7 Ocak 2012 Cumartesi
Orlando Magic 83 - 97 Chicago Bulls
6 Ocak 2012 Cuma
Radyoda Sıkıldıklarım
1) Mütemadiyen konuyu içkiye ve içmeye getirmesi.
2) 3 dakikalık konuyu 78 farklı mevzuya dalarak 45 dakikada anlatması.
İlker Duralı:
1) Yerli yersiz acayip tonlamalarla fazlaca ama gerçekten fazlaca gülmesi.
2) Eleştiri geldiği zaman bir anda renk değiştirip sertleşmesi.
Mehmet Ayan:
1) Aşırı objektif olma çabası nedeniyle raydan çıkması.
2) Çok fazla vurgulu konuşması (Kimi zaman sanki radyo değil de okunmuş kitap kaydı dinlediğimi zannediyorum)
Bilgin Gökberk:
1) İnsanları fazlaca aşağılaması.
2) Program yapmaktan zevk almıyormuş ve sanki para kazanmıyormuş da programı ona zorla yaptırıyorlarmış gibi bir hava takınması.
İsmet Badem:
1) Senelerdir değişmeyen çok ama çok kötü esprileri.
2) Boozer muhabbeti.
Özgür Sancar:
1) Bir röportaj yaparken kimle görüştüğünü ve röportaj yaptığı kişinin söylediklerini 3 milyon kere tekrar etmesi.
2) Yanında tercümanı olduğu halde bir yabancıyla röportaj yaparken illa bir noktada kendisinin de o yabancı dilde konuşup havasını atması.
5 Ocak 2012 Perşembe
Orlando Magic 103 - 85 Washington Wizard
4 Ocak 2012 Çarşamba
BELİRSİZLİKLER TAKIMI ORLANDO MAGİC

Ayrı bir bilgelik ve sevimlilik katan gözlüğü, etrafına ilgisiz başına buyruk oturuşu, hep 10 dakika ileri olan kayışı artık kokmaya başlamış antika saati, ‘Hagi, ne adamdı be!’ derken kısarak baktığı gözleri… Bu dünyadan göçüşünü hala sindiremediğim gecelerce insanı yorgan altlarında ağlatan tertemiz ve dünya güzeli insan Mesut’a sonsuz sevgilerimle…
Sezona Otis Smith’in asık suratıyla başlayan Orlando Magic için aslında bugünkü durum ya da geçilen dere ‘idare eder’in üzerinde bir mahiyette… Lokavt kararıyla popülarite eğrisi aşağı dönen NBA kuruluşunun lokavtın bitimiyle para kazanma yolu olarak gördüğü ya da şöyle dersek; popülaritesini izlenebilirliğini yükseltme yolu olarak gördüğü; yıldız oyuncuları oraya buraya takas ettirme haberlerini el altından desteklediği aşikar… Bu saydamlık aslında hoş ve beklediğimiz bir şey. Şöyle düşünün; TFF, resmi sitesinde şöyle bir haber yapıyor: “Alex yuvasında mutlu değil”, ya da “ Melo’nun vücut dili bu takımla olmayacağını söylüyor” … Eğlenceli ama bizim kurum ve kuruluşlarımızın ‘marka değerine’ halel getirme potansiyelli hareketler. İşte, bu tip haberleri, bu bahar bolca okuduk ‘nba.com’dan. Ayrıca, bir genel menajer çıkıp, oyuncusunun takımdan ayrılmak istediğini söylüyor; yani oyuncusu da inkâr etmiyorum taraftara kötü görünürüm kaygısı gütmeksizin. Yani adamlar gereksiz yere tribüne oynamıyorlar, kazanılan bir konferans finalinden sonra ya da imza töreninde formayı öpücüklere boğma gibi bir alışkanlıkları da yok. Alacakları parayı da gizlemiyorlar, çıkıp haklarının kuruşu kuruşuna mücadelesini veriyorlar.
Belirtmeden de geçmeyelim: Nba gelir kaybını hafifletmek için deli gibi ‘%15 indirdik’, ‘bakın valla bu hafta son, sudan ucuz, %25 indirdik”, “zararına satış”, “kargo bizden” başlıklı ana cadde mağazalarını kıskandıracak cinsten bir pazarlama işine girişmiş… Sitenin dörtte üçü NBA STORE reklamlarıyla doluydu lokavtın bittiği ilk günlerde.
Orlando basketbol olarak “az sıkıntılı” görünse de yüzlerden okunan bir iç sıkıntıya sahip herkesin malumu: Howard’ın kafasının sezonun mutlak favorilerinden(!) New Jersey’de olduğu gizli saklı bir şey değil… Aslında Orlando bir testten geçiyor da diyebiliriz şu an. Muazzam blok ve top çalma istatistikleriyle oynasa da Howard savunma olarak bile hala oyunda değil. Hele dün gece Detroit maçında rakibe verdiği savunma ribauntlarını görseniz, sahadakinin Howard olduğuna kimseyi inandırmazdınız. Ama bu görüntü sezon başından beri böyle. Howard maçlarda yokken, Nelson tıfılları oynarken, Richardson primlerini bitirmiş yaşını bekleyen amcalar gibiyken takımın hali aslında ‘ben çıkıp babalar gibi oynuyorum ama takım bana ayak uyduramıyor’ yollu açıklamalar yapmış olan Howard’a çok güzel bir cevaptır, ve Magic organizasyonu bunun mücadelesini veriyor şu anda.Bu bir bakıma SVG için de bir onur mücadelesi. Takım için kendi düşüncelerinin yerine getirilmediğini düşünüyor mesela Howard. Ben de tam aksini ispat edebilirim. Jameer’i bu takımda tutan etkenin Howard olduğunu tahmin edemeyecek yoktur herhalde. Howard acaba oyun kurucusu Nelson olan şampiyon olma potansiyeli fırlak nasıl bir takım hayal ediyordu? Tekrar etmekte fayda var: Bu takım 2009’da NBA finallerine yürürken takımın oyun kurucuları Alston ve A. Johnson’du. Nelson finalde döndüğünde, Fisher’a yaptığı o muazzam son top savunmasıyla akıllarımızda kalmıştı… Howard’ı, bu takım, daha potansiyelli olan Okafor’un önünde seçtiğini unutmayalım. Howard eğer Johny Davis ya da Brian Hill’e çalışmaya devam etseydi, bir Okafor seviyesinde olma ihtimali vardı en fazla belki de. Howard’ın yerinde kim olsa SVG adına bir tarikat kurup baş müridi olurdu oranın. Nasıl ki Dwayne Wade, bir Vince Carter seviyesinde kalmamasını SVG’ye borçluysa Howard da o kadar borçlu bu gözlük bıyık kombinasyonu muhteşem babacan adama…
Tabi tüm bunların yanında Howard’ı gaza getiren bir çevre veya iklim de yok değil… Chris Paul Los Angeles şehrinde basketbol oynamak için sonunda muhteşem ekip Clippers’a yol aldı şampiyonluk isteğini de ağzından eksik etmeyerek. Amare ve Carmelo da şampiyon olmak için tercih etmişlerdi muhtemelen yeni takımlarını. Yani şehrin önemi yoktu muhtemelen onlar için. Prensip olarak aslında Paul’un Lakers’a takasına karşı değilim, kurallar çerçevesinde gerçekleşecek olan. Sonuçta bu bir zihniyet savaşı da ayrıca. Nasıl insanlar yetiştirdiğinizle alakalı, o yüzden varsın hepsi hatta Carter’ı da alsınlar Lakers’da top oynasınlar.
