18 Mayıs 2009 Pazartesi
He's Amazing, So Amazing!
17 Mayıs 2009 Pazar
Boston - Orlando 7. Maçı NTV'de
15 Mayıs 2009 Cuma
Orlando - Boston 6. Maç Yazısı Yayında
6. maç yazısını mesainin son yarım saatinde, artık kafanın işe basmadığı şu dakikalarda bitirmiş bulunuyorum. 2 aşağıdaki gönderide yazıyı bulabilirsiniz. Ayrıca NBAKolik anasayfasında da kısa sürede ulaşılabilir hale gelecektir.7. maç pazarı pazartesiye bağlayan gece saat 03:00'da Boston'da oynanacak. Seyir zevkinin dorukta olacağı, kalp krizi riskli bu maçı bir değişiklik olmazsa NTV yayınlayacak gibi görünmekte. O gece bir terslik olmazsa burada paylaşacağız zaten kanalı. Spor ve sağlık dolu günler...
Boston'da Görüşürüz! Savunmanın Zaferi...
6.maç Celtics’in final biletiydi. Deplasmanda da olsalar psikolojik avantajı ellerinde tutuyorlar ve baskı altındaki rakiplerine karşı maça önde başlıyorlardı adeta. Panik yapması, baskının altında ezilmesi beklenen taraf ise Orlando Magic cephesi idi. Bahis şirketleri maçtan bir sayı patlaması ve şuursuzca hücum beklediklerinden olsa gerek 191 sayı üzerini açmışlardı. Ama konu konferans finaline yükselmek ve var olup olmama olunca söz edilmesi gereken hücum değil savunmadır her zaman. Van Gundy’nin usanmadan söylediği gibi “It’s all about the defence!”
Orlando - Boston 6. Maç Canlı Yayın
http://www.atdhe.net/7085/watch-boston-vs-orlando
http://www.atdhe.net/7000/watch-boston-vs-orlando
Dedenin Vakti Doldu!
Kendisiyle anlaşıldığı gün söylemiştik hayra alamet değil diye. Ya takımda revizyon yapsın diye getirilmişti ya da bu yaştan sonra aldığı astronomik teklife dayanamamıştı. Başaramasa bile tazminatı kallaviydi. Biraz da Türkiye, İstanbul, boğaz havası alsa günah mıydı?Yazık oldu Fenerbahçe'ye, yazık oldu taraftara, yazık oldu futbolculara, yazık oldu Zico'ya ve yazık ki ne yazık koca bir sezon kaybolan seyir zevkimize! Ah bir Fenerbahçe vardı ki korktuğumuz, ah bir Fenerbahçe vardı ki Türkiye'de futbol oynanıyor dedirten.
Hepimize yazık oldu, Dede bayağıdır bekliyordu zaten, vakti doldu.
Fılaşbakınlan 5. Maça Dönelim!
Son şuta kurban verilen 4. Maç sonrası bu maça moralman çökmüş olarak çıkması beklenen Magic tam aksine, savunmaya konsantre ve sabırla hücum eder bir şekilde başladı. İlk çeyrekte özellikle Ray Allen ve Rajon Rondo üzerinde önemli baskı kurdular. Boston çareyi 4. Maçı alan Davis’in orta mesafe şutlarında ve Pierce’ın kişisel becerisinde aradı. Bu sırada Magic takım halinde yavaş yavaş hücum ediyor ve rolleri dengeli dağıtıyordu. Yedek kadroların devreye girdiği 2. Çeyrekte Boston’u House ve sürpriz şekilde Scalabrine oyunda tutmayı başardı. Magic’te yine işler yolunda gidiyor ve az sayı yiyen takım dengeli hücum ve skor dağılımıyla hiç de deplasmanda oynuyor havasına girmeden alttan alttan Boston’un içini oyuyordu. Rivers özellikle şut sokamayan ve ortalıkta gözükmeyen Allen üzerinden oynayıp onu devreye sokmaya çalışsa da, Ray Allen bir türlü maça adapte olamadı, sanki maça ruhen daha gelememiş gibiydi.Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.
14 Mayıs 2009 Perşembe
Boston - Orlando 6. Maçı Hiçbiryerde!
Sevgili basketbolsever arkadaşlarım, Boston - Orlando Doğu Konferansı yarı final serisi 6. maçı bu gece saat 02:00'da maalesef herhangi bir kanaldan yayınlanmayacak, en azından şu ana kadar farklı bir bilgiye ulaşamadık. Maçı internetten izlemek isteyenler olursa bulabildiğim canlı yayın linklerini burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım bilginiz olsun. Bazen linkleri yakalama işi çok sıkıntılı olabiliyor ve maç başladıktan yarım saat 45 dakikaya kadar verimli bir link yakalayamayabiliyoruz. Video paylaşım programları ile seyretmek de çok gecikmeli olduğundan tat vermiyor, o nedenle sabredersek 5. maçta olduğu gibi yine bir hi-def yayın yakalarız belki.Bu arada 5. maç yazısına başlamış olsam da maalesef aşırı telaş ve iş yoğunluğundan bitiremedim, zaman ayırıp okuyanlar ve yazıyı bekleyenler kusura bakmasınlar, keza çok kızdım kendime, planlar yürümedi. Artık 5. ve 6. maç kombin olacak, umarım 7. maç yazısını da yazabiliriz.
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Azalarak Bitsin...
Fenerbahçe'nin çıktığı her Türkiye Kupası finali öncesinde arkadaş geyiklerinden başka bir şey ifade etmeyen 'neler değişti' içerikli futboldan uzak ayrıntılarla dolu yazılar gazetelere manşet oluyor. Ben kendi adıma bıktım bunlardan. Ayrıca bu gazetecilikte kolaya kaçmaktan başka bir şey değil. Neler değişti yerine zihniyet değişmedi içerikli haberler yapılsa, F.bahçe'ye şakayla takılmak yerine, eleştirel yaklaşılsa bu takımın 26 yıldır neden kupayı kazanamadığı yazılsa konuşulsa... Fenerbahçe 26 yıldır kupaya hasret. 19 kez finale çıkıp 4 kez kazanmış. Ama son 5 yılın 3ünde de finalde varlar. 3 olur, 5 olur hep ezeli rakibine elenirsin finalde anlayış gösteririz. Ama 26 yıldır finalde kupa kaybediliyorsa ortada bir sorun vardır... Son 5 yıldır gazetelerde bu haberler manşet oluyorsa gazetecilikte de bir sorun vardır... Bunlar sorgulansa daha güzel günler göreceğiz.
