Sayfalar

26 Mart 2009 Perşembe

Tabata, Wiki, Ayıp

Rodrigo Tabata'nın Galatasaray'ın takibine girdiği, başarılı performansıyla bir çokları tarafından da izlendiği söz konusu olunca biraz geçmişi hakkında araştırma yapmak istedim. İzlediğimiz maçlarda hepimizin çok beğendiği bir isim olan tabata acaba geçmişte neler yapmıştı merak ettim. En beynelminel kaynak olarak önce wikipedia'ya yazdım adını. Çıkan sayfada gördüklerim beni çok üzdü. Bir Türk olarak İngilizce wiki sayfasında yapılan bu ayıbı kabullenemedim. Gerçekten sinirlendim ötesinde. Sonrasında hesabımdan girip gerekli değişikliği yaparak bu ayıbı örttüm kendimce. Rodrigo Tabata ile ilgilenen takımlardan bazıları Galatasaray, F5, 8Tas olarak yazılmış ki bu tam bir terbiyesizlik benim ölçütlerimde. Nasıl Galatasaray'ı 6S olarak niteleyenleri eleştiriyor ve onlara tepki gösteriyorsak aynı şekilde bu ve benzeri hareketleri yapanlara da tepkimizi koymalıyız. Hadi yurt içi siteler, Türkçe ortamlarda yaptınız da kardeşim koskoca wikipedia'ya şu acayip harekete ne gerek var Allah Aşkına! Birbirimizi yabancılara karşı aşağılayalım, kötüleyelim, bir de zevk alalım o zaman bu işten. Ayıp ki ne ayıp! ne farkımız kalıyor o zaman Galatasaray'ın rakibi Leeds'i karşılayan, Fenerbahçe'nin rakibi Chelsea'yle konvoy yapan futbolun güzelliğinden bi haber, acayip insanlardan? Rodrigo Tabata gelsin Galatasaray'a ya da gelmesin hiç önemli değil de şu tip insanlar terketsin bu ülkeyi be kardeşim!

Kapışmayı Magic Kazandı

Çok zevkli ve çekişmeli bir maç oldu. 3. çeyrekte bir ara farkı 16 sayıya çıkarmış olsa da Magic, Celtics özellikle Pierce ve Allen'ın iyi oyunlarıyla maça ortak olup maçın son 8 saniyesinde 3 kez son topu kullanma şansı yakaladı. 3. çeyrekte kenara gelene kadar Hidayet çok iyi savunmuştu Pierce'ı ve Hidayet'in savunmasında sadece 2 basket bulabilmişti Pierce. Ancak 3. çeyrekte Hidayet'in yerine giren ve oldukça mutsuz, moralsiz gözüken Pietrus hiç tutamadı onu ve Pierce ritmini yakaladıktan sonra da ne Hidayet ne de Lewis durdurabildi onu. Son 18 dakikada üst üste bulduğu sayılarla neredeyse maçı da alacaktı. Celtics'de sakatlıktan dönen Garnett'i sahada gördüğümüz dönem sadce 1. ve 3. çeyreklerin ilk 8 dakikası oldu. Bu koç Rivers'ın bir süre daha devam edeceği ve Garnett'i sakatlıktan koruyup yavaş yavaş devreye alma taktiğiymiş, bizzat kendisi açıkladı, bir süre daha devam edecekmiş. Saha avantajı falan bizim için önemli değil, önemli olan tamamı sağlıklı bir kadroyla play-off'a girmek dedi Rivers ki bence de mantıklı. Magic cephesinde ilk 3 çeyreği muazzam oynayan Lewis ve Howard'ın son 6 dakikada adeta ortadan kaybolması play-off için iyi bir sinyal olmadı. Özellikle Howard'ın crunch time denilen maçın kopabileceği kritik dönemde kendinden emin olmayan şutları maçı Magic'in kaybetmesine de neden olabilirdi. Ötesinde bu gecenin en kötü ve en beklenmeyen hücum performansını Hidayet sergiledi. 18'de 3'lük şut isabeti kesinlikle Hidayet'in karakterini yansıtan cinsten değil. Daha da önemlisi 2-3 şutu hariç geri kalan tüm kaçırdıkları bomboş şutlar ve turnikeler. O kadar kötü bir gecesiydi ki Hidayet'in açın son 4 saniyesine girerken kesinlikle sokması geren serbest atışlardan birini kaçırarak maçı riske attı. Neyse ki son topta Pierce'ı faul hakkı dolmadığı MAgic'in önce faulle durdurdu ve zaman çaldı ve en son denemede de iyi savunmasıyla şut attırmayarak hatalarını telafi etti. Netice olarak Magic bu galibiyet üzerine istikrarını korursa büyük ihtimalle Doğu 2.si olarak kalır. Ancak maçın kırılma dakikalarında daha fazla sorumluluk alabilecek kafa yapısına ihtiyacı var Magic'in. Son 2 maçı Hidayet son çeyreklerdeki toplam 27 sayısıyla almıştı. Bugün o da kötü olunca başka sorumluluk alan çıkmadı ve alınan maç neredeyse altın tepside geri veriliyordu. Her şeye rağmen Magic gerçekten iyi bir takım olmuş durumda ve önemli bir avantaj yakaladı.

Orlando vs Boston Canlı Yayın

Hala ayakta olanlar için muhteşem kapışma burada:

http://www.justin.tv/lucho_champions1

veya

http://www.justin.tv/psnx1

iyi seyirler...