Sezon öncesi bu kadar karmaşa yaşanmışken SVG en sakin ve akil adam pozisyonundaydı kuşkusuz. Tek eleştirebileceğim nokta –son maç yaptığı rotasyon hatası hariç tabi-, nerdeyse tüm takımı Howard’a odaklamış olması. Açıkçası oyunu bu hale getiren oyuncuları bu psikolojiye iten SVG mi yoksa başkası mı emin değilim. Otis Smith de olası şüpheliler arasında ama büyük olasılık oyuncuları bu yola kanalize eden ismin perde arkasında işler çevirmeyi seven küçük enişte Bob Vander Weide olduğu. Takımın Howard dışında kalan kısmına bazı şeyleri empoze etme olasılığını yüksek görüyorum, zira SVG’nin gerek tarzı gerek açıklamaları gerekse de kişiliği bu tarz işler yapmasına müsaade etmez. Ama bunun önüne geçemediği de gün gibi ortada. Hatta sezonun ilk hazırlık maçı Miami deplasmanında ilk periyodu tüm oyuncuların eline geleni alakalı alakasız her yerde Howard’a paslamaları seyredenleri özellikle Magic taraftarlarını mide kaldırttı oyundan soğuttu. Diyeceksiniz ki, nereden biliyorsun SVG’nin buna karşı olduğuna? Son Detroit maçında 3-4 kez aynı gereksiz pas denemelerini yapan Türkoğlu’nu neredeyse kenara mahkûm etti tüm maç… Tabi bu bir maçlık ya da Hidayet ile alakalı bir durum değil: Redick, Nelson, Richardson herkes yapıyor. Hatta son maç hatırladığım bir pozisyon var beni kahreden. Davis yüksek post’ta boşken şut yerine pota altındaki Howard’a öyle bir pas veriyor ki top sporcuların bakışları arasında tin tin auta çıkıyor; o kadar trajik bir görüntü Magic hücumu için.
Bunun dışında saha içi de en az dışı kadar belirsiz... Bu belirsizliklerden biri izleyenlerin de anlayamadığı türden örneğin: Gortat’ın hatta T.Battie’nin gidişinden beri pota çevresinde kaybolan sertliğe bir parça katkısı olur diye takasla alınan Glen Davis şu ana kadar Bass’ın ruhunu yaşatıyor. Savunma bilgisinin daha üst düzey olduğu aşikâr ancak top rakip potaya döndüğünde mekanizma olarak da komik sayılabilecek şutlar çıkarmakta. Hadi eyvallah, sonuçta Magic’in bir oyun şablonu ve prensibi var, ve orta mesafe boş şutlar bulmasından dolayı doğru hamle sayabiliriz yaptıklarını ama son birkaç maç gördük ki Glen Davis de hücumdaki rolünün pek farkında değil. Orta mesafeden fake adımlarla İbrahim Kutluay tarzı birebir zorlama şutlar denemesini son Detriot maçında üçlük kullanma boyutuna getirdi ki gecenin bir yarısında o şutu göreceğime Bülent Ersoy’u hamamda görmeyi tercih ederdim… Tahminim antrenmanlarda Anderson’a çizilen setleri ben de yapabilirim diye hayal etmekte.
Bir sonraki yazımda diğer oyuncular ve savunmaya da değineceğim kuşkusuz. Bu yazıyı fazla uzatmadan son bir değini yapıp bırakalım. Skor kâğıdının tepesinde adını hakkıyla bulunduran ‘küçük Nowitzki’ Anderson’un gelişimi saygı değer; hatta sadece skoruyla değil teması da seven bir yapısının olduğunu da kanıtlamıştır bize kuşkusuz, ancak ondan önce takdir edilmesi gereken kişi ise Reddick’tir bu ekipte. Aslında JJ şimdi JJ olmuştur. Nba geldiğinde bir Ender Arslan’dı sadece en fazla. Hatta Travis Diener ile beraber oynadıkları vakit ikisinin de aynı tip oyuncular olduğu ikisinin de şutundan başka bir şeyi olmadığı savunmalarının zayıf olduğunu bu yüzden ikisinden sadece birinin takımda tutulması gerektiğini söylemişti birçokları. Ama bu adamın hamurunda başka bir şey olduğunu bize ispatladı kendisi. Belki aynı popülaritede değiller ama Burak Yılmaz gelişimi neyse JJ Reddick de odur.(tabi burada SVG’yi övmeden de geçmeyeyim) Hatta Reddick daha zor olanı başarmıştır, aynı çevre içinde sadece oyuna ve gelişimine odaklanarak bunu başarmıştır. Sahaya girdiği vakit dış şut katkısı beklenen bir adamdan ötesine geçmiştir ve bunu kendisi inadıyla başarmış putları yıkmıştır. Hatta bana şutör etiketi vurmayın diye canhıraş tüm alanlara katkı vermektedir. Muhteşem bir Jab-step hareketi kazanmış ki bunu yapabilmek esasında elit bir iştir. Sahanın her yanını çok iyi kullanabilmektedir; yani ortadan ve kenarlardan çok etkili driplinglerle potaya kadar inebiliyor. Ve doğru şeyleri doğru zamanda yapabilmesi de kafa olarak ne kadar ilerlediğinin kanıtıdır.
