Sayfalar

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Cüneyt Çakır'ın Beşiktaş'ın Yeni Transferi İle İmtihanı

Ahmet Çakar'ın Telegol'deki Ruh Çağırma Seansı Hakkındaki Yorumu:


Aslında bir şov.
Fakat iyi senaryo edilmemiş.
Çok uzun, renk seçimlerinde hata var. Replikler, kifayetsiz.
Fonda mistik ve gerilim içeren bir müzik olmalıydı. Tonlamalarda hata var. Erman’ın başına geçirdiği leopar desenli eşarp, daha renkli ve canlı olmalıydı. Büyücü kavanozu, sıradandı.
İçindeki toplar fazla büyük ve gizemli değiller. en son kullanılan tas arabası repliği uymamış.
Aslında fonda mistik klasik müzik olması gerekiyordu ve bize Afrika ormanlarında bir erkek falcının izlenimini vermeliydi Erman
Düşünebiliyor musunuz, siz sevgili dostlarımdan 10 tanesiyle Afrika’ya gitmişiz
Uçağımız kenyanın başkenti Nairobi’ye inmiş.
Hep beraber Nairobi international airport'tan bir minibüsle 7 saatlik mesafeye gideceğiz
Gideceğimiz yer ve konaklayacağımız otel safariye çok uygun
Muhtemelen sabaha karsı olay yerine ulaşmış olacağız
çoğumuz uyukluyor bu arada şıpır terliyoruz, bakir Afrika çok sıcak
Gece yarısı saat 3 gibi minibüs su kaynatıyor
Şoför, mösyöler buraya kadarmış diyor. en yakin kabile bir saatlik yürüme mesafesindeymiş
şoför bize, bakin dalganıza ufak yürüyün birbirinizi kaybetmeyin, biç saldırıda da içinizden birini feda edin....
...muhtemelen de en etli butlu olanınızı feda edin diyor...
Minibüsten iniyoruz. ve yavaş bir saat mesafedeki kabilenin köyüne yürümeye başlıyoruz. gece çok karanlık.
Aslan, kaplan, sırtlan ve ateş böceği sesleri arasında kibara kabilesinin yerleşkesine ulaşıyoruz
Küçük ve şirin bir köy. Sekiz on haneden oluşmuş. Herkes uyuyor. Kimse yok mu? Diye bağırıyoruz
Yancı kılıklı, bir kaç kabile üyesi bize 'selamın aleyküm' diyorlar.
Bizi falcı dayının yanına götürüyorlar, iste Erman toroglu'nun videosu bana kibara kabilesindeki falcı dayıyı hatırlattı
Ziya Şengül’e benzeyen falcının yardımcısı bizi fal odasına götürüyor. Dev bir yelpaze falcıyı yelliyor. Yelleyen gökmen özden ak
Falcı bağırıyor! uuuuuuuuuuu diyor, gel ulannn diyor, yürü tas arabası diyor
Tıpkı Erman gibi.
Aslında, galiba Şunu anladım Ermanın da benim de spor yorumculuğunda miladimiz dolmuş.
Ben Türk futboluna ruhunu çağırabilir miydim bilmiyorum ama galiba artik bizler şartları zorluyoruz.
Şunu itiraf ediyim ki, tv işi şov işidir. Hepimiz şovmeniz. Bu, bir çoğunuz tarafından kabul görmüyor.
(twitter'dan)

Erman Toroğlu Ruh Çağırıyor :)))

Ne yorum yapsam. Nasıl anlatsam bilemiyorum iş palyaçoluğun ötesine geçmeye başladı. o zaman Ali Ece'den gelsin: "Türk futbolunu sirke çevirdiler ama biz palyaço olmayacağız". Baylıyorum bu Ali Ece'ye...
Video için de buradan devam edin lütfen

28 Ağustos 2011 Pazar

ArsenOff!!!

Aslında hafta içi oynanan şampiyonlar ligi maçında niyeti bozmuştu sevgili Wenger ancak ne varki doğru düzgün tertipli bir oyun sergilemeden, şansa atılmış goller ile şampiyon ligi gruplarına kalmayı başardılar. Bugün karşılarında olan takım ise Manchester United’dı ve Sir Ferguson Arsenal ve Wenger’e ölüm vuruşu yapacaklarının niyetini çoktan etmişlerdi. Bu niyet doğrultusunda da Man Utd lehine 8-2 gibi bir skor oluştu. Alınan sonuç kesinlikle şaşırtıcı gelmedi ve Arsenal’in bu gerileme sürecini sadece sakat futbolcu, satılmış futbolcu, kilit oyuncuların gitmesi ile açıklanamaz. Eğer Arsenal’de Flamini, Clichy gibi sıradan denilebilecek oyuncular bile aldıkları ilk teklifte Arsenal’den kopmakta bir sakınca görmüyorlarsa sorun daha derinlerde demektir.

Bir zamanlar İngiltere’den futbol konuşuluyorsa başarı tarafında ilk önce Man Utd ve Arsenal konuşulurdu. Bir süre sonra Chelsea Arsenal’in yerini alıp Arsenal’i bir sıra aşağıya indirdi. Son yıllarda Arap sermayesinin takımı olan Man City de Arsenal’den önce konuşulur oldu Premier Lig’de. Şimdi de Arsenal konuşuluyor ama başarısızlığı ve bu dibe vuruşuyla. Bir zamanlar ezeli rakipleri Tottenham Arsenal’e yaklaşmaya çalışırken artık bu iki takım hemen hemen aynı seviyede diyebiliriz. Ama Tottenham’ın üstün başarısı ile değil Arsenal’in rezil dibe vuruşu ile oldu bu. Ve ne yazık ki bunun sebeplerinin ortak noktası hepsinin içinde Arsene Wenger olmasıdır. Evet 2000 li yıllarda yaşanılan başarıların mimarı olarak Arsene Wenger’in hakkını veriyorsak, şu andaki başarısızlığın müsebbibi olarak kendisini görmemiz hiç de yanlış değil. İşin kötü yanı, Wenger her geçen yıl kendisine duyulan saygıyı yaptıkları ya da yapamadıklarıyla azaltıyor. Bir futbolsever olarak da benim içimi acıtıyor bu durum….