Bugün Amerika saatine göre öğleden sonra diyelim New York Knicks arka arkaya yaptığı takaslarla adeta ortalığı dağıttı. Önce Golden State'e Jamal Crawford'u gönderip Al Harrington'ı aldılar. Tam biz "Hoca Harington, Randolph, Curry, Lee fazla, yarınlar takaslara gebe" derken hemen ilk takastan 1 saat sonra bu sefer Randolph'un üstüne bir de Mardy Collins'i koyup Cuttino Mobley ve Tim Thomas'a karşı LA Clippers'a yolladılar. Bir anda ligin dengelerini değiştirdi Knicks. Warriors artık daha savaşçı, Clippers artık daha ateşli. Bu hareketlerin tek amacı var kuşkusuz: Lebron James'i New York'a getirmek. Kokusu çok yakında çıkar.
22 Kasım 2008 Cumartesi
Aman Diyim! Knicks Takas Depremi!
Bugün Amerika saatine göre öğleden sonra diyelim New York Knicks arka arkaya yaptığı takaslarla adeta ortalığı dağıttı. Önce Golden State'e Jamal Crawford'u gönderip Al Harrington'ı aldılar. Tam biz "Hoca Harington, Randolph, Curry, Lee fazla, yarınlar takaslara gebe" derken hemen ilk takastan 1 saat sonra bu sefer Randolph'un üstüne bir de Mardy Collins'i koyup Cuttino Mobley ve Tim Thomas'a karşı LA Clippers'a yolladılar. Bir anda ligin dengelerini değiştirdi Knicks. Warriors artık daha savaşçı, Clippers artık daha ateşli. Bu hareketlerin tek amacı var kuşkusuz: Lebron James'i New York'a getirmek. Kokusu çok yakında çıkar.
Salata'da Neler Var?
GS Warriors,
LA Clippers,
NBA,
NY Knicks
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
21 Kasım 2008 Cuma
Türkiye Üniversiteler Arası Korumalı Futbol Ligi
Türkiye Üniversiteler Arası Korumalı Futbol Ligi yarın yapılacak maçlarla başlayacak. Tabi şimdi okuyanların bir çoğu "Korumalı Futbol da ne ola ki?" diye düşünüyor. Bu sporun yaygın ve bilinen adı Amerikan Futbolu'dur. Türkiye'de bu işin federasyonu "Korumalı Futbol Federasyonu" olarak tescil edildiğinden artık bu ismi kullanacağız. 18 Üniversite takımı katılıyor bu sene Lig'e. Bu takımlardan biri de benim kulüp başkanı olduğum "Sakarya Üniversitesi Tatankaları". Geçen sene maddi imkansızlıklara rağmen tarihinde ilk kez çeyrek final yaptırdığımız takımımızın hedefi bu sene de en azından çıtayı düşürmemek. Grubumuzda daha önce hiç yenemediğimiz, geçen sene grup maçında uzatmada kaybettiğimiz Koç Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi var. Yarın ilk maçımız deplasmanda Koç Üniversitesi ile Koç Kampüsünde 12:30'da. Buradan bu spora ilgi duyan ya da merak eden herkesi maçlarımıza davet ediyorum.
Şuradan Lig fikstürüne bakabilir ve sonuçları takip edebilirsiniz. Gruplar hemen aşağıda. Umarım bu satırlara galibiyetlerimizi, gruptan çıkışımızı yazarız. Çok büyük fedekarlıklar isteyen bu sporu yapmak, yaptırmak ve idareciliğini yürütmek gerçekten hiç kolay değil. Dileğim o ki bu sporu Türkiye geneline yayabilelim ve satranç ustalığı ile futbol-basketbol karışımı ötesinde zevk veren bu sporu yapanı da izleyeni de arttıralım. Ayrıca 12 takımın katıldığı Profesyonel Kulüpler Ligi de mevcut. Hedefimiz ekipman ve maddi kıstaslarımızı tamamlayıp en geç 2 sezon içinde oralarda mücadele edebilmek. Allahım sen güç ver :D
Şuradan Lig fikstürüne bakabilir ve sonuçları takip edebilirsiniz. Gruplar hemen aşağıda. Umarım bu satırlara galibiyetlerimizi, gruptan çıkışımızı yazarız. Çok büyük fedekarlıklar isteyen bu sporu yapmak, yaptırmak ve idareciliğini yürütmek gerçekten hiç kolay değil. Dileğim o ki bu sporu Türkiye geneline yayabilelim ve satranç ustalığı ile futbol-basketbol karışımı ötesinde zevk veren bu sporu yapanı da izleyeni de arttıralım. Ayrıca 12 takımın katıldığı Profesyonel Kulüpler Ligi de mevcut. Hedefimiz ekipman ve maddi kıstaslarımızı tamamlayıp en geç 2 sezon içinde oralarda mücadele edebilmek. Allahım sen güç ver :D
| 1. Grup | 2. Grup | 3. Grup | 4. Grup |
| Atılım Üni. Başkent Üni. Gazi Üni. O.D.T.Ü. Doğu Akd. Üni. | Ankara Üni. Bilkent Üni. Hacettepe Üni. Selçuk Üni. | Anadolu Üni. Ege Üni. Koç Üni. Sakarya Üni. | Bilgi Üni. Boğaziçi Üni. İ.T.Ü Sabancı Üni. Yeditepe Üni. |
Salata'da Neler Var?
Korumalı Futbol,
Tatankalar
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
E Yuh Be Kardeşim!
Manchester'ı alan bu Araplar iyice sapıttı! Buffon için 75 milyon, Kaka için 100 milyon Euro teklif etmeye niyetleniyorlar! İyice işin cılkını çıkartıyorlar, insanı şu güzelim oyundan soğutuyorlar. İnsan bunlar, insan, altın külçesi, elmas damarı, petrol, arsa falan değil!
2,5 Aylık Transferler
Beckham'ın Milan'la 2,5 aylığına anlaşmasından sonra, 1 Ocak - 15 Mart döneminde Avrupa'ya kapağı atan diğer bir isim Landon Donovan oluyor. Los Angeles Galaxy oyuncusu, hatta kaptanı diyelim, Bayern München ile çıktığı antremanlarda Klinssmann'ın beğenisini kazanınca 1 Ocak'tan itibaren kiralanmasına karar verildi. MLS başlayana kadar Bundesliga'da terleyecek olan golcünün bu ilk Bundesliga tecrübesi değil. Bayer Leverkusen'in altyapısına 17 yaşında transfer olan, 2 sene sonra A takıma çıkıp sadece 7 maç forma bulabildikten sonra ülkesine dönen Donovan için belki de bu transfer bir anlamda hesaplaşma olacak, Bundesliga'dan ve Leverkusen'den intikam almak için bir fırsat. Boş bir adam değil 100'den fazla milli olmuş ve o formayla 40'a yakın gol atmış bir golcü. Klinsmann Donovan'ın sezon sonuna kadar kalmasını istediğini söylüyor, Donovan da istekli gibi. Keza adam 13 Mayıs'ta Allianz Arena'da olmak isteyecektir Leverkusen'e karşı. Ben olsam isterdim. Donovan Bundesliga'nın yeni rengi. Sıradaki 2,5 aylıklar bekleniyor.