25 Mart 2009 Çarşamba

Galatasaray Anketleri

Blog'un 2 yazarı da Galatasaray taraftarı olunca haliyle şu çalkantılı günlerde bir çok soru üzerine iç tartışmalar yaşanıyor Çoban Salata'da. Tartışmalarımızı dışa yansıtarak bir de gelen giden, okuyan sizlere sormak istedik kafamızdaki soruları. Bu nedenle 2 Galatasaray anketi soktuk yayına. Birincisi kısa süreli ve Lincoln krizi üzerine. İkincisi ise gelecek sezona dönük olarak Galatasaray kadrosunda görmek istemediğimiz isimler üzerine yoğunlaşmış durumda. 2. anketin süresini 1 ay olarak belirledik ki daha objektif bir sonuca ulaşabilelim. Yorumunuz varsa bu postun altına bekleriz. Bakalım Galatasaray taraftaraları ne düşünüyor?

24 Mart 2009 Salı

Futbol Ne Güzel!

Aşağıdaki video terskademe'den. Kendileri çekip koymuşlar sanırım. Kerem adlı ufak Beşiktaş taraftarının renklere aşkını ve futbol sevgsini görünce bir sporsever olarak duygulanmak mümkün değil. Üstelik Kerem bizim memleketlimizmiş, Adapazarlı imiş. Sporun hep böylesi güzellikler getirmesi dileğiyle.

Bülent Üzerine Demirkol Tespiti

"Bülent Hoca’nın asıl adı Cesur’dur bilirsiniz. Ana-babası ona Cesur kardeşine de Mert adını koymuş. İşgüzar bir nüfus memuruna rast gelmişler, o Bülent yazmış deftere.
Cesur Korkmaz’a ‘korkak’ diyorlar şimdi. Lincoln’ü oynatmadığı için. ‘Ben oynamasam iyi olur, Brezilya’ya gideceğim. Lütfen beni gönderin diyen’, oynadığı her maçta kendisini yerlere atan, Galatasaray’a geldiğinden bu yana toplasan 5 deplasmana gitmeyen adam kahraman, UEFA Kupası Finali’nde çıkık kolla oynayan Büyük Kaptan ‘korkak’...
Şimdi söyleyin Lincoln’ü oynatmak mı korkaklıktır, oynatmamak mı? Tüm bu sıkıntıyı çekeceğini bile bile böyle bir karar verebilecek olan babayiğit var mı aranızda? Demek korkak! Tam tersine buna deli cesareti derler!
Yanlış, fazla defansif, fazla inatçı, gereksiz kavgacı, fazla cesur... Hepsini anlarım. Ama korkak!
Allah müstahakınızı versin emi!"

Geçen sezondan beri her Galatasaray konuşmamda her ortamda söylediğim sözdür Alman disiplini falan bitmiş, bunlar günü kurtarmaya, para kazanmaya bakan adamlar diye. Benim söylediklerimi önemsemeyenlere, Türkiye'nin en doğrucu, en dürüst kalemlerinden biri cevap vermiş, ne de iyi etmiş. Bülent'e en az yabancılara verdiğimiz kadar zaman vermemiz gerek, Galatasaray2ın evladı olarak en azından bunu hak ediyor.

Yine Bay 4. Çeyrek

Son New York maç yazısını alıp buraya koysak ama sadece Lewis yazan yerleri Howard ile değiştirsek bu maçı anlatmaya yetecek. 4. çeyreğin başına kadar çok iyi oynayan ve Alston, Lewis, Türkoğlu'nu kitleyen Knicks bu sefer Howard'ı durduramamasına rağmen 11 sayı öne de geçti. Howard'a sadece Lee ve biraz da 2. yarıda Johnson yardımcı olabilirken bir anda Bay 4. çeyrek Hidayet devreye girdi. O ana kadar sadece ve sadece 10'da 2 şut isabeti ile oynayan Hidayet son çeyreğin son 10 dakikasında ürettiği 12 sayıyla takımını tekrar devreye soktu ve Howard'ın enfes savunma performansı ile değerlenen bu oyunu Magic'e maçı getirdi. Maç boyu gülümseyen D'Antoni'nin son çeyrekteki keçileri kaçırmış hali "Ben napıyorum New York'ta Allah aşkına!" tadındaydı. Doğu 2.liği yolunda çok önemli bir engeli aşan Magic için belki de sezonun en önemli maçı Çarşamba akşamı Boston'a karşı olacak. Boston bu gece Clippers'ı geri dönen Garnett'li kadrosuyla yenince bir maç fazlası ile 2.liğe tutunmaya devam etti. 2 aşam sonra maçı kazanan takım %90 ihtimalle Doğu 2.si olacak ve olası bir Magic-Celtics eşleşmesinde saha avantajını elde edecek. Magic yaptıkları ve yapma ihtimali olanlarla heyecan vermeye devam ediyor.

Bu arada Alston takasında Memphis'e verdiğimiz ve 1 Mart'a salıverilen Foyle ile tekrar sözleşme yaptık. Böylece uzun rotasyonuna bir yedek daha kazanmış olduk. Foyle'a da jest oldu.