Ben Cenk Hocam kadar bu tahmin işlerinde öngörülü değilim ne yazık ki… Ama yılların bir Cenk Yavuz okuyucusu olarak da tavsiyem bu tahminlerin işkembe sallaması değil, keskin bir öngörü ve tahlil neticesi olduğunu önemle hatırlatmak isterim.
3 Ocak 2012 Salı
Baba Biraz Yaşlanmış...
Detroit Pistons 89 - 78 Orlando Magic
2 Ocak 2012 Pazartesi
Orlando Magic 1.Hafta Analizi
Orlando Magic Finalle geçirdiği senenin sonunda yaptığı strateji hatasıyla buralara geldi. Normal şartlarda Gortat'lı kadroyu, Hidayet'i de tutarak muhafaza edebilseler bugün şampiyonluk yüzüğünü parmağına geçirmiş bir takımdan bahsediyor olurduk. Daha önce defalarca kez söyledim, bu işin tek sorumlusu Otis Smith'tir. Fazlaca dalmaya gerek yok geçmişe ama hem Vince Carter hem de Gilbert Arenas hamleleri Magic'i uçurumun eşiğine getiren hamleler olmuştur. Bugün Howard gitmekten bahsediyorsa sebebi Smith'ten başkasıdır denemez.
Geçmişe mazi derler diye bitirip bugünkü halimizi bir masaya yatıralım.
Öncelikle Stan Van Gundy'den bahsedelim. Bu adamın eline hiç bir zaman 10-11 kişilik rotasyon kurabilecek bir kadro verilmedi. O da dolayısıyla 8 kişilik rotasyonda, önemli isimlerini ekonomik kullanmaya çalışarak kotardı sezonları. Bu sene de aynı durumda SVG. 1 pivotu 2 uzun forveti 1 kısa forveti 2 skorer gardı 2 oyun kurucusu var sadece elinde gerçek anlamda verim alarak kullanabileceği. Anderson'ı ve Redick'i bugünkü skorer ve etkin kimliğine büründüren isim de SVG. O yüzden 3 kişilik malzemeden 10 kişilik sofra kuran bu adama saygım sonsuz.
Oyuncu bazında düşündüğümüzde en büyük yıldız ve problem tabii ki Howard. Howard tam anlamıyla kafasını maçlara verebilmiş durumda değil henüz. Sanki sakatlanmamaya çalışır bir şekilde oynuyor maçları. Hücumda eski agresifliği yok ve darbe almaktan korkar bir havada. Biraz bitirmiş gibi Orlando kariyerini Howard. New Jersey mi yoksa Lakers mı ya da Dallas sorusu dönüyor gibi kafasında. Dolayısıyla hücum anlamında çok etkin bir Howard yok bu sene, sonuç olarak da skor yükü takıma dağılmış vaziyette.
SVG her oyuncuya serbestçe üçlük kullanma özgürlüğü verdiği için zaten iyi bir şutör olan Anderson ilk beşle de şereflenince tutulmaz bir silah halini aldı. Oyunda varlığını yokluğunu hissettirmeden birden 20 sayılar yapmış, 3-4 tane üçlük sokmuş oluyor. Topla çok oynamıyor ama iyi pozisyon alıyor ve kendini unutturmayı başarıyor. Howard'la birlikte oynarlarken onun adamı çoğunlukla yardıma gittiği için çoğunlukla boş üçlük kullanırken görüyoruz Anderson'ı. Bir nevi Mehmet'in Utah'ta tavan yaptığı sezondaki gibi oynuyor yani.
Bir diğer süper adam da Redick. SVG baktı ki alternatifi yok 2 senedir Redick ile çok ciddi ilgileniyor. Ayakları çok hızlanmış, savunması sertleşmiş, güveni çok artmış. Hepsi SVG'nin Fatih Terimvari tavırları ve hocalığı sayesinde. Bu takımda Anderson 1., yedek Redick 3. skorerse SVG'nin karşısında saygıyla eğilip eline eteğine yüz sürmek gerek.
Takımda güven veren 3. oyuncu ise Hidayet. Geçen 2 talihsiz sezonun aksine sanki bu sezon lokavt sayesinde dinlenip kendine gelmiş Hidayet. Çok farklı ve istekli başladı sezona. SVG hala onun daha agresif olup potaya daha fazla gitmesini istese de her maç bu oranını yükseltiyor Hidayet. Örneğin dün geceki Toronto maçını 4. çeyrekte adeta getiren adam oydu. Potaya gittiği biri dışında her pozisyon ya sayı, ya hücum ribaundu ya da faulle sonuçlandı. Kendine güveni tekrar yerine oturmuş ve takımın lideri olduğunu da hissettiriyor. Hiç 32 yaşını bitirmiş gibi değil, bu sezon 5-6 yaş daha genç gibi. Şut tercihleri daha doğru ve top onun eline hangi hücumda değerse o hücum değer kazanıyor. Bugün Anderson ve Redick %50 civarında şut sokabiliyorlarsa en büyük sebeplerinden biri de Hidayet önderliğinde, geçen sene bozulan pas trafiğinin yeniden hayat bulmasıdır.
