar açmaz, keza deri incelmiş, kan çoktan toplanmış durumdadır.
1 Temmuz 2011 Cuma
NBA Oyuncuları Grev'e Başladılar!
30 Haziran 2011 Perşembe
Aralık'ta Görevimiz Tehlike
24 Haziran 2011 Cuma
Biyonik Golcü - Lotta Schelin
Almanya'da başlayacak Kadınlar Dünya Kupası öncesi blogda yaşanan şenliği farketmişsinizdir. Bu şenlikli durum şampiyona bittikten sonra kalıcı olacak umarım. Şenliğe şağ-şağ (artık nasıl yazılıyorsa =)) katmak gerek. Bu nedenle de şampiyona öncesi elimin-bilgimin yettiği kadarıyla turnuvada izlenmesi dikkat edilmesi gereken isimlerden bahsedeceğim. Önceliğim İsveçli Lotta Schelin'e...
İsveçli yıldız futbolcunun tam adı Charlotta Eva Schelin. İsveç'in Trangsund mevkiinde 27 Şubat 1984 günü dünyaya gelen futbolcunun adı HHğelin (gırtlaklı oluyo H) diye okunuyor (kendi ağzından aldığımız bilgi böyle). Lotta futbol hayatına futbolcu olan ablası Camilla ile birlikte Kallered SK'da başladı. İkisi bir arada Mölnlycke IF'te de forma giydi. Top peşinde koşmaya tam zamanlı olarak başlamadan evvel atletizm, masa tenisi ve snowboard ile de uğraşan Lotta omuriliğinde yaşadığı sakatlık nedeniyle spor yapmaya bir süre ara verdi.
Milli takım hocasının da ilgi alanına girmekte zorlanmayan Schelin 2004 yılında 16 Mart'ta ilk kez A takım formasını giydi. Atina'da yapılan Olimpiyat Oyunlarının kadrosunda ve aynı yıl Portekiz'de gerçekleşen Algavre Kupası (uluslararası bir kupadır) kadrosunda kendine yer buldu. Fakat sakatlık belası yine peşini bırakmadı Schelin'in. Bu sefer dizinden ve kasığından uzun süreli sakatlıklar yaşadı.
Sakatlıkların peşini bırakmaması sanki Lotta'yı daha da hırslandırır gibiydi. 2005 yılında kulübüyle çıktığı 33 maçta 22 gol, ertesi sene de yine kulübüyle çıktığı 37 maçta 31 gol 4 asist yaptı. Aynı yıl yapılan Algavre Kupası'nda Milli takımı İsveç 3.'lüğü elde ederken en önemli isim yine o idi. Schelin 2006 yılındaki performansıyla ülkesinde 'elmas top' ödülünü kazandı henüz 22 yaşındayken. Ve ligin en iyi forveti ödülü de ona gitti. Başarılı futbolcu 2007 yılındaki kadınlar dünya şampiyonasında da milli takımının kadrosundaydı.
Aynı yıl ligde oynadığı 22 maçta 26 gol atması, toplamda ise kulüp bazında 30 maçta 29 gole ulaşması artık onu transfer pazarında en ön sıraya taşıdı. Amerikaya transfer söylentileri arasında 2008 yılında 8 maçta 3 gol atan 27 yaşındaki golcü, Fransa Ligi'nde oynamaya karar verdi ve yıllık 1 milyon isveç kronu (160bin dolar) karşılığında Olympique Lyon'a transfer oldu.
Fransız takımıyla üstüste 3 yıl şampiyonluk yaşayan Schelin Wikipedia'ya göre 43 maçta 37 gol atarak takımına önemli bir katkı yaptı. Bunun daha fazla olması muhtemeldir. En son olarak da UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi Finali'nde Turbine Potsdam ile karşılaşan O.Lyon'un önemli ismi takımının kupayı kaldırmasında başrolü oynadı. Şampiyonlar Ligi'nde 9 maçta 9 gol atarak gol krallığında 2. sırada yer aldı.
Kariyeri başarılar ve gollerle dolu Schelin önümüzdeki pazar günü başlayacak Kadınlar Dünya Kupası'nda da takımının en önemli kozu olacak. Hem kadınlar futbolundaki boy ortalamasına göre uzun olan boyu, hem de oyun tarzı olarak vatandaşı Zlatan Inrahimovic'e benzetiliyor Lotta. Haksız bir benzetme de değil. Ancak karakter olarak Zlatan kadar burnu yükseklerde biri değil yıldız oyuncu. İzlemeden geçmeyin Lotta'yı... (video)
- Kazandığı Başarılar
- 56 kez İsveç Milli Takımında forma giydi
- İsveç Milli Takımında 22 gol attı.
- 2004 yılında İsveç'in en iyi çıkış yapan futbolcusu
- 2006'da İsveç'in en iyi kadın futbolcusu ödüllerinden Elmas Top'u kazandı. Yılın en iyi futbolcusu seçildi. İsveç Premier Ligi'nde şampiyonluk elde etti. Ligde en değerli oyuncu ödülüne layık görüldü.
- 2007 FIFA Kadınlar Dünya Kupası'nda forma giydi.
- 2007 İsveç Kadınlar Ligi'nde 26 gol attı.
- 2008 Olimpiyat Oyunları'nda İsveç Milli Takımı forması giydi.
uzun zaman sonra tekrar ve yepyeniden bolca sevgiler volkanbk3

























