Sayfalar

21 Ekim 2010 Perşembe

LAWRENCE' IN KAZMA KONUSUNDAKİ YASASI (OKU-ŞAŞIR!)

Bugün Google'ın özlü sözler kısmında gördüm Lawrence'in kazma konusundaki yasalarından birini gördüm.Merak ettim acaba kazma yasalarının diğerleri neymiş diye. Bildiğin Galatasaray'ın kazmalarını açıklamış. Açıkçası okuyunca tam bizdeki kazmalara uygun olduğu kanısına vardım. Buyrun okuyun:

1. Kazdığın çukur ne kadar derinse, çukuru tekrar doldurduktan sonra dışarıda eskisinden o kadar daha çok pislik kalır.

2. Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir. (Gidiyor zaten)

3. Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir. (Şu durumdan daha kötüsü var mıdır ama artık bir yerde dur denilsin, denmezse zaten kazmaların yerinde yeller esecek.)

4. Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır. (Bizde olasılıktan bol ne var, Hakan Şükür, olmadı Fatih Terim, olmadı Tugay Kerimoğlu, olmadı Daum, olmadı Hikmet Karaman, ama sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır.)

5. Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır. (Şu derbi öncesi takımın başına adam gibi bir teknik direktör gelmesinin istenmesine rağmen bu olasılığın gerçekleşme yüzdesi her geçen gün azalıyor.)

6. Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır. (İçimden bir yerlerden en kötü durum eğer kazmaların gitmesiyse ben razıyım diyor ama kıyamıyorum yine de takıma ve taraftara.)

7. Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir. (Bizim teknik direktör getirme işimiz Süleyman Demirel'in hükümete gelme seferi gibi oldu. Kovduğumuz tekrar başımıza geliyor.)

8. Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi. (Rijkaard gibi adamı kırdık, daha ne olsun...)

Galatasaray'ın şu geçen 2-3 aylık durumunu ve son günlerde yaşanılanları bir hatırlayın. Bildiğin Galatasaray'ın ve Galatasaray'daki kazmaların durumunu anlatmış sevgili Lawrence. Büyük adammış vesselam...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Rijkaard'da Son!

"20 Ekim 2010 tarihi itibarıyla Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard, antrenörümüz Johan Neeskens ve yardımcılarıyla yaptığımız karşılıklı görüşme sonucunda yollarımızı ayırma kararı vermiş bulunuyoruz...

Bugüne kadarki çalışma sürecimizde iş disiplini, çalışkanlığı, insanlığı, kimlik ve kişiliği ile karşılıklı ilişkilerimizde hiçbir sıkıntı yaşamadığımız, tecrübe ve birikimini bizimle paylaşan Sayın Frank Rijkaard’a Galatasaray’a verdiği emek ve mesaisi için teşekkürü borç biliriz.

Çalışması ve beyefendi kişiliğiyle birlikte olduğumuz süreçte futbol adamlığı ve ustalığını, bu konuda deneyimlerini ve görüşlerini aynı ortamlarda soluduğumuz antrenörümüz Johan Neeskens’e Galatasaray camiasına katkıları, emeği ve çalışması için müteşekkir olduğumuzu belirtiriz.

Her iki ustanın yanısıra teknik heyetimizde yer alan Alberto Roca Pujol ve Carlos Quadrat’a da bugüne kadar kulübümüz bünyesinde vermiş oldukları mesaileri için teşekkür ederiz. Galatasaray Spor Kulübü"

Gelişi her isimli teknik direktörde olduğu gibi şaşalı ve ses getirici idi. Beklenti doğal olarak çok yüksekti. Taraftar olabildiğince sabır gösterdi ama futbolcularla birlik beraberlik içerisinde olamadı, sakatlıklar hep köstek oldu, belki de takım içerisinden darbe yedi ve ne zamanki taraftar yönetimi hedef aldı, o zaman bileti kesildi. İnşallah bundan sonra kariyeri boyunca yaşadığı en kötü performans burası olur. Fakat nasıl bir milletsek Rijkaard'ı da kendimize benzettik. Nasıl başarabiliyorsak...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Rijkaard Görevden Alınsın! (Vol:2)

