30 Ağustos 2009 Pazar
İkisine de Yakışır!
Son Aslan!
Son Aslan CSKA Moskova'dan Caner Erkin oldu. Sabaha kalmaz resmi siteden açıklanır. Pazartesi Sami Yen'e gelir. Derbide 18'de olur. Yavaş yavaş rotasyona girer. Arda'nın solda Hakan Balta ile yarattığı uyumu aratmaz. Güzel ve bol adrese teslim ortalar kesmesi-gollük paslar atması dileklerimizle...
sevgiler volkanbk3
Sheva Kürkçü Dükkanında
Tükenen adam demiştik Shevchenko için 15-20 gün önce. Bu haliyle büyük liglerin hiç birinde tutunamazdı. Ancelotti görmek istedi onu yine de, gerçi nedenini anlayamadım neden bu kadar uğraştı üzerinde, keza 1 senedir yedek sırasında yanı başından ayırmamıştı onu. Olmadı, yine kendini beğendiremedi Sheva. Şimdi ayrılık zamanı onun için. Çok yazıldı Fener'e gelecek diye, O bildik sokakları tercih etti yeni bir maceradansa. 33 yaşındaki Ukraynalı doğduğu yere geri döndü, Dinamo Kiev ile 2 seneliğine anlaştı. Belki de son imzasını attı aktif kariyerinin, belki de son bir kez kendini ispat etmeyi deneyecek. Ama ne olursa olsun onu artık daha az izleyeceğiz, Şampiyonlar Ligi maçları hariç adını pek duymayacağız, yavaş yavaş onu da unutacağız.Güle güle Sheva...
Pep 2 Kere Mutlu
Dün geceki zor Shaktar maçından sonra kupayı alarak önemli bir sevinç yaşayan Pep Guardiola sanırım bu gece 2. mutluluğu Real Madrid-Deportivo maçını izlerken yaşamıştır. Geçen sezonun kupa terminatörü ve Real'i 6'lıyarak süpüren takımın hocası olarak bir çok korkusundan arındığını düşünüyorum bu gece Guardiola'nın. Fantastik denilecek paralara yapılan transferlerle gol yollarında acayip bir bileşim elde eden Real Madrid'in ilk resmi maçındaki hali, Barcelona'nın hocası ben olsam beni sevinçten uyutmazdı. Pep belki de ellerini ovuşturmaya başlamıştır şimdiden.Raul, Kaka, Ronaldo, Benzema forvet dörtlüsünün Real'i savunmada bariz bir şekilde 7 kişi bıraktığı, tandemdeki Garay-Albiol ikilisinin hiç ama hiç Real'e yakışmadığını çok net gördük Deportivo karşısında. Riki denilen adam doğru düzgün topa vurmayı becerebilse çok farklı bir skora sahne olacaktı San Tiago Barnebeu'da açılış maçı. Pellegrini'nin ürkek yönetimi Real'i Real olmaktan uzaklaştıracak nitelikteydi. Hemen golün sonrasında (3-2) Raul'u Granero ile değiştirmesi, Benzema'yı oyundan alması, sahada gezinen Ronaldo'yu 90 dakika sahada tutması, maç sonunda Kaka-Guti değişikliği ile iyice orta sahayı kalabalıklaştırmaya çalışması, çalıştırdığı takımın Los Galacticos değil de sanki Los Ratones olduğunu düşündürdü bize.
Sözün özü ben bu Real'i, takım savunmasından hiç mi hiç haberi olmayan bu kadroyu ve başındaki korkak adamı görseydim Barcelona hocası olarak bu gece çok rahat uyurdum ya da belki de uyuyamazdım sevinçten. Pep iki kere mutlu bu gece, orası kesin.
Criss Angel #5 - Hastasıyız!
Sevgili dostum Cem Konar'a Teşekkürler...
Criss Angel #4 - Hastasıyız!
Criss Angel #3 - Hastasıyız!
Criss Angel #2 - Hastasıyız!
Criss Angel #1 - Hastasıyız!
29 Ağustos 2009 Cumartesi
VILLAREAL URFA'YA GELİYOR!
Beykapısı Semti'nde 1992 yılında temeli atılan ve Türkiye'nin bu alandaki en büyük projeleri arasında gösterilen stadyum, çeşitli nedenlerle yıllardır bitirilemedi. 2006 yılında kaba inşaatı tamamlandıktan sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne devredilen stadın eksiklerinin tamamlanması için aynı dönemde bir ihale daha yapıldı.