Salata'da Neler Var?
Bundesliga,
Futbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Gallas'ın Kaptanlığı
Wenger'in Fransa'nın arka bahçesine çevirdiği Arsenal'in kaptanlığını bir Fransız'a vermesini garipsemedik en başta. Ama bu Fransız Gallas olunca insanın kafasında soru işaretleri doğmaması mümkün değil. Caen'de yetişip Marsilya'da parlayan, Chelsea'de devamlılık kazanan, Arsenal'in kaptanlığına getirilen Gallas'ı ben şahsen hiç evemedim. Lilian Thuram hayranı bir futbolsever olarak Thuram'dan sonra Gallas hep midemi ekşitti. Hatta öyle ki Football Manager oynarken Arsenal'i aldığımda kaptanlığı hemen elinden alıp bir başkasına verdiğim, hatta en geç devre arasında sattığım adam oldu Gallas. Sahadaki anlamsız sertliği, arkadaşlarına davranışı ve yüz ifadesiyle hep soğuttu senelerce kendinden. Şimdi benim her FM oyununda yaptığımı Wenger kendisi yapıyor. Yazdığı oto biyografisinde takım arkadaşlarını eleştiren, hafta içinde takımın sahada savaşacak kadar cesur adamlardan kurulu olmadığından şikayet eden ve 2 senedir arkadaşlarına durmadan sallayan Gallas'ın kaptanlığını Wenger elinden alıyor. Arkadaşlarının gözünde bir kaptandan çok oyunbozan gibi gözüken, takım içinde çok yakın arkadaşı kalmayan Gallas yakın zamanda takımdan gönderilebilir de. Kaptan toparlayan, bir arada tutan, hırslandıran, motive eden adamdır, Gallas gibi sirke satmaz gerçek kaptanın suratı.Bence dğru karar, helal olsun Wenger'e, hatasını geç de olsa fark ediyor. Takıma katkısı aldığından fazla olmayan adamlardan hayır gelmiyor.
Salata'da Neler Var?
EPL,
Futbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
19 Kasım 2008 Çarşamba
Dinazor Avı
Magic Raptors maçı bir çok ilginç olaya sahne oldu dün akşam. Kaburgalarındaki ezilme nedeniyle nefes alma ve hareket güçlüğü çeken Pietrus'un yerine ilk 5'te yer alan isim sürpriz bir şelilde J.J.Redick oldu. Sezon öncesi bu sefer oldu denilerek büyük umutlar beslenen, ancak geride kalan 10 maçın sadece 6'sında süre alıp hiç şut sokamayan Redick Van Gundy'nin aldığı risk oldu dün gece. Bogans ya da Lee yerine kafa olarak bitmek üzere olan Redick'i son bir kez denedi Van Gundy. Bir kaç maç daha Pietrus sahaya çıkamazsa Redic belki de kariyerini kurtaracak. 3. sezonunda ilk kez ilk 5'teydi, maçın Orlando adına açılış basketini kaydetti, kendine geldi. 34 dakika kaldı sahada, 10 sayı 3 ribaunt 2 üçlükle oynadı ama en önemlisi basketbolcu olduğunu hatırladı. Savunma performansını biraz daha yukarı çekebilirse çok kaliteli bir şutör, kafaca hala hazır değil, dün gece büyük bir adımdı onun için.
Raptor cephesinde Magic katili Chris Bosh yine ultra bir oyun oynayarak 40 sayı 18 ribaunt yaparak adeta pota altını karartt. O'Neal'in en iyi savunma oyunlarından birini ortaya koyduğu maçta Howard'a 18-9'dan yukarısını yaptırmadılar. Eski dost Willie Solomon'un bir önceki maça göre etkisiz kaldığı dakikalarda 2-3 maçtır istikrarlı şut sokan şutör oyun kuramayıcı Nelson 1 numara mevkiinde baskın olan isim oldu, onu Ukic de pek durduramadı, bu sırada Magic'te oyun kurma işiniyapansa Hidayet'ti 7 asistiyle . Lewis'in istikrar kazanan şutları ve Hidayet'in son çeyrekteki tam bir "Mr. Fourth Quarter" oyunuyla ürettiği 16 sayı Bosh'un canavarlaştığı maçı Magic'in ellerinde bıraktı. Benchten gelen katkının yine sıfıra yakın olduğu ancak 3. çeyreğin yine kazanıldığı ve tabiri caizse 3. çeyreği kazandığı zaman maçı kazanan Magic'in özellikle 2. yarıda maça konsantre olduğunu gördük. İsmen geniş imkan olarak kısıtlı kadroya mutlaka takviye yapılması ya da yedek sırasından bazı cevherlerin değerli taşlar haline getirilmesi gereği hala taptaze. 9 maçta gelen 8 galibiyet, yıldızların şut istikrarı, özellikle Redick'in kazanılma olasılığı Orlando'da heyecan yaratıyor.
Salata'da Neler Var?
NBA,
Orlando Magic,
Toronto Raptors
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
18 Kasım 2008 Salı
Bir Koca Çınar Daha...
Bazen isyan edesi geliyor insanın, çığlık çığlığa bağırası, hatta küfür edesi... Önce Dikmen gitti şimdi Aydın. Tek tesellimiz gittikleri yerin buradan daha iyi bir yer olması. Şüphe yok mekanları cennet onların... ama biraz daha kalabilselerdi, o tatlı, o güzel, o eşsiz mizaçlarından, insanlıklarından birazcık daha feyz alabilseydik... Ahh be kahpe kader, ahhh!
