Sayfalar

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Bursaspor'un "Onur"lu Şampiyonluğu


Başlığı spor gazetelerine benzer bir şekilde atmak istedim. Fenerbahçe şampiyon olsaydı onursuz mu olacaktı tabiki hayır ama Trabzonspor kalecisinin bu seneki şampiyonun belirlenmesindeki en önemli referans olacağı belliydi.

Bu Fenerbahçe'nin son maç sendromu şansla, taktikle, oyun okumayla, stresle, onunla bununla açıklanacak bir olay değil. Hem de daha yakın bir tarihte aynı acıyı yaşayıp şampiyonluğu ezeli, rakibine bırakmışken. Türkiye'nin %90-95'i hele maçtan önce Trabzonspor Başkanı ve bazı oyuncularının söylemlerinden ve ligdeki performansına bakarak Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu tebrik etmek için bekliyordu. Maç normalde 4 ya da 5-1 Fener lehine bitecekken Onur diye bir kaleci çıktı, şampiyonluk kupasını Fenerbahçe'den alaacağım dedi, Guiza da "verelim kupayı ne olacak" diyince Daum kupayı tepsiye koydu, keser-sap olayı oldu, tarih bir tekrarı yaşattı tüm futbolseverlere.

Diğer taraftan Bursaspor'un hafta içindeki açıklamalarda şampiyonluğa inanmışlıkları çok yüksek görünüyordu. Ama bu açıklamalar tabiki takımdaki sinerjiyi yakalamak ve yüksek tutmak için olduğu açıktı. Maçı üstün bir oyun ile 2-1 kazandılar. Doğrusunu söylemek gerekirse kendilerinin bile çok küçük bir yüzde olarak gördükleri şampiyonluğa ulaştılar demeliyim. Ama sonuçta Galatasaray'ı, Fener'i, Beşiktaş'ı yenen, yenmese bile kafa tutan bir takımın şampiyonluğa ulaşması kadar doğal bir şey yok ve şampiyonluğu hakettiklerini söylemek gerek. Kısacası sadece gönüllerin değil aynı zamanda çatır çatır ligin tescilli şampiyonu da oldular.

Bursaspor'un bu şampiyonluğu çoğu açıdan da büyük önem taşıyor. Bursaspor ile Beşiktaş arasındaki kavga bu şampiyonlukla biraz olsun hafifler diye düşünüyorum. Diğer yandan yıllardır Trabzonspor'un Fenerbahçe'ye olan, belki ağır olabilir ama doğru olan cümle bu, düşmanlıkları ya da hırsları 10 gün içerisinde oynadıkları ve Fenerbahçe'nin elinde görünen iki kupayı almalarıyla azalmıştır. Bu tarihten sonra yeni bir gerginlik olmadıkça bu maçlar daha rahat götürülebilecektir.
Fenerbahçe- Trabzonspor maçının son dakikalarında yaşanan anons olayı ise Fenerbahçe taraftarı ve futbolcuları açısından trajikomik bir durumun yaşanmasına neden oldu. Açıkçası böyle bir olayın yaşanması stadda şampiyon olduğunu zanneden taraftarın hem acısının hem de sinirinin bir kat daha artmasına neden oldu. Maç sonrası yaşananların kesinlikle bu olaya bağlı olarak makul görülmesi mümkün değil. İkinci kez bu acıyı yaşayan taraftara bu şekilde bir oyun oynanması maçtan sonra yaşanan infiale tam anlamıyla davetiye çıkardı ve olanlar oldu. Eğer bu anons stadda tel örgü olmadığı için maç bitince taraftar sahaya girip futbolcuları kovalar endişesiyle özellikle yaptırıldıysa yapılan hatanın açıklaması bile yapılamaz hale gelir. En kötüsü de Alex gibi bir futbolcunun staddan polis otosuyla hem de saklanarak çıkması oldu. Bir de hamile eşinin tribündeki üzüntüsü ve kızının o anlarda annesine olan bakışları canımı acıttı ne yalan söyleyeyim.
Sözün özü, istediğin kadar iyi ol, istediğin kadar iyi oyuncular al, paran pulun istediğin kadar olsun, taraftar sayısını falan geç, kazanırsın kazanırsın, aslanım kaplanım derler, sırtını sıvazlarlar, koskoca sezon gider 10 güne sıkışır, 3 kupaya talipken bir anda elin boş kalır. O yüzden hiçbir zaman büyük konuşmamak gerekir.