Şanlıurfa'da yapımı 17 yılda tamamlanan 30 bin seyirci kapasiteli stadyumun resmi açılışı dolayısıyla dörtlü turnuva planlandığı ve bu turnuva için İspanya Birinci Ligi (La Liga) takımlarından Villarreal'e de teklif götürüldüğü bildirildi.
Aradan geçen sürede stadın, tribün tenteleri, atletizm pisti, koltuk döşeme ve aydınlatma işi, soyunma odaları, tribünlerin beton kaplanması, elektrik ve ses aksamı, sıhhi tesisatı, ihata duvarı, yedek kulübeleri, kale direkleri ve kısmen çevre düzenlemesi tamamlandı. Son olarak çimlendirme ve skorboard eksiği de giderilen stat, resmi açılış için gün sayıyor.
Modern görünümü nedeniyle sporseverlerin ''GAP Arena'' adını verdiği ve aydınlatma çalışmaları da tamamlanan statta Şanlıurfaspor, zaman zaman gece antrenmanları yapıyor. Stadın resmi açılışı için Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün izni bekleniyor.
'VILLARREAL SICAK BAKIYOR
Şanlıurfa Gençlik ve Spor İl Müdürü Hakan Altu, stadyumda incelemelerde bulunduktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, resmi açılış için Villarreal takımıyla görüştüklerini bildirdi.
Statla ilgili son rötuşların tamamlandığını, birkaç hafta içerisinde açılış için hazır hale geleceğini ifade eden Altu, ''Şanlıurfa'nın stat hasreti kısa süre içinde neticeye varacak'' dedi.
Türkiye'nin en modern statları arasında yer alan 30 bin seyircili stadyumun açılışının adına yakışır şekilde gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Altu, şunları kaydetti:
''Resmi açılış için Villarreal takımıyla görüşüyoruz. Kuvvetle muhtemel açılış için onları getireceğiz. Villarreal'in hukuk danışmanıyla İstanbul'da 2005 yılında gerçekleştirilen Şampiyonlar Ligi finali sırasında tanışmıştık. İyi bir dostluğumuz var. Yazışmalarımız sürüyor. Onlar da buraya gelmeye sıcak bakıyor. Ancak bu konu henüz neticelenmedi. Villareal de gelirse stadyumda dörtlü bir turnuva yapmayı planlıyoruz.''
30 BİN KİŞİLİK STAT
Açık ve kapalı antrenman sahaları, tartan piste sahip 8 parkurlu atletizm pisti, soyunma odaları, tamamı kapalı seyirci tribünü, antrenman salonları, naklen yayın odaları, toplantı salonları ve 3 bin araçlık otopark bulunan stat, 26 bin 400 metrekarelik alanda kuruldu. 30 bin kişilik stat, sahip olduğu olanaklar bakımından Türkiye'nin en büyük stat projelerinden biri olarak gösteriliyor.
28 Ağustos 2009 Cuma
20 Numara: Tuncay Şanlı
Nonda Gidiyor mu?
KAPAK OLDU*
Bu transferi yorumlayacağım ama biraz sabır. Bu kapağı hazmetmek gerek...
*Ekleme saati 17.18: Tuncay'ın tekrar Premier Lig'de oynayacak olması çok iyi. Herkesin "kaldı da n'oldu!? Fener'e gelseydi Avrupa Kupası'nda oynayacaktı!" dediğini biliyorum. Fenerbahçe'nin de tek kandırma yöntemi bu mu yani? Avrupa'da da minimum Twente, Sheriff ve Steaua Bükreş'le oynayacaktı. Bu mu lan Avrupa! Moldova, Romanya ve Hollanda'nın Trabzon'u bile olmayan takımlarıyla 2'şer kez oynamak Tuncay'a ne katacak ki? Katabilir ki? Geçen yıl Arsenal'e, Liverpool'a golü vardı Tuncay'ın. Senede minimum ikişer defa Liverpool, Arsenal, Manchester United, Chelsea ile oynamayı tercih eden Sakaryalıya destek olun biraz ya! Fenerbahçe çok seviyor zaten Avrupa'da oynayan Türkleri geri getirmeyi!
