"Riera-Kazım iyi oynamadıkça ve Elmander forvet arkası olarak sahaya çıkarsa Galatasaray çok zorlanır. Ancak İngiliz tarzı bir 4-4-2 Galatasaray'ın bu kadro yapısı içindeki kurtuluşu olabilir."
Bu benim Sivas maçı öncesinde yaptığım yorumdu.
"Galatasaray’ın orta sahasında ofansif düşünce yapısı yüksek bir oyuncuya sahip olmamasından mütevellit 4-4-2 sistemine göre oynamasının daha faydalı olacağını ancak bu sisteme geçiş olsa bile ilerideki oyuncuların rakibe yapılan ataklarda oldukları yerde put gibi durmayıp kendilerine boş alan yaratmaları gerekiyor."
Bu da sevgili ozhano'nun 23 Eylül'de yaptığı Galatasaray yorumu.
Üzerine söyleyecek fazla söz yok. Türk futbolunun tutulduğu 10 numara hastalığı ve 4-3-3 vebasının çözümü İngiliz 4-4-2'sindedir. Dünyada kaç tane Hagi, Alex var ki sen bunlardan her sezo 18 takıma birer tane bulabilesin. Türk futbolu ve futbolcusunun yapısı 4-3-3'e uymayan bir yapıdadır. 4-3-3 oynayabilmek için 4-5-1'i iyi oynatacak kanat forvetlerine ve ileride pres özelliği sergileyebilecek güçlü, yılmaz bir santrafora ihtiyacın vardır 10 numaralı adam dışında. Kanat beklerinin her ikisi de normal insandan büyük ciğerlere sahip olmalıdır. Oysa 4-4-2 alan parsellemesinin belli olduğu, kanat orta sahaları defansa yardıma gelir ve disiplinli oynarsa 2 hareketli forvetinle rakibi hallaç pamuğu gibi atabileceğin formasyondur. Orta saha ikilisi oyunun her iki tarafını oynayabilen ayağına hakim adamlarsa, başarı beklenilen ve olası sonuçtur.
Fatih Terim için düzülen methiyeler görmek isterdim bugün ama basın eskisi gibi yüceltmiyor onu, ya da en azından şimdilik temkinliler. Ancak senelerdir vazgeçmeden söylediğim yaraya neşteri vurabilen yani bu takıma sağ bek gerektiğini görebilen, bu takımı çift santraforla oynatmayı becerebilen bir hoca, altyapıdan gelen adamlar formayı sakatlık, ceza sonrası aldığında iyileşen ya da cezası biten adam dönünce 20 hafta kadroya almamazlık yapacak karaktersizlikte olan bir tüccar değil Terim. Terim de eski hırslarını bırakmış ve sivri uçlarını törpülemişken, şampiyonluk gelsin veya gelmesin, bir Ferguson, bir Wenger modeli anlaşma yapılmalı kendisiyle. O istediği zaman bırakmalı Galatasaray'ı, Galatasaray'ı rant için kullanan bir kaç gazeteci ve yönetici istediği zaman değil.
Sanırım bu maç Hıncal Uluç ve Sergen Yalçın için de özel bir anlam taşıyor. Her ikisine de Galatasaray'ın attığı 3 golden biri armağan olsun.
8 Aralık 2011 Perşembe
4-4-2
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Galatasaray
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
5 Aralık 2011 Pazartesi
Dün yediğin HURMA'lar,gelir g.tünü tırmalar....
Biri ne olur cehaletime versin ama bana anlatsın bu adamın Galatasaray ile alıp veremediği nedir.Her sezon bir açıklama yapayım Galatasaray'ı karalayacak diye bir çaba içinde mi,ben mi çok fanatiğim?İşin ilginci 2 sezondur bizim yönetimin şu adama 2 çift laf etmemesi.Bu yönden Fenerbahçe'nin kenetlenmişliğini kabul edelim.Şöyle bir muhabbet çubuklu forma için yapılsa tekzip yazısının resmi sitede çıkması 2,5 milisaniye civarında olurdu diye düşünüyorum.Parçalı forma yönetimi ne kadar daha bunu yutacak merakla bekliyorum,bir çok parçalı tutkunu gibi...
Sn. Aysal diyor ki yönetim bazında Kayserispor'a Amrabat ile ilgili teklif sunduk,Hurma ise başkanımıza Abdurrahim Albayrak böyle bir teklifle geldi kabul etmedik diyor.Bütün bu olaylarsa Aysal'ın medyaya Amrabat için Kayserispor'a teklif götürdük demesiyle başlıyor.Burada herhangi bir yanlışlık var mı?
Zat-ı muhteremse Galatasaray'ı federasyona şikayet etmiş,sonuç bekliyormuş!!Bekle kardeşim,belki bir gün olur istediğin ama ara sıra kendi tribününün sana ve senin için söylediklerine bir kulak kabart.Biz kime,neye hizmet ettiğini,kimin piyonu olduğunu biliyoruz.Senin için sorun şu ki Kayseri tribünleri de farkında.Yine Galatasaray üstünden tribünlere oynadın.
İşin daha ironik kısmıysa Trabzon'da yöneticilik yaparken daha bu "satmıyoruz-satılık futbolcumuz yok" repliğini Türk futboluna katan insan olmasıdır.Rivayet odur ki ehliyetini soran polise dahi bizde satacak futbolcu yok diye çıkışmıştır!Trabzon'da Gökdeniz Karadeniz'in satışına engel olmaya çalışarak başladığı yöneticilik kariyerini, sonrasında kalitesini Avendano transferi ile taçlandırmış bu abimize kariyerinde başarılarının artarak devam etmesini dileyelim...
Devam et...Ne saygı ne hürmet...
Sn. Aysal diyor ki yönetim bazında Kayserispor'a Amrabat ile ilgili teklif sunduk,Hurma ise başkanımıza Abdurrahim Albayrak böyle bir teklifle geldi kabul etmedik diyor.Bütün bu olaylarsa Aysal'ın medyaya Amrabat için Kayserispor'a teklif götürdük demesiyle başlıyor.Burada herhangi bir yanlışlık var mı?
Zat-ı muhteremse Galatasaray'ı federasyona şikayet etmiş,sonuç bekliyormuş!!Bekle kardeşim,belki bir gün olur istediğin ama ara sıra kendi tribününün sana ve senin için söylediklerine bir kulak kabart.Biz kime,neye hizmet ettiğini,kimin piyonu olduğunu biliyoruz.Senin için sorun şu ki Kayseri tribünleri de farkında.Yine Galatasaray üstünden tribünlere oynadın.
İşin daha ironik kısmıysa Trabzon'da yöneticilik yaparken daha bu "satmıyoruz-satılık futbolcumuz yok" repliğini Türk futboluna katan insan olmasıdır.Rivayet odur ki ehliyetini soran polise dahi bizde satacak futbolcu yok diye çıkışmıştır!Trabzon'da Gökdeniz Karadeniz'in satışına engel olmaya çalışarak başladığı yöneticilik kariyerini, sonrasında kalitesini Avendano transferi ile taçlandırmış bu abimize kariyerinde başarılarının artarak devam etmesini dileyelim...
Devam et...Ne saygı ne hürmet...
KOÇ ÜNİ SK 8 - 14 SAKARYA TATANKALARI (Korumalı Futbol 2. Lig 1. Hafta)
Daha önce deplasmanda hiç yenemediğimiz Koç Üniversitesini bu kez mağlup etmeyi başardık. İlk yarı müthiş bir oyun oynadı ekibimiz. QB Kıvanç ve defans takımı önderliğinde 14-0'ı yakaladı. İkinci devrede Koç Üniversitesi oyunda kalabilmek için çok baskılı başladı ve 14-8'i yakaladı. Dördüncü çeyrekte sinirlerine hakim olup oyunda kalan takımımız harika bir savunma ve akıllı bir hücum stratejisiyle maçı 14-8 bitirdi ve deplasmanda daha önce hiç yenemediğimiz rakabimizi alt ederek Pro 2.Lige galibiyetle başladı.
Bu sene 2 sezon önce kaçırdığımız 1. Lige yükselme fırsatını tekrar yakalayıp bunu değerlendirmek istiyoruz. 4 maçın ilki tamam, geriye sadece 3 maç kaldı. Bu çocuklar bunu hak ediyorlar.
Bu sene 2 sezon önce kaçırdığımız 1. Lige yükselme fırsatını tekrar yakalayıp bunu değerlendirmek istiyoruz. 4 maçın ilki tamam, geriye sadece 3 maç kaldı. Bu çocuklar bunu hak ediyorlar.
Salata'da Neler Var?
Korumalı Futbol,
Tatankalar
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
2 Aralık 2011 Cuma
tePELEmek geldi içimden!!
Pele, İspanyol Marca gazetesine yaptığı açıklamada, ''İkisini bireysel olarak karşılaştırırsak, Neymar Messi'den iyi. Sağda da solda da oynayabiliyor. Olağanüstü bir oyuncu. Bireysel olarak en iyisi o'' dedi.
Tamam takım fanatiği olabilirsin,vatandaşını kayırabilirsin, yaşı benden büyüklerin affına sığınarak yaş itibariyle oksijen kullanımı konusunda beynin de pek başarılı olmayabilir.Da hemşerim gözlerinde mi seçemiyor?Bunun aynısını Robinho çıktığında da yapmıştın ama yemiyor artık kimse.Birde gidip Marca gazatesine konuşmuş!!Tahminen kaşarinho,atargezerinho ve şeymar çıktığında da benzer şeyleri diyeceksin allah ömür verirse...
