Sayfalar

12 Temmuz 2012 Perşembe

Galatasaray'ın Transfer Maliyetleri ve Marjinal Fayda Olasılıkları

Transfer sezonunun başlamasıyla birlikte Türkiye Süper Lig'deki takımlar kadrolarını geliştirmek için amansız bir yarışa her zamanki gibi başladılar. Medyaya bakıldığında Galatasaray özelinde düşünürsek şu ana kadar aşağı yukarı 70-80 yabancı futbolcunun transferinin konuşulmuş olması da taraftarın hem görsel hem de yazılı medyaya olan daha doğrusu olmayan güveninin haklılığını ortaya çıkarmış ve kulüplerin web sitelerde transfer açıklamaları gelinceye kadar timsaha yatmamanın en önemli husus olduğu gerçeğini tekrar önümüze koymuş oldu.

Belki de yukarıda yazdıklarıma ters olarak hareket edeceğim ve transferleri ile ilgili olarak kulübün henüz resmi açıklama yapmadığı ama %99 oranda anlaşıldığı söylemleri tüm medyada yer alan futbolcular üzerinden  özellikle bazı futbol ekonomistlerine dert olan; harcanan paralar ve bu paraların karşılığının olup olmayacağı üzerinden bir kaç kelam etmek amacım. 

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki Galatasaray yönetimi ve Fatih Terim geçen sezonki muhteşem şampiyonluğu getiren kadroyu Avrupa'da daha özellikli ve alternatifli hale getirerek geliştirmek amacıyla kolları erken sıvamış görünüyorlar. Genelde Galatasaray futbol kulübünde transferlerin, transfer döneminin bitmesine son birkaç saat kala alelacele yapılmasına alışmış bünyeye şu ana kadar Dany, Umut, Hamit ve Burak gibi ses getiren transferler ile kontra vurulması en başta Fatih Terim'i bundan sonra başka bir transfer yapılmasa bile çok rahatlatmış gibi gözükecektir.
Tabi transferlere bireysel anlamda bakıp maliyetleri ve olası faydaları üzerinden hareket etmek mantıklı çıkarımlar yapmak açısından çok önemli. İlk etapta defans kurgusuna baktığımızda neredeyse bütün sezon defansın ortasında oynayan iki futbolcu olan Ujfalusi ve Semih'e alternatif olması bakımından Dany'nin transferi çok önemli bir anlam ihtiva etmektedir. Dany'nin yaşı (26) ve özellikle Hikmet Karaman'ın Gaziantepspor'un başına geçmesinden sonra oluşan defansif disiplini içerisinde önemli bir yer tutması açısından 3 milyon euro bonservis bedelini normal olarak görmek mümkün. Hele Gaziantepspor'un görüşmelere 6 milyon euro'dan başlayıp transferin 3 milyon euro'ya tamamlanmasını düşününce bu transferi, transfer kome itesinin önemli bir başarısı olarak da görmek lazım. Dany'nin özellikleri üzerinden hareket edilirse gerek fiziği ile gerekse o fiziğe rağmen bileklerine hakim bir yapıya sahip olmasıyla Galatasaray'ın en önemli saha içi hareketlerinden biri olan topla defanstan çıkma işini layıkıyla yerine getireceğinden hiç şüphem yok. Bununla birlikte gerek Türkiye'yi tanıması yani uyum sorununun olmayacak olması gerekse takımda birlikte oynayacağı arkadaşları tarafından özelliklerinin az çok bilinmesi de transfer açısından diğer bir önemli artı. Kıyaslama ile yola çıkılacak olursa yine Kayserispor'da geçen sezon güzel bir performans ortaya koyan Hasan Ali Kaldırım'ın 3,750 milyon euro'ya Fenerbahçe'ye transferi düşünülürse Dany'ye verilen bonservis bedelini gayet uygunmuş demeyi de mümkün kılmaktadır. Son olarak istikrar ve saha içi disiplini açısından geçen sezon 34 haftalık lig maratonunun 28 haftasında takımı ile olması ve hiç kırmızı kart görmemesi bir defans oyuncusu için önemli bir artı olarak görülebilir. 


Geçen sezon şampiyon olan kadroda orta saha kurgusuna bakıldığında özellikle kanatlarda zaman zaman büyük sorunlar yaşandığı bir gerçek. Bu bakımdan düşünüldüğünde Hamit transferi başlı başına bedeli fazla gibi görünse de geçen sezon ki kanat performaslarının üzerine çıkılacağının kesin olması gerçeğiyle çok önemli bir transfer. Aslında Hamit transferi, transfer için yapılan harcamalar ve bunun üzerine yapılan konuşmalar bana geçen sezon Selçuk İnan'ın transfer olduğu dönemde konuşulanları hatırlattı. Eğer Galatasaray ligde şampiyonluğu söke söke aldıysa bunun altında imzası olan en önemli 3 isimden biri Selçuk İnan olması hasibiyle zaten Şamp. Ligi ve şamp. için TFF'nin kulübe verdiği primlerle kendisine verilen parayı çıkarmış ve anasının ak sütü gibi helal olsun dedirtmiştir. Bu bağlamda Hamit konusunda da farklı bir durum olacağını düşünmüyorum. Evet Hamit geçen sezon Real Madrid'de fazla forma şansı bulamamıştır, evet Hamit 30 yaşındadır ama bahsettiğimiz isim halen Türk milli takımı oluşturulurken ilk ismi yazılan futbolcuysa, sakatlıktan çıkmış hali ile çıktığı milli takım maçında performansı ile takım arkadaşlarını utandıran futbolcuysa ve gerek defans gerekse orta sahada çoğu bölgede hiç yabancılık çekmeden oynayabilecek bir futbolcuysa bu futbolcunun transferi herşeyden önce o takımın teknik direktörüne bir lütuftur. 3.2 milyon euro yıllık garanti ücret maç başı 10 bin euro'dan hesaplanırsa 4 yıllı bir sözleşme kapsamında kasadan çıkacak para 15-16 milyon euro civarlarında. Türkiye'de bu bedelin 2 katı bedeller ödenip yata yata futbol oyna(ma)yan futbolcuları gördükten sonra Türkiye'yi tanıyan, Türk olan daha da önemlisi Avrupa'da transferi söz konusu olan en önemli Türk ismin Galatasaray'ın ihtiyacını çok çok karşılayacağı da düşünülerek verilen bu paranın biraz yüksek olmakla birlikte kulüpler arasında karşılıklı yükseltmeler ve menajerlik oyunları ile bu bedele çıktığı ama bununda arz-talep meselesi olduğu düşüncesindeyim.

Galatasaray'ın geçen sezon forvet hattında ilk yarıda özellikle Elmander'in ikinci yarıda hem Elmander hem de itiraf etmek gerekir ki kendinden kimsenin beklemediği bir performans sergileyerek taraftara ben daha ölmedim diyen Necati'nin isimleri ilk sıralarda geldi. Ama Selçuk ve Melo'nun orta saha oyuncuları olmalarına rağmen bu denli yüksek bir gol sayılarına ulaşmaları; bununla birlikte Selçuk'un asist krallığını da kimseye bırakmaması Galatasaray'da bir zamanlar olduğu gibi sadece forvetlerin değil herkesin gol atma potansiyeline sahip olduğu bir oyun kurgusuyla hareket ettiğinin göstergesi. Böyle bir oyun planında Milan Baros gibi sadece ceza sahası içinde değil aynı zamanda ceza sahası dışında da devamlı rakip defansı bozan, zorlayan, kolay kolay düşmeyen futbolcular Galatasaray'ın oyun planına daha uygun olacaktır. Bu tespitten hareketle Umut Bulut gibi Hakan Şükür'den sonra rakip alanda presi en iyi yapan ileri uç oyuncularından birinin alınması Fatih Terim'in düşündüğü oyun planı içerisinde gayet mantıklı bir transfer olmuştur. Transferin kiralama şeklinde olması da transferin mantıklılığı açısından ayrı bir öneme de sahip. Aynı Melo transferinde olduğu gibi futbolcunun takıma kimyasının uyup uymayacağı konusunda soru işaretleri yaşanılıyorsa kiralama ile bir sezonluk bir müddette tecrübe edilmesi en akılcı plan olmalıydı ve Fatih Terim de sanırım bu planı Umut Bulut için de uygulamaya koydu. Bununla birlikte Milan Baros ile iplerin koptuğu kabul edilirse ileri uçta alternatif olarak Umut gibi bir ismin olması rotasyon açısından da çok önemli bir artı olacaktır.

Burak Yılmaz ile ilgili olarak çok fazla söz etmeye gerek yok. Bazı güruhların dediği gibi geçen yıl 30 golün üstüne çıkmış bir isme verilen 5 milyon euro bonservisi kendisine verilecek olan aşağı yukarı 2,5 milyon euro'luk bedelin fazla olduğunu düşünmüyorum ki Avrupa arenasında boy gösterecek bir takımın alacağı forvet oyuncusu için 5 milyon euro çok normal bir bedel. Ayrıca yine bir kıyaslama yapacak olunursa Mehmet Topal benim gözümde çok iyi bir orta saha oyunsudur ama kendisinin bonservisine verilen 4,5 milyon euro'luk bonservisi düşünürsek Burak gibi bir önceki sezon leblebi gibi gol atan oyuncuya verilen aynı para gayet normaldir. Diğer yandan  Ünal Aysal'ın "Pastanın üzerindeki çilek olacak" diye tasvir ettiği forvet oyuncusunu halen beklemekteyim. Yani Galatasaray yönetimi araya bir forvet transferi daha sıkıştırırsa hiç şaşırmayacağım. Beklentim o yönde.

Sonuç olarak takımın eksikleri az çok belli ve şu ana kadar yapılan transferler eğer Hamit ve Burak'ın da tamam olduğu düşünülürse Galatasaray'ın Avrupa'da başarılı olması için gereken kadro transfer döneminin başında planlandığı gibi devam ediyor görünüyor. Ne varki Melo ile ilgili gelen olumsuz bilgiler ışığında orta sahaya ekstra bir futbolcunun gerekli olacağı da ayrı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte beklenen sol kanat transferi ile transfer döneminin Galatasaray için tamamlanacağını düşünüyorum.
Transfer maliyetleri ile ilgili konuşurken yapılan son divan kurulu toplantısında Galatasaray'ın borç alacak farkının 65 milyon dolar azaldığı bilgisinin alınması da kanımca Galatasaray'ın transfer döneminde daha rahat hareket etmesinin arkasındaki en önemli nedenlerden biri. 


Acaba bu pastanın üzerindeki çilek kim? :)

3 yorum:

Cenky dedi ki...

Hocam böyle bir analiz gazetelerde yok, radyoda konuşulmuyor. ellerine sağlık.

ozhano dedi ki...

Sağol hocam da gaza gelmem bilirsin. Ama verdiğim sözü yerine getirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum şu anda...

Erdal Uykusuz dedi ki...

Dediklerinize bugün eklenen Amrabat ve Melo ile o pastayı çileksiz de sever taraftar :) Varsın çilek olmasın, pasta çileksiz de muhteşem görünüyor an itibariyle :)