Al yanaklı forvetin askerlikten 'yırtmak' için avrupada kaldığını biliyoruz. Kimi milliyetçi arkadaşlarımıza göre bu vatan hainliği olarak, kimilerine göre de 'parası olan konuşur' olarak yorumlanıyor. Biliyorum. Fakat bu durum yasalarda yer alan ve her Türk vatandaşının yararlanabileceği bir haktır. Bu tercihi böyle yorumlamamak gerek. Fırsatı olan bu şıkkı değerlendirsin. Değerlendiremeyen de 'ok' atıp kimseyi yaralamasın. Çünkü bazen sivrilttiğin ok kendini vurur...
Yarın Sunderland ile oynanacak maçta forma giyebilecek durumda olsa da, ben giymesini beklemiyorum. Daha dün formayla poz veren futbolcunun sahaya çıkması benim düşünceme aykırı. En az bir hafta antremana çıksın takımla şöyle bir oturup çay içsin hocası Tony Pulis'le... Sonrasında da zaten 2-3 haftaya kalmaz ilk 11'de yerini garanti altına alır. Forma numarası belli değil. Giymesi muhtemel 7,9,17,10 numaralar dolu. Ben atıyorum ve 54 (Sakarya) giyer diyorum. En kısa zamanda öğreniriz...
Muamma Bitmez ki
Asidi kaçmış kola gibiydi...
Çok da yorumlanası bir maç değil. Maçları izleyememekten şikayetçiyim. Adam gibi oturup izleyebildiğim maç bu gerzek maçtı. Ama Serdar Eyilik'i tekrar izleyebilmek güzel oldu. Fakat bu çocuğun son vuruşlarını biraz daha geliştirmesi gerek. Kaleciyle çok rahat karşı karşıya kalabiliyor aralara iyi kaçarak. Sağolsun Arda'da arkadaşlarının bu kaçışlarını iyi değerlendiriyor. Serdar karşı karşıya kaldığında akıllı vuruşlar çıkarabilirse çok gol atabilir.
Dün Aydın yine ilk 11'de başladı. Maç öncesi Rijkaard'ın bu çocuk hakkındaki açıklamalarını gazetelerden okudum. "Aydın'ı satmayın benim en önemli silahım olacak" demiş. Netanya maçı dışında tetiği çekip, hedefi 12'den vurduğuna şahit olamadık ne yazık ki. 3-4 asist yaptı Sami Yen'de sonraki maçlarda aynı performansı göremedik. Artık bir patlama yap Aydın! Emre B. Hagi'den çok şey kattı kendine. (Inter değil de daha fazla forma giyebileceği bir kulübe gitseydi hala Avrupa'da forma giyer ve Gerrard, Lampard, Xavi ile kıyaslanırdı.) Senin de Kewell'dan ve Keita'dan öğrenebileceğin çok şey varken bu fırsatı değerlendirmelisin! Beni duyamasan da umarım bunları gerçekleştirirsin!
Sonu benzemesin ama bu çocuk biraz Hasan Şaş'a benziyor
Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Rakipleri
Panathinaikos
Galatasaray
Dinamo Bucuresti
Sturm Graz
H Grubu
Steaua Bucuresti
Fenerbahçe
Fc Twente
FC Sheriff Tiraspol
Ertem Şener Sıkıntısı
Desportivo'dan Murat Türker kusura bakmasın ama mesai arkadaşı Ertem Şener kadar bir canlı yayını idare edemeyen ve rezil eden 2. bir isim daha bilmiyorum, görmedim. Önüne ya dizüstü bilgisayarını koymuş ya da çıktıları almış oradan devamlı bilgiler veriyor. Öteki taraftan Kura çekimi konuklarla devam ediyor. Uwe Seeler geliyor gidiyor, Jadson geliyor gidiyor, adamlarla 10 dakika civarında konuşuluyor fakat biz ne dediklerine ilişkin tek kelime anlamıyoruz, anlatılmıyor çünkü, dinlememiz de yasak. Kura çekimine başlanıyor, yoldan çevirdiğin adamın anlatacağı kadar anlatılıyor kura çekimi, Lisbon orda, Hamburg burda. Ne takımlarla ilgili bir bilgi var, ne finalle ilgili bir bilgi var. Kura çekimi yapılırken arkadan ufak doneler veriliyor, ondan bile faydalanmıyor Şener.D-Smart'ın kıdemli adamlarından Şener, bizim artık bıktığımız yayın standardı ile, bilmediği yabancı dili ile, acayip benzetmeleri ve ilişki kurmaları ile bizi çok ama çok sıkıyor. Hele bir de futbolun endüstrileşmesini anlatırken aldığı haz yok mu o da beni hasta ediyor!
