Sayfalar

24 Temmuz 2009 Cuma

UEFA Avrupa Ligi 3. Öneleme Turu

FK Sarajevo (Bosna) - Helsingborgs (İsveç) 2
Fredrikstad FK (Norveç) - KKS Lech Poznan (Polonya) 2
HNK Rijeka (Hırvatistan) - FC Metalist Kharkiv (Ukrayna) 2
KAA Gent (Belçika) - AS Roma (İtalya) 2
SC Vaslui (Romanya) - AC Omonia (Kıbrıs Rum Kesimi) 2
FK Slavija Sarajevo (Bosna) - MFK Košice (Slovakya) 1
IFK Göteborg (İsveç) - Hapoel Tel-Aviv FC (İsrail) 1
PSV Eindhoven (Hollanda) - PFC Cherno More Varna (Bulgaristan) 1
FC Metalurh Donetsk (Ukrayna) - NK IB Ljubljana (Slovenya) 1
Vålerenga Fotball (Norveç) - PAOK FC (Yunanistan) 2
APOP/Kinyras Peyias FC (Kıbrıs Rum Kesimi) - SK Rapid Wien (Avusturya) 2
FC Honka Espoo (Finlandiya) - FK Karabağ (Azerbaycan) 2
FC Vaduz (Liechtenstein) - FC Slovan Liberec (Çek Cumhuriyeti) 2
Saint Patrick's Athletic FC (İrlanda) - PFC Krylya Sovetov Samara (Rusya) 2
Randers FC (Danimarka) - Hamburger SV (Almanya) 2
Tromsö IL (Norveç) - NK Slaven Koprivnica (Hırvatistan) 1
Brøndby IF (Danimarka) - Legia Varşova (Polonya) 1
FK Vojvodina (Sırbistan) - FK Austria Wien (Avusturya) 2
CSKA Sofia (Bulgaristan) - Derry City FC (İrlanda) 1
FC Steaua Bükreş (Romanya) - Motherwell FC (İskoçya) 1
MSK Zilina (Slovakya) - Hajduk Split (Hırvatistan) 2
SC Braga (Portekiz) - IF Elfsborg (İsveç) 1
Aberdeen FC (İskoçya) - SK Sigma Olomouc (Çek Cumhuriyeti) 1
FK Rabotnicki (Makedonya) - Odense BK (Danimarka) 2
FK Sevojno (Sırbistan) - LOSC Lille (Fransa) 2
FK Petrovac (Karadağ) - SK Sturm Graz (Avusturya) 2
Fenerbahçe(Türkiye) - Honved FC (Macaristan) 1
Bnei Yehuda (İsrail) - FC Paços de Ferreira (Portekiz) 2
Club Brugge (Belçika) - FC Lahti (Finlandiya) 1
Athletic Club Bilbao (İspanya) - Young Boys (İsviçre) 1
KR Reykjavík (İzlanda) - FC Basel (İsviçre) 2
Galatasaray (Türkiye) - Maccabi Netanya (İsrail) 1
FC Dinamo Tiflis (Gürcistan) - FK Crvena Zvezda (Sırbistan) 2
KSP Polonia Varşova (Polonya) - NAC Breda (Hollanda) 2
FK Vetra (Litvanya) - Fulham (İngiltere) 2

Kırmızıya boyadığım eşleşmelerin en zevkli ve zorlu maçlara sahne olacağını düşünüyorum. Maçların yanına 1-2 diye de kim kazanır yorumlarımı yapmış bulunuyorum. Bakalım kaçını tutturabileceğim?

Haldun Üstünel

Futbolsuz gecenin en güzel karesidir şu. Takım, ötesinde sistem takımı olmaya çalışan Galatasaray'ın en önemli birleştirici parçasına duyulan saygının çırılçıplak ifadesidir.

Bu büyük futbol adamı her zamanki gibi bugünlerde hedef şaşırtmakla meşguldür (Deco) ve sevgili ozhano'nun az önce aldığı habere göre hiç kimsenin beklemediği, adı bugüne kadar Galatasaray'la bir kez bile telaffuz edilmemiş İngiltere'den bir futbolcunun kulubü ile anlaşmış futbolcunun cevabını beklemektedir. Tıpkı Rijkaard, Keita transferlerinde olduğu gibi bir tokat olacaktır medyaya bu transfer gerçekleşirse, hatta milletin dibi düşecektir. Olmazsa yedeği de hazırdadır.

Şimdi ben bugün bu son haberi aldıktan sonra Haldun Üstünel'e nasıl sonuna kadar güvenmeyeyim arkadaş! Üstünel bu kulüpte başkanlık yapacak adamdır.

23 Temmuz 2009 Perşembe

Voleybol'un Cılkını Çıkarmak



Film hilesi falan yok, bildiğin voleybol oynuyorlar hem de ne oynamak! İzlerken ben yoruldum.

Burası Neresi?

Neresi ki burası?

Yavaş Gel!

"Taraftarımız Quaresma'yı çok istiyor. Bizler de onu transfer etmek istiyoruz ama gerçekleşmezse ondan daha iyisini alırız. Bu öyle bir transfer olacak ki tüm dünya Beşiktaş’ın bu bomba transferini konuşacak. Başkanımız, Real Madrid’in Ronaldo transferini bile gölgede bırakacak bir ismi kadromuza katacak"

Beşiktaş Yöneticisi Şeref Yalçın

Run Beckham Run!

Beckham kendisini sahtekarlıkla suçlayan LA Galaxy taraftarından kaçıyor. Çok başarılı bir Simpsons uyarlaması. Resim Guardian galerilerinden.

