Sayfalar

19 Eylül 2010 Pazar

Böyle Yaparsan Top Diye Seninle Oynarlar Sayın Çakır!

Amatör kümede olsa bile hayatının belirli bölümünde saha çimlerine ayağını basmış, az ya da çok bu işle ciddi anlamda uğraşmış olanlar bilirler ki, sahaya çıkıldığında hem rakip tartılırken hem de hakem tartılır. Takımdaki "kodaman" oyunculardan biri ya da birkaçı aleyhlerine karar verilmesine karşılık, kendileri de kararın doğru olduğunu bilmelerini rağmen itiraz ederler. Burada amaçlarından biri, hakemi daha sonra oluşabilecek benzer pozisyonlarda tesir altına almaktır. Ama asıl amaç, hakemi disiplin açısından tartmaktır, el-kol yaparlar, bağırırlar hatta biraz daha ileriye gidip yönetimlerini tiye alan veya sorgulayan küfüre varan laflar savururlardı. İşte hakem o noktada disiplinini ortaya koymazsa ya da futbolcuyu elle kolla okşaya okşaya "bak yavrum yapma" der gibi hareketleri olursa, lafları duyup gülümserse ederse işte o anda o hakem için maç hele bir de iddialı bir maçsa her geçen dakika içinden çıkılmaz dibi simsiyah bir kuyuya dönüşürdü. Hakem tam tersi bir tavır sergileyip çat çat sarıları çektiği anda o maçta anında sular durur, herkes hakemi etki altına almayı bırakıp adam gibi sadece oyun düşünmeye başlarlar.

Bunu niye diyorum? Bu akşam oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçında hem Fenerbahçelisi hem de Beşiktaşlısı maçın hakemi Cüneyt Çakır'ın maç yönetiminin özellikle disiplin anlamında sıkıntılı olduğunu söyledi. Herkes tarafından İbrahim Üzülmez'in, Bilica'nın vs. itirazlarında hakemin kartlarında geç kaldığından dem vuruldu. Vuruldu ama işin başlangıcı olan kimsenin ağzında değil. Dakika daha 2 ya da 3; Emre Belözoğlu yaprtığı faulden sonra el, kol, laf, bağırış, çağırış ne varsa yaptı hakeme. Hakem ilk dakikalar diye belki işi idare etti ama sonraki belki beş altı pozisyonda aynı şekilde hareketlerine devam etti. Hakem olarak o anda o futbolcuyu cezalandırmazsan, susturamazsan, daha sonra sahadaki tüm futbolcular hakem tesir altına alınabilir diyerek hem topla oynarlar hem de top diye seninle oynamaya başlarlar ve Avrupa'da nice güzel maçlar yöneten ve yönetmeye devam eden hakem maskara olur çıkar maçtan. Ama işi idare edeyim, ne şiş yansın ne kebap modunda sana oynayan futbolcuya "ben seni top diye oynarım." diyemezsen böyle olmaya devam eder. Emre değil bu sadece, Kewell'da da mesela aynı olayı yapmaya çalıştığını sezinliyorum. Ama tabiki Emre ile Kewell'i bu anlamda aynı kefeye koymam kesinlikle mümkün değil.

3 yorum:

C3Moi dedi ki...

benden 8 küfür 6 bela yedi

M.T dedi ki...

hakemler o yeşil zeminde en çok acıdığım insanlardır. düşünsene evsahibi takımın binlerce taraftarı var, deplasman takımı bile bir destekle gelmiş. saha içinde 11'e 11 iki rakip ve sen yardımcılarınla teksin. evet o sahada destek görmeyen tek isim hakem. umursanmayan tek isim hakem. verdiği kararlar kadar vermediği kararlar da etkili olan tek isim hakem. ''hatası olmadığı zaman'' bahsedilmeyen tek isim hakem. türkiye şartları, futbolcu insiyatifleri, taraftar baskısı gibi faktörleri devreye koyarsak daha doğrusu ben kendimi bu akşam cüneyt çakır'ın yerine koydum; ağzımda düdük, ortasahanın ortasında çakılır kalırdım. tabii ki onların psikolojisi farklı, bunun bir eğitimi var. ama hakemsen 1 dakika önce seni alkışlayan birinin, 30 saniye sonra annenin hatrını sorma ihtimali var:) zor iş yahu..

godzi1982 dedi ki...

Nacizane fikrim hayatın her alanında olduğu gibi yaptırımları artırmak lazım.Futbolcu maçı bırakıp senle mi uğraşıyor ver sarıyı sonra devam ederse kırmızıyı ve bunu bütün maçlarda bütün hakemlerle beraber devam ettir(tabi mhk ve federasyonun mutlak desteğiyle)bak bakalım ne kasap kalır ne hakemin üzerindeki baskı