Daha Çok Hollandalı Daha Çok!
Beşiktaş açığını İlhan Mansız'la kapadı!
Beşiktaş yine milyonlar saçarak Gaziantepli Tabata'yı gece operasyonuyla takıma katkı. Siyah Beyazlı takım 10,5 numara açığını Brezilyalı ile kapatırken, ayrıca yıllardır özlemi çekilen İlhan Mansız'ın boşluğu da böylece doldurulmuş oldu... Hadi hayırlısı
27 Ağustos 2009 Perşembe
İftardayız
E hadi gelsenize artık :D
Ertesi gün eklemesi: Çok güzel iftar oldu dün akşam, hem ağırlamaktan hem birlikte olmaktan çok mutlu oldum. İnsana dost gerek be arkadaş!
Son 32 - Madrid Yolu
CSKA Moscow
Beşiktaş
Debrecen
26 Ağustos 2009 Çarşamba
Wolfsburg Kaynıyor


Dzeko ve Ziani idmanda idmanda birbirine girer, takım ruhu kaybolur, kimya bozulur, formül fos çıkar. Wolfsburg fena halde kaynıyor, endüstriyel futbol karşıtları bizler üzülüyoruz.
Dobracı Sergen
Bu Kaçıncı Allah Aşkına!?!
Aachen'daki Lezzet Durağı: La Dolce Vita
La Dolce Vita. Bir İtalyan restoranı. Akdeniz mutafağının çeşitliliği ve damak tadımıza uygunluğunu düşünerek eşimin ısrarıyla oturduk restorana. Menüsü makarna ve pizza ağırlıklı olmakla beraber etli ve vejeteryan ürünlerlerle de gayet genişti. Makarna yemeğe karar verdik ve kullandıkları ürünleri görmek istedik. Menü geneli İtalyanca olduğu için ne olduğunu çözemediğimiz şeyleri incelerken "Türkçe'de onun adı fesleğen" dememle birlikte İtalyan garson, ki sonradan adının Antonio olduğunu öğrendik, heyecanla bizi çekerek bahçedeki masada oturan orta yaşlı bir beyin yanına getirdi. Beyefendi restoranın sahibi Nejat Temel imiş, yani bildiğin Türk. O zengin menü ve adını ilk kez duyduğumuz yemeklerin arkasından bir Türk çıktı. Ankaralı, RWTH Metalurji Mühendiliği mezunu, zamanında tekstil, sağlık ürünleri ve sanayi makineleri ticareti yapmış, 12 senedir Gıda sektöründe karar kılmış tam bir beyefendi. Daha yemeği yemeden güleryüzü ve hoş sohbetiyle doymuştu bile karnımız.
La Dolce Vita'nın menüsündeki bir çok yemeğin kendi buluşu ve tarifi olduğunu öğrendik. Diğerlerini her yerde yersiniz ama makarna çeşitlerini denemenizi ısrarla tavsiye ediyorum deyince kendisinin bizim için seçim yapmasını istedik. Pasta di crema Tartuffo (Türüf mantarı soslu bandelude makarnası) ve Kuzu etli Rigatoni. Yemekler gelene kadar merak içindeydik, tereddütlüydük ama tabaklar önümüze konduktan sonraki 15 dakikada aldığımız zevki anlatmanın imkanı yok. Özellikle türüf soslu bandelude bizi kendimizden geçirdi. Türüf mantarı çok nadir bulunan ve kilogramı binlerce tl değerinde olan bir mantar. Nejat Bey o mantarı ve yoğun lezzetini ekonomik kullanıp bildiğimiz kültür mantarı ve sadece irmik ile yumurtadan mamül makarnası ile birleştirip harika bir lezzet bütünü çıkarmış ortaya. Ha keza kuzu etli rigatoni de öyle. Sonraki günler farklı ve leziz pizzalarını ve makarnalarını denesek de son gün yine de vazgeçemedik Pasta Tartuffo'dan.