Jabbar'ın Bebeği Sky Hook

Benzer hareketleri NBA'in tapusu henüz beyazların elindeyken yapan bir kaç kişi olduğunu NBA TV nostaljilerinden hatırlıyoruz. Ama ne olursa olsun bu harekete ismini koyan bir anlamda bu hareketin hem isim babası hem de bir anlamda en babası olan Kareem Abdul Jabbar kadar iyi ve zevk verici seviyede yapanını hatırlamıyorum. Basketbol sahasını bir sahneye, o sahnede rol alan kendini de başrol oyuncusu balete çeviren bu hareketiyle Jabbar efsane olmuştur hepimiz için. Jabbar'ın oynadığı dönemde TRT'den maçlarını seyredebilmiş olan ben, kendimi ziyadesiyle şanslı sayarım. Salonda 10 metre ötesinde olamasam da sihirli kutudan bile basketbola aşık olmamı sağlayan resitallerin başında geldi hep Sky Hook.

Lew Alcindor'ken İslam'ı seçim Jabbar olan, rahmetli dedemin deyimiyle "fasulye sırığından sırık" adamın tek kişilik ve eskimeyen gösterisiydi Sky Hook. Bugünlerde yapılan Hook ya da Türkçe karşılığıyla çengel atışlardan değildi onunki. Çok fazla yere de ihtiyacı yoktu Sky Hook çıkarmak için. Pivot ayağı hangisisiyse onun üzerinde rakibin uzanamayacağı şekilde yükselirdi Jabbar, öteki bacağını çoğunlukla yana ya da geriye doğru açarken, bir anlamda havada yürümeye çıkardı. O kadar yükseğe çıkarırdı ki elini rakip önden blok yapabilecek pozisyonu dahi bulamazdı. Belki top elden çıktıktan sonra bir ihtimal dokunabilirdi topa ama çoktan tuzağa düşmüş olurdu. Çünkü Sky Hook'ta top pota seviyesinin üzerinde, hiç yükselme yapmadan, direk pota istikametiyle inişe geçerek çıkardı elden.

Ne Walton'lar ne Laimbeer'ler ne Malone'lar denedi o Sky Hook'u bloklamayı ama olmadı. Jabbar'ı da Sky Hook'unu da, dedemle seyredip "vay nasını" dediğimiz günleri de unutamıyorum. Özledik seni be Jabbar!

Jabbar'ı özleyenler şu linkteki videodan özlem giderebilir.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Nezihi

Kimler geldi kimler geçti sen hala oradasın be Nezihi. Emsallerin 15 takım değiştirdi, tam 7 senedir kimse gönderemedi seni, sırrın ne, anlatsana.

Portland Andre Miller ile İlgileniyor

Millsap ve Hidayet'i kaçıran Portland son çare olarak Miller'a sarılmış. Sözü uzatmaya hiç gerek yok, Miller Portland'la imzalarsa ne olur? Çoook yazık olur çok! Aman Pritchard kendini yakma!

21 Temmuz 2009 Salı

Boozer Takası Olur mu?

Deseret News'ten John Coon'un haberine göre Boozer'ın Chicago'ya gidebileceği bir takas söz konusu. Takasın 3 takımlı olacağı ve 3. takımın Houston olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiş Coon. Buna göre Shane Battier ve Carl Landry Houston Rockets'tan Utah'a, Boozer Chicago'ya, Jerome James, Tyrus Thomas Bulls'tan ve Kyrylo Fesenko do Jazz'dan Rockets'a takas edilebilir. Böylece Bulls gelecek sene için bütçeyi azaltmış ve serbest oyuncu piyasasında rol almaya hazır hale gelmiş olur. Rockets Mingsiz pota altına özellikle Thomas'la alternatif bulmuş olurken Utah da Millsap'in önünü açıp Battier ve Landry gibi tam da Sloan'un sevdiği tipteki görev adamlarını alır.

Gökten 3 elma düşer biri Sloan'un, biri Adelman'ın, biri de Del Negro'nun başına. Biz her zamanki gibi yine çenemizi yorar, uykumuzdan oluruz basketbol aşkına. Bu hikaye de böylece sürüüüüp gider.

"Shame on You!" Rovers 0 - 1 Real Madrid

Maçı kurtaran gol Benzema'dan 87. dakika'da. Topu her ayağına aldığında ıslıklanan 93 milyonluk adam 45 dakika dayanabildi protestolara ve 2. yarıya çıkmadı. Fizik olarak çok bitkin ve hiç hazır görünmeyen Ronaldo için yeni formasıyla ilk maçı tam bir hayal kırıklığı. Hatta İngiliz gazeteleri bugünden dalga geçmeye başladılar kendisiyle. Sadece Real'i Manchester'a değil, İspanya'yı da Ada'ya tercih etti bir anlamda Ronaldo. Dolayısıyla artık Ada'da onun başarısızlıklarıyla mutlu olacak yığınla fanatik var.

Orlando Matt Barnes ile Anlaştı!

Matt Barnes geçen sezon Phoenix formasıyla sahne alan öncesinde Golden State'te parlayan, hem kısa hem uzun forvet oynayabilen çok yönlü bir oyuncu. Boş üçlüklerde bir çok kez cezayı keserken yakalayabileceğiniz ya da savunmada bir sürü uzun arasından ribaundu çekerken görebileceğiniz bir isim. Bu sezon sonunda Phoenix ile kontratı bitince serbest kalmış ve takım aramaya başlamıştı. Lüks vergisi nedeniyle önemli oyunculara teklif dahi sunamayan Magic 1980 doğumlu Barnes'ı biraz da şampiyonluk ve yüzük vaadi ile ucuza kapattı. Barnes 2. senesi oyuncu opsiyonlu kontratla Magic'ten toplamda 3.2 milyon $ alacak. Bu imza sonrasında forvet ve uzun rotasyonu tamamlayan Magic'in bu noktadan sonratakıma yapacağı tek önemli ekleme oyun kurucu pozisyonunda olur. Keza Nelson ve Johnson koca bir sezonu, Johnson bir yaş daha yaşlanmışken kaldıramazlar. Hatta şu sıralar yine eski bir Golden State oyuncusu olan C.J.Watson'ın adı ciddi şekilde geçmekte o pozisyona. Gelsin gelmesine de sadece 1,85 boyunda olması ve hatta gelmesi ile rotasyonda Johnson'ın önüne geçme ihtimali bile beni ürkütüyor. Nelson'ın kısa boyu ve eksik gücünden çok çekmişken yine sadece 1,85 boyundaki bir oyun kurucuyla dominant oyun kuruculara karşı ne yaparız çok merak ediyorum.