17 Kasım 2008 Pazartesi
Single Single ve Yama
Howard'ın durduğu, Bobcats'in ciddi savunma yaptığı, Howard'ın kapsama alanı dışında kaldığı, benchten yine gereken verimin alınamadığı bu gecenin parlayan ismi yine beklendiği üzere Hidayet oldu. Rakibin iyi savunması nedeniyle zora düşüldüğü ve psikolojik olarak bu savunmayı açıp Howard'ı özgür kılmanın tek yolunun şut sokmak olarak görüldüğü maçta asıl anahtarın penetrelerde ve rakibin dengesini bozmakta olduğunu bir kez daha Hidayet hatırladı Magic'te. Daldı, çıktı, karıştırdı ve ilk yarıda maçı alabilir izlenimi veren Bobcats'i 3. çeyrekte çözdü. Adam tam bir yama, takıma o maçta ne gerekse o işi yapıyor, şutsa şut, asistse asist, ribaunt ise ribaunt, savunmaysa savunma, Hidayet komple bir basketbolcu. 2 maçtır kullandığı dengesiz şutlar arka arkaya çemberden geçen Nelson kendine fazlaca güvenmeye devam ediyor, bu güven bir gece Magic'in başını yakacak şimdiden söylüyorum. Kaç maçtır takımın en çok asist yapan ismi olamıyor takımının oyun kurucusu, aklı devamlı şut ve sayı atmakta. Nelson hala ilk 5'in zayıf halkası.
Van Gundy sezon başında geniş gibi gözüken ama verdiği performanslarla aslında gözüktüğü gibi olmadığı anlaşılan kadrodan olabildiğince yüksek verim almaya çalışıyor. Lee'yi rotasyona almaya, Battie'yi kendine getirmeye, Bogans'ı 6. adamlığa alıştırmaya çalışıyor. Ancak yedek oyun kurucu Johnson sanırım Nelson ile kamplarda aynı odada kalıyor olacak, ilk 3 maçtaki AJ'in yerinde yeller esiyor. O da devamlı atıyor, atıyor, atıyor. Van Gundy'nin Pietrus eklentisiyle elde ettiği ortalamanın üzerindeki 5'e yeterince destek veremeyen bir yedek sırası mevcut ve Van Gundy, göz altı torbalarından belli, devamlı dersine çalışıyor.
Bobcats cephesinde ise görüntü J-Rich'in olmadığı maçlarda liderliğe soyunan Gerald Wallace'ın bunu tam anlamıyla yapacak kapasitede olmadığı, Çakma Nelson DJ Augustin'in Felton'ı kafaca çok etkildeği ve Okafor'un iyi bir savunmacı olmaktan ileri gidemediğidir. Farklı bir yaklaşımı ise Carroll ve Pietrus üzerinden yapmak istiyorum. Pietrus sezon başında Magic ile 5 senelik ve 25 milyonluk bir kontrat yaptı. Carroll ise geçen sezon başında benzer bir anlaşmayı imzalamıştı, 5 sene ve 23 milyon. Carroll anlaşmayı imzaladıktan sonra hem istatistikleri hem de yüzündeki hırs ve bir şeyleri ispat etme gayretinin verdiği inanmışlık yavaş yavaş eridi gitti. Şu sıralar 4 sayı civarlarında dolaşan bu adam 2 sene öncesine kadar leblebi gibi üçlük atıyordu. İllaki J-Rich'in takıma katılması olumsuz etkilemiştir ancak bu kadar da kolay kaybolmaz ki bir değer. Bunun adı paranın üzerine yatmaktır. Aynı kontratı almış olan Pietrus oynadığı her dakika ciddi gayret sarf ediyor, boş şutlarda cezayı kesiyor, hızlı hücuma koşuyor ve çok ciddi savunma yapıyor. Carroll ise dolaşıyor. Geçen sezonun tamamını kaçıran Morrisson'ın bile kendini yırttığı bir ortamda Carroll lüks gibi Bobcats'e. Larry Brown'ın da işi kolay değil, Jordan basketbolu oynadığı kadar iyi yönetemiyor.
Kısa süre sonrası için bir Solomon yazısı planlıyordum, giggle loop'un isteği bunu farz kıldı. Solomon bir kaç güne.
Salata'da Neler Var?
Charlotte Bobcats,
NBA,
Orlando Magic
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
16 Kasım 2008 Pazar
Bu Adama Ne Oldu Allah Aşkına!
Kaybedilen maçlarda bile her şeyini veriyor sahaya, 90. dakikada rakibe basıyor, pas veriyor, asist yapıyor, top kapıyor, gol atıyor. Schalke'de bildiğimiz Lincoln bunun gibi bir şeydi, ama bu ülkede bu Lincoln'le yeni tanıştık, acemisiyiz, yabancısıyız ama çok sevdik bu Lincoln'ü.
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Galatasaray
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
15 Kasım 2008 Cumartesi
Gerrard-Torres-Liverpool
Bolton-Liverpool maçını izleme şansını buldum. Liverpool'un yaşamak üzere olduğu krizi bir kaç yazı aşağıda anlatmıştım. En büyük merakım piyasa kriz ve yıldız oyuncuların satılabileceği haberleri ile doluyken oyuncular ve Benitez'in bunlara vereceği tepkiydi. Sanki hiç bir şey olmamış gibi çıktılar Reebok stadına. Özellikle ilk devre oyuna hakim, tam bir şampiyonluk adayı hüvviyetinde oynadılar. Sahanın her noktasında topun her santimetre karesine hükmettiler. Olması gerekenleri atamadılar belki ama Kuyt'un şanslı kafasıyla öne geçtiler. Kızıl Mourinho Megson'ın takımı öne çıkarmasına ve kurduğu ciddi baskıya yedek başlattığı Torres'i oyuna alarak cevap verdi Benitez. Tamam Keane de çok değerli bir oyuncu ama Torres apayrı bir şey. Bolton defansını tek başına hallaç pamuğu gibi atıverdi. Gerrard'a attırdığı golde öylesine muhteşem kullandı ki sağ ayağının dışını, Rafael Nadal gelse raketle öyle kesemezdi Gerrard'ın kafasına. Golden önce altın tepside sundu boş kaleyi Gerrard'a olmadı, bir topu direkte patladı, çapraz koşularla 2 gol pozisyonuna babalık yaptı. 90 dakika durmadan ama nereye nasıl koşacağını bilerek koşan Gerrard ile yakışıklı Torres bugün de Liverpool'u sırtlarında taşıdılar. Benitez çok şanslı, bu sezon ilk kez ciddi ciddi şampiyonluk adayı konumundalar eneler sonra, umarım mali krizi yaşamadan atlatırlar ve kaptanla yakışıklığı çocuğun başını çektiği şu güzelim ekip dağılmaz.
Salata'da Neler Var?