Fenerbahçe kupayı alsın ya da almasın farketmez ama bu haberler mümkünse artık azalarak bitsin...
sevgiler volkanbk3
Orlando Yine İntihar Etti
Orlando @ Boston
yayın kalitesi muazzam
12 Mayıs 2009 Salı
Boston - Orlando 5. Maçı NBA TV'de
Arayanlar için canlı yayın linki:
http://www.justin.tv/sonny_chiba
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Son Şut Kurbanları
Orlando Magic şu ana kadar play-offta oynadığı 10 maçın 4’ünü kaybetti. Bu 4 maçın 3’ü ise, dün gecekiyle birlikte, son saniye basketleriyle kaydı ellerden. 1 maçı Hidayet’in savunduğu Iguodala alırken, 1 maçı Lewis’in adamı Young koparmıştı. Son darbeyi vuran yine Lewis’in adamı Glen Davis oldu. Maç sonu röportajında “Oradaydım ve bekliyordum, şutu atmak için hazırdım. Her gün çalışıyorum, çok çalışıyorum, kazanmak için her şeyi yaparım, şutu sokacağımı da biliyordum.” diyen Davis’in inanmışlığı hepimizi çok etkiledi. Kendi adıma helal olsun demek istiyorum. Geçen sene Garnett tarafından dövmekten beter edilen, aşağılanan, ağlatılan bu adam bugün takımını ipten alabiliyorsa her türlü övgüyü hak ediyordur.
4. maç son dakikasına kadar dengede gitti. Maçın başında Orlando, sonunda Boston biraz palazlansa da dengeyi bozamadılar. Orlando yine Rondo’nun şutunu riske etti, Allen ve Pierce’a baskılı savunma yaptı. Pierce bu sefer daha agresif ve akılcı oynadı ilk yarı boyunca ve bu seride ilk kez Hidayet’e karşı bariz üstünlük kurmayı başardı. Ancak onu durduran yine Hidayet’in zekası oldu. Hidayet’in her penetresinde her kaçışında ona yetişemeyip faulleri alınca ikinci devre son derece verimsiz oynadı. Allen devamlı değişen savunmacıları nedeniyle çok yoruldu kaçmaya çalışırken. Perde sonrası adam değişmelerde son derece başarılıydı Orlando savunması, pek fazla mis-match denilen eşleşme sorunu yaşamadılar. Boston tarafı ise savunmada yine Howard ve Lewis’e pek çözüm üretemezken Hidayet’i yakın alıp, top aldığında ilk adımına yardıma adam çıkartıp tıpkı Sixers serisinde DiLeo’nun yaptırdığı gibi bozdular. Redick’i top aldığında sert savundular, belki onlar da beklemiyorlardı ama Redick’in pas atabildiğini görünce biraz dengeleri bozulsa da faul problemine girerek Redick yine kendi kendini yaktı. Lee maç sonu enerji kattı Magic'e ama kaçırdığı 2 boş şutla maçın son saniyelere kalmasına neden olanlardan biri oldu. Rondo’yu Alston oyunda olduğu sürece iyi savundu, kolay pas atmasına izin vermedi ama aynı yetkinliği hücumda gösteremedi. Belki biraz daha isabetli oynasa maçı kazanan taraf Orlando olacaktı. Maç sonunda hem Boston hem de Orlandolu oyuncular bir çok atıştan faydalanamayınca düğümü çözmek son saniyeye kaldı. Glen Davis ise kötü oynadığı 3. maç sonrasında şüphesiz bu maçın “X” faktörü, İskender’i oldu. Maç boyu kaçırdığı 5 serbest atış ile takımını sıkıntıya sokan genç forvet, son şutta Magic savunmasının ona saygı göstermemesini feci fatura etti.
Skor 94-93 ve maçın bitimine yaklaşık 10 saniye var. Maçı izlerken kendi adıma mola alan Boston’da Rivers’ın Pierce üzerinden bir hızlı hücum çizeceğini, basket bulamazlarsa kalan sürede bir kez daha hücum edip beraberliği yakalamak için faul yapacaklarını düşünmüştüm. Ama tıpkı 2. maçta olduğu gibi Koç Rivers bir kez daha ne kadar kaliteli bir isim olduğunu göstererek beni de Orlando Magic’i de şaşırttı. Süreyi sonuna kadar kullandılar, son topu Pierce’a verdiler, şuta kalkan Pierce’ı Howard çok iyi kapadı, Lewis de ona yardıma koşuyordu, ben tamam bitti bu iş derken Pierce topu Davis’e indirdi ki, asıl o an Orlando’nun işi bitti. Rivers’ın bu seti çizdiğini, Davis’in ihmal edileceğini düşündüğünü maç sonu öğrendik. Herkes Pierce ya da Allen derken, O müthiş bir maç geçiren Davis’e verdi bütün sorumluluğu. Kaçırsa “İyi savunma yaptı Magic, Davis üzerinden oynamaya mecbur kaldık, O da elinden geleni yaptı” diyerek savunacaktı oyuncusunu belki de. Ama “Glen beni kendimden geçirdi, işi bitirdi!” diyerek ne kadar mutlu olduğunu anlattı maç sonunda.
Stan Van Gundy maç sonu demecinde “Oyuncularım tamamen benim istediğim savunmayı yaptılar son topta. Yanlış yapan biri varsa o da benim.” dedi. Oyuncularını savunması ve tüm sorumluluğu üzerine alması onun karakterinin ansıması tıpkı maç öncesi son antrenmanda taktik tahtasına yazdığı şu cümle gibi: Sixers 3. maç sonunda 2-1 öndeydi, seriyi 4-2 biz kazandık. Bugün biz 2-1 öndeyiz, benzer bir şeye izin verecek miyiz?