Öte yandan diğer takımlar da kadrolarını şekillendirmeye devam ediyorlar.

Nash Phoenix ile sözleşmesini 2 sene ve 22 milyona uzattı, yine takımın ağır ağabeyi olacak.

Jarret Jack Indiana Toronto'nun teklifini karşılamayınca Hidayet'in takım arkadaşı oldu, Toronto arka alanda rahatladı.

Jack'i Toronto'ya bırakan Indiana da her an Earl Watson ile imzalayabilirmiş ki hastayımdır Watson'a.

Jazz Paul Millsap'in Portland'la imzaladığı ağır kontratı kredi alarak da olsa karşıladı. İmza bedeli olarak 10 milyon verdiler Millsap'e. Millsap'in kontratı o imza bedeli hariç neredeyse Gortat'ın ki ile aynı. Demek ki Millsap yeterince iyi bir adam değil!

Minnesota Telfair, Madsen, Smith'i Clippers'a vererek kısa forvet Quentin Richardson'ı kadroya kattı. Bu vesileyle Q Rich 1 ayda 3. kez takas olarak rekora doğru koşmaya başladı. Bu takasla ilgili sabonis'in blogu Konyalı Portlandlılar'da güzel de bir yazı mevcut, okuyun derim.

Jamario Moon Cavaliers ile imzaladı. Kontratın detayları henüz belli değil. Moon sınırlı serbest ve Miami'nin bu teklifi karşılamayacağı konuşuluyor bir çok yerde.

Marquis Daniels Celtics ile imzalamış. Dallas'ta kariyerinin başında birden parlayıp sonrasında o performansı bir daha yakalayamamış bir adam Daniels. Saçlarına hastayım. Artık Wallace'la şampiyonluk yolunda yedek kuvvet olarak sahne alacak.

Yao Ming'in sakatlığının çok ciddi olduğu ve önümüzdeki sezon oynamayacağı neredeyse kesinleşti. Bu ligin Asya'daki popülerliğine, Rockets'ın forma ve hatıralık eşya satışlarına ciddi sekte vuracaktır. Sırf şu sakatlık gelecek seneki salary cap'in daha da düşük olacağının göstergesi olmuştur bence.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Beckham'a Gider!

Galaxy taraftarı David Beckham'a fena gider yapmış, hatta hakaret etmiş apaçık. Evine dön sahtekar deyip bütün maç yuhalamış İngiliz yıldızı. Beckham da dayanamamış maç sonunda kendini protesto eden gruba dalmaya kalkışmış, zor durdurmuşlar. Ha o elemanların arasına girse ne olurdu orası tam bir muamma da az çok tahmin edebiliyoruz. E millet adanmış futbolcu istiyor tabi ki de. David hazretleri de hayatının en büyük giderini yemiş oldu, afiyet olsun.

Fotoğraflar Hürriyet'ten. Onlar nereden almış dersen, orasını bilemem.

Cennet Yolcuları

Söylenecek pek söz yok gidenin ardından. Nedeni söylecek bir şey bulamamak değil asla, sözcüklerin ardı ardına ağızda dizilmesi ve hiçbirinin çıkmaya cesaret edememesi. Çünkü bir anlamda resmileştirmektir o gidişleri, sözcüklerin ağızlardan dökülmesi. Nasıl olur da bu kadar beyefendi, karınca ezmez, dünya tatlısı, böylesi sevilen ve hürmet edilen insanlar bu kadar erken giderler ya da alınırlar, orasını anlayamıyoruz asıl biz. Ve inanmak istemiyoruz, sonunda kabul etmek zorunda kalsak bile. Cennet Yolcuları diyorum ben her ikisine de, demek ki onlara orada burada olduğundan daha fazla ihtiyaç varmış. Huzurunuz eksik olmasın.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Vuvuzela Serbest!

Şimdi iyi mi oldu, kötü mü oldu, sevinecek miyiz, üzülecek miyiz çözmeye çalışıyorum. İşin hem sosyo kültürel yanı hem de mantıksal tarafı var. Ama ne kadar konuşursak konuşulam Dünya Kupaı düzenleme komitesinin dün yaptığı açıklama Vuvuzela'nın şampiyona'da serbest olacağı yönünde. Bi izleyenlere de, futbolculara da, Güney Afrikalılar'a da hayırlı olsun. Artık nasıl olacaksa? Karışık duygular içinde olmak demek ki bu.

Şöyle bloglar da açılmış baksanıza:

Vuvuzela Yasaklanmasın!

Ban the Vuvuzela! (Consigliere'ye teşekkürler)

17 Temmuz 2009 Cuma

Kanal 24'ün Yeni Spor Servisi

Okay Karacan (Aceto'nun Misafir Yazarı), Ali Okancı (Pennearabiata), Erbatur Ergenekon (Erbo's) ve Özer Selik (Ercan Taner'in sağ yanındaki polarlı arkadaş) Kanal 24 ile anlaşmışlar. Bir anlamda bloggerların da buluşması oluyor. Demek ki bu sezon bir gözümüz de Kanal 24'te olacak. Umarım başarılı olurlar yeni adreslerinde. Haberi şuradan aldım.

Ne Olacak Bu Adebayor'un Hali?