22 Mart 2009 Pazar

118 Milyonluk Adam ve Bay 4. Çeyrek

Knics Lee bu maça sakat olduğu için çıkamayınca Magic'in bir numaralı silahı Howard'ı durdurabilmek için ciddi bir planla çıkmış sahaya. Howard'a gelen yardımlar ve yardım varken bile kalkan ellerle kapanan pas koridorları olunca Howard'ın hareket kabiliyeti önemli ölçüde kısıtlandı. Üzerine bir de Howard üzerinden hücum etmeye çalınca Knicks, Süpermen önemli bir faul problemine girdi. Howard'ın ilk çeyrekten sonra saha içi isabet bulaması çok önemli bir ispatı Knicks stratejisinin ulaştığı başarının. Diğer maçların aksine daha fazla insiyatif almaya çalışan Lewis ilk 3 çeyrekte 22 sayı üretip Lee ve Alston da ona destek verince maç son çeyreğe kadar başa baş gitti. Q-Rich'in eski günlerini hatırlattığı ve Nate "the Kryptonate" Robinson'ın skorer kimliğini öne çıkardığı maçın son çeyreğine damga vuran ise Hidayet'ti. Son 12 dakikaya 5 sayı ile giren Türkoğlu bu süreçte ürettiği 15 sayıyla Magic için ne kadar önemli bir isim olduğunu gösterdi. Lewis'in maç geneli Hidayet'in maç sonu performansı Magic'i 2. sıra yarışında tuttu ve Boston'un ensesinden ayırmadı. Birinin kontratı birinin yüreği çok büyük, o iki forvet dün gece Magic'i ayakta tuttu.

21 Mart 2009 Cumartesi

Adam Gibi Futbolcu

"İlk maçta oyundan çıkarken de davranışları olay olmuş. Burada da sahanın ortasında soyunma odasına kızgın bir vaziyette gitmesi hiç hoş bir görüntü değildi. Karara saygı duymayabilir, ama giydiği formaya saygı duyması gerekir. Galatasaray büyük bir kulüp, Lincoln’e hiç yakıştıramadım."

Galatasaray'ı 2-3 mağlup ettikleri maç sonrası Lincoln üzerine Olic'in yorumları.

20 Mart 2009 Cuma

En Subjektifinden Galatasaray Reçetesi

Aşağıdaki görüşler tamamen şahsıma aittir, fena halde subjektiftir ve sadece ve sadece benim görüşümü yansıtır.

1) Bu sezonu unut ve kadroyu gelecek sene takımda kalacak adamlardan oluştur.
2) Lincoln, Linderoth, Nonda ve De Sanctis ile yolları ayır, sat ya da geri gönder.
3) Ümit Karan ve Hasan Şaş'a teşekkür et, gerekiyorsa etmeden Şükür'e, Penbe'ye, Erdem'e yapıldığı gibi kapının önüne koy, alışıksın sen buna Galatasaray!
4) Çok fazla para kazandırmaycaksa Arda ve Servet'i satma takımda tut, hatta Arda'yı asla elden çıkarma.
5) Aydın, Semih, Cem Sultan, Murat ve kirada olan gençlerden en iyi verim alabileceklerini A Takıma kanalize et.
6) Takım kaptanlığını Arda, Ayhan ve Kewell üçlüsüne ver.
7) Kewell'ın sözleçmesini 2010'dan daha ileriki bir tarihe kadar uzat.
8) Yabancı transferlerini şimdiden bitir, piyasada bir dünya serbest kalacak kaliteli oyuncu dolu.
9) Uğur iyileşemiyorsa mutlaka bir yabancı transferini sağ beke yap.
10) Adnan Sezgin denen adamdan bir şekilde kurtul, ya da onu etkisiz hale getir.
11) Kalli'yi acilen defet, bir daha Galatasaray'ın 1 km yakınına yaklaşmasına izin verme.

19 Mart 2009 Perşembe

Benitez Liverpol'la Tekrar İmzaladı

11 Ocak'ta takılmış kafamıza Benitez neden imzalamıyor diye sormuşuz. Hatta o gün aynı postta Scolari sezon sonunu görür mü de demişiz de o konuya hiç girmeyelim. Muhtemel bir Real Madrid geçişi söz konusu olabilirdi eski Real Madrid B Takımı çalıştırıcısı Benitez'in, Calderon halt etmese. Ancak öylesine bir belirsizlik kapladı ki Madrid'i, kim başkan olacak, neler dönecek, kim gelecek kim gidecek tam bir muallak. Madrid havası bulutlu olunca bir anda rotasını tekrar Merseyside'a değiştirdi anlaşılan Rafa Benitez ve hazır hem Real'i hem United'ı dörder golle parçalamışken fırsatı kaçırmadı, şu ana kadar açıklanmamış olsa da astronomik bir ücret karşılığında 2013-2014 sezonu sonuna kadar, sözleşme yeniledi. Yönetimden ve taraftardan son sonuçlardan sonra yeniden destek bulan Benitez takımı tekrar şampiyonluk potasına sokarak United hanedanlığına bu sene olmasa da gelecek sene son verebileceğinin sinyallerini kuvvetlice vermiş oldu. Şampiyon olmayan bir takımı 2 defa Şampiyonlar Ligi Finali oynatan bir tenik direktör olarak artık tek hedefi EPL kupasını kaldırmak Benitez'in. Onun kafası rahat olunca oyuncuları da stresten uzak ve patronun 5 sene boyunca kim olduğunu bilerek önemli performanslar verecektir bence. Benitez'in sıradaki işi Gerrard, Reina, Torres, Kuyt gibi önemli isimleri elinden kaçırmadan bir kaç önemli parça daha katarak Liverpool'u İngiltere'nin en iyi takımı haline getirmek. Umalım Keane'de olduğu gibi kan uyuşmazlığı yaşamaksızın becerebilir şu işi İspanyol ve artık sıkıldığımız United'dan biraz olsun kurtuluruz.

Hidayet Türkoğlu 30 Yaşında

Türk Basketbolunun şu an için şüphesiz en büyük oyuncusu ve Milli gururumuz Hidayet Türkoğlu 19 Mart 1979 doğumlu ve gün itibariyle 30 yaşına gelmiş durumda. Kendisine eşi ve yeni doğan kızıyla birlikte uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz. Umarız Magic formasıyla belki de bu son sezonunda final oynar Hidayet.