Meesi ile Neymar'ı kıyaslarım ama sadece ps3'te,o da ellerinde birer coystik varsa...Sadece şu çalımda ki zeka ile karşılık veriyorum...
Hürmetler...Hakikaten duygular şelale şu çalımla...
Tamam takım fanatiği olabilirsin,vatandaşını kayırabilirsin, yaşı benden büyüklerin affına sığınarak yaş itibariyle oksijen kullanımı konusunda beynin de pek başarılı olmayabilir.Da hemşerim gözlerinde mi seçemiyor?Bunun aynısını Robinho çıktığında da yapmıştın ama yemiyor artık kimse.Birde gidip Marca gazatesine konuşmuş!!Tahminen kaşarinho,atargezerinho ve şeymar çıktığında da benzer şeyleri diyeceksin allah ömür verirse...
Hürmetler...Hakikaten duygular şelale şu çalımla...
26 Kasım 2011 Cumartesi
Sivas Maçı Öncesi
Fatih Terim Melo'nun olmadığı maçta bu sezon 2. kez Baros ve Elmander'i birlikte sahaya sürüyor. Benim elimde bu kadro olsa her daim yapacağım gibi yapıyor Terim. Galatasaray mutlaka çift santraforla oynamalı. 4-3-3 ve türevlerinin bu takıma hiç bir şey veremeyeceği 3 senedir çok açık ve net ortadayken, elinde birbirini tamamlayıcı özellikleri olan böyle 2 santrafor varken Galatasaray sahaya hep benzeri dizilişle çıkmalı.
Ancak 4-4-2 oynayacak bir Galatasaray'da kanatlarda 2 formsuz adam varken bu sistemin işlemesi çok olası değil. İlave olarak Terim her ne kadar Baros ve Elmander'i birlikte oynatıp Elmander'i orta saha göbek üçlüsünün ön tarafındaki adam gibi oynatırsa da Galatasaray çok zorlanır.
Galatasaray 4 şampiyonluğun geldiği dönemdeki gibi çift santrafor Hagi yerine Selçuk ve (Okan Emre Suat) tarzı dinamik bir üçlü yakalayamadıkça ne tek santraforlu ne de Riera-Kazım gibi iki isteneni veremeyen kanat adamıyla başarılı olamaz.
Sonuç olarak Riera-Kazım iyi oynamadıkça ve Elmander forvet arkası olarak sahaya çıkarsa Galatasaray çok zorlanır. Ancak İngiliz tarzı bir 4-4-2 Galatasaray'ın bu kadro yapısı içindeki kurtuluşu olabilir.
Ancak 4-4-2 oynayacak bir Galatasaray'da kanatlarda 2 formsuz adam varken bu sistemin işlemesi çok olası değil. İlave olarak Terim her ne kadar Baros ve Elmander'i birlikte oynatıp Elmander'i orta saha göbek üçlüsünün ön tarafındaki adam gibi oynatırsa da Galatasaray çok zorlanır.
Galatasaray 4 şampiyonluğun geldiği dönemdeki gibi çift santrafor Hagi yerine Selçuk ve (Okan Emre Suat) tarzı dinamik bir üçlü yakalayamadıkça ne tek santraforlu ne de Riera-Kazım gibi iki isteneni veremeyen kanat adamıyla başarılı olamaz.
Sonuç olarak Riera-Kazım iyi oynamadıkça ve Elmander forvet arkası olarak sahaya çıkarsa Galatasaray çok zorlanır. Ancak İngiliz tarzı bir 4-4-2 Galatasaray'ın bu kadro yapısı içindeki kurtuluşu olabilir.
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Galatasaray
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
NBA'de Lokavt Bitti!
Yaklaşık 45 dakika kadar önce NBA'de lokavtın bittiği haberi gündeme bomba gibi düştü. Oyuncular, takım sahipleri ve lig yönetimi tam 15 saat süren toplantı sonucunda 25 Aralık civarı başlayıp Nisan sonu gibi bitecek 66 maçlık bir takvime evet dediler. Para paylaşımında anlaşmaya varan 3 taraf böylece sezonu kurtarmış oldu.
Bu karar gözüken o ki Beşiktaş'ı fena etkileyecek. Bu şartlar altında Deron Williams ve Semih Erden 1 Aralık itibariyle takımdan ayrılabilirler. Semih zaten sakattı ama Williams formunun zirvesine çıkmıştı ve takımı sırtlamıştı. Galatasaray Zaza'yı, Teleokom Mehmet Okur'u, Fenerbahçe Sefolosha'yı, Efes de bir ihtimal Ersan'ı kaybedecek. Odom'u istanbul'da görme hayalleri de sona ermiş oldu.
NBA severler için fırsat, Türk basketbolseverler özellikle de Beşiktaş taraftarı için ciddi bir kayıp oldu. En azından 2 ay Deron Williams'ı seyretmiş olduk. Zaten Iverson da üç aşağı beş yukarı o kadar takılmamış mıydı İstanbul'da?
Bu karar gözüken o ki Beşiktaş'ı fena etkileyecek. Bu şartlar altında Deron Williams ve Semih Erden 1 Aralık itibariyle takımdan ayrılabilirler. Semih zaten sakattı ama Williams formunun zirvesine çıkmıştı ve takımı sırtlamıştı. Galatasaray Zaza'yı, Teleokom Mehmet Okur'u, Fenerbahçe Sefolosha'yı, Efes de bir ihtimal Ersan'ı kaybedecek. Odom'u istanbul'da görme hayalleri de sona ermiş oldu.
NBA severler için fırsat, Türk basketbolseverler özellikle de Beşiktaş taraftarı için ciddi bir kayıp oldu. En azından 2 ay Deron Williams'ı seyretmiş olduk. Zaten Iverson da üç aşağı beş yukarı o kadar takılmamış mıydı İstanbul'da?
Salata'da Neler Var?
Basketbol,
NBA
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
23 Kasım 2011 Çarşamba
Nefes ALDIK....
Esasında sabahtan beri dıngıl bir şekilde bedelli geyiklerini okuyorum.Hayır güldüklerim de vardı sabah açıkçası, "-Bedellinin 2. taksidini internet üzerinden yatırmak isteyen vatandaş parmağını yaralayınca gazi ilan edildi" gibi... En son okuduğum"- 30 bin TL verip askere gitmeyecek olanlar. 10 bin TL verin ' Kestirin ' 20bin TL cebinizde Kalsın." ile dengesizliğin bizde değişmeyen tek denge olduğunu,vur deyince öldürdüğümüzü bir kez daha anladım.Hayır çok hava atmak isterdim,helikopterden helikoptere atladım,dağlarda sabah akşam nöbet tuttum demek isterdim fakat arkadaş kısa dönem askerlik yaptım.Dış kurye olduğum için şanslı puşt yaftası ile dolaştığımı tahmin ediyorum.Birliğin abisi olunca ve bütün karakolun ihtiyaçlarını dışarıdan ben aldığım için kimse bunu dile getiremese de içten içe bunları hissediyorsun.Ne diyebilirsin ki sana yazılmış kader işte yada seçimler...Seçimler demişken,gözüm tv ekranın da bir silüete takılı.Nüfus cüzdanın da Makedon yazıyor.Tüm çocukluğunu yazlıkta ki Makedon kıza aşık geçiren,üstüne Naumoski ile ergenliğini bitiren bir bünyeye sahip olan ben,bu adama karşı en çok kredi verecek kişiyim diye düşünüyordum.Ben bu krediyi bütün Makedon halkına veririm fakat sahada ki Makedon'un nerde olduğu,ne yaptığı veya yapmak istedikleri hakkında bir fikir sahibimidir?Sanmıyorum...
Çok uzun zamana gitmeye gerek yok 1-2 ay öncesine sararsam kafayı papatya falımız orada başladı.Ulen lock out'mıdır lokavtmıdır,genel grev mi dersiniz bu furyadan güzel elmalar kafamıza düşer dedik.İlyasova Efes adına ilk elma olurken armut buda iyisini siz yeyin dercesine Patrick Mills ile anlaşıldığı yazıldı.Oynatmayı seven,Yurolig bazında skor opsiyonuda olan bir oyuncu gelir şad oluruz diye düşündük.Sonra ne olduysa bizim mahallenin yakışıklısı gönlünü Mills yerine bir brezilya'lıya kaptırdı.Derken transfer kuşları Santos'tan Neymar'ı Real'e,Marcelinho Huertas'ıda Efes'e yapıştırıverdiler.Bu arada Fenerbahçe Ülker'de Gist ve Jerrels ile anlaşınca Final 4 için tek umudum Efes kaldı.Berke Can'ın transferi "pardon Sasha Vujacic demek istedim" sonrası Huertas bombası bünyeye ağır geldi.Caja Laboral'a da ağır gelmiş olacak ki olay bu sefer Brezilya pembe dizisine döndü.Galatasaray ve Efes'in İspanya transferleri sonrası anladım ki bu İspanyollarla transfer filan olmaz.Bonservis önce 1 sonra 1,5 yetmedi 2 milyon avroya dayandıktan sonra Caja Laboral'dan elimizde kala kala Barac ve Esteban Batista ile 3'ün 1'i kalmış oldu.Hadi terbiyemizi bozmayalım 3'ün 2'si diyelim...(Size tanıdık geldimi bkz. Galatasaray-A.Madrid 3'ün 1'lemesi) Huertas'ta kendini köle İsaura değil de İffet belleyince zengin kocaya,pardon Barcelona'ya layık bulunca bize yalan rüzgarının en civcivli bölümü kaldı.