Takımın 2 çok önemli eksi noktası ise Oyun kurucumuz ve skorer gardımız. Jameer Nelson bu sezona önceki sezonlardan da kötü bir başlangıç yaparak başladı. Westbrook, Lowry, Calderon, D-Will adeta hallaç pamuğu gibi attılar elemanı. Savunma anlamında hiç bir şey yok Nelson'da. Nelson varsa bu takımın oyun kurucusu Hidayet'tir. Yedeği olan Duhon ise bu sene protezlerini yağlattırmış olacak ki en azından biraz koşabiliyor ve savunma yapabiliyor. Duhon'un top dolaşımına sağladığı katkı Nelson'dan fazla. Bu iki ismin yedeği ise seneler sonra parkelere dönen Larry Hughes. O da rüzgarda savrulan bir çuval misali tutunacak dal aramakta. Özetle oyun kurucu pozisyonumuz en zayıf karnımız. Jason Richardson ise tam anlamıyla eski günlerini mumla aratıyor. Geçirdiği sakatlıklar ve dolaştığı onca takımdan sonra, tam da 4 senelik iyi bir kontrat almışken o da oynamayı değil sadece fiziken orada olmayı seçenlerden. Hele ki dün gece Raptors maçında smaca kalkıp potadan blok yemesi ve yere kapaklanması acınacak bir manzaraydı. SVG henüz sezon başı olması nedeniyle onu fazlaca sahada tutup kendine gelmesini bekliyor ama ben pek umutlu değilim. Zamanında Rashard Lewis de Vince Carter da şimdi J-Rich de bu takıma potaya gidecek, boyalı alanda agresif olacak adamlar olarak getirildiler. Ama sonuçta hepsi savunmaları zayıflamış vetran birer üçlükçüye dönüştüler. Netice itibariyle kariyerie hürmeten J-Rich ilk beşte olsa da benim skorer gardım Redick.
Uzun forvet ve pivot yedeği olarak Boston'dan Bass karşılığı aldığımız Glen "Big Baby" Davis ise Bass'in kopyası mahiyetinde işlev görüyor. Agresifliğini arttırması, ribauntları daha iyi takip etmesi, topla hareketlerini iyileştirmesi gerektiği aşikar olsa da rotasyonda bizim için fayda sağlayan bir isim.
Gördüğünüz gibi hiç Von Wafer, Q-Rich, Orton, Liggins, Harper gibi isimlerden bahsetmedim bile, gerek var mı?
Sonucen;
1) Oyun kurucu savunmamız en yumuşak karnımız. Olmaz ya iyi bir oyun kurucuya ya da iyi bir savunmacı yedek oyun kurucuya ihtiyacımız var.
2) Howard'ın kafasını toplaması için acil müdahale yapılmalı. En azından uzun vadeli kontrat teklifi ile ilgili görüşmelere başlanmalı.
3) Takıma bir uzun daha gerekiyor. Piyasadan ya da Avrupa'dan bir 5 numara aranmalı.
4) Birileri daha rotasyona girmeli. Keza böyle giderse en 2-3 tane sakatlık yaşanır sıkışık sezonda.
5) Anderson'ın savunması üzerinde biraz daha çalışılırsa ufak bir Nowitzkimiz olur, gayret edilmeli.
6) Tepe pick-n-rolleri çok iyi işlemiyor, Redick ve Hidayet dışında bunu becerebilen yok, üzerinde durulmalı.
7) Her maç 10-15 üçlük sokamazsınız, orta mesafe şutları ve boyalı alan organizasyonları çoğaltılmalı.
8) Birinin Nelson ve J-Rich'e aldıkları paraları ve Orlando'da ilk 5 oynadıklarını hatırlatması gerek. Ben mi söyleyeyim?
Sezon sonu öngörüsü:
48 galibiyet 18 mağlubiyet Doğu 3.sü
En İyi Senaryo: Doğu Finalinde Miami'ye 4-2 kaybeder
En kötü Senaryo: Doğu Yarı Finalinde Chicago'ya 4-3 kaybeder.
Orlando Magic 102 - 96 Toronto Raptors
Charlotte Bobcats 79 - 100 Orlando Magic
Orlando Magic 94 - 78 New Jersey Nets
Orlando Magic 104 - 85 Houston Rockets
OKC Thunder 97 - 89 Orlando Magic
28 Aralık 2011 Çarşamba
Euroleague Top 16 Grupları
23 Aralık 2011 Cuma
Mehmet Okur New Jersey'e Takas Oldu!!!
22 Aralık 2011 Perşembe
Sarbi'nin Galatasaray'a Müthiş Katkısı!
19 Aralık 2011 Pazartesi
SAKARYA TATANKALARI 16 - 6 ANADOLU ÜNİ SK
İlk çeyrek yoğun yağış altında oynandı ve SAÜ SK üstünlüğünde geçildi. Takımımız 2 kez gol çizgsine çok yaklaşmasına karşın skoru bulamadı.
İkinci çeyrekte yine baskılı bir oyun sergileyen takımımız Anaolu Üniversitesi'ni kendi gol çizgine sıkıştırmışken, rakip oyun kurucunun sahalarda çok ender görülen 85 yardlık koşusuna engel olamadı ve 6-0 geriye düştü. Ekstra denemesinde iyi bir savunma örneği verildi ve skor değişmedi. İlk yarı bu sonuçla kapandı.
Maçın ikinci yarısına mutlak galibiyet düşüncesiyle başlayan ekibimiz üçüncü çeyrekte oyun kurucusu Kıvanç'ın muhteşem oyunuyla hakimiyeti tekrar eline alıp ardı ardına 2 gol buldu. İlk golde Yunus ikinci golde ise Sercan Kıvanç'ın asistlerini çok iyi değerlendirdiler. Her iki golün ekstrasında da Gökhan, Kıvanç'ın kurduğu oyunları skora çevirince bir anda maç 16-6'ya geldi. Üçüncü çeyrek bu şekilde sonuçlandı.