EPL,
Futbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Dallas Ne Güzel Memleket
Ancak maçın ilk dakikasından itibaren gözüken bir arızası vardı Dallas'ın. Carlisle gibi savunmaya verdiği önem ve sabırlı setleriyle bilinen bir koçun takımı öylesine dağınık öylesine başına buyruk hücum ediyordu ki, eğer bu şutlar girmezse ne yaparlar diye düşündük ekran karşısında hep. Nowitzki gibi bir değere sahip olup da onu kullanamak, direksiyonu bu işi en iyi yaabilecek adam Kidd'e teslim etmemek de ne oluyordu! Terry, Stachouse, Bass, Green topu kim aldıysa hep potaya gitti, Diop'un bile her topla buluştuğunda basket atmayı düşünmesi hayretler içinde bıraktı beni. Carlisle'ın takımı freni patlamış kamyon gibi, size çarparsa dağıtır, ama ya duvara toslarsa?
Magic 15 sayı geri düştükten sora oyun kurucu (!) Jameer Nelson'ın umarsızca kullandığı orta mesafe şutları arka arkaya çemberden geçince bir anda dengesi bozuldu Dallas'ın. Lewis de adeta bir cellat gibi son darbeyi indirdi Carlisle'ın başına. X faktörü ise Pietrus'tu. Aslında onaayrı bir gönderi hazırlamak gerek, o da borcum olsun. Golden State de yapamadıklarını Van Gundy'nin kendine güveniyle fazlasıyla yapıyor. Faul problemi yaşamadığı sürece dengeleri bozabilecek potansiyele, atletizme ve cesarete sahip.
En nihayetinde son şutu Terry'e attıran Carlisle maçı çevirme şansını kullanamadı. Nowitzki gibi bir adam varken takımında nasıl ona karşı bu kadar güvensiz olabilir bir koç çözemedim. Magic ise Van Gundy'nin verdiği dersleri iyice öğrenmeye başladığını gösterircesine maç kazanmayı alışkanlık haline getiriyor. Dallas illaki toparlanacaktır ama eski Dallas'ı bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar orası kesin.
Salata'da Neler Var?
Dallas Mavericks,
NBA,
Orlando Magic
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
13 Kasım 2008 Perşembe
Triple Double
Salata'da Neler Var?
NBA,
OKC,
Orlando Magic
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
12 Kasım 2008 Çarşamba
Madrid'de Orta Oyunu
Gazeteci: Sayın Schuster bir 3. lig ekibinden 2 maçta toplam altı gol yiyerek elendiniz. Takımınız defansı nasıl oldu da bu kadar çok açık verdi?Schuster: Hiç bir fikrim yok.
Gazeteci: Michel (Salgado), Schuster yenen gollerle ve takımın defansıyla ilgili hiç bir fikrinin olmadığını söyledi, ne diyeceksin?
Salgado: Eğer Hoca defansta neler olup bittiğini bilmiyorsa, o zaman ona açıklamamız lazım.
Salata'da Neler Var?
Futbol,
La Liga
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Liverpool Depremi Yakın
Tom Hicks ve George Gillet Liverpool'un ortak sahipleri. Takımı nereden alıp en azından Avrupa başarısı noktasında nereye getirdikleri aşikar. Ancak her başarının bir bedeli var bunu iyice anladık. 2000 UEFA kupası şampiyonu Galatasaray ve Faruk Süren'in yaşadıklarını, sonrasında takımın bir türlü toparlanmadığını hepiiz biliyoruz. İşte benzer bir durumla bugün Hicks ve Gillet karşı karşıya. Liverpool'un bankalar ve hisse senedi hak sahiplerine Ocak ayına kadar ödemesi gereken 350 milyon Pound'luk bir borç söz konusu. Eğer bu borç ödenemezse bankaların Liverpool'a ortaklaşa el koyması gündeme gelecek. Ortakların bu parayı bulamadıkları ve 1 Ocak'ta açılacak transfer sezonunda bir çok yıldızın satılabileceği konuşulmakta. Kısacası Ocak ayında Liverpool'u çok sıkıntılı günler bekliyor, kulüple özdeşleşmiş Gerrard bile satılabilir. 2009 sanırım Merseyside ekibi için çok da gzel geçmeyecek.
Salata'da Neler Var?
EPL,
Futbol
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
One Hell Bloody Monday!
Magic'in ana sorunu takım olamamak. Bu sorunu aşmak için gereken 1 numaralı faktör 1 numara oynayan oyucunuzun kalitesi. Bu adam Magic'te Nelson olduğu ve Nelson da birileri fazla sivrilince"Hey durun bakalım, bu takımda ben de varım!" triplerine sıkça girdiği için takımın ahengi bozulmakta. Lewis çok kötü başladığı maçta, 3. çeyrekte tam toparlanmışken ve Magic de öne fırlamışken Nelson çeyreğin ortalarına doğru önce 2 isabetsiz şut kullandı sonra bir driveda hücum faul yaptı ve hemen arkasından bir top kaybıyla adeta çomak soktu tekere. Portland üst üste bulduğu sayılarla öne fırlarken, o fark bir daha hiç kapanmadı. Nelson'ın topu paylaştığı ilk yarıda Howard 20-13 yaparken, ikinci yarıda sadece 9 -6'da kaldı. İşte bu istatistik bile bir oyun kurucunun takımı için ne demek olduğunu anlatmaya yeter.
Bir yıldız, geri kalanların ortalama performansları ve saçmalayan Nelsn ile Magic çok yukarılara gidecektir. Bu kayıp iyi bir ders ve Hidayet için geçen senekiler bir daha yaşanmayacak diye düşünenlerin suratına sert birt tokattır. Hido ona boşuna "Mr. Fourth Quarter" demediklerini bir kez daha ispat etmiş oldu. Ha bir de en son şu serbest atış meselesini nasıl çözecekler bilmiyorum ama Howard son çeyrekte 6 serbest atış kaçırdı bu böyle devam ederse tek haneli sayılarla çok maç kaybedilecek gibi.
Salata'da Neler Var?
NBA,
Orlando Magic,
Portland TBlazers
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
9 Kasım 2008 Pazar
Lambaya Püf De!
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Galatasaray
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Her Maça En az Bir Yıldız
Van Gundy'nin Magic'i yavaş yavaş takım olduğunu, birilerinin mutlaka oyuna sarılacağını, birbirlerinin açıklarını kapatabilmek için birleşebileceklerini göstermeye başladı. 3. çeyrek kaybedilmedi bu sefer, maç boyunca hep domine ettiler Wizards'ı ve asla rehavete kapılmadılar. Bu maç her ne kadar Magic'in yukarıya doğru tırmanacağının göstergesi olsa da, Arenassız Wizards'ın, Mason'ın da kaybedilmesiyle iyice elden ayaktan düştüğünün aynasıydı. Sezona 0-5'le başlayan Wizards'ın play-off ümitleri en baştan kırılmış gibi duruyor, oyuncular hala sezona girememiş, konsantre olamamış gibi. Olan korkarım ki Eddie Jordan'a olacak, çok yazık olacak.