Bütün ülke Avrupa Şampiyonasında ki hezimeti sindirmeye çalışırken turnuvada bir de peri masalı vardı,Makedonya....Ulan Avustralyalı Jennifer gitti,Brezilyalı İsaura gitti bari bu Makedonya'lı Sindirella gitmesin diyerek eski oyuncumuz Vlado ilievski'ye sarılmak zorunda kaldık ki Efes'in ki gibi Yuroligin en kolay grubunda düştüğümüz haller ortada...Dedim ya yazının başında kader,kısmet....Anladım ki bu kahpe kaderde gelip paraya dayanıyor.Bakalım Efes akıllanıp resmi Nba grevinden kendine ne zaman bir transfer yapacak mı yoksa yeniden basireti bağlanıp İstanbulda ki Final 4'u Tv'den mi izleyecek?
Eh ucundan maçada dokunursak.Kerem Yuroligte 400. asisti geçen 12. oyuncu oldu.Allah 500-600'ü nasip etsin,gözümüz yok.Esteban Batista'yı ne olursa olsun işimiz düşünce oyuna alacaksak Ufuk Sarıca ile basketbol fikirlerimiz uyuşmayacak gibi gözüküyor.Kerem Gönlüm dönünce heralde kendisini top toplayıcı olarak göreceğiz!!Çüşş diyorum.Berke Can Hacettepe maçında zaten parlamıştı ki Hacettepe bir ara Berke Can'dan daha az sayı atmıştı haftasonu!!Abuk sabuk şut tercihlerinde azalma oldukça performansında artış oluyor,bizim beklediğimiz de bu,Kournikova ne bekler onu kendisine sorun!Adamım Savanovic'te bir kıpırdanma var,bu aşikar fakat hala yeterince efektif kullanamıyoruz.Ah bu arada ne olur biri Doğuş Balbay'a oyunun sadece savunma tarafını oynarak Yurolig oyuncusu olamayacağını anlatsın.Biz hala merakla bekliyoruz gelişecek mi diye?Bu arada Cenk Akyol'a sportmenlik dışı faul çalan hakem üçlüsüne selamlarımızı gönderelim.Tamam hayatınız da hiç basketbol oynamamışsınız o çok belli de acaba kafanız damı güzeldi demeden geçemeyeceğim.
Her şeyin sonunda nEFES aldıran bir galibiyet olduğu bir gerçek ama lezzet sorunumuz olduğu da aşikar.Sene başında ki 3'ün 1'lemesi tecrübesi sonrası bir nevi 3'ü 1 arada olmamız gerekirken anca 2'si 1 arada gibiyiz.Umarız basiretle ilişkimiz bu sene daha düzgün olur Efes adına.
Sevgiler,saygılar,hürmetler,Çetin Abi transferrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...
19 Kasım 2011 Cumartesi
Mire CHATMAN.Hürmetler...
Her izlediğimde saygı duyduğum.Kiminin beğendiği kiminin savunmasını çok zayıf bulduğu ama Allen Iverson gibi bir efsanenin bile sahada saygı duyduğu bir adam.Olması gereken kadar olamayan onlarca adam sayabiliriz.Hatta bu adam kariyerin de gittiği her takımı (ventspils-pau orthez-lottomatica roma-dinamo moskova-beşiktaş-ksk'yı taşımayı da geçti...) sürükledi diyebilir kimileri...6,2 asist ile euroleague asist krallığı hatta şaşırabilirsiniz letonya ligi smaç yarışması şampiyonluğu dahi vardır.Giderek yavaşlayan ayakları ve malum nedenlerle dumanlanan kafası nedeniyle NBA'den hep bir adım uzak kalması bu adamı her seyrettiğimde beni kahreder.Kim ne derse desin bu adam NBA top skorer kalibresinde oynayan bir adamdır.Kaf-kaf'lılar tadını çıkarın.
Saygılar,hürmetler,duygular şelale....
Salata'da Neler Var?
alkinality,
Basketbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
18 Kasım 2011 Cuma
WESTBROOK??

Arabada radyo spor dinlerken böyle bir dedikodu duydum.Genelde futbol transferi söz konusu bir dedikodu ise Özgür Sancar oyuncunun menajeri ile telefonda röportaj yapar sanırım ama Russell Westbrook'a erişecek kadar değildir.Elimizde kenarda 5 dk. oturtmaya bile kıyamayacağım 3 tane guard(açık,arslan,lakovic) artı birde yarım guardımız varken (büker).Tutku'nun Barca maçında oyuna girip delici oyunuyla bizi ayağa kaldırması bizde ki asıl eksik parçayı da gösterdi diye düşünüyorum.Oyunun her tarafını oynayan oyun kurucularımız var fakat delen ve sorumluluk alan yok.Lakovic kariyeri boyunca böyle bir oyuncu olmadı,Ender zaten boyu itibariyle bu opsiyonu sağlamıyor,Tutku'da kariyeri boyunca böyle olmadı.Biz bu opsiyonu Gordon ile kullanmaya çalışıyoruz ki o da çok iyi bir oyuncu olmasına rağmen 1 vites daha altta...
Ama ya Westbrook...Hayal etmesi bile güzel....Eğer gelirse,eğer takımdan teğet bile geçerse,bhfbdffsdbfkelımşlözçlökmkn................
Salata'da Neler Var?
alkinality,
Basketbol
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
17 Kasım 2011 Perşembe
BARCELONA'YI YENMEYE İNANMAK...

Esasında söze merhaba diyerek başlamak mı gerekir bilemiyorum.Her merhabanın sonunda elvedanın da geldiğine inananlardanım ki ilk cümleyle vedaları sevmeyen bir adam olduğum hasıl oluyor.Nbakolik.com'dan yazar arkadaşım Cenk ile tekrar beraber yazmak büyük mutluluk benim adıma.Sevmediğimiz vedaları mecburen yapmak zorunda kaldık ki her ikimizin içinde de sanırım bir yara olarak yer alacak eski sitemiz.Bu arada henüz tanıma fırsatı bulamadığım blog arkadaşlarıma da buradan selam olsun.Yuvarlak bir topun herkesi birgün bir araya getireceğine eminim.
Sıcak bir maçın üstüne heyecanım da var açıkçası.Yıllar ama yıllar sonra bir maçta bu kadar inanç yada heyecan içinde olduğumu hatırlamıyorum.20 sayı gerideyken bile bu maça dönecek olmayı düşünmek cahil cesaretimi,inanç mı yada delilik mi?Hayır diyebilirim hepsine yada evet.Kafanız karıştı değil mi?Tıpkı Xavier Pascual'ın depresif şaşkın suratında ki ifade gibi.Her pozisyonda bir kafa hatta bir adım ötesi bir kulaç size(sayz) olarak üstün bir rakibe karşı sırasıyla 19-10-19-18 sayı atmışız.THY Euroleague'de oynadığı 16 periyodun 15'ini önde bitiren bir takıma karşı 4 periyodun 2'sini önde bitirip 1 periyodu berabere bitirmiş bir takımın maçta 20sayıgeriyedüştüğünü sadece sahada Navarro,Lorbek,Mickael,Huertas,Ndong,Messi,Xavi,iniesta üzerine total futbol ile açıklayabilirsiniz.Fazla istatistiğe takılmaya gerek kalmayabilir ama kalpleri oyunlarından daha büyük oyuncuları görmek sanırım bir Galatasaray'lı olarak en çok bizleri mutlu etmiştir ki bunun mimarını es geçmek haksızlık.
Sakinleştikçe hala molada ki sesi kulaklarıma geliyor "We dont give up pressure-Baskıdan vazgeçmiyoruz".Tamamen kaderine terk edilmiş bir şubenin dirilişine tanıklık ediyoruz bu adam sayesinde.Ranking yada verimlilik puanlaması diyeyim uydurma bir Türkçe ile -4 olan Cevher Özer'in kullandığı hiçbir şutta başarılı olamamasına rağmen 19:04 dk. oyunda kalıp bildiğimiz bir Cevher Özer'den çok Fatih Solak gibi savaşacak bir oyuncuya dönüştürmek de sadece Mahmudi'nin yapacağı bir şeydi.
Hepsinin toplamında sadece 2. periyodun son 5-6 dk.sını çok kötü oynayarak maçı kaybetmiş bir takımı maçı kazanmış gibi bağrına basmak Galatasaray tribünlerinin kaybettiği bir şeyleride kazanmak adına önemliydi.F16'dan bir adım öteye geçeceğimize olan inancımı arttıran,basketbol maçlarına kombine alarakta aile bütçeme vereceğim zararı bir kefeye koyarak karlı mı zararlı mı olduğu mu bilemediğim bir geceyi en azından mutlu uyuyabilmekte önemliydi.
Ve sanırım evet.I FEEL DEVOTION;)
Salata'da Neler Var?
alkinality,
Basketbol
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
25 Ekim 2011 Salı
Ünal Aysal'ın Golcü Transferi
"Ama muhakkak ki takıma getirmek istediğim isimler var. Teklifin hocadan gelmesini beklerim. Kafamdaki isim özellikle ingiltere'de oynayan bir oyuncu. İri yapılı, beyaz tenli, güçlü, yakışıklı"
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Galatasaray,
Transfer
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
21 Ekim 2011 Cuma
Ağırlıkları Çıkardık, Özür Dileriz...
