Sayfalar

23 Mayıs 2010 Pazar

Yar Gidiyor musun? Gitme; İçimde Bir Korku Var. Biliyor musun Böyle Başlar Ayrılıklar...


Yar gidiyor musun?
Gitme; içimde bir korku var
Biliyor musun?
Böyle başlar ayrılıklar

Gel biraz; kokunu bırak
Baharımı al; soğuktur oralar
Aglıyor musun?
Aglama, hayırlar ugurlar

Gurbete giden döner mi dönmez mi?
Belli degil bilirim
Ben bir karaagaç gölgesi buldum,
Cebimde ümitlerim.







Kewell ile taraftar arasındaki sevgiyi ne güzel de anlatıyor şu Karaağaç şarkısı. Kewell Galatasaray'a geldiğinde taraftar tarafından bu kadar sevilebileceğini hiç düşünmemiştir herhalde. Futbol bilgisi ve maçlardaki performansı zaten tamamdı ama onu taraftarın gözünde diğerlerinde ayırt eden sanırım saha içindeki duruşu, adamlığı, kişiliği oldu. O kadar sevdik ki, durumunu bile bile sezon ortasında onun gönderilmesini engellemek için taraftarca elimizden geleni yaptık. Yani orada mantığımız değil gönlümüz ön plana çıktı. Eski sakatlığı nüksedince kendisi de, taraftar da, yönetim de biliyordu Kewell için Galatasaray'da sonun yaklaştığını. Ama bunu hiç bir zaman söyleyemedik kendimize. İyileşir muhakkak diyerek bekledik. Onun için takımın en golcü oyuncusu Nonda'dan vazgeçtik. Jo'larla Dos Santos'larla falan takılmak zorunda kaldık. Onlar da bizlerle takılmak yerine İstanbul gecelerinde kızlarla takılmayı tercih ettiler. İşte o zaman daha iyi anladık Harry'nin, Baros'un takım için ne demek olduğunu.

Ama dediğim gibi Harry'nin yeri her zaman ayrıydı. Galatasaray'daki sağlık kurulu mu desem ne desem o grubun da muhteşem başarısıyla dönmesi gerekenden 3-4 hafta sonra yeşil sahalara dönebildi. Başka bir futbolcu olsa belki Dünya Kupası'nda oynayabilmek için Galatasaray'da son zamanlarda oynamak istemedi diyebilirdim ama işte isim Harry olunca insanın aklına böyle ucuz numaralar gelmiyor.


Harry artık iyileşti, oynamaya hazır deniyor. Müzmin sakat, onu zaten biliyoruz, ama ne bileyim yine bir kalemde vazgeçemiyoruz kendisinden. Dünya Kupası'nda oynayacak büyük ihtimalle. Her ne kadar transfer komitesi kendisiyle sözleşme yapılmayacağını söyleseler de, halen daha bazı yöneticiler Dünya Kupası'nda performansını görüp ona göre hareket edileceğini belirtiyorlar. Açıkçası Dünya Kupası'nda iyi bir performans sergileyecek bir Kewell da artık kapı dışarı edildiği takıma geri dönmez. Onu tek döndürecek Galatasaray taraftarı olabilir. Ama eşi İngiltere'de olan bir insan da ailesinden daha fazla uzakta kalamaz gibi geliyor bana.

Gelelim işin duygusal değil de mantık kısmına. Açıkçası yeşil sahada olduğu dakikalarda, sakatlığın vermiş olduğu dezavantajlara rağmen hem Türkiye'de hem de Avrupa'da başarılı işler yaptı. Eğer iyileşebilirse ya da iyileştiyse Galatasaray'ın kadrosunda olması alternatiflik açısından önemli ama her an sakat olup takımı yalnız bırakmasına hazırlıklı olunması lazım. Bu nedenle aynı bölgede Harry kadar etkili olabilecek alternatif bir isim olması lazım. Bu durum, Harry'yi Galatasaray'da tutma amacı güdülerek yapılmış bir düşünce olabilir.

Farkındayım halen Harry Galatasaray kadrosunda olacakmış gibi yazıyorum. Ama dedim ya bir anda vazgeçmek kolay değil. Eğer Harry ile yollar ayrılmışsa kulüp yönetimi kimsenin beklemediği bir hareket yapsa, Ali Sami Yen'de Harry'nin de olacağı bir akşamda onunla onu çok seven taraftarı son kez GS forması altında biraraya getirse. Olamaz mı yani?

Tabi burada eeyore'nin Harry'nin gidişi ile ilgili yazıda olduğu gibi Hasan Şaşların, Hakan Şükürlerin, Bülent Korkmazların günahı neydi o zaman denebilir. Ancak bunlarla ayrılış şekillerini bir hata olarak görüyorsak bir yerden başlanabilir ve Harry bu başlangıç için çok güzel bir örnek olur...

2 yorum:

Cenky dedi ki...

Sen ne güzel bir adamsın ya dost...

ozhano dedi ki...

Konuya değişik bir açıdan bakmışsın gerçekten. Ben hiç düşünmemiştim bunu.