Salata'da Neler Var?
NBA,
Orlando Magic,
Washington Wizards
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Basketbol Yayınları Sıkıntısı
Daha önce Salsa Basket, Sevgili Anıl değinmişti, şimdi de 21 Numara, Sevgili Ahmet uzun uzun yazmış başlıktaki konu üzerine. Anılın yazısını bir çırpıda bulamadım ama Ahmet'in yazısını bir okuyun derim. Bilinçli Basketbol izleyicileri olarak cidden sıkıntılıyız. Gerek TV yayınları gerekse yazılı basketbol yayınlarındaki Türkçe, basketbol bilgisi seviyeleri anlaşılamayacak mertebelerde. Adeta dalga geçiliyormuş gibi hissediyorum. Düşünmeden yazılan yazılar, edilen laflar, maçlara hazırlıksız çıkmalar. Gerçekten bunaltıyorlar insanı. Hepsi bir tarafa şu telaffuz olayı tam bir rezalet. Oyuncunun adını telaffuz edemiyor ya da nasıl okunduğunu bilmiyor olabilirsin, hadi bir maç kaş-göz yardın, 2. maça kimse uyarmıyor mu, sen hiç acayip isimler söylediğini fark etmiyor musun? Basketbol yayıncılığı bir kaç isim hariç dipte ve biz çok sıkıldık. Yeni arayışlar içide olanlar için özellikle 3 senedir bünyesinde yazdığım NBA ağırlıklı NBAKolik.com'u, Basketbol Türkiye'yi bloglarda da 21 Numara ve Salsa Basket'i kuvvetle tavsiye ediyorum.
Salata'da Neler Var?
Basketbol,
NBA
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
İç Parçalayan Sakatlıklar #6
Salata'da Neler Var?
Futbol,
Sakatlık
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Del Piero - Jordan - Keramet
Salata'da Neler Var?
Futbol,
NBA
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
8 Kasım 2008 Cumartesi
Cumartesi Ateşi - Nasri ve Higuain
Futbola doyuran bir cumartesiydi bu cumartesi. Önce Arsenal - Manchester sonra Real Madrid - Malaga maçları dünyanın tüm derdini unutturdu adeta. Üst düzey futbol, her daim pozisyon, hiç düşmeyen tansiyon. Gerçekten muhteşem maçlardı.
Arsenal'in hafta içi Fenerbahçe'ye puan vermesinden sonra ve onca eksiğine de bakarak, sadece İngiltere değil tüm dünyada ortak görüş Manchester'ın maçı alacağı yönündeydi. Bir taraf eksik ve moralsiz, diğer taraf tam kadro ve galibiyete odaklanmış. Bahis şirketlerinin de ortak görüşü Manchester galibiyeti yönündeydi. Arsenal galibiyetine ortalama 3.70 oran verilirken Manchester'ın oranı 2.20 civarındaydı. Tabi bahis oranlarına göre oynanmıyor maçlar. Arsenal 90 dakika boyunca öyle kontrollü oynadı ve top rakipteyken öylesine becerikli alan daralttı ki Manchester adeta top oynayacak saha bulamadı. Berbatov, Ronaldo, Rooney üçlüsü resmen kitlendi kaldı maç boyunca. Maçın 2-1 bittiğine bakıp kafa kafaya maç oldu zannedenler yanılırlar. Arsenal ayakta uyuttu United'ı, faturayı kesen ise Nasri oldu. İlk golü takipçiliğinin eseri, 2.si ise Walcott'un kalitesini ispat eden çapraz koşusu sonucu yazdı. İmkan bulursanız 2. golü mutlaka izleyin ve bir çapraz koşunun doğru zamanda yapıldığında nasıl bir asiste eşdeğer olduğunu kendi gözlerinizle görün derim. Nasri bugün hep doğru zamanda doğru yerdeydi ama United'da bir çok görünmez adam vardı. Sir Ferguson'un 4-3-3'ü her daim iyi işlemiyor. Anderson - Carrick - Park orta sahası üretken olmaktan uzak, oyun kurma becerisinden yoksundu. Bu sistem İngilizlerin hırçın yıldızı Rooney'i inanılmaz kısıtlıyor. Göbekte Scholes, solda Giggs'in olduğu Rooney'in de Berbatov ile çift santrafor oynadığı sistemde sanki United daha çok iş yapar gibi. Bu arada United'ın tek golünü atan oyuna sonradan giren Rafael'in sadece 90 doğumlu olduğunu duyunca ve attığı golü görünce şu İngiliz takımlarının scouting sistemine bir kez daha hayran kaldım. Bir ara acaba sahada kaç İngiliz var diye sayacak oldum baktım ki Fransız daha çok, vazgeçtim.
Madrid'deki Malaga maçının böylesine zevkli ve bol gollü geçeceğini bilseler herhalde NTV'ye alırlardı. 3 kez öne geçti Malaga. 2-2 iken daha 1. devrede Real 10 kişi kaldı, sonra 3-2 geriye düştüler, ama 90 dakikanın son düdüğü çaldığında skorbord'da 4-3 yazıyordu Real lehine. 10 kişiyken 11 kişi olduğu döneme göre çok daha iyiydi Real. Kısa paslar, üçgenler, çapraz koşular, sağlam driplingler. Asla kopmadılar oyundan. Hele öyle bir Higuain vardı ki sahada omzuna aldı koca Real'i yetmedi sırtına attı tek başına taşıdı bütün takımı, Schuster'i, Barnebau'daki 90 bini. 4 gol yazdı Higuain, Malaga kalesine adeta imzasını attı, uzun yılar unutulmayacak bir performanstı sergilediği, tadı damağımda kaldı. Schuster'i ipten aldı Almeira beraberliği ve Juventus yenilgisinden sonra Higuain, ama beyaz mendillerin ucu gözüküyor Real taraftarının cebinden, Schuster'in cep telefonunda hızlı arama tuşu Lufthansa'ya ayarlı. Ha bir de bu Higuain'in eski Beşiktaşlı Higuain'in kardeşi olduğunu düşündükçe aklım hayalim duruyor.
Çok güzel bir cumartesiydi, Higuain ve Nasri takımlarını omuzlarında taşıdı, ben hem şahit hem fena oldum. Güzel futbola hayranım.