Şubat ayı civarında askerden geldikten sonra hayata adapte olabilme sürecindeki basamaklardan biri de tekrar yazmaya dönme çalışmalarıydı. Ancak hem evlilik telaşına girmem hem iş yoğunluğu hem de Türk sporunun futbol odaklı olmak üzere içinde bulunduğu durum bir türlü tam anlamıyla yazmaya geri döndüremedi beni. Öyle bir heves kırılması yaşadım ki anlatamam. Son dönemlerde tam yeniden heveslenir gibi olup paylaşımları arttırmışken ozhano'nun ortaya çıkan twitter hastalığı da hevesimi yeniden kırdı açıkçası. Çok yoğun çalışan, bu nedenle çoğu zaman mobil olmak zorunda kalan ben twitter ve facebook hastalığına kendimi kaptırmadan çok uzun süredir devam etmeyi başarmıştım. Ama bazı şeyleri tek başına sürdürmek gerçekten zor oluyor. Özel hayatımızda bir çok şey yaşıyoruz, işlerimizde çok yoruluyoruz, terapi olarak Çoban Salata'nın kollarına sığınıyoruz uzun zamandır. Fakat iyice yalnız kalınca o çırpınan heves de havasız kalıp yumuyor gözlerini. Volkanbk3 ile yollarımızı ayırmıştık, tolga ailevi durumlarından çok uzun zamandır hiç bir şey yazamıyor, ilter sanırım Amerikan Futbol Liglerinin başlamasını bekliyor, ozhano da kendi hayatında bir çok yoğunluk yaşarken twittercı olduğundan blogtan biraz uzaklaştı. Benim durumumu zaten anlattım.
Açıkçası sözün özü belli. Bilenler bilir blogu kapatacak değilim ama gelip giden dostlarımıza vefa borcudur şunları söylemek: Kusura bakmayın kendimizi hayata kaptırmış durumdayız ve en azından bir süre bu blogta kaliteli spor yazıları göremeyeceksiniz. Ha sürprizler olur, birimiz klavye boşalımı yaşarsa bilemem, ama tahminim o ki blog biraz stand-by'da kalacak. Sloganımız olan "Hayat katkılı, spor ağırlıklı blog"tan ağırlıkları bir süreliğine çıkarıyoruz. Döndüğümüz, kendimize geldiğimiz zaman zaten anlaşılır. Hepinize teşekkürler... Bir de kahrolsun micro-blogging!!!
Açıkçası sözün özü belli. Bilenler bilir blogu kapatacak değilim ama gelip giden dostlarımıza vefa borcudur şunları söylemek: Kusura bakmayın kendimizi hayata kaptırmış durumdayız ve en azından bir süre bu blogta kaliteli spor yazıları göremeyeceksiniz. Ha sürprizler olur, birimiz klavye boşalımı yaşarsa bilemem, ama tahminim o ki blog biraz stand-by'da kalacak. Sloganımız olan "Hayat katkılı, spor ağırlıklı blog"tan ağırlıkları bir süreliğine çıkarıyoruz. Döndüğümüz, kendimize geldiğimiz zaman zaten anlaşılır. Hepinize teşekkürler... Bir de kahrolsun micro-blogging!!!
Salata'da Neler Var?
Blog,
Hayat
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
16 Ekim 2011 Pazar
Babamın Penguenleri
İnanılmaz iş yoğunluğu içerisinde ancak eşimle biraz kafa dağıtacak vakit bulup dün gece izledik bu filmi. Jim Carrey her zamanki gibi ama penguenler resmen rol çalıyorlar. Anlatılamayacak şekilde, koşulsuzca gülüp rahatladık, resmen terapi gibi geldi bize, yorgunluğumuzu attık. O nedenle hiç bir şey düşünmeden gülmek istiyorum veya ailem, çocuklarımla hangi filme gitsem hepimize hitap eder diye düşünenlere hiç düşünmeden yapacağım öneridir Babamın penguenleri...
Salata'da Neler Var?
Sinema
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
13 Ekim 2011 Perşembe
Yuh Yılmaz Vural Yuh ki Ne Yuh!
Yorum yapmaya dilim varmıyor. Bu dünyanın çivisi çıkalı çok olmuş da biz farkında değilmişiz diyip uzuyorum.
Salata'da Neler Var?
Sıkıntı
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
9 Ekim 2011 Pazar
Allah Kahretsin Böyle Futbolu!
Salata'da Neler Var?
Futbol,
komik,
Milli Takım
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
7 Ekim 2011 Cuma
Sabahı Beklemeyin Hiddink'i Bu Gece Kovun!!!
Geldiği günden beri aldığı maaş, yaptığı açıklamalar, daha iyi bir pozisyona geçebilmek için yaptığı manevralar ve Milli Takım havuzunu belirleme işini tamamen Oğuz Çetin'e bırakmış olmasıyla Hiddink bir aidiyet duygusu yaratamadı bende. O bize ait, bizden biri değil. Piontek onca başarısızlığa rağmen bir temel atmış, bir zihniyet yerleştirmişti. Bugün bile hala onun futbolumuza yaptığı katkılardan bahsedriz sıkça. Ama bu adam futbolumuzu geriye götürüyor, göz göre göre tükeniyoruz her gün. Rıdvan Dilmen'in defalarca söylediği gibi 3 sene önceki Milli Takımla bu takım arasında çok büyük fark var.
Hiddink ne kazandırdı bu takıma, kimi monte etti acaba diye düşününce Gökhan Töre'den başka isim gelmiyor aklımıza ve tabii ki o Töre'nin Chelsea altyapısından Hiddink'in tanıdığı adam olduğunu hesaba katınca elde var sıfırı canlı canlı yaşıyoruz. Artısı yok ama alıp götürdüğü çok ay yıldızlı formadan Uçan Hollandalı'nın. Bırakın bundan sonra da uçsun Guus. Almanya Belçika'yı yenip biz de Azerileri geçsek ve akabinde play-off'u atlayıp Şampiyonaya gidebilsek bile Hiddink bu takıma katamayacağını uzun zamandır gösteriyor. Gösteriyor da biz maalesef hiç mi hiç anlayamıyoruz.
Milli takım havuzunun genişlemesi demek Fener, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'dan daha fazla sayıda adamı milli takıma çağırmak demek değildir. Aksine yurt çapında istikrarlı bir şekilde belirli bir form yakalamış ve uzun süre aynı çizgide oynayabilmiş adamları havuzdan zamanında ve en büyük katkıyı verebileceği zaman milli takıma monte edebilmektir havuzun genişlemesi ve bu geniş havuzun verimli kullanılması. Ezberleri bozmak gerek artık Milli takımda, birilerinden vazgeçip ya da en azından dinlendirip, ay yıldızı şahlandıracak heyecanı yakalamak gerek. Bu işi yapabilecek adam Hiddink değil, ancak bir Türk Hoca olacaktır. O yüzden hiç sabahı beklemeden lütfen Hiddink'i bu gece kovun!!! Bir zahmet Oğuz Çetin'i de unutmayın.
Sana ise saygı duyuyorum gösterişsiz ve mağrur adam. Gencecik ama makina gibi bir takım yaratmışsın. Önün açık olsun.
Hiddink ne kazandırdı bu takıma, kimi monte etti acaba diye düşününce Gökhan Töre'den başka isim gelmiyor aklımıza ve tabii ki o Töre'nin Chelsea altyapısından Hiddink'in tanıdığı adam olduğunu hesaba katınca elde var sıfırı canlı canlı yaşıyoruz. Artısı yok ama alıp götürdüğü çok ay yıldızlı formadan Uçan Hollandalı'nın. Bırakın bundan sonra da uçsun Guus. Almanya Belçika'yı yenip biz de Azerileri geçsek ve akabinde play-off'u atlayıp Şampiyonaya gidebilsek bile Hiddink bu takıma katamayacağını uzun zamandır gösteriyor. Gösteriyor da biz maalesef hiç mi hiç anlayamıyoruz.
Milli takım havuzunun genişlemesi demek Fener, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'dan daha fazla sayıda adamı milli takıma çağırmak demek değildir. Aksine yurt çapında istikrarlı bir şekilde belirli bir form yakalamış ve uzun süre aynı çizgide oynayabilmiş adamları havuzdan zamanında ve en büyük katkıyı verebileceği zaman milli takıma monte edebilmektir havuzun genişlemesi ve bu geniş havuzun verimli kullanılması. Ezberleri bozmak gerek artık Milli takımda, birilerinden vazgeçip ya da en azından dinlendirip, ay yıldızı şahlandıracak heyecanı yakalamak gerek. Bu işi yapabilecek adam Hiddink değil, ancak bir Türk Hoca olacaktır. O yüzden hiç sabahı beklemeden lütfen Hiddink'i bu gece kovun!!! Bir zahmet Oğuz Çetin'i de unutmayın.
Sana ise saygı duyuyorum gösterişsiz ve mağrur adam. Gencecik ama makina gibi bir takım yaratmışsın. Önün açık olsun.
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Milli Takım
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Türk Sporcusunun Sorunu Ne?