15.07.2009

Bir broşür transferi daha mutlu sonla tamamlandı. Adebayor, Manchester City’nin sağlık kontrolünden sorunsuz geçmiş. İş buraya kadar geldiyse anlaşma olmuş-bitmiş demektir diyebiliriz. Ancak imza atarken Adebayor’u durdurabilecek tek şey birinin çıkıp “Durun o imzayı atarken tüm dünyada biyolojik silahlar harekete geçecek” gibi bir isyanda bulunması halinde anlaşma düşebilir. Dünya bu her şey olur! mu demek isterken bir anda acaba çok mu dizi izliyorum düşünceleri beni benden alırken aklıma aceto’nun Arsenal ilk üçe bile giremez tezi takılıyor.

Arsenal en son ne 2000-2004 yılları arasında şampiyonluk görmüştü. 2004/2005 sezonunu ikinci tamamlamışlar ve ardından gelen yılları 3 ve 4′üncü sıralarda tamamlamışlar. Geçen sezonu da zaten dördüncü tamamladılar. Adebayor da takımdaydı. Yani demem odur ki, “Bize bilmediğimiz bir şey söyle aceto. Bu takım her sezon ilk üçe girmekte zaten zorlanıyor.” Ayrıca ben inanıyorum ki eğer Arsenal Fabregas’ı da satmazsa bu yıl geçen yılkinden daha başarılı olacak. Neden mi?

Arsene Wenger, tabi ki Alex Ferguson ile Premier Lig’de jenerasyonları en iyi yakalayan teknik direktör. Davor Suker’li dönemden, Pires’li, Ljungberg’li ve Henry’li döneme geçişi çok iyi sağlamıştı. Şimdi de elinde çok muhteşem yetenekleri olan bir jenerasyon var. Nasri, Fabregas, Eduardo, Rosicky, Arshavin ve Van Persie birbirinden nitelikli, inanılmaz hızlı düşünen ve oynayan, deparları mükemmel futbolcular. Ve hepsi gole yakın isimler. Liverpool ile 4-4 biten maçını unutmadık Arsenal’in. Arshavin ve Walcott inanılmaz deparlarla Liverpool defansını sürklase etmişti. (sürklase kelimesini de sanırım ilk defa kullandım blogda. hepimize hayırlı olsun)

17.07.2009

2 gün önce neler demişim. Neler olmuş, olmamış. Manchester City henüz Adebayor’a formayı giydiremedi. Taze çalışma izni çıkarmaya çalışıyorlarmış. Ben tam anlayamadım neden yeni bir çalışma izninin daha gerek olduğunu. Zaten İngiltere’de çalışıyordu adam. Sadece kulüp değiştiriyor. Neyse o prosedürler şimdilik Manchester City’nin derdi olsun. Bu derdin de büyüyebileceğini söyleyebiliriz. Çünkü bu dönemde Milan ani bir atak yapıp oyuncunun kafasını karıştırabilir. Adebayor da para yerine Milan’ı tercih edebilir. Ayrıca Milan’ın onun gibi bir forvete çok ihtiyacı var. Artık Inzaghi’yle, Shevchenko ile olmayacak bu iş. Pato tek başına yetmeyebilir. Belki 2 sene sonra Kaka’nın seviyesine gelebilir. Boriello ise henüz Milan’ın forvetinin yükünü kaldıracak bir adam değil. O yüzden Adebayor eğer bir mucize olur da Milan teklif yaparsa, kesin oynayabileceği ve Weah’tan sonra Milan’da bir Afrikalı olarak efsaneleşebileceği Milano takımına gidebilir. Futbol bu, her şey olur…

İki gün evvel Adebayor giderse Arsenal’e yine bir şey olmaz tezimin arkasındayım. Ayrıca Arsene Wenger bu yıl muhtemelen Oğuzhan Özyakup gibi bir genç yeteneği Walcott’u 16 yaşında takıma aldığı gibi bazı maçlarda sahaya sürecektir. Bir de eğer Adebayor’dan gelecek bonservis bedeli ile yerini doldurabilecek kaliteli bir forvet neden almasın ki? Tottenham’dan Darren Bent, Arshavin’den çok daha iyi verim alabilmek için ulusal takımdan arkadaşı Roman Pavlyuchenko’yu yine Tottenham’dan alabilir. İkisi de topun ağzında. Tabi ki bu transferler iki ezeli rakip arasında ses getirmesi, olay yaratması önemli transferler… Transfer piyasası bu, her şey olur…

sevgiler volkanbk3

Nike Reklamı gibi La Liga

zlatan ibrahimovic inter barcellona tuttosport

Haberi duydum ve şaşırdım. Beklemiyordum. Bekleniyordu belki de. Ben neden beklemedim bilmiyorum. Yok biliyorum galiba. Zlatan gibi itici bulduğum bir futbolcuyu, belki de dünyanın en sempatik takımı Barcelona’ya yakıştıramıyordum. Bir de Eto’o gitmek istemiyordu Barca’dan takasla. Ben takasla transfer olmam da nası mantıksız bir düşüncedir. Takas edilmek istediğin kulüp Inter’se neyin egosundasın? Bonservis olarak giren çıkan kulübe. Takas olunca yıllık ücretinden bir şey kaybetmiyorsun ki… Neyse. Neden bu kadar takas muhabbeti geçtiğine geleyim.

Dün gece La gazetta della sport Inter Başkanı Moratti, Barcelona Başkanı Laporta ve Barcelona Sportif Direktörü Txiki Begiristain Milano da buluşup yemek yemiş. Yanlış anlamadıysam hem iade-i ziyaret hem de transfer konuşmak için bir araya gelmişler. Transferdeki isimler ise Zlatan Ibrahimovic ve Samuel Eto’o tabi ki. İki kulüp de birbirinin oyuncusunu isityor. Eh krizdeyken takas yapmak kalıyor ama bu nasıl bir takas ki ben çözemedim. Bu sabah hem AS hem de MARCA gazetelerinde okuduğuma göre Zlatan’ın ederi 35-40 milyon Euro civarında bir para ve Eto’o ve bir yıllık kiralik Hleb’miş. Bunun hesaplamasını nasıl yapıyorlar algılaması kolay değil. Fakat Zlatan’ın geçen yıl Inter’i bir başına şampiyon yaptığını iddia edebiliriz. Fakat Eto’o da 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı. Son sezonunda La Liga'da 30 gol attı. Neden Zlatan=Eto’o+40 milyon iken, Eto’o=Zlatan+40 milyon etmiyor anlam veremedim.

