Sayfalar

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Kaostan Başarı Çıkar mı?

Aslında geçen sezonun sonundan belli gibiydi bu sezon başlangıcında olacaklar. Ama bu kadar sancılı olacağını düşünmemiştim açıkçası. Tüzük çalışmalarında yönetimin kongre üyelerinden kroşe yemesi, üstüne Haldun Üstünel'in istifası ve beklenen o 5! transferden şu ana kadar sadece birinin gerçekleşmesi ve ortada dolanan isimlerin bayağılığı taraftar ile yönetimin arasını açtı. Pino diye Dos Santos'tan vazgeçmek, Harry gibi dört dörtlük bir profesyonelin bir türlü gönlünü edememek, kaleci sanılan ama artık ne olduğu iyi bilinen Leo'dan kurtulamamak, altyapıdan gelip Galatasaray'ın geleceği olarak görülen 3-4 oyuncunun o kadar emekten sonra yollanması, sağ tarafta her sezon sıkıntı çekerken Uğur gibi bir oyuncunun tam sakatlıktan kurtulmuş ve formunu tuttuğunda ne kadar etkili olduğunu bilirken satmak, taraftarın asıl bu takımda yer almasını beklemediği Barış, Ayhan, Sarp, Zan gibi oyuncuların halen daha kadroda tutulması sıkıntıların odak noktası olarak görünüyor. Keita'nın gidişini her ne kadar satılmasına bazılarımız tepki gösterse de yönetimin başarıyla sonlandırabileceği bir hamle olarak görüyorum. Ama şu an başarılı oldular diyemiyorum; onun yerini onunla aynı kalitede ama satıldığı fiyattan daha uygun biriyle doldururlarsa evet yönetim bu hamlede başarılı olmuştur diyebilirim.

Aslında bana göre bunların hepsinin temelinde Adnan Sezgin'in tekrar transferde söz sahibi yapılması var. Sezgin, Üstünel gibi bir Galatasaraylı değil. Bir profesyonel demek de açıkçası bu işin profesyonellerine de hakaret olur gibi geliyor. Üstünel'deki ikna yeteneğinin ya da presentabllığın onda biri kendisinde yok. Çünkü futbolcu olsun t.d. olsun ne transferi yapılacaksa karşı tarafta ilk anda oluşturulacak intiba çok önemlidir. Üstünel'deki at kuyruğu saçlar bile yabancı oyuncuların Türkiye'ye olan ve bilinen bakışlarının değişmesinde ve rahatlamalarında, doğal olarak da transferlerin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynuyordur bana göre. Bu durum Türkiye sınırları içerisinde bir artı olarak görülmeyebilir. Çünkü Sezgin de Üstünel de camiada ismi olan insanlar ve birinin ayağına gidip transfer isteğinde bulunmaları bile önemli ama iş sınır dışına çıkınca Üstünel duruşu, konuşması vs. ile Sezgin'in bir kaç adım ötesine geçiyor. Üstünel bir yabancı oyuncuyu ikna ederken ilk önce takımın vizyonundan, takımdaki futbolcuların misyonlarından konuşmaya başlayıp karşı tarafı istediği kıvama getirdikten sonra paraya geçiyor; Sezgin ise profesyonel! olduğundan olaya doğrudan maddi anlamda istediğini ne kadar aza alabilirim gözüyle bakıyor ama karşı taraf da bir albeni görmediğinden fiyatta indirime falan gitmiyor. Tabiki transfer görüşmelerinde ben yokum ama transfer edilen oyuncuların açıklamaları bu düşüncemi destekliyor. Hatta bir adım daha öteye geçersek, maalesef Sezgin ilk bakışta gerek konuşması gerekse vücut dili ile bir kabadayıyı ya da sarhoşu andırıyor. Çok sert bir laf oldu ama benim gördüğüm bu.

Diğer yandan bu bloga yazmaya başladığımdan beridir belirttiğim eğer Galatasaray güçlü olmak istiyor ise yerli futbolcuların baskın, yabancı futbolcuların da tamamlayıcı olduğu bir takım kurması fikrinin temelleri için bu dönem bir başlangıç olabilir. Alınan yerli futbolcuların, Kleve maçı tabiki ölçü değildir ama form tuttuklarında Galatasaray'a faydalı olacakları aşikar. Ancak alınacak yabancı oyuncular eğer Türkiye'yi ve Galatasaray'ı yan gelip yatılacak bir yer olarak bellerlerse bu sezon da geçen sezondan farklı olmayacaktır.

Ve son olarak Rijkaard. Türkiye'de ne futbol takımları ne de futbolcular demokrasi ile yönetilmeye alışmamış. Ya eli maşalı olacaksın ya da futbolcuların suyuna gidip kendini sevdireceksin; futbolcu da iyi olalım da t.d. gitmesin böyle iyi diyecek. Buradan hareket ile Rijkaard ne zamanki eli maşalı olur, ne zamanki saha kenarında ıslık çalmaktan bir adım daha öteye gidip vücut hareketleri ile sahanın içindekileri gaza getirir işte o zaman birşeyler olabilir. Her ne kadar yapılan haber kulüp tarafından yalanlansa da Rijkaard'ın Sezgin'e transfer yapılamamasından dolayı posta koyduğu haberini okuyunca işte bu, saldırgan ol biraz be koç dedim. Biz maalesef ki ancak böyle muamaleden anlıyoruz. Fakat korkum o ki bu Sezgin gene takıma ucuz diye yeni İnamotolar getirecek.

2 yorum:

Seçkin Deniz dedi ki...

Adnan Sezgin hedef adam oldu, Haldun Üstünel'i sevenler ve diğerleri.

Lenovo Warcraft 3 Ligi

ozhano dedi ki...

Adnan Sezgin yaptıklarıyla ve tabiki yapamadıklarıyla kendi kendine kendini hedef haline getirdi. Haldun Üstünel seviliyor diye O sevilmiyor değil. O, ruh olarak, duruş olarak, yapı olarak Galatasaray taraftarının çoğunluğuna uygun bir isim değil, ve o nedenle sevilmiyor. Kısacası fıtratı Galatasaray ile bağdaşmıyor. Üstüne bir de geçmişte adının karıştığı olaylar kendisini bir adım daha aslanların önüne yaklaştırıyor.