Bu seri koçların kapışması şeklinde geçiyor, her maç ayrı bir taktiğe her maçayrı bir stratejiye şahit oluyoruz. Dün Magic’in elinde olan saha avantajı bugün Celtics’in elinde ve hiç kimse 5. maçı kesin Celtics alacak diyemiyor bugün. İşte bu da basketbolun güzelliği. Maç anlatımı ve yorumlarıyla ilgili tek söz söylemedim gördüğünüz üzere, çünkü Kaan Kural yapmıyordu ve basketbolseverler her iki takıma da hakkını veren (yanılmıyorsam) Çolakoğlu ile çok rahattı.
2.maç yazısında söylediğim aşağıdaki sözlerin ne kadar yerinde olduğunu ispatlayan bir cümle ile yazıyı kapatalım. O cümle şuydu:
“Van Gundy mutlaka savunma çözümleri üretecektir Boston'a karşı. Çünkü bir şekilde Orlando Boston'a 90-100 sayı arası yense de yenilse de atacaktır ama yediği sayı serinin gidişatını belli edecektir.”
3. maçta Celtics açılan farkı azaltıyor ve hemen molayı alan Van Gundy oyuncularına bir kaç kez şu cümleyi söylüyor.
“It’s all about the defence!”
Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.
Orlando - Boston Internet Yayını
İşte yayın adresi şurada, yazılım da burada. İyi seyirler ve eğlenceler.
Orlando'dan Gözdağı - Gecikmiş 3. Maç Yazısı

2. maçta Magic’e çok önemli mesajlar vererek Pierce’ı hiç kullanmadan, Eddie House faktörü ile ezici bir galibiyet alan Boston Celtics için 3. maç çok önemliydi. Bu maçı almaları demek serideki saha avantajını yeniden yakalamaları demekti çünkü. Ben kendi adıma maça çok hırslı, hızlı ve baskılı başlayacaklarını düşünmüştüm ama bu sefer beni şaşırtan Magic oyuncuları değil Celtics oyuncuları oldu. 2. maçı alanın sadece Rivers ve House olduğunu ispatlarcasına maçtan çok çabuk kopup bir daha toparlanamadılar.
Diğer 2 maçın aksine daha maçın hemen başında Orlando Magic’in farklı bir top oynayacağı belli olmuştu. Alston’ın cezası nedeniyle olmadığı beşte 1 numara oynayan adam Anthony Johnson’dı. Rondo ile ilk 2 maçtaki eşleşmelerinin çoğunu Rondo kazanmıştı. Maç öncesi görüşlerde de hep AJ’in ezileceği söyleniyordu. Ancak oynadığı süre boyunca Rondo’ya kabus oldu AJ. Marbury ilk kez bu kadar önemli süre aldı Rondo’nun yerinde. AJ’in savunmasının sırrı Alston’ın yaptığı gibi çok yakından almak değildi rakibini. 1 adım daha geriden alarak, diğer arkadaşları asist kanallarını kapattığında Rondo’yu şuta mecbur bıraktı, o bir adımın avantajıyla perdelerden çıkmayı da başardı. Yeşil kadroda belki de en kötü şut atan adam olan Rondo da isabetsiz atışlarıyla ritmini kaybetti. AJ’den sonrası da pek renkli olmadı onun için. Zaman zaman Hidayet aldı onu, sonrasında Lee. Üçünden de çok çekti, Celtics’e de bu savunma stratejisi çektirdi.
Takım savunması anlamında belki de bu post-season’daki en iyi maçı oynadı Magic. Şutörleri maçın büyük bölümünde yakından savunup, şut attırmadan penetre ya da zorlama atışlara mecbur bıraktı savunmacılar. Redick kariyerinin en iyi savunmasını yaparken, sakatlıktan dönen maskeli süvari Redick’ten aşağı kalmadı. Hidayet öylesine bezdirdi ki Pierce’ı attığı sayıların Hidayet dışarıdayken ya da başka bir adamın üzerindeyken geldiğine odaklanmak gerek. Lewis 2. maçta eleştirdiğimiz yardım savunmalarına gelmeme eksikliğini biraz gidermiş gözükürken, kendi adamlarını da yakın alarak iyi savundu. Howard içinse blok performansını gördükten sonra söylenecek söz yok. 2. maçta Magicseverleri çok üzmüştü umarsızlığı ile. Yaptığı sansasyonel bloklar çok ciddi ivme verdi takım savunmasına ve hücumu da ateşledi adeta.
Bu savunma verimini ve Hidayet’in, Johnson’ın, Lewis’in hücum performanslarını gördükten sonra Stan Van Gundy’e birkaç kelime etmeden geçemeyeceğim. Rivers’ın 2. maçtaki karakter gösterisinden sonra o sahne aldı 3. maçta. Savunmadan aciz, adam paylaşamayan bir mahalle takımı görüntüsündeki Magic’i 2 gününde nasıl başardı da böylesi iyi savunma yapar hale getirebildi, alkışlamak gerek. İlk devre neredeyse hiç üçlük seti oynatmayarak rakibin savunma konsantrasyonunu bozup 2. devreyi yağmur gibi üçlüklerle geçirtti takımına ve bu sene ilk kez güvenle üçlük attı Magic. Maçtan önceki yorumumda oyun kurucusuz bir beş görebiliriz demiştim ve maçın 20 dakikasını böyle oynadığını gördük Van Gundy’nin, yetiyi Hidayet’e verdiğini. Stan Van Gundy her şeyiyle çok farklı bir Koç. Bu koçun 3 senedir kenarda oturan NCAA efsanesi oyuncusu Redick'in, maçın sonuna 26 saniye kala aldığı topu hücum etmeden 24 saniye süresi dolarken hakeme teslim edip rakibin ve taraftarların ciddi saygısını kazandığını ve ayrıca Boston Celtics'i onore ettiğini söylemeden geçmek de ayıp olur. Kutlamak gerek J.J. Redick'i.
Hidayet’in sakatlığının etkilerini atmaya başladığını ve zorlama atışlardan olabildiğince uzak durduğunu görmek, Lewis’in ısrarla potaya yaklaştığını izlemek, Lee’nin penetrelerini, Redick’in şutlarını takip etmek bir zevkti. Ama 4. maça bu Boston olamayacak Amway Arena’da.