32. yaşımı bitirdim geçtiğimiz aylarda. 5-6 yaşında izlediğim bir çok maçı hatırlıyorum. Nereden baksanız yaklaşık 27 senelik bir futbol izleyicisiyim yani. Derwall'i de, Tırpan'ı da Piontek'i de, golsüz grupları da, arkaların tek seferde 2 kez dörtlendiğini de, alayını da hatırlıyor bu kafa. Ne milli maçlar ne lig ne Avrupa maçları izledim. Binlerce maç izledim desem belki az bile. Ama izlediğim bu maçlarda özellikle uluslararası maçları bir kenara ayırıp değerlendirmek gerek. Bir tane maç söyleyemem ki size bu binlerce maç arasından bizim takımlarımızdan herhangi biri, daha maçın başında oyun hakimiyetini eline alsın, 90 dakika boyunca kontrollü, disiplinli ve organize bir top oynasın. Bir tane maç adı veremem ki size o maçta kalemizde bir gol tehlikesi görmeyelim, öne geçtikten sonra rakip takıma topu hediye etmeyelim ya da oynamalarına izin vermeyelim. Bizim maçlarımız hep heyecan ve sıkıntı doludur. Maçı kazanacaksak illa ki önce bir gol yememiz gerekir. Gol gerekiyorsa maçın son dakikaları gelmelidir. O maçta banko oynaması gereken adam hoca tarafından 11'e alınmamış son 15-20 dakikada ısınmadan, kurtarıcı olarak oyuna sokulmuştur. Bu maçı nasılsa alırız dediğimiz maçların %90'ınında anamızdan emdiğimiz sğt burnumuzdan gelmiş, çoğunlukla da o maçları alamamışızdır. Bu takım bizi parçalar, 3-5 olmasa dediğimiz maçlarda, kalemizde onca mucize gol pozisyonu skora dönüşmemişken gider en olmadık pozisyonda o güçlü rakibe 1 gol atar adamları canından bezdiririz.
27 sene arkadaş, şaka değil bu, tam 27 sene! Bir maçı rahat seyredeyim, bir başlama düdüğü ile bitiş düdüğü arasındaki 90 dakika benim için hep güldüğüm, yağlarımın eridiği bir terapi olsun! Olmuyor olmuyor olmuyor!!!
Çok merak ediyorum bizim genlerimizde hangi bilgiler kodlu? Kura çekiyoruz İspanya çıkıyor "Yeriz, parçalarız, en az 4 puanımız var, grup birincisi çıkarız" diyor sevgili basınımız ve otoritelerimiz, İspanya içerde dışarda elimize veriyor keser sapını. Almanya çıkıyor "Bitti bu iş, elemanları Avrupa Şampiyonası'nda elimizden kaçırmıştık, Almanya 2. vatan, sökeriz, yırtarız" diyor yine aynı kalemler, 2. vatanda üçlük oluyoruz, grup 2.liğimiz ise hala tehlikede. Azerbaycan maçımız var "Bunlar ufak maçlar, asıl Almanya maçına bakalım" diyor aynı isimler Azeriler bizi yendikleri günü bayram ilan ediyorlar, ağzımız açık kalıyor, rezil oluyor Bakü'de, çaktırmıyoruz. Hangi genin neresinde saklı bu kendini büyük görme kodu, bak bilen varsa Allah aşkına söyleyiversin, yeminle sakince söküp alacağım, hiç acımayacak yaaa!
Hiddink boşuna "Almanlar çok kuvvetli, izin verir, önlem almazsak bizi yerler" demiyor, adam bizi çözmüş. Löw "iyi ki final maçı değil bu maç" diye boşa söylemiyor, o da Türk insanının mental yapısının farkında. Bizim başarıya ulaşmak için ezik olmamız lazım kardeşim. Karizmamız yerlerde sürünmeli, aşağılanmalı, önce sağlamından bir rezil olmalıyız. İmkanlar kaybolmak üzere, fırsatlar tükenme noktasında olmalı. İnsanlar bize gülen ve küçümseyen gözlerle bakmalı. Allah bizi kahretseydi da şu durumlara düşmeseydik demek üzere olmalıyız. İşte o zaman başarı kendiliğinden gelir. Ulusal küllerinden doğma ve silkinme geni diye bir gen var bizde vallahi, şu genimiz olmasa demek ki Türk'ün adı ve esamesi de okunmayacaktı nokta. Vay be!
Yarın mı? Durun hele Almanlar çıkıp bir rezil etsinler bizi, maçı kazanıp kazanamayacağımız sonra belli olur.
Bizim neyimiz var Allah aşkına? Essabirin...
27 sene arkadaş, şaka değil bu, tam 27 sene! Bir maçı rahat seyredeyim, bir başlama düdüğü ile bitiş düdüğü arasındaki 90 dakika benim için hep güldüğüm, yağlarımın eridiği bir terapi olsun! Olmuyor olmuyor olmuyor!!!
Çok merak ediyorum bizim genlerimizde hangi bilgiler kodlu? Kura çekiyoruz İspanya çıkıyor "Yeriz, parçalarız, en az 4 puanımız var, grup birincisi çıkarız" diyor sevgili basınımız ve otoritelerimiz, İspanya içerde dışarda elimize veriyor keser sapını. Almanya çıkıyor "Bitti bu iş, elemanları Avrupa Şampiyonası'nda elimizden kaçırmıştık, Almanya 2. vatan, sökeriz, yırtarız" diyor yine aynı kalemler, 2. vatanda üçlük oluyoruz, grup 2.liğimiz ise hala tehlikede. Azerbaycan maçımız var "Bunlar ufak maçlar, asıl Almanya maçına bakalım" diyor aynı isimler Azeriler bizi yendikleri günü bayram ilan ediyorlar, ağzımız açık kalıyor, rezil oluyor Bakü'de, çaktırmıyoruz. Hangi genin neresinde saklı bu kendini büyük görme kodu, bak bilen varsa Allah aşkına söyleyiversin, yeminle sakince söküp alacağım, hiç acımayacak yaaa!
Hiddink boşuna "Almanlar çok kuvvetli, izin verir, önlem almazsak bizi yerler" demiyor, adam bizi çözmüş. Löw "iyi ki final maçı değil bu maç" diye boşa söylemiyor, o da Türk insanının mental yapısının farkında. Bizim başarıya ulaşmak için ezik olmamız lazım kardeşim. Karizmamız yerlerde sürünmeli, aşağılanmalı, önce sağlamından bir rezil olmalıyız. İmkanlar kaybolmak üzere, fırsatlar tükenme noktasında olmalı. İnsanlar bize gülen ve küçümseyen gözlerle bakmalı. Allah bizi kahretseydi da şu durumlara düşmeseydik demek üzere olmalıyız. İşte o zaman başarı kendiliğinden gelir. Ulusal küllerinden doğma ve silkinme geni diye bir gen var bizde vallahi, şu genimiz olmasa demek ki Türk'ün adı ve esamesi de okunmayacaktı nokta. Vay be!
Yarın mı? Durun hele Almanlar çıkıp bir rezil etsinler bizi, maçı kazanıp kazanamayacağımız sonra belli olur.
Bizim neyimiz var Allah aşkına? Essabirin...
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Milli Takım,
Sıkıntı
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
27 Eylül 2011 Salı
"Person of Interest" Ses Getirir
Benjamin Linus rolü ile aynı anda hem hayranlık hem nefret uyandıran adam Micheal Emerson ile İsa'nın Çilesi filminde aldığı siyasi ve dini tepkiler nedeniyle bir anda piyasadan silinme noktasına gelen ama çok çok yetenekli bir oyuncu olan Jim Caveziel. İşte bu iki büyük isim CBS kanalının yeni dizi projesi "Person of Interest"te bir araya geldiler.
Dizi sevdiği elinden alınmış isyankar eski bir devlet alanı-suikastçisi (Caveziel) ile devlete çalışmış ve çok önemli projeler üretmiş bir bilim adamının (Emerson) ani gelişen ortaklığı üzerine kurulu. Finch (Emerson) devlete suçlar işlenmeden önce tahmin edilmesini sağlayan bir sistem geliştirmiş olan, milyarder, şu an ölü sanılan bilim adamımız. John Reese (Caveziel) ise dediğimiz gibi sevgilinin kaybından sonra ortadan kaybolmuş, devlete isyan bayrağı açmış, Finch kendisini bulana kadar intiharı düşünen eski bir suikastçi. Bu ikili Finch'in yaptığı sisteme devletin bilgisi olmadan bıraktığı arka kapıdan sızarak işlenmesi muhtemel suçları engellemeye çalışan bir ekip haline geliyorlar. Finch'in serveti ve Reese'in yetenekleri hedefe ulaşmalarındaki iki önemli etken.
Bu dizi bana direk olarak Azınlık Raporu çağrışımını yaptı ama gerek işlenişi, gerekse buğulu atmosferi ile Journeyman ve 4400'den aldığımız gizemli havaları da taşıyacakmış tadı bıraktı. Kovalamaca ve aksiyon sahnelerinin çokluğu da Fugitive-Kaçak'ı çağrıştırdı. Sonuç olarak keyifli ve ilgi uyandıracak bir proje. Projenin yapımcısı - yaratıcısı ise Christopher Nolan'ın küçük kardeşi Jonathan Nolan. Dolayısıyla kalite bu diziye özünden, kaynağından geliyor dersek yalan olmayacak.
Dün gece ilk bölümünü sevgili eşimle izledikten sonra ben fırsat buldukça bu diziyi izlemeyi kafaya koydum. Eğer bir kadın böyle bir diziyi beğeniyorsa o dizi tutar. Umarım bir CBS pişmanlığı ve dangalaklığı daha da yaşamayız. Bknz: İnanılmaz hayran kitlesi yaratmışken yayından kaldırılan onlarca dizi...