3 Ekim itibari ile "Rijkaard Görevden Alınsın" diye bir yazı yazmıştım. Eminim ki o zaman başlığı görüp yazının içeriği hakkında herkes Rijkaard'ın kovulması gerektiğini düşündüğüme istinaden yazıyı okumuşlardı. Ama benim dediğim Rijkaard'ın kovulması için şartların tamamen uygun olduğu ancak futbolcuya dayalı düzenin yıkılması için bu icraatın beklemesi gerektiği idi. O zaman şartlar müsaitti, ama şu anda durum o zamankinden daha da müsait ve son yenilgiden sonra yapılan açıklamalar şunu gösteriyor ki, eğer yönetimden bir kontra gelmezse Rijkaard'ın Galatasaray çatısı altındaki yolculuğu yarın itibar ile sona erecek.

Rijkaard'ın Galatasaray'a gelmesi ile söylenmeye başlayan total futbol, futbolcuya değil sisteme dayalı bir futbol, pozitif oyun, kişilikli futbol lafları yarın itibari ile sona erecek. Taraftar belki de Galatasaray'a kuruluşundan beri en önemli mutlulukları yaşatan iki isimden biri olan Fatih Terim'den bile daha çok destek gösterdi. Beklenti Rijkaard'ın aynı Derwall gibi olacağı idi. Ama olmadı, bu kulüp yapısı, bu düşünce yapısı ve futbol dünyasının bu kaos ortamı içinde Rijkaard da tutunamadı.
Hatalı mıydı? Bana göre belli noktalarda çok ciddi hataları oldu. Bu taraftar ona destek için 1 sezon boyunca bilerek ya da mecbur kaldığı için yapmak zorunda kaldığı onca hataya rağmen bir hayat belirtisi olmasını bekledi futbol takımında. Bu belirti seri galibiyet, şampiyonluk, Avrupa'da başarı falan değildi; iyi bir sistem, güzel bir oyun, yapılması gerekeni yapan, sahadaki oyunu iyi okuyan, altyapıya önem veren bir teknik direktör idi. Altyapı olayı ileriye dönük başarısı görülebilecek bir icraat ama Rijkaard takım üzerinde bir sistem oturtamadı ya da daha doğrusunu söylemek gerekirse takım içindeki oyuncuların kimyasına uyan sistemi bir türlü bulamadı. Bununla birlikte Türkiye'deki futbolcu profilini ve düşüncesini bir türlü tanıyamadı ya da tanımaya gerek duymadı. Bunu kimse anlatmadı O'na. Denmedi ki "Hoca burası İspanya değil, burada futbolcularla devamlı ikili konuşacaksın, onları gerekirse pohpohlayacaksın, takım içinde yerlileri yabancıları ayırmayacaksın hatta yerlilerin liderlerine onların değerlerini devamlı anlatacaksın, anlatacaksın ki onlar da seni sevsin, aman hoca gitmesin desinler, burada profesyonellik bu kadar". Eminim ki, Galatasaray'da Rijkaard'ın gitmesinin bir numaralı sebebi bazı! futbolcuların onu sevmemesi ve saha içinde alttan alttan takımı dinamitlemesi. Rijkaard da sağolsun kaybedilen maçlarda futbolcuları eleştirmesi ile futbolcuların bunu yapmasına katkı sağladı. Çünkü futbolcu biliyor ki yönetim de taraftar da ilk önce futbolcuya değil teknik direktöre faturayı kesecek yeni gelen ile tekrar yeni bir sayfa açacaklar.