Bu serinin TV kahramanları Kaan Kural ve Murat Kosova’ya dönüp yaptığım bazı tespitlri paylaşmak istiyorum. Kural’ın Boston maçlarında taraftarca maç yorumladığından, fazlaca konuştuğundan ve spikere maç anlattırmadığından dem vurmuştum hep. Üşenmedim ilk devre daha maç kopmadan bir sayayım dedim Kural nedeniyle anlatılamayan hücumları. İlk çeyrekte 16, 2.çeyrekte 12 olmak üzere ilk devrede tam 28 hücumu anlat(a)madı Kosova. 28 hücum ne demek Allah aşkına. İlk devrenin 3’te 1’i anlatılmamış! Taraftarca yorumlarını takip etmek istedim ama bu sefer azdı bunlar, bizim yazıları mı okudu ne? Maçın başından itibaren Boston hep geride kalıp bir türlü patlama yapamayınca pek bir az bahsetti Boston’dan ve oyuncuların şecerelerinden, ama yine de kabına sığamadığı dakikalar oldu. Lewis’e faul yapılan bir pozisyonda sinirli bir şekilde “şamarı yedi suratına!” demesi, Howard’ın boyalı alanı dağıtan smacına yorum bile yapmayıp 30 saiye kadar konuşmaması, Eddie House’un 2. çeyrekte farkı 12’ye indiren üçlüğünü bir nara ile kutlaması, Boston’ın bu kadar fark yemesi ve hücumdaki başarısızlığını Orlando’nun iyi oyun ve savunmasına değil de “Bugün çok dağınıklar, özellikle Alen ve Pierce’ın bu performanslarında savunmanın rolü yok.” diyerek farklı yerlere bağlaması Kaan Kural’ın rengini anlamamız için yeterli verilerdi.
Maç anlatımıyla ilgili unutamayacağımız diğer enteresanlıklar Kosova’dan geldi. Türkçemiz'e kazandırdığı penetrasyon kelimesi ve bir smaç sonrası söylediği “smacı koymuştu!” sözleriyle geceye renk kattı. Teşekkürler Kosova.
4. maçı kim anlatacak bilmiyorum ama dünkü Denver-Dallas maçındaki gibi tarafsızca maç yorumlayan bir Kural istiyoruz yine yoruma gelecekse. Allahtan Digiturk’te orijinal dil seçeneği var da onlara mahkum değiliz.
Not: Bu yazı NBAKolik için yazılmıştır.
10 Mayıs 2009 Pazar
Orlando - Boston 4. Maçı NBA TV'de
9 Mayıs 2009 Cumartesi
Orlando'dan Gözdağı
Bilgisayara sağlam bir format gerektiği için bu maçın yazısını geciktirebilir ya da yazamayabilirim, olmazsa 3.4. maçı kombin yaparız.
8 Mayıs 2009 Cuma
Messi mi Ronaldo mu?
Sevgili dostum ozhano ile bir kaç gündür Messi mi Ronaldo mu diye birbirimize girmiş durumdayız. Kimin kimi savunduğunu söylemeden gelen giden futbolseverlere bir soralım istedik. Hazır yarı finaller yeni oynanmış Şampiyonlar Ligi'nde, her ikisi de kupanın birer kulpundan tutmuş çekiştirirken soruyoruz sorumuzu:Siz olsanız hangisini takımınızda görmek istersiniz, Messi mi Ronaldo mu?
Anket hemen solda. Anket sonucuna göre ozhano ya da ben ötekine fena halde giydirecek, karışacak buralar :D
Yorumu, nedeni, niçini olan da buyursun davetlimiz olsun, çatallasın salatayı.
Bugün Galatasaray'a Gelenler #2
Orlando Boston 3. Maçı NTV'de
Alston House'un kafasını okşadığı için cezalı, bu seride ilk kez Lue'yu sahada görebiliriz. Hatta bir ara Lee - Pietrus - Hidayet - Lewis - Howard gibi bir beş sahada olursa şaşırmamak gerekir. Keza Lee maça yedek olarak başlayacak, tabii ki özel bir maske takarak. Zevkli maç olacağa benzer, eksik Magic'in sürpriz yaparak daha rahat oynayabileceği tezimi öne sürüp kaçayım.
7 Mayıs 2009 Perşembe
Bugün Galatasaray'a Gelenler
Doc Rivers'tan Karakter Gösterisi
Howard Sixers - Magic serisinin 5. maçında Dalembert'e attığı dirsek nedeniyle ceza almış ve 6. maçta forma giyememişti. O maçta Sixers'ın savunmadaki şaşkınlığını hatırlarsak bu maçı da aslında biraz anlamış oluruz. Her ne kadar deplasmandaki ilk maçı kazanmış olmanın verdiği rehavet de olsa Orlando oyuncularının üstünde, her maçta kenarda çıldıran Stan Van Gundy için Pierce'ın eksikliği farklı eşleşmelere gitmesine ve savunmadaki zaaflara yol açtı. Pierce olmayınca iyice kısa beşe dönen Celtics'te Redick'in hızlı 3 faulü sonrası Ray Allen'ı Hidayet aldı. Allen'ın çabukluğuna Hidayet'in bilek sakatlığı nedeniyle yavaş kalmasını ekleyince o eşleşmeden Boston adına servet, Magic adına felaket çıktı. Her ne kadar istatistiklerde çok iyi oynamış gibi gözükse de Lewis'in Scalabrine ve Davis ile eşleşmelerinde güçsüz ve silik görüntüsü de buna eklenince Celtics hücumda önemli bir etkinlik yakaladı. İlk maçta mükemmel olmasa da Rondo'yu sindirecek ve etkisini azaltacak bir oyun oynayan Alston oyun sıkıştıkça zorlamalara girince oyundan kopma noktasına geldi. Çok iyi perde oyunları yapan rakip karşısında çoğu zaman Rondo'yu kaçırdı veya şutör adam üzerinde ve uzağında kaldı. Penetrelerine de önlem alınmıştı bu sefer, boyalı alanda Celtics muazzam bir yardım savunması yaptı. Böyle olunca da Alston sahadan silindi.Boston'un doğru yaptığı en önemli şey Orlando'nun yumuşak karınlarını bulmaktı bu maçta. Hidayet'in sakatlığı, Lewis'in sertlikle başa çıkamaması, Allen-Redick eşleşmesi ve Orlando'nun kısa beşle oynuyor olması. İlk üçünden bahsettik ama dördüncü madde Pierce'ın yokluğunda iyice kısalan ve hızlanan Celtics için bir madene dönüştü adeta. Howard'ın maçtan kopuk haliyle iyice değerlenen bu madeni maç boyu çok iyi işlediler. Yılın savunmacısı seçilen Howard 2.maçta sadece pota altında durdu oynadığı sürede. Ne koştu, ne doğru düzgün pozisyon aldı ne de agresifti her zamanki gibi, hücumda da savunmasını taklit etti yardımlı, ikili sıkıştırmalı pozisyonlara rağmen dışarı pas çıkarmadan hep kendi zorlayıp, abuk sabuk şutlar attı, hattı onlara şut da denemez, topu potaya doğru saalladı diyelim. 