Arsenal'in hafta içi Fenerbahçe'ye puan vermesinden sonra ve onca eksiğine de bakarak, sadece İngiltere değil tüm dünyada ortak görüş Manchester'ın maçı alacağı yönündeydi. Bir taraf eksik ve moralsiz, diğer taraf tam kadro ve galibiyete odaklanmış. Bahis şirketlerinin de ortak görüşü Manchester galibiyeti yönündeydi. Arsenal galibiyetine ortalama 3.70 oran verilirken Manchester'ın oranı 2.20 civarındaydı. Tabi bahis oranlarına göre oynanmıyor maçlar. Arsenal 90 dakika boyunca öyle kontrollü oynadı ve top rakipteyken öylesine becerikli alan daralttı ki Manchester adeta top oynayacak saha bulamadı. Berbatov, Ronaldo, Rooney üçlüsü resmen kitlendi kaldı maç boyunca. Maçın 2-1 bittiğine bakıp kafa kafaya maç oldu zannedenler yanılırlar. Arsenal ayakta uyuttu United'ı, faturayı kesen ise Nasri oldu. İlk golü takipçiliğinin eseri, 2.si ise Walcott'un kalitesini ispat eden çapraz koşusu sonucu yazdı. İmkan bulursanız 2. golü mutlaka izleyin ve bir çapraz koşunun doğru zamanda yapıldığında nasıl bir asiste eşdeğer olduğunu kendi gözlerinizle görün derim. Nasri bugün hep doğru zamanda doğru yerdeydi ama United'da bir çok görünmez adam vardı. Sir Ferguson'un 4-3-3'ü her daim iyi işlemiyor. Anderson - Carrick - Park orta sahası üretken olmaktan uzak, oyun kurma becerisinden yoksundu. Bu sistem İngilizlerin hırçın yıldızı Rooney'i inanılmaz kısıtlıyor. Göbekte Scholes, solda Giggs'in olduğu Rooney'in de Berbatov ile çift santrafor oynadığı sistemde sanki United daha çok iş yapar gibi. Bu arada United'ın tek golünü atan oyuna sonradan giren Rafael'in sadece 90 doğumlu olduğunu duyunca ve attığı golü görünce şu İngiliz takımlarının scouting sistemine bir kez daha hayran kaldım. Bir ara acaba sahada kaç İngiliz var diye sayacak oldum baktım ki Fransız daha çok, vazgeçtim.
Madrid'deki Malaga maçının böylesine zevkli ve bol gollü geçeceğini bilseler herhalde NTV'ye alırlardı. 3 kez öne geçti Malaga. 2-2 iken daha 1. devrede Real 10 kişi kaldı, sonra 3-2 geriye düştüler, ama 90 dakikanın son düdüğü çaldığında skorbord'da 4-3 yazıyordu Real lehine. 10 kişiyken 11 kişi olduğu döneme göre çok daha iyiydi Real. Kısa paslar, üçgenler, çapraz koşular, sağlam driplingler. Asla kopmadılar oyundan. Hele öyle bir Higuain vardı ki sahada omzuna aldı koca Real'i yetmedi sırtına attı tek başına taşıdı bütün takımı, Schuster'i, Barnebau'daki 90 bini. 4 gol yazdı Higuain, Malaga kalesine adeta imzasını attı, uzun yılar unutulmayacak bir performanstı sergilediği, tadı damağımda kaldı. Schuster'i ipten aldı Almeira beraberliği ve Juventus yenilgisinden sonra Higuain, ama beyaz mendillerin ucu gözüküyor Real taraftarının cebinden, Schuster'in cep telefonunda hızlı arama tuşu Lufthansa'ya ayarlı. Ha bir de bu Higuain'in eski Beşiktaşlı Higuain'in kardeşi olduğunu düşündükçe aklım hayalim duruyor.
Çok güzel bir cumartesiydi, Higuain ve Nasri takımlarını omuzlarında taşıdı, ben hem şahit hem fena oldum. Güzel futbola hayranım.
Arshavin'den Zenith'e Tehdit
Önce geçen senenin UEFA yarı finali ve finalinde, sonra EURO 2008'de hayran kaldık bebek suratlı Rus'a. O kadar çok transfer haberi çıktı ki hakkında ansiklopedi doldurur. Ama kulübü 20 milyon Euro'dan aşağı indirmeyince bonservis bedelini bir türlü çıkamadı Rusya'dan dışarı. Sıkıntılı Tottenham talipti, onu alamayınca Pavluychenko'yu aldılar. Redknapp'la hareketlendiler, ölü toprağını attılar üzerlerinden, yılın 2. yarısında şahlanmak için yıldız arayışındalar, rotaları yine Arshavin'e dönmüş gibi. Rus Ligi 3 haftaya bitiyor, Devre arası için Arshavin ideal transfer. Artık Andrei de bunalmış durumda:Bu yaptıkları doğru değil. Gitmek istediğimi söyledim ama 20 miyon Euro çok fazla. İstenilen parayı ya daha makul bir seviyeye çekerler ve satarlar ya da gelecek seni burada kalsam da Zenith için top oynamam.
Arshavin haklı, ama Zenith de haklı. Ellerindeki cevheri ucuza bırakmak, kazanç fırsatını kaçırmak istemiyorlar. 6 ay önce taş çatlasa 5 milyon eden bir adama 20 milyon istiyorlar. Bunun bir ortası bulunacak en sonunda. Kasten oynamayan ve her gün değer kaybeden Arshavin yerine 3 aşağı satıp karını edecektir Zenith. O arada olan Andrei Arshavin'e olmaktadır, ama bu da kaderidir futbolcunun, ne de olsa bir manada maldır o yuvarlağın peşinde koşan, talebe göre fiyatlandırılır.
Ritm Yakalamak
İlk iki maçta yenen tokatlardan sonra yükseliş devam ediyor Magic'te. Dün gece bu sefer Brand katkılı, oldukça potansiyelli Sixers nasibini aldı bu yükselişten, 98-88 kazanıldı maç. Takımın en iyileri Lewis ve Hdayet idi, her ikisi de 20 sayı 8 ribaund yaparak taşıdılar takımı. Ama dün geceki maçın en alışmaldık yanı Nelson'ın bir oyun kurucu olduğunu hatırlamasıydı. Milletin leblebi gibi asist yaptığı bir ligde, formasına yakışmayacak derecede düşük bir ortalama oynuyor Nelson. Hele şu 2 sezonda doruk yapması gerekirken yanındaki 3 yıldız skorerle, zorlayarak 5 asistlere gelebiliyor. Ancak dün gece hem doğru şutları seçti hem de arkadaşlarını besledi bu sezon ilk kez. 16 sayı 9 asist benim için son derece doyurucu bir PG performansı. Nelson'dan 12-7 civarında gezmesini bekleyen tok gözlü bir fanatik için bu performans etkileyici bile.