Dizi sevdiği elinden alınmış isyankar eski bir devlet alanı-suikastçisi (Caveziel) ile devlete çalışmış ve çok önemli projeler üretmiş bir bilim adamının (Emerson) ani gelişen ortaklığı üzerine kurulu. Finch (Emerson) devlete suçlar işlenmeden önce tahmin edilmesini sağlayan bir sistem geliştirmiş olan, milyarder, şu an ölü sanılan bilim adamımız. John Reese (Caveziel) ise dediğimiz gibi sevgilinin kaybından sonra ortadan kaybolmuş, devlete isyan bayrağı açmış, Finch kendisini bulana kadar intiharı düşünen eski bir suikastçi. Bu ikili Finch'in yaptığı sisteme devletin bilgisi olmadan bıraktığı arka kapıdan sızarak işlenmesi muhtemel suçları engellemeye çalışan bir ekip haline geliyorlar. Finch'in serveti ve Reese'in yetenekleri hedefe ulaşmalarındaki iki önemli etken.
Bu dizi bana direk olarak Azınlık Raporu çağrışımını yaptı ama gerek işlenişi, gerekse buğulu atmosferi ile Journeyman ve 4400'den aldığımız gizemli havaları da taşıyacakmış tadı bıraktı. Kovalamaca ve aksiyon sahnelerinin çokluğu da Fugitive-Kaçak'ı çağrıştırdı. Sonuç olarak keyifli ve ilgi uyandıracak bir proje. Projenin yapımcısı - yaratıcısı ise Christopher Nolan'ın küçük kardeşi Jonathan Nolan. Dolayısıyla kalite bu diziye özünden, kaynağından geliyor dersek yalan olmayacak.
Dün gece ilk bölümünü sevgili eşimle izledikten sonra ben fırsat buldukça bu diziyi izlemeyi kafaya koydum. Eğer bir kadın böyle bir diziyi beğeniyorsa o dizi tutar. Umarım bir CBS pişmanlığı ve dangalaklığı daha da yaşamayız. Bknz: İnanılmaz hayran kitlesi yaratmışken yayından kaldırılan onlarca dizi...
Salata'da Neler Var?
Televizyon
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
22 Eylül 2011 Perşembe
Hayal
Salata'da Neler Var?
extreme sports
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
20 Eylül 2011 Salı
Bir İstanbul Masalı
Sevgili ozhano ile her İstanbul seyahatimiz bir macera oluyor adeta. Liverpool maçına son dakikada yetişebilmiştik mesela. O günkü koşuşturmalarımız ayrı ayrı güzergahlarda ayrı ayrı hikayelerdi. Sonrasında Sportivi'deki Blogtivi programına Sevgili Murat Türker'in konuğu olarak katılmaya gittiğimiz gün apayrı bir hikayeydi. O gün ozhano adeta depresyondayken ben 38 derece ateşle programa katılmış, öncesinde ozhano normale dönsün diye en az 3 günlük mevzu açıp deli gibi hiç durmadan konuşmuştum. Program dönüşü ateşim 39'a çıkmış tam bir hafta iğne yemiş ve yatmıştım.
Bu pazar da benzeri bir koşuşturma yaşadık. Bugün TV'den sevgili Tolga Becer bizi Canlı Gool programına davet etmiş ve saat 14 için randevulaşmıştık. Plana göre saat 11'de Adapazarı'ndan çıkıp İstanbul'a yollanacaktık. Saat 11'de ozhano evin önüne geldi, benim arabayla gideceğimiz için onunkini benimki yerine park edip yola çıkacaktık ama o da ne!?! ozhano bembeyaz bir surat ve acı çektiği her halinden belli yüz ifadesiyle karşımdaydı. Dolgusu düşmüş, kanal tedavisi yaptırdığı dişi enfeksiyon kapmış ve adam adeta canlı ölü... Hemen evde daha ziyade annemin kullandığı Calgel isimli antibiyotik - uyuşturucu karışımı merhemi istedim eşimden. Şaşkınlıkla geçtim direksiyon başına. ozhano ise yarım açılan ağzıyla bir taraftan "öldüm bittim" derken diğer taraftan "sanırım programa çıkamayacağım, hastane falan bulup bi iğne çakalım" diyerek adeta koma öncesi son sayıklamalarını yapıyordu. Hele sen şu merhemi bir dene dememle birlikte sürdüğü Calgel'in tadı da çilekli olduğundan kendini isteten yapısıyla 15 dk sonra 2. sürdüğünde ozhano Hereke civarı uykuya daldı. Meğer çocuk 2 gündür uyuyamıyormuş vu bu uyku adeta derman olmuş ona. Uyandığında daha iyiydi. Önce Sportivi'ye gidip Murat'la görüştük, sonra 2 gündür doğru düzgün yemek yiyememiş ozhano'ya çorba içirdik. Mucize kremi 1,5 saatte bir sürerek bir saadet zinciri oluşturmuştu artık ozhano. Bense mağrur ve gururluydum :)
Madem İstanbul'a geliyoruz bir de Galatasaray maçına gidelim diyen ozhano'nun çabaları sonucu Samsun maçı da programımızdaydı. Mecidiyeköy Cevahir'deki Biletix ofisine geçelim dedik yemek sonrası. Dönüp Murat'la buluşacak sonra Kanaltürk-Bugün TV binasına geçecektik. Ama arkadaş o Cevahir AVM ne büyükmüş! Aboooooovvv! Biletix'i de tam en sonuna koymuşlar. Tabanvay'ı 5'e takarak yaptığımız git gel sonrası Murat'la buluşup Bugün TV'ye geçmemiz ancak 14:30'u buldu. Bu esnada terden sırılsıklam olduk ve 2 gündür uyumayan ozhano aşırı hızımdan dolayı bana sevgi dolu sözcükler söyledi, çok duygulandım:)
Velhasıl kelam 15-17 arası güzel bir program oldu, eğlendik, konuştuk, tartıştık, yeni arkadaşlar edindik. Program sonrası Murat da Sportivi adına akredite olduğu ve Samsun maçına birlikte gidelim dediği için yine onun kanala geldik. Orada Alper Üstündağ ile tanışıp sohbet ettik. Murat'ı beklerken bir şeyler yiyip saat 19'u bekledik. 19'da metroyla TT Arena'ya geçtik. Murat'ın da ilk resmi basın tribünü girişi olacağı için uzun süre basın tribününü arayıp bulamadık, mecburen onun da ısrarıyla Murat'ı arayışta bırakıp stada girdik. Sonradan mesajlaşırken öğrendik ki Murat Melo'nun golü olduğu sırada basın tribüne çıkmış ve golü bir kaç saniye ile görememiş:) ozhano'nun iddaa'da handikaplı 1 oynaması nedeniyle ilk yarı sadece 1 fark olması ve tek santraforlu sistemin bir işe yaramıyor olması ile asabımız bozuldu. Ben de yer değiştirmek uğurlu gelir diye devre arasında tribünü tavaf ettim. Bir de baktım ki taa basın tribününe kadar stadın en üst katında maç seyretmek mümkün ve görüş açısı harika. ozhano'ya bu maçın handikaplı bitmesi için Samsun'un gol atması lazım derken maç 1-1'e geldi. Yerinde duramayan ozhano'yu da alıp tepeye çıktım. Hemen basın tribünü yanında konuşlandık. Bir de baktık ki Murat da hemen 6-7 sıra aşağıda. Biz de basın tribünün boş olan son sıralarında kah büro koltuklarına oturarak kah ayağa fırlayarak, son 10 dakikasında da Murat'la birlikte basın tribününde izledik maçın kalanını. ozhano'nun 1'e 33,5'luk kuponu sadece Beşiktaş maçına kalmış, keyfimiz yerine gelmiş, basın tribünü tadı almış ve muazzam stadın lezzetiyle gecemize son verebilir ruh haline gelmiştik.
Stadtan metro'ya binmek sıkıntılı oluyor diye Murat'ın telkiniyle Sanayi Mahallesi istasyonuna gittik. İlk sefere yetişemedik. İkinci sefere bindik. Sıkış-tepiş ve havasız metro 2. duraktan sonra bir türlü hareket etmedi. O ara Murat'a Levent metrosunda yangın çıktığı için seferlerin yapılamayacağı bilgisi ulaştı. Mecburen metrodan indik. Toplu taşıma aracı bulamadığımız için Murat'ı İstanbullu arkadaşlarıyla Simit Sarayı'nda bırakıp bulduğumuz taksiyle Mecidiyeköy'e döndük. Arabayı bıraktığımız otoparktaki elemanlar gün içinde yukarıda anlatmadığım 3 defa terli üstümüzü değiştirmemizi başka bir şey zannedip bize "abi mafya mısınız siz?" diye sorunca kendimizden geçtik. Hayırlısıyla yola çıkıp gece 12'de köprüde trafiğe sıkıştık. Onu da atlatıp otobana girdik. Otobandan çıkmak istediğimizde ise acı gerçekle karşılaştık. KGS kartının bakiyesi yetersiz!!! Ve ustelik ozhano da kendi KGS'sini almayı unutmuş. Bunun üzerine aracı kenara çekip gece 01:30'da KGS'si olan başka bir araç beklemeye başladık. Allah razı olsun bir ağabeyimiz bize yardımcı oldu da otobandan çıkabildik. 02'ye doğru eve vardık. Yolu yarı uyur yarı uyanık geçiren ozhano'yu da evine geçirip, vardığının haberini aldıktan sonra 02:30 gibi yattım.