CR_vs_Zlatan_908x510_TR

Transferin eli kulağında gibi bir durum var. Transferin gerçekleşmesi halinde Nike’ın yıllar evvel çektiği reklam gerçekleşip Eric Cantona’nın sorusu da cevaplanmış olacak. Zlatan ve Ronaldo daha toy birer çocuk iken, Nike sanki geleceği görmüş gibi ikiliyi kapıştırmış. Kimin kazanacağı cevabını El Classico tarihlerinde öğrenmiş olacağız. Acaba Barcelona bu reklamı izledikten sonra Ronaldo ve Zlatan’ı kapıştırmak adına Ibra’yı kadrosuna katmak istemiş olabilir mi?

sevgiler volkanbk3

16 Temmuz 2009 Perşembe

3 Libertadores'li Efsane Estudiantes

1968 Şampiyonu Estudiantes
(Palmeiras'ı 3.maçta 2-0 yenerek)

1969 Şampiyonu Estudiantes
(Nacional'ı 1-0 ve 2-0 yenerek)

1970 Şampiyonu Estudiantes
(Penarol'ü 1-0 ve 0-0 ile geçerek)

Carlos Bilardo'lu, Pachame'li, Juan Ramon Veron'lu, Madero'lu efsane kadrosuyla 3 sene üst üste Libertadores Kupasını kaldıran o muhteşem Estudiantes. O kadronun lideri, 39 yıl sonra kupayı tekrar evine getiren Juan SebastianVeron'un babası, "La Bruja" Juan Ramon Veron'du. Bu sefer kupa La Brujita'nın ellerinde.

Kazananlar - Kaybedenler




Libertadores Estudiantes'in!

Finalin ilk maçı Arjantn'de oynanmış ve 0-0 bitmişti. O maçta stün oynayan ekip Brezilyalı Cruzeiro idi. Dolayısıyla kupanın favorisi olarak gösteriliyordu Cruzeiro. Henrique otoritelerin haksız olmadığını ispatlamaya çalışırcasına ceza sahası dışından biraz şansının da yardımıyla lambuja'yı yazdı, öne geçirdi Cruzeiro'yu. O dakikadan sonra mutlaka gol atması gereken taraf Estudiantes saldırmaya başladı. Sonuçta Libertadores'te deplasmanda atılan golün bir önemi yok ve Estudiantes'in kupayı alabilmek için tek çaresi maçı 1-0'dan çevirip kazanmaktı. Kaybedecek bir şeyi olmayan Estudiantes hırsla saldırınca ihtiyacı olan golü çok geçmeden buldu, hemen 6 dakika sonra skoru eşitleyen isim Veron'un başlattığı atakta sağdan gelen ortayı iyi takip edip kale önünde boş kaleye bırakan Gaston Fernandez oldu. Maçı bitiren gol ise yine sağ kanattan gelişen bir akın sonrası oluşan kornerde Veron'dan gelen topu sert bir kafayla ağlara gönderen Boselli oldu. 72. dakikada geriye düşen Cruzeiro geri kalan dakikalarda çok uğraşsa da golü çıkaramadı ve Brezilya'da, Estádio Mineiro'da kupayı kaldıran taraf 39 yıl sonra tekrar Estudiantes oldu. Veron'un kariyer zivelerinden biridir bu maç kuşkusuz. Takımını tecrübesiyle taşıdı adeta kupa seremonisine. Bursaspor'a geleceği söylenirken bir kez daha efsane oldu ülkesinde. Maçın gollerinin videosu hemen aşağıda. Onun altında da son yılların Libertadores galiplerinin ufak bir listesi.

2000 - Boca Juniors - Arjantin
2001 - Boca Juniors - Arjantin
2002 - Olimpia - Paraguay
2003 - Boca Juniors - Arjantin
2004 - Once Caldas - Kolombiya
2005 - Sao Paulo - Brezilya
2006 - Internacional - Brezilya
2007 - Boca Juniors - Arjantin
2008 - LDU Quinto - Ekvador
2009 - Estudiantes - Arjantin

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Radamel Falcao ve Papa

Kolombiya'nın son dönemdeki en önemli futbolcularından Radamel Falcao. River Plate altyapısına 15 yaşında transfer edilip bu takımda 2005'te 19 yaşındayken forma giymeye başladığından beri, River Plate kimi alırsa alsın hep forma bulan isimdi Falcao. Orta boylu, atik ve çabuk hızlanan yapısıyla Arjantin Ligi'nde hep ön planda kalmayı başardı. Geçirdiği en iyi sezon 40 resmi maçta 19 gol attığı 2007-2008 sezonudur Falcao'nun. FM takipçileri özellikle orta sıra veya liglerde ilk 5 için oynayan takımlarla mücadele ederken fiyatının da müsait olması nedeniyle Falcao için River Plate'e bir teklifte bulunurlar. Çoğunlukla da az bir paraya Avrupa macerasına çıkardı Falcao. Bu sanal transferler gerçek oldu ve Kolombiyalı 2 gün önce Porto'ya transfer oldu. 5.5 milyon €'ya bitti transfer ve 4 yıllık imza attı Falcao.