Son çeyrek daha ziyade bir taktik savaşı şeklinde geçti. Oyunu Anadolu Üniversitesi sahasına yıkan oyuncularımız skorun değişmesine izin vermeyince 16-6'lık sonuçla Sakarya Üniversitesi Tatankaları 2. maçında 2. galibiyetini elde etmiş oldu.
Takım Sorumlusu olarak söyleyeceklerim ise şöyle:
Sakarya'da pek kimse bizim neler yapmakta olduğumuzun farkında değil ancak yolun en zorlu kısmını geçtiğimiz 1. Lig yolculuğumuz sekteye uğramadan devam ediyor. Bu süreçte Kızılay Serdivan Şube Başkanı Sayın Fatih Mehmet Temel'e Üniversitemiz dışında bize ilgi ve destek gösteren tek kişi olması nedeniyle şükranlarımızı sunuyor ve bu galibiyeti ona armağan ediyoruz. Amacımız Sakarya Üniversitesi'nin adını ilk kez bir Profesyonel Takım sporunda en üst lige yazdırmak.
Bundan sonraki maçımız ise 25 Mart 2012 tarihinde İstek Vakfı SK ile deplasmanda oynanacak.
15 Aralık 2011 Perşembe
Chris Paul Los Angeles'a Takas Oldu!!
Evet Paul sonunda Los Angeles'a takas oldu ama Lakers'a değil Clippers'a. Hornets Paul karşılığında Eric Gordon, Chris Kaman ve Al-Farouq Aminu'yu kadrosuna katmış oldu. West'in de kaybından sonra (Indiana'ya imza attı) ne derece Hornets başarısına katkı sağlar bilemiyorum ama Blake Griffin ve Chris Paul Clippers'da önemli işler yapacaktır, orası kesin. Paul gittiğine göre sırada dedikoduları ve haberleri ayyuka daha fazla çıkacak adam Dwight Howard. Büyük ihtimalle de Lakers'a takası hakkında. Hayır ola...
13 Aralık 2011 Salı
Orlando'da Hareketli Günler
Önce Jason Richardson ile bir kontrat imzalandı. J-Rich'in uzun vadeli kazık kontratı geçen sezon sonu bitmişti. Yeni kontrat 4 yıl ve 25 milyonluk. Akıllıca bir hamle oldu. Sonrasında bir türlü istenen seviyeye gelemeyen Bass Boston'a Glen Davis ve Von Vafer karşılığında gönderildi ki hem genç hem de potansiyelli olması açısından Davis önemli iş görecektir Orlando'da. Von Vafer ise serseri mayın, pimi çekilmiş bomba sözlerinin canlı temsilcisi adeta. Ondan bi numara olmaz :) Ligin yeni bütçe affı maddesine dayanarak Arenas serbest bırakıldı. Arenas'ın 3 yıl ve 62 milyonluk daha kontratı vardı. Bu miktar Magic'in cap'inde gözükmeyecek ama oyuncu ödemelerini almaya devam edecek.
Bu arada Odom takasla Lakers'tan Mavs'e geçti. boştaki Vince Carter da ona katıldı Dallas'ta. Anthony Parker Toronto'ya, Chauncey Billups Clippers'a, Shane Battier Miami'ye, T.J. Ford San Antonio'ya, Kurt Thomas Portland'a (hem de 2 senelik), Radmanovic T-Mac ile birlikte Atlanta'ya imza attı. Tyson Chandler da takasla New York Knicks oyuncu oldu.
NBA'de piyasa kızışmış vaziyette ve lig başlayana kadar geçecek 12 günde her türlü sürpriz beklenebilir.
11 Aralık 2011 Pazar
3'LEME....
Dedim ya bekledim.Birincisi Fatih Hoca'ya bir teşekkür etmek lazım.Engin salakça aldığı kırmızı kart sonrası Sagopa'dan "derdime derman baytar'ım yok!!" diye mırıldanmaya başlamıştık en hicaz makamından.Biliyorduk ki orta sahada en çok bizi gole doğru iten adam bizim psikolojik Baytar'dı.Engin'in yokluğun da 3 yıldır beklediğimiz Emre Çolak'ı hiç çekinmeden ilk 11 oynattı.Burada başarı Emre'yi oynatmak değil,Emre'yi basit oynatabilmek!Bunu ne Rijkaard ne Hagi nede tahmin ediyorum altyapıda ki hocalar başaramamıştır.Dikkatli gözleri olanlar sene başından beri Emre'nin görev aldığı her maçta basit oynamadığı zaman kenardan yediği fırçalara şahit olmuştur.Sonunda Emre futbolun çok basit bir oyun olduğunu,zor olanın onu basit oynamak olduğunu öğrendi.Kolaydan vazgeçti ki artık milli takıma kadar uzanacak bir yolu olduğuna inanıyorum Semih ile birlikte.
Semih dedik bir parantez de ona açalım.Şükürler olsun kendini Lothar Mattheus sanan Servet Çetin'den kurtulmamızı sağladı.Galatasaray kolay gol yemiyor deniyor,hatta sayı 6 maç olmuş ki sayısı önemli değil.Artık savunmadan şişirme topla çıkmıyoruz ve bu sayede top duvar gibi geri gelmiyor.Yıllar sonra ilk kez Galatasaray geride az adamla yakalanmıyor ve lanet olsun Ercan Taner'in sesinden "Galatasaray geride az adamla yakalandı" repliğini duymuyoruz!!Bunun bir parçalı forma tutkunu için ne demek olduğunu bilemezsiniz.
Bir parantez daha açmam lazım.Taffarel'den beri hadi biraz daha yakın zaman,Mondragon'dan beri kale de güven veren birini göremedik.Uruguay'lı kaleye geçtiğinden beri bende bu güven duygusu var.Bu adam kaleciliğinden önce iyi bir futbolcu!!Bakın çok önemli,futbolcu diyorum!Tıpkı Taffarel gibi!!10 milyon Euro'ya kaleci mi alınır diyenlere özür dilerim bunu söylemeliyim,"KAPAK OLSUN"!!!Bir kaleci işte bir takımın oyun sistemini bu kadar değiştirebilir.Kaleye geleni kurtarır-kurtarmaz çok sorun değil ama savunmasına güven vermek futbolda bambaşka bir şeydir.Sizi bir kademe daha büyük bir takım yapar.