Sonuç olarak biz İstanbul'da bir organizasyon yapacağımız gün mutlaka bir şeyler oluyor. Bakalım gelecek maceramızda neler yaşayacağız :)
Bu pazar da benzeri bir koşuşturma yaşadık. Bugün TV'den sevgili Tolga Becer bizi Canlı Gool programına davet etmiş ve saat 14 için randevulaşmıştık. Plana göre saat 11'de Adapazarı'ndan çıkıp İstanbul'a yollanacaktık. Saat 11'de ozhano evin önüne geldi, benim arabayla gideceğimiz için onunkini benimki yerine park edip yola çıkacaktık ama o da ne!?! ozhano bembeyaz bir surat ve acı çektiği her halinden belli yüz ifadesiyle karşımdaydı. Dolgusu düşmüş, kanal tedavisi yaptırdığı dişi enfeksiyon kapmış ve adam adeta canlı ölü... Hemen evde daha ziyade annemin kullandığı Calgel isimli antibiyotik - uyuşturucu karışımı merhemi istedim eşimden. Şaşkınlıkla geçtim direksiyon başına. ozhano ise yarım açılan ağzıyla bir taraftan "öldüm bittim" derken diğer taraftan "sanırım programa çıkamayacağım, hastane falan bulup bi iğne çakalım" diyerek adeta koma öncesi son sayıklamalarını yapıyordu. Hele sen şu merhemi bir dene dememle birlikte sürdüğü Calgel'in tadı da çilekli olduğundan kendini isteten yapısıyla 15 dk sonra 2. sürdüğünde ozhano Hereke civarı uykuya daldı. Meğer çocuk 2 gündür uyuyamıyormuş vu bu uyku adeta derman olmuş ona. Uyandığında daha iyiydi. Önce Sportivi'ye gidip Murat'la görüştük, sonra 2 gündür doğru düzgün yemek yiyememiş ozhano'ya çorba içirdik. Mucize kremi 1,5 saatte bir sürerek bir saadet zinciri oluşturmuştu artık ozhano. Bense mağrur ve gururluydum :)
Madem İstanbul'a geliyoruz bir de Galatasaray maçına gidelim diyen ozhano'nun çabaları sonucu Samsun maçı da programımızdaydı. Mecidiyeköy Cevahir'deki Biletix ofisine geçelim dedik yemek sonrası. Dönüp Murat'la buluşacak sonra Kanaltürk-Bugün TV binasına geçecektik. Ama arkadaş o Cevahir AVM ne büyükmüş! Aboooooovvv! Biletix'i de tam en sonuna koymuşlar. Tabanvay'ı 5'e takarak yaptığımız git gel sonrası Murat'la buluşup Bugün TV'ye geçmemiz ancak 14:30'u buldu. Bu esnada terden sırılsıklam olduk ve 2 gündür uyumayan ozhano aşırı hızımdan dolayı bana sevgi dolu sözcükler söyledi, çok duygulandım:)
Velhasıl kelam 15-17 arası güzel bir program oldu, eğlendik, konuştuk, tartıştık, yeni arkadaşlar edindik. Program sonrası Murat da Sportivi adına akredite olduğu ve Samsun maçına birlikte gidelim dediği için yine onun kanala geldik. Orada Alper Üstündağ ile tanışıp sohbet ettik. Murat'ı beklerken bir şeyler yiyip saat 19'u bekledik. 19'da metroyla TT Arena'ya geçtik. Murat'ın da ilk resmi basın tribünü girişi olacağı için uzun süre basın tribününü arayıp bulamadık, mecburen onun da ısrarıyla Murat'ı arayışta bırakıp stada girdik. Sonradan mesajlaşırken öğrendik ki Murat Melo'nun golü olduğu sırada basın tribüne çıkmış ve golü bir kaç saniye ile görememiş:) ozhano'nun iddaa'da handikaplı 1 oynaması nedeniyle ilk yarı sadece 1 fark olması ve tek santraforlu sistemin bir işe yaramıyor olması ile asabımız bozuldu. Ben de yer değiştirmek uğurlu gelir diye devre arasında tribünü tavaf ettim. Bir de baktım ki taa basın tribününe kadar stadın en üst katında maç seyretmek mümkün ve görüş açısı harika. ozhano'ya bu maçın handikaplı bitmesi için Samsun'un gol atması lazım derken maç 1-1'e geldi. Yerinde duramayan ozhano'yu da alıp tepeye çıktım. Hemen basın tribünü yanında konuşlandık. Bir de baktık ki Murat da hemen 6-7 sıra aşağıda. Biz de basın tribünün boş olan son sıralarında kah büro koltuklarına oturarak kah ayağa fırlayarak, son 10 dakikasında da Murat'la birlikte basın tribününde izledik maçın kalanını. ozhano'nun 1'e 33,5'luk kuponu sadece Beşiktaş maçına kalmış, keyfimiz yerine gelmiş, basın tribünü tadı almış ve muazzam stadın lezzetiyle gecemize son verebilir ruh haline gelmiştik.
Stadtan metro'ya binmek sıkıntılı oluyor diye Murat'ın telkiniyle Sanayi Mahallesi istasyonuna gittik. İlk sefere yetişemedik. İkinci sefere bindik. Sıkış-tepiş ve havasız metro 2. duraktan sonra bir türlü hareket etmedi. O ara Murat'a Levent metrosunda yangın çıktığı için seferlerin yapılamayacağı bilgisi ulaştı. Mecburen metrodan indik. Toplu taşıma aracı bulamadığımız için Murat'ı İstanbullu arkadaşlarıyla Simit Sarayı'nda bırakıp bulduğumuz taksiyle Mecidiyeköy'e döndük. Arabayı bıraktığımız otoparktaki elemanlar gün içinde yukarıda anlatmadığım 3 defa terli üstümüzü değiştirmemizi başka bir şey zannedip bize "abi mafya mısınız siz?" diye sorunca kendimizden geçtik. Hayırlısıyla yola çıkıp gece 12'de köprüde trafiğe sıkıştık. Onu da atlatıp otobana girdik. Otobandan çıkmak istediğimizde ise acı gerçekle karşılaştık. KGS kartının bakiyesi yetersiz!!! Ve ustelik ozhano da kendi KGS'sini almayı unutmuş. Bunun üzerine aracı kenara çekip gece 01:30'da KGS'si olan başka bir araç beklemeye başladık. Allah razı olsun bir ağabeyimiz bize yardımcı oldu da otobandan çıkabildik. 02'ye doğru eve vardık. Yolu yarı uyur yarı uyanık geçiren ozhano'yu da evine geçirip, vardığının haberini aldıktan sonra 02:30 gibi yattım.
Sonuç olarak biz İstanbul'da bir organizasyon yapacağımız gün mutlaka bir şeyler oluyor. Bakalım gelecek maceramızda neler yaşayacağız :)
Salata'da Neler Var?
Blog,
Hayat
8
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
18 Eylül 2011 Pazar
Çoban Salata Bugün Tv'de
Çoban Salata Blogunu temsilen ben cenky ve sevgili ozhano bugün saat 15:00'da Bugün TV'de "Canlı Gool" programında canlı yayındayız. Tolga Becer'in hazırlayıp sunduğu program yaklaşık 2 saat sürecek. İzleyeceklere şimdiden selamlar... Sonrasında da saat 20:00'de TT Arena'dayız, sezona bir merhaba deyip geleceğiz...
Salata'da Neler Var?
Blog,
Televizyon
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
17 Eylül 2011 Cumartesi
Bu Beşiktaş'a İnanmalı mı?
Geçen sezon ikinci yarının ilk maçıydı Beşiktaş Bucaspor maçı. Los Galacticos edasındaki Beşiktaş Bucaspor'u beşlemiş, 5-1'lik skorun ardından şamiyon ilan edilmişti ulu medya tarafından. O kadar muhteşem o kadar etkileyici bir takımdı ki Beşiktaş kimse karşısında duramazdı. İşte dün, Perşembe akşamı alınan 5-1'lik Maccabi maçından sonra ulu medyada benzeri hava sezdim. Sadece Almeida'nın sakatlığı birazcık frenlemişti onları ama hava bezeriydi. Beşiktaş alıp yürümüştü yine sanki...
İşte bu noktada geçen sezon askerlik nedeniyle Buca maçından sonra yazamadıklarımı ilaveleriyle yazmak istedim. İsimler biraz farklı belki ama sonuç aynı.
1-Beşiktaş'ın ileri 4'lüsü demek durumundayız ki Simao, Quaresma, Almeida ve Fernandes'i kapsayan bu betimlemenin üyelerinin takım savunmasıyla falan ilişkisi yok.
2-Simao maç içinde bütün toplar Quarema'ya gidince savunmaya top almaya gelip aşırı agresif hareketler sergiliyor ve adeta oyundan kopuyor. Yarın öbür gün bu kırmızı kart ve cezalara yol açabilir.
3-Fernandes denilen adam güzel ara paslar atıyor ve iyi duran top kullanıyor olsa da, orta yuvarlak mahallesinin muhtarlığına seçildiğini sanıyor. Guti ne yapıyorsa o da aynını yapıyor.
4-Beşiktaş'ta sağ bek yok arkadaş. Ekrem Dağ Avusturya Milli Takımında da sağ bek oynuyor martavalını okumasın kimse. Beşiktaş ara transfere kadar o mevkide çok sıkıntı çeker.
5-Beşiktaş'ın tek santraforu Almeida'dır. Ne Pektemek ne Akyüz bu ağırlığı kaldırabilecek adamlar. Edu ise belki topa iyi vuran bir adam ama tam anlamıyla bir azman. Hangi azmanı tanıyoruz ki atik, çevik, fişek gibi biri olsun. Edu çok ağar ve onun tek santrafor başladığı her maçta Beşiktaş sıkıntı yaşayacaktır.