4 numara oynayan özellikleri itibariyle hücumda eşleşme sorunları yaratıyor olmasının ötesinde, kalın ve iyi sıçramayı bilen bir 4 numara olmaması, hatta 4 numara oynamayı defansif anlamda tam anlamıyla becerememesi nedeniyle, yardım savunmalarında çok büyük sıkıntı yaşandı pota altında. Hem Howard kötü bir gününde olunca hem de yardımlar işlemeyince boyalı alanı adeta işgal etti ilk yarıda Celtics. İkinci yarıda buna karşı bir önlem olarak Van Gundy takımı biraz daha geriye çekip gçmülü oynatmaya çalışınca da Eddie House faktörü çıktı ön plana. Kariyerinin en iyi play-off maçını oynayan House, karşısında savunmada kim geldiyse alay eder gibi oynadı topunu. Belki House'un 2. yarı etkinliği olmasa Magic'in bir şansı olabilirdi, ancak Alston ve Howard pes etmişken, Lewis ve Hidayet etkisizleştirilmişken bu mümkün değildi.
İlk maç yazısında dediğim bir şeyi tekrar etmek ve Boston seyircisini övmek istiyorum. Sanki takımları geçen senenin şampiyonu değil de yıllardır ilk kez play-off gören bir takım ve onlar da başarıya açlar. 21 senenin açlığını bir şampiyonluk dindiremez diyebilirsiniz, kabulümdür. Garden'a Keltler muazzam bir tezahürat yaptılar, takımlarını hep ittirdiler ve yine Hakemleri etkileri altına almayı başardılar. Çok seviyorum Celtics seyircisini!
Hakemler demişken NBA'de yıllardır yaşanan ve bu seride de devam eden bir adaletsizliğe değinmek gerek. Yıldız düdükleri, hakkı verilmeyen dominant uzunlar ve evsahibi avantajı NBA'in güzelliğine leke sürecek cinsten. Söylemeye çalıştığım hakemler yaktı Orlando'yu değil, bu güzel oyunu düdükleriyle lekeliyorlar zaman zaman. Pierce'a faul, Redick'e faul, Hidayet kat eden oyuncuya yarım adım kalçasını çıkarıyor faul, aynısını Davis ve Perkins yapıyor düdük duyulmuyor, Redick, Pietrus kattaki adamı kovalarken perde koyan adama çarpıyorlar faul, Pierce ya da Allen çarpıyor hücum faul, ribaunta çıkılıyor Howard Perkins'e ufacık dokunuyor faul, Perkins, Davis Howard'a cidden vurmadan düdük duyamıyoruz. Yıllarca Shaq, Olajuwon, Ewing nasıl haksızlığa uğradıysa bugün de Howard yaşıyor aynısını. Tek isteğim var bir basketbolsever olarak, deplasman veya evsahibi takımına aynı düdükler çalınsın, çok basit. Orlando'da Orlando'ya, Boston'da Boston'a gitmesin ortadaki düdükler. Top oynansın sadece.
Özetle bu maça çok iyi hazırlanan Celtics Pierce'ın çıkışıyla savunma planları bozulan Magic'i kısa 5 ve boyalı alana penetre taktikleriyle perişan etti. Hem Rivers hem Van Gundy derslerine çok iyi çalıştıklarını birer maçta gösterdiler. Rivers tam anlamıyla bir koçluk karakteri gösterisi yaptı, teknik kalitesini gösterdi. Şu anda ivmeyi arkasına almış olan takım Boston olarak gözükse de serinin Florida'ya taşındığını ve o muhteşem Kelt taraftarının orada olmayacağını unutmamak gerekir. Van Gundy mutlaka savunma çözümleri üretecektir Boston'a karşı. Çünkü bir şekilde Orlando Boston'a 90-100 sayı arası yense de yenilse de atacaktır ama yediği sayı serinin gidişatını belli edecektir. 3. maç ne ilk maç ne de 2. maç gibi erken açılan farklara sahne olmaz diye düşünüyorum. 3. maçta izleyeceğimiz kesinlikle kıran kırana bir maç olacaktır. Boston kazanmak için müthiş bir enerji koyacaktır ortaya, Orlando onların bu agresifliğinden faydalanıp hızlı hücumları arttırabilirse ekran karşısında bizler de zevkten dört köşe oluruz.
Son Sözüm yine Kaan Kural'a. İlk maça ilişkin yazımda o başlığı sırf artık midem bulandığı için atmıştım şampiyonun yüreği muhabbetinden. Beni yanlış anlayanlar da olmuş, sanki Boston'u rezil ettik havasına girdiğimi sananlar. Durum öyle değil. Hem blogdaki karşılıklı yorumlarda hem de yazılarımda rahatlıkla görebilirsiniz ki, rakibi aşağılamak benim yapımda olan bir şey değildir. Tepkimin adresi belli; Kaan Kural. Dün geceki maçı her iki takım taraftarı olmayıp da seyredenlerin eminim ki aklında soru işaretleri oluşmuştur maç yorumlarıyla ilgili. Örneğin:* 29 sayılık fark 5 dakika içinde 14'e indikten sonra "Önde olan takım o kadar farkı yaptıktan sonra nasılsa maçı aldık dedikleri ve maça asılmadıkları için fark eriyebiliyor" derken ilk maçta 28 sayılık farkı eriten Boston için "İşte Şampiyonun yüreği dedikleri bu, kitlediler Orlando'yu, hiç bir şey yaptırmıyorlar, Orlando bir an önce maçı bitirip kaçıp kurtulmak istiyor" demişti.