Bu arada Galatasaray da istikrarlı bir şekilde tamamladı ligi. İstikrarlı bir şekilde yine yenildi. 3. olarak bitirip ligi UEFA Ligine gidiyor gene. Yukarıdaki sözün özü kısmı tabiki Galatasaray'a da gidiyor. Bazılarının dediği gibi inşallah Rijkaard'ın Galatasaray'a faydasını aynı merhum Derwall'de olduğu gibi 5-10 sene sonra anlarız. Attığı kazığı anlamayalım da ben beklemeye razıyım...

Not: Yılmaz Vural'a gün doğdu. Yarın çıkıp "bu takımın başında ben olsam..." diye başlar. Belki de haklıdır.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Seççuk'un yaptığı 2-2 işareti değil, lütfen yanlış bilgilendirme yapmayın. Sağ eliyle victory işareti yapıyor, sol eliyle de artık hangi arkadaşına yapıyorsa, baş parmağıyla yüzük parmağını birleştirmek suretiyle .bne işareti yapıyor. Baş parmakla yüzük parmağı arasındaki iki parmak da açıkta kalınca sanki 2-2 dermiş gibi bir anlam oluşmuş :)

ejikulat dedi ki...

bursasporu tebrik ederek başlayayım sözlerime...
artık bu sezonla birlikte klasikleşen fenerbahçe son maç sendromu, son 2 dakika şampiyonum sanmak:), beyefendiliğine laf söylenemeyecek Ertuğrul Sağlam hocamızın yıldırım demirörene kapak olması, galatasaray ve beşiktaşın çöküşü vs vs... ligin son haftalarının tadı tuzu biberi herşeyi aslında...
ama stadı yakmak neyin nesidir Allah aşkına? yerlere göklere sığdıramadığınız alex'in polis arabasıyla staddan çıkması nedir?
aragones'den enkaz devraldı, galatasaray ve beşiktaşı yendi, fenerbahçeyi ayağa kaldırdı dediğiniz daumun kellesini istemek nedir peki?
tamam hem kupa hem de şampiyonluk kaçırmış olabilirsiniz, daumun avrupada fenerbahçeyle bişe yapamayacağından da emin olabilirsiniz ama geçen seneye oranla şampiyonluğu kıl payı kaçırmış bir insanın kellesini istemeyemezsiniz. adamı kov, hakkını yeme...
gelelim trabzonspor kalecisine...
burak yılmazın attığı golde kıçını bile kaldıramayan, maçlarda şov yapayım diye kaldıramadığı kıçını "madem kaldıramıyorum ben de indiririm" diyerek top tutmak için kullanan volkan demirel isimli mahlukata; milli takım için 1. kaleci tercihinin onurdan yana kullanılması isteğimizi hatırlatmak isterim.
kıçınla top durduruyodun ya hani, fenerbahçe taraftarı şimdi o kıçın peşinde volkan, zaman kötü kolla...
onur türk futbolu için büyük kazanç olur, üzerine düşülsün, harcanmasın...öyle sylva, jefferson fantezilerini bıraktığı için şenol güneş hocaya da ayrıca bir taktir borcumuz var ödeyelim.
ligin kaderine etki eden ve son haftaya kadar kafamızı bulandırıp bu heyecanı bize yaşatan tüm takımlara ve sporcu kardeşlerimize sonsuz teşekkür ederim...

kazım dedi ki...

hala daha coşkun devam ediyor:) helal olsun diyorum.