Lisandro Lopez'in boşluğunu doldurmak için geldi Porto'ya Falcao. Lisandro Lopez de zamanında Racing Club'tan 2.5 milyona gelmişti Portekiz'e. Porto onu 24 milyona Lyon'a gönderirken yerine aldığı adama vereceğinin paranın 5.5 milyon olması tam bir yöneticilik başarısı ve bu başarı Porto başkanı Pinto da Costa'ya ait. da Costa senelerdir ucuza aldığı kıta dışı oyuncuları parlatıp alış fiyatının kat be kat üstüne satmasıyla tanınıyor. Lakabı "Papa" Portekizli İlhan Cavcav'ın. Porto bugün ekonomik sıkıntı çekmiyor ve bütün işler tıkır tıkır yürüyorsa da Costa bu işin baş mimarı. Öğretmenden bozma Mourinho'ya ilk ciddi işini teklif edecek kadar da cesurdur Papa. Estádio do Dragão'yu sadece 98 milyon €'ya mal edip kısa sürede Porto'nun hizmetine sunmuştur. Kısacası oyuncu parlatıp satarak kulübü Avrupa'nın en önemli sportif ekonomi odaklarından biri aline getirmiştir da Costa. Ve işte bu yüzden 2-3 sene içinde 20-25 milyonluk bir ücretle Falcao takım değiştirirken ben hiç ama hiç şaşırmayacağım.

Sir Ferguson Çok Dertli

"Manchester City ve Real Madrid'in yaptıkları normal şeyler değil. Oyuncu fiyatlarını normalin çok çok üzerine çıkardılar. Futbolculara ederlerini vermiyorlar. Onlar yüzünden kimle ilgilensek fiyatı anlamsızca katlanıyor. Tam Benzema'yı alacakken Real gelip neredeyse 2 katı para verdi. Sonra neden Owen'la anlaştın diye soruyor herkes. Ya onu da kaçırsaydık. İlgilendiğimiz herkes ya fahiş fiyata transfer oldu ya da değeri arttı. Fiyatlar aptalca arttırılmış durumda, bu futbola fayda getirmez. Yeni transferlerimiz ve Macheda ile Wellbeck gibi gençlerimize çok güveniyorum."

Sir Alex Ferguson'un Ronaldo'nun yerini dolduramadıklarına ve yeterli transfer yapamadıklarına ilişkin eleştiriler üzerine verdiği yanıt.

Bana mahallesine Real ya da Carrefour açılan bakkal amcaları hatırlattı Ferguson bu serzenişiyle. E bırak sen de git şatonda falan emekliliğin tadını çıkar, tilki avına çık, gayda mayda çal sıkıldıysan.

14 Temmuz 2009 Salı

Çok Güzel Hareketler Bunlar

Channing Frye Phoenix Suns ile 2. yılı oyuncu opsiyonlu olmak üzere anlaşmış. Sanırım bi-annual exceptionla atılan bir imza. Yaklaşık 2 milyon kazanacakmış bu sezon Frye. Hem kendie vitrin yaratacak Frye hem de Suns bayağı rahatlayacak pota altı hücumunda. Bu şartlar altında Ben Wallace'ın salıverilme prosedürü de başlamış, rasgele Wallace'a. Piyasa kafayı yedi, bir klip yaptırsın kendine bloklarından smaçlarından, kesin kafalar bir aklı evveli.

Yine Suns'ta Grant Hill bir sezon daha kalmaya karar vermiş. İyi olmuş, Güneşe yakın bize uzak olsun.

Hidayet'i kaçıran Blazers Paul Millsap ile bir offer sheet imzalamış ki bu teklif 4 sene ve 36 milyon civarındaymış. Utah'ın Millsap'i tutma ihtimalinden söz ediliyor. Magic Gortat'ı o kontratla tutmuş ya şimdi Jazz tutmazsa ayıp olur.

Bak bu aynı Blazers Nate McMillan'ın sezon sonu biten kontratını da 1 sene daha uzatmış. Hayret bunu kaçırmamışlar. Bak sen Allah'ın işine.

Chicago Bulls Gordon'u kaybedince arka alanı delisiz bırakmayalım diyip Jannero Pargo'yu takıma katmış. Pargo geçen sezon Rusya senin Yunanistan benim Avrupa'yı gezmişti. Kontratının detayları açıklanmadı henüz, çok gizliymiş, devlet sırrı, aman aman.

Memphis Stackhouse'ı 2 milyon garanti parasını verip salmış. Stack önce tatile sonra Dallas'a gider. 1 ay dediğin ne ki 30 günde geçiverir.

Hidayet'i kapan Toronto Anthony Parker'ı kaptırmış, Colangelo "Çok da tırt" demiş. 34 yaşındaki Parker'ın Cavs'teki ana görevi James'i yedeklemek ve ceza atışlarını sokmakmış.

Aaron Afflalo ve Walter Sharpe Pistons tarafından Denver'a takas edilmiş. Cap 1.8 milyon daha rahatlamış. Yeni sezonda Pistons'ta sahaya çıkacak adam kalmadığından Dumars 8. olarak eşofmanları çekecekmiş.

Atlanta daha önceden anlaştığı Bibby ve Zaza ile anlaşmalarını imzalamış. Bibby 3 sene 18 milyon, Zaza 4 sene 19 milyon alacakmış. Demek ki yedek uzunlar 4 sene ve 18-20 milyon alırmış, Gortat gibi 34 milyon gömülmezmiş benç bekçisine.

Bir sürü takım draftte seçtikleri adamlara imza attırmış, Orlando'nun draftte seçim yapmaya hakkı bile yokmuş!

T-Mac forma numarasın güya Darfur'daki olaylara dikkat çekmek için 1'den 3'e değiştirmiş. Belgesel ve bağış olayları varmış. Ama kulübe yakın kaynaklar "Lanet olsun 1 numaraya, giydikçe sakatlandım, sağlam yerim kalmadı, Lise'de ne güzel 3 numara giyiyordum tırnağım bile kırılmadı, şunu da Ariza'ya kakalayım bari" dediğini söylüyorlarmış T-Mac'in. Bu kaynakların kulübe neresinden yakın olduğunu merak ettim şimdi. Batıl T-Mac. Ayıp.