* Rondo'nun maçın sonlarına doğru yaptığı smaca adeta yerinden kalktığını hissetirerek, bağırarak tepki veren Kural benzer bir smacı vuran Pietrus'la ilgili tek kelime etmedi.
*Kural aynı Pietrus maçın sonuna doğru 11 serbest atış soktuktan sonra 2 serbest atış kaçırınca "Sezon başında iyiydi ama şimdi faul bile sokamıyor" demekten de çekinmedi.
* Yerel televizyonların taraftarca maç anlatmasının yayınların kalitesini düşürdüğünden bahsederken tüm maç boyunca Celtics ile bilgiler verip durdu, bir çok Boston basketinden sonra sevinçli ve mutlu bir tonla oyuncuları överken Orlando ile bir kaç bilgi Orkun Çolakoğlu'ndan arada derede geldi, anlaşılmadı bile.
Maç yine Celtics TV'de anlatıldı sanki ve ben Orlando Magic taraftarı olmamdan önce bir basketbolsever olarak çok sıkıldım. Eğer Kural Howard'a çalınan 2 ucuz düdüğe de laf söylemese, sıkılma ciddi ciddi sinirlenme boyutlarına geçecekti ilk maçta olduğu gibi. Ya Kaan Kural Kraldan çok kralcılığı ve taraftarlığı bırakacak, objektif olarak maç anlatacak, ya da ben ve benim gibiler NTV'de basket seyretmekten vaz geçeceğiz. Nerede gözünü sevdiğim Murat Murathanoğlu neredebugünkü spiker ve yorumcular (İsmail Şenol ve Orkun Çolakoğlu'nu bir kenara ayırarak).
Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Boston - Orlando 2. Maçı NTV'de
Oyuncak gibi oynamazlarsa hangi kanaldan yayınlanacağıyla maç bu sabaha karşı 03:00'da NTV'de olacak. Enteresan tarafı ilk maç NTV'den yayınlanmış olmasına karşın hala NTVSpor'da yayınlanmış olarak gözükmekte, kutluyoruz Web adminini NTV'nin.
5 Mayıs 2009 Salı
Şampiyonun Yüreğine Çizik
Sixers serisindeki maçlarda lanetli 18 sayılık farktan bahsettik hep. Fark ne zaman 18 sayı olduysa Magic oyuncuları anlaşılmaz bir rehavete kapılıp maç verecek duruma geldiler, bazı maçları verdiler de. İlk devrenin sonunda fark 18 sayı olunca benim de aklımdan acaba sorusu geçmedi değil. Üstelik bu sefer karşımızdaki takım Sixers değil takım olmanın tüm şartlarını yerine getirmiş tecrübeli Boston Celtics idi.
İlk devrede adeta sürklase etti Orlando Magic Boston Celtics'i. Ne attıysa soktu şutörler, Howard da savunmada boyalı alanı karartınca Bostonlular şuta mecbur kaldı, sokamadılar. İlk yarı sonundaki 18 sayılık sonunda hemen "Boston Atlanta serisinde yıprandı, çok yorgunlar, doğal skor, Magic alır götürür diyenler" ben demiştim demeye başladılar çeşitli yerlerde (internetten, foumlardan bahsediyorum). Oysa ki bu farkın yorgunlukla falan alakası yok, konsantrasyon eksikliğinden başka bir şey değil bu. Orlando'nun maça böyle hızlı başlayacağını Doc Rivers da düşünememiş belli ki. Şampiyona kendi sahasında bu derece saldıran bir takım daha beklememiş Rivers Chicago'dan ve Magic'in Sixers serisini gördükten sonra. Olay bundan ibaret. Celtics yorgun olsa 2. yarıdaki topu nasıl oynayacaklardı acaba?
3. çeyreğin başında yağmur gibi yağıp farkı 28 sayıya çıkardığı anda Magic, oyuncuların hepsi bir anda "maç bitse de gitsek" oldular. Bir benzerini daha hafta sonu Euroleague finalinde gördük. Fark 22 sayıya çıktı ve Pana "CSKA'yı bitirdik" derken bir anda maçı verme noktasına geldiler. Demek ki üst düzey maçlarda hiç bir şart altında rehavete kapılmamak gerek. Ancak bu Orlando'nun tipik hastalığı haline geldi. Play-off'larla beraber 15 maç sayarım ki 15 küsür farklardan verilsin ya da son anda kazanılsın. Bence bu oyuncuların tecrübe eksikliğinden kaynaklanıyor. Oysa aynı oyuncular kafa kafaya giden maçların çok büyük çoğunluğunu almayı başarıyorlar, birbirine tezat ve nedenini bir türlü anlayamadığımız bir kompozisyon bu. Kadroya baktığımızda en üst düzeyde ve en fazla sayıda play-off oynamış olan isimler Anthony Johnson ve Hidayet. AJ 90'a yakın maç ve 3 konfrerans finalinde görev almış ancak çoğunlukla 2. veya 3. tercih olarak oynamış. En son play-off'undan bu yana da tam 3 sezon geçmiş. Hidayet ise 58 maç ve 1 konferans finali yapmış, AJ'e göre daha fazla kullanılan bir isim olmuş takımlarında. Sadece 1 kez 2. tur oynayan Lewis ve Alston'a, bir de aynı durumdaki Howard'ı eklediğimizde takımda önemli bir tecrübe eksikliği göze çarpıyor. Aslında bunu ortadan kaldıracak adamların tecrübeli Hidayet ve AJ olmaları gerkirken rehavetten en çok etkilenen isimler onlar olarak gözüktü. Lewis de o kadar iyi başladığı bir maçta onlara uyunca takımı ayakta tutmak bir anda sürpriz adam Pietrus'a kaldı. Seriyi değerlendirdiğimiz yazıda Redick'in Magic için kara delik olacağını ve Pietrus'u sahada bolca göreceğimizi söylemiştim. Pietrus hem savunma açıklarını kapattı maç boyu hem de ciddi katkıda bulundu skora. Bu serinin "x" faktörü ben olacağım der gibiydi maç boyu. Howard maç sonu sorumluluk alıp, maç sonu taktik fauller için Van Gundy de Redick'i oyuna alınca Boston'un 28 sayıdan geri dönme macerası da yarıda kaldı.
