Sayfalar

15 Ağustos 2010 Pazar

Galatasaray'da Değişim Rüzgarı!!!


Geçen sezonun ilk 3-5 maçı güzel bir şekilde geçti. Yapılan transferler ve teknik direktörün namının verdiği rüzgar ile o şekilde olması da normaldi. Aynı durum şu an için Beşiktaş'ta mevcut. Bu rüzgar yavaş yavaş dinmeye başladı daha sonra. Görüldü ki takım, rakip eğer azıcık dirençli olursa öne geçse bile skoru koruyamama hastalığına yakalanmıştı. Daha da önemlisi öne geçtiği maçlarda skor üstünlüğünden sonra orta sahayı rakibe bırakma ve geriye çekilme özelliği başladı. Bunun Rijkaard tarafından söylenmediği kesin. Ancak saha içerisinde üzerine Galatasaray forması olan oyuncularda kendine güvensizlik başlamışsa olay buna dönüşür ki dönüştü. Zaten ligde üç büyüklere karşı oynayan takımlar azıcık topla oynamaya başladı mı gerisi geliyordu. Olabilir dendi o zamanlar ara transfer döneminde bu sorunun giderileceği düşünüldü. Ligin ikinci yarısı başladı fakat değişen fazla birşey olmadı. Yine taraftar skor olarak önde giden maçlarda bile acaba ne zaman gol yiyeceğiz diye bekler oldu. Ama takımın başında Rijkaard'ın olması tepkileri engelledi her zaman. Ama nedense takım bir türlü topu hakimiyeti altına alamadı öne geçtiği maçlarda ki denilen her zaman Galatasaray'ın maç alabilmesi için en az iki gol atması gerektiğiydi. Öne geçince gol yememe üzerine değişen taktik devam ettirildi sezon sonuna kadar ve sezonun bitmesine 3-5 hafta kala ringin orta yerine havluyu attı Galatasaray. Taraftar iyimserliğini korudu yine. Çünkü yalan yok beklenmeyen aşırı derecedeki sakatlık haberleri belini büktü kulübün ki sezon başladığında en alternatifli kadro olarak bahsediliyordu. Geçtim ligi, sorun takım içerisindeki oyuncuların ya da oyuncu mentalitesinin kesinlikle Galatasaraylılık ruhuna uymayışıydı. Orta sahanın ortasındakiler ne kadar iyi niyetli olarak oynasalar da mentalite olarak Galatasaraylı değillerdi. Her neyse sezon bitti, yeni sezon yeni umut dendi. Özellikle takımın eksik olan bu yönünün giderileceği transferler yapılır diye beklendi. Ama transfer komitesinin başında öyle bir adam vardı ki, "gelin Ronaldinho'yu size 1 milyon euro'ya verelim" deseler "yok 500 bin euro olsun" kafa yapısında olan bir adamdı. Cana, Pino ve bilimum Türk oyuncu alındıktan sonra tek soru yine bu futbolcuların Galatasaray forması giyecek kafa yapısına sahip olup olmadığıydı. Üstüne bir de Haldun Üstünel'in yaptığı transferleri birer birer göndermeye başlandı. Harry ne kadar profesyonel olsa da forma numarasının başka futbolcuya verilmesi nedeniyle sükutu hayale uğradı. Harry oynarsa sadece taraftar için oynayacaktır o kesin bundan sonra. Daha en başında OFK maçında yukarıdaki anlattığım açıdan bir arpa boyu yol alınamadığı yine belli oldu. Sahada yine oyun yok, yine sistem yok, sadece Arda'ya bırakılmış bir oyun var. O zaman geçen sezona göre pozitif anlamda değişen ne? 5-1 lik OFK maçında Galatasaray'ın oyununu, sistemini farklı skora rağmen ben anlamadım. Anlayan varsa helal olsun. Bu sezon taraftar yine maç bitene kadar tüm duaları edecek gibi görünüyor.

Rijkaard da maç içerisinde yaptığı veya zamanında yapmadığı değişiklikler açısından iyi düşünmesi gerekir. Ama asıl şapkasını önüne koyması gereken Adnan Polat yönetimidir. Yönetim, planını nasıl yaptı bilmiyorum ama amaç eğer az maliyet ile kadro kurmak ise M. Topal'ı 5 milyon euro'ya satıp, Cana'yı 4.5 milyon euro'ya satın almak bu planlamayı baştan baltalamaktır. Üstüne bir de halen daha transfer yapılacak sözleri de ilginç. Bu saatten sonra alınan oyuncu takıma uyana kadar ilk yarı biter. Bıraksınlar bu lafları, eldekilerin iyi hazırlanmasını sağlasınlar. Baptista'ymış, Ledesma'ymış, hatta hatta Rosicki'ymiş. Geçiniz efendim bu saatten sonra hangi kulüp elindeki iyi oyuncuyu bırakır? Alınanlar da bir işe yaramaz.

6 yorum:

eeyore dedi ki...

bu dakikadan sonra alına futbolcuların işe yaramayacağına inancına hak veriyorum. merakla da beklyorum kimi getirecekler diye. birkaç hafta sabretmek lazım bu takıma her şeye rağmen ilk maçlarda böyle şeyler yaşanabiliyor. bakalım birkaç hafta geçsin neler değişeck

ozhano dedi ki...

İki gün önce oluşturulmuş bir takım değil ki ortada olan. Geçen sezondan beri birbiriyle oynayan oyunculardan oluşmuş bir takım. Bu takımın oynamasını bu taraftar halen daha beklesin bakalım...

Pisburun dedi ki...

- Adnan, gel Ronaldinho'yu size 1 milyon euro'ya verelim
- Yok 500 bin euro olsun
İşte budur Galatasaray'ın transfer taktiği

eeyore dedi ki...

@ozanho

aklıma sabretmekten başka bir çözüm gelmiyor an itibariyle:)) o yüzden sabretmeli yazdım.

haftaya galatasaray-bursaspor maçı var. sami yen yine lunapark gibi olur, bursa için bir cehennem yaratılamazsa. yani iç saha avantajı diye bir durum artık galatasaray için söz konusu olmazsa o zaman bu sene orta sıralar için mücadele eden bir takımız kabullenelim diyeceğim. umarım dediklerim çıkmaz da sami yen eski günlerdeki gibi ateşler içinde yanar

Adsız dedi ki...

Yönetim çıkar, transferler yolda bekleyin der;
Teknik direktör çıkar, daha iyi oynayacağız, eksikliklerimizi gidereceğiz, bekleyin der,
Taraftar çıkar, daha sezon başı, takım daha oturmadı, bekleyin der.
Beklemekten, her maçta tırnaklarımı yemekten bıktım ben. İyi yöneteceklerse yönetsinler, yönetemeyeceklerse yönetmeye talip çok, onlar beklemesinler, bırakıp gitsinler.

ozhano dedi ki...

@adsız
İlk üç cümlene diyeceğim fazla birşey yok. Çünkü her zaman söylenen laflar bunlar. Ancak, yönetirlerse iyi yönetsinler yoksa defolup gitsinler tarzında sığ düşüncelerin ortaya çıkardığı çözüm ile iyi bir sonuca ulaşılamayacağı kanaatindeyim. Bu çözüm şu anda kulübe yarardan daha çok zarar verecektir ki bu düşüncedeki taraftar da takımın ileriye gitmesine değil, köstek olmasına neden olur. Yine de yönetememe olayını yönetim için diyorsan eyvallah derim ama Rijkaard takımı iyi yönetemiyor diyorsan elindeki hamuru görünce biraz abartı kaçıyor.