Şimdi Adnan Polat yönetimine gelmek lazım. Daha sezon başında Rijkaard ile sözleşme yapmayı düşünen başkan ne oldu da şimdi O'nu kapının önüne koyabildi? Acaba stadda keserin sapı Rijkaard ile birlikte kendilerine döndüğünü ve bunun giderek artacağını düşündüğü için mi bu uygulamaya gidildi? Sakatlık olayı tamamen antrenman programlarına ya da darbelere bağlı olduğu düşünülse veya söylense de özellikle yabancı futbolcu transferlerinde, transferi düşünülen futbolcunun sakatlık geçmişi kıstasını belki de en sona koymak hangi transfer politikası düşünülerek yapıldı? Rijkaardlı takımın geçen sezonun sonunda oynadığı futbol şu anda oynanana göre biraz daha iyi sayılsa da bilinen Galatasaray futbol mentalitesinin çok çok uzağında iken neden güvenilip devam edildi de şimdi o güven bir anda yokoldu? Şu an sahada oynanan futbol o zamankinden çok çok kötü değildi. Tamam takım öyle böyle galip geliyordu ama oyun ya da sistem veya olmayan sistem o zaman da aynıydı. Keserin sapı olması gereken gibi yönetime de döndü de ondan destek çekildi ve işin sonuna gelindi.

Peki Rijkaard gidecek de takım şaha mı kalkacak? Elinde sihirli değnek mi var lafını geçiyorum açıkçası kalkabilir. Hatta bir de takımdaki futbolcuların çoğunluğunun istediği bir teknik direktör olursa yeme de yanında yat durumu olabilir. Çünkü bizdeki sistem futbolcuya dayalı. Çünkü ben Rijkaard'ın takım içerisinden ciddi biçimde sabote edildiğini düşündüğüm için yeni teknik direktör ile o koşamayan, iki adım ötedeki topa ayağını uzatamayan, antrenmanlarda amiyane bir tavırla yayan bazı futbolcular ciddi ciddi oynamaya başlarlar. Artı takımda Rijkaard ile 11'e girme ümitleri sona eren futbolcular yenisine kendilerini ispat etme derdinde olacaklar. Hatta sakat olan bazı oyuncular zamanından önce iyileşip takıma tekrar girebilirler. Ama tüm bunlar Rijkaard takımı iyi antre etmişse olabilir.

Fatih Terim, Tugay Kerimoğlu, Hikmet Karaman, Ersun Yanal. Tugay gelirse aynı Bülent Korkmaz gibi, aynı Ümit Davala gibi O'na da yazık eder yönetim. Fatih Terim'in olacağını sanmıyorum çünkü yönetim gerektiğinde lafını geçirebileceği bir teknik direktör ister. Fatih Terim, eğer değişmemişse Adnan Sezgin'i istemez. Adnan Polat da sevgilisini geri plana almak istemez. Hikmet Karaman zaten Fatih Terim-2. Aynı Daum gibi Yılmaz Vural gibi Köln Spor Akademisi mezunu. İşin okulunu okumuş bir teknik direktör. Yönetime biat edebilecek bir tip ama futbolculara söz geçirebileceğini, sıkıntılı anlarda kaso yönetimini yönetebileceğini düşünmediğim için olmasını mantıklı bulmuyorum. Ersun Yanal ise Galatasaray taraftarına kendini kabul ettirmek için sıkı çalışabilir. Ama bu isim açıklanırsa Galatasaray yönetimi ile taraftarı artık tamamen karşı karşıya gelir ve en küçük bir sıkıntıda bu ikili arasındaki ipler tamamen kopabilir. Aslında bu isimler ya da öne çıkmayan başka bir isim olsa da takımda bir silkelenmeye yolaçacağı kesin.

Rijkaard gidiyor büyük ihtimalle, bu sezondan da şu futbolcu kadrosu ile fazla beklenti içerisinde olmamak en güzeli. Zaten beklentisi olan Galatasaray taraftarı var mıdır ondan da emin değilim. Son olarak demek istediğim, Rijkaard 1,5 yıl Türkiye'de kaldı ama ne Türk futbolunu öğrenebildi, ne Türk futbolcusunu tahlil edebildi, işin sadece teknik taktik kısmında kaldı onu da başaramadı, doğal olarak da gitti tabi Adnan Polat ve yönetim son anda sürpriz bir kontra yapmazlarsa...