Maçta her iki takım tarafında da şaşırtıcı olan Moore ve Battie'nin koçları tarafından tercih edilmemesiydi. SVG kısa süre Gortat ile oynarken, Rivers Scalabrine, Davis, Perkins üçlüsünü pivotta dönüşümlü oynattı. Magic'in 28 sayıdan maçı verme pozisyonuna kadar gelmesinin en büyük nedeni Scalabrine ve Davis'le kaldığı pozisyonlarda Howard'a top indirilmemesiydi. Van Gundy'nin kenardan "saati kullanın, pas yapın çığlıklarını" adeta duymazdan gelince Magic oyuncuları, kendi kendilerine yenileceklerdi. Pierce'ın enerjisiyle liderlik ettiği bu geri dönüşte taraftarın da rolünü yadsımamak gerekir. Hakemler üzerinde önemli bir etki yaratmayı başardılar. Özellikle farkın erimeye başladığı dakikalarda Ray Allen ve Paul Pierce çok basit düdükleri, yani yıldız düdüklerini almayı başarırken, Magic oyuncuları yerlerde bile sürünseler kolay kolay faul alamadılar. Düdükler hakkıyla çalınsa belki de maç bu noktaya kadar gelmeyecekti. Ama olan oldu, büyük fark erimesine rağmen Orlando Magic, geçen senenin şampiyonunu hem de deplasmanda yenerek 1-0 öne geçti. Artık saha avantajı Orlando Magic'te ama 2. maçı Boston alamazsa seri hiç beklenmeyen bir yöne doğru gidebilir.Bir kaç cümle de maçı anlatan Murat Kosova ve Kaan Kural'a ayırmak istiyorum. Bütün maç şampiyonun yüreği diyip durdular. Neyse bu şampiyonun yüreği, nasıl bir şeyse bize de anlatsalardı keşke. Aynı maçı Sixers'a karşı da yaşadı Magic, sixers da mı şampiyon, yoksa bu şampiyonun yüreği bakkaldan, kasaptan kiloyla mı alınıyor? Forumlarda okumaktan bıktığımız şu yürek meselesine asabım bozuldu. Al gördük işte şampiyonun yüreğini, çizip bıraktı Orlando, aortta kesik var, kan fışkırıyor! Kaan Kural'ın bilgi birikimine ve NBA takipçiliğine saygımız sonsuz ama hiç durmadan konuşmasına, hele hele bir de taraftar gibi konuşmasına hiç dayanamıyorum. Bütün maç da kötlenmez ki kazanan bir takım. Arada ayıp olmasın diye bir kaç iyi istatistik veriyor, sonra başlıyor sıvamaya. Sanki maçı Celtics TV'de seyrettik! Kaan Kural daha az konuşsa ve her pozisyona bir hikaye, bir mizansen, bir benzetme uydurmaya kalkmasa hem maç seyredenler hem de o maçın spikeri rahat edecek. Kural'ın yorumcu olduğu maçlardaki pozisyonların en az üçte biri güme gidiyor, anlatılamıyor. Bugün NBAKolik'ten, hiç abartmıyorum, bir çırpıda toplasak maçı tarafsız bir şekilde yorumlayacak ve seyirciyi sıkmayacak en az 10 aslan buluruz. Sözün özü sıkıldık fazla konuşup, taraftarca maç anlatanlardan.
Orlando'nun 2. maçtaki oyununa bakalım hep beraber, o oyun bize serinin geri kalanı hakkında önemli fikir verecektir, çünkü Boston'ın nasıl oynayabileceğini az çok kestirebiliyoruz ama Orlando medcezir gibi bu sene. Bir de İsmail Şenol ya da Orkun Çolakoğlu anlatsın bundan sonraki maçları, bizler de ne seyrettiğimizi anlayalım.
Not: Bu yazı NBAKolik.com için yazılmıştır.
4 Mayıs 2009 Pazartesi
Boston Orlando Maçı NTVSpor'da
Edit: Biz öyle dedik ya uyuzluk, cinslik olsun diye herhalde bir anda NTV'ye almışlar maçı. Fark etmez canım.
MVP : Lebron James
Günün Sözü: Doc Rivers
"We aren’t defending anything, they can’t come back and take our trophy away. We are trying to win another one.”Biz şampiyonluğumuzu falan korumuyoruz, birileri gelip kupamızı alıp götüremez. Biz yeni bir tane kazanmak için uğraşıyoruz.
Doc Rivers - Boston Celtics Koçu
3 Mayıs 2009 Pazar
Magic - Celtics Eşleşmesi
Doğu Konferansı yarı finallerinin beklenen ve en fazla heyecana sahip olacak eşleşmesi beklendiği gibi, ama umulandan biraz daha geç başlıyor. Sixers’la kendi hatası yüzünden gereğinden fazla uğraşmak zorunda kalan Magic ile Chicago’nun elinden son anda kaçan Boston yarı finalde.
Boston açısından baktığımızda oldukça yorgun, yıpranmış ve Garnettsiz eksik olduklarını söyleyebiliriz. Ancak geçen sezon 21 sene sonra gelen şampiyonluk serüvenini hatırlayacak olursak ilk turdaki 4-3’lük Atlanta serisini ve o yorgun, yıpranmış Keltlerin yüzüğe doğru yürüyüşleri gelir gözümüzün önüne. O yüzden bu yorgunluk ne Boston için dezavantaj ne de Orlando için bir avantaj sayılabilir. Orlando’nun 4-3’lük Boston – Chicago serisinden tek kazancı Boston’dan 3 gün fazla dinlenmiş ve sakat oyuncularının rehabilitasyonu için fırsat yakalamış olması. Hidayet’in bileğindeki ciddi sakatlık ve maçlara iğneyle çıkıyor oluşu performansını bir hayli etkilemişti. Hafif antrenmanlar ve tedaviyle geçen 4 günün etkisi büyük olacaktır oyunu üzerinde. Sixers serisi 5. maçında Howard’ın dirseğiyle sakatlanan ve sinüs kemiğinde kırık oluşan Lee de ameliyat sonrası iyi çalışabilirse 3. ya da 4. maça yetişebilir. Lewis dizindeki zorlanmayı aşmış gözüküyor. Zaten onun için en büyük sıkıntı 1 ayı geçkin süredir hastanede yatan kızının iyileşmeye başlamış olması. Kanser teşhisi konulan kardeşinin de en kısa zamanda iyileşmesini, hiç kimsenin hastalıkla sınanmamasını diliyorum.