6-Avrupa Ligi kadrosuna yazılmayan Tanju, Burak ve rol oyuncusu diğer Portekizliler ileride sıkıntı yaratabilirler imajı çiziyorlar.
7-Unutmamak gerekir ki Maccabi maça ciddi endişe, korku ve gerilimle geldi. Yoksa gerçekten iyi bir takımlar ve iyi oyunculara sahipler. Erken gelen gol ve maça kafa olarak hazırlanamamak Beşiktaş'ı fazlasıyla öne çıkardı.
8-Necip'e yazık oluyor bu takımda. Bu çocuk kesinlikle Avrupa'nın en iyi çift yönlü orta sahalarıdan biri olacak.
9-Ernstsiz bir Beşiktaş tuzsuz çorba, şerbetsiz baklava gibi. Necip Ernst ikilisi Beşiktaş orta sahasının sakatlıklar dışında değişmezi olmalı.
Sonuç olarak Beşiktaş taraftarları bu galibiyetle kendilerini her maç muhteşem sonuçlar alacakları fikrine kaptırmasınlar. Geçen seneki hüsran tekrar ederse pek şaşırmayacağım. Umarım en azından Avrupa Ligi için rakipleri endişeye gark edecek bir skor olmuştur ve Beşiktaş'a gelecek maçlar için psikolojik avantaj sağlar. Ancak şu haliyle Beşiktaş bana bu oyun sistemi ve oyuncu yapısıyla hiç umut vermiyor.
İşte bu noktada geçen sezon askerlik nedeniyle Buca maçından sonra yazamadıklarımı ilaveleriyle yazmak istedim. İsimler biraz farklı belki ama sonuç aynı.
1-Beşiktaş'ın ileri 4'lüsü demek durumundayız ki Simao, Quaresma, Almeida ve Fernandes'i kapsayan bu betimlemenin üyelerinin takım savunmasıyla falan ilişkisi yok.
2-Simao maç içinde bütün toplar Quarema'ya gidince savunmaya top almaya gelip aşırı agresif hareketler sergiliyor ve adeta oyundan kopuyor. Yarın öbür gün bu kırmızı kart ve cezalara yol açabilir.
3-Fernandes denilen adam güzel ara paslar atıyor ve iyi duran top kullanıyor olsa da, orta yuvarlak mahallesinin muhtarlığına seçildiğini sanıyor. Guti ne yapıyorsa o da aynını yapıyor.
4-Beşiktaş'ta sağ bek yok arkadaş. Ekrem Dağ Avusturya Milli Takımında da sağ bek oynuyor martavalını okumasın kimse. Beşiktaş ara transfere kadar o mevkide çok sıkıntı çeker.
5-Beşiktaş'ın tek santraforu Almeida'dır. Ne Pektemek ne Akyüz bu ağırlığı kaldırabilecek adamlar. Edu ise belki topa iyi vuran bir adam ama tam anlamıyla bir azman. Hangi azmanı tanıyoruz ki atik, çevik, fişek gibi biri olsun. Edu çok ağar ve onun tek santrafor başladığı her maçta Beşiktaş sıkıntı yaşayacaktır.
6-Avrupa Ligi kadrosuna yazılmayan Tanju, Burak ve rol oyuncusu diğer Portekizliler ileride sıkıntı yaratabilirler imajı çiziyorlar.
7-Unutmamak gerekir ki Maccabi maça ciddi endişe, korku ve gerilimle geldi. Yoksa gerçekten iyi bir takımlar ve iyi oyunculara sahipler. Erken gelen gol ve maça kafa olarak hazırlanamamak Beşiktaş'ı fazlasıyla öne çıkardı.
8-Necip'e yazık oluyor bu takımda. Bu çocuk kesinlikle Avrupa'nın en iyi çift yönlü orta sahalarıdan biri olacak.
9-Ernstsiz bir Beşiktaş tuzsuz çorba, şerbetsiz baklava gibi. Necip Ernst ikilisi Beşiktaş orta sahasının sakatlıklar dışında değişmezi olmalı.
Sonuç olarak Beşiktaş taraftarları bu galibiyetle kendilerini her maç muhteşem sonuçlar alacakları fikrine kaptırmasınlar. Geçen seneki hüsran tekrar ederse pek şaşırmayacağım. Umarım en azından Avrupa Ligi için rakipleri endişeye gark edecek bir skor olmuştur ve Beşiktaş'a gelecek maçlar için psikolojik avantaj sağlar. Ancak şu haliyle Beşiktaş bana bu oyun sistemi ve oyuncu yapısıyla hiç umut vermiyor.
Salata'da Neler Var?
Beşiktaş,
Futbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
15 Eylül 2011 Perşembe
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne Hollanda'dan Katılıyor
Zeka ürünü ve esprili bir pankart. Şampiyonlar Ligi'nde Ajax-Lyon maçı. Maç golsüz bitiyor ama Fenerbahçe taraftarı kendilerini Şampiyonlar Ligi'ne almayan UEFA'ya kendince golü atıyor.
Megaloman
Salata'da Neler Var?
Futbol
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
14 Eylül 2011 Çarşamba
Artemio Franchi'yi İçine Çekmek
Oradaydım. O kokuyu içime çektim. Zili çaldım ama kimse yoktu. Bari bi forma, atkı alayım dedim Viola Point'ten orası da kapalıydı. İtalya greve gitmişken gitmişim İtalya'ya. Olsun, en azından dünya gözüyle gördüm o muhteşem yere batan, Batistuta'yı Batigol yapan stadı...
13 Eylül 2011 Salı
Psikopat
Ünal Amca şu resimdeki adamı alsana bana! Yok yok soldakini değil sağdakini! Noooolur, lütfeeeeen!!
Gelsin 2 sene oynasın gitsin Fabrizio Miccoli yeter bana. Kewell'dan büyük, Hagi'ye yakın tribün etkisi yapmazsa namerdim. Adam tam bir psikopat. Son Inter maçında adeta herkesi sıradan geçirdi, 2 gol 1 asistle 32 yaşında hala gencecik olduğunu gösterdi. Sahada basmadık yer bıraktı mı hatırlamıyorum. Her takıma böyle bir adam gerek. Palermo onunla güzel... Baktıkça gıpta ediyorum ben de istiyorum...
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Serie A
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
12 Eylül 2011 Pazartesi
Rahat Uyu Spartacus...
Çok enteresan bir dizinin sıradışı kahramanı olarak hayatımıza girmiş, fazlasıyla beğenimizi kazanmıştı. Daha 38 yaşındaydı Spartacus'un 2. sezonu için rutin sağlık kontrollerini yaptırdığı sırada Lenf Kanseri olduğunu öğrenen Andy Whitfield. 15 aylık savaşını bu sabah eşinin kollarında kaybettiğinde ise 39 yaşına yeni basmış, 2 küçük çocuk sahibi, geleceği çok parlak olan ama kayıp giden bir yıldızdı o. Kolay kolay unutulmayacak onun Spartacus performansı. Rahat uyu Andy Whitfield.
Salata'da Neler Var?
Televizyon,
üzüntü
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
11 Eylül 2011 Pazar
Atletik Arda
Sahadaki duruşu çok daha dik, kendine güveni daha yüksek ve omuzlarındaki yük hafiflemiş gibiydi Arda'nın. Forma da renklerden dolayı sanırım hiç eğreti durmuyor üstünde. Yine 2. yarıda dahil oldu oyuna ama etkili de oldu. Eski takım arkadaşı Topal da onun gibi 2. yarıda onun aksine bir nevi sigorta gibi çıktı yemyeşil Mestalla'ya. Kazanan Topal olurken Arda kaçırdığı golle iz bıraktı hafızalarda. Bu çocuk rahat kafayla çok iş yapacak gibi İspanya'da. O ne kadar kendini geliştirirse Türk Futbolu o kadar yol alır. Dışarıdakileri takip etmek, desteklemek gerek. Rasgele, kolay gele...
Fotoğraflar: ÁNGEL GUTIÉRREZ (Atletico Madrid web sitesi)
Salata'da Neler Var?
Futbol,
La Liga
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
10 Eylül 2011 Cumartesi
Santa Totti
İtalya'da Serie A'yı yayınlayacak olan Sky TV'nin tanıtım kampanyası fotoğraflarından biri yukarıdaki. Özellikle metro durakları ve otobandaki duraklama noktalarında daha fazla yoğunluk kazanmış bir kampanya. Her takım için bir "aziz" seçilmiş. Roma'nın azizi tabii ki kaptan Totti. Inter'in azizi Eto'o ise lig başlamadan para peşine Rusya'ya kaçtı. Çok esprili ve mesaj dolu (İtalyanların dini inanışları bakımından) ötesinde futbolcuların verdiği pozlarla keyifli bir tanıtım.
Totti'nin arkasında ünlü Colosseo yani bildiğimiz adıyla Kolezyum ve futbol topu ilaveli bir antik sütun bulunmakta. Fotoğraf tarafımdan geçen hafta Salı günü Roma metrosunda çekilmiştir. Copyright bizzat ben yani :)
Totti'nin arkasında ünlü Colosseo yani bildiğimiz adıyla Kolezyum ve futbol topu ilaveli bir antik sütun bulunmakta. Fotoğraf tarafımdan geçen hafta Salı günü Roma metrosunda çekilmiştir. Copyright bizzat ben yani :)
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Serie A
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
25 Ağustos 2011 Perşembe
Trabzonspor B Grubunda!
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Trabzonspor,
UCL
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