Dün gecenin diğer önemli ayrıtıları; Howard faul problemine girdikten sonra Battie'nin işleri iyi idare etmesi, Van Gundy'nin rotasyonu sadece 8 kişi olarak kullanması (+Battie, Bogans, Johnson), ilk çeyrek patlamasının klasik bir tekrarı (30-16) ve yeni bir 3. çeyrek kaybı (21-23) idi. Yeni arayışlar ve uygulamalar, eski alışkanlıklardan iyi olanların hatırlanmaya başlanması, hastalık seviyesinde olanların yavaş yavaş iyileşiyor olması dün gecenin özeti. Ve tabii ki alışık olduğumuz "Big Three"ye eklenen küçük adam. Kendi adıma Nelson belki bir 2-3 maç daha bu seviyede oynar ama istikrarsızlığı istikrar haline getirmiş bu adamın sezon genelini bu şekilde geçirebileceğine inanmıyorum. Bu takımın babaları belli.
Salata'da Neler Var?
NBA,
Orlando Magic
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
6 Kasım 2008 Perşembe
Yıllar Sonra
Türk futbolunun en büyük sorunu istikrar. Fenerbahçe ve Galatasaray iyi oyunların altına imza koymuşken hafta sonu futbol oynamak için ellerinden geleni yapmalı, kaybetseler bile oynayarak kaybetmeliler. Yıllar sonra yağlarımı eriten Galatasaray, yenilecekse bile böyle yenilsin. Eskiden olduğu gibi gol yesek bile bir fazlasını atacakmış gibi hissettiren bu takımı çok özlemişim. Şimdi hafta sonu el ele Türk Futbolu'nun çıtasını yükseltmeye.
Teşekkürler Galatasaray ve Fenerbahçe!
Salata'da Neler Var?
Fenerbahçe,
Futbol,
Galatasaray
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Fransız'ın Saygısı !

Arsenal - Fenerbahçe maçından önceki gün yapılan basın toplantılarında Fransız teknik adam Wenger'in söyledikleri özetle şöyle idi:
Fenerbahçe hak ettiği yerde değil. Fenerbahçe takımına saygı duyuyorum.
Maç öncesinde rakibinin iyi bir takım olduğuna inadığını söyleyip, ona karşı duyduğu saygıyı dillendiren Wenger, maç içinde ve sonunda hiç de 24 saat önce dediklerinle uyuşmayan tavırlar sergiledi. Genelde sakin yapısına alışık olduğumuz Wenger, özelikle maçın son 15 dakikasında bir hayli agresifti, hakeme ziyadesiyle itiraz etti, hatta bağırdı çağırdı. Sanırım buna pek de alışık olmamasından kaynaklanacak, İngiliz yönetmen hep Wenger'in olduğu resimleri seçti kumanda masasından. Bunun sonucu bizler de gördük ki Wenger cidden öyle bir saygı duyuyormuş ki Fenerbahçe'ye şaştık kaldık! 0-0 biten maçın sonunda, Premier League'de her maçın sonunda kazansın veya kaybetsin rakip hocanın elini sıkmaya, onu kutlamaya giden Wenger, Aragones'in yanına uğramadan, arkasına bakmadan, bolca söylenerek fişek gbi soyunma odasına yöneldi. Maç sonu röportajında da hep kendi takımını anlattı.
Demek ki Fransız'ın duyduğu saygı buymuş rakibine. İnsan söylemek istemiyor, konduramıyor ama bu davranış şekli hep aynı şeyi getiriyor akıllara. Neden bizi bir türlü sindiremiyor bu adamlar? Neden bir şeyler kötü giderken bize saygı duyduklarını söylüyorlar da, bir adım önlerine geçtiğimizde buharlaşıyor o saygı? Hadi Wenger'i hariç tutalım, Monaco döneminden hıncı var Türkler'e onu kusuyor diyelim, ki şu hareketini açıklamaya kafi gelmez bu, neden bir şeyleri iyi yaparken sindiremiyorlar anlamak mümkün değil. Dünyanın istatistiksel olarak en iyi takımı sıralamasında Arsenal 10. Fenerbahçe 18. sırada, Hull City'e yenilmiş, Tottenham'dan 4 gol yemiş takımın hocasısın, o maçlardan sonra rakibi yüceltirken, bugün nerede o senin saygın Wenger?
Uefa.com'da Simon Hart'ın başlığı aslında bize biraz bilgi veriyor genel görüşleri hakkında:
Determined Fenerbahçe frustrate Arsenal - Azimli Fenerbahçe Arsenal'in sinirlerini bozdu
Sinir bozuyoruz.
Dede sen de biraz moral ver şu çocuklara!
Salata'da Neler Var?
Fenerbahçe,
Futbol,
UCL
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
5 Kasım 2008 Çarşamba
SaaDetroit
Salata'da Neler Var?
Detroit Pistons,
NBA
0
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
4 Kasım 2008 Salı
Kaptan'ın Yüreği
Steven Gerrard çok büyük bir futbolcu, büyük bir kaptan. Liverpool'un kendi evinde Atletico'ya maçı vermesine sadece saniyeler kala yine kırmızıları ipten aldı. Maç bitmek üzereyken sol taraftan yaptığı ortaya Kuyt çıktı, defansın müdahalesiyle ortada kalan topa adeta dediler gibi koşarak gelen adam soldan o ortayı çıkaran Gerrard'dı. Ölümüne geldi adeta orada bir şeyler olacağı gelişinden belliydi. Keza öyle dengesiz çıktıyı kafaya sanki Pernia tarafından ciddi şekilde itilmiş ve düşürülmüş gibi gözüktü. Hannsson kendi kendine veremedi ve yardımcısına danıştı. Yardımcı adeta Gerrard'ın yüreğine kurban olurcasına verdi penaltıyı, kaptan ve yardımcı ipten aldılar Liverpool'u. Ama ne yardımcıya ne de Hannsson'a kızabiliyorum, sadece ölümüne koşan, bütün maç hiç durmadan kendini yırtarcasına savaşan Gerrard'a helal olsun demek geliyor içimden. Bulduğu tek golün üzerine altın bulmuşcasına yatan Agirre'yi de anlıyorum, ama artık istemiyorum ben bu futbolu ve yine yeniden Gerrard'a hayranlıkla tebessüm ediyorum. Kocaman bir yüreği var onun! Maçta anlatılacak çok şey var belki ama benim için maç Gerrard!
Salata'da Neler Var?