Bir paragrafta Elmander'e,her maç savaşan viking için ama çok kısa.Kewell gidince kalbinin bir yanı buruk kalan Galatasaray taraftarının,o kocaman Ozz büyücüsü boşluğunu doldurdu.Facebook'ada yazdım."HASTASIYIZ DEDEEEEEEEEEE, adı ELMANDER....."
Paragrafı sonun da bu imparatorluğu kurduğunu hatırlayan kişiye ayıralım.Galatasaray uçağını Trabzona indiren pilotun dediklerini tekrar etmemek mümkün değil!"Hepinize çok teşekkür ederiz,sayeniz de sokakta başımız artık dik dolaşıyoruz!" Sene başında şampiyonluk sözü değil,herkesin gurur duyacağı bir Galatasaray izlettirmek istiyoruz" dedi.Sağol imparator,şimdiden sözünde durduğun için...
8 Aralık 2011 Perşembe
4-4-2
Bu benim Sivas maçı öncesinde yaptığım yorumdu.
"Galatasaray’ın orta sahasında ofansif düşünce yapısı yüksek bir oyuncuya sahip olmamasından mütevellit 4-4-2 sistemine göre oynamasının daha faydalı olacağını ancak bu sisteme geçiş olsa bile ilerideki oyuncuların rakibe yapılan ataklarda oldukları yerde put gibi durmayıp kendilerine boş alan yaratmaları gerekiyor."
Bu da sevgili ozhano'nun 23 Eylül'de yaptığı Galatasaray yorumu.
Üzerine söyleyecek fazla söz yok. Türk futbolunun tutulduğu 10 numara hastalığı ve 4-3-3 vebasının çözümü İngiliz 4-4-2'sindedir. Dünyada kaç tane Hagi, Alex var ki sen bunlardan her sezo 18 takıma birer tane bulabilesin. Türk futbolu ve futbolcusunun yapısı 4-3-3'e uymayan bir yapıdadır. 4-3-3 oynayabilmek için 4-5-1'i iyi oynatacak kanat forvetlerine ve ileride pres özelliği sergileyebilecek güçlü, yılmaz bir santrafora ihtiyacın vardır 10 numaralı adam dışında. Kanat beklerinin her ikisi de normal insandan büyük ciğerlere sahip olmalıdır. Oysa 4-4-2 alan parsellemesinin belli olduğu, kanat orta sahaları defansa yardıma gelir ve disiplinli oynarsa 2 hareketli forvetinle rakibi hallaç pamuğu gibi atabileceğin formasyondur. Orta saha ikilisi oyunun her iki tarafını oynayabilen ayağına hakim adamlarsa, başarı beklenilen ve olası sonuçtur.
Fatih Terim için düzülen methiyeler görmek isterdim bugün ama basın eskisi gibi yüceltmiyor onu, ya da en azından şimdilik temkinliler. Ancak senelerdir vazgeçmeden söylediğim yaraya neşteri vurabilen yani bu takıma sağ bek gerektiğini görebilen, bu takımı çift santraforla oynatmayı becerebilen bir hoca, altyapıdan gelen adamlar formayı sakatlık, ceza sonrası aldığında iyileşen ya da cezası biten adam dönünce 20 hafta kadroya almamazlık yapacak karaktersizlikte olan bir tüccar değil Terim. Terim de eski hırslarını bırakmış ve sivri uçlarını törpülemişken, şampiyonluk gelsin veya gelmesin, bir Ferguson, bir Wenger modeli anlaşma yapılmalı kendisiyle. O istediği zaman bırakmalı Galatasaray'ı, Galatasaray'ı rant için kullanan bir kaç gazeteci ve yönetici istediği zaman değil.
Sanırım bu maç Hıncal Uluç ve Sergen Yalçın için de özel bir anlam taşıyor. Her ikisine de Galatasaray'ın attığı 3 golden biri armağan olsun.
5 Aralık 2011 Pazartesi
Dün yediğin HURMA'lar,gelir g.tünü tırmalar....
Sn. Aysal diyor ki yönetim bazında Kayserispor'a Amrabat ile ilgili teklif sunduk,Hurma ise başkanımıza Abdurrahim Albayrak böyle bir teklifle geldi kabul etmedik diyor.Bütün bu olaylarsa Aysal'ın medyaya Amrabat için Kayserispor'a teklif götürdük demesiyle başlıyor.Burada herhangi bir yanlışlık var mı?
Zat-ı muhteremse Galatasaray'ı federasyona şikayet etmiş,sonuç bekliyormuş!!Bekle kardeşim,belki bir gün olur istediğin ama ara sıra kendi tribününün sana ve senin için söylediklerine bir kulak kabart.Biz kime,neye hizmet ettiğini,kimin piyonu olduğunu biliyoruz.Senin için sorun şu ki Kayseri tribünleri de farkında.Yine Galatasaray üstünden tribünlere oynadın.
İşin daha ironik kısmıysa Trabzon'da yöneticilik yaparken daha bu "satmıyoruz-satılık futbolcumuz yok" repliğini Türk futboluna katan insan olmasıdır.Rivayet odur ki ehliyetini soran polise dahi bizde satacak futbolcu yok diye çıkışmıştır!Trabzon'da Gökdeniz Karadeniz'in satışına engel olmaya çalışarak başladığı yöneticilik kariyerini, sonrasında kalitesini Avendano transferi ile taçlandırmış bu abimize kariyerinde başarılarının artarak devam etmesini dileyelim...
Devam et...Ne saygı ne hürmet...