Kadrolara ve eşleşmelere bakacak olursak 2 takımın da üstün olduğu noktalarla karşılaşıyoruz. Kuşkusuz Boston’ın açık ara önde olduğu eşleşme Ray Allen – J.J.Redick eşleşmesi. Gerektiğinde delici gerektiğinde şutör bir yıldız Ray Allen ve karşısında hem fiziken zayıf hem de nispeten yavaş bir oyuncu var. 3 senedir doğru düzgün top oynamayan ve Lee’nin sakatlığı sonrası bir anda 2 numarada 1. tercih haline gelen Redick Magic açısından tam bir soru işareti ve belki de kara delik. Kariyerinin en iyi maçlarından biriydi Sixers serisinin son maçı ama rakibin yaşadığı şaşkınlık ve konsantrasyon kaybının bunda etkisi de gayet büyüktü. Redick’in muhtemelen çok zorlanacağı ve faul problemine gireceği bu eşleşmede Pietrus ilaç olmaya çalışacaktır.
Orlando’nun açık ara önde olduğu eşleşme ise Dwight Howard – Kendrick Perkins eşleşmesi olacak. Perkins ne yaparsa yapsın Howard’a göre 1-2 sıklet geride. Bu zamana kadar ki karşılıklı maçlarına bakacak olursak hep bu üstünlüğü görebiliriz. Howard’ın üzerinden fazla oynamayı tercih etmeyecektir Boston, amaç çoğunlukla onu ikili oyunlarla dışarıya çekip boyalı alana öyle girmek olacaktır. Perkins’in de tıpkı Redick gibi erken faul problemine gireceğini ve Moore’un 1.tura göre daha fazla süre alacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Oyun kurucu pozisyonunda Alston – Rondo birbirlerine denk oyuncular, birbirlerini yiyip bitireceklerdir. Ne Alston Rondo’yu ne de Rondo Alston’ı tutabilir. 3 numarada Hidayet Pierce’ı savunurken çok zorlanacaktır ancak bileğinin daha iyi olduğu varsayımıyla aynı sıkıntıyı Pierce da yaşayacaktır. 4 numarada Lewis hücumda Glen Davis’i bir hayli zorlayacak ve Boston’un savunmadaki yumuşak karnını Van Gundy de bu eşleşmede arayacaktır. 3-4 numara rotasyonuna ister istemez Van Gundy Battie’yi kullanmak durumunda, çünkü Pietrus ancak Redick’in açıklarını kapamakla meşgul olacaktır.
Orlando Magic maç başlarında Dwight Howard’ın üzerinden oynayıp Perkins’i oturtmaya çalışacaktır. Moore ve Scalabrine’nin oyunda olduğu dakikalarda içe penetreler ve alışık olduğumuz penetre üstü paslarla yakalanacak boş üçlüklere çalışacaktır. Sixers serisinin 6. maçında gördüğümüz üzere hızlı hücumlar, baseline katları, ikili oyunlar ve tepe pick and roll’leri gibi bir çok set zenginliğine sahip Magic devamlı aynı sete takılıp kalmazsa Boston savunmada fazlasıyla yorulur bu da onların hücumunu kötü etkiler. Eğer Boston savunma dozunu çok sertleştirirse o zaman çok pas yapmak durumunda Magic. Birebir zorlamalardan uzak durduğu sürece Magic Boston’a bir şekilde üstünlük sağlayabilecektir.
Boston tarafında Ray Allen’ın Redick madenini fazlasıyla işleyeceğini, Howard’ı Perkins’i tepeye çıkararak boyalı alandan uzak tutmaya çalışacaklarını ve Pierce’ın Hidayet üzerine sıkça yüklenerek onu da faul problemine sokmayı deneyeceklerini düşünüyorum. Oyun kurmada önemli bir etmen olan Hidayet ne kadar az sahada olursa Boston’ın şansı o kadar artacaktır.
Çok çekişmeli ve zorlu bir seri, 7 maça uzama olasılığı da yüksek. Eğer Garnett olsa Boston önde diyecektik ama şu kadrolarla seri tam anlamıyla ortada. Mantığımla yaklaştığımda Boston ya da Magic alır diyemiyorum ama hislerim seri Orlando’daki 6. maçta bitecek ve 4-2 Magic alacak diyor. Umarım böyle olur ve 6.Sixers maçında olduğu gibi tahminim tutar. İlk 2 maç 1-1 geçer ve Orlando’ya beraberlikle dönülürse, seri de dediğim yerde biter diyorum.
Kim kazanırsa kazansın tıpkı Chicago – Boston serisinde olduğu gibi her maçı son ana kadar heyecan dolu bir seri izleyecek ve basketbola doyacağız.
Helal Olsun Size!
7140 Metrekarede 1 Metrekare Bulamamak
Futbol sahası ölçüleridir 105 x 68 m. Tam olarak 7140 metrekareye tekabül eder. Dün gece mirasçılardan biri çok uğraştı, 1o metrekaresine bile razıydı, yeter ki sadece onun olsun o 10 metrekare. Ama büyük ağabeyden gıdım arazi kalmadı geriye, adeta döve döve kabul ettirdi miras paylaşmasını. Hepsi benim gerisi senin dedi! Santiago Barnebau'nun hepsini büyük ağabey alırken küçük kardeşe top oynayacak 1 metrekare yer bile kalmadı, ağlamaklı ayrıldı senelerdir evim dediği yerden. Ve biz, hepimiz, bu olaya şahit olan herkes acımasızca keyif aldık bu paylaşımdan.