Gerrard,
UCL
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Turkcell Kıyma Makinesi Ligi

Turkcell Süper Lig'in adını değiştirmek farz oldu artık. Neredeyse hoca değiştirmeyen takım kalmadı. Bugün Tolunay Kafkas, Bülent Uygun ve Ersun Yanal'ı bir kenara koyduğumuzda herkes topun ağzında. 3 maç üstüste kaybettiğin an biletin kesiliyor. Nasıl bir lig burası, millet bu kadar parayı nereden buluyor anlamak mümkün değil. Sonra düşünüyoruz kara kara, niye Anadolu'dan şampiyon çıkmıyor diye. Ya bırak Allah aşkına şu şartlar altında çıkması mümkün mü?!? Lig ideri Trabzon'un hocası Yanal'ı Trabzon medyası her hafta yerden yere vuruyor. Yıllar sonra hem kadro hem sıralama olarak adeta yeniden doğmuş bir takımın hocasına bu yapılır mı arkadaş! Çıkmaz Anadolu'dan şampiyon falan. Kıym makinesi bu kulüplerin hepsi, her sene önce hocaları sonra topçuları geçiriyorlar o makineden.
Bu lig de lsa olsa Turkcell Kıyma Makinesi Ligi olur. En iyi KIYAN kazansın!
Salata'da Neler Var?
Acayip İşler,
Futbol,
Sıkıntı,
TSL
2
kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Iverson - Billups Takası ve Joe Dumars
Profesyonel takım sporlarında herhalde dün itibariyle Dünya'nın en önemli gelişmesidir Iverson - Billups takası. Dün NBAKolik'ten hem patronumuz (he he) hem de kardeşimiz Memet haber verdi gelişmeyi telefonda bana. Ben de o sıra Tango kursundan çıkmış eve dönüyordum. Abartmıyorum elim ayağım titredi haberi ilk duyduğumda, yanımdakiler de hayati bir haber falan aldığımı sandı verdiğim tepki üzerine. Halbuki o an yaşadığım hızlı bir flash back ve hemen akabinde ışık hızında bir flash forward idi.Flash back'in nedeni Iverson. Bir anda Sixers'ı finallere taşıdığı dönem ve o zamanki kadro yapısı geldi aklıma. Detroit'in şu kadrosunun tartışmasız 1 numaralı yıldızı ve lideri olacak Iverson. Patlayıcı yapısı ve deliciği ile Pistonları ciddi anlamda yağlayacak. Billups'ın liderliğindeki Pistonların tek önemli sayı opsiyonu Hamilton iken şimdi bu sayı 2'ye çıkmış olacak. Iverson'lı takımda, Iverson savunma dengelerini bozacağı için Wallace ve Prince'ten de daha fazla verim alınacaktır. Ötesinde bu hamle bir Joe Dumars harikasıdır, keza Iverson'ın 22 milyon civarındaki kontratı bu sene bitiyor. Diğer biten kontratlarla birleştirildiğinde Pistons'ın bir anda 30 milyon civarında cap space'i açılıyor ki, yaşı ilerleyen Wallace ve Iverson'ı takımda tutun veya tutmayın en az 2 yıldızı kadronuza katabileceğiniz bir konuma geliyorsunuz. İşte bu da Joe Dumars farkı.
Denver açısından bakarsak Iverson takasının takımı daha bir takım yapacağını hemen söyleyebiliriz. Özellikle Melo ve Iverson'ın şutları bir türlü paylaşamaması diğer oyuncuları oyundan düşürüp, bunların performansını azaltan bir faktördü. Billups gibi atmaktan çok attırmayı düşünen ve gerektiği zaman devreye giren bir oyun kurucunuz var ise işte o zaman takım olabilirsiniz, hele birde bu oyun kurucu sizin memleketlinizse daha da bir içten daha da bir zevkle kuracaktır o oyunu. Artık bu takımın en büyük yıldızı Melo. İyileşen Nene, sağlıklı kalabilirse Kenyon Martin, Smith, Kleiza, Carter, Atkins gibi adamlarla Denver artık daha dengeli bir takım. Pota alında eksikleri olduğu aşikar ama bütçe dengesi kurayım derken de bir anda süper takım kurmanız imkansız. Burada bir de tabi Denver GM'i Mark Warkentein'i kutlamak gerekir ki, dağıldı denilen takımı yeniden rekabetçi bir yapıya büründürmüştür. Aksi görüşler bir hayli dile getirilecek hatta "ne yapmaya çalışıyor bu adam!" denilecektir. Bence şu hareketi doğrudur Warkentein'ın. Takımda liderliği tam olarak ele alamamamış ve yine tam anlamıyla da mutluluğu bulamamış, potansiyel olarak sorun çıkarmaya meyilli bir süper yıldız yerine, takımı takım haline getirebilecek bir adam almıştır en nihayetinde. Üstelik bazı oyuncuların kontratını satın alır ve kafasındaki diğer ufak mali hamleleri de yapabilirsa sezon sonu Nuggets capinde mid-level için önemli bir yer kalacak ve Nuggets lüks vergisinden bir hayli uzakta durabilecektir.
Takasın aslı Iverson'a karşılık Billups + McDyess + Samb ama burada Dyess ve Samb kesinlikle rol oyuncuları olacaktır. Denver'ın Dyess'ı takımda tutmayıp gelecek sene cap boşaltmayı düşüneceğini, Samb'in de tutulursa en fazla antrenman oyuncusu olarak takımda barındırılacağını düşünüyorum. Öte yandan Iverson'ın tekrar Doğu'ya gelmesi 2. sırayı hedefleyen bir Magic Fanatiği olarak asabımı bozsa da, Denver'ın Dyess'ı bırakma, bırakılan Dyess'ı bizim havada kapma olasılığını düşününce bozulan asabımın yavaş yavaş düzelme eğilimine girdiğini, hatta keyfimin çakırlaşmaa başladığını, yüzümde tatlı bir tebessüm oluştuğunu söyleyebilirim.
Bu takas bize bir kez daha Joe Dumars'ın, Darko Milicic seçimi hariç, ne kadar akıllı, ne kadar önemli bir strateji uzmanı olduğunu göstermiştir. Benim gözümde bu adam bir GM değil kesinlikle Başbakan ya da Devlet başkanı gibi bir adamdır. Keşke fırsatım olsa da tek bir gün geçirebilsem Dumars'la, hatta şöyle bir el yüz falan sürsem bana da bulaşsa onda olan her neyse.
Bütün bu anlattıklarım 3-5 saniye içinde yaşadığım o fırtınalı flash back ve forward kırması anlarda aklımdan geçenler. Çok mu yoğun düşünüyorum ben arkadaş :D
Salata'da Neler Var?
Denver Nuggets,
Detroit Pistons,
NBA,
Orlando Magic
1 kişi de çatalı bandırmış yorumunu yapmış
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