Milvaki Yoğurdundan Cacık Olmaz

Zorlu Cavs maçı sonrası Magic'in Celtics'e darbe vuran Bucks'a yenileceği görüşündeydi bir çok arkadaşımız (Bunların en başı da Alkın adında bir zattır). Hatta iddaa kuponlarına bile yazdılar bunu. Bu sabah kalktıklarında yaşadıkları hüsranı anlatmaya sanırım hacet yok. Yine sağlam bir deplasman performansı veren Orlando MAgic'te Lewis azıcık da olsa toparlanınca işler tıkırında gitti. Takımı en önde sürükleyen isimler Howard ve Hidayet olurken her iki oyuncu da triple-double'a yaklaştılar. Dün akşamki maçtan iki sonuç çıkıyor benim nazarımda. 1.si Howard üzerine, tıpkı Wizards maçında olduğu gibi bu maçı da 7 asistle tamamladı ve yaptığı asistler hep boyalı alan dışındaki boş şutörlere idi. Eğer Howard böylesine pas dağıtır şekilde oynamaya devam ederse üzerine gelecek yardım savunması da hafifleyeceği için harika birebir performanslar verecektir. Eğer rakipler dış şutörü riske edip Howard'a fazlaca yoğunlaşırlarsa bu sefer dış şutlarla Magic sonuca rahat gidebilir. Yeter ki Howard her maç bu şekilde oynasın. Maçtan 2. sonuç ise başlığın ta kendisi. Bucks play-off yapamaz bu sene bu istikrarsız ve hevessiz oyunuyla. Şimdiden tatil köylerinden rezervasyon yaptırıp şezlongları ayırtmaları gerek, hazır erken rezervasyon indirimleri günlerindeyken bu fırsatı kaçırmak yazık olur.

18 Mart 2009 Çarşamba

Bolton Taraftarı Megson'a Takmış Durumda


EPL takımlarından Bolton Wanderers'ı çalıştıran Gary Megson özellikle bu sezon takımı hedeflenen noktalara taşıyamayınca taraftardan ciddi anlamda eleştiri görmeye başladı. Hatta öylesine ileri gitmişki bazı taraftarlar için Megson'ı beğenmeme hali, Teknik Adamla dalga geçmeye başlamışlar. İngiliz Guardian gazetesi de her hafta bir teknik direktörü tiye alan fotolar arasında ödüllü bir yarışma düzenlemekte ve bu haftaki kurban Megson olmuş. Bu fırsatı kaçırmayan Bolton taraftarı da Megson'a bir hayli yüklenmiş. İlk resim ince bir alay içerirken sonrakiler biraz sınırı aşan cinsten, daha fenaları da var dereceye giren ve ortalıkta dolaşan ancak ben 5 tanesiyle yetiniyorum. Hava durumu gibi olan yukarıdakini gerçekten çok beğendim; Megson'la hava Bolton'da hep bulutlu...

"Baba sana neden kronolojik bir hata diyorlar?"

Aferin Evladım, Aynen Devam!

Fenerbahçe'nin İspanyol futbolcusu Daniel Güiza Marca Gazetesine verdiği demeçte, “Uzun zamandır, milli takıma çağırılıp, çağırılmayacağımı düşünmekten kafayı yiyorum” dedi.

Ya sen nasıl insansın, sen nasıl profesyonelsin, Fenerbahçe seni nasıl aldı?!?

Not: Resim ve haber Hurriyet.com'dan alıntıdır.

Cleveland'da Play-off Provası

Çok güzel bir maç oldu, tam play-off havasındaydı hem oyuncular hem hakemler. Son saniyeye kadar kopmayan bir maç, hatalı hakem kararları, göz alıcı performanslar ve hayal kırıklıkları. Yaşanan heyecan ve alınan zevk play-offlar için tüm NBA severlere umut verdi. 1:24 kala 93-92 öne geçen Magic'i önce James'in uzak üçlüğü sonra Howard'a 1 saniyede çalınan 3 saniye kaarı yaktı. 43 sayı atan James son noktayı serbest atışlarla koyarken Lewis hariç Magic takımının performansı şahaneydi. Hep takım olmaktan bahsettik, dün gece Magic tam bir takım gibiydi. Alston gerektiğinde sayı yükünü kaldırabileceğini de gösterirken Lee hiç çaylak gibi oynamadı. Howard üzerindeki baskıyı dışarı dağıttığı toplarla aşmaya çalışırken, Pietrus isteneni yaptı yine bençten gelip. Tek sorun Lewis'deydi, takım sahaya çıkarken o evde kalmış gibiydi, son bir kaç maçta öylesine kötü şut atıyor ki sanki yerinde dublörü oynuyor (Son 4 maçta 26'da 3 üçlük isabeti biraz fikir verir herhalde). Dün geceki maç Cleveland'ın 30-1'lik iç saha galibiyet oranını yakalarken biraz da olsa destek aldığının açık ispatıydı ama en önemlisi James'in o şutu sokamadığı maçların kaybedileceğinin ve her kimle oynarlarsa oynasınlar, rakipleri disiplinli mücadele ettikçe çok zorlanacaklarının göstergesiydi. Dün gece Nisan-Haziran arasına bir prova yaptık, çok ama çok zevk aldık.