KOÇ ÜNİ SK 8 - 14 SAKARYA TATANKALARI (Korumalı Futbol 2. Lig 1. Hafta)
Bu sene 2 sezon önce kaçırdığımız 1. Lige yükselme fırsatını tekrar yakalayıp bunu değerlendirmek istiyoruz. 4 maçın ilki tamam, geriye sadece 3 maç kaldı. Bu çocuklar bunu hak ediyorlar.
2 Aralık 2011 Cuma
tePELEmek geldi içimden!!
Tamam takım fanatiği olabilirsin,vatandaşını kayırabilirsin, yaşı benden büyüklerin affına sığınarak yaş itibariyle oksijen kullanımı konusunda beynin de pek başarılı olmayabilir.Da hemşerim gözlerinde mi seçemiyor?Bunun aynısını Robinho çıktığında da yapmıştın ama yemiyor artık kimse.Birde gidip Marca gazatesine konuşmuş!!Tahminen kaşarinho,atargezerinho ve şeymar çıktığında da benzer şeyleri diyeceksin allah ömür verirse...
Hürmetler...Hakikaten duygular şelale şu çalımla...
26 Kasım 2011 Cumartesi
Sivas Maçı Öncesi
Ancak 4-4-2 oynayacak bir Galatasaray'da kanatlarda 2 formsuz adam varken bu sistemin işlemesi çok olası değil. İlave olarak Terim her ne kadar Baros ve Elmander'i birlikte oynatıp Elmander'i orta saha göbek üçlüsünün ön tarafındaki adam gibi oynatırsa da Galatasaray çok zorlanır.
Galatasaray 4 şampiyonluğun geldiği dönemdeki gibi çift santrafor Hagi yerine Selçuk ve (Okan Emre Suat) tarzı dinamik bir üçlü yakalayamadıkça ne tek santraforlu ne de Riera-Kazım gibi iki isteneni veremeyen kanat adamıyla başarılı olamaz.
Sonuç olarak Riera-Kazım iyi oynamadıkça ve Elmander forvet arkası olarak sahaya çıkarsa Galatasaray çok zorlanır. Ancak İngiliz tarzı bir 4-4-2 Galatasaray'ın bu kadro yapısı içindeki kurtuluşu olabilir.
NBA'de Lokavt Bitti!
Bu karar gözüken o ki Beşiktaş'ı fena etkileyecek. Bu şartlar altında Deron Williams ve Semih Erden 1 Aralık itibariyle takımdan ayrılabilirler. Semih zaten sakattı ama Williams formunun zirvesine çıkmıştı ve takımı sırtlamıştı. Galatasaray Zaza'yı, Teleokom Mehmet Okur'u, Fenerbahçe Sefolosha'yı, Efes de bir ihtimal Ersan'ı kaybedecek. Odom'u istanbul'da görme hayalleri de sona ermiş oldu.
NBA severler için fırsat, Türk basketbolseverler özellikle de Beşiktaş taraftarı için ciddi bir kayıp oldu. En azından 2 ay Deron Williams'ı seyretmiş olduk. Zaten Iverson da üç aşağı beş yukarı o kadar takılmamış mıydı İstanbul'da?
23 Kasım 2011 Çarşamba
Nefes ALDIK....
Esasında sabahtan beri dıngıl bir şekilde bedelli geyiklerini okuyorum.Hayır güldüklerim de vardı sabah açıkçası, "-Bedellinin 2. taksidini internet üzerinden yatırmak isteyen vatandaş parmağını yaralayınca gazi ilan edildi" gibi... En son okuduğum"- 30 bin TL verip askere gitmeyecek olanlar. 10 bin TL verin ' Kestirin ' 20bin TL cebinizde Kalsın." ile dengesizliğin bizde değişmeyen tek denge olduğunu,vur deyince öldürdüğümüzü bir kez daha anladım.Hayır çok hava atmak isterdim,helikopterden helikoptere atladım,dağlarda sabah akşam nöbet tuttum demek isterdim fakat arkadaş kısa dönem askerlik yaptım.Dış kurye olduğum için şanslı puşt yaftası ile dolaştığımı tahmin ediyorum.Birliğin abisi olunca ve bütün karakolun ihtiyaçlarını dışarıdan ben aldığım için kimse bunu dile getiremese de içten içe bunları hissediyorsun.Ne diyebilirsin ki sana yazılmış kader işte yada seçimler...Seçimler demişken,gözüm tv ekranın da bir silüete takılı.Nüfus cüzdanın da Makedon yazıyor.Tüm çocukluğunu yazlıkta ki Makedon kıza aşık geçiren,üstüne Naumoski ile ergenliğini bitiren bir bünyeye sahip olan ben,bu adama karşı en çok kredi verecek kişiyim diye düşünüyordum.Ben bu krediyi bütün Makedon halkına veririm fakat sahada ki Makedon'un nerde olduğu,ne yaptığı veya yapmak istedikleri hakkında bir fikir sahibimidir?Sanmıyorum...
Çok uzun zamana gitmeye gerek yok 1-2 ay öncesine sararsam kafayı papatya falımız orada başladı.Ulen lock out'mıdır lokavtmıdır,genel grev mi dersiniz bu furyadan güzel elmalar kafamıza düşer dedik.İlyasova Efes adına ilk elma olurken armut buda iyisini siz yeyin dercesine Patrick Mills ile anlaşıldığı yazıldı.Oynatmayı seven,Yurolig bazında skor opsiyonuda olan bir oyuncu gelir şad oluruz diye düşündük.Sonra ne olduysa bizim mahallenin yakışıklısı gönlünü Mills yerine bir brezilya'lıya kaptırdı.Derken transfer kuşları Santos'tan Neymar'ı Real'e,Marcelinho Huertas'ıda Efes'e yapıştırıverdiler.Bu arada Fenerbahçe Ülker'de Gist ve Jerrels ile anlaşınca Final 4 için tek umudum Efes kaldı.Berke Can'ın transferi "pardon Sasha Vujacic demek istedim" sonrası Huertas bombası bünyeye ağır geldi.Caja Laboral'a da ağır gelmiş olacak ki olay bu sefer Brezilya pembe dizisine döndü.Galatasaray ve Efes'in İspanya transferleri sonrası anladım ki bu İspanyollarla transfer filan olmaz.Bonservis önce 1 sonra 1,5 yetmedi 2 milyon avroya dayandıktan sonra Caja Laboral'dan elimizde kala kala Barac ve Esteban Batista ile 3'ün 1'i kalmış oldu.Hadi terbiyemizi bozmayalım 3'ün 2'si diyelim...(Size tanıdık geldimi bkz. Galatasaray-A.Madrid 3'ün 1'lemesi) Huertas'ta kendini köle İsaura değil de İffet belleyince zengin kocaya,pardon Barcelona'ya layık bulunca bize yalan rüzgarının en civcivli bölümü kaldı.