Bostjan Nachbar Efes'e Geliyor

New Jersey'de beğenerek izlemiştik Nachbar'ı. Hala NBA'de önemli süre alabilir ve emsallerinin bir çoğundan çok ileride. Geçen sezonu Dinamo Moskova'da geçirdi ve neredeyse mahkemelik olmak üzere kulübüyle. Dinamo'dan ayrılacağını, kriz nedeniyle NBA'den iyi bir teklif alamadığı için, NBA ölçütlerinin üzerinde para verecek olan Efes Pilsen'e imza atmak üzere olduğunu söyüyor.

Jorge Sierra ile röportajına buradan detaylı olarak bakabilirsiniz.

Ne kadar para alır bilmiyorum ama hem kalıbı hem oyun yapısıyla Efes'e çok şey katar.

Edit: Bu arada ulusal basına düştü, Efes resmi imzayı attırmış Nachbar'a, hayırlı olsun Türk Basketboluna.

Magic Gortat'ı Takımda Tuttu! Aman Allahım!

İşte bu Otis Smith'in kendini yalanladığı dakikadır. 5 sene ve 34 milyonluk kontratı karşılayıp, sadece Dwight Howard'ı maç başı ortalama 10-12 dakika dinlendirecek bir adamı takımda tutmak demek, o takımın gelecek 5 senesini acımasızca, oynayamayacak bir adama bağlamak demektir. Ötesinde NBA'de gerçekten bir yerlere gelme ihtimali olan bir adamın önünü kesip hakkını yemek, ah almak demektir. Hem Magic'e hem de Gortat'a yazık olmuştur. Yetenekleri ve şu anki durumu itibariyle Bass'in 2 gün önce imzaladığı kontratı bile hak etmeyen bir adamı nasıl olur da 5 sene boyunca bütçeye monte edebilirsin Otis kardeşim!

Hidayet ile devam etmemek için kendisine 35 milyonluk kontrat önerip, şu takım için daha 40 fırın ekmek yese Hidayet'in verdiğinin yarısını veremeyecek adama 34 milyon vermek şaşırmışlığın göstergesidir. Sırf şampiyonluk rüyasına kapılıp düşünmeden saçma sapan para harcayıp bir anda ligin oyuncularına en fazla para harcayan 3 takımından biri haline gelmek, en az 4 seneni 47 ila 55 milyon arası bağladığın adamlardan birinin Nelson, birinin Gortat, birinin Lewis olması demek, senin ne kadar şöhret budalası, Hall of Fame delisi bir adam olduğunun göstergesidir.

Bu imzayla Magic cap'i 78 milyona geldi, geçti. Carter takası hiç olmasa, Hidayet 10'a tutulsa, Bass aynı paraya imzalasa hala elinde Lee olacak, takas edebileceğin 2 değer Battie ve Alston'la uzun için takas piyasasına girebilecek, yok takas da etmiyorum desen Gortat'ı böyle bile tutsan en fazla 74 milyon civarına getireceksin capi. Kadroda 13 garanti kontratlı adam olacak, rotasyon coşacak.

Kısacası Otis Smith'in yaptığı bu hareket"Şampiyonluklar Yıldızlarla Kazanılır" mitinin bir yansımasıdır ve en yakın zamanda yıldız dolu, oyun kuruculuğu Nelson tarafından yapılacak kadromuzun capi 80 milyonu geçecektir. Buradan Otis Smith adına 5 milyon lüks vergisinden fazla vermeyi düşünmüyoruz diyen Vander Weide'ye selamlar, sevgiler. Artık DeVos kızını boşattırır mı şampiyon olunmazsa yoksa mirastan mahrum mu bırakır Sevgili başkanı ve damadını bilemem.

7 numarayı efsaneler giyer

Bugün açıklandı Manchester United’da gelecek sezon kimin hangi formayı giyeceği. En çok merak edilen konu da elbetteki 7 numaranın sahibinin kim olacağıydı. Herkes Cristiano Ronaldo’nun forması diye bahseder olmuş o ’sihirli’ numaradan. Eski numaralandırma sistmine göre klasik bir sağ açık numarasını, sanki Portekizli oyuncu efsane haline getirmiş gibi konuşuyorlar. Görüldüğü gibi o 7 numaranın hastası değil, 9 numaraya sattı hemen ‘efsane’ numarayı. Gerçi o da biraz Raul etkisi ancak farketmez 77 giyebilirdi =). Zaten Manchester United’a ilk geldiğinde de 7 numara aklında yoktu. Zira Manchester’a ilk geldiğinde 28 numarayı istemiş amaFerguson ona 28 numarayı değil de, ”Manchester’da 7 numarayı efsaneler giyer” diyip 7 numarayı vermişti. (Bknz. Kanatları olmadan uçabilen tek canlı) Sir, bu sefer aynı davranışı Michael Owen’a göstererek hiç tereddüt etmeden 30 yaşındaki oyuncuya Manchester United’ın efsane numarasını verdi…

Gezip gördüğüm ingiliz bloglarındaki tartışma ise şu: “Michael Owen bu numarayı hakediyor mu?” Tezleri ise bir garip. Cristiano Ronaldo’dan sonra bu formaya layık olacak kişi o değildi, çünkü o eski bir Liverpool’lu. Çünkü, o bir kanat oyuncusu değil. Çünkü sürekli sakatlık geçiriyor ve bu da istikrarlı bir performans sergilemesini etkileyecek, bu yüzden koskoca efsane numaramız yedekte mi oturacak? Aslında bir kanat oyuncusu olan bir diğer transfer Antonio Valencia o formayı giymeliydi… diye sürüp gidiyor.