Hamburg'ta Bir Türk: Özcan Arkoç

Galatasaray'ın yarın akşam sahasında UEFA çeyrek finali için karşı karşıya geleceği Hamburg'ta iz bırakan önemli bir Türk var: Özcan Arkoç. yaşı 50-60 arası olanların rahatça hatırladığı bir isim ama bizler gibi 70 veya 80'lerde doğanlar onu pek tanımıyor. Futbola Vefa'da başlayıp 1958'de Fenerbahçe'ye transfer oluyor Özcan Arkoç. 1958-1959 sezonunda kurulan Türkiye Profesyonel Futbol Ligi'nde Fenerbahçe'nin ilk resmi kalecisi oluyor ve Fenerbahçe ilk şampiyonluğunu kazanırken yine kaledeki isim Özcan Arkoç. Daha sonra 1962 senesinde futbol bugünkü gibi abartılmadığı ve düşmanlık gibi görülmediği için Beşiktaş'a transfer oluyor Arkoç. 2 sezon burada forma giydikten sonra Avusturya'nın Austria Wien takımına geçiyor. Buradaki performansıyla dikkat çekince bu sefer Almanlar'ın ünlü kulübü Hamburg kanca atıyor Arkoç'a, çekip Almanya'ya getiriyorlar. Alman takımında 1967 senesinde kaleye geçip 8 sene ayrılmıyor oradan, tam 159 lig maçına çıkıyor sakatlık ve ceza nedeniyle oynayamadığı maçlar dışında. Hamburg'da bir efsane oluyor, Kupa Galipleri Kupası finalinde 1968'de Milan'a 2-1 kaybeden Hamburg'un kalesindeki isim de o oluyor. 1976'da futbolculuk kariyerine 37 yaşında son veriyor Özcan Arkoç ve Hamburg'un yardımcı antrenörlüğüne getiriliyor. O sezon Teknik Direktör Kuno Klötzer'le birlikte Kupa Galipleri Kupasını getiriyorlar Hamburg'a. Klötzer bu başarının ardından daha büyük paralara Hertha Berlin'e geçince Rudi Gutendorf geliyor Hamburg'a ama bu evlilik çok kısa sürüyor ve kovulan Gutendorf'un yerine Özcan Arkoç Teknik Direktörlüğe getiriliyor Hamburg'ta. Sözleşmesi yenilenmeyince sezon sonu görevden ayrılıyor. Daha sonra alt lig takımlarından Wormatia ve Holstein'da görev alıyor bir süre ve Teknik Direktörlüğe devam etmeyerek Hamburg'a yerleşiyor ve hala Hamburg'ta fazlasıyla saygı duyulan futbol duaenlerinden biri.
Almanya'da iz bırakan ilk Türk futbolcu, Metin Oktay'ın ağları yırtan golünü yiyen kaleci, yurtdışındaki ilk Teknik adamımız olmasıyla aslında Türk Futbol tarihi için çok önemli bir isim Özcan Arkoç. 9 kez milli formayı giyen ve "Benden ideal bir birinci adam olmaz ama çok iyi bir ikinci adam olur" diyebilecek kadar da mütevazi bir adam. Özcan Arkoş Türk Futbol tarihinin unutumaması gereken isimlerinden.

17 Mart 2009 Salı

Milan'ın Kalesi

Sezon başında Ancelotti takımın 1. kalecisinin Kalac olacağını söylediğinde şaka yapıyor zannetmiştik. Kalac'ı kalede gördüğümüzde ciddi olduğunu anladık. Ancak Avustralyalı kaleci ile Milan'ın 3 direğinin evliliği pek uzun sürmedi. Sonrasında eski toprak Abbiati'ye geri dönmek zorunda kaldılar. Zamanında kovmaktan beter etmişlerdi Abbiati'yi. Hakkında taraftar pankartlar açmış yediği goller sonrası aleyhine tezahüratla yapmışlardı. Bir anda kurtarıcısı oldu Milan'ın Abbiati. Uzun boyunu iyi kullanamıyor, hantal, refleksleri zayıf denen adam belki de kaleciler için en verimli yaşlardan birinde, 31 yaşında, geçti Milan kalesine. Eskiye göre daha iyi olduğu kesindi, başka alternatifi de yoktu zaten Ancelotti'nin, Abbiati en mantıklı seçeneğiydi. Önündeki ağır defansa rağmen Abbiati fena maçlar çıkarmadı, Milli takıma De Sanctis yerine 3. kaleci olarak tekrar çağrılır mı diye düşünülürken Siena maçındaki sakatlığı Milan'ın kalan o azıcık şampiyonluk şansını da sanki aldı götürdü. Son 3 sezonda 3 ayrı takıma kiralanan (Juventus, Torino, Atletico Madrid) ve takımın istenmeyeni adamı olan Abbiati'ye böylesine muhtaç kalmaları Ancelotti'nin Milan'daki geleceği için bariz bir eksi oldu kuşkusuz. Şimdi kalede tekrar ve yeniden son yılların en saçma gollerini yiyen Dida var. Geride alan Serie A haftalarında en az 1-2 tane "Böyle gol yenmez!" videosu bekliyoruz. Kalac mı dediniz, galiba onu Ancelotti bile ne yaptığını unuttu.
Naçizane düşüncem bu takıma seneye bir kaleci bir de Teknik Direktör gerek.

Ali Okancı'dan Mesut Özil Röportajı Detayları

Televizyon dünyasının çok sevdiğimiz yüzlerinden biri olan ve yazdığı blogla da her an erişebildiğimiz bizlerden biri haline gelen Habertürk'ten Sevgili Ali Okancı geçen hafta sonu Mesut Özil'le bir röportaj gerçekleştirebilmek için Bremen'de imiş. Gün içerisinde tamamı www.htspor.com'da izlenebilecek olan röportajın detaylarını ve önemli kısımlarını blogunda bizlerle paylaşmış Okancı. Mesut'un ruh halini ve saha dışı yaşantısını oldukça iyi analiz ederek vermiş bizlere, kendi adıma Mesut hakkında düşündüklerimin doğru olduğunu görmek sevindirdi beni. Henüz yolu o tarafa düşmemişler şu cenahtan devam etsinler.