Bütün ülke Avrupa Şampiyonasında ki hezimeti sindirmeye çalışırken turnuvada bir de peri masalı vardı,Makedonya....Ulan Avustralyalı Jennifer gitti,Brezilyalı İsaura gitti bari bu Makedonya'lı Sindirella gitmesin diyerek eski oyuncumuz Vlado ilievski'ye sarılmak zorunda kaldık ki Efes'in ki gibi Yuroligin en kolay grubunda düştüğümüz haller ortada...Dedim ya yazının başında kader,kısmet....Anladım ki bu kahpe kaderde gelip paraya dayanıyor.Bakalım Efes akıllanıp resmi Nba grevinden kendine ne zaman bir transfer yapacak mı yoksa yeniden basireti bağlanıp İstanbulda ki Final 4'u Tv'den mi izleyecek?
Eh ucundan maçada dokunursak.Kerem Yuroligte 400. asisti geçen 12. oyuncu oldu.Allah 500-600'ü nasip etsin,gözümüz yok.Esteban Batista'yı ne olursa olsun işimiz düşünce oyuna alacaksak Ufuk Sarıca ile basketbol fikirlerimiz uyuşmayacak gibi gözüküyor.Kerem Gönlüm dönünce heralde kendisini top toplayıcı olarak göreceğiz!!Çüşş diyorum.Berke Can Hacettepe maçında zaten parlamıştı ki Hacettepe bir ara Berke Can'dan daha az sayı atmıştı haftasonu!!Abuk sabuk şut tercihlerinde azalma oldukça performansında artış oluyor,bizim beklediğimiz de bu,Kournikova ne bekler onu kendisine sorun!Adamım Savanovic'te bir kıpırdanma var,bu aşikar fakat hala yeterince efektif kullanamıyoruz.Ah bu arada ne olur biri Doğuş Balbay'a oyunun sadece savunma tarafını oynarak Yurolig oyuncusu olamayacağını anlatsın.Biz hala merakla bekliyoruz gelişecek mi diye?Bu arada Cenk Akyol'a sportmenlik dışı faul çalan hakem üçlüsüne selamlarımızı gönderelim.Tamam hayatınız da hiç basketbol oynamamışsınız o çok belli de acaba kafanız damı güzeldi demeden geçemeyeceğim.
Her şeyin sonunda nEFES aldıran bir galibiyet olduğu bir gerçek ama lezzet sorunumuz olduğu da aşikar.Sene başında ki 3'ün 1'lemesi tecrübesi sonrası bir nevi 3'ü 1 arada olmamız gerekirken anca 2'si 1 arada gibiyiz.Umarız basiretle ilişkimiz bu sene daha düzgün olur Efes adına.
Sevgiler,saygılar,hürmetler,Çetin Abi transferrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...
19 Kasım 2011 Cumartesi
Mire CHATMAN.Hürmetler...
Her izlediğimde saygı duyduğum.Kiminin beğendiği kiminin savunmasını çok zayıf bulduğu ama Allen Iverson gibi bir efsanenin bile sahada saygı duyduğu bir adam.Olması gereken kadar olamayan onlarca adam sayabiliriz.Hatta bu adam kariyerin de gittiği her takımı (ventspils-pau orthez-lottomatica roma-dinamo moskova-beşiktaş-ksk'yı taşımayı da geçti...) sürükledi diyebilir kimileri...6,2 asist ile euroleague asist krallığı hatta şaşırabilirsiniz letonya ligi smaç yarışması şampiyonluğu dahi vardır.Giderek yavaşlayan ayakları ve malum nedenlerle dumanlanan kafası nedeniyle NBA'den hep bir adım uzak kalması bu adamı her seyrettiğimde beni kahreder.Kim ne derse desin bu adam NBA top skorer kalibresinde oynayan bir adamdır.Kaf-kaf'lılar tadını çıkarın.
Saygılar,hürmetler,duygular şelale....
18 Kasım 2011 Cuma
WESTBROOK??

Arabada radyo spor dinlerken böyle bir dedikodu duydum.Genelde futbol transferi söz konusu bir dedikodu ise Özgür Sancar oyuncunun menajeri ile telefonda röportaj yapar sanırım ama Russell Westbrook'a erişecek kadar değildir.Elimizde kenarda 5 dk. oturtmaya bile kıyamayacağım 3 tane guard(açık,arslan,lakovic) artı birde yarım guardımız varken (büker).Tutku'nun Barca maçında oyuna girip delici oyunuyla bizi ayağa kaldırması bizde ki asıl eksik parçayı da gösterdi diye düşünüyorum.Oyunun her tarafını oynayan oyun kurucularımız var fakat delen ve sorumluluk alan yok.Lakovic kariyeri boyunca böyle bir oyuncu olmadı,Ender zaten boyu itibariyle bu opsiyonu sağlamıyor,Tutku'da kariyeri boyunca böyle olmadı.Biz bu opsiyonu Gordon ile kullanmaya çalışıyoruz ki o da çok iyi bir oyuncu olmasına rağmen 1 vites daha altta...
17 Kasım 2011 Perşembe
BARCELONA'YI YENMEYE İNANMAK...