Yemek hazırlanırken gelen yeni fırından çıkmış küçüçük ekmeklerle ikram edilen, halis tereyağı ve taze baharatlardan oluşan, özellikle kırmızı biber, dere otu ve sarmısağın muhteşem bir tat kattığı aperatif tadımlığı da mutlaka tatmak gerek.
Geniş menüsü ve farklı tatlarıyla Alexanderstrasse'nin Peterstrasse ile birleştiği köşede hizmet veren La Dolce Vita'ya yolunuz Aachen'a düşerse mutlaka uğrayın, eğer Aachen'da yaşıyorsanız hemen yarın gidin derim. Hatta selamımızı da iletin Nejat Bey'e....
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Rötar Yorgunu
Aachen'a en yakın havalimanları Köln ve Düsseldorf'ta. Biz Düsseldorf'u tercih ettik moda ve fuar kenti olması nedeniyle. İner inmez trenle Aachen'a geçtik. Aachen'da kalırken hem bir kongreye katıldık hem de Hollanda'nın Maastricht ve Belçika'nın Liege şehirlerini ziyaret ettik kiraladığımız arabayla. Sonrasında 3 günü Düsseldorf'ta geçirip döndük Türkiye'ye.
Anlatacak çok şey var ama öylesine yorgunum ki hem dolu dolu geçen seyahat hem rötar hem Ramazan fazla geldi. Kendimi toparlar toparlamaz döneceğim Salata'ya. Gitmeden şunu da söylemezsem ölürüm :D Düsseldorf'un hatta Almanya'nın en ünlü alışveriş caddesi "Königsallee", kısaca Kö diyorlar. Yani neymiş Düsseldorf'un orta yeri Kö'ymüş!
23 Ağustos 2009 Pazar
Harry Redknapp'ın yapılacaklar listesi
Terbastı!
Avrupa kupası maçlarının oynandığı perşembe gecesi en fazla süre aldığım maçtı televizyon karşısında. Karadeniz ekibi eski zamanlarda estirdiği fırtına sebebiyle aldığı sıfatı gibi başladı maça.
Abluka altındaydı Toulouse kalesi, çatır çutur şutlarla kaleyi yoklaya yoklaya hem bizi hem de kendilerini şaşırttılar. Hele bir de çataldan dönen top vardı ki inanılmaz. Trabzon sonunda iyi oynayıp avrupada istenen sonuca ulaşacak mı soru işareti oturmuştu ki kafama, Andre-Pierre Gignac hiç gerek yok bu konuyla boşuna ilgilenme başka şeylere yönel dercesine soru işaretimin noktasını mükemmel bir voleyle kaleci Sylva'nın uzanamayacağı köşeye gönderdi.
Maçın devamına fazla bakamadım. Bunda Toulouse'un gollerinin de etkisi oldu. Maçtaki en anlamlı şeyse tribünlerin "Fatih Tekke" diye bağırmasaydı. Umut Bulut yıllardır bu takımda nasıl forvet ben anlam veremiyorum. Bir gün verimli olduğunu görmedim. Gökhan Ünal'sa Kayserispor sonrası hiçbir şey! Bugün gazetlerde yönetimin radikal kararlar alıp Yattara veya Cale'den birini gönderip yabancı forvet alacağı yazılıyordu. Hakkaten radikal olur. Bu takımda sol bek yoktu geçen yıl, arada sırada Tayfun Cora zorunlu olarak o bölgede oynuyordu sağ bek olmasına karşın. Bazen Giray'ı bile gördük orada. Hugo Broos eminim ki Cale'nin gönderilimesine kesinlikle karşı çıkacaktır. Geçen yılın en büyük transferi idi Bordo-Mavili takımın. Yattara'nın gönderilmesi halinde ise hem taraftarlar hem de yönetimde ayrılıklar yaşanabilir. Ne olursa olsun bu takımın heyecan katan Yattara'dır.
Trabzon yabancı bir golcü almaktansa kendi içinden bir golcü çıkarmalı. Yıllardır Fatih Tekke'den başka bir golcü çıkamadı şu takımdan. En son Sadri başkan transfer yapmayı düşünmediklerini söylüyordu. Ancak transfer konusunda bir ipucu vermişti: "Yeni bir transfer düşüncemiz, girişimimiz yok. Alırsak genç ve Türk oyuncular alabiliriz." Mehmet Batdal Bank Asya'nın açılış maçında Kocaeli'ne 2 gol attı... Hem genç, hem Türk, hem golcü, hem de Trabzonspor Sportif Direktörü Ünal Karaman'ın Ümit Ulusal Takımdan öğrencisi...
Centilmen Büyücü
Dibimdeki Tallinn maçını izleyemedim. Fark olacağını biliyorduk zaten. İçim içimi yiyiyor mu yiyiyor şu maçları adam akıllı izleyemediğim için. Sağdan Keita, soldan Aydın, ortadan Arda, Baros ileride yırtıcı güç... Gol atamaması benim için çok önemli değil. İlla ki gol atacaktır. Bu onun için çok sorun değil. Önümüzde daha çok maç var. Ama Sabri'nin hataları artık fazlasıyla göze batmaya başlamış. Aydın'ın da Rijkaard'ın kendisine ne kadar çok güvendiğinin farkına varıp performansını artırması gerek. Bu yıl da bir şeyler yapamazsa daha da yapamaz. Ayrıca rtık dar alanda da top oynamasını öğrenmeli.
Maç öncesi yazımda devam Keita demiştim. Duymuş heralde ki devam etti mükemmel oyununa. Frikik golünü zap esnasında gördüm. Çok büyük süprizdi benim için. Muhtemelen herkes için de süpriz oldu. Çünkü an itibariyle sahada o mesafeden frikik atacak adam yoktu. Topa en sert vuran adamımızın Keita olduğunu biliyorduk frikikten gol atacağını beklemiyorduk.
Maçın ertesi gününde tüm gazeteler, köşe yazarları haliyle Keita'yı övüyordu. Tabi ki çok haklılar. Fakat Polat'ın, kendi otelinde yaptığı basın toplantısında söylediği "Sihirbaz Yöneticiler" sözünden kaynaklı olacak ki, tüm manşetlerde ve tüm köşe yazarlarının başlığında sihirbaz kelimesi kullanıldı Keita için. Hani gündemi yakalamak oradan espri çıkarmak için yapıldı bu. Bundan eminim. Hatta belki başkan Polat'a yaranmak için bile yapılmış atılm
ış olabilir bu başlık. Bir sihirbaz da Keita'mız oldu artık bu sayede. Daha bir kaç maç daha devam ederse Keita böyle başlıklar değişmez.
Hogwarts gibi olduk maşallah... Bir Harry Potter'ımız var, yönetim kısmında Haldun Üstünel'imiz var, bir de Keita eklendi. Sıra kimde bilmiyorum ama bu takımın sihirbazı kim ne derse desin bence Harry Kewell'dır. Zira attığı golden sonra hiç sevinmeden Hakan Balta'yı gösterip başıyla bu gol senindir jestinde bulunabilen çok centilmen kalmadı futbol dünyasında...
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Liverpool kendine gelmiş…
3 dakikalık özet görüntü üzerinden Liverpool hakkında derin derin bir yorum yazmak anlamsız olur. Zaten Turkcell Süper Lig'i yorumlayanlar hakkında da en çok kızdığımız yönleri buyken benim bunu yapmam ne kadar mantıklı? Çizgimizi bozmayalım ama Liverpool'u gerçekten kendine getirir bu galibiyet. Voronin'in geri dönmesi çok iyi oldu kanımca. Kanatlara hız katacaktır. İlginç bir Hertha Berlin döneminden sonra Kırmızıların da tehlikeli isimlerinden biri olacak. Gerçi takımda kalmasını Benitez'in ekonomik kriz sebebiyle transfer yapamamasına bağlayabiliriz. Rafa bu yüzden Tuncay'ı bile alamadı.
Glen Johnson'a bir paragraf ayırlmalı. Kendisi için Tottenham maçından sonra "Bu yıl Dani Alves’ten sonra kendinden çok bahsettirir mevkisinde. Ciddiyim. İzleyelim görelim." demişim. İkinci maçında beni haksız çıkarmadı. Attığı ikinci goldeki esnekliği ve estetiği enfes. Son goldeki, kanat bindirmesi ve gole açlığı mükemmel. Yaptığı assistin 3-0'dan sonra ve 90. dakikadan sonra geldiğinin altını çizmekte fayda var. =) Ya bu David N'Gog ne yapar?
Maçın Golleri burada
'Spur'düler
Hull City'nin attığı golde kaplanların hocası Phil Brown'ın etkisi büyük. Ama Brown yedikleri üçüncü goldeki defansif hatayı çözemezse yıl boyunca maç başına ortalama 3 gol yerler. Geçen yılki performanslarından da oldukça uzak kalıcakları ise açık bir gerçek.
Defoe'nin ise ne kırmızı oynadığını attığı son golden öncesinden başlayarak iyi bir izlerseniz anlarsınız ne demek istediğimi. İkide iki oldu. Sıradaki gelsin! diyordur Harry...
Maçın Kısa Özeti ve Golleri
20 Ağustos 2009 Perşembe
Takip Listesi
Takımlar: Galatasaray, Trabzonspor, Tottenham Hotspurs, Arsenal, Liverpool, Wolfsburg, Eintracht Frankfurt, Schalke 04...
Futbolcular: Tuncay Şanlı, Sebastien Bassong, Glen Johnson, Michael Owen, Jack Wilshere, Sebastian Giovinco, Esteban Granero...
Teknik Direktörler: Michael Skibbe, Hugo Broos, Bülent Uygun, Felix Magath...
eklemelerinizle bu listeyi genişletebiliriz...
sevgiler volkanbk3
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Tuncay'ı bir rahat bırakın
Tuncay da ilk senesinde takımının parlamaya aday oyuncularındandı. Ancak ikinci yılında tüm takım "Bu takımda sadece Tuncay var" demeye başladı. En iyi sezonunda takımının lig düşmesi tabi ki onun suçu değil. Takımı iyi oynatamayan Gareth Southgate'in Afonso Alves inadıdır Middlesbrough'yu Championship'e gönderen.
Şanlı'nın alt lige düşmesini fırsat bilen ve spor gazetesi oldukları iddiasında bulunan tüm gazeteler yıldız oyuncuyu hemen Fenere transfer ettiler. Aziz Yıldırım da zaten hemen "5 kuruş vermem" cevabını verdi. Sonra da sesleri kesildi bizim 'spor' gazetelerinin.
Cobansalata'dan sevgili Ozhano da Tuncay'ın transferi hakkındaki kendince üç ihtimali yazmış.
1. Tuncay gelecek, Fener'e imza atacak ve paşa paşa askerliğini yapacak.
2. İlgili maddede bir açık aranıp Tuncay'ın durumu oraya sıkıştırılmaya çalışılacak.
3. Genelkurmay Başkanlığı Tuncay'a özel ya da onu da içine alacak şekilde yukarıdaki maddede bir esneklik ya da değişiklik yapacak.
Ben de kendimce bu ihtimalleri yorumlayayım. Öncelikle birinci ihtimal mümkün ama gelir gelmez askerliğini yapacak karmaşasını ortadan kaldıralım. Çünkü öyle bir kural yok. Öyle olsa Galatasaraylı Semih Kaya hemen askere alınırdı. Ama resmi olmasa da güvendiğim arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre kural-yasa futbolcuların 38 yaşına dek askerliklerini tecil ediyor. 2. şıkka ben anlam veremedim. Neyi düşünerek öyle bir ihtimal oluşturdun Ozhano anlat bize de... =))
Son ihtimale ise kesinlikle karşıyım. Böyle isimlerin torpille ya da baskıyla yasaları çiğnemesinden hiç hoşlanmıyorum. Bunun Aziz Yıldırım forsuyla yapılacak olmasının da bu karşıtlığımda etkisi büyük elbette. Ama Süleyman Hurma da yapacak olsaydı istemezdim.
Sonuç olarak Tuncay'ı rahat bırakın. Bu adamın İngiltere'ye giderkenki en büyük amacı elbette Championship'te oynamak değildi. Premier Lig'de Arsenal'e gol atmaktı. Yaptı. Bir süre yurtdışında iyi bir lige forma gimymekti. Diğer yandan da yasalardaki 3 yıl faal olarak yurtdışında çalıştıktan sonra ülkeye döndüğünde bedelli askerlik hakkına sahip olmaktı. Kaldı bir senesi. Öyle ya da böyle bu adam transfer büyük bir takıma transfer olamazsa da şu 15 gün içinde Championship'te mücadelesine devam edecek. Halı saha ruhundan gelen Sakaryalı da bulunduğu ligden sıkıntı duymadan futbolunu oynayacaktır.
sevgiler volkanbk3