16 Mart 2009 Pazartesi

2. Sıraya Doğru

Dwight Howard'ın yine canavarlaştığı, Hidayet'in sahalara döndüğü, yedeklerin yine verimli olduğu ve Alston'ın iyice takıma ısındığı, takımı fazlaca zorlamayan bir maç oldu. Hido-Memo kapışması olarak lanse edilse de Hidayet'in sakatlık sonrası kendini fazla sıkmadığı, Memo'nun deplasman turunda perişan olduktan sonra kendini hiç maça veremediği bir karşılaşma yaşadık. Maçla ilgili pek anlatılacak şey olmasa da Orlando'nun Alston'ın gelişiyle ve taşların yerine oturmasıyla birlikte yeniden takım olma yolunda hızla ilerlediğini, oyuncuların kendine güveninin hızla arttığını ve en sonunda yedeklerden katkı alınmaya başladığını görmek Orlando Magic taraftarlarına Doğu 2.liği yolunda ciddi bir moral kattı. Salı günü Cleveland ile kısa bir süre sonra da Boston'la oynayacak olmak, aradaki müsabakalarda ise Bucks hariç formu iyi olmayan takımlarla karşılaşmak ciddi şekilde iştahlandırıyor hem takımı hem de biz taraftarları. Geçen seneki başarısını şimdiden yakalayan ve gün geçtikçe üzerine çıkan Magic'i en azından Konferans finallerinde görmek akkımız diye düşünüyorum.

Bu arada sadece 2 dakika 12 saniyede çift teknik faulle kendini oyundan attıran emektar, vefakar Koç Jerry Sloan'u en içten dileklerimle kutluyorum. Sanırım bir NBA rekoru kırdı dün gece ihraç konusunda.

14 Mart 2009 Cumartesi

Başkent Turu

Washington Wizards maçı adeta Magic takımı oyuncuları ve teknik kadrosu için bir başkent turu tadında geçti. Tıpkı bir önceki Chicago maçı gibi fazla süre bulamayan oyuncuların başta sakatlık sorunuyla fazlasıyla uğraşmış olan Pietrus'un sahne aldığı bir maçtı. Hücumda ve savunmada ciddi katkı verirken triple-double'a fazlasıyla yaklaştı. Ama ötesinde çok fazla asist yapmayan ya da daha doğrusu ikili-üçlü sıkıştırmalar geldiğinde boş adamı bulma özrü olan Howard bu maçta çoğu jump-shaot'a çıkan 7 asist yaptı. Bu ayrıntı Orlando Magic açısından play-off adına umut verdi kuşkusuz. Alston'ın iyi bir şut performansı yakalaması da güzel bir artıydı. Hidayet'in sakatlığının da kolay fikstüre denk gelmiş olması önemli bir şans oldu Magic için. Öte yandan Washington Wizards'ın bu tükenmişliği beni fazlasıyla üzdü. Koca takımda bir Jamison var ve herkes onun eline bakıyor, çok yazık. Ne oldu bu Arenas'a? O kadar parayı cukka götürdü, adam otarda yok, bu nasıl sakatlık, bi ara bir gözüküyor sonra hoop sakatım fenayım. Bir kaç senede kendini zor toparlar bu Wizards. Yazık ki ne yazık. Buradan sevgili kardeşim Alkın'a okkalı bir geçmiş olsun ve uzunca bir sabırlar temennisinde bulunuyor, kaçıyorum.

12 Mart 2009 Perşembe

Büyücü

Harry Kewell'ın yakın zamanda yayınlanan röportajlı bir biyografisi vardı. Four Four Two mu yoksa Galatasaray Dergisi miydi hatırlamıyorum orada eski antrenörlerinin Kewell'a ilişkin hatıraları ve yaşadıkları yayınlanmıştı. Kewell'ın aslında Leeds'e ilk geldiğinde sol bek olarak oynadığını ancak hücumdaki etkili performansı ve attığı goller nedeniyle önce sol açığa sonra sağ açığa alındığını anlatıyordu hocaları. Leeds'te 16-18 yaş seviyesinde bir çok kez defansta görev alan oyuncunun defansif niteliklerinin daha çok küçük yaşta oturduğunu düşünecek olursak bu akşam kırmızı kart sonrası defansın göbeğine geçmesi aslında yadırganmamalı. Hemen kart sonrasında frikik kullanılmadan barajın içindeyken kenara "Me, me, ben!" diye avazı çıktığı kadar bağırması onun ne kadar kendine güvendiğini ve bu işi ne kadar iyi yapabileceğini bildiğini gösteriyordu aslında hepimize. İngiliz futbolunda adettir "versatility" denilen özelliğini geliştirmeye çalışırlar futbolcularının. Bir çok oyuncuyu değişik mevkilere adapte etmeye çalışırlar. Zorunlu hallere hazırlarlar oyuncularını hocalar daha ufacık yaşlardan itibaren. Buna önemli örneklerden biri Gareth Barry'dir, diğeri Paul Scholes'tur, daha bir çok isim sayılır ama konudan kopmadan Kewell'a gelelim biz. Galatasaray'a gelirken çok büyük transfer, çok önemli adam, uyum sağlarsa muhteşem olur demiştik ama kimse bu derece sahiplenebileceğini Galatasaray formasını sanırım düşünmemiştir. Bu gece Kewell kendine neden "Büyücü" lakabının takıldığını öğretmiş oldu bizlere. Bir baktık sağ açıktı Kewell, sonra bir ara sol açığa dönüşüverdi, ama son numarası muhteşemdi. Büyücü bu gece Hamburg'da sahne aldı, bu yolda daha ilerilere gittikçe Galatasaray, onun büyüsü hiç ama hiç unutulmayacak. Vatansever olduğunu zaten biliyorduk ama büyücülüğü bizde derin bir iz bıraktı.

Gocce Di Memoria



Bu aralar benim de ilgi duymaya başladığım bir şarkı Gocce Di Memoria. Ferzan Özpetek'in Karşı Pencere filminin en vurucu şarkısı. İnsanı içine alıp kendi yaşanmışlıklarını hatırlatıyor, derinlerden bir şeyler çekiyor, sonra bırakıveriyor birden ve darma duman oluyorsunuz: Anılardan Düşen Gözyaşları...

Gocce Di Memoria

Sono gocce di memoria
queste lacrime nuove
siamo anime in una storia
incancellabile

Le infinite volte che
mi verrai a cercare
nelle mie stanze vuote
inestimabile
inafferrabile
la tua assenza che mi appartiene (che mi appartiene)

Siamo indivisibli
siamo uguali e fragili
e siamo gi cos lontani (lontani)

Con il gelo nella mente
sto correndo verso te
siamo nella stessa sorte
che tagliente ci cambier
aspettiamo solo un segno
un destino, un'eternit
e dimmi come posso fare
per raggiungerti adesso
per raggiungerti adesso
per raggiungere te

Siamo gocce di un passato
che non pu pi tornare
questo tempo ci ha tradito
inafferrabile

Racconter di te
inventer per te
quello che non abbiamo

Le promesse sono infrante
come pioggia su di noi
le parole sono stanche
so che tu mi ascolterai (mi ascolterai)
aspettiamo un'altro viaggio
un destino, una verit
e dimmi come posso fare
per raggiungerti adesso
per raggiungerti adesso, mmm
per raggiungere te, yeah

Anılardan Düşen Damlalar (Gözyaşları)

Bu yeni gözyaşları
anılardan düşen damlalar
silinmesi imkansız bir hikayenin
parçalarıyız
boş odalarda arayacaksın beni
defalarca

Tutamıyorum ellerimle
bana ait olan
paha biçilemez yokluğunu
biz ayrılamayız

Biz öylesine benzer ve kırılganız
ve öylesine uzağız birbirimizden
içimde hissederek soğuğu
sana koşuyorum

Kaderimiz aynı seninle
ve bizi değiştirecek
yalnızca bir işaret bekliyoruz
bir gelecek ve bir sonsuzluk
söyle bana şimdi

Ne yapmalıyım ulaşmak için sana
sana kavuşmak için ne yapmalıyım
geri gelmeyecek bir geçmişten

Düşen damlalarız biz
zaman ihanet etti bize
artık dönüşü yok
seni anlatacağım herkese

Sahip olamadıklarımızı yaratacağım senin için
düşen yağmur damlaları gibi
verilen sözler de aktı gitti
kelimeler yorgun

Ama biliyorum beni dinleyeceğini
başka bir yolculuğu, bir kaderi, bir gerçeği bekleyelim
ve söyle bana şimdi
ne yapmalıyım ulaşmak için sana

Amway'de Yedek Talimi

Hidayet'in dinlendirildiği, yedeklerin kazanıldığı, Chicago'nun orada bile olmadığı bir maçtı. Kısacası bu maçın yorumu olmaz.

10 Mart 2009 Salı

Mehmet Demirkol'a Sorum Var

Aşağıdaki paragraf çok sevdiğim Mehmet Demirkol'un 10 Mart tarihli yazısından. Yedeklerin ısınma alanı ile ilgili tespitleri ve eleştirileri var. Yazıyı okuyunca hemen Aralık ayında Allianz Arena'da izlediğim 1860 München - Nürnberg maçı geldi aklıma. Önce yazıyı okuyun sonra altındaki fotoğraflara bakın lütfen.

"Yedekler ortada
Kadir Has Stadı’nda inşaat sürüyor. Yerel seçimler öncesi şık bir propaganda olması nedeniyle Fenerbahçe maçında açıldı biliyorsunuz. Ancak kimsenin şikayet etmeye hakkı yok. Çünkü Saracoğlu’na da zamanında kalasların arasından yeni dökülmüş betonların üzerinde girmişliğim vardır. Madem inşaat devam ediyor bir düzenleme yapmak da şart. Şu anda yedekler kalenin arkasında değil yanında ısınıyor. Kale direğinin dibinde hatta... Bu kurallara aykırı... Sahanın yan tarafında kulübelerin olduğu bölgede bir düzenleme yapıp orada bir alan açmak lazım. "

Şimdi sorum şu; ben de katılıyorum, ısınmak için kullanılan alan orası olmamalı ama acaba her ayrıntıyı çok fazla mı irdeliyoruz be Mehmet Ağabey? Yorumu olan varsa buyursun paylaşsın...

Meira Zenith'te, Peki Kim Stoperde?

Fernando Meira çok fazla büyütülecek özelliği olmayan, oyunu düz oynayan, ortalama bir kafacı, ama iş disiplinine sahip, kuvvetli ve inatçı bir oyuncu. Stuttgart'ta izlerken keşke bizim takımda olsa demiştim bir çok kez. Almanya'dan kopup geldiğinde ise inanamamıştım bu transfere.Uyumlu ve verimli Meira, daha az paraya daha çok başarı için seçmişti Galatasaray'ı ve ben hayretler içinde kalmıştım. Ama hiç düşündüğüm gibi olmadı Meira Galatasaray evliliği. Daha ilk resmi maçında oynaması gereken yerde oynatmadı onu Skibbe, orta sahaya koydu. Sonra stopere geçti Emre Güngör'ünden Aşık'ına, Servet'inden Topal'ına yanına bir sürü adam geldi geçti. Ne birlikte uyum sağlayabildi, iyi bir ikili olabildi biriyle ne de düzgün top oynayabildi. Tam Servet'le kaynaştılar hoop Skibbe aldı orta sahaya yine. Geri döndü yanındakiadam değişti, tandemin bir sağında bir solunda oynadı. Meira bir yama gibi hep açıkları örtmekte kullanıldı. Olmadı, tutturamadık dikişleri ve en sonunda söküp aldılar Fernando'yu. Zenith'e satmaya karar verdi Galatasaray Meira'yı. 4 milyon Euro civarında bir paraya gelmişti takıma 3 milyon kazandırararak gidiyor şimdi Rusya'ya. Hiç bir yere oturtamasak takımda da gönlümüze adam duruşuyla, ciddi bakışıyla kazındı. Meira'yı ben çok sevdim, o oynamaktan ben seyretmekten yeterince keyif alamadığımız için de hep düşüneceğim ya gitmeseydi diye.

Buraya kadar hikaye güzel 3 milyon kardayız, 7 milyon Galatasaray'a mesir macunu. Peki kim oynayacak stoperde? Hakan Balta'yı koyarsak oraya, ki oynamışlığı var yarım sezon Manisa'da sırıtmaz da sol kanatta kim giyecek forma? Volkan desen ligin en büyük kalçasına sahip, Alpaslan desen aklı hep hücumda. Acaba riske etmektense sol kanadı herkesin çok güvendiği Semih'i koysa Korkmaz Bülent, tıpkı Denizli'nin korkmadığı gibi, Semih korkar mı ki? Şu hayat FM olsa ben de Korkmaz olsam koyardım Semih'i, açar 3 boyutlu görünümü seyre dalar, gurur duyardım altyapımla.

Yine Sakatlık, Yine Detroit, Yine Paspas

Senelerdir süren ve önüne geçemediğimiz bir hastalık halini aldı Detroit maçları Magic için. Dün akşamki maç da dahil olmak üzere son 41 resmi maçın 31'ini Detroit alırken sadece 10 tanesi lehimize sonuçlandı. Boston, Cleveland, Lakers, San Antonio'yu defalarca kez dize getiriyoruz ama bir şekilde Detroit maçlarında kayboluyoruz. Bu sezonki normal sezon maçlarımızın tümünü kaybemiş olduk ve yine süpürüldük Detroit'e. Tamam ters takım, sert takım ama insan başka şeyler de aramaya başlıyor. Acaba muska falan yazdırıp takım otobüsüne mi sakladı bu Michiganlı topçular?

Dün geceki maç iyi aşladı Magic için ama süre geçtikçe hem Detroit konsantrasyonun artması hem de hiç beklenmeyen bir sakatlık planları bozdu. 2. çeyrekte Hidayet'in bir hızlı hücum sonrası suratının ekşidiğini gördük, sonrasında oyundan çıkıp bir sağlıkçı ile soyunma odasına gitti hızlıca. 2. yarıya çıktığında tanıdığımız Hidayet'ten eser olmdığını gördük. Acı çektiği ve rahat olmadığı her halinden belliydi.3. çeyreğin ortasında oyundan çıtı ve bir daha da oyuna dönmedi. Zaten Detroit'e karşı baskı altında oynayan ve Boston yorgunu olan takım bir anda sendelemeye başladı. Lewis de sanki Hidayet'e göbekten bağlı ya onun oyunu da bozuluverdi birden, Howard'a top inmemeye başladı, şut seçimleri acayipleşti. Özellikle Prince ve Hamilton'ın akıllı - sakin oyunlarıyla da Detroit sonuca ulaşmayı başardı.

Hidayet'in sol aşıl tendonunda gerilme ve ağrı olduğunu öğrendik maç sonunda. Aşırı bir zorlama ya da herhangi bir ters hareket sonrası kopmaya kadar gidebilir aşil tendonundaki gerilmeler. Nelson'dan sonra tam takım toparlanmışken Hidayet'i de kaybetmeyi kaldıramazdı Magic. O yüzden riske edilmedi Hidayet ve sanırım önümüzdeki Chicago maçında da dinlendirilecek. Yarın daha kesin bilgilere ulaşıız kuşkusuz sakatlıkla ilgili. Takım şu anda 46-17 ile Doğu 3.sü ve Lig 4.sü olarak yoluna devam etmekte. Dilerim şu anda 6. sırada olan Detroit 7. ya da 5. olarak bitirir de ligi 3. olursak finale kadar karşılaşma durumumuz olmaz.

Magic@Pistons: Hala Ayakta Olanlar İçin

http://www.justin.tv/ziggi1/popout

adres budur, iyi seyirler.

pw:andromedanet.com

9 Mart 2009 Pazartesi

Boston'da Orlando Baskını

Garnett ve Rondo gibi iki önemli oyuncusunu sakatlık nedeniyle sahaya süremeyen Celtics bu açığı kapatmak için sert ve iyi savunma yapmak zorundaydı. İlk devrede bunu beceremelerse de ikinci devrede Magic'i durdurdular ama bu sefer Magic'in maç boyu iyi uyguladığı savunma stratejisine takıldılar. Hidayet Pierce'ı son derece iyi kitlerken Ray Allen Celtics'te sivrilen isim oldu.Magic takım halinde iyi ynarken sivrilen isim olmadı, bu da ilerisi için kuşkusuz umut verici. Başka bir sakatlıkla karşılaşmazsa bu takım en az Konferans finali yapabilecek kıvama gelmiş durumda. Bu arada Rondo lige ilk girdiğinde Fantasy kadroma aldığımda bana "Abi rondo işine yaramaz yerine blender alsaydın!" diyen sevgili arkadaşıma saygılarımı gönderiyorum, o kendini bilir.