Sanki Cristiano Ronaldo’dan önce bu numara efsane değilmiş de sonra efsaneleşmiş, ondan sonra gelecek oyuncunun onun bir klonu olmalıymış gibi bir düşünceyi aklım almaz. Manchester United’da 7 numarayı efsaneler giyer ve Michael Owen FIFA’nın “futbolda yaşayan 100 efsane” listesinde futbol hayatına devam eden iki ingiliz futbolcudan biridir. Diğeri David Beckham’dır. David Beckham da henüz kendini kanıtlamadığı bir dönemde bu formayı sırtına geçirmişti. Michael Owen da kendini yeniden kanıtlamak istediği dönemde bu formayı sırtına geçirdi-geçirecek. İlla Ronaldo ile kıyaslanacaksa kariyerinde kazandığı başarılar arasında Owen’ın da 2001 yılında kazandığı Altın Top var.

Cristiano Ronaldo bugüne dek Ulusal Takımlar düzeyinde 3 turnuvada yer aldı. Fakat şimdiye dek hiçbirinde parlak bir performans sergileyemedi. Euro 2004′teki turnuvada Portekiz takımının sürükleyeni değil çömeziydi. Ve kimse onu ulusal takımda attığı gollerle hatırlamıyor. Fakat Michael Owen’ın ilk patlama yaptığı maç 1998 Dünya Kupası’nda ezeli rakipleri Arjantin’e enfes bir gol attığı maçtır. Wayne Rooney rekorunu kırana dek ulusal formayla gol atan en genç oyuncu oydu. Daha da sayıp can sıkmayayım.

Kıssadan hisse Ferguson efsane formayı, yine bir efsaneye emanet etmiştir. Bu Owen’ın gelecek sezona moralli başlamasını sağlayacaktır. Bir kanat oyuncusu olarak Antonio Valencia’ya da verilebilirdi bu forma ama heralde Ferguson onda Ronaldo sonrası sendromu yaşamak istemedi, formanın yükünü kaldıracak karakteri henüz görmedi.

“Owen bu formanın hakkını layığıyla yerine getirecektir. Owen bizim çocuğumuzdur, evladımızdır. Talihsiz sakatlıklar geçirmiştir fakat kulübümüzün doktorları onu tekrar eski performansına döndürecek gücü kazanması için çalışmalarını sürdürmektedir. Biz sonuna kadar Owen’ın arkasındayız. Michael Owen kariyeriyle bir efsanedir ve bizde de 7 numarayı efsaneler giyer.” İmza Adnan Polat

sevgiler volkanbk3

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Galatasaray Forma Numaraları 2009-2010

Henüz özellikle Emre Çolak ve Serdar Eyilik'in eklenmemesine şaşırdım açıkçası. Lincoln sağlam bir çizik yemiş. Şükür'ün forması halen boş, Şaş çabuk unutulmuş. Belki 1-2 ilave daha olur ama geneli budur.

Orlando'da Bir Avukat: Brandon Bass

Takımda bir avukatımız eksikti, o da geldi sevgili Orlando Magic Dostları. Şaka maka Brandon Bass'in Orlando'ya katılması hem de bu paraya gelmiş olması kendi adıma Otis Smith'ten beklemediğim bir hamleydi. Hatta iyi ki Wallace Orlado'ya görüşme için bile gelmemiş dedim kendi kendime. Hafta sonu şehir dışında ve internetsiz olduğum için yazamadım Bass transferini. 18 Milyon ve 4 senelik bir kontratla bu potansiyeldeki bir adamı bağlamak önemli iştir. New Orleans'ta değeri bilinmedikten sonra, 2 sezondur Nowitzki'nin arkasında tam anlamıyla pişti Bass. Post-up yapmayı, orta mesafe şut atmayı ve fiziğini kullanmayı son derece iyi öğrendi. Benim asıl anlamadığım Dallas'ın onu bırakıp Gortat'ı yaklaşık 35 milyona almış olması. Tamam Gortat daha uzun ve pivot yedeği ama böyle bir potansiyeli kaybetmeye değer miydi be sevgili Mark? Öteki taraftan Bass Orlando ile imzalamadan önce New Orleans'a bayağı bir ümit vermiş, sanki öcünü alır gibi atmış imzayı sonrasında da.

Bass kimi zaman pivot oynamak zorunda bile kalacak Magic'te ama geniş omuzları ve sağlam fiziği ile idare edecektir. Yumuşak Battie sonrasında uzun beşle de oynayabilmemiz anlamına gelmesi nedeniyle çok önemli bir eklemedir Bass. Smith'in bundan sonraki hamlesi çok büyük bir ihtimalle bir 5 numara bağlamaya çalışmak olacaktır. Şöyle bir örneğin Nesterovic hamlesi olursa hem sevinir hem de bolca küfür ederim açık söyleyeyim Smith'e. Çok para harcamayacağız derken lüks vergisine bakalım ne kadar girecek Magic.

Brandon Bass Lousiane State Üniversitesi Hukuk mezunu ve aktif olarak avukatlık yapmaya da devam ediyor. Acaba Otis Smith'in hedeflerin biri de geçen sezon hakemlerle başı oldukça dertte olan Howard'ın sözlü savunmasını Bass'e yaptırmak mı? Bu arada sanırım Bass'in Orlando ile anlaşmasına en çok sevinen adam Carter olmuştur.

Magic 54 - Pacers 68

Yaz Ligi'nin Orlando adına son maçı. Yazlıkta olduğum için izleyemedim ve yazamadım doğal olarak. Skora bakıp yazılanları okuyunca biraz fikir sahibi olunabiliyor. 4 gündür coşan Andeson'ın gücünün 5. güne yetmediğini, denenen isimlerden Powell, Chase ve Hendrix'in öne çıktığı, bütün takımın 54 sayı atabilip sadece 6 asist yapabildiği bir maç. Şu takımdan kimle imzalanır, ancak belki Powell ve Hendrix, ötesi soru işareti. Ligi 5'te 5 yapan Pacers kazanırken Nets/Sixers karması maç kazanamayarak ayrı bir rezalete imza attı.

Diğer Sonuçlar (Skorlara tıkla boxscore'a git):

Nets/Sixers 79 - 92 Celtics
Thunder 